Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/1222 E. , 2023/4873 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/1222
Karar No : 2023/4873
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACILAR)
I- …
II- …
III- …
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Dava; davacılar … ve ...'nın çocuğu ...'nın, 02.04.2002 tarihinde 6 yaşında iken dava dışı ...'a ait İstanbul İli, Kartal İlçesi, Yakacık, … Caddesi, No:… adresindeki 5 katlı olarak inşa edilmiş binanın en üst katına oyun oynamak amacı ile çıktığı esnada binanın üstünden geçmekte olan yüksek gerilim hattına demir çubuk ile sürtünmesi sonrasında elektrik çarpması neticesinde vücudunun üst kısmının yanmak suretiyle büyük zarar gördüğü, ruhsatsız ve kaçak olduğu belirtilen binanın mühürlenip yıkılmaması nedeniyle binanın varlığından ve enerji hattına yakınlığından dolayı ortaya çıkabilecek bütün zararlardan Kartal Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu, dava konusu olay nedeniyle davacıların maddi ve manevi olarak zarara uğradıkları iddiasıyla ... için iş gücü kaybından dolayı 5.000,00-TL (ıslah suretiyle belirlenen 53.582,00-TL) maddi tazminat, 10.000,00-TL (ıslah suretiyle belirlenen 40.000,00-TL) manevi tazminat ile davacı anne ve babanın her biri için ayrı ayrı 5.000,00-TL (ıslah suretiyle belirlenen 10.000,00-TL) manevi tazminatın olay tarihi olan 02.04.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Davanın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı yönünden; dava dosyasına sunulan 13.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda, Kartal Belediye Başkanlığı yönünden 53.582,00- TL maddi tazminat miktarı hesaplanmışsa da, ...Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yaptırılan kusur incelemesine göre davalı idare hakkında tespit edilen % 25 kusur oranı hükme esas alınmak suretiyle, kusur oranına göre belirlenen, söz konusu miktarın 1/4 ü olan 13.395,5-TL'nın olay tarihi olan 02.04.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine; davanın manevi tazminat istemi yönünden ise; daha önce ...Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih E:…, K:… sayılı kararlarıyla ... aleyhine ... için 100.000,00-TL, ... için 25.000,00-TL, ... için 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmek suretiyle kesinleştiği görüldüğünden, yeniden manevi tazminat tayinine mahal olmadığı gerekçeleriyle manevi tazminat isteminin ise reddi gerektiğine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararında; Kartal Belediye Başkanlığının olayda %25 kusurlu olduğu yönündeki raporlar yerinde görülmüş olup, bilirkişi raporu ile belirlenen 214.328,00TL maddi zarara kusur oranı uygulandığında bulunan 53.582,00-TL'nın davalı idarece davacı ...'ya ödenmesi gerektiği, manevi tazminata hükmedilmesine engel bir hüküm bulunmadığından ...'nın olay tarihinde 6 yaşında olduğu, vücudunun çeşitli yerlerinde özellikle üst kısmında yanıklar oluştuğu, yanıkların kalıcı hasara neden olduğu, tedavi sürecinde büyük acılar çektiği, anne ve babasının da çocukların yanmasından üzüntü duyduğu, tedavi esnasında onların da üzüldüğü dikkate alındığında, ... için 10.000,00-TL, anne ... için 5.000,00-TL, baba ... için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı idare tarafından adı geçenlere ödenmesi gerektiği, faizin davacılar tarafından dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik olarak hükmedilecek tutarlara, adli yargıdaki dava tarihi esas alınarak yasal faiz işletilmesi, miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısma yönelik olarak ise miktar artırımı dilekçesinin davalıya tebliğ tarihten itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği şekliyle; tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, davalı idarenin asli kusurlu olması nedeniyle %25 hizmet kusur oranının yanlış belirlendiği, faizin yanlış tarihten başlatıldığı, manevi tazminatın yetersiz takdir edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından olayda idarenin sorumlu olmadığı, TEİAŞ'ın sorumlu olduğu, manevi tazminatın zenginleşme sonucu doğuracak kadar fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Davacını Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden bozulması, diğer kısımlar yönünden onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılardan … ve ...'nın 12.08.1996 doğumlu oğulları ...'nın, oyun oynamak amacıyla 02.04.2002 tarihinde, saat 19:00 sıralarında, … Mah. … Cad. No:… Kartal adresindeki dava dışı ...'a ait inşaat halindeki binaya kırık olan camından girerek çatıya çıkmak suretiyle oyun oynarken, bahsi geçen yerin üstünden geçen yüksek gerilim hattına metal çubukla dokunarak elektrik çarpması sonucu doktor raporlarına göre hayati tehlike geçirdiği ve yaralandığı, davacılar tarafından, olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararların tazmini istemiyle Kartal 3.Asliye Hukuk Mahkemesinde E:… sayıya kayden taşınmaz maliki ..., TEDAŞ, TEİAŞ ve Kartal Belediye Başkanlığı aleyhine ... için 125.000,00-TL, ... için 25.000,00-TL, baba ... için 25.000,00-TL manevi tazminatın müştereken müteselsilen tazmini talebiyle açılan davada, yerel mahkemece 30.01.2010 tarihli bilirkişi raporu ile "bina inşaatının YG hattı mevcut iken yapıldığı, buna rağmen ilgili hattın sahibi TEİAŞ tarafından uygun olmayan mesafe nedeniyle bina sahibi hakkında dava açarak ve ilgili makamlara yazılar yazılarak tedbirler alınmasının istendiği, binanın yıkımından bizzat sorumlu olmadığı, Kartal Belediye Başkanlığının mücavir alan sınırları içinde kalan YG hattına yakın mesafede bulunan binaya yapı ruhsatı vererek mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu anlamında sorumlu olduğu" yönündeki raporu esas alınmak suretiyle "TEDAŞ ve TEİAŞ aleyhine açılan davanın reddine, ... ve Kartal Belediye Başkanlğı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 125.000,00- TL, ... için 25.000,00-TL, baba ... için 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faiziyle birlikte müştereken müteselsilen davalılar tarafından davacılara verilmesi" yönündeki … tarih, K:… sayılı kararının Yargıtay ...Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonrası, "... ve ... hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarı onanarak, ... için hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ve Kartal Belediye Başkanlığı aleyhine açılan kısmı yönünden de tazminatın görevli yargı yeri olan İdari Yargı yerinde Tam Yargı davası olarak görülmesi gerektiği" düşüncesiyle … tarih, E:…, K:… sayı ile bozulması sonrasında … Asliye Hukuk Mahkemesinde E:… sayıya kayden yeniden görülen davada, … tarih K:… sayılı "Kartal Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın görev bakımından reddi ile davacı ... tarafından ... aleyhine 100.000,00 TL manevi tazminatın, 02.04.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair kararının, Yargıtay onama kararı üzerine 13.11.2014 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine maddi ve manevi tazminat talebiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinde, "1. Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (...) yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.
2. Adli (...) yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir."; hükmüne,
Aynı kanunun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde, "1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında otuz gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir.
2. Görevli olmayan adli (...) yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görev yönünden reddi halinde sonradan idari yargı mercilerine açılacak davalarda, birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz." hükmüne yer verilmiştir..
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık konusu olayda davacı ...'nın 02/04/2002 tarihinde yaralandığı, bunun üzerine adli yargıda yapılan ceza kovuşturmasında bahse konu olaya ilişkin olarak 06/12/2004, 27/12/2007 ve 01/12/2008 tarihlerinde ayrı ayrı bilirkişi raporları alındığı, 27/12/2007 ve 01/12/2008 tarihli raporlarda davalı belediyenin 2/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, ayrıca Kartal 3.Asliye Hukuk Mahkemesince yaptırılan 02/02/2010 tarihli bilirkişi incelemesinde ise davalı belediyeye %25 oranında kusur tayin edildiği, adli yargıda açılan davanın ise sadece manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, görev ret sonrası bakılmakta olan davanın ise maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Temyiz istemine konu mahkeme kararının, maddi tazminat kısmı yönünden incelenmesinde;
Yasayla öngörülen tam yargı davaları idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmektedir. Bu nedenle tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir olayı, bir tutumu; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları anlatır.
Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlendiği ödevin ve yürüttüğü hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendisine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak gene de resmi yetki, görev ve olanaklardan yararlanarak, onları kullanarak hareket ettiği, bu nedenle de idaresinden tamamen ayrılmasını önleyen ve engelleyen görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mu, yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir.
Dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan süreye ilişkin mevzuat kurallarının yorumlanmasında kişilerin haklarının ihlali yönünde ağır sonuçlara varan yorumdan kaçınmak gerekmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
2577 sayılı Yasanın 13. maddesinde, idari eylemlerden doğan zararlar için doğrudan tam yargı davası açılması konusu düzenlenmektedir. Tam yargı davasının açılabilmesi; idari bir eylem; zarar; zarar ile idari eylem arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
Madde tam yargı davası açılmadan önce, idari eylemin yazılı bildirim veya başka suretle öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurularak hakkın yerine getirilmesinin istenmesini aramaktadır.
Hukuki sorumluluğun koşullarının, her zaman, maddede öngörülen süreler içinde, olayın meydana geldiği anda ve bir arada ortaya çıkması mümkün olamamaktadır.
Zararın idari eylemden kaynaklandığının bu sürelerden sonra ortaya çıkması mümkün olabildiği gibi, zararın gerçek miktarı veya illiyet bağı daha sonra da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, 2577 sayılı Yasanın 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta davacılardan ...'nın yaralanmasına ilişkin olayın 02/04/2002 tarihinde gerçekleştiği, idarenin sorumluluğunun ilk olarak 27/12/2007 tarihinde ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporuyla öğrenildiği, davacı ...'ın bu tarihten sonra dava dosyasında kısmen gösterilen bir dizi operasyonlar geçirdiği, davacını adli yargıda ilk olarak sadece manevi tazminat istemli olarak dava açıldığı, asliye hukuk mahkemesince verilen görev ret kararı sonrası bakılmakta olan iş bu davanın ise 21/10/2013 tarihinde ... İdare Mahkemesi nezdinde maddi ve manevi tazminat istemli olarak birlikte talep edildiği, Mahkemece maddi tazminat istemi bakımından davanın süresinde açılıp açılmadığı hususunda geçirilen son sağlık operasyonlarının tarihleri araştırılarak, davacının uğradığı zararın niteliğinin tam olarak öğrenildiği tarihe ilişkin yeterli araştırma yapılmadan işin esasına girilerek verilen yerel mahkeme kararında bu kısım yönünden hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Temyiz istemine konu mahkeme kararının, manevi tazminat kısmı yönünden incelenmesinde;
Uyuşmazlık konusu olayda, davacılar tarafından 21.04.2003 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde manevi tazminat davası açıldığı anlaşıldığından, süre yönünden ayrıca bir incelemeye gerek görülmeden işin esasına geçildi.
Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Dava konusu olayda, davalı idarelerin kusurlu olduğu sabit olup, davacıların uğradığı manevi zararın, idari faaliyetin niteliği gözetilerek manevi tatmin sağlayacak, idarenin kusurunu ortaya koyacak makul bir tutarın ödenmesine karar verilmek suretiyle giderilmesi gerekir.
Olayda, idarelerin mevcut kusuru, olayın oluş şekli dikkate alındığında, Mahkemece davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu görülmektedir.
Bu durumda, Mahkemece davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarı az bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak hükmedilecek manevi tazminat tutarı yeniden belirlenmelidir.
Öte yandan Danıştay'ın yerleşik içtihatlarında da yer aldığı üzere, kabul edilecek tazminat tutarının tamamına, (miktar artırımına konu kısım dahil) Asliye Hukuk Mahkemesinde ilk davanın açıldığı tarih olan 21/04/2003 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği de açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 17/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Uyuşmazlıkta hükmedilen tazminat tutarının tamamına Asliye Hukuk Mahkemesinde ilk davanın açıldığı tarih olan 21/04/2003 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek hüküm kurulması gerektiği açıktır.
Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının faiz yönünden düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!