Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/2586 E. , 2023/3895 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2586
Karar No : 2023/3895
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına
… (…) Gümrük Müdürlüğü -
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: ... Tekstil Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tanzimli … tarih ve … sayılı dahilde işleme izin belgesinin müeyyideli olarak kapatılması nedeniyle anılan belge kapsamında işlem gören 2010 yılında tescilli muhtelif tarih ve sayılı 6 adet serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergileri, dampinge karşı vergi, kaynak kullanımını destekleme fonu payı ile para cezasının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, ödeme emri içeriği aynı alacakla ilgili olarak davacı tarafından … Vergi Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında açılan davada, asıl borçlu ... Tekstil Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde öngörüldüğü şekilde komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda durumun taahhüt ilmühaberine yazılarak, tarih ve imza konularak hazır bulunanlara imzalatılması suretiyle yapılması gerekirken, posta memuru tarafından tarih ve imza konulmak suretiyle iadesi üzerine ilanen tebliğ yoluna gidilmesi kanuna aykırı olduğundan, asıl borçlu şirket adına kesinleşmiş bir alacağın bulunduğundan söz edilemeyeği gerekçesiyle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptaline karar verildiği, mahkeme kararı ile usulüne uygun olmadığı tespit edilen tebliğ işleminden sonra şirketin bankalarda herhangi bir varlığının bulunup bulunmadığı ve üzerine kayıtlı araç olup olmadığı ile ilgili olarak malvarlığı araştırmasının yapıldığı ve şirkete ait bir aracın tespit edildiği, şirket nezdinde yapılmış başkaca malvarlığı araştırmasının bulunmadığı, kaldı ki, ... Vergi Mahkemesinin anılan kararı uyarınca asıl borçlu adına yeniden ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonrada herhangi bir malvarlığı araştırmasının yapılmadığı, yeterli malvarlığı araştırmasının olmaması nedeniyle asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bahsedilemeyeceği, bu nedenle, ortak sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 08/01/2010 ila 22/11/2010 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, bu nedenle, hissesini devrettiği 22/11/2010 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin beyannameler yönünden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, 22/11/2010 tarihinden önceki dönemlere ilişkin beyannameler yönünden ise; … tarih ve … sayılı beyannameye dair teminat mektubunun 27/02/2017 tarihinde irad kaydedildiği, tahsil edilen 18.960,00-TL'nın toplam tahakkuk tutarından düşülerek kalan tutar yönünden davacının takibi gerekirken, borcun tamamının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesinin 6455 sayılı Kanunla değişik hali uyarınca gümrüklenmiş değerin iki katı tutarında hesaplanarak para cezası kararı alınmış ise de, bahsi geçen hükmün değişik halinin 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi, cezalandırmaya konu fiile ilişkin beyannamelerin tescil tarihlerine göre öngörülen cezanın ise, gümrük vergilerinin iki katı tutarında olduğunun görülmesi, belirtilen hükmün daha ağır ceza öngören şeklinin uygulanmasının Anayasanın 38. maddesinde ifade edilen, kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemeyeceği yönündeki ilkeye aykırılık oluşturması karşısında, ödeme emri içeriğinde yer alan para cezalarının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket adına yeniden düzenlenen haciz varakası üzerine yapılan sorgulama ve araştırmalar neticesinde herhangi bir malvarlığı tespit edilemediğinden davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan bölge idare mahkemesi kararının, davacının hissesini devrettiği 22/11/2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin beyannameler yönünden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle verilen tahakkukun buna isabet eden kısmı ile para cezasının ve ödeme emrinin irad kaydedilen 18.960,00-TL'na isabet eden kısım yönünden iptaline dair hüküm fıkrası aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere on beş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olacağı kuralına yer verilmiş olup, anılan Kanun'un 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
Temyize konu kararda, 22/11/2010 tarihinden önceki döneme ilişkin beyannameler yönünden, 01/09/2010 tarih ve 187711 sayılı beyannameye dair teminat mektubunun 27/02/2017 tarihinde irad kaydedildiği, tahsil edilen 18.960,00-TL'nın toplam tahakkuk tutarından düşülerek kalan tutar yönünden davacının takibi gerekirken, borcun tamamının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş ise de, mahsup edilen tutar dışında kalan ve asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun olarak kesinleştirilmesine rağmen vadesinde ödenmediği anlaşılan borç için söz konusu dönemlerde şirketin ortağı olan davacının takip edilmesinde ve bu tutar bakımından ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmediği gibi ödeme emrinin anılan tutara ilişkin kısmına yönelik iddiaların "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesine de olanak bulunmadığından belirtilen gerekçeyle davanın reddedilmesi gerekirken, anılan kısma isabet eden tahakkuk yönünden yukarıda yazılı gerekçeyle verilen ödeme emrinin iptal edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
Bu itibarla, davacının sorumlu olduğu dönemler dikkate alınarak, ödeme emrinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun incelenmesi suretiyle bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen reddine, kısmen de kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacının hissesini devrettiği 22/11/2010 tarihinden sonraki döneme ilişkin beyannamelere isabet eden kısmı, para cezası ve ödeme emrinin irad kaydedilen ...-TL'na isabet eden kısım yönünden iptaline dair hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Kararın, 22/11/2010 tarihinden önceki döneme ilişkin beyannameler yönünden, irad kaydedilen …-TL'nın mahsubundan sonra kalan kısmının iptaline dair hüküm fıkrasının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 16/10/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, temyize konu kararın, 22/11/2010 tarihinden önceki döneme ilişkin beyannameler yönünden, irad kaydedilen miktarın mahsubundan sonra kalan tahakkukun iptaline dair hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ile kararın anılan hüküm fıkrasının da onanması gerektiği oyu ile Dairemiz kararının bu hususa ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!