WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

DANIŞTAY 8. DAIRE

A- A A+

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2019/7046 E.  ,  2023/4489 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/7046
Karar No : 2023/4489

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı (… Genel Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … San. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Bursa İli, Nilüfer İlçesi, … Mevkii sınırları içerisinde kalan maden sahasının Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi ile çakışması nedeniyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca alınan … tarih ve … sayılı kamu yararı kararı niteliğindeki Kurul kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından Bursa İli, Nilüfer İlçesi, … Mevkii'nde bulunan … sayılı maden ruhsat sahasına ilişkin Bursa Orman Bölge Müdürlüğü'ne yapılan işletme izin talebinin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na verilen katı atık bertaraf ve düzenli depolama ön izin alanı çakışması nedeniyle mezkur katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi kurma işleminin iptali istemiyle aynı Mahkemede E:… esasına kayden açılan davada mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişilerce hazırlanan 21/06/2018 tarihli rapor ile 24/09/2018 tarihli ek raporda özetle: "...davacı şirket tarafından izin talep edilen dava konusu alanın, temdit edilen maden ruhsatı içinde, ocak işletmesinin zorunlu devamı niteliğinde olduğu, davacı şirketin 2006 yılından beri maden ruhsatı ile çalıştığı, ruhsatın 2025 yılına kadar temdit edildiği, rezerv bitene kadar her 10 yılda bir temdit edilerek rezerv bitene kadar çalışma hakkı olduğu için üstün kamu yararı olduğu, bu doğrultuda önceliğin davacı da olması gerektiği, davacı şirketin mevcutta sahip olduğu izin, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınmış işletme izni olduğundan; şirketin Büyükşehir Belediyesi’ne muvafakat vermeme hakkına sahip olduğu, katı atık bertaraf ve depolama tesisinin başka bir yere kurulma imkanı olduğu, yer seçimi yapıldığı belirtilen Katı Atık, Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisinin planlama boyutunda ve plan raporları incelendiğinde Eşik Analizi ve Kentsel Risk analizleri yapılmadığından Katı Atık, Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisinin Nilüfer İlçesi, … Mahallesi, … ada, …-…-…-…-…-…-… parseller ile … Mahallesi, … ada, … parselde kurulmasının uygun olmadığı, İTÜ tarafından hazırlanan raporda madencilik faaliyetleri ve çevresel açıdan yapılan değerlendirmeler neticesinde, proje alanının madencilik açısından büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğu, Entegre Katı Atık Tesisi gibi son derece önemli etkileri olan bir proje için yer seçimine sadece konumsal veri tabanlı GİS sistemi kullanılarak karar verilmesinin doğru/yeterli olmadığı, çevre faktörlerinin dikkate alınarak toplam fayda analizinin yapılmadığı, çevre mevzuatı açısından Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğin 15. maddesinde belirtilen yer seçimi kriterlerine göre gereğince bir değerlendirmeye sahip olmadığı, madencilik faaliyetleri ile katı atık bertaraf ve depolama faaliyetlerinin birlikte yapılamayacağı, Kayapa bölgesinin kalker rezervi açısından alternatifinin olmadığı, katı atık depolama açısından alternatif alanlar olduğu, maden üretiminin öncelikli olduğu, davalı idarenin katı atık bertaraf ve depolama alanı için ÇED olumlu kararının alınması gerektiği, ÇED alınmadan, kesin izin verilmesinin mümkün olmadığı, her iki faaliyetin birden sürdürülmesinin zeytincilik faaliyetleri açısından olumsuz sonuç doğuracağı, her iki faaliyetin, diğer faaliyetten etkilenmeden aynı anda yapılmasının mümkün olmadığı" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş; Mahkemece … günlü ve K:… sayılı kararıyla, "(...)dava konusu katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi kurulmasına yönelik işlemin hukuka hakkaniyete uygun olmadığı, üstün kamu yararı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk ilkelerinin, öngörülen üstün olan kamu yararına yönelik amaca hizmet etmeyerek buna uygun olmayan amaçlar ile uygulama yapılması durumunda idarenin yargısal denetim yaparak bir hukuka uygunluk ölçütü belirlemesi gerektiği, kamu sağlığı ve milli güvenlik gibi toplumsal menfaatler ile çevre ve doğal kaynakların sağladığı yaşamsal faydaların bir bütünü olup her türlü ekonomik gaye ve kazançtan daha öncelikli olan en üst toplumsal yararı ifade eden üstün kamu yararı açısından da katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi ile maden işletmeciliği arasındaki kamu yararı çatışmasında üstün kamu yararının maden ocağı lehine olacağı tartışmasız olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bu durumda, yukarıda aktarılan bilirkişi raporu ile yargı kararının gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda, madencilik faaliyetleri ile birlikte Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesis Projesinin birlikte yürütülmesine ve madencilik faaliyetlerinin devam etmesine imkan bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, tüm maden rezervlerinin devlete ait olduğu, maden ruhsatı almakla sadece o madenin işletme hakkını belirli bir süre için almış olduklarını, teknik heyetce yapılan inceleme sonucu iki faaliyetin birlikte yürütülebileceğinin tespit edildiği, bu nedenle ruhsat sahası içinde ve işletme izin alanı dışında katı atık bertaraf ve depolama alanı yapılmasının uygun bulunduğu, dava konusu edilen kurul kararının hukuka, usul ve yasaya uygun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, planlanan Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi alanında depolama yapılırken oluşacak metan gazı her ne kadar üst düzey tedbirlerle depolama alanından drene edilmeye çalışılsa da metan gazının drenaj borularının titreşimden etkileneceği, bu yönüyle de tesis yeri seçiminin gözden geçirilmesi gerektiği, tesise ilişkin faaliyet ile agrega faaliyetinin birlikte yürütülmesinin mümkün olmadığı, alanda halen işletilebilir kalker rezervi bulunduğundan söz konusu alanda katı atık bertaraf tesisi kurulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, projenin alternatif yer seçiminin hatalı olarak yapıldığı, büyük bir ekonomik potansiyele sahip Kayapa sahasında madencilik ve çevresel açıdan son derece önemli etkileri olabilecek Entegre Katı Atık Tesisi için yer seçimine sadece konumsal veri tabanlı GIS sistemi kullanılarak karar verilmesinin yeterli olmadığı, Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi Projesi nedeniyle rezerv kaybının oluşacağı ve yüksek miktarda metan gazı meydana geleceğinden üretim yapılan ocaklarla bu alan arasına koruma bandı koyulması durumunda bu koruma bandında her iki tarafın çalışma gösteremeyeceği, bu durumun da kaynak kaybına sebep olacağı, belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlıkta, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 10/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :(X)- Uyuşmazlıkta; davacı şirket tarafından Bursa İli, Nilüfer İlçesi, … Mevkii'nde bulunan … sayılı maden ruhsat sahasına ilişkin Bursa Orman Bölge Müdürlüğü'ne yapılan işletme izin talebinin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na verilen katı atık bertaraf ve düzenli depolama ön izin alanı çakışması nedeniyle mezkur katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi kurma işleminin iptali istemiyle Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na karşı ... İdare Mahkemesinin E:… esasına kayden dava açıldığı, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde bilirkişilerce hazırlanan 21/06/2018 tarihli rapor ile 24/09/2018 tarihli ek rapor ve dosyadaki bilgi ve belgeler ile birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi kurulmasına yönelik işlemin hukuka hakkaniyete uygun olmadığı, üstün kamu yararı, hukuka ve hakkaniyete uygunluk ilkelerinin, öngörülen üstün olan kamu yararına yönelik amaca hizmet etmeyerek buna uygun olmayan amaçlar ile uygulama yapılması durumunda idarenin yargısal denetim yaparak bir hukuka uygunluk ölçütü belirlemesi gerektiği, kamu sağlığı ve milli güvenlik gibi toplumsal menfaatler ile çevre ve doğal kaynakların sağladığı yaşamsal faydaların bir bütünü olup her türlü ekonomik gaye ve kazançtan daha öncelikli olan en üst toplumsal yararı ifade eden üstün kamu yararı açısından da katı atık bertaraf ve düzenli depolama tesisi ile maden işletmeciliği arasındaki kamu yararı çatışmasında üstün kamu yararının maden ocağı lehine olacağı tartışmasız olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Görülmekte olan iş bu davada hasım mevkiinde bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın, ... İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasında taraf olmadığı ve yine dava dosyası derdest iken davacı şirket vekilinin 17.04.2020 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirdiği görüldüğünden, feragat nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda; davacının uhdesinde bulunan maden sahasının Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan Entegre Katı Atık Geri Kazanım ve Bertaraf Tesisi ile çakışması nedeniyle alınan … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan iş bu davada mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, davalı bakanlığın hasım olmadığı ve davacının feragat ettiği ... İdare Mahkemesi'nin E:… sayılı dava dosyasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar veren ilk derece mahkemesi kararının istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyoruz.