WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 7. DAIRE

A- A A+

Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2021/1283 E.  ,  2024/1620 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1283
Karar No : 2024/1620

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) ..
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait 2017 ilâ 2019 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kurumlar, özel tüketim, damga ve katma değer vergileri, vergi ziyaı cezası, gecikme zammı ile faizinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, .., .., … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin . tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; tüzel kişilere ait ödenmeyen vergi borçlarının kanuni temsilcilerden istenebilmesi için, borcun tüm takip ve tahsil yöntemlerine rağmen asıl borçlu tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamadığının mahiyet ve miktar olarak açık bir şekilde ortaya konulduktan sonra kanuni temsilcinin kusuru ve sorumluluk dönemi esas alınarak ödeme emri ile takibe geçilmesinin gerektiği, zira 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 2. fıkrasına göre, kanuni temsilcilerin sorumluluğuna başvurulabilmesi için alacağın tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmasının madde uygulaması bakımından yeterli görülmediği; olayda, davaya konu ödeme emirlerinin 22/01/2020 tarihinde düzenlendiği ve bu tarihten sonra 12/02/2020 tarihli mal bildiriminde beyan edilen şirkete ait markalara haciz uygulandığı ve henüz satış işleminin tamamlanmadığı, şirkete ait 176 adet markanın daha sonraki bir tarihte 13.292.950,00 TL bedelle satışının gerçekleştirildiği, şirket adına kayıtlı olup haciz şerhi işlenen taşınmazın ise kıymet takdirinin yapılmadığı ve satışının henüz gerçekleştirilmediğinin anlaşılması karşısında, şirketten "tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar"ın mahiyet ve miktar olarak tespit edilmediği sonucuna ulaşıldığından, sözü edilen işlemler sonuçlandırılmadan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 27/03/2020 tarihi itibarıyla asıl borçlu şirkete ait vadesinde ödenmeyen 394.471.370,49 TL tutarındaki borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Olayda, yapılan malvarlığı araştırması neticesinde asıl borçlu şirketin vergi borçlarının kendi malvarlığından tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, kanuni temsilci sıfatıyla davacının takibi yoluna gidilmesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların da değerlendirilmesi suretiyle yeniden karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
...Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait 2017 ilâ 2019 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin kurumlar, özel tüketim, damga ve katma değer vergileri, vergi ziyaı cezası, gecikme zammı ile faizinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen .. tarih ve .., …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişiden tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı öngörülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı; 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde, "tahsil edilemeyen amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idarece 27/03/2020 tarihi itibarıyla asıl borçlu şirketin 394.471.370,49 TL tutarında vergi borcunun bulunduğunun belirtildiği, buna karşılık malvarlığı araştırması sonucu tespit edilen bir adet aracın 9.550,00 TL, 176 adet marka ve patent hakkının haczedilerek 11.000.000,00 TL bedelle satıldığı, mal bildiriminde beyan edilen 19 adet markaya bilirkişi tarafından 175.000,00 TL değer biçildiği, ancak bunların ikinci açık artırmada da satılamadığı, ayrıca bu markaların bir kısmının başvurusu aşamasında reddedildiği ve sahibi adına hüküm ifade etmediğinin belirtildiği, şirkete ait fabrika binasının ise üzerinde rehin bulunması nedeniyle satılamadığı, bu itibarla, şirketin vergi borçlarının kendi malvarlığından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, amme alacağının tahsilini teminen, davacının kanuni temsilci sıfatıyla takip edilerek, adına ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davacı tarafından, adına düzenlenen bazı ödeme emirleri içeriği borçların asıl borçlu şirketten de aynı tarihli ödeme emirleri ile tahsili yoluna gidildiği, dolayısıyla anılan borçların şirket adına kesinleştirilmediği, bir kısım borçların tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen ödeme emrinin davalı idarece iptal edildiği vb. ileri sürülen tüm iddiaların davacının sorumlu olduğu dönemler de dikkate alınarak, ödeme emirlerinin diğer yönlerden hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi