WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/5619 E.  ,  2024/176 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/5619
Karar No : 2024/176

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Genel Müdürlüğü
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davacı) : ... Sigorta A.Ş.
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E:... , K:... sayılı kararının aleyhe olan kısmının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araçta, 03/06/2015 tarihinde D-400-30 karayolu 42+200 km'de Nusaybin istikametinden Cizre istikametine seyrederken meydana gelen trafik kazası sonucunda oluşan hasardan dolayı uğranıldığı ileri sürülen 60.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesinin davanın görev yönünden reddine ilişkin ... tarihli ve K:... sayılı kararına yönelik Danıştay Onbeşinci Dairesince verilen 30/03/2016 tarihli ve K:2016/2157 sayılı bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar edilmesine ilişkin 06/12/2016 tarihli ve K:2016/2621 sayılı Mahkeme kararının İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2018 tarih ve K:2018/3489 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Mahkemece bozma kararına uyularak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen ... tarihli ve ... sayılı raporda; "...dava dışı şoför M.Ş. karpuz yüklü yarı römorkun ekli olduğu idaresindeki çekiciyle görüşün açık olduğu gündüz vaktindeki seyrini, gereken dikkatini vermeden sürdürdüğü yolun seyrettiği sağ şeritteki 3 adet çökmenin bulunduğu olay yeri kesimine kullandığı aracın yük ve teknik özelliklerine uygun olmayan hızla girdiğinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta ayırıcıya girip devrildiği olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla tali kusurlu olduğu görülmüştür. Devlet karayolunun olay yeri kesiminde iki şeritli yolun sağ şeridinde genişliklerinin 5x3,5 metre, yüksekliklerinin ise 20-25 cm aralığında olduğu tespit edilen 3 adet çökme bu oluş şartlarındaki olayda oluş üzerine asli derecede etken görülmüştür. Yukarıda hususlar muvacehesinde, olayda; dava dışı şoför M.Ş.nin %25 oranında kusurlu olduğu, yoldaki çökmelerin oluş üzerine %75 oranında etken olduğu" yönünde kanaat bildirildiği; bu durumda, karayolunda seyir halinde bulunan araç sürücülerinin emniyetli bir şekilde seyirlerini sürdürebilmeleri için gerekli tedbirleri tam olarak almak ve yolda bulunan çukurları, hasarları gidermek suretiyle görevli davalı idarenin üzerine düşen yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirmediği ve bilirkişi raporu doğrultusunda olayda % 75 oranında hizmet kusuru bulunduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından sigortalı aracın sahibine ödenen rücuen tazminat bedeli olan 60.000,00 TL'nin idarenin kusuruna (%75) isabet eden 45.000,00 TL'sinin davalı idarece davacı şirkete ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 45.000,00 TL maddi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 27/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat ve faiz istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, 02/10/2019 tarihli bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilmediği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun amir hükümleri gereğince sürücünün tam kusurlu olduğu, kabul manasına gelmemek kaydıyla davacı sigorta şirketinin gerçek zararı tespit edilirken sigorta şirketince ödenen hasar bedelinden araç için ödenen sigorta primlerinin düşülmesi gerektiği, davalı idare aleyhine harca hükmedilmemesi gerektiği belirtilerek tazminat isteminin kabul edilen kısmının temyiz edildiği, tazminat isteminin reddedilen kısmının ise temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir.
Kamu idareleri, yapmakla yükümlü bulundukları kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi (hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi) durumunda, hizmet kusurundan doğan zararların idarece tazmini gerekeceği idare hukukunun yerleşik ilkelerindendir.
İdari eylem veya işlem sonucu meydana gelen zarar tazmin edilirken, zarar gören ilgililerin mal varlığında, aynı idari eylem veya işlem nedeniyle bir artış meydana gelmişse, bu artışın da göz önüne alınması, ortaya çıkan zarar ve yarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması halinde yarar ve zararın denkleştirilmesi suretiyle maddi zarar miktarı saptanarak gerçek zararın tespit edilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı idarece tazmini gereken gerçek zararın belirlenmesi için, sigortalının kasko sigortası kapsamında davacı sigorta şirketine ödemiş olduğu sigorta primlerinin düşülmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunun davalı vekili olarak "Av. ... "ın elektronik tebligat adresine tebliğ edildiği dosya içerisindeki e-tebliğ mazbatasından anlaşılmakta ise de, davalı vekili Av. ... tarafından sunulan temyiz dilekçesinde bilirkişi raporunun davalı idareye tebliğ edilmediği ileri sürülmekte olup bu iddia doğrultusunda bilirkişi raporunun usulüne uygun tebliğ edilip edilmediğinin de araştırılması gerekmektedir.
Bu durumda; belirtilen hususlar gözetilmeksizin yapılan yargılama sonucunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyulması halinde uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verileceğinden, davalı idarenin yargılama giderlerine ilişkin temyiz isteminin bu aşamada incelenmesine gerek bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/01/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinin 1. fıkrasında; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü bulunmaktadır.
Gerek (mülga) 6762 sayılı gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun sigorta şirketlerinin halefiyetini düzenleyen hükümleri uyarınca, sigorta şirketinin tazmin ettiği bedel nispetinde dava hakkına sahip olduğu; dolayısıyla anılan hükümler uyarınca sigorta şirketine ödenen sigorta primlerinin ödenecek tutardan indirilmesine hukuken olanak bulunmadığı bununla birlikte davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı arasındaki sözleşmeden kaynaklı olarak davacı sigorta şirketinin sunduğu hizmet karşılığı aldığı ücretin (primlerin), zararı doğuran olaydan bağımsız olarak alınması nedeniyle gerçek zararın belirlenmesinde dikkate alınmaması ve sözleşmenin tarafı olmayan davalı idarenin ödeyeceği tazminattan sigortalı tarafından ödenen sigorta priminin düşülmemesi gerektiği gerekçesiyle sigorta priminin hesaplanacak tazminattan düşülmesi yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.