Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/3427 E. , 2023/4662 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3427
Karar No : 2023/4662
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): … Uluslararası Nakliyat Petrol Gıda İnşaat Hafriyat Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … nolu TIR karnesi muhteviyatı eşyanın transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle eşyaya ilişkin özel tüketim ve katma değer vergilerine vaki itirazın süre aşımı yönünden reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, TIR karnesi muhteviyatı eşyanın transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle, özel tüketim ve katma değer vergilerinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmesine yönelik yazının 20/06/2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davacının 10/07/2019 tarihinde itiraz başvurusunda bulunduğu, ancak gümrük müdürlüğü işleminde, başvuru mercii ve süresinin gösterilmediği bu durum, Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin gerekçede belirtildiği gibi son derece karışık olan mevzuat karşısında bireylerin yargı yeri ve idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerini olanaklı kılmak amacıyla öngörülen zorunluluğa aykırı olduğundan ve Anayasa'nın 36. maddesinde öngörülen hak arama hürriyetini sınırlayıcı bir sonuç doğurduğundan, davacının itirazının süresi içinde yapılmadığından bahisle reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… nolu TIR karnesi muhteviyatı eşyanın transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle eşyaya ilişkin özel tüketim ve katma değer vergilerine vaki itirazın süre aşımı yönünden reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 5911 sayılı Kanun ile değişik 242. maddesinin 1. fıkrasında; yükümlülerin, kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebileceği, 2. fıkrasında; idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği, 4. fıkrasında; itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükme bağlanmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu, "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine, 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi yapılmıştır. Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama; hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, … nolu TIR karnesi muhteviyatı eşyanın transit rejimi hükümlerine aykırı olarak yurt içinde bırakıldığının tespit edildiğinden bahisle eşyaya ilişkin özel tüketim ve katma değer vergilerine ilişkin gümrük müdürlüğü kararında başvuru mercii ve süresinin gösterilmemesinden kaynaklanmaktadır.
Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrasıyla, Devletin her türlü işleminde, bu işlemlere karşı başvurulacak yargı yeri veya idarî merciler ile başvuru süresinin gösterilmesi anayasal zorunluluk hâline getirilmiştir.
Anayasa'nın bağlayıcılığı karşısında, idarî işlemlere karşı hangi yargı yerine veya idarî mercilere başvurulabileceğinin ve başvuru süresinin belirtilmesi hususunda idarenin yükümlülüğü bulunmakla birlikte, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların hukukî güvenlik ve idarî istikrar ile mahkemeye erişim hakkı arasında âdil bir denge gözetilerek çözümlenmesi gerekmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, usûl kurallarının yorumlanması hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tâbi tutulabileceği, mahkemelerin söz konusu kısıtlamaları yorumlarken hakkın özünü ortadan kaldıracak, kişinin mahkemeye erişimini engelleyecek, aşırı şekilcilikten ve kanunla öngörülmüş olan usûl şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınması gerektiği, mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına ilişkin süre kurallarının yorumunda hukukî güvenlik ve idarî istikrar ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengenin gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararı, Anayasa Mahkemesi'nin, Ayşe Yıldırım, B. No: 2014/5, 25/10/2017, §§ 54, 55; Mustafa Berberoğlu, B. No: 2015/3324, § 49; Yaşar Çoban, B. No: 2014/6673, § 66).
Hakkında tesis edilen işleme karşı hukukî başvuru yolu ve süresinin belirtilmemiş olmasının tüm sonuçlarıyla ilgili kişinin üzerine bırakılması veya söz konusu şikâyetin reddine ilişkin işlemin yazılı bildirim tarihinden itibaren itiraz başvurusunda bulunma süresinin hiç başlatılmaması âdil bir çözüm olmayacaktır. Belli bir süre sınırlaması olmaksızın, mâkûl olmayacak ölçüde uzun bir süre şikâyetin reddine ilişkin işleme karşı itiraz başvurusunda bulunulabileceğinin kabul edilmesinin itiraz hakkının suistimaline ve sonuçlandırılması beklenen idari kararların sürüncemede kalmasına neden olabileceği, kamu menfaatlerinin zarar göreceği ve bu durumun idarî istikrar ve hukukî güvenliği ihlâl edeceği açıktır.
Öte yandan, basiretli bir tâcir olduğu kabul edilen davacı şirketin, mutlaka bir başvuru süresinin olduğunu, kendisine istediği zaman itiraz başvurusunda bulunabileceği yönünde bir hakkın tanınmadığını öngörmesi gerekir.
Nitekim, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında da dava açma sürelerine ilişkin benzer bir değerlendirme yapılarak, yazılı olarak bildirilen idarî işlemlerde dava açma süresinin belirtilmediği hâllerde dava açma süresinin 30 (otuz) günü geçemeyeceğine karar verilmiştir.
Bu itibarla, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, hakkında tesis edilen işlemde on beş gün içinde itiraz başvurusunda bulunulabileceği belirtilmediğinden, davacı tarafından bildirim tarihinden itibaren 20 (yirmi) gün sonra yapılan itiraz başvurusunun süre aşımı yönünden reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, işlemin iptali yolundaki temyize konu vergi mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden vergi dava dairesi kararında ise sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 29/11/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dayandığı kanuni ve hukuki nedenlerle, gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan vergi dava dairesi kararı, aynı nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddedilerek kararın onanması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!