Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/4247 E. , 2024/368 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/4247
Karar No : 2024/368
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …İl Özel İdaresi - …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …gün ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bartın İli, Amasra İlçesi, …Köyünde 12-13 Ağustos 2016 tarihinde meydana gelen yağış sonrası davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle dere yatağının taşarak sel oluşturması üzerine davacıya ait …plakalı aracın ve …ada …parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan evin dere yatağına yuvarlanarak zarar gördüğünden bahisle 100,00-TL (27.04.2018 tarihli miktar artırım dilekçesi ile ev için 150.000,00-TL, ev eşyaları için 15.000,00-TL, araç için de 40.000,00-TL olmak üzere toplamda 205.000,00-TL) maddi ve 10.000,00.-TL manevi tazminatın 12.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacıya ait Bartın İli, Amasra İlçesi, …Köyü …ada …parselde kain, dere kenarında imara kapalı alanda ruhsatı bulunmayan evin 12-13 Ağustos 2016 tarihinde meydana gelen yağışlar sonrasında dere yatağının taşması üzerine dere yatağına yıkıldığı, evinin garajında bulunan …plakalı aracın ise sele kapılarak zayi olduğu, olayın yaşandığı tarihlerde söz konusu bölgede Bartın İl Özel İdaresi tarafından "Çakraz (Bartın) Kanalizasyon İşi" pojesinin ve Devlet Su İşleri 23. Bölge Müdürlüğü tarafından "Bartın Amasra Çakraz Köyü Büyükdere Taşkın Koruma" projesinin yürütülmekte olduğu, meydana gelen sel felaketi üzerine İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü'nce olaya ilişkin tespitler yapıldığı, davacıya ait olan evin dere yatağına yıkık olduğu tespit edilerek …tarih ve …sayılı Valilik makamı oluru ile yıkım kararı alınarak evin yıkıldığı ve enkazın kaldırıldığı, yaşanan afet sonrasında 5902 sayılı Kanun'un 23. maddesi gereğince Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'ndan acil yardım ödeneği talep edilerek gelen ödenekten 24.10.2016 tarihinde davacının evinde oturan kızlarına nakdi yardım yapıldığı, davacı tarafından 18.11.2016 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurulduğu, davalı idarenin …tarih ve …sayılı yazısı ile bu talebin reddedildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, sonrasında 27.04.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile ev için 150.000,00 TL, ev eşyaları için 15.000,00-TL, araç için de 40.000,00-TL olmak üzere toplamda 205.000,00-TL maddi ve 10.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere davanın ıslah edildiği; her ne kadar davacı tarafından zayi olan ev için 150.000,00-TL, ev eşyaları için de 15.000,00-TL maddi tazminat istenilmiş ise de zararı tevsik edici belgeler sunulmadığı gibi söz konusu evin yaklaşım mesafelerine uyulmadan, imara aykırı alanda dere yatağında ve ruhsatsız olarak yapılmış bir ev olduğu anlaşıldığından davacının talebinin ev ve ev eşyalarına ilişkin kısmının kabülüne olanak bulunmadığı; diğer yandan sel felaketi nedeniyle davacıya ait …plakalı aracın sel sularına kapılarak zayi olduğu, Mahkemenin 06.02.2018 tarihli ara kararıyla Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası'ndan kasko poliçesi bulunmayan bu aracın olay tarihindeki rayiç bedelinin sorulduğu, buna göre söz konusu aracın olay tarihindeki rayiç bedelinin 40.000,00-TL olduğu gerekçesiyle davacının toplamda 205.000,00-TL olan maddi tazminat isteminin 40.000,00-TL sinin kabulüne, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine; olayda davacının elem ve ızdırap yaşayarak bir takım manevi külfetlere katlanmak zorunda kaldığı anlaşıldığından 10.000,00-TL manevi tazminat isteminin de kabulüne ve belirtilen miktarların davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesi kararının davanın kısmen reddine ilişkin kısmına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; 165.000,00-TL maddi tazminat talebinin reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacının istinaf başvuru nedenlerinin kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirir nitelikte görülmediği; ancak İdare Mahkemesi'nce nispi harç dahil tüm yargılama giderlerine haklılık oranı uygulanması suretiyle hüküm kurulmasında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle, istinaf isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; Mahkeme kararının 3.637,75-TL yargılama giderleri kısmının kaldırılmasına, dava açıldığı aşamada peşin alınan 3.671,66-TL nispi karar harcından Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 3.415,50-TL nispi karar harcı düşüldükten sonra kalan 256,16-TL nispi karar harcının davacıya iadesine, 3.415,50-TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, yargılama giderleri buna göre hesaplanmıştır.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yıkılan evi ve zarar gören ev eşyaları yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, talebinin bu zararlara yönelik kısmının da karşılanması gerektiği, zararına yönelik tespit yaptırmasına müsaade edilmeden evin Valilik kararı ile yıkıldığı, dosyaya zarar tespit formu sunulduğu, dosyada bilirkişi incelemesi de yapılmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
12-13 Ağustos 2016 tarihinde meydana gelen yağış sonrası Bartın İli, Amasra İlçesi, …Köyü, …ada …parselde yer alan taşınmaz üzerinde bulunan davacıya ait evin dere yatağına devrilmesi ve …plakalı aracın sel sularına kapılması nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce, … plakalı aracın zayi olması nedeniyle araç için 40.000,00-TL maddi ve manevi zararın karşılanması için 10.000,00-TL tutarındaki manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş, kabule ilişkin bu kısım kanun yollarına başvurulmadığından kesinleşmiştir.
Davacı tarafından, reddedilen 165.000,00-TL tutarındaki eve yönelik maddi zararlarının tazmini talebi yönünden temyiz isteminde bulunulmuştur.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarelerin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'nun 6. maddesinde, il özel idareleri, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım ve kurtarma, orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırları dışında yapmakla görevli ve yetkili kılınmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinin ilk halinde "Belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık ve tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskan ruhsatı aranmaz. Ancak, yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir." hükmü yer almakta iken, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan haliyle aynı maddede; "Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildirimi ve bu yapıların yöresel doku ve mimari özelliklere, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerin sorumluluğu müellifi olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar valilikçe ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro planlarına işlenir. (...) Onaylı üst kademe planlarda aksine hüküm bulunmadığı hâllerde köy yerleşik alan sınırları içinde, jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile köyün ana yolları ve genişlikleri, hâlihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde il özel idarelerince belirlenir. (...) İl çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması hâlinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak köy yerleşik alan sınırları ve özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması hâlinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükümlerine, "İdari müeyyideler" başlıklı 42. maddesinde; "Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır.(...) Yapıldığı tarih itibarıyla plana ve mevzuata uygun olmakla beraber, mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiği veya edeceği ilgili idare veya mahkeme kararı ile tespit olunan yapılara, ilgili idarenin yazılı ikazına rağmen idarece tanınan süre içinde takviyede bulunmayan veya bu yapıları 39 uncu madde uyarınca yıkmayan yapı sahibine onbin Türk Lirası idari para cezası verilir. 27 nci maddeye göre il özel idaresince belirlenmiş köy yerleşme alanı sınırları içinde köyün nüfusuna kayıtlı olan ve köyde sürekli oturanlar tarafından, projeleri il özel idaresince incelenerek fen, sanat ve sağlık şartlarına uygun olmasına rağmen muhtarlık izni olmaksızın konut ve zatî maksatlı tarım ve hayvancılık yapısı inşa edilmesi halinde yapı sahibine üçyüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Bu yapılardaki diğer aykırılıklar ve ruhsata tabi tarım ve hayvancılık maksatlı yapılardaki aykırılıklar için verilecek olan idari para cezası, üçyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, ikinci fıkraya göre hesaplanan toplam ceza miktarının beşte biri olarak uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin tazmin sorumluluğu için gerekli bir unsur olan hizmet kusuru; kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde ve işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, boşluk veya aksaklık olup, hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde tezahür edebilir. Bu nedenlerle oluşacak somut ve gerçek zararın idarece tazmin edilmesi gerekliliği ise İdare Hukukunun temel ilkelerindendir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, müterafik kusur olarak da nitelenen zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin davranışının neden ve etkisiyle idarenin sorumluluğundaki azalma zarar görenin kusuru oranında olmalıdır. Diğer bir ifadeyle müterafik kusurun varlığı her zaman idarenin tazmin sorumluluğunu büsbütün ortadan kaldırmaz.
Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve …sayılı yazısında, davacının evinin dere yatağına sıfır mesafede olduğu, yaklaşım mesafeleri ile teknik kaidelere uyulmadan ve DSİ Genel Müdürlüğü'nden izin alınmaksızın inşa edildiği, taşkın riskine karşı herhangi bir önlemin alınmadığı; söz konusu alanda dere taşkınlarının önlenmesi amacıyla "Bartın Amasra Çakraz Köyü Büyükdere Taşkın Koruma İnşaatı" işine başlandığı, davacının evinin bulunduğu bölgeye sel felaketinin yaşandığı tarihte henüz proje kapsamındaki imalatların ulaşmadığı ve fakat ıslah projesi tamamlanmış olsaydı dahi yaklaşım mesafelerine uyulmadığından söz konusu evi koruyamayacağının belirtildiği görülmektedir.
Diğer yandan, davacının zararının karşılanması istemiyle davalı idareye yaptığı başvuruya davalı İl Özel İdaresi tarafından verilen …tarih ve …sayılı cevabi yazıda; "Çakraz Bartın Kanalizasyon İşi" projesine ait işlemlerinin bütün unsurlarıyla hukuka uygun olduğu, zarar gördüğü iddia olunan taşınmazın belediye mücavir alan sınırları dışında kaldığı, … tarih ve …sayılı İl İdare Kurulu kararı ile onaylanarak yürürlüğe giren 1/1000 ölçekli imar planında park alanı olarak yer aldığı, park alanlarında yapılaşmaya izin verilmediği, bahse konu taşınmazda yapılaşmaya ilişkin başvuru veya yapı ruhsatının bulunmadığı, bu haliyle yapının yıkılması gereken yapılardan olduğu belirtilerek söz konusu başvuru reddedilmiştir.
Davacı tarafından ise, zarar gören evinin köy sınırları içerisinde kalması nedeniyle yapı ruhsatı alınmadığı ancak emlak vergilerinin ödendiği belirtilmekte olup, sunulan emlak vergisi (bina) bildiriminde yapının tamamlanma tarihine ilişkin bilgilerin de yer aldığı görülmektedir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinde, su, kanalizasyon ve imarla ilgili hizmetler konusunda il özel idarelerine çeşitli görevler verildiği görülmektedir. Öte yandan, yapı yapılması hukuken mümkün olmayan ya da tehlike teşkil eden yerlere yapılan yapıların yıkılması gerektiği de açıktır. Bununla birlikte kamu hizmetlerinden faydalandırılan davacının, olay nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen zararın tamamına katlanmasını beklemek, idarelerin yürüttüğü hizmetten kaynaklanan bir kusurun varlığı halinde, buna bağlı sorumluluğun yok sayılması anlamına gelmektedir. Bu durum ise, yukarıda aktarılan anayasal hüküm ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi, hakkaniyete de uygun bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi tarafından, söz konusu evin yaklaşım mesafelerine uyulmadan, imara aykırı alanda, dere yatağında ve ruhsatsız olarak yapılması, davacının ev zararlarına yönelik isteminin reddedilmesinin gerekçelerinden biri olarak gösterilmiş ise de, bu durumun eylem ile zarar arasındaki illiyet bağını kesecek ağırlıkta bir unsur olarak değil, zarar görenin de zararın meydana gelmesinde veya zararın artmasında katkısı bulunduğuna dair ortak kusur hali olarak görülmesi gerekmektedir.
Müterafik kusur oranının hakkaniyete uygun belirlenebilmesi içinse, öncelikle yapının dere yaklaşım mesafelerine uyulmadan ve taşkın riskine karşı önlem alınmadan yapıldığı yönündeki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü iddiasının araştırılması, söz konusu yapının taşkın tehlikesi bulunan yerde inşa edildiğinin tespit edilmesi halinde, bu hususun planlara geçirilip geçirilmediği, ilgili idarelerce tahliye ve yıkım konusunda gerekli uyarıların yapılıp yapılmadığı ve bu konuda herhangi bir işlem tesis edilip edilmediğinin incelenmesi; evin taşkın koruma sınırlarına göre yapı yapılması yasak olmayan yerde bulunduğunun anlaşılması halinde ise imar planları (konutun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar planları da getirtilerek) ve davacının evinin köy sınırları içerisinde kalması nedeniyle yapı ruhsatı alınmadığı yönündeki iddiası dikkate alınarak bu sefer İmar Kanunu ve ilgili mevzuatı gereğince kusurlu hareket edip etmediğinin tespit edilmesi, tüm bu araştırmalar sonucunda davacının zararın meydana gelmesindeki kusurlu davranışının oransal olarak ortaya konulması gerekmektedir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, olayda davacının müterafik kusurunun varlığı idare/idarelerin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığından zararın meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan idare/idarelerin de tespit edilmesi ve zarardaki sorumluluk oranlarının doğru belirlenmesi uyuşmazlığın çözümü için önem arz etmektedir.
İdare Mahkemesi'nce zararı meydana getiren olayın gerçekleşme sebebine yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadan davalı İl Özel İdaresi'nin davacının bir kısım zararlarını tazminle sorumlu tutulduğu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün yürütülen taşkın koruma inşaatının halen devam ettiği yönündeki beyanına rağmen anılan idare hakkında herhangi bir kusur incelemesinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
İptal davalarında hasım düzeltme yoluna gidilirken tam yargı davalarında bu yola gidilemeyeceğine ilişkin yasal bir hüküm olmadığından, tam yargı davalarında hasım düzeltilerek dava dilekçesinin mahkemece tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır. Aksi durum, idarenin işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluk yönünden yargısal denetiminin yapılamaması sonucunu doğurur ki bunun da hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.
Bu itibarla, Mahkemece bilirkişi ve gerekirse keşif incelemesi de yaptırılmak suretiyle zararın meydana gelmesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve tespiti halinde davalı konumunda bulunmayan anılan idarenin de hasım mevkiine alınması, sonuçta davalı idare veya idarelerin kusurları ile davacının müterafik kusur oranı belirlenerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Zarar yönünden yapılan değerlendirmeye gelince;
Olayda, davacı tarafından adli yargı mercileri nezdinde zarar tespiti yapılamadan zarar gören evin dere yatağını daralttığı, müdahale edilmediği takdirde can ve mal güvenliği tehlikesi oluşturabileceği gerekçesiyle Valilik kararıyla yıkıldığı; dava dilekçesi ekinde sunulan İl Afet ve Acil Durum Müdürü tarafından imzalı raporda, davacının evinin yıkık ve zarar tutarının 150.350,00-TL olarak belirtildiği anlaşıldığından bahse konu raporun zararı ispata elverişli belge niteliğinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Bu durumda, davacının eve yönelik zararı hakkında yeniden bir karar verilirken, söz konusu belgenin aslı veya onaylı örneğinin ilgili idareden istenerek yapı hakkında belirlenen değerin dikkate alınması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …gün ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak 02/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!