WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/8311 E.  ,  2023/6610 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/8311
Karar No : 2023/6610

DAVACILAR :
1- …
2- …
3- …
VEKİLİ: Av. …

DAVALI: … Birliği
VEKİLİ: Av. …

DAVANIN KONUSU: Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 26.10.2018 tarih ve 59 Nolu Genelgesinin;
1-"Seçimlerde Aday Delege Olmanın Şartları" başlıklı 3.2.2 maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "Birlik müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve birlik yönetim kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda kanunun 18. maddesinin 5 ve 7. fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde (delege, meclis ve yönetim kurulu) oy kullanamayacak, organ üyeliklerine aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir." düzenlemesinin,
2- 3.2.2 maddesinin 3. fıkrasında yer alan; "Odalarda Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan ve bu şekilde organ üyelikleri sona erenler soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine (delege, meclis ve yönetim kurulu) iştirak edemeyecek, oy kullanamayacak, aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir. Ancak soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını ya da beraat kararını takip eden organ seçimlerine katılabileceklerdir." düzenlemesinin iptali istemiyle açılmıştır.

DAVACILARIN İDDİALARI:
23.12.2018 tarihli Selçuklu Ziraat Odası delege seçimlerinde aday olunmasına yönelik herhangi bir hukuki engel olmamasına ve TBMM de yer alabilecek olmalarına karşın normlar hiyerarşisine aykırılık taşıyan Genelge ile davaların seçimlere girmesine mani olunmaya çalışıldığı, teftiş raporu sonucunda yargılamanın devam ettiği ve karar aleyhlerine olsa bile kesinleşinceye kadar suçsuz sayılacak olmalarına rağmen, dava konusu Genelge ile halen çiftçilik yapıp odaya aidat ödedikleri halde teftiş kurulu raporuna dayanarak seçimlere engel olunmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu düzenlemelerin Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu'nun organların görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesini düzenleyen 18. maddesi ile çeliştiği ve normlar hiyerarşisine açıkça aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI:
Usul yönünden; davanın süresinde açılmadığı, esas yönünden; iptali istenen Genelge maddelerinin, 6964 sayılı Kanunun 24 ve 29. maddelerinin verdiği görev ve yetki kapsamında Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan ve Genel Kurulun onayı ile yürürlüğe konulan Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin 3. maddesi ile aynı hükmü ihtiva ettiği, haklarında ceza davası açılan kişilerin odayı temsil ve ilzama yetkili olmalarının, Kanunun ruhuna ve amacına aykırı olduğu, davacılar ile birlikte dönemin yönetim kurulu üyeleri hakkında düzenlenen zimmet ve görevi kötüye kullanma iddiaları içeren iddianamenin ... Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edildiği ve dosyanın halen derdest olduğu, zimmet ve görevi kötüye kullanma iddiasıyla açılan ceza davasında sanık olarak yargılanan kişilerin aynı davada müşteki mağdur konumundaki oda tüzel kişiliğini temsil etmesinin Kanunun ruhuna da amacına da açıkça aykırı olduğu, bu kanuni gereklilik ve zorunluluk karşısında oda ve oda mallarına zarar vermekten dolayı yargılanan kişilerin beraat etmedikçe yeniden oda yönetimine seçilmesini engelleyen dava konusu mevzuat hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Genelgenin 2018 yılı Aralık ayı delege seçimlerinde uygulandığı, uygulanmakla tüketildiği ve yürürlükte olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacılar hakkında teftiş kurulu raporuna dayanılarak göreve son verme işleminin tesis edildiği, bu işlemin iptali istemiyle dava açılmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu düzenlemelerin iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ: Dava; Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 26.10.2018 tarih ve 59 Nolu Genelgesinin "Seçimlerde Aday Delege Olmanın Şartları" başlıklı 3.2.2 maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır.
Selçuklu Ziraat Odası Yönetim Kurulu üyeleri iken haklarında başlatılan idari ve adli soruşturma sonucunda üyelikleri düşen davacılar tarafından; 14.12.2018 tarihinde Konya İdare Mahkemesinde açılıp önce "yetki ret", akabinde "görev ret" kararı ile Danıştaya gelen bu davanın; yasal süresinde açıldığı görülmekte olup davalı idarenin aksi yöndeki sav'ı yerinde görülmemiştir.
6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu'nun 17. maddesinde," (Değişik: 3/6/2004-5184/16 md.) İl kongresi, dört yılda bir mart ayı içinde il merkezinde yapılır. İl kongresine, il sınırı içindeki oda meclislerinden beşer, yönetim kurullarından da ikişer temsilci katılır."; 18. maddesinde, "(Değişik: 3/6/2004-5184/17md.) Amaçları dışında faaliyet gösteren odaların ve Birliğin sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Bakanlığın veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir.
Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin sürelerini tamamlar.
Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, odalar ile Birlik, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Göreve son verme ve görevden uzaklaştırma hükümleri genel kurul ve il kongresi hakkında uygulanmaz.
Oda yönetim kurullarının, çalışmalarını meslekî ahlâk ve ülkenin genel menfaatlerine uygun yürütmemesi, mevzuata uymaması, görevlerini kötüye kullanması hallerinde, oda meclisleri tarafından görevlerine son verilip yerlerine bu Kanunun 8 inci maddesinde belirlenen usullere göre, mevcut meclis üyeleri arasından bir ay içinde yenileri seçilir. Yeni yönetim kurulları, görevlerine son verilenlerin sürelerini tamamlar.
Oda meclisleri ise üye tamsayısının yarıdan fazlasının yazılı talebi ve yine üye tam sayısının üçte ikisinin bu talep üzerine vereceği kararla, kendi kendini görevden uzaklaştırabilir.
Oda yönetim kurulunun görevlerine oda meclisleri tarafından son verilmesini gerektiren fiillerde bulunan, ayrıca oda genel kurulu veya Birlik kararlarına uymayan oda meclislerinin görevlerine de, oda genel kurulu veya Birlik Yönetim Kurulu kararıyla son verilir. Bu hallerde Birlik Yönetim Kurulu tarafından, bu Kanunun 8 inci maddesinde belirlenen usullere göre mevcut delegeler arasından, yeni oda meclisinin seçimi sağlanır. Bu şekilde seçilen üyeler eskilerin süresini tamamlar. Yeni oda meclisi seçilinceye kadar bu Kanunda ve yönetmelikte gösterilen görevlerin ne şekilde yapılacağı Birlik Yönetim Kurulunca karara bağlanır"; "Cezaî sorumluluklar" başlıklı 42. maddesinde, "(Değişik: 3/6/2004-5184/37 md.) Odaların ve Birliğin paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine suç işleyen, yahut bilanço, tutanak, rapor ve diğer her çeşit kâğıt, defter ve kayıtlar üzerinde suç mahiyetinde değişiklik yapan veya bunları kasten yok eden organlara dahil kişiler ile personel hakkında Devlet memurları hakkındaki cezalar uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Kamu tüzel kişiliğine sahip bir meslek kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği; çiftçilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, meslek disiplin ve ahlakını kollayıp gözetmek, çiftçilikle iştigal edenlerin mesleki hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurulmuş olup, 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu'nun 27. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiye dayanarak ziraat odalarında yapılacak Genel Kurul toplantıları ile il Kongrelerinin Kanun hükümlerine uygun bir şekilde yapılması amacıyla çıkarılan Türkiye Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin, 3. maddesinin 7. fıkrasında, "Birlik Müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda, Kanunun 18. Maddesinin (5) ve (7)'inci fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça, görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde oy kullanamazlar organ üyeliklerine aday olamazlar ve seçilemezler.... "; 9. fıkrasında,"Odalarda, Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda, 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan organ üyeliklerinin; delegelikleri, meclis ve yönetim kurulu üyelikleri soruşturma veya dava sonuna kadar geçici olarak sona erer. Organ üyelikleri bu şekilde sona erenler, soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine iştirak edemezler, oy kullanamazlar, aday olamazlar ve seçilemezler. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler haklarındaki bu yasaklamalar kendiliğinden kalkar." hükmüne yer verilmiştir.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 26.10.2018 tarih ve 59 Nolu Genelgesinin "Seçimlerde Aday Delege Olmanın Şartları" başlıklı 3.2.2 maddesinin dava konusu edilen 1. fıkrasında; "Birlik müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve birlik yönetim kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda kanunun 18. maddesinin 5 ve 7. fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde (delege, meclis ve yönetim kurulu) oy kullanamayacak, organ üyeliklerine aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir." kuralı; aynı maddenin 3. fıkrasında, "Odalarda Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan ve bu şekilde organ üyelikleri sona erenler soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine (delege, meclis ve yönetim kurulu) iştirak edemeyecek, oy kullanamayacak, aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir. Ancak soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını ya da beraat kararını takip eden organ seçimlerine katılabileceklerdir." kuralı getirilmiş olup; Türkiye Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin, 3. Maddesinin yukarıda yer verilen 7. ve 9. fıkraları ile aynı yönde düzenlenmiş olduğu görülmektedir.
Olayda; Selçuklu Ziraat Odası Yönetim Kurulu üyeleri iken haklarında başlatılan idari ve adli soruşturma sonucunda üyelikleri düşen davacılar hakkında, "zimmet ve görevi kötüye kullanma" iddialarıyla ... Ağır Ceza Mahkemesinde açılan E:... esas sayılı davanın halen derdest olduğu görülmektedirler.
Bu durumda: Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin 3. maddesi hükmünün tekrarı niteliğinde olan dava konusu Genelge maddesinde üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ:
Selçuklu Ziraat Odasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan davacılar hakkında 2017 yılında Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından yapılan teftiş sonucunda güveni kötüye kullandıkları gerekçesi ile rapor hazırlanmış ve davacılar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından Ziraat Odasına yazılan 14.02.2017 tarihli yazıda, davacıların Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliğinin 3/7. maddesi gereğince yapılacak yönetim kurulu üye seçimlerinde aday olamayacakları ve seçilemeyecekleri belirtilmiştir.
04.01.2018 tarihinde davacılar haklarında iddianame düzenlenmiş, dava konusu Genelge 26.10.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş, işbu dava 14.12.2018 tarihinde açılmış, olağan genel kurul ve delege seçimleri ise 23.12.2018 tarihinde gerçekleştirilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN: Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.

ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." düzenlemesine; "H. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları" başlıklı 135. maddesinde, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa'nın "II. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları" başlıklı 67. maddesinde, "Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir." düzenlemesine; "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu'nun "Oda genel kurulu ve görevleri" başlıklı 7. maddesinde, "Oda genel kurulu seçim çevresinden gelen delegelerden oluşur.
Delegeler, odaya kayıtlı üyeler arasından dört yılda bir aralık ayı içinde ve gizli oyla seçilir.
Sandık kurullarında görev alanlar delege seçiminde aday olamazlar.
Seçilecek delege sayısı, asıl üye sayısı beşyüze kadar (beşyüz dahil) olan seçim çevrelerinde bir asıl bir yedek; beşyüzden yukarı olanlarda ise her beşyüz asıl üye için bir asıl bir yedektir.
Seçilecek delegelerde aranan özellikler ve seçim usulleri yönetmelikte gösterilir..." düzenlemesine; "Organların görevden uzaklaştırılması ve görevlerine son verilmesi" başlıklı 18. maddesinde, "Amaçları dışında faaliyet gösteren odaların ve Birliğin sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Bakanlığın veya bulundukları yer Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince basit usule göre yargılama yapılarak karar verilir.
Görevlerine son verilen organların yerine en geç bir ay içinde yenileri seçilir. Yeni seçilenler eskilerin sürelerini tamamlar.
Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, odalar ile Birlik, vali tarafından faaliyetten men edilebilir. Faaliyetten men kararı, yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim kararını kırksekiz saat içinde açıklar, aksi halde, bu idarî karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
Göreve son verme ve görevden uzaklaştırma hükümleri genel kurul ve il kongresi hakkında uygulanmaz.
Oda yönetim kurullarının, çalışmalarını meslekî ahlâk ve ülkenin genel menfaatlerine uygun yürütmemesi, mevzuata uymaması, görevlerini kötüye kullanması hallerinde, oda meclisleri tarafından görevlerine son verilip yerlerine bu Kanunun 8 inci maddesinde belirlenen usullere göre, mevcut meclis üyeleri arasından bir ay içinde yenileri seçilir. Yeni yönetim kurulları, görevlerine son verilenlerin sürelerini tamamlar.
Oda meclisleri ise üye tamsayısının yarıdan fazlasının yazılı talebi ve yine üye tam sayısının üçte ikisinin bu talep üzerine vereceği kararla, kendi kendini görevden uzaklaştırabilir.
Oda yönetim kurulunun görevlerine oda meclisleri tarafından son verilmesini gerektiren fiillerde bulunan, ayrıca oda genel kurulu veya Birlik kararlarına uymayan oda meclislerinin görevlerine de, oda genel kurulu veya Birlik Yönetim Kurulu kararıyla son verilir. Bu hallerde Birlik Yönetim Kurulu tarafından, bu Kanunun 8 inci maddesinde belirlenen usullere göre mevcut delegeler arasından, yeni oda meclisinin seçimi sağlanır. Bu şekilde seçilen üyeler eskilerin süresini tamamlar. Yeni oda meclisi seçilinceye kadar bu Kanunda ve yönetmelikte gösterilen görevlerin ne şekilde yapılacağı Birlik Yönetim Kurulunca karara bağlanır." düzenlemesine; "Cezaî sorumluluklar" başlıklı 42. maddesinde ise, "Odaların ve Birliğin paraları ile para hükmündeki evrak, senet ve diğer malları aleyhine suç işleyen, yahut bilanço, tutanak, rapor ve diğer her çeşit kâğıt, defter ve kayıtlar üzerinde suç mahiyetinde değişiklik yapan veya bunları kasten yok eden organlara dahil kişiler ile personel hakkında Devlet memurları hakkındaki cezalar uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Türkiye Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 7. fıkrasında, "Birlik Müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda, Kanunun 18. Maddesinin (5) ve (7)'inci fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça, görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde oy kullanamazlar organ üyeliklerine aday olamazlar ve seçilemezler.... "düzenlemesine; 3. maddesinin 9. fıkrasında, "Odalarda, Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda, 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan organ üyeliklerinin; delegelikleri, meclis ve yönetim kurulu üyelikleri soruşturma veya dava sonuna kadar geçici olarak sona erer. Organ üyelikleri bu şekilde sona erenler, soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine iştirak edemezler, oy kullanamazlar, aday olamazlar ve seçilemezler. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler haklarındaki bu yasaklamalar kendiliğinden kalkar." düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 4. fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu Genelgenin 3.2.2 maddesinin 1. fıkrası ve 3. fıkrasının incelenmesi:
Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 26.10.2018 tarih ve 59 Nolu Genelgesinin "Seçimlerde Aday Delege Olmanın Şartları" başlıklı 3.2.2 maddesinde Türkiye Ziraat Odaları Kongre Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 7. 8. ve fıkralarına göre denildikten sonra 1. fıkrasında, "Birlik müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve birlik yönetim kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda kanunun 18. maddesinin 5 ve 7. fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde (delege, meclis ve yönetim kurulu) oy kullanamayacak, organ üyeliklerine aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir." düzenlemesine; 3.2.2 maddesinin 3. fıkrasında; "Odalarda Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan ve bu şekilde organ üyelikleri sona erenler soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine (delege, meclis ve yönetim kurulu) iştirak edemeyecek, oy kullanamayacak, aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir. Ancak soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını ya da beraat kararını takip eden organ seçimlerine katılabileceklerdir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler ise; bir yönetmeliğin veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla yönetmeliklerde veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen usul ve yöntemleri "açıklayıcı" hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen; dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümleri aşan düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir.
Dava konusu Genelgede Yönetmelik düzenlemesindeki ifadelere yer verilmiş olup, uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 7/4 maddesinin "Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmü çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, ihmal müessesesinin her olayda ve her derecedeki yargı yerince uygulanması, beraberinde bir takım hukuki sorunlar ortaya çıkmasına yol açabilecek niteliktedir. Zira, ihmal edilen düzenleyici işlemin dava konusu edilmediği ve yürürlükte kalmaya devam ettiği dikkate alındığında; idarelerce bu düzenlemelere göre işlem tesis edilmeye devam edilecek, öte yandan, bazı mahkemelerce yürürlükte kalmaya devam eden bu düzenleme çerçevesinde uyuşmazlıkların çözümü yoluna gidilebileceği gibi bazı mahkemelerce de düzenleyici işlem hukuka aykırı görüldüğünden ihmal edilerek farklı yönde kararlar verilebilecektir. Ayrıca, düzenleyici işlemin görüm ve çözümünde görevli olmayan yargı merciince düzenleyici işlemin hukuka aykırı olduğu tespitinin yapıldığı durumlarda ise görevli yargı merciinin yerine geçilerek karar verilmesi gibi hukuki sorunlarla karşılaşılabilecektir.
Bu bakımdan, alt düzenleyici işlemlerle birlikte dava konusu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, alt düzenleyici işlemin hukuka uygunluk incelemesi sırasında hukuka aykırı görülmesi durumunda, "düzenleyici tasarrufun, bir kanunla açıkça çatışacak şekilde hüküm sevkedilmiş olmadıkça, buna müstenid işlemin iptali dileğiyle açılan davanın çözümünde, ihmalinin mümkün olamayacağı" yolundaki Danıştay Dava Dairelerinin 04/06/1971 tarih ve E:1970/1004, K:1971/608 sayılı kararı da dikkate alınarak, her uyuşmazlığa ve olaya özgü olarak, düzenleyici işlemin ihmali suretiyle çözümlenmesi konusunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, normlar hiyerarşisinin bir gereği olarak yönetmeliğin dayanağı olan kanuna ve üst hukuk normlarına aykırı olamayacağı, aykırı olması halinde 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin son cümlesindeki, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel oluşturmayacağına ilişkin kural uyarınca, sözü edilen yönetmeliğin ihmal edilmesi gerekmektedir.
Belirtilen bu durum karşısında, dava konusu olayda, Yönetmeliğin yasal düzenlemeye ve Anayasa'ya aykırı kuralları uygulanamayacağından, bakılan davada anılan Yönetmelikteki Kanuna ve Anayasa'ya aykırı kuralların ihmal edilmesi, bunun yerine kanunî üst hukuk normlarının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bu kapsamda, Genelgenin 3.2.2 maddesinin 1. fıkrasının incelenmesi:
Dava konusu fıkrada, "Birlik müfettişlerince yapılan denetimler sonucu düzenlenen ve birlik yönetim kurulunca kabul edilen raporlar doğrultusunda kanunun 18. maddesinin 5 ve 7. fıkraları kapsamında görevden alınan meclis ve yönetim kurulu üyeleri hakkında görevden alınma nedenlerini ortadan kaldıran yargı kararı olmadıkça görevden almayı takip eden olağan ya da olağanüstü organ seçimlerde (delege, meclis ve yönetim kurulu) oy kullanamayacak, organ üyeliklerine aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasal koruma altındaki seçme ve seçilme hakkının ancak kanunla sınırlanabilmesi mümkün olduğundan, seçme ve seçilme hakkına kanuni dayanağı bulunmaksızın müdahale edilemeyeceği açıktır.
6964 sayılı Kanunun 7. maddesinde, seçilecek delegelerde aranan özellikler ve seçim usullerinin yönetmelikte gösterileceği belirtilmiş olup, seçme ve seçilme hakkının Anayasal bir hak olarak tanındığı ve kanuni düzenlemelerde seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan bir düzenlemeye yer verilmediği dikkate alındığında, Anayasada tanınmış ve güvence altına alınmış bir hakkın kullanmasına yönelik olarak dava konusu Genelge maddesi ile getirilen ve seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan sınırlamanın, üst hukuk normlarına aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin iptali gerekmektedir.
Genelgenin 3.2.2 maddesinin 3. fıkrasının incelenmesi:
Dava konusu fıkrada, "Odalarda Birlik müfettişlerince yapılan teftiş ve incelemeler sonucu düzenlenen ve Birlik Yönetim Kurulunca kabul edilen raporlarda 6964 sayılı Kanunun 42. maddesi delaletiyle TCK kapsamında suç izafe olunan ve bu nedenle haklarında soruşturma veya dava açılan ve bu şekilde organ üyelikleri sona erenler soruşturma veya dava sonuçlanıncaya kadar yapılan organ seçimlerine (delege, meclis ve yönetim kurulu) iştirak edemeyecek, oy kullanamayacak, aday olamayacak ve seçilemeyeceklerdir. Ancak soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilenler ile dava sonunda beraat edenler kovuşturmaya yer olmadığına dair kararını ya da beraat kararını takip eden organ seçimlerine katılabileceklerdir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Ceza yargılamasını yönlendiren temel ilkelerden biri olan masumiyet karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin suçluluğu yapılan yargılama sonucu verilen karar ile sabit bulunmadıkça suçlu sayılmaması anlamına gelmektedir.
Masumiyet karinesi, ülkemizinde taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 11/1. maddesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı içinde tanımı yapılmış bir haktır. Bu karine CMK da açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte Anayasamızda düzenleme altına alınmıştır.
Anayasamızda Temel Haklar ve Ödevlerin düzenlendiği İkinci Kısmın Birinci Bölümünün "Temel hak ve hürriyetlerin kullanımının durdurulması" başlıklı 15/2. maddesinde, savaş, seferberlik ve olağanüstü hallerde dahi durdurulması, ihlal edilmesi mümkün olmayan haklar arasında suçsuzluk karinesi de sayılmıştır. Yine aynı kısmın Kişinin Hakları ve Ödevlerini düzenleyen İkinci Bölümünün "Suç ve cezalara ilişkin esaslar " başlıklı 38/4. maddesinde de; "suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz" kuralına yer verilmiştir. Anayasada yer alış şekli ile bu karine, genel bir ilke olarak belirlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi (Barış Baş, B. No: 2016/14253, 2/7/2020, § 49) kararında; "... Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39). Güvencenin ikinci boyutu ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir..." değerlendirmesine yer vermiştir.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere masumiyet karinesi, ilgilinin soruşturma/kovuşturma sonucunda suçu kanıtlanmadan suçlu kabul edilmesini önleyerek suçsuz olduğu varsayımı ile hareket edilmesini sağlayan, korunması gereken dokunulmaz temel bir hak olarak Anayasamızda güvence altına alınmıştır.
Bu açıklamalar karşısında masumiyet karinesinin, hukukun genel bir ilkesi olmasının yanı sıra hukuk devletinin doğal ve zorunlu bir sonucu olduğu ve insan haklarına saygı prensibine dayandığı açıktır.
Gerek tarafı olduğumuz sözleşmelerde gerek Anayasamızda korunması gerekli temel bir hak olarak belirlenmiş olan masumiyet karinesi, yargılama organları dışında tüm resmi makamları ve üçüncü kişileri de bağlayan temel bir ilkedir. Bu bakımdan henüz soruşturma/kovuşturması devam eden bir kişi açısından adil yargılanma hakkı kapsamında masumiyet karinesi olarak tanınmış bir hakkı ihlal eden, onu suçlu gösteren ya da suçlu gibi işlem görmesine neden olan her türlü işlem ve eylemin hukuken kabul edilemez olduğu tartışmasızdır.
Bu nedenle, dava konusu düzenlemede yer alan ve seçme ve seçilme hakkını kısıtlayan sınırlamanın, Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen şekilde kanunla yapılmadığı ve ölçülü olmadığı ve Anayasada ve taraf olduğumuz sözleşmelerde güvence altına alınmış masumiyet karinesinin ihlali sonucunu doğurduğu anlaşıldığından hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin iptali gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- Dava konusu Genelgenin 3.2.2 maddesinin 1. ve 3. fıkrasının İPTALİNE,
2- Aşağıda dökümü yapılan … TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
3- Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacılara iadesine,
4- Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2023 tarihinde karar verildi.