Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/6493 E. , 2024/1898 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/6493
Karar No : 2024/1898
DAVACI : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu (… Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in;
-2. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresinin, (c) bendinin birinci cümlesinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlesi,
-3. maddesi ile değiştirilen "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesi ile ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi ile üçüncü cümlesi,
-6. maddesi ile değişik "Ek 1: Değer Kaybı Hesaplaması" kısmının "Formül" başlıklı 1. maddesinin (Baz Değer kaybı=Aracın Rayiç Değeri x %19; Total Değer Kaybı=Baz Değer Kaybı x Hasar Boyutu Katsayısı x Araç Kullanılmışlık Düzeyi (Km) Katsayısı; hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeler) ve "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı 2. maddesine eklenen "Yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı talepleri" ifadesini içeren 8. fıkra;
-7. maddesi ile değiştirilen "Ek-2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" kısmı,
-8. maddesi ile değiştirilen "Ek-3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
DAVACININ İDDİALARI :
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın dava konusu Tebliğ'in 2. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (c) bendinin birinci cümlelerinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile (c) bendinin ikinci ve üçüncü cümlesine yönelik olarak, 2918 sayılı Kanun'a ve Yargıtay kararlarına göre trafik kazasında %100 sakat kalan bir kişi hem sakatlık teminatından sakatlık tazminatı alabilmekte hem de tedavi teminatından bakım gideri alabilmekte iken, Genel Şartlar'ın A.5. maddesinde yer alan düzenlemeyle bahsi geçen teminat içeriklerinin tek bir teminata indirgenmesinin Yargıtay'ın bakıcı giderinin sürekli sakatlık teminatı içinde değil, ayrı bir teminat olan tedavi teminatı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin yerleşik içtihatlarına aykırılık teşkil ettiği; 3. maddesi ile değiştirilen "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesine yönelik olarak, daha önce de benzer hükmün yürürlükte olması nedeniyle uygulamada sigorta şirketlerinin, ödemeyi geciktirmek ve süreci uzatmak için bu hükme dayanarak ödeme için öngörülmeyen ve gereksiz belgeler talep edebildiği, ödemenin yapılmaması halinde zarar görenin dava açması durumunda ise, anılan hüküm nedeniyle sigorta şirketlerinin dava şartı eksikliği iddiası ile davanın reddini talep edebildiği; 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesinde hangi belgelerin sunulmasından itibaren sürenin başlayacağı açıkça düzenlenmiş olup davalının sürenin ne zaman başlayacağını belirleme yetkisinin bulunmadığı, yasa koyucunun öngördüğü kuralın sigorta firmaları lehine genişletilmesine yol açan düzenlemenin Kanun'un açık hükmüne aykırı olduğu belirtilmiştir.
B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresine ve üçüncü paragrafına yönelik olarak, 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Şartlar'ın bazı maddelerinin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada, Danıştay Onbeşinci Dairesince verilen 27/06/2018 tarihli ve E:2015/6014, K:2018/6091 sayılı kararla Genel Şartlar'ın "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan "parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça" ibaresinin iptaline karar verildiği, her ne kadar Danıştay Onbeşinci Dairesince iptal edilen ibare "ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça" ibaresi ise de, Genel Şartlar'a eklenen "yeniden kullanılabilir parça" tanımı incelendiğinde, bu ibarenin esasen iptal edilen ibareden farkı bulunmayıp her iki ifadenin de halk arasında "çıkma parça" olarak bilinen parçalar olduğunun anlaşıldığı; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca bu Kanun'la öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, Türk hukukunda benimsenen fark teorisi gereğince zararın, malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile zarar verici olay meydana gelmeseydi bulunacağı durum arasındaki farkı ifade ettiği, zararın hesaplanmasında olayın zarar görenin malvarlığı üzerindeki olumsuz etkileri yanında olumlu etkileri de göz önünde tutulmak ve yararla zarar denkleştirilerek gerçek zararın bulunmasının ve tazmininin gerektiği, sigortalı gerçek kişinin aynı zamanda tüketici olması nedeniyle orijinal parça tercih etme hakkını ortadan kaldıran ve sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören üçüncü kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın çıkma parça ile değiştirilmesine imkan tanıyarak mülkiyet hakkına kısıtlama getiren ve yasal dayanaktan yoksun olan dava konusu düzenlemenin Anayasa'ya, Türk Borçlar Kanunu'na, Tüketici Haklarının Korunmasına Dair Kanun'a, Karayolları Trafik Kanunu'na, Danıştay Onbeşinci Dairesinin anılan içtihadı ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
6. maddesi ile değişik "Ek 1: Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı kısmının "Formül" başlıklı 1. maddesine yönelik olarak, değer kaybının, haksız fiil hükümlerine göre Yargıtay içtihatları dikkate alınarak ve gerçek zarar üzerinden hesaplanması gerektiği, davalı idarenin bu kriterlerden uzak ve sigorta şirketlerinin lehine olan tek tip hesaplama yöntemi düzenleme yetkisinin bulunmadığı, araç işletenin Borçlar Kanunu'nda düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre gerçek zarar üzerinden belirlenen değer kaybından sorumlu olmasına karşın sigorta şirketlerine ayrıcalık tanınarak ayrı bir hesaplama yöntemi belirlenmesinin gerek Anayasal eşitlik ilkesi gerekse sorumluluk hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmadığı öne sürülmüştür.
Ek 1'in "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı 2. maddesine eklenen 8. fıkraya yönelik olarak, kazaya karışan aracın yabancı plakalı olması halinde, bu araç ile ilgili değer kaybı talebinde bulunulamayacağını öngören düzenlemenin, 2918 sayılı Kanun'un 91. maddesinin 5. fıkrasına ve bu araçların Türkiye'ye girişlerinde zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırıldığı gözetildiğinde eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir.
7. maddesi ile değiştirilen Ek-2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması ile 8. maddesi ile değiştirilen Ek-3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması kısmına yönelik olarak, 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesinde tazminatların hesaplanması konusunda Genel Şartlar'a atıf yapılmış olmasının Genel Şartlar ve eklerinin üst hukuk normlarına aykırı olabileceği anlamına gelmeyeceği gibi Tebliğ niteliğinde olan Genel Şartlar'a göre üst hukuk normu olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerine de uygun olarak düzenlenmesini gerektirdiği, davalı idarenin "sürekli sakatlık tazminatı" ve "destekten yoksun kalma tazminatı"nın hesaplama yöntemini belirleme yetkisinin bulunmadığı, tazminatın nasıl hesaplanacağını belirleyen kuralların yasal dayanaktan yoksun olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kullanılan yöntemler ve kişilerin özel durumları gözetilmeksizin düzenlenen tazminatın hesaplanmasına ilişkin kuralların Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi ve 2918 sayılı Kanun'un 90. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usule yönelik olarak, davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; davacının işbu davayı açmakta somut ve güncel bir menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği belirtilmiştir.
Esasa yönelik olarak ise, dava konusu Genel Şartlar'la belirlenen maddi zararlar, sağlık giderleri, sürekli sakatlık ve destekten yoksun kalma teminatının zorunlu mali sorumluluk sigortasının içeriğini oluşturduğu, teminatın içeriğine ilişkin teknik detaylara Genel Şart eklerinde yer verildiği, sigorta kapsamındaki hak sahipliğinin ise sorumluluk rizikosunun varlığına ve başta kusur olmak üzere 2918 sayılı Kanun'un sorumluluğu azaltan veya ortadan kaldıran haller çerçevesinde yapılan değerlendirmelere bağlı olduğu; işbu dava kapsamında iptali istenilen Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasında yer alan düzenlemenin 02/08/2016 tarihli ve 29789 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklik ile yürürlüğe konulduğu ve dava konusu Tebliğ ile herhangi bir değişiklik yapılmadığı, kaldı ki bu düzenlemenin 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesinde yer alan hükme uygun olduğu ileri sürülmüştür.
Eşdeğer parça uygulamasının, 20/03/2020 tarihli değişiklikle değil 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile getirilen bir esas olduğu, sigorta şirketlerince eşdeğer parça tedarik edilmesine izin verilmesindeki en yalın amacın zarar gören motorlu aracın değer düşüklüğü veya değer artışına maruz bırakılmadan sigortacılık ilkeleri çerçevesinde kaza öncesi durumuna getirilerek gerçek zararın giderilmesi olduğu, bu durumun sigortacılıkta zenginleşme yasağı ilkesi ve trafik sigortası sözleşmesinin tarafı olmayan üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerinin korunması açısından önem arz ettiği, hasar tazmininin her durumda orijinal parça ile yapılmasının hasarlı parçaların kullanımından dolayı ortaya çıkan yıpranma payı ya da daha önceki hasarlar vb. unsurlar göz ardı edilmiş olacağından sebepsiz zenginleşmeye sebep olabileceği, hasar tazmininde eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça kullanımının Yargıtay'ın Genel Şartlar kapsamındaki trafik kazalarında uyguladığı "gerçek zararın tazmini" ilkesinin gerektirdiği bir zorunluluk olduğu; öte yandan rizikonun sigortalanabilirliğinin sigorta sisteminin mali yeterliğine bağlı olduğu sigortacılık sektöründe tazminat tutarlarının artmasına bağlı olarak primlerin artmasının tüketicinin aleyhine olacağı ifade edilmiştir.
Değer kaybı tazminatının, aracın trafik kazasında hasar görmesi sebebiyle piyasa fiyatında oluşan negatif değişimden ötürü araç malikinin uğradığı zararın tazminine yönelik bir tazminat olduğu, Ülkemiz piyasa koşullarına bakıldığında, aracın model yılı geçmesine ve kullanımına bağlı eskime payına rağmen araç piyasa bedelinin günden güne arttığı, dolayısıyla bir araç trafik kazasına karışsa dahi değer kaybı tazminatı ödemesi yapılıncaya kadar geçen süre içerisinde dahi aracın değerlendiği, değer kaybı hesaplamalarında ise hesap tarihi itibariyle aracın piyasa bedelinin esas alındığı, aracın kullanımına dayalı eskime payının doğrudan esas alınmadığı, Genel Şartlar'ın Ek 1 maddesinin "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı ikinci fıkrasında sayılan hallerde mahiyeti gereği rayiç bedelin esas alınamayacağı, kullanım amacı, şekli ve niteliği gereği değer kaybının sigortacıya karşı iddia edilemeyeceği, dolayısıyla bu hallerde değer kaybının hesaplanmasının hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilerek bu konuda düzenleme yapıldığı belirtilmiştir.
5684 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Kanun'dan gelen açık yetkiye istinaden yürürlüğe konulan Genel Şartlar'da Kanun'un tesis ettiği "aynı şekilde uygulanma zorunluluğu" yerine getirilerek bu bağlamda trafik sigortası kapsamında yapılacak ödemeler hakkında genel kuralların tesis edildiği, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin kuralların sigortacılıkla ilgili düzenleme içeren yasal düzenlemelerde yer alan hesaplama ilkeleri, mahsup edilecek ve edilmeyecek hususlara ilişkin özel hükümler ve benzerlerinin uygulanmasını ortadan kaldırmadığı, kanunlarda açıkça düzenlenmeyen hususlarda uygulama birliğini sağlamayı amaçladığı, dava konusu mortalite tablosunun (TRH 2010 tablosu) ve %1,8 teknik fazi uygulamasının Genel Şartlar'ın 2015 yılında yayımlanan ilk halinde de bulunduğu ve bu süreçte gerek mahkemeler gerekse Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde görülen tüm uyuşmazlıklarda uygulandığı, TRH 2010 mortalite tablosunun hem Ülkemizin demografik yapısını doğrudan yansıtması hem de 1931 verilerine göre hazırlanmış ve halihazırda Fransa'da dahi kullanılmayan PMF tablosu ile kıyaslandığında muhtemel yaşam süresinin çok daha uzun olması bakımından sigortalının lehine olduğu, iskonto oranının (teknik faiz) ise, tazminat hesaplamalarında kişiye kalan yaşam süresinin tamamı için toplu para ödemesi yapıldığından bu paranın değerlendirileceği yatırım araçlarına göre sağlayacağı getiri dikkate alınarak hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği, zira bu durumun gerçek zararın tazmini ilkesine daha uygun olduğu, Genel Şartlar'ın Ek 2 ve Ek 3 kısmında yer alan diğer düzenlemelerle yüksek mahkeme kararlarıyla kabul edilen ve uygulaması yerleşmiş aktüeryal hesaplama esaslarının yazılı hale getirildiği, maluliyet oranı tespitinde esas alınacak Yönetmelik hakkındaki düzenlemenin 2020 değişikliği ile getirilmiş bir uygulama olmadığı, 2015 yılında yürürlüğe giren Genel Şartlar'da yer alan "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan Genel Şartlar'a yeni hüküm getirilmemiş olup yalnızca yürürlükten kalkan Yönetmelik yerine yenisinin zikredildiği, netice olarak; tüm sigorta şirketlerince Genel Şartlar'ın aynı şekilde uygulanmasının temini için yapılan dava konusu düzenlemelerin 2918 sayılı Kanun'un sigorta konusu yaptığı sorumluluk ve bu sorumluluğu etkileyen faktörler esas alınarak hazırlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile düzenlenen "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesi yönünden davanın reddi, dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresinin ve üçüncü paragrafının iptali; Tebliğ'in dava konusu diğer kısımları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ :Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın; 20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 2. maddesi ile değiştirilen A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresinin, (c) bendinin birinci cümlesinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile "Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Kaza nedeniyle mağdurun sürekli iş göremezliği bu teminattan karşılanır." şeklindeki ikinci ve üçüncü cümlesinin; 3. maddesi ile değiştirilen "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." düzenlemesi ile ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi ile "Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir. " şeklindeki üçüncü paragrafının; 6. maddesi ile değişik "Ek 1: Değer Kaybı Hesaplaması" kısmının "Formül" başlıklı 1. maddesinin (Baz Değer kaybı=Aracın Rayiç Değeri x %19; Total Değer Kaybı=Baz Değer Kaybı x Hasar Boyutu Katsayısı x Araç Kullanılmışlık Düzeyi (Km) Katsayısı; hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeler) ve "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı 2. maddesine eklenen "Yabancı plakalı araçların Türkiye'de karıştığı kazalarda yabancı plakalı araçlar için yapılan değer kaybı talepleri" ifadesini içeren 8. fıkranın; 7. maddesi ile değiştirilen "Ek-2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması, 1. Destekten yoksun kalma tazminatı, bu Genel Şartlar uyarınca belirlenen ilkeler dikkate alınarak destek ve destekten yoksun kalanların bireysel özelliklerine göre hesaplanır. 2. Tazminat, toplu para şeklinde ödenir. 3. Hesaplamalarda TRH 2010 hayat tablosu kullanılır. Tablonun belirli periyotlarda güncellenmesi halinde vefat tarihi itibarıyla güncel versiyon kullanılır. 4. Hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,8 olarak dikkate alınır. Teknik faiz, gerekli görülen hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından güncellenir. 5. Vefat eden kişinin geliri, aşağıdaki esaslar çerçevesinde belirlenir. a. Aktif dönemde, i. Kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmî belgeli (SGK Hizmet Dökümü, Bordro, Gelir Vergi Beyannamesi) gelir beyanı yok ya da gelir beyanı net asgari ücretten düşük ise net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. ii. Kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmî belgeli gelir beyanı var ise beyan edilen net gelir üzerinden hesaplama yapılır. Beyan edilen net gelir, ilgili dönemin net asgari ücretinden fazla ise işlemiş ve işleyecek dönem hesaplamalarında kullanılmak üzere “Net Gelir/Net Asgari Ücret” oranı tespit edilir. iii. Vefat eden kişinin kira, hisse (temettü, kâr payı), faiz gibi gelirleri dikkate alınmaz. iv. İşyeri veya iş sahiplerinin ya da ortaklarının vefat etmesi durumunda, kendi işyerlerinde gerçekleştiremedikleri çalışmanın yerine getirilmesi için katlanacakları emsal maliyet, destekten yoksun kalma tazminatında kullanılacak gelir adına emsal ücret olarak kullanılır. Bu hal dışındaki durumlarda emsal ücret kullanılmaz. Emsal ücret, işyerinin veya iş sahibinin kaza anında bağlı olduğu meslek odasından alınır. v. Vergilendirilmiş gelir beyanına ek olarak ikramiye, prim, giyim ve yakacak gibi aylık olmayan ancak belirli dönemlerde yapılması söz konusu olan düzenli ödemeler, aylık gelire tekabül edecek şekilde hesaplamada dikkate alınır. Bu ödemelerin düzenli gelir sayılabilmesi için kaza tarihinden önceki son bir yıl içinde bu ek gelirleri gösterir belgelerin beyan edilmesi gerekir. vi. Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin trafik kazalarına bağlı olarak vefat etmesi durumunda vergilendirilmiş geliri ispatlayan resmî bir belgenin sunulamaması halinde hesaplanacak tazminatta Türkiye Cumhuriyeti’nde geçerli net asgari ücret esas alınır. b. Pasif dönemde, asgari geçim indirimi (AGİ) hariç net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. 6. Yeniden evlenme olasılığı, aşağıda yer alan tabloya göre ve dul kalan eşin hesap tarihindeki durumuna göre belirlenir. Tabloda yer alan olasılıklar, çocuk sahibi olmayan dul kalan eşler içindir. Çocuklu eşlerde velayet ve vesayet altındaki her çocuk için aşağıdaki tablodaki olasılık yüzdeleri 5’er puan indirilerek uygulanır.
Kadın (Yaş Aralığı)
Yeniden Evlenme Olasılığı
Erkek (Yaş Aralığı)
Yeniden Evlenme Olasılığı
17-20
%52
17-20
%90
21-25
%40
21-25
%70
26-30
%27
26-30
%48
31-35
%17
31-35
%30
36-40
%9
36-40
%15
41-50
%2
41-50
%4
51-55
%1
51-55
%2
7. Destek süresi ile aktif ve pasif dönem süreleri aşağıdaki esaslar çerçevesinde belirlenir. a. Vefat eden kişinin aktif yaşamı 18 yaşında başlar 1/1/1990 tarihi öncesi doğumlular için 60 yaşında, 1/1/1990 tarihi ve sonrası doğumlular için 65 yaşında biter. 18 ile 60/65 yaş arası dönemde aktif dönem hesabı, 60/65 yaş sonrasında pasif dönem hesabı yapılır. Vefat eden kişi kaza tarihi itibarıyla pasif dönemde çalışmaya devam ediyorsa iki yıl daha aktif dönem hesabı yapılır, iki yıl sonrasında pasif dönem hesabına geçilir. Özel kanunlarla çalışma süreleri ayrıca belirlenen mesleklere ilişkin hükümler saklıdır. b. Vefat eden kişinin 18 yaşın altında çalıştığı ve gelir elde ettiği biliniyorsa çalışmaya esas beyan edilen belgeye göre aktif dönem hesabı yapılır. c. Vefat edenin 18 yaşın altında olması durumunda aktif dönem başlangıcına kadar geçen dönem için yetiştirme gideri hesaplanır. Yetiştirme gideri, ailenin net geliri ile hesaplanır. Hesaplanan tutarın %10’u yetiştirme gideri olarak esas alınır ve hayatta olan ebeveynler için eşit şekilde bölünür. ç. Destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasında askerlik dönemi dikkate alınmaz. d. Destekten yoksun kalan erkek çocuklar için 18 yaş, kız çocuklar için 22 yaş destek süresi sonu olarak dikkate alınır. Lisans ve lisansüstü eğitim düzeyinde bulunan destekten yoksun kalan kişiler için cinsiyet ayrımı yapılmadan 25 yaş, destek süresi sonu olarak dikkate alınır. e. Vefat eden kişinin eşinin, işlemiş dönemde yeniden evlendiği biliniyorsa evlenme tarihine kadar geçen süre için tazminat hesaplanır. f. 1/1/1990 tarihi öncesi doğumlular için 60 yaşın, 1/1/1990 tarihi ve sonrası doğumlular için 65 yaşın altında bulunan ve emekli olduğu bilinen kişiler için; i. Kaza tarihi itibarıyla çalıştığı biliniyorsa ve kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmî belgeli gelir beyanı var ise beyan edilen gelir üzerinden hesaplama yapılır. Hesapta aktif/pasif dönem ayrımında 60/65 yaş esas alınır. ii. Kaza tarihi itibarıyla çalışmadığı biliniyorsa pasif dönem hesabı yapılır. 8. Tazminat tutarının negatif çıkması durumunda tazminat tutarı sıfır olarak kabul edilir. 9. Hesap yönteminde aşağıdaki esaslar uygulanır. a. İşlemiş dönem hesabı, gelir beyanı yok ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (i) bendi gereğince ilgili dönemlerin asgari ücretleri üzerinden, gelir beyanı var ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (ii) bendi gereğince hesaplanan ilgili dönemlerin gelirleri üzerinden iskontoya tabi tutulmadan ve hesap tarihine güncellenmeden hesaplanır. b. İşleyecek dönem hesabı gelir beyanı yok ise hesap tarihindeki net asgari ücret üzerinden, gelir beyanı var ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (ii) bendi gereğince belirlenen hesap tarihindeki güncel net gelir üzerinden desteğin vefat tarihindeki beklenen yaşam süresi üst limit olmak üzere destekten yoksun kalanların hesap tarihindeki beklenen yaşam süreleri kapsamında ya da belirlenecek desteklik süresince “Dönem Başı Ödemeli Dönemsel Hayat Anüitesi” (äx:n) ile hesaplanır. x destekten yoksun kalanın hesap tarihindeki yaşını, n ise destekten yoksun kalanın hesap tarihindeki beklenen yaşam süresini ya da desteklik süresini temsil eder. n’nin belirlenmesinde eş/baba/anne açısından hesap tarihindeki beklenen yaşam süreleri dikkate alınırken, çocuklar açısından (özel bir durum olmadıkça) muhtemel desteklik süreleri dikkate alınır. 10. Destekten yoksun kalanların paylarının belirlenmesinde paylar, eş ve müteveffa için 2’şer pay, çocuklar ile anne ve baba için ise 1’er pay verilerek dağıtılır. Her destekten yoksun kalanın payı, toplam paya bölünerek hesaplanır. Destek kapsamından çıkan oldukça pay yapısı tekrar hesaplanır. Vefat eden kişinin olası evlenme yaşı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan evlenme ve boşanma istatistiklerindeki ülke ortalaması dikkate alınarak belirlenir. Evlendikten sonra ise 2 yıl ara ile toplam 2 çocuk sahibi olacağı varsayımı kullanılır. 11. Sigorta şirketi tarafından hak sahibine ödeme yapılmasını izleyen 5 iş günü içerisinde yazılı olarak veya güvenli elektronik iletişim araçları vasıtasıyla tazminat ödemesine esas alınan aktüerya raporu, hak sahibine gönderilir. 12. İbraname olsun ya da olmasın sigorta şirketi tarafından önceden ödeme yapılmış bir tazminatta uyuşmazlık olması durumunda tazminat ödeme tarihi hesap tarihi kabul edilerek (ödeme tarihindeki ücretler ve ödemeye esas kriterler dikkate alınarak) tazminat hesabı yapılır ve hesaplanan tazminat ile yapılan ödeme tutarı karşılaştırılır. Hak sahibi lehine fark çıkması durumunda bu fark ödenir. 13. Bu ekte belirlenen usul ve esasların dışındaki istisnai durumlarda yargı içtihatları, sigortacılık prensipleri, yayımlanmış istatistiki veriler ve ilgili bilimsel çalışmalar göz önünde bulundurularak çeşitli varsayımlar kullanılabilir."; 8. maddesi ile değiştirilen "Ek-3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması 1. Sürekli sakatlık tazminatı, bu Genel Şartlar uyarınca belirlenen ilkeler dikkate alınarak zarar gören kişinin bireysel özelliklerine göre ve varsa geçici iş göremezlik süresinin bittiği tarihten itibaren hesaplanır. 2. Tazminat, toplu para şeklinde ödenir. 3. Hesaplamalarda TRH 2010 hayat tablosu kullanılır. Tablonun belirli periyotlarda güncellenmesi halinde kaza tarihi itibarıyla güncel versiyon kullanılır. 4. Hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,8 olarak dikkate alınır. Teknik faiz, gerekli görülen hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından güncellenir. 5. Sürekli sakat kalan kişinin geliri aşağıdaki esaslar çerçevesinde belirlenir. a. Aktif dönemde, i. Kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmî belgeli (SGK Hizmet Dökümü, Bordro, Gelir Vergi Beyannamesi) gelir beyanı yok ya da gelir beyanı net asgari ücretten düşük ise kaza tarihindeki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. ii. Kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmî belgeli gelir beyanı var ise beyan edilen net gelir üzerinden hesaplama yapılır. Beyan edilen net gelir ilgili dönemin net asgari ücretinden fazla ise işlemiş ve işleyecek dönem hesaplamalarında kullanılmak üzere “Net Gelir/Net Asgari Ücret” oranı tespit edilir. iii. Sürekli sakat kalan kişinin kira, hisse (temettü, kâr payı), faiz gibi gelirleri dikkate alınmaz. iv. İşyeri veya iş sahiplerinin ya da ortaklarının sürekli sakat kalması durumunda kendi işletmelerinde gerçekleştiremedikleri çalışmanın yerine getirilmesi için katlanacakları emsal maliyet, sürekli sakatlık tazminatında kullanılacak gelir adına emsal ücret olarak kullanılır. Bu hal dışındaki durumlarda emsal ücret kullanılmaz. Emsal ücret, işyerinin veya iş sahibinin kaza anında bağlı olduğu meslek odasından alınır. v. Vergilendirilmiş gelir beyanına ek olarak ikramiye, prim, giyim ve yakacak gibi aylık olmayan ancak belirli dönemlerde yapılması söz konusu olan düzenli ödemeler, aylık gelire tekabül edecek şekilde hesaplamada dikkate alınır. Bu ödemelerin düzenli gelir sayılabilmesi için kaza tarihinden önceki son bir yıl içinde bu ek gelirleri gösterir belgelerin beyan edilmesi gerekir. vi. Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin trafik kazalarına bağlı olarak sürekli sakat kalması durumunda vergilendirilmiş geliri ispatlayan resmî bir belgenin sunulamaması halinde hesaplanacak tazminatta Türkiye Cumhuriyeti’nde geçerli net asgari ücret esas alınır. b. Pasif dönemde, AGİ hariç net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır. 6.Sürekli sakatlığa bağlı bakıcı gideri, bakıcı tutulduğunun belgelendirilememesi halinde bekâr ve çocuksuz kişiler için geçerli AGİ dâhil net asgari ücret üzerinden, bakıcı tutulduğunun belgelendirilmesi durumunda ise brüt asgari ücret üzerinden olmak üzere 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelikte kısmî bağımlı olarak tanımlanan ve %50 ve üzerinde engel oranına sahip kişiler için %50 oranında, tam bağımlı olarak tanımlanan kişiler için ise %100 oranında hesaplanır. 7. Aktif ve pasif dönem süreleri aşağıdaki esaslar çerçevesinde belirlenir. a. Sürekli sakat kalan kişinin aktif yaşamı 18 yaşında başlar ve 1/1/1990 tarihi öncesi doğumlular için 60 yaşında, 1/1/1990 tarihi ve sonrası doğumlular için 65 yaşında biter. 18 ile 60/65 yaş arası dönemde aktif dönem hesabı, 18 yaş öncesi ve 60/65 yaş sonrasında pasif dönem hesabı yapılır. Sürekli sakat kalan kişi kaza tarihi itibarıyla pasif dönemde çalışmaya devam ediyorsa iki yıl daha aktif dönem hesabı yapılır, iki yıl sonrasında pasif dönem hesabına geçilir. Özel kanunlarla çalışma süreleri ayrıca belirlenen mesleklere ilişkin hükümler saklıdır. b. Sürekli sakat kalan kişinin 18 yaşın altında çalıştığı ve gelir elde ettiği biliniyorsa çalışmaya esas beyan edilen belgeye göre aktif dönem hesabı yapılır. 8. Hesap yönteminde aşağıdaki esaslar uygulanır. a. İşlemiş dönem hesabı, gelir beyanı yok ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (i) bendi gereğince ilgili dönemlerin net asgari ücretleri üzerinden, gelir beyanı var ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (ii) bendi gereğince hesaplanan ilgili dönemlerin gelirleri üzerinden iskontoya tabi tutulmadan ve hesap tarihine güncellenmeden hesaplanır. b. İşleyecek dönem hesabı, gelir beyanı yok ise hesap tarihindeki net asgari ücret üzerinden, gelir beyanı var ise bu ekin 5 inci maddesinin (a) fıkrasının (ii) bendi gereğince belirlenen hesap tarihindeki güncel net gelir üzerinden “Dönem Başı Ödemeli Dönemsel Hayat Anüitesi” (äx:n) ile hesaplanır. x sürekli sakat kalanın hesap tarihindeki yaşını, n ise sürekli sakat kalan kişinin hesap tarihindeki beklenen yaşam süresini temsil eder. c. 1/1/1990 tarihi öncesi doğumlular için 60 yaşın, 1/1/1990 tarihi ve sonrası doğumlular için 65 yaşın altında bulunan ve emekli olduğu bilinen kişiler için, i. Kaza tarihi itibarıyla çalıştığı biliniyorsa ve kaza tarihi itibarıyla vergilendirilmiş bir resmi belgeli gelir beyanı var ise beyan edilen net gelir üzerinden hesaplama yapılır. Hesapta aktif/pasif dönem ayrımında 60/65 yaş esas alınır. ii. Kaza tarihi itibarıyla çalışmadığı biliniyorsa pasif dönem hesabı yapılır. 9. Sürekli sakatlık oranı, 20/2/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda hazırlanan sağlık kurulu raporu dikkate alınarak belirlenir. Anılan yönetmelikler kapsamında düzenlenecek kazadan kaynaklı iş göremezliği gösterir rapor için hak sahibinin sigorta şirketine yaptığı başvuruyu takip eden 5 işgünü içinde sigorta şirketi tarafından ilgili sağlık kuruluşuna resmi yazı gönderilir. 10. Sürekli sakat kalanın askerliğe elverişli olmadığına dair resmî bir belgesi yok ise muhtemel askerlik süresince pasif dönem hesabı yapılır. 11. Sigorta şirketi tarafından hak sahibine ödeme yapılmasını izleyen 5 iş günü içerisinde tazminat ödemesine esas alınan aktüerya raporu, yazılı olarak veya güvenli elektronik iletişim araçları vasıtasıyla hak sahibine gönderilir. 12. İbraname olsun ya da olmasın sigorta şirketi tarafından önceden ödeme yapılmış bir tazminatta uyuşmazlık olması durumunda tazminat ödeme tarihi hesap tarihi kabul edilerek (ödeme tarihindeki ücretler ve ödemeye esas kriterler dikkate alınarak) tazminat hesabı yapılır ve hesaplanan tazminat ile yapılan ödeme tutarı karşılaştırılır. Hak sahibi lehine fark çıkması durumunda bu fark ödenir. 13. Artan iş göremezlik oranına bağlı tazminat, sadece artan kısım için olmak üzere; ilk ödemeye esas alınan Yönetmeliğe göre hazırlanan maluliyetin arttığını gösterir rapor doğrultusunda artış tarihinden itibaren hesaplanır. 14. Bu ekte belirlenen usul ve esasların dışındaki istisnai durumlarda yargı içtihatları, sigortacılık prensipleri, yayımlanmış istatistiki veriler ve ilgili bilimsel çalışmalar göz önünde bulundurularak çeşitli varsayımlar kullanılabilir." düzenlemesinin iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 7. maddesinde, "Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez." denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir.
Anayasa'nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmının, "Genel Hükümler" başlıklı birinci bölümünde yer alan 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa'nın ikinci kısmının “Kişinin Hakları ve Ödevleri” bölümünde yer alan 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasal anlamda mülkiyet hakkı ekonomik değer ifade eden ve değeri parayla ölçülebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.
Anılan anayasa hükümleri uyarınca mülkiyet hakkına yapılan sınırlamalarda dikkate alınacak ölçüt, sınırlamanın kanunla yapılmasıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı üzere, temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte düzenlemeler olması gerekmektedir. Yürütme organının bir konuda düzenleme yapabilmesi için yasama organınca yetkilendirilmesi gerekmektedir. Kural olarak, kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte, Anayasa'da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle, Anayasa'da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda, kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra, uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle Kanun'un "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı "Sekizinci Kısmı"nda yer alan düzenlemelere bakıldığında: 85. maddesinin 1. fıkrasında; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." 90. maddesinde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." 91. maddesinin 1. fıkrasında "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." 93. maddesinin 1. fıkrasında; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır." 95. maddesinde; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." 99. maddesinde; "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar..."101. maddesinde; "Bu Kanunda öngörülen zorunlu mali sorumluluk sigortası Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılır. Bu sigorta şirketleri zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapmakla yükümlüdürler..."111. maddesinde ise; "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğin 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi hakkında:
15/08/2003 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları döneminde "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez." düzenlemesi benimsenmiştir.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girerek 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın (Genel Şartlar) B.2. "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafında; "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." düzenlemesine yer verilmiştir.
Genel Şartlar'ın muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2015/6014 sayılı dosyasına kayden açılan davada, Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin birinci cümlesinde yer alan "parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça" ibaresinin, anılan Dairece verilen 27/06/2018 tarihli ve K:2018/6091 sayılı kararla "Sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değil ise, hasarlı parça orjinal ise; öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, değişim önceliğini eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçaya veren düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; aksi halde, hasar gören aracın model yılından itibaren üç yıl geçmiş olsa da, herhangi bir nedenle hasar tarihinden önce orjinali ile değiştirilmiş olan parçanın, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçayla değiştirilmesi sonucunu doğuracağı..." gerekçesiyle iptal edilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/03/2020 tarihli ve E:2018/4447, K:2020/732 sayılı kararla da bu düzenlemeye yönelik iptal hükmü onanarak kesinleşmiştir.
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 3. maddesinin 2. fıkrası ile Genel Şartlar'ın dava konusu düzenlemeyi içeren "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafı; "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesinin birinci fıkrasında, Genel Şartlar'ın amacının, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı A.2. maddesinde, "Eşdeğer (Muadil) Parça; "Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğunun, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yetkili kuruluşlarca düzenlenecek belgeler yoluyla belgelendirilmesi gereken parçaları, (Bu kapsamda bir belgenin varlığı durumunda, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar eşdeğer kalitede olduğu varsayılır.); "Orijinal Parça"; "i) Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçaları, ii) Aracın orijinal parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçaları, (Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)"; "Yeniden Kullanılabilir Parça" ise; "30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen kodlandırılmış, hasarsız ve takip edilebilir, araç ve can güvenliği ile çevre standartlarını karşılayan parçalar" şeklinde tanımlanmıştır.
Davalı idarece, dava konusu değişikliğe dayanak teşkil ettiği belirtilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin altıncı fıkrasında, "Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir." hükmüne, madde gerekçesinde ise; "Bilindiği üzere, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve 91. maddeleri gereği araç işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olup, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilgili sigorta şirketleri tarafından tazminatın kişilerin malvarlığının zarar verici olay öncesi değerine eriştirilmesi sigortacılık ilkelerinin gereğidir. Hasar tedvir sürecinin önemli hususlarından birisi olan parça tedarik sürecinde tarafların karşılıklı menfaat dengesine uygun olarak zararın tazmininde çağdaş uygulama, orijinal olmayan belgeli eşdeğer parçaların da kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bu husus sigortacılık ilkelerinin bir gereği olduğu kadar rekabetçiliğin de bir şartıdır. Ayrıca, bu uygulama ile bu parçaların üretimini yapan yerli sanayimize de katkı sağlanmış olacaktır. Bu çerçevede, parça tedarikinde belgelendirilmiş olmak kaydıyla parçaların kullanılmasını teminen madde hazırlanmıştır." açıklamasına yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme ile trafik sigortası olarak da adlandırılan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, parça tedarik sürecinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların da kullanılması imkanının getirilerek bu parçaların üretimini yapan yerli sanayinin desteklenmesinin hedeflendiği anlaşılmakta olup yürütme organına orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları Genel Şartlar'da belirleme yetkisi verildiği görülmektedir.
Davaya konu ibareyi içeren düzenlemede zarara uğrayan araçtaki parça onarımının mümkün olup olmadığına ya da eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilme imkanı bulunup bulunmadığına göre, onarımın yapılması sırasında kullanılacak parçanın ne olacağı konusunda tespitlere yer verildiği, aracın onarımında kullanılacak parçaların niteliği ve önceliği hususunda düzenlemeye gidildiği görülmektedir.
Bu düzenlemeye göre; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesi, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimi mümkün değil ise orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerekecektir.
Yukarıda aktarılan yasal düzenleme çerçevesinde, dava konusu Genel Şartlar'da yer alan "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi değerlendirildiğinde; yasama organınca, "yeniden kullanılabilir parça"nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, davalı idare tarafından, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören 3. kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Tebliğ'in "yeniden kullanılabilir parça" uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava Konusu Tebliğin 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının 1. paragrafının 2. cümlesi hakkında:
2918 sayılı Kanunun, Tazminat ve giderlerin ödenmesi başlıklı 99. maddesinde; sigortacıların, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları kurala bağlanmış bulunmaktadır.
Bu hüküm ile sigorta şirketinin hak sahibine hangi sürede ödeme yapacağına ilişkin husus düzenlenmektedir. Kanun koyucu bu maddede zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgelerin sunulmuş olması kaydıyla sekiz iş günü içerisinde ödeme yapmakla yükümlü kılınmaktadır.
Dava konusu Tebliğ hükmü ile kanunda öngörülmeyen bir şekilde madde hükmü genişletilerek, sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre, yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlayacağı şeklinde düzenlenmekte böylece hak sahibine sigorta şirketinin ödeme yapma süresi belirsiz bir zaman dilimine ötelenmektedir.
Öte yandan, Tebliğ hükmünde, sigortacının kendisine iletilen belgelere hangi gerekçe ile itiraz edeceği veya hangi kurumdan ne tür yeni bir belge talep edeceği, bu işlemlerin ne kadar süre zarfında sonuçlandırılacağı hususu somutlaştırılmadan sadece ''haklı olarak'' şeklinde ibare ile yetinilerek yasal ödeme süresi aşılmaktadır.
Herkesin ve özellikle sigorta sözleşmesi taraflarının, üzerinde mutabık kalacağı nesnel bir haklılık durumunun tespit zorluğu dikkate alındığında, dava konusu tebliğ hükmünün amacı dışına taşılarak kötüye kullanılması ve gerçek hak sahibinin mağdur edilmesi sonucunu doğurabileceği düşünülmektedir.
Buna göre dava konusu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartname hükmünün, 2918 sayılı Karayolları Kanunu'nun 99. maddesi hükmünü genişletici niteliği nedeniyle hukuka uygun görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğ'in 2. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi, (c) bendinin birinci cümlesinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlesi; 3. maddesi ile değişik 2.1. fıkrasının 3. paragrafı; 6. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan Ek:1’in "1.Formül" başlıklı maddesi ile "2. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesine eklenen 8. fıkra, 7. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmı ve 8. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmı hakkında:
Dava konusu "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in "Ek:1 Değer Kaybı Hesaplaması", "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" ve "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" kısımlarına dayanak oluşturan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 14/04/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değişik 90. maddesinde, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı Kanun'un 14/04/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değişik 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "ve genel şartlarda" ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
İptal kararı üzerine yeniden düzenlenen 2918 sayılı Kanun'un 09/06/2021 tarih ve 7327 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle değişik 90. maddesinde; değer kaybı tazminatının, destekten yoksun kalma tazminatının ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasına ilişkin ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiş, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirleneceği öngörülmüştür.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete yayımlanan, ''Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar''ın 15. maddesi ile Aynı Genel Şartların Ek-1, Ek-2 ve Ek-3’ü değiştirilmiş ve; Ek 1: Değer Kaybı Tazminatı Hesaplaması, Ek 2: Sakatlık Tazminatı Hesaplaması, Ek 3: Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması, başlığı altında yeniden düzenlenmiştir.
Buna göre aktarılan bu değişiklikler sonucu karar tarihinde hukuken var olmayan düzenlemeler hakkında karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu Tebliğ'in 2. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi, (c) bendinin birinci cümlesinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlesi, 3. maddesi ile değişik 2.1. fıkrasının 3. paragrafının, 6. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan Ek:1’in "1.Formül" başlıklı maddesi ile "2. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesine eklenen 8. fıkra, 7. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmı ve 8. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu Tebliğin 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresinin; B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 27/03/2024 tarihinde, davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. …'in duruşmaya geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin uygulanması amacıyla dava konusu düzenleme yapılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemektir." hükmüne yer verilmiş; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde "Araç sahibi: Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir." şeklinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Dava tarihindeki haliyle 2918 sayılı Kanun'un "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı "Sekizinci Kısmı"nda yer alan konuyla ilgili düzenlemelere bakıldığında;
"İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" başlıklı 85. maddesinin 1. fıkrasında; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."
"İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması" başlıklı 86. maddesinde; "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir."
"Maddi ve manevi tazminat" başlıklı 90. maddesinde; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."
"Mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu" başlıklı 91. maddesinin 1. fıkrasında "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."
"Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar" başlıklı 92. maddesinde; "Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f) Manevi tazminata ilişkin talepler. g) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, h) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, i) (Ek:14/4/2016-6704/4 md.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler."
"En az sigorta tutarları" başlıklı 93. maddesinin birinci fıkrasında; "Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır."
"Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller" başlıklı 95. maddesinde; "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir."
"Tazminat ve giderlerin ödenmesi" başlıklı 99. maddesinde; "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Ödemeyi yapan sigortacı, ödenen miktarın sorumluluk oranlarında paylaşılmasını diğer sigortacılardan yazılı olarak talep eder. Diğer sigortacılar talep tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde kendilerine düşen miktarı talepte bulunana öder. Bu madde hükmüne uymayan sigortacılar, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar."
"Sigorta sözleşmesi yapmaya yetkili sigorta şirketleri ve sigorta yapma zorunluluğu" başlıklı 101. maddesinde; "Bu Kanunda öngörülen zorunlu mali sorumluluk sigortası Türkiye’de kaza sigortası dalında çalışmaya yetkili olan sigorta şirketleri tarafından yapılır. Bu sigorta şirketleri zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapmakla yükümlüdürler. Bu madde hükmüne uymayan sigorta şirketleri, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar."
"Motorlu araç römorkları" başlıklı 102. maddesinde; "Bir römorkun veya yarı römorkun veya çekilen bir aracın sebep olduğu zarardan dolayı, çekicinin işleteni, motorlu aracı işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümlere göre sorumlu tutulur. Çekilen araçla ilgili olarak sorumluluk genel hükümlere tabidir. Çekicinin sorumluluk sigortası, çekiciyi işletenin, römorkun sebep olduğu zarardan dolayı sorumluluğunu da kapsar. İnsan taşımada kullanılan römorklar, römork için ek bir sorumluluk sigortası yaptırılarak tüm katarın en az zorunlu mali sorumluluk sigortası tutarlarının kapsamına girmesi sağlanmadıkça, trafiğe çıkarılamaz."
"Motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet" başlıklı 103. maddesinde; "Motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğu genel hükümlere tabidir."
"Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar" başlıklı 104. maddesinde; "Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.
Yukarıda yazılı teşebbüs sahipleri kendilerine bırakılan motorlu araçların tümünü kapsamak üzere esasları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilecek bir zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmaya ve denetimlerde bu sigortanın yapıldığını belgelemeye mecburdurlar.
İşletenin sorumluluk sigortasına ilişkin hükümler, burada da uygulanır.
Motorlu araçları mesleki veya ticari amaçlar için elinde bulunduran teşebbüs sahipleri bu araçların yönetmelikte gösterilecek biçimde bir defterini tutmakla yükümlüdürler.
Bu madde hükümlerine uymayan teşebbüs sahipleri, 108000000 lira hafif para cezası ile cezalandırılırlar.
İkinci fıkrada sözü edilen sigortayı yaptırmayan teşebbüs sahiplerinin bu işyerleri, mahallin en büyük mülki amirince 15 güne kadar faaliyetten men edilir."
"Çalınan veya gasbedilen araçlarda sorumluluk" başlıklı 107. maddesinde; "Bir motorlu aracı çalan veya gasbeden kimse işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın çalınmış veya gasbedilmiş olduğunu bilen veya gereken özen gösterildiği takdirde öğrenebilecek durumda olan aracın sürücüsü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerden birinin, aracın çalınmasında veya gasbedilmesinde kusurlu olmadığını ispat ederse, sorumlu tutulamaz. İşleten, sorumlu olduğu durumlarda diğer sorumlulara rücu edebilir.
Aracın çalındığını veya gasbedildiğini bilerek binen yolculara karşı sorumluluk, genel hükümlere tabidir."
"Sorumluluğa ilişkin anlaşmalar" başlıklı 111. maddesinde ise; "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Sigorta sözleşmelerinin ana muhtevası, Müsteşarlıkça onaylanan ve sigorta şirketlerince aynı şekilde uygulanacak olan genel şartlara uygun olarak düzenlenir. Ancak, sigorta sözleşmelerinde işin özelliğine uygun olarak özel şartlar tesis edilebilir. Bu hususlar, sigorta sözleşmesi üzerinde ve özel şartlar başlığı altında herhangi bir yanılgıya neden olmayacak şekilde açık olarak belirtilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Ülkemiz tarafından 26/06/1974 tarihinde imzalanan ve 04/11/1999 tarihli ve 4477 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Motorlu Taşıtlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 1. maddesinin birinci fıkrasında, akit tarafların motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarar gören kişilerin tazminat taleplerinin kurulacak zorunlu sigorta sistemi vasıtasıyla teminat altına alınmasına ilişkin yükümlülükleri düzenlenmiş, Sözleşme'nin 10. maddesinin birinci fıkrasında motorlu taşıtın sigorta ettirilmesinden sorumlu kişilerin tespit edilmesi gerektiği ve Sözleşme’ye Ek Hükümler’in 3. maddesinin birinci fıkrasında da sigortanın, sigorta edilmiş taşıtın sahibinin, zilyedinin ve sürücüsünün malî sorumluluğunu teminat altına alması gerektiği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin usule yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN :
Genel Şartlar'ın "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." düzenlemesine yönelik talebin incelenmesi:
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 3. maddesinde, 'Aynı Genel Şartların B.2. nci maddesinin 2.1. İnci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"2.1. Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu Genel Şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir.
Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez.
Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir.' düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafından bu düzenlemenin "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." kısmının iptali istenilmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun yukarıda aktarılan 99. maddesinde; sigortacıların, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda oldukları düzenlenmiş olup; maddede belirtildiği üzere sigortacının hak sahibine ödeme yapması gereken sekiz iş günlük sürenin başlaması, genel şart ekinde yer alan gerekli belgelerin sigortacıya iletilmiş olması ön koşuluna bağlanmıştır.
Bu halde eksik, yanlış belge ile başvuru yapılması veya ödeme yapılabilmesi için genel şart ekinde yer alan başka bir belgeye ihtiyaç duyulması halinde sekiz iş günlük sürenin bu belgelerin tamamlanmasından sonra başlayacağına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresine yönelik talebin incelenmesi:
15/08/2003 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları döneminde "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez." düzenlemesi benimsenmiştir.
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girerek 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın (Genel Şartlar) B.2. "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafında; "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, Genel Şartlar'ın muhtelif maddelerinin iptali istemiyle Danıştay Onbeşinci Dairesinin E:2015/6014 sayılı dosyasına kayden açılan davada, Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci bendinin birinci cümlesinde yer alan "parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça" ibaresinin, anılan Dairece verilen 27/06/2018 tarihli ve K:2018/6091 sayılı kararla "Sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değil ise, hasarlı parça orjinal ise; öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, değişim önceliğini eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçaya veren düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; aksi halde, hasar gören aracın model yılından itibaren üç yıl geçmiş olsa da, herhangi bir nedenle hasar tarihinden önce orjinali ile değiştirilmiş olan parçanın, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçayla değiştirilmesi sonucunu doğuracağı..." gerekçesiyle iptal edilmiş; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/03/2020 tarihli ve E:2018/4447, K:2020/732 sayılı kararla da bu düzenlemeye yönelik iptal hükmü onanarak kesinleşmiştir.
20/03/2020 tarihli ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 3. maddesinin 2. fıkrası ile Genel Şartlar'ın dava konusu düzenlemeyi içeren "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafı; "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesinin birinci fıkrasında, Genel Şartlar'ın amacının, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasına yönelik ilgililerinin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğu belirtilmiş; "Tanımlar" başlıklı A.2. maddesinde, "Eşdeğer (Muadil) Parça; "Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğunun, (Değişik ibare:RG-20/3/2020-31074) Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yetkili kuruluşlarca düzenlenecek belgeler yoluyla belgelendirilmesi gereken parçaları, (Bu kapsamda bir belgenin varlığı durumunda, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar eşdeğer kalitede olduğu varsayılır.); "Orijinal Parça"; "i) Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçaları, ii) Aracın orijinal parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçaları, (Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)"; "Yeniden Kullanılabilir Parça" ise; "(Ek:RG-20/3/2020-31074) 30/12/2009 tarihli ve 27448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen kodlandırılmış, hasarsız ve takip edilebilir, araç ve can güvenliği ile çevre standartlarını karşılayan parçalar" şeklinde tanımlanmıştır.
Davalı idarece, dava konusu değişikliğe dayanak teşkil ettiği belirtilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin altıncı fıkrasında, "Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir." hükmüne, madde gerekçesinde ise; "Bilindiği üzere, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve 91. maddeleri gereği araç işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olup, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilgili sigorta şirketleri tarafından tazminatın kişilerin malvarlığının zarar verici olay öncesi değerine eriştirilmesi sigortacılık ilkelerinin gereğidir. Hasar tedvir sürecinin önemli hususlarından birisi olan parça tedarik sürecinde tarafların karşılıklı menfaat dengesine uygun olarak zararın tazmininde çağdaş uygulama, orijinal olmayan belgeli eşdeğer parçaların da kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bu husus sigortacılık ilkelerinin bir gereği olduğu kadar rekabetçiliğin de bir şartıdır. Ayrıca, bu uygulama ile bu parçaların üretimini yapan yerli sanayimize de katkı sağlanmış olacaktır. Bu çerçevede, parça tedarikinde belgelendirilmiş olmak kaydıyla parçaların kullanılmasını teminen madde hazırlanmıştır." açıklamasına yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenleme ile trafik sigortası olarak da adlandırılan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, parça tedarik sürecinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların da kullanılması imkanının getirilerek bu parçaların üretimini yapan yerli sanayinin desteklenmesinin hedeflendiği anlaşılmakta olup yürütme organına orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları Genel Şartlar'da belirleme yetkisi verildiği görülmektedir.
Bununla birlikte; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin 6. fıkrası 12/03/2023 tarihli ve 32130 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7440 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile "Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen sertifikasyon, takip ve denetim esaslarına uygun şekilde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçalar ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen yeniden kullanılabilir parçaların kullanımına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir. Motorlu taşıtlarda garantinin korunmasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklıdır." şeklinde değiştirilmiş ise de “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerinden olup anılan yasal değişiklikte geçmişe yönelik uygulanabilme yolunda istisnai düzenleme bulunmaması, hasar tedvir sürecinde "yeniden kullanılabilir parça" kullanımını olanaklı kılmasına rağmen buna ilişkin usul ve esasların yürütme organınca belirlenmesinin öngörülmesi ve belirlenecek olan usul ve esasların Genel Şartlar’ın yukarıda aktarılan Geçici 1. maddesi gereğince ancak yürürlük tarihinden sonra akdedilecek sözleşmelere uygulanabilmesi ve dava konusu düzenleme yürürlüğe girdikten sonra akdedilen sözleşmeler yönünden kesin nitelik kazanmış hukuksal durumların varlığı karşısında işbu uyuşmazlığın dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Bu çerçevede uyuşmazlık incelendiğinde; davaya konu ibareyi içeren düzenlemede zarara uğrayan araçtaki parça onarımının mümkün olup olmadığına ya da eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilme imkanı bulunup bulunmadığına göre, onarımın yapılması sırasında kullanılacak parçanın ne olacağı konusunda tespitlere yer verildiği, aracın onarımında kullanılacak parçaların niteliği ve önceliği hususunda düzenlemeye gidildiği görülmektedir.
Bu düzenlemeye göre; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesi, eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimi mümkün değil ise orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerekecektir.
Bu çerçevede, Genel Şartlar'da yer alan dava konusu "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi değerlendirildiğinde; yasama organınca, "yeniden kullanılabilir parça"nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, davalı idare tarafından, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören 3. kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Tebliğ'in "yeniden kullanılabilir parça" uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafı yönünden;
Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafında, "Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir." hükmüne yer verilmiştir.
Sigortalı aracın zarar verdiği araçtaki hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim yapılması, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimin mümkün olmaması halinde orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinin iptali istemini de içeren E:2020/4080 sayılı dosyada; Dairemizce 29/03/2023 tarihinde iptal kararı verilmiştir.
Bu durumda, hasarlı parçanın eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine öncelik veren Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle sigortacının bilgisi ve onayı olmadan orijinal parça ile onarım sağlandığı durumlarda sorumluluk alanını eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlayan Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafının bir anlam bütünlüğü ve uygulanabilirliği kalmayacağından, söz konusu düzenlemenin de iptali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden;
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar ile Tebliğ'in dava konusu diğer kısımlarının yeniden düzenlenmesi, yeni düzenlemelerin de dava konusu düzenlemeler ile bağlantısının kalmaması nedeniyle karar tarihinde hukuken var olmayan düzenlemeler hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile düzenlenen "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." hükmü yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresinin ve üçüncü paragrafının İPTALİNE,
3. Tebliğ'in dava konusu diğer kısımları yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Davanın kısmen iptal, kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı kararı ile sonuçlanması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan … TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
8. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!