Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/2035 E. , 2024/2024 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/2035
Karar No : 2024/2024
DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :
Davacı dernek tarafından, 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Artvin İli, Murgul İlçesi'nin Damar Köyü'nün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11'inci maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi'ne katılmasına dair kararın iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Damar köyü ile Murgul ilçesi arasındaki mesafenin 10 km olduğu, Murgul ilçe merkezi ile Damar Köyü tüzel kişiliğinin merkezi arasında yaklaşık olarak 500-600 metrelik bir kot farkı bulunduğu, Mevcut olan bu kot farkından ötürü imar yahut alt yapı hizmetlerinin bir arada yürütülmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı, bu nedenle coğrafi şartlar gereği Damar Köyü tüzel kişiliğinin sonlandırılıp Murgul İlçesi Belediyesi'ne katılmasının yerel yönetim açısından sorunlar doğuracağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali istenmiştir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI:
Davalı Cumhurbaşkanlığı'nın Savunması: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. Maddesine göre, genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması halinde tüzel kişiliğin sona erdirilebileceği, dava konusu işlemin anılan maddeye uygun şekilde tesis edildiği savunulmaktadır.
Davalı Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Savunması : Damar Köyü'nün tüzel kişiliği kaldırılarak belediyecilik hizmetlerinin burada yaşayan vatandaşlara daha sağlıklı ulaşması, genel imar düzeni ve kaçak yapılaşmanın önlenmesi, temel alt yapı eksikliklerinin giderilerek bu hizmetlerin daha verimli hale getirilmesi, turizme yönelik yatırım yapılması gibi hizmetlerin verilmesi sağlanmıştır. Mevzuatta yer alan şartların sağlanması ve yasal prosedürün uygulanması üzerine söz konusu köyün tüzel kişiliği kaldırılmış ve Murgul Belediyesine katılması sağlanmıştır. Hukuka ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilen 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Damarı Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından, 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Artvin İli, Murgul İlçesi'ne bağlı Damar Köyü'nün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11'inci maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi'ne katılmasına dair 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararınım iptali istemiyle Cumhurbaşkanlığı ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına karşı açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Cumhurbaşkanlığına gönderilen Artvin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün 06/11/2019 tarih ve 8818 sayılı yazısının ekinde yer alan Gerekçe Raporunda; Murgul Belediye Başkanının, tek bir mahalle üzerine kurulan ilçenin tarih boyunca sınırlarının değişmediği, ancak doğada kendiliğinden oluşan Delikli Kaya, Karagöl ve Türbe'nin ve diğer doğal güzelliklerin bulunması nedeniyle yerli ve yabancı turistler için cazibe merkezi haline gelmesi sonucunda, turizm ve konut amaçlı tesislerin yapımı için acilen arsa üretilmesine ihtiyaç duyulduğundan bu gerekçe rapaorunun hazırlandığı belirtİlerek; yapılması düşünülenlerin; Köyün kanalizasyon, içme suyu, yol ve çevre hizmetlerinin eksik olmasından kaynaklı sorunları olduğu, mahalleye dönüştürülmesi halinde bu bölgeye belediyece hizmet verileceği, Damar Köyünde sosyal donatı ve mesire alanları yapılacağı, bakır madeni açık hava müzesi kurulacağı, Maden Müzesi ile Eti Bakır Damar İşletmesi arasında teleferik kurulacağı gibi hususlardan bahsedildiği; davalı idarenin 21/04/2020 tarihli savunma dilekçesinde; birtakım projelere başlanıldığı, temel altyapı hizmetlerinin giderilerek bu hizmetlerin daha verimli hale getirlmesi, turizme yöneklik yatırım yapılması gibi hizmetlerin verilmesinin sağlandığı belirtilmiş ise de; 10/04/2023 günü yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen 10/05/2023 tarihli Bilirkişi Raporunda; bu projelerin somut olarak varlığından bahsedilmeyip, projelendirmenin mümkün olduğu belirtilip, belediye başkanının gerekçe raporunda yapılması düşünülen alanlara ilişkin yine bir plan yada projenin varlığından bahseldilmeyip, belediyece yapılmasının planlandığının ifade edildiğine yer verildiği ve hatta köy statüsünün sona erdirilmesi sonucunda belediyeden hizmetlerin gelmediğinin iddialar arasında yer aldığının belirtildiği; davalı idarenin savunmasından dava konusu kararın hemen uygulamaya konulduğu sonucu da ortaya çıktığına göre dava konusu işlemden önce somut plan ve proje olmadığı gibi işlem tarihinden keşif tarihine kadar yaklaşık 3.5 yıl geçmiş olmasına rağmen halen somut plan proje olmadığı ve hatta belediye hizmetlerinin gelmediği yolunda yakınmaların olduğu anlaşılmaktadır.
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. Maddesinin birinci fıkrasında, "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.
2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 200 üncü maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname” ibaresi, “Cumhurbaşkanı kararı” şeklinde değiştirilmiştir.
Danıştay 8. Dairesince uyuşmazlığın çözümü için istinabe yoluyla 10/04/2023 günü yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda yüksek mimar, harita yüksek mühendisi ve yüksek şehir plancısından oluşan heyetçe düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Damar Köyü merkezi ile Murgul Belediyesi arasındaki karayolu mesafesinin 10 km, kuş uçuşu uzaklığın 4 km olduğu, ancak meskun sahasının belediye sınırına uzaklığının 308 m olduğundan mesafe açısından köyün belediye sınırlarına katılmasının uygun olduğu; meri imar planında, bahse konu köy sınırına yakın sanayi alanı, küçük sanayi sitesi gibi çalışma alanları ile, belediye hizmet alanı, idari hizmet alanı, park gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile konut alanlarının planlandığı, bölgedeki gerek maden sektöründeki çalışanların çokluğu, gerekse turizm potansiyeli dikkate alındığında imar planının hazırlanmasında fayda olduğu ve sonuç olarak dava konusu kararın şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu" belirtilmiştir.
Davacı Dernek vekilince; bilirkişi raporunda, belediye merkezi ile köy merkezi arasındaki mesafenin 10 km olduğu belirtilmesine karşın, merkez kriteri yerine merkeze uzak 2 adet istisnai yapının baz alınıp 308 m uzaklığın esas alınmasının hatalı olduğu gibi, 700 m kot farkı bulunduğu belirtilmesine rağmen, merkezler arasında yapılaşma yakınlığının bulunduğunun belirtilmesinin de başka bir hata olduğundan bahisle rapora itiraz edildiği görülmekte olup; bu itirazlara yönelik ek rapor alınması yanında, bilirkişi raporunda yer almayan Damar Köyünün geçim kaynaklarının neler olduğu, tarım ve hayvancılık yapılıp yapılmadığı, köyün belediyeye dahil edilerek mahalle haline getirilmesi sonucunda köy halkının geçim kaynakları ve yaşam biçimi hususlarında olumsuzluklar olup olmayacağı hususlarında "ek rapor" alındıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Ancak 8. Daire tarafından "ek rapor alınması" düşüncesinin uygun görülmemesi ihtimali nedeniyle esas hakkında incelemeye geçildiğinde;
Bir uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için; hukuk dışında, özel veya teknik bir bilginin gerekmesi halinde, konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması suretiyle; uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda sahip oldukları özel ve teknik bilgiye dayanarak vermiş oldukları bilirkişi raporu aracılığıyla hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak mümkün olmaktadır.
Bununla birlikte; söz konusu raporda yapılan tespitlerin ve elde edilen verilerin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca hakim tarafından serbestçe değerlendirilerek hüküm kurulmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle hakim, bilirkişi raporundaki görüşle bağlı değildir.
Anayasanın "Mahalli idareler" başlıklı 127. Maddesinde, "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.
Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir." hükmü ile köy halkı teriminin anayasal bir zemine oturtulduğu görülmektedir.
442 sayılı Köye Kanunu'nun 1. Maddesine göre de; nüfusu 2000'den aşağı olan yerleşim yerleri köydür. 4. Maddesinde köy sınır çiziminin tarifinde, "1 - Eskiden beri bir köyün sayılan bütün tarla, bağ, bahçe, çayır, zeytinlik palamutluk, baltalık ve ortaklar sınır içinde kalmalı" şeklinde belirleme yapılmıştır.
Yukarıdaki hükümler incelendiğinde; Köy Kanunu'nun 1. Maddesinde, nüfus kriteri esas alınarak tanım yapılırken; 2. maddesinde ise köyün bazı özelliklerine değinilerek baltalık, otlak, yaylak, cami, mektep gibi orta malları bulunan ve dağınık evlerde yaşayan insanların; bağ, bahçe ve tarlaları ile bir köyü meydana getirdikleri belirtilmiş; 7. maddesinde ise, köyün bir yerden bir yere taşınır ya da taşınmaz mallara sahip olan ve bu kanun kapsamında kendisine verilen görevleri yerine getiren bir varlık olduğu belirtilerek; köyün manevi şahsı olduğu kabul edilmiştir.
Mahalle ise; coğrafi olarak, şehirlerin en küçük yapı taşlarını oluşturan konut ve sokak sistemlerinin ve çeşitli faaliyetlerin (idari, iktisadi, sosyal ve kültürel işlevleri) gerçekleştirildiği alanların bir araya gelmesiyle oluşan en küçük idari birimler olarak tanımlanmaktadır. Sosyolojik olarak ise; belli kurallar çerçevesinde insanların birlikte yaşadığı birimler şeklinde tanımlanmaktadır. Kamu tüzel kişiliği bulunmayan mahalle yönetimi yasa ile kurulmamıştır.
Dolayısıyla; kendine ait bütçe ve personeli bulunmadığından yerel yönetim birimi olarak değerlendirilmemektedir.
Bu halde; her anlamda çok farklı durumdaki köyün, mahalleye dönüştürülmesi ile birlikte; “köy tüzel kişiliğine ait olan” veya “öteden beri köylünün ortak yararlanmasına terk edilmiş yerlerden” olan taşınmazların statüleri değişerek imara açılmak suretiyle konut yada ticaret alanına dönüştürülme ve meralar ile kıyıların farklı amaçlarla kullanıma açılmasıyla doğal yaşam ve ekosistem dengesinin bozulması riski, köy yaşamının sekteye uğraması, köylü için yaşam şartlarının daha pahalı hale gelmesi, daha önce tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlarken bunları kaybettiği gibi emlak vergisi muafiyeti, ücretsiz su kullanma gibi haklarını da kaybetmeleri sonucunda kırsal alanda yaşayan bireylerin kente göç etmelerine sebep olabileceği; bu durumun da başka ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunların oluşmasına neden olabileceği ve günümüzde bu sorunların yaşandığı da bilinen gerçeklerdendir.
Dava konusu işlemin tesisinden önce; söz konusu Köy'ün, belediye sınırları içine katılmasının gerekliliğini açıklayan objektif verilere dayanan, mali kaynakların belirtildiği yeterli ve detaylı bilgiye yer verilmesi, katılan Köye götürülecek hizmetlerin projelerinin ve gerçekleştirebilme imkanları ile finansmanı konusuna açıklık getirilmesi, katılma durumunda ilave ne kadar gelir-giderinin olacağı, mevcut durumda Köyün, belediyece yerine getirilen alt yapı ve imar hizmetlerinin bulunup bulunmadığı, Damar Köyünün, Murgul Belediyesinin mahallesi haline gelmesi durumunda ilçede oluşacağı belirtilen büyümenin getireceği yapılaşma ve sanayileşme hızının tarım toprakları, doğal çevre ve yerli/yabancı turistlerin ilgi gösterdikleri Karagöl bakımından risk oluşturup oluşturmayacağının; Murgul Belediyesi yönünden de, Belediyenin kendi sorumluluğundaki hizmetleri ne derecede, hangi ölçülerde yerine getirdiği, katılma halinde Belediyenin ne kadar ilave gelir-giderinin olacağı, Belediyenin kendi sınırları içinde sunduğu hizmetlerde aksama olup olmayacağı, yeterli mali kaynakları olup olmadığı, katılım halinde oluşacak yeni durumun getirebileceği sorunların mevcut kaynaklarla çözümlenip çözümlenemeyeceğinin teknik ve somut verilerle ortaya konulması gerekirken; gerek ilgili belediye, gerekse davalı idarelerce bu hususların ortaya konulmadığı gibi yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda da bu hususların ortaya konulamadığı, başka bir deyişle; dava konusu işlemin mesafe gerekçesi dışındaki genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması koşulunun varlığını objektif ve somut olarak ortaya konulamadığı gibi yapılması gereken plan ve projelerin niyet ve temenniden ibaret olduğu açık olup; söz konusu Köyün, tüzel kişiliğinin kaldırılmak suretiyle ilçe belediyesine dahil edilmesinin gerekçelerinin yeterli nesnel ve gerçekçi verilerle desteklenmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla; bu olayda kullanılması mümkün olan "takdir hakkının" yargısal içtihatlarda da belirtildiği gibi kamu yararı doğrultusunda kullanılması gerektiği şüphesiz olup; bilimsel ve teknik gerekçeleriyle birlikte kamu yararı bulunduğu ortaya konulamayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Artvin İli, Murgul İlçesine bağlı Damar Köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına dair 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. Maddesinin birinci fıkrasında, "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." hükmüne yer verilmiştir.
02/07/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 200 üncü maddesiyle bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname” ibaresi, “Cumhurbaşkanı kararı” şeklinde değiştirilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dairemizce uyuşmazlığın çözümü için istinabe yoluyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve Yüksek Şehir Plancısı Doç. Dr. Ersin Türk, Harita Yüksek Mühendisi Dr. Öğretim Üyesi Kemal Çelik ve Yüksek Mimar Dr. Semih Yılmaz'dan oluşan heyetçe 10/05/2023 günü yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "Dava konusu Cumhurbaşkanı kararı tesis edilirken, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun “Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi” başlıklı 11. Maddesinde öngörülen mesafe koşulunun dikkate alındığında, idareler arası meskûn sahası uzaklığının 5000 m’den daha az olduğu, davaya konu edilen Damar Köyü merkezi ile Murgul belediyesi arasındaki karayolu mesafesinin 10 km, kuş uçuşu uzaklığı 4 km olduğu, ancak meskûn sahasının belediye sınırına olan uzaklığı 208 m olduğundan mesafe açısından Damar köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul belediyesi sınırları içine alınmasının uygun olduğu, Damar Köyü’nün kanalizasyon, içme suyu, yol ve çevre hizmetlerinin eksik olmasından dolayı sorunlar yaşandığından İl Özel İdaresi hizmetleri yerine Murgul Belediyesinin yakından hizmet üretmesinin mümkün göründüğü, Davacı köy tüzel kişiliği sınırları içinde daha iyi hizmet verilebilmesi için Murgul Belediyesi sınırları içine katılmasının uygun olacağı, Murgul Belediye ve imar planı sınırının güneyi ile Damar Mahallesinin kuzey sınırının çakıştığı, Murgul ilçe merkezine ait yürürlükteki imar planlarında, kentsel gelişme alanının Damar sınırına kadar dayandığı, Meri imar planında, Damar Mahallesi sınırına yakın kısımda sanayi alanı, küçük sanayi sitesi gibi çalışma alanları ile ağırlıklı olarak eğitim tesisleri, belediye hizmet alanı, kültürel tesisi, idari hizmet alanı, park gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile konut alanlarının planlandığı, Murgul Belediyesince hazırlanan imar planları ve uygulamaları da dikkate alınarak, anılan yerin gelişmesi ve çevre ile bütünleşmesi yönlerinden davacı köy tüzel kişiliğinin korunmasında kamu yararı bulunmadığı ve hizmet gereklerine uygun düşmediği, Damar mahallesinin, Murgul imar planı sınırı bitişiğinde olduğu ve Damar kentinin gerek maden sektöründeki çalışanların çokluğu gerekse turizm potansiyeli dikkate alındığında imar planının hazırlanmasında fayda olduğu, Damar mahallesinde yapılaşmanın kontrollü ve planlı olması için de bitişiğindeki Murgul Belediyesi tarafından planlanması ve yapılaşmanın kontrol altında tutulmasının planlama ilkelerine ve tekniğine uygun olduğu " görüşlerine yer verilmiştir.
Söz konusu rapora davacı dernek tarafından; 5393 sayılı Belediye Kanunun 8. Maddesi gereğince 2 defa halk oylaması yapıldığı ve bu oylamalarda katılma isteğinin reddedildiği, bu iradeye rağmen dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan mesafe koşulu açısından belediye merkezi ile köy merkezi arasındaki uzaklığın 5 km olduğu ancak bilirkişilerce ölçüm için esas alınan iki adet yapının, iki tüzel kişilik arasındaki uzaklığa ilişkin doğru sonuçlar veremeyeceği, mesafe tespitinin yanlış yapılmasından dolayı imar planı hakkındaki tespitlerinde hukuka aykırı olduğu belirtilerek itiraz edilmiş ise de; davaya konu Cumhurbaşkanı kararının, 5393 sayılı Kanunun 11. Maddesi gereğince tesis edildiği, mevzuat gereğince bu hususta yetkinin Cumhurbaşkanın da olduğu, iki tüzel kişililik arasında ki mesafenin tespitinde ise yine 11. Madde de belirtildiği üzere merkezlerin değil, meskun saha sınırı ile belediye sınırının esas alınması gerektiği görüldüğünden davacı dernek tarafından bilirkişi raporuna yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, 5393 sayılı Yasanın 11. Maddesinde öngörülen genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması gibi koşullar yönünden, Artvin İli, Murgul İlçesi'nin Damar Köyü'nün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi'ne katılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararında hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
02/04/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!