Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2023/3543 E. , 2024/435 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/3543
Karar No : 2024/435
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Bakanlığı
… Başkanlığı - (E-Tebligat)
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ağustos ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine; sigortacılık faaliyetinde bulunan bir hukuk süjesinin bu faaliyetinden dolayı banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefi olabilmesi için, sigorta şirketi olması zorunluluğu bulunduğundan, sigorta acentelerinin verginin mükellefi olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı, sigorta şirketleriyle yaptıkları acentelik sözleşmeleriyle, sigorta sözleşmesi yapma ve prim tahsil etme konularında yetkili kılınmalarının da, sigorta acentelerinin tahsil ettikleri sigorta primleri dolayısıyla banka ve sigorta muameleleri vergisi mükellefi sayılmalarını gerektirecek vasfı vermeyeceğinden, sigorta şirketi olmayan davacının düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; davaya konu edilen tutarın başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesinin icap ettiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile ödenen tutarın şikayet yoluyla müracaat tarihinden itibaren 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4.) fıkrası uyarınca hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, faize ilişkin kısmın tahsil tarihinden itibaren hesaplanmasının gerektiği; davalı idarece, sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan davacının yaptığı işlemlerde banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olması gerektiği, olayda vergi hatası bulunmadığından, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davalı idarece, savunma verilmemiş; davacı tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Olayda, kararın, dava konusu işlemin iptali ile ödenen vergilerin, idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanmak üzere iadesine hükmedilen tecil faizinin yasal faize isabet eden hüküm fıkrasının onanması; kararın faize ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2007 yılının Ağustos ilâ Aralık dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin kanuni veya ticari faizden yüksek olanı üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline hüküm fıkrası ve ödenen tutarın şikâyet başvurusunun yapıldığı tarihten itibaren hesaplanmak üzere iadesine hükmedilen tecil faizinin yasal faize isabet eden hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkralarının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Mahkeme kararının faize ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmına yönelik davalı idarenin temyiz istemine gelince;
İdareyi, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutan Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı yeri kararı uyarınca iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini de kapsamaktadır. İadesi gereken tutar yönünden vergi idaresi ile davacı arasındaki ilişki, iadenin yargı kararıyla hüküm altına alınması nedeniyle yönetilen-idare ilişkisi olmaktan çıkarak, bir borç ilişkisine dönüştüğünden, uyuşmazlık konusu tutarın idarenin tasarrufunda kaldığı süre için, Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu'na göre faiz ödenmesi gereken hallerde, hangi oranda faiz ödenmesi gerektiğini düzenleyen 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesine göre davacı lehine yasal faize hükmedilmesi gerekmekte olup, tecil faiziyle iadeye ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine; davalı idarenin temyiz isteminin ise kısmen kabulüne, kısmen de reddine,
2. ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptali ile ödenen vergilerin şikayet yoluyla müracaat tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz tutarına isabet eden kısmının ONANMASINA,
3. Kararın, faize ilişkin hüküm fıkrasının yasal faiz oranını aşan kısmının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında, yeniden bir karar vermek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine,
6. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 30/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Yargı kararıyla hatalı olduğu saptanan vergilerin tahsil edildiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile, mahkeme kararının faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin esas alınmasına dair kısmının da bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!