Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/6737 E. , 2024/1403 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6737
Karar No : 2024/1403
DAVACI : … Barosu Başkanlığı'nı Temsilen …
DAVALI : … Barolar Birliği
VEKİLİ: Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- … Barosu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
1. Türkiye Barolar Birliği'nce 04-05 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen 35. Olağan Mali Genel Kurul toplantısına ilişkin gündemin, "Bir Baromuz tarafından, vekalet pulu bedelinin Barolarımıza mevzuat uyarınca dağıtılırken, Barolarının Türkiye Barolar Birliği'ne olan Birlik keseneği ve ölüm yardımı borçlarının mahsup edilmemesi talep edilmekle; bu konuda karar yetkisinin TBB'nin en üst karar organı olan Genel Kurul'a ait olması ve her Baromuza aynı şekilde uygulama yapılması için 2018 yılı vekalet pulu paylarını gönderirken yerleşik uygulama gereği Türkiye Barolar Birliği'ne 'Birlik Keseneği' ve 'Ölüm Yardımı' borcu olan tüm Barolarımızdan kesilen (mahsup edilen) söz konusu meblağların 2019 Haziran ayında ilgili tüm Barolarımıza geri ödenip ödenmeyeceği konusunun görüşülmesi ve oylanması" şeklinde belirlenen 11. maddesi uyarınca Genel Kurul'da yapılan oylama sonucu, yapılan kesintinin 2019 Haziran ayında ilgili tüm barolara geri ödenmesine yönelik alınan kararın iptali ile,
2. Gündemin "Gelecek dönem bütçesi ile bütçe yönetmeliğinin görüşülmesi" şeklinde belirlenen 12. maddesinin görüşülmesi esnasında verilen "11. madde ile ortaya çıkan Genel Kurul iradesi doğrultusunda kaynakta kesinti yapılmaksızın barolara pul paraları ödendikten sonra baroların tahsil etmiş oldukları aidatlardan Birlik payının ve SYDF keseneğinin ödenmesinin bundan sonraki yıllarda da uygulanması" şeklindeki önergenin kabulüne ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Avukatlık Kanunu'nun 27/A maddesi ve Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği'nin 17. maddesine dayanılarak çıkarılan 5 no'lu TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi'nin 10. maddesinde "Barolar tarafından ödenmesi gereken kesenek tutarlarının ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutar, TBB tarafından mevzuata göre barolara yapılan ödemelerden mahsup edilir." düzenlemesine yer verildiği; mevzuatta düzenlenen bir kuralın yönerge değişikliği yapılmaksızın Genel Kurul iradesi ile değiştirilerek yürürlüğe konulmasının işlemi yetki unsuru açısından sakatlayarak yetki tecavüzüne sebebiyet verdiği; üyelerinden aidat alacağını tahsil etmeyen üye sayısı itibarıyla büyük Baroların, borçlarını ödemeyen üyelerin mevzuat gereği levhadan silinmesi yönünde karar alması gerekirken, Türkiye Barolar Birliği'ne ödenmesi gereken ölüm yardımı ve TBB keseneği borçlarının, kendilerine ödenmesi gereken vekalet pulu bedellerinden kaynakta kesinti yapılarak mahsup edilmek suretiyle tahsili uygulamasına son verilmesi amacıyla dava konusu 11. gündem maddesi oluşturularak Genel Kurulda kabulü yönünde karar alındığı, alınan karar ile Barolara kanunen verilmiş görevlerin yerine getirilmemesine olanak tanındığı, dava konusu 12. gündem maddesi ile mahsup işleminin devam eden dönemler açısından da yapılmamasına karar verilerek Bütçe kararnamelerinde gelir azaltıcı ve gider artırıcı önerge verilmemesi ilkesine aykırı hareket edildiği, dava konusu Genel Kurul kararının kamu yararı doğrultusunda alınmış bir karar olmadığı, bu nedenle, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
Avukatlık Kanunu'nun 117. maddesinde, kuruluş amacı içindeki işlere dair hazırlanan raporları ve gündemdeki maddeleri görüşüp karara varma görevinin Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'nun görevleri arasında sayıldığı, dolayısıyla alınan kararda yetki unsuru yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir.
Davalı Türkiye Barolar Birliği'nin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu vasfı bulunduğundan, alacaklarının da bir nevi kamu alacağı niteliğinde olması sebebiyle … tarih ve … sayılı Türkiye Barolar Birliği duyurusu ile bahsi geçen mahsup uygulamasının başlatıldığı, Türkiye Barolar Birliği'nin Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat gereği kamu hizmetleri için harcaması gereken bir geliri mahsup yoluyla elde etmesinin, Genel Kurul'ca alınan dava konusu karar ile engellenip engellenemeyeceğinin takdirinin Mahkemede olduğu ifade edilmiştir.
Öte yandan dava konusu gündemin 12. maddesi gereği verilen önergenin, gündem dışı bir madde olup olmadığı, Genel Kurulun bütçeyi onaylama yetkisini değiştirme manası taşıyıp taşımadığı, gelir azaltıcı yahut gider artırıcı bir önerge olup olmadığının takdirinin Mahkemede olduğu savunulmuştur.
DAVALI YANINDA DAVAYA KATILAN ... BAROSU BAŞKANLIĞI'NIN BEYANI:
Ölüm yardımlarının, Barolarca tahsil edilmeden Türkiye Barolar Birliği tarafından vekalet pulu dağıtım miktarından tahsil edilmiş gibi mahsup edilmesine olanak veren bir düzenlemenin bulunmadığı, Avukatlık Kanunu'nun 27/A maddesi uyarınca çıkarılan Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği'nin 17. maddesi ve buna bağlı 5 no'lu TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi'nin 10. maddesinde yer alan "Barolar tarafından ödenmesi gereken kesenek tutarlarının ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutar, TBB tarafından mevzuata göre barolara yapılan ödemelerden mahsup edilir." düzenlemesinin, TBB Genel Kurulu'nda kabul edilen TBB Kesenek borcu ve ölüm yardımı ile ilgili olmadığı, sadece Sosyal Yardımlaşma Fonu kapsamında yapılan yardımlardan yararlandırmaya ilişkin olduğu, yapılan uygulamanın, Barolara tahsil etmedikleri bir ödemeyi Türkiye Barolar Birliği'ne vermeleri gibi bir sonuç doğurduğundan sınırlı kaynakları bulunan Baroların mali külfetine sebebiyet vereceği, bu nedenle Genel Kurul'ca alınan kararın hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DAVALI YANINDA DAVAYA KATILAN … BAROSU BAŞKANLIĞI'NIN BEYANI:
Genel Kurulca alınan bu kararın sebebinin Baroların kısıtlı olan gelir kaynaklarının azalmasının önüne geçmek ve avukatlık mesleğine daha iyi hizmet sunulmasını sağlamak olduğu, dava konusu Genel Kurul kararından önce tahsil edilebilsin ya da edilemesin TBB tarafından baro kesenek ve ölüm yardımı borçları Barolara ödenecek vekalet pulu gelirinden kaynakta kesildiği ve bu nedenle en büyük gelir kaleminde eksilme olduğu, ancak dava konusu düzenleme ile TBB tarafından kaynakta kesinti yapılmasının önüne geçildiği, düzenlemenin hakkaniyete uygun olduğu ve tüm Baroların menfaatini içerdiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Her ne kadar, dava konusu düzenlemelerin iptali istemiyle açılan davada idari yargının görevli olduğu hususunda kuşku bulunmamakta ise, düzenleyici işlem niteliğindeki dava konusu düzenlemelerin iptaline dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kesinleştiği dikkate alındığında, davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ: Dava; Türkiye Barolar Birliğince 04-05 Mayıs 2019 tarihinde yapılan 35. Olağan Mali Genel Kurul toplantısında alınan 11. ve 12. maddelerinin iptali istemiyle Ordu Barosu Başkanlığı tarafından açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı Birliğin 04-05 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu toplantıda alınan kararların 11. maddesinde;
"2018 yılı vekalet pulu payları gönderilirken yerleşik uygula gereği Türkiye Barolar Birliğine "Birlik Keseneği" ve "Ölüm Yardımı" borcu olan tüm Barolardan kesilen (mahsup edilen) söz konusu meblağların 2019 Haziran ayında ilgili tüm Barolara geri ödenmesine";
12. maddesinde ise; "11. Maddede ortaya çıkan Genel Kurul iradesi doğrultusunda kaynakta kesinti yapılmaksızın barolara pul paraları ödendikten sonra baroların tahsil etmiş oldukları aidatlardan Birlik Payının ve SYDF Keseneğinin ödenmesinin bundan sonraki yıllarda da uygulanmasının kabulüne karar verildiği görülmüştür;
Bahse konu bu maddelerin iptali istemiyle 10.07.2019 tarihinde işbu davanın açıldığı; diğer yandan işbu idari davadan önce 31.05.2019 tarihinde bahse konu Genel Kurul Kararının aynı maddelerinin iptali istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, bu davada davalı Türkiye Barolar Birliğinin "idari yargının görevli olduğu" yolundaki itirazı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı ara kararı ile reddedilmiş ise de davalı idare tarafından görev uyuşmazlığı çıkarılması yoluna gidilmediği, bilahare anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, her iki maddenin "iptaline" karar verildiği; Türkiye Barolar Birliğince ise, bu "iptal" kararının, 28.02.2020 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında değerlendirilerek, 2020/328 sayılı kararla, istinaf yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştirilmesinin kararlaştırıldığı (2020/328 sayılı); devamında bu durumun, Birliğinin … tarih ve … sayılı yazısı ile Asliye Hukuk Mahkemesinin gerekçeli kararı da eklenmek suretiyle işbu davanın davacısı olan Ordu Barosu Başkanlığına bildirilmesi üzerine; davacının da davanın konusuz kaldığından bahisle Karar Verilmesine Yer Olmadığı kararı verilmesini istediği anlaşılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” başlıklı 135.maddesinin birinci fıkrasında “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; davalı Türkiye Barolar Birliğinin, idari yapı içinde, kamu hizmeti gören bir birim olduğu; kamu kurumu niteliğindeki kuruluş olan davalıya husumet yöneltilerek; barolara dağıtılacak olan vekalet pulu bedelinin, baroların birlik keseneği ve ölüm yardımı borçlarından mahsup edilmemesine ilişkin Mali Genel Kurul Toplantısı'nda karara bağlanan gündem maddesinin iptali amaçlandığına göre, talep ve işlemin idari nitelik taşıdığını kabul etmek gerekmektedir.
Dolayısıyla; açılan davanın, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim; Uyuşmazlık Mahkemesinin 24.02.2020 tarih ve E2019/841, K:2020/109 sayılı kararı da aynı yöndedir.
Diğer yandan; yukarıda aşamaları ayrıntılı olarak açıklanan adli yargı yerinde aynı işlemin iptali istemiyle açılan dava; idari yargının görev alanında kaldığı halde görev uyuşmazlığı yoluna gidilmediği gibi istinaf yoluna dahi başvurulmayarak kesinleşmesi
sağlanan görevsiz Asliye Hukuk Mahkemesi kararı, kesinleşmek suretiyle hukuk aleminde "kesin hüküm" olarak yerini almıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinde, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü getirilmiştir.
Bir yargı kararı; yasalarda belirlenen usullere uygun olarak verildikten, itiraz ya da yasa yollarından geçerek veya bunlara ilişkin başvuru süreleri sona ererek kesinleştikten sonra değişmez bir nitelik kazanır. Yargı kararlarının bu değişmezlik kuvvet ve niteliğine “kesin hüküm” denilmektedir. [TELLİ S. Tekin, “İdari Yargıda Kesin Hüküm”, İdare Hukuku ve İdari Yargı ile İlgili İncelemeler I, Ankara 1976, s. 103]. Yargı yerlerinin bu şekilde verdiği kararlar kesin hüküm halini alınca, hukuksal gerçek olarak kabul edilir. Kararı veren mahkeme de dahil olmak üzere hiçbir merci kural olarak (yargılamanın yenilenmesi hariç) bu karara dokunamaz. Bu durum hukuki barışın ve yargıya güvenin amaçlanmasının bir sonucudur. Kesin hükümler, yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılmadıkça tarafları bakımından varlığını ve hukuki sonuçlarını muhafaza eder. Bu yön kamu düzenine taalluk edip resen dikkate alınması gereken bir husustur. [GÖZÜBÜYÜK A. Şeref/TAN Turgut, İdare Hukuku C. II, İdari Yargılama Hukuku, Ankara 1999, s. 1082].
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesinin fıkrasında, "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir;" 2. fıkrasında, "Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder." kuralına yer verilmiştir.
Bu itibarla; Türkiye'deki tüm baroların ve dolasıyla avukatların bir kısmını olumlu, bir kısmını da olumsuz etkileyen genel bir işlemin iptali istemiyle Ordu Barosu Başkanlığı tarafından açılan işbu dava ile birkaç avukat tarafından açılan ... Asliye Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayıtlı davanın konusu, sebepleri ve elde edilmek istenilen hukuki yararın aynı olduğu şüphesiz olup; … Asliye Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı "iptal" kararının kesinleşmiş olması nedeniyle; işbu davanın esasının hukuken incelenme olanağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın, Kesin Hüküm Nedeniyle İncelenmeksizin Reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 13/03/2024 tarihinde, davacının gelmediği ve davalı idare vekili Av. …'in, davalı yanında müdahil İstanbul Barosu Başkanlığı vekili Av. …'in, davalı yanında müdahil Ankara Barosu Başkanlığı vekili Av. …'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Bakılmakta olan dava açılmadan 31/05/2019 tarihinde Genel Kurul Kararının aynı maddelerinin iptali istemiyle Konya Barosu delegeleri tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış, bu davada davalı Türkiye Barolar Birliğinin "idari yargının görevli olduğu" yolundaki itirazı reddedilmiş, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, her iki maddenin iptaline karar verilmiş, Türkiye Barolar Birliğince, bu karar 28.02.2020 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında değerlendirilerek, … sayılı kararla, istinaf yoluna başvurulmayarak kararın kesinleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Sonrasında, davacı Ordu Barosu Başkanlığı tarafından iş bu davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, iptali talep edilen işlemin ülke çapında uygulanacak bir işlem olduğu anlaşıldığından, usule ilişkin iddialar yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." düzenlemesine; 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişileri olduğu kurala bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Stajyerlere barolarca yapılacak yardım" başlıklı 27. maddesinde, "(Değişik: 2/5/2001 - 4667/16 md.) Staj süresince stajyerlere Türkiye Barolar birliğince kredi verilir.
Ödenecek kredinin kaynağı; avukatların yetkili mercilere sunduğu vekâletnamelere avukatın yapıştıracağı pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleridir. Bu pullar, Türkiye Barolar Birliğince bastırılır.(Değişik üçüncü cümle:13/1/2004-5043/2 md.) Yapıştırılacak pulun değeri; 2.7.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun Yargı Harçları bölümünde yer alan vekâletname örnekleri için kullanılan harç tarifesinin yüzde elli fazlası kadarıdır.(Ek cümleler: 13/2/2011-6111/195 md.) Her yıl yenilenen vekâlet pulu bedeline ayrıca yüzde beş oranında ilave yapılır. Bu suretle elde edilecek kaynak avukat stajyerlerinin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesinde kullanılır. Kaynağın yetersizliği durumunda staj kredi fonundan aktarım yapılarak prim ödemesi yapılır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir. (Ek cümle:13/1/2004 – 5043/2 md.) Bu şekilde toplanan tüm pul bedelleri malî yönden Sayıştay denetimine tâbidir.
Avukatlarca vekâletname sunulan merciler, pul yapıştırılmamış veya pulu noksan olan vekâletname ve örneklerini kabul edemez. Gerektiğinde ilgiliye on günlük süre verilerek bu süre içinde pul tamamlanmadıkça vekâletname işleme konulamaz.
Kredi ödemelerinden arta kalan miktar, meslektaşlara destek ve meslekte gelişmeyi sağlamakta kullanılır.
Bu kredinin ilke ve koşulları, kimlere verileceği, miktarı, geri ödeme şekli, geri ödemeden gelen paralar ile kredi ödemelerinden sonra arta kalan miktarın barolar ve Türkiye Barolar birliği arasında dağıtım ve sarf esasları ve diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir.
Pul bedelleri ile geri ödemeden gelen paralar ve bunların gelirleri, kredi ödemelerinden arta kalan miktarın dağıtımı ve sarfı, her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir." düzenlemesine; "Sosyal yardım ve dayanışma fonu" başlıklı 27/A maddesinde, "(Ek:13/1/2004 – 5043/3 md.) Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan "Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu" kurulmuştur.
Bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikte gösterilir.
Fon gelirleri ile harcamaları her yıl Adalet Bakanlığı tarafından ek 4 üncü maddedeki esas ve usullere göre denetlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 117. maddesinde, kuruluş amacı içindeki işlere dair hazırlanan raporları ve gündemdeki maddeleri görüşüp karara varmak, Baroların birlik adına avukatlardan tahsil edeceği keseneğin miktarını her avukat için yıllık baro keseneğinin yarısından fazla olmamak üzere tespit etmek, Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak Birlik Genel Kurulunun görevleri arasında sayılmış, "Gündem dışı görüşme yasağı" başlıklı 88. maddesinde, "Genel kurul toplantısında, görüşüleceği gündemde belirtilmemiş konular hakkında karar verilemez. Yeni bir toplantı kararı bu hükmün dışındadır." düzenlemesine yer verilmiştir.
1136 sayılı Kanunun "Levhadan silinmeyi gerektiren haller" başlıklı 72. maddesinin (d) bendinde Baro ve Türkiye Barolar Birliği yıllık keseneklerinin veya staj kredilerinin tebligata rağmen geri ödenmemesi avukatın adının levhadan silinecek haller arasında sayılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 27. maddesi gereğince, kredinin ilke ve koşulları, kimlere verileceği, miktarı, geri ödeme şekli, geri ödemeden gelen paralar ile kredi ödemelerinden sonra arta kalan miktarın avukatlara destek ve meslekte gelişmeyi sağlamak için Barolar ve Türkiye Barolar Birliği arasında dağıtım ve kullanım esaslarının belirlenmesi amacıyla yürürlüğe giren Türkiye Barolar Birliği Staj Kredi Yönetmeliğinin "Kredilerden Arta Kalan Miktarın Kullanımı Kredilerden Arta Kalan Miktar" başlıklı 22. maddesinde, "Pul bedellerinden, geri ödemelerden, bunların değerlendirilmesinden ve bağış gibi yollardan elde edilerek ve fonda toplanan paranın, dağıtılan krediden arta kalan miktarı avukatlık mesleğine destek ve meslekte gelişmeyi sağlamak için kullanılır." düzenlemesine; "Dağıtım Esasları" başlıklı 23. maddesinde, "Kredi ödemelerinden arta kalan miktarın belirlenebilmesi için Türkiye Barolar Birliği tarafından her yılın Ocak ayı sonunda bir önceki yılın kesin hesabı çıkarılır. Yeni dönem pul bedelinin ve olası kredi isteklisi stajyer sayısının da belirlenmesinden sonra arta kalacağı anlaşılan miktarın; %25’i Türkiye Barolar Birliği’nin hesabına, %30’u da Barolar arasında eşit olarak paylaştırılıp Baroların hesabına yatırılır. Kalan miktar, hesabı yapılan yıl sonu itibariyle Baro levhasında kayıtlı avukat sayısına oranlanarak Baroların hesabına yatırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu kararların incelenmesi:
Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır.
İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gerekmektedir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa, düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Davacı tarafından, Avukatlık Kanunu'nun 27/A maddesi ve Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği'nin 17. maddesine dayanılarak çıkarılan 5 no'lu TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi'nin 10. maddesinde "Barolar tarafından ödenmesi gereken kesenek tutarlarının ödenmemesi halinde, ödenmeyen tutar, TBB tarafından mevzuata göre barolara yapılan ödemelerden mahsup edilir." düzenlemesine yer verildiği iddiasına yer verilmiş, davalı yanında davaya katılan İstanbul Barosu tarafından, bu düzenlemenin TBB kesenek borcu ve ölüm yardımı ile ilgisinin bulunmadığı, sosyal yardımlaşma fonu kapsamında yapılan yardımlardan yararlanmaya ilişkin olduğu belirtilmiştir.
Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği'nin 16. maddesinin 2. fıkrasında, avukatın eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları, çalışmayan avukat, çalışmayan avukatın eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları, avukat stajyerleri, çalışamayan avukat, çalışamayan avukatın eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının söz konusu sosyal yardımlardan tamamen, kısmen veya dayanışma aidatı karşılığı yararlandırılabileceği düzenlenmiş olup, Yönetmeliğin 13. maddesinde ise, fonun gelirleri arasında, Kanunun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen pul bedellerinin yarısı sayılmıştır.
Öte yandan, 5 no'lu TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/07/2020 tarih ve E:2019/9409, K:2020/3305 sayılı kararıyla, anılan Yönergenin amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak veya mevcut yönetmelikte değişiklik yapmak suretiyle kullanması gerekirken, Yönerge şeklinde düzenleme yapmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, söz konusu karar İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanmıştır.
Bu kapsamda, mevzuatta, ölüm yardımı ve TBB kesenek borcunun TBB tarafından barolara yapılan ödemelerden mahsup edilmesi gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almadığı anlaşılmakta olup, davalı idarenin bu yönde karar vermesini gerektiren bir kural olmadığından, bu hususta takdir yetkisi çerçevesinde mevzuata uygun olarak düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davacı tarafından, mevzuatta düzenlenen bir kuralın yönerge değişikliği yapılmaksızın Genel Kurul iradesi ile değiştirilerek yürürlüğe konulmasının işlemi yetki unsuru açısından sakatlayarak yetki tecavüzüne sebebiyet verdiği iddia edilmektedir. Davalı idare tarafından, savunma dilekçesi ekinde yer verilen … tarih ve … sayılı Türkiye Barolar Birliği duyurusunda, 2001 yılının Mayıs ayından itibaren Barolar tarafından satılan vekalet pullarından elde edilen tutarın Staj Kredi Yönetmeliğinin 23. maddesi gereğince dağıtıma tabi tutulduğu ve 15/12/2002 tarihinde Baro Başkanları toplantısında alınan karar gereğince Barolar Birliğine kesenek ve ölüm yardımı borcu olan baroların borç tutarları hisselerine düşen tutar üzerinden mahsup edilerek gönderileceği belirtilmiş ve bu duyuru ile bahsi geçen mahsup uygulamasının dava konusu kararlar alınana kadar uygulandığı anlaşılmış olup, bu uygulamanın Genel Kurul kararı ile kaldırılmasında, yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, Türkiye Barolar Birliği tarafından, dayanağını Avukatlık Kanunu'nun 117. maddesinde bulan gündemdeki maddeleri görüşüp karara varma görevi çerçevesinde 35. Olağan Mali Genel Kurul toplantısına ilişkin gündeminde yer verilen 11. ve 12. maddelerinin 04-05 Mayıs 2019 tarihinde görüşüldüğü ve oylanarak oyçokluğu ile kabulüne karar verildiği anlaşılmakta olup, kendisine mevzuat gereğince verilen görev ve yetki çerçevesinde alınan kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
13/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!