Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/2943 E. , 2023/4060 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2943
Karar No : 2023/4060
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: … Petrol Madeni Yağ Gıda Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin özel tüketim vergileri, vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirleri içeriği amme alacaklarına ilişkin ihbarnamelerin mükellefiyeti 31/05/2014 tarihinde re'sen terkin edilen şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilememesi nedeniyle ilanen tebliğ edildiği, şirket adına kayıtlı mal varlığına ve mevduat hesaplarında paraya rastlanılmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 10/04/2015 tarih ve 355 sayılı ödeme emrinin kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinin akabinde ...'nun Mernis adresinde 26/01/2016 tarihinde eşine tebliğ edilmesinin hukuka aykırı olduğu, tahakkuk eden borçların 5 yıl içinde tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğradığından davaya konu … tarih ve … sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı, her ne kadar asıl borçlu şirket adına … ilâ … tarih ve …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirleri düzenlenerek 06/12/2012 tarihinden itibaren anılan şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olan …'ın Mernis adresine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 25/02/2019 ve 24/04/2019 tarihlerinde iki defa tebliğe çıkartılarak kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmiş ise de, adı geçenin 16/02/2013 tarihinden itibaren tutuklu ve hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğu gözetildiğinde asıl borçlu şirket nezdinde anayasal savunma hakkını kullanamayan kanuni temsilciye bu hakkını kullanabilmesini teminen vergi ve ceza ihbarnamelerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi gerektiği, bu hususa uyulmadığından ilanen tebliğin koşullarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, tahakkuk eden borçların 5 yıl içinde tahsil edilmeyerek zamanaşımına uğradığından … tarih ve … sayılı ödeme emrinde de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl borçlu şirketin mal varlığı ve mevduat hesaplarında para bulunmadığı, amme alacağının anılan şirket nezdinde kesinleştiği, kanuni temsilcinin cezaevinde olduğuna dair idare kayıtlarında mevcut bir bilginin olmadığı, tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığı, davaya konu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddi ile ceza infaz kurumunda hükümlü statüsünde olması nedeniyle fiil ehliyeti kısıtlı bulunan, mahkemeye erişim ve etkin savunma hakkını kullanamayan kanuni temsilcinin vasisine tebliğ edilmeyen ödeme emirlerinin asıl borçlu şirket nezdinde amme alacağını kesinleştirdiğinden bahsedilemeyeceğinden sonucu itibarıyla yerinde olan anılan kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
… Petrol Madeni Yağ Gıda Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin özel tüketim vergileri, vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiş olup, anılan Kanun'un 55. maddesinde ise, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ edileceği hükme bağlanmıştır.
Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde ise kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı, 16. maddesinde kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri, 407. maddesinde bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu, 413. maddesinde vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı, 471. maddesinde, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 95. maddesinde de mükellef yerine geçen veli, vasi veya kayyım gibi vergi sorumlusunun birden fazla olması halinde tebliğin bunlardan yalnız birine yapılabileceği kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz incelemesine konu kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi bakımından Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.
Anılan kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrini iptal eden hüküm fıkrasına gelince;
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre asıl borçlu şirketin amme alacaklarından doğan borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle borcun şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesi, sonrasında ise borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Borcun şirket adına kesinleştirilmesi ise, tebligatın ve diğer usuli işlemlerin mevzuata uygun bir şekilde yapılması ile mümkündür.
Öte yandan bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkûm olanların cezalarını çekmeye başlamaları üzerine, hükmü icra ile görevli makamın durumu sulh hukuk mahkemesine hemen ihbar ederek vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olduğu, kısıtlıyı ilgilendiren ve borç altına sokan tebligatların vasisine yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davalı idare ve Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünce verilen ara kararının cevaplarının birlikte incelenmesinden; asıl borçlu … Petrol Madeni Yağ Gıda Nakliyat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına düzenlenen ihbarnamelerin ilanen tebliğ edilerek itiraz edilmeksizin kesinleştiği, bunun üzerine amme alacağının tahsiline yönelik olarak anılan şirket adına … ilâ … tarih ve …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirleri düzenlenerek 06/12/2012 tarihinden itibaren şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olan …'ın Mernis adresine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 25/02/2019 ve 24/04/2019 tarihlerinde iki defa tebliğe çıkartılarak kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, adı geçenin ise 16/02/2013 tarihinden itibaren ceza infaz kurumunda bulunduğu, 24/09/2013 ilâ 06/07/2014 ve 03/05/2018 ilâ ceza infaz kurumu müdürlüğünün bahse konu cevabi yazısının düzenlendiği 06/02/2020 tarihleri arasında hükümlü statüsünde olduğu, Giresun E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 15/02/2019 tarihli yazısı üzerine de ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile …'ın …'ın vasisi olarak tayin edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda 24/09/2013 ilâ 06/07/2014 tarihleri arasında ve 03/05/2018 tarihi sonrasında ceza infaz kurumunda hükümlü statüsünde, medeni hakları kullanma ehliyeti kısıtlı durumda bulunan ve 03/10/2019 tarihi itibarıyla sulh hukuk mahkemesince vasi tayin edilmesi üzerine fiil ehliyetini vasi ve vesayet makamı kanalıyla kullanabilecek olan …'ın, Mernis adresine, vasi tayini öncesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 05/02/2019 ve 24/04/2019 tarihlerinde tebliğ edilen ödeme emirlerine karşı mahkemeye erişim ve etkin savunma hakkını kullanabildiğinden bahsedilemeyecek olup, kısıtlının vasisine tebliğ edilmeyen ödeme emirleri nedeniyle şirket nezdinde kesinleşmiş bir amme alacağından söz edilemeyeceğinden davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Anılan nedenle dava konusu işlemlerin iptali yolundaki mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin reddine, anılan hüküm fıkrasının ONANMASINA,
2. Kararın, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik yönelik temyiz isteminin ise yukarıda açıklanan gerekçeyle REDDİNE,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 24/10/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 148. maddesinde, kamu idare ve müesseseleri ile mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişilerin Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur oldukları, 149. maddesinde ise, kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar da dahil olmak üzere kamu idare ve müesseseleri ile gerçek ve tüzel kişilerin vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermekle yükümlü oldukları hükümlerine yer verilmiştir.
Olayda amme alacağının tahsiline yönelik olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … ilâ … tarih ve …, …, …, …, … ve … sayılı ödeme emirleri şirketin kanuni temsilcisi …'ın Mernis adresine usulüne uygun olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 05/02/2019 ve 24/04/2019 tarihlerinde iki defa tebliğe çıkartılarak kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 06/12/2012 tarihinden itibaren şirketin tek ortağı ve kanuni temsilcisi olan …'ın basiretli bir tacir gibi davranması gerekirken Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca şirket adına vergisel yükümlülükleri usulüne uygun olarak ve süresinde yerine getirmediği, şirketin idarece bilinen adreslerde bulunamadığının adres tespit tutanakları ile sabit olduğu ve mükellefiyetinin 31/05/2014 tarihinde idarece re'sen terkin edildiği, adı geçen hakkında verilen mahkumiyet kararı nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunduğu, medeni hakları kullanma ehliyetinin kısıtlandığı ve sulh hukuk mahkemesi kararıyla da kendisine vasi tayin edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda amme alacağının tahsilatına yönelik olarak mevzuatta idarenin inceleme ve araştırma görevleri arasında belirtilmeyen ve davalı idarenin re'sen araştırma yükümlülüğü kapsamında da değerlendirilemeyecek olan kanuni temsilcinin hükümlülük ve kısıtlılık halinin şirket adına 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin tebligatları geçersiz kıldığından bahsedilemeyeceği gibi, tebliğ tarihlerinde kanuni temsilciye henüz mahkemece vasi tayin edilmemesinin de idareye atfedilebilecek bir kusur teşkil etmediği izahtan varestedir.
Anılan nedenlerle, asıl borçlu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüyle temyiz istemine konu kararın, … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!