Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/7421 E. , 2023/5252 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7421
Karar No : 2023/5252
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR):
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
2-… Odaları Birliği
VEKİLİ: Av. …
3- … Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı tarafından, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile verilen ''6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma'' cezasının yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine 1.000,00 TL maddi (davacı vekilinin 01.11.2018 tarihli dilekçesiyle 279.030,12 TL artırılarak 280.030,12 TL olarak ıslah edilmiştir.) ve 10.000,00 TL manevi tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafından tazmini istenen maddi zararın gerçek ve doğrudan zarar kapsamında doğmuş olması gerektiği, gerçekleşme olasılığı bulunan varsayıma dayalı zararların tazmin edilme olanağı bulunmadığı, davacı hakkında tesis edilen 6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının hukuka aykırı olduğu Mahkeme kararıyla ortaya konulmuşsa da dava dilekçesinde yer verilen 2006-2010 ve 2011-2016 yılları arasındaki yıllık gelir vergisi beyannamelerindeki hasılat kar-zarar değişimlerinin 6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasından kaynaklanmadığı, yeminli mali müşavirlik sınavına katılamama, bağımsız denetçi unvanının kullanılamaması ve Ankara ili Adli-İdari yargı bilirkişi listesinden çıkarılma ile ilgili olarak sınava katılma halinde başarılı olup olmayacağının, bağımsız denetçi ünvanı ve bilirkişi listesinde olması halinde maddi gelir elde edebileceği hususlarının ihtimale dayalı varsayımsal olduğu, kaldı ki dosyada yer alan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığına yazdığı … tarih … sayılı yazıda; ''…'un tarh dosyası ve EVDB kayıtları tetkikinde 18/09/2011-18/03/2012 tarihleri arasındaki yasaklı olduğu sürede beyanname verip faaliyetine devam ettiği, 31.05.2012 tarihi itibariyle serbest muhasebecilik mali müşavirlik faaliyetini bırakıp İş Takipçiliği faaliyetine döndüğü, 01.11.2012 tarihinden itibaren mali müşavirlik faaliyetini yapmaya başladığı, 01.01.2013 tarihinden itibaren iş takipçiliği faaliyetinin yanında serbest muhasebecilik mali müşavirlik faaliyetini de yapmaya başladığını bildirdiği ve anılan hususların ek faaliyet yoklama ile tespitlerine'' yer verildiği görülerek neticede dolaylı olarak da davacının faaliyetlerine devam ettiği anlaşıldığından davacının maddi tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı; davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede; davacı tarafından … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile iptaline hükmedilen Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulunca … tarih ve … sayılı kararı ile 6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası neticesinde, hakkında verilen disiplin cezasının Resmi Gazete ve internet sitelerinde yayınlanmasıyla iş hayatında itibar kaybına uğradığı, Yeminli Mali Müşavir sınavına katılamadığı, '' Bağımsız Denetçilik'' belgesi alamadığından bu mesleki gelirden mahrum kaldığı, Ankara ili Adli ve İdari Yargı bilirkişiliği gelirinden mahrum kaldığından bahisle manevi tazminat talep edilmiş ise de; dosyada yer alan Gelir İdaresi Başkanlığı'nın Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığına yazdığı … tarih E:… sayılı yazı içeriğinden davacının yasaklı dönemde fiili olarak gelir getirici mesleki faaliyetine devam ettiği, iş takipçiliğinde bulunduğu daha sonra bu iki faaliyeti birlikte yürüttüğü tespitleri dikkate alındığında manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda elem ve üzüntünün duyulmuş olması koşulları oluşmadığı sonucuna varıldığından davacının manevi tazminat isteminin kabulüne hukuken olanak bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile verilen ''6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma'' cezasının tesisinden sonra mükellef sayısında ve gelirlerindeki azalmayı gösterir belgelerin dava dosyasına sunulmasına rağmen bu husus dikkate alınmayarak karar verildiği, hukuka aykırı olduğu mahkeme kararı ile ortaya konulan disiplin cezası nedeniyle yeminli mali müşavirlik sınavına giremediği, bu nedenle daha fazla gelir getirici işlerle uğraşamadığı, bilirkişiliğe devam edip maddi kazancını artırma imkanı mevcut iken bu hususun engellendiği, aynı şekilde bağımsız denetçi unvanını kazanmak için gerekli tüm şartları haiz olmasına rağmen disiplin cezası sebebiyle bu imkandan da yararlanamadığı, söz konusu mahrumiyetlerin varsayımsal zarar kapsamında değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan almış olduğu disiplin cezası nedeniyle adının medyada haksız bir şekilde afişe edilmesi, meslek odasında görev alamaması, mükelleflerinin kendisi ile olan sözleşmelerini feshetmesi, toplum nezdinde suçlu meslek mensubu muamelesi görmesi, vergi dairelerinde ve vergi incelemelerinde mükelleflerine ön yargı ile yaklaşılması neticesinde haksız vergi cezalarının verilmesi nedeniyle manevi tazminat talebinin reddi yönünde verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı, diğer taraftan davanın reddine gerekçe gösterilen Gelir İdaresi Başkanlığı yazısının teyide muhtaç olduğu, zira anılan dönemde davacının sadece kendi beyannamelerini verdiği, bu işlemi serbest muhasebeci mali müşavir olarak değil; vergi mükellefi olarak yaptığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Hazine ve Maliye Bakanlığının Savunması: ...'un mali müşavirliğini yaptığı ... San. Taah. Tic. Ltd. Şti'nin hesaplarında yapılan incelemeden sonra meslek mensubu hakkında düzenlenen SMMM Sorumluluk Raporunda, meslek mensubunun 2004/Ekim ve 2005/Eylül döneminde, önceki dönemden devreden KDV tutarını fazla dikkate alarak vergi zıyaına neden olduğu; 2005/Nisan dönemi belgelerine göre indirim konusu yapabileceği tutar 18.463,13 TL olduğu halde ilgili dönem KDV beyannamesinde 29.568,79 TL'yi; 2005/Haziran döneminde ise indirim konusu yapabileceği tutar 28.173,30 TL olduğu halde ilgili dönem KDV beyannamesinde 33.540,01 TL'yi indirim konusu yaptığı, diğer taraftan raporlarda yapılan tespitlere göre Ba formunu da yanlış bildirmek suretiyle Muhasebe Usul ve Esasları ile Tek Düzen Hesap Planları ve Mali Tablolar İlkelerine uymadığı, gerek vergi denetmenine gerekse disiplin kuruluna verdiği savunmalarında, şirketin kayıtlarının şirketin muhasebe elemanlarınca tutulduğunu, beyannamelerin ise kaşesi kullanılarak, imzası taklit edilerek, samimiyete istinaden şirkete vermiş olduğu şifresi ile gönderildiğini açıkça beyan ettiği, meslek mensubunun savunmasının sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı anlaşıldığından uyuşmazlık konusu fiilin sabit olduğu, bu itibarla beyanname ve bildirimlerin imzalanması ve denetimi ile ilgili yasal düzenlemelerdeki ilke ve kurallarla ilan olunmuş norm ve standartlara kasten aykırı davranılması veya beyanname imzalama ve denetim yetkisinin kasten gerçeğe aykırı olarak kullanılması suçunu işlediğinin anlaşılması nedeniyle disiplin kurulu tarafından … tarih ve … sayılı karar ile Disiplin Yönetmeliğinin 5/f bendi uyarınca uyarma; 6/d bendi uyarınca kınama; 7/f bendi uyarınca 6 ay geçici mesleki faaliyetten men cezası verildiği, anılan cezanın Birlik Disiplin Kurulunda aynen onandığı, davacının işbu davada talep ettiği maddi ve manevi tazminat koşulları oluşmadığından davanın reddi yönünde verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRMOB'un Savunması: Davacının maddi tazminat talebinin tümüyle varsayıma dayandığı, 6 ay geçici mesleki faaliyetten men cezasının fiilen 18.09.2011-17.03.2012 tarihleri arasında 4 ay 2 gün uygulanabildiği, öte yandan cezanın uygulanmasından sonra davacı tarafından verilen dilekçe ile mesleği icra etmeyeceğini Odaya bildirdiği,31.05.2012 tarihi itibariyle çalışanlar listesinden kaydının silinmesini talep ettiği, Odadan yeniden kaşesini aldığı 17.06.2013 tarihine değin mesleği yapmaktan kendi isteği ile vazgeçen davacının, işbu dava ile 2011 yılının son iki ayı ile 2012 yılının tamamına yönelik tazminat talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, öte yandan davacı, ceza aldığı yıl meslekteki 10. yılını tamamlayarak yeminli mali müşavirlik sınavlarına girmeye hak kazandığını ancak cezası sebebiyle bu sınavlara katılamadığını ileri sürmekte ise de; sınavdan başarılı olup olmayacağı belirsiz olduğu gibi davacının 2019/2 döneminde dahi yeminli mali müşavirlik sınavlarına katılımı yönünde bir talebinin olmadığı hususunun Birlik kayıtlarının incelenmesinden anlaşıldığı, buna göre davacının yapmaya gönüllü dahi olmadığı bir mesleğin muhtemel kazancına yönelik talepte bulunduğunun açık olduğu, diğer taraftan bağımsız denetçi olsa idi bu işi icra edip etmeyeceği, bilirkişilik listesinde kayıtlı olsa idi bu yıllar içinde kendisine dosya gelip gelmeyeceği ve bu işlerden ne kadar kazanç elde edeceği belirsiz olduğundan talebinin reddi gerektiği, öte yandan; davacı sosyal medyada ve Resmi Gazete'de arama yapıldığında aldığı disiplin cezasının halen göründüğünü, bu durumun kurumsal firmaların kendisi ile çalışmasına engel olduğunu ileri sürmekte ise de; Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Disiplin Yönetmeliğinin 12. maddesinin ikinci fıkrasında, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma, yeminli sıfatının kaldırılması ve meslekten çıkarma cezalarının Resmi Gazete'de ve meslek mensubunun bağlı olduğu Oda ve Birlik internet sayfalarında yayımlanacağı ve yöresinde uygun araçlarla ilan olunacağı düzenlendiğinden, olayda da söz konusu düzenlemenin gereklerinin yerine getirildiği, aynı şekilde disiplin cezasının iptali halinde de durumun Oda ve Birlik internet sayfasında yayımlanacağının düzenlendiği, bu düzenlemenin gereği olarak davacının talebinin yerine getirildiği, diğer sosyal medya mecralarında yayınlanan haberlerin sorumluluğunun Birliğe yüklenemeyeceği, diğer taraftan davacının disiplin cezasını gerektirir eylemin sübut bulduğu hususu tazminat talebine esas teşkil eden yargı kararında dahi açıkça belirtildiğinden Birliğin somut olayda hizmet kusurunun varlığından söz edilemeyeceği, dolayısıyla maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, manevi tazminat isteminin de koşulları oluşmadığından talebin reddi yönünde hüküm veren Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının Savunması: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 27/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- Dava; Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı tarafından, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile verilen ''6 ay süre ile geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma'' cezasının yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine 1.000,00 TL maddi (davacı vekilinin 01.11.2018 tarihli dilekçesiyle 279.030,12 TL artırılarak 280.030,12 TL olarak ıslah edilmiştir.) ve 10.000,00 TL manevi tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 'Yargı yolu' başlıklı 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu düzenlenmiş, aynı maddenin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, kural olarak hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 6 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, karara yapılan itiraz üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla itirazın kabulüne, İdare Mahkemesi kararının bozulmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan karar düzeltme isteminin de yine aynı Daire tarafından … tarih ve E:… K:… sayılı karar ile reddedilerek kararın kesinleştiği, bunun üzerine 03.08.2017 tarihli dilekçe ile Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına başvuruda bulunularak şahsı ile ilgili hukuka aykırı tesis edilen işlem ile yargılama sonucu verilen iptal kararının kurumların yayın organlarında yayımlanması ve disiplin cezası nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının tazmini isteminde bulunulduğu, başvuruya cevaben idare tarafından 20.09.2017 tarihli yazı ile iptal kararının Resmi Gazete'de yayımının mümkün olmadığı, başvurunun TÜRMOB'a yapılması durumunda kararın Oda ve Birlik internet sayfasında yayımlanacağının bildirildiği, tazminat isteminin ise zımnen reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının maddi tazminat istemi yönünden mahkemece yapılan değerlendirme hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir durum bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın bu kısım yönünden onanması gerekmektedir.
Davacının 10.000,00 TL manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede ise; öğretide kabul edildiği üzere manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirmektedir. Olayın gelişimi ve sonucu, davacının durumu itibariyle uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarelerin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanmasını zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.
Olayda; davacının mali müşavirliğini yaptığı ... San. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin hesaplarında yapılan incelemeden sonra davacı hakkında düzenlenen SMMM Sorumluluk Raporunda, davacının 2004 Ekim ve 2005 Eylül döneminde, önceki dönemden devreden KDV tutarını fazla dikkate alarak vergi ziyaına neden olduğu, 2005 Nisan dönemi ile 2005 Haziran döneminde indirim konusu yapabileceği tutarın ilgili dönem KDV beyannamesinde fazla gösterildiği, Ba Formunun yanlış beyan edilmek suretiyle Muhasebe Usul Ve Esaslarıyla Tek Düzen Hesap Planları Ve Mali Tablolar İlkelerine uyulmadığından bahisle Disiplin Yönetmeliğinin 7/f bendi uyarınca 6 ay geçici meslekten men cezası tesis edilmiş ise de; cezanın iptaline ilişkin mahkeme kararında da belirtildiği üzere davacının savunma ve itiraz dilekçesinde şirketinin ön muhasebesi olduğu, tüm işlemlerin bu kişilerce yapıldığı ve kendisinin kontrol görevi olduğu, son aşamasında kontrol ederek vergi dairesine bildirildiği, 2004 ve 2005 yılı KDV tutarındaki farklılıkların muhasebesini tuttuğu ... San. Ltd. Şti.'nin bazı ticari defterlerinin çalınması nedeniyle bu defterlerdeki kaybolan sarf belgelerinden kaynaklanmış olacağını iddia etmesine (kaldı ki ... San. Ltd. Şti.'nin 2003 - 2004 - 2005 yıllarınca ait ticari defterlerinin çalındığından bahisle ... Ticaret Mahkemesine açtığı zayi belgesi verilmesi ve tespit talebi mahkemenin … günlü E:…, K:… sayılı kararıyla kabul edilmiştir.) karşın davacının bu iddialarının incelenmeden eylemin Disiplin Yönetmeliğinin 7/f bendi kapsamında kaldığından bahisle 6 ay geçici meslekten men cezası tesis edildiği, yine aynı kararda, davacının norm ve standartlara kasten aykırı davrandığı, beyanname imzalama yetkisini kasten gerçeğe aykırı kullandığına ilişkin dosyada yeterli kanıt bulunmadığı, eylemlerin Yönetmeliğin kınama cezasını gerektiren 6. maddesinin (n) fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle iptal kararı verildiği dikkate alındığında davacının 6 ay meslekten geçici men cezası sebebiyle uğramış olduğu manevi zararının tazmini gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Buna göre; hakkında tesis edilen 6 ay geçici meslekten men cezası ve bu cezanın onaylanmasına ilişkin işlemler nedeniyle davacının, derin bir elem duyduğu ve manevi zarara uğradığının kabulü gerekeceğinden; olayın oluş biçimi ve niteliği dikkate alınarak, manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle, davanın manevi tazminat istemi yönünden kabulü gerektiğinden bu kısım yönünden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!