WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2020/1415 E.  ,  2023/6609 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1415
Karar No : 2023/6609

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... Derneği
2- … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : …. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sakarya İli Geyve İlçesi ... Köyü Beşiktaş deresi üzerinde kurulu ... San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme tesisinin ... tarih ... sayılı ll-a grubu işletme ruhsatın iptali ile faaliyetin durdurulması istemiyle yapılan 05/04/2017 tarihli başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:…., K:… sayılı kararda; davanın davacısı Dernek tarafından uyuşmazlık konusu ruhsat sahasında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan kumtaşı ocağı ve kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin 14. maddesi uyarınca Bakanlıkça verilen … tarih ve E…. "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının, kamu yararının bulunmadığı, çevreye büyük ölçüde zarar verdiği, ormanın ve yaban hayatının telef edildiği, otoyollara zarar verdiği ileri sürülerek iptali istemiyle …. İdare Mahkemesi'nde dava açıldığı, bu davada da davacı Dernek tarafından ocağın devam eden faaliyetleri sebebiyle çevreye, yaban hayatına ve insan sağlığına zarar verildiği, kapatılması gerektiğinin ileri sürüldüğü, buna göre her iki dava da davacı tarafından ocakta yürütülen faaliyetler neticesinde çevreye zarar verildiğinin ileri sürüldüğü; farklı olarak bakılan davada işletme ruhsatının, ... İdare Mahkemesi'nin … esasında görülen davada ise aynı ocakta yapılacak kapasite artırımı için ÇED olumlu kararının iptalinin istenildiğinin anlaşıldığı, anılan dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda madenin hali hazırdaki faaliyetlerinin de değerlendirildiği, bakılan davada davacı tarafından ileri sürülen madencilik faaliyetleri sırasında yapılan patlatmalar nedeniyle çevreye taş yağdığı, toz oluştuğu, ocak yakındaki alanların toz ve taşlardan zarar gördüğü, yakındaki Beşiktaş Deresi'ne harfiyat döküldüğü şeklindeki iddialarına ilişkin tespit, inceleme ve değerlendirme yapıldığı anlaşılmış olup; Mahkemesi'nce dava konusu ocakta yapılan keşif suretiyle yerinde yapılan tespitler ile akabinde sunulan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelerin kanaate varmak için yeterli olduğu, yargılamanın en az giderle ve süratle yapılması şeklinde özetlenecek usul ekonomisi ilkesi gereği dava konusu maden sahası için ayrıca keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli olmadığına sonucuna ulaşıldığı; bu durumda işletme ruhsatı verildikten sonra maden sahası ve tesisi ile ilgili değişiklikler neticesinde meydana gelebilecek olası olumsuzların giderilmesini teminen idarenin her zaman denetim ve gözetim yetkisi ile gerekli tedbirleri alma imkanı bulunduğu da gözetildiğinde bu durumun verildiği tarihteki yasal koşulları taşıyan işletme ruhsatının doğrudan iptalini gerektireceği düşünelemeyeceği gibi maden ocağının bulunduğu bölgede oluşan toza tesisin katkısının mevzuatla belirlenen sınırların altında kaldığı; tesisin oluşturduğu muhtemel emisyon değerlerinin, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ile belirlenen sınır değerlerini aşmadığı, tesisin aktif üretim faaliyetinin/patlatma alanının olduğu yer ile yakındaki Akıncı Köyü'nün en yakın noktası ve yerleşim alanı arasında yaklaşık olarak 480 metre olduğu; yapılan modelleme çalışmaları ile tesisten kaynaklanan toz emisyonlarının hem atmosferik toz konsantrasyonu ve hem de çökebilen toz birimi bakımından, mevzuatta verilen sınır değerleri güvenli derecede sağladığı; bölgedeki yıllık limit olan 40 µg/m³ değerinin tesis dışında bulunan bölgelerde Yönetmelik ile çizilen sınırın altında kaldığı; Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği uyarınca endüstri tesislerinden kaynaklanacak çevresel gürültü düzeyi ve gürültünün önlenmesine ilişkin kabul edilebilen yüksek gürültü seviyeleri dikkate alındığında anılan Yönetmelikte Ek-VII Tablo-4'de belirtilen gürültü sınır değerleri ile tesiste çalışan/çalışacak araçların aynı anda oluşturacağı gürültü düzeyi incelendiğinde oluşacak gürültü düzeyinin yaklaşık 125 metre mesafeden sonra 70 dBA sınır değerinin sağlandığı ve bu değerin Yönetmelik'te öngörülen limitler dahilinde kaldığı, patlatma sonucu oluşan titreşimlerin işletmenin yanından geçen karayoluna etkisi olduğuna dair bir durumun gözlenmediği; karayoluna malzeme düşmesinin önlenmesi için şev üzerine çelik hasır uygulaması yapılmış olduğu; ruhsat sahası içerisinde bulunan vadiden geçen Beşiktaş Deresi'nin güvenlik bandına alındığı ve korunduğunun mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile de tespit edildiği; buna göre dava konusu ocakta yürütülen madencilik faaliyetleri esnasında çevreye toz, gürültü, hava kirliği ya da harfiyat dökmek suretiyle zarar verildiği veya madencilik ve endüstri faaliyetleriyle belirlenen tolerans sınırlarının aşıldığı, başka bir deyişle işletme ruhsatına aykırı faaliyetler yürütüldüğü yönünde bir bulgu veya bilgi bulunmadığı anlaşıldığından; dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesi ile, davacı ... Derneği yönünden davanın reddine, Sakarya Barosu Başkanlığı yönünden 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde sayılan baroların görevleri gözönünde bulundurulduğunda dava konusu maden işletme ruhsatının iptaline ilişkin işlemin, davacı Baro'nun doğrudan tüzel kişiliğini, üyelerinin ortak hak ile menfaatlerini etkilemediği ve Sakarya Barosu Başkanlığı'nın olayda menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı ... Derneği tarafından, ... İdare Mahkemesinde açılan davanın konusu ile bakılan davanın konusunun farklı olması nedeniyle mahkemece yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken diğer mahkeme dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun esas alınmasının eksik inceleme, araştırma ve değerlendirmeye yol açtığı, yapılan faaliyetlerin kamu yararını ihlal ettiği, işletmenin yürüttüğü faaliyetlerin çevreyi, bölge halkını ve ekosistemi olumsuz yönde etkilediği; davacı Sakarya Barosu tarafından, ... İdare Mahkemesi'nce ÇED Gerekli Değildir kararının iptaline karar verildiği ve kesinleştiğinden firmanın faaliyetlerinin sonunun mecburen geldiği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Davacı Derneğin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması, davacı Sakarya Barosunun temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davalı yanında müdahil ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ait, Sakarya İli Geyve İlçesi ... Köyü Beşiktaş deresi üzerinde kurulu 100 hektarlık Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme tesisine ... tarih ... sayılı ll-a grubu (29/08/2023 bitiş tarihli) işletme ruhsatı düzenlenmiştir.
Yine, aynı tarihlerde geçerli olmak üzere 13,82 hektarlık alan için 17/12/2013 tarihinde işletme izni verilmiştir.
Davacılar tarafından, 05/04/2017 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne yaptıkları başvuru ile, maden ocağında yürütülen faaliyet sebebiyle mevcut elektrik ve doğalgaz boru hatlarına, çevreye, yaban hayatına ve insan sağlığına zarar verildiği gerekçesiyle, ocağın faaliyetlerinin durdurulması, işletme ruhsatı ve işletme izninin iptali istenilmiştir.
Başvuru, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın dava konusu ... tarihli işlemiyle, maden ocağına ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi Belgesi, Gayri Sıhhi Müessese İşletme Ruhsatı ve mülkiyet izin belgelerinin bulunduğu, Bakanlıkça yapılacak bir işlem bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
1982 Anayasası'nın 169. maddesinde; Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyacağı ve tedbirleri alacağı, bütün ormanların gözetiminin Devlete ait olduğu, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağı, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde; işletme ruhsatı, işletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesi olarak; işletme izni, bir madenin işletmeye alınabilmesi için gerekli olan izin olarak tanımlanmıştır.
3213 sayılı Kanunun "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, yaban hayatı koruma ve geliştirme sahaları, muhafaza ormanları, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre korunması gerekli alanlar, 1 inci derece askeri yasak bölgeler, 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, 1 inci derece sit alanları ile madencilik amacı dışında tahsis edilen ve Genel Müdürlük tarafından uygun görüş verilen elektrik santralleri, organize sanayi bölgeleri, petrol, doğalgaz ve jeotermal boru hatları gibi yatırım alanlarına ait koordinatlar ilgili kurumlar tarafından Genel Müdürlüğe bildirilir." düzenlemesine; 4. fıkrasında; "Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir." 8. fıkrasında; "Kazanılmış haklar korunmak kaydıyla içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren 1000-2000 metre mesafe genişliğindeki şeritte galeri usulü patlatma yapılmaması, alıcı ortama arıtma yapılmadan doğrudan su deşarj edilmemesi şartıyla çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği bilimsel ve teknik olarak belirlenen maden arama ve işletme faaliyetleri ile altyapı tesislerine izin verilir. 2000 metreden sonraki koruma alanı içinde çevresel etki değerlendirmesi raporuna göre yapılması uygun bulunan maden istihracı ve her türlü tesis yapılabilir. Ancak faaliyet sırasında alıcı ortama yapılacak deşarjlarda ilgili yönetmelikte belirtilen limitlere uyulması zorunludur." düzenlemesine, 13. fıkrasında; "Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerlere ve bu tür tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri Bakanlığın, binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziye 20 metre mesafe dahilinde ise mülk sahibinin iznine bağlıdır. Bu mesafeler, ihtiyaç halinde madencilik faaliyetlerinin boyutu, emniyet tedbirleri ve arazinin yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
3213 sayılı Kanunun 24. maddesinin 11. fıkrasında ise; "(Değişik onbirinci fıkra: 4/2/2015 – 6592/13 md.) 7 nci maddeye göre gerekli izinlerin alınmasından itibaren işletme izni verilir. Bu iznin verildiği tarihten itibaren Devlet hakkı alınır. Ruhsat sahibince, işletme ruhsatı yürürlük tarihinden itibaren üç yıl içinde 7 nci maddeye göre alınması gerekli olan çevresel etki değerlendirme kararı, mülkiyet izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili izinlerin Genel Müdürlüğe verilmesini müteakip, işletme izni düzenlenir. Süresi içinde yükümlülükleri yerine getirilmeyen ruhsatlar için her yıl 50.000 TL idari para cezası verilir. İşletme ruhsat süresi sonuna kadar bu fıkrada belirtilen izinlerden dolayı işletme izninin alınamaması hâlinde ruhsat süresi uzatılmaz." hükmü yer almaktadır.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasında "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne, aynı maddenin 3. fıkrasında "Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir." hükmüne, maddenin 5. fıkrasında ise "Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 06/11/2010 günlü, 27751 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 4. maddesinin "İşletme izni: Bir madenin işletmeye alınabilmesi için gerekli olan belgeyi, İşletme ruhsatı: İşletme faaliyetlerinin yürütülebilmesi için verilen yetki belgesini, Maden işletme faaliyetleri: Üretime yönelik hazırlık çalışmaları ve üretim yapılması için gerekli faaliyetleri, Maden işletme projesi: Maden kaynaklarının değerlendirilmesi amacına dönük belirli girdileri seçilmiş bir teknoloji kullanarak mevcut ve potansiyel talebi karşılamak üzere maden ve/veya madene dayalı ürünleri üretmek için çalışmaları düzenleyen beyan niteliğindeki raporu, Madencilik faaliyetleri: Madenlerin aranması, üretilmesi, sevkiyatı, cevher hazırlama ve zenginleştirme, atıkların bertarafı, ruhsat sahasındaki stoklama/depolama işlemleri, maden işletmelerinin kapatılması ve çevre ile uyumlu hale getirilmesi ile ilgili tüm faaliyetler ve bu faaliyetlere yönelik tesislerin yapılmasını...ifade eder." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin "II (a) grubu ve patlatma yapılarak üretim yapılan I (b) grubu madenlerin ruhsatlandırılması, izin verilmesi ve işletilmesi ile ilgili genel ilkeler" başlıklı 24. maddesinde; "II (a) ve patlatma yapılarak üretim yapılan I (b) Grubu madenlerin projesinde talep edilen izin alanı ve kırma-eleme tesis yerlerinin, Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olan yollar ile 1/5000 ölçekli imar planı onaylanmış alanlar, organize hale gelmiş tarım ve hayvancılık bölgeleri, birinci derece arkeolojik sit alanlarında fiziki olarak ortaya çıkarılmış kültürel varlıkların ön görünüm alanında yatay olarak en az 300 metre mesafede, ön görünüm alanı dışında ise en az 150 metre mesafe dahilinde izin verilmez. Ancak Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan yol kenarlarında, alternatif alan bulunamaması veya coğrafik ve bölgesel şartlar dikkate alınarak, Karayolları Genel Müdürlüğünden izin alınması durumunda izin verilebilir. Bu fıkradaki mesafeler, ihtiyaç halinde faaliyetlerin boyutu, işletme yöntemi, emniyet tedbirleri ile arazinin topoğrafik ve jeolojik yapısı dikkate alınarak Bakanlıkça artırılabilir. Mesafeler yatay olarak hesaplanır." düzenlemesine; "Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış yerler ile özel şahıs arazilerinde madencilik faaliyetleri" başlıklı 123. maddesinde, "Kamu hizmeti veya umumun yararına ayrılmış ibadethane, okul, hastane, kütüphane, karayolu, demiryolu gibi yer ve tesislere 60 metre mesafe dahilinde madencilik faaliyetleri için Genel Müdürlükten izin alınması zorunludur. Binalara 60 metre, özel mülkiyete konu araziler ile bu arazilere 20 metre mesafe dahilinde faaliyette bulunmak için mülk sahibinin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur. Yatay olarak alınan bu mesafeler gerek duyulması halinde Genel Müdürlük tarafından madencilik faaliyetlerinin boyutu, işletme yöntemi, emniyet tedbirleri ve arazinin topografik ve jeolojik yapısı dikkate alınarak her faaliyet için ayrı olarak da belirlenebilir. Bu alanlarda II (a) ve patlatma yapılarak üretim yapılan I (b) Grubu madenler ile ilgili bu Yönetmelik ile getirilen kısıtlamalar uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde bilirkişi ve keşif konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ve "...bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller'' başlığını taşıyan 266. maddesinde ise; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlamıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı ... Derneğinin temyiz isteminin incelenmesinden;
3213 sayılı Kanun çerçevesinde maden üretim faaliyetlerinde bulunulabilmesi için ilgililer tarafından önce maden işletme ruhsatının alınması gerektiği, ancak maden işletme ruhsatının maden üretimi yapılabilmesi için yeterli olmadığı, ilgililerin maden işletme izni olmadan üretim yapamayacakları, maden işletme izninin alınabilmesi için de maden işletme ruhsatının alınmasından sonra 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında alınması gerekli izinlerin alınması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda, işletme izni alınmış ruhsat sahalarında, maden işletme izni verilmesi aşamasında mevzuatta yer alan düzenlemeler uyarınca, işlemin mevzuata uygun olarak tesis edilip edilmediği hususu yönünden de yargı denetimi yapılması gerekmektedir.

Uyuşmazlıkta, müdahil şirketin maden işletme ruhsatı ve işletme izni sahibi olduğu, bu nedenle maden üretim faaliyetinde bulunmasının mümkün olduğu görülmekte olup, davacıların 05/04/2017 tarihinde Maden İşleri Genel Müdürlüğü'ne yaptıkları başvuru ile işletme ruhsatı ve işletme izninin iptali istedikleri ve dava dilekçesinde ise, 05/04/2017 tarihli başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istedikleri görüldüğünden, hukuki değerlendirmenin işletme ruhsatı ve işletme izninin iptali yönünden yapılması gerekmektedir.
Davacı Dernek tarafından uyuşmazlık konusu ruhsat sahasında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan kumtaşı ocağı ve kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi ile ilgili olarak 27/11/2017 tarih ve E.18989 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali açılan davada keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda ormancılık açısından çoğunluk görüşüne katılmayan üye tarafından;
"...Dava konusu yerde bulunan orman varlığı karışık yapraklı tam kapalı ve zengin bir floraya sahip doğal ormandır. Konumu itibari ile doğusunda otoban bulunmakta güneyinde tamamen orman varlığında arındırılmış faaliyet alanları kuzeyinde ve batısında tam kapalı devlet ormanı bulunmaktadır.
...Proje Tanıtım Dosyasının ve Nihai Çed Raporu hazırlama ekibinin içinde orman mühendisi bulunmamaktadır. Proje faaliyetinden birinci derecede ve en önemli zararlı etkisinin orman varlığı ve ekosisteme olacağı düşünüldüğünde ormancılık verilerinin teorik ve kitabi olduğu, arazide orman mühendisleri tarafından detaylı bir inceleme yapılmadığı, Sakarya iline çok yakın mevkide bulunan İstanbul Üniversitesi Cerrahpasa Orman Fakültesi ve Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi olmasına rağmen orman fakültesi öğretim üyelerinden görüş ve rapor alınmadığı, ormanlarda Çed raporu hazırlanması konusunda, 5531 sayılı “Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanunun madde 17/4’de ve Orman, Orman Endüstri Ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisleri İle Serbest Meslek Bürolarının Çalışma Alanlarına Dair Yönetmelik madde 64’de orman alanlarında çevresel etki değerlendirme raporu hazırlanmasının meslek mensubu orman mühendislerinin görev ve sorumlulukları arasında açıkça sayılmasına rağmen bu durumun göz ardı edilerek, orman alanlarına dair farklı meslek disiplinlerinden uzmanların değerlendirmeleri ışığında eksik ve yetersiz raporlama yapıldığı görülmüş, bu nedenle raporun bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğu kanaatine varılmıştır.
Proje sahasının, zengin florası başta arıcılık olmak üzere yöre halkı için ekonomik yönden önem arz eden faaliyetlere konu olmaktadır. Proje faaliyetleri neticesinde toz, gürültü ve flora çeşitliliğinin azalacak olmasından dolayı arıcılık faaliyetlerinin etkileneceği, bununla bölge halkının, zengin orman florasına sahip mesçerelerdeki tıbbi, aromatik ve etnobotanik açıdan ekonomiye katkı sağlayan orman yan ürünlerinin toplanması ile elde edecekleri ekonomik gelirlerin de etkileneceği ifade edilebilir.
Orman varlığının azalmasının toplum sağlığına olumsuz etkileri genel olarak ele alındığında yakında bulunan yerleşim yerlerinde yaşayanlar için başta temiz hava ve su kalitesinde azalmalara neden olabilecektir. Özelde, bölgede arıcılığın azalacak olması bununla birlikte ıhlamur ve benzeri tıbbi ve aromatik bitkiler etnobotanik bitkilerin etkilenmesinin yöre halkının sağlıklı yiyecek ve içecek tüketmesine olumsuz etkisi olabilecektir.

Proje sahana bitişik çevreyolu bulunmaktadır. Sahada %70 ve üzerinde eğimlerin bulunması, sahanın yoğun yağışlı bir iklime sahip olması; sel, çığ ve toprak kaymasına hassas bir yapı oluşturmaktadır. Orman varlığı başta sel, çığ ve toprak kayması gibi doğal olayları önleyecek en önemli faktördür. Orman varlığının sahadan tamamen çıkarılması sel, çığ ve toprak kayması tehlikesine neden olabilecektir. Proje sahasında özellikle çevre otoyoluna birleşik kısımlarında alınacak önlemlerin, toprak kayması ve diğer doğal felaketlerin önlenmesinde orman varlığı kadar etkisinin olamayacağı göz ardı edilmemelidir.
Projenin en önemli etkisi orman varlığına ve ekosistemine dair olacaktır. 575000 m² alanın açılması, başta orman bütünlüğünü bozacak ve devamı niteliğindeki diğer orman alanlarını etkileyecektir. Dolayısıyla su kalitesinde ve karbon tutumunda azalma, yaban hayatı yaşam ortamlarında bozulma olabilecektir. Yukarıda da detaylı olarak açıklandığı üzere ormanların en önemli karbon yutak alanlarından olması ve ülkemizin Kyoto protokolüne taraf olması nedeniyle 20 bin ağacın kesilmesi ağaçların üreteceği oksijen miktarı ve kişi başına düşecek oksijen miktarını azaltacaktır. Proje konusu sahanın da içinde bulunduğu orman alanları ülkemizin çeşitlilik açısından en önemli sahalarından biri ve bu nedenle Bern sözleşmesi gereği yukarıda da belirtildiği üzere korunması gereken bitki, kuş, memeli ve sürüngenleri barındırmaktadır. Sahada özelikle büyük memeli yaban hayvanlar bulunduğu göz önüne alındığında, proje sahasının doğusu çevreyolu ile bölündüğünden sıkışmış olan yaban hayatı yaşam ortamı 575000 m² proje sahası ile daha da daralacaktır. Özellikle kuş popülasyonu 20 bin ağacın kesilmesinden ciddi oranda etkilenecektir. Sahadan uzaklaşmaya zorlanan yaban hayatı, toz gürültü ve hava kirliliği nedeniyle sahadan daha da uzaklaşmak zorunda kalacak ve güneyi yerleşim yeri olan proje sahasından kuzeye doğru su ve besin kaynaklarından uzaklaşacak diğer alanlardaki türler ile besin ve su kaynakları paylaşımı konusunda rekabete düşecektir. Dolayısıyla yaban hayatı açısından da olumsuz sonuçlar doğuracaktır.
Dava konusu projenin ormanların kamu yararı ve diğer canlılar açısından fonksiyonları göz önüne alındığında yukarıda belirtilen gerekçelerle kamu yararının ormanların korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması yönünde olduğu ve bu nedenle projenin kamu yararına uygun olmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır." görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.
Bunun üzerine, ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerektiği, dava konusu faaliyetin sürdürülebilmesi için 575000 m² alanın 20 bin ağaç kesilerek açılacağı; bu durumun ağaçların üreteceği oksijen miktarı ve kişi başına düşecek oksijen miktarını azaltacağı, sahada özelikle büyük memeli yaban hayvanlar bulunması ve proje sahasının doğusu çevreyolu ile bölündüğünden sıkışmış olan yaban hayatını daha da daraltacağı, orman bütünlüğünü bozacağı ve devamı niteliğindeki diğer orman alanlarını etkileyeceği, bununla birlikte kumtaşı ocağı ve kırma-eleme tesisi kapasite artışı projesi ile ilgili olarak hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasının ve Nihai Çed Raporu hazırlama ekibinin içinde ÇED alanının tamamının devlet ormanı sınırları içerisinde yer almasına rağmen ve söz konusu faaliyetten orman ekosisteminin birinci derecede ve tamamen etkilenecek olmasından dolayı bu durumları değerlendirecek yada ormana olan zararın en aza indirgenmesi açısından çalışmalar yapacak bir orman mühendisinin bulunmadığı gözönüne alındığında projenin bu haliyle devam etmesinde kamu yararı bulunmadığı sonucuna varıldığından davaya konu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, söz konusu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2019 tarih ve E:2019/15293, K:2019/8139 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Belirtilen karar üzerine, UYAP üzerinden yapılan incelemede, davalı müdahile ait Kumtaşı Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi (Kapasite Artışı) Projesi ile ilgili olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 03/06/2020 tarih ve 5904 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı verildiği, söz konusu kararın iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile süre aşımı yönünden reddine karar verildiği ve anılan kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/06/2021 tarih ve E:2021/2817, K:2021/8427 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Her ne kadar, davalı müdahil tarafından ÇED olumlu kararı alınmış ise de, yukarıda yer verilen bilirkişi raporunun karşı oyunda belirtilen tespitler dikkate alındığında, davacının iddiaları çerçevesinde Mahkemece yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, maden işletme izninin alınabilmesi için de maden işletme ruhsatının alınmasından sonra 3213 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında gerekli izinlerin alınması gerekmekte olup, bu izinlerden birisi de 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından verilen orman iznidir. Karşı görüşte olan bilirkişi tarafından "Dava konusu yerde bulunan orman varlığı karışık yapraklı tam kapalı ve zengin bir floraya sahip doğal ormandır" tespitine yer verilmiş olup, dava konusu saha ormanlık alanda kalıyor ise, davalı müdahil tarafından orman izni alınıp alınmadığı, orman izni alınmış ise orman izni ve iznin verilmesi aşamasında yapılan tespit ve değerlendirmelerin ilgili idareden ara kararı ile konuyla ilgili tüm bilgi ve belgeler de istenilerek açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak dayalı olarak verilen davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Davacı Sakarya Barosunun temyiz isteminin incelenmesinden;
2577 sayılı Kanunun 'Temyiz' başlıklı 46. maddesinde; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği, 'Temyiz dilekçesi' başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında; temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği, 7. fıkrasında; temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükme bağlanmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, Sakarya Barosu tarafından temyiz edilen kararın 24/12/2019 tarihinde kendisine tebliğ edildiği, Baro vekili tarafından 12/02/2020 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu, temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'da belirtilen temyiz süresi geçirildikten sonra yapılan temyiz başvurusunun esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:.., K:… sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Sakarya Barosunun TEMYİZ İSTEMİNİN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
4. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacı Derneğe iadesine,
5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
6. Kesin olarak 30/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.