Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/6518 E. , 2023/9463 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/6518
Karar No : 2023/9463
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
DİĞER DAVACI: …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Konak İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda ıslah imar planı uyarınca parselasyon yapılmasına karşın parselasyon sonucunda tahsis yapılmadığı ve taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle 1.000.000,00-TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığa konu taşınmazın davacıların murisine ait olduğu, 1985 yılında 2981 sayılı Kanun kapsamında ıslah imar planının yapıldığı, imar uygulamasında davacıların murisi ... adına yer verilmediğinin, davacıların başvurusu üzerine farkedilmesiyle, düzenleme ortaklık payı için 0,34 oranında kesinti yapıldıktan sonra, … ada, … sayılı parselin davacılar murisi ... adına tam hisseli olarak … tarih ve … yevmiye numarasıyla tescilinin yapıldığı, davacılar tarafından, ıslah imar planı uygulaması sonrası murislerine yer verilmemesi nedeniyle taşınmaza kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğradıkları zararın tazminine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı, bu durumda, davacıların murislerine ait … ada, … sayılı parseldeki hisselerine karşılık ıslah imar planı uygulaması sonrası yer tahsisinin zuhulen yapılmadığı hususunun tartışmasız olduğu, ıslah imar planı uygulamasındaki hatanın düzeltilmesi istemiyle de idari başvuru yapılmadığı gibi, iptali istemiyle de dava açılmadığı, kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenmesi istemiyle açılan dava sürecinde yanlışlığın anlaşılması üzerine davacılar murisi ... adına tam hisseli yer tahsisinin yapıldığı görüldüğünden, davacıların bu aşamada bir zararının varlığından söz etmeye olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/6755, K:2021/12077 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyulmak suretiyle verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararında; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, tahsis edilen … ada, … sayılı parsel ile uyuşmazlığa konu parselin birbirine çok yakın konumda olması, Üçkuyular-Şehitler 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planında bulundukları imar adalarının yapılaşma koşullarının "E:2,00; Yençok:15 kat" olarak belirlenmiş olması, bulundukları mevkii ve konum, her türlü kamu hizmetinden yararlanma, ulaşım, geometrik ve topografik durumu, alanları, yapılaşma durumları, çevre ve sosyo-ekonomik durumu, çevre gelişmişliği, önemli merkezlere mesafeleri, satış kabiliyeti, arz ve talep durumu gibi kıymetlerine tesir eden tüm faktörler değerlendirildiğinde ve davacıların hissesine denk gelen alanı açık ve net bir şekilde belgeleri ile ispatlayamamaları nedeniyle, davacıların murisi adına tescil edilen … ada, … sayılı parsel ile … ada, … sayılı parsel arasında herhangi bir değer farklılığı ve değer düşüklüğünün bulunmadığı, ayrıca davaya konu parselin davacıların murisi olan ...'e ait hisseden yasal oran içinde olacak şekilde %34 oranında düzenleme ortaklı payı kesilmesinde aykırılık bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın çok değerli bir taşınmaz olduğu, kendilerine tahsis edilen taşınmazın ise daha önceki taşınmazla kıyaslanmayacak derecede değersiz olduğu iddia edilmiş ise de, tahsis edilen taşınmazın, parselasyona dahil edilen taşınmaz ile eş değer nitelikte olduğu hususu bilirkişi raporu ile ortaya konulduğundan, davacıların herhangi bir zararının bulunmadığı ve tazminat talebinin reddi gerektiği sonucuna varıldığı, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tek bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığı, böyle önemli ve teknik bir konuda heyet raporu alınması gerektiği, bilirkişi raporunun Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararında belirtilen hususları karşılamadığı, tahsis edilen arazinin değersiz ve sapa bir yerde kaldığı ve bir vadi içerisinde karşısında tepe bulunan bir yerde bulunduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın ise hemen deniz kıyısında ve denize uzaklığının metrelerle ifade edilebilecek mesafede bulunduğu, Güzelyalı Mahallesinde taşınmaz fiyatlarının ortalama 132.500,00-TL/m², Şehitler Mahallesinde ise 15.000,00-TL/m² olduğu, her iki taşınmaz arasında 10 kat civarında değer farkının bulunduğu, Güzelyalı Mahallesinde 5 katlı bina yapabilecekken, tahsis yapılan Şehitler Mahallesindeki taşınmaza ancak 2 katlı bina yapabileceği, Güzelyalı Mahallesindeki taşınmazın imar planında "ticaret+konut alanı" olduğu, davacıya tahsisli taşınmazın ise "konut alanı" olarak planlandığı, bunun her iki taşınmaz arasında açık bir yapılaşma ve değer farkı bulunduğunu ispat ettiği, ticaret+konut alanlarında, alt katların ticari alan, üst katların konut olarak inşasının mümkün olacağı, bu durumun yapıya ayrıca değer katacağı, ticari yapılaşma alanları ile konut yapılaşma alanlarının aynı değerde olmadığı, Güzelyalı Mahallesindeki taşınmaz ile tahsis yapılan Şehitler Mahallesindeki taşınmazın değerlerinin tespit edilerek; arada değer farkının ödenmesi gerektiği, düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisinin fazla yapılması nedeniyle davacıya tahsis edilen arazinin metrekaresinin çok büyük miktarda düştüğü, ortalamanın çok üzerinde DOP kesintisi yapılmasının sebebinin de gösterilemediği, bilirkişi tarafından Güzelyalı Mahallesindeki taşınmaz ile tahsisi yapılan taşınmazın değerlerinin belirlenmediği, eksik inceleme yapıldığı, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyize konu kararda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen bozma sebeplerinden hiçbirisi bulunmadığı. belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan alanda, 2981 sayılı Kanun kapsamında 1/1000 ölçekli … Mahallesi, … ve … paftalarına ait ıslah imar planı İzmir Valiliğinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanmıştır.
Davacıların murisi ..., uyuşmazlığa konu … Mahallesi, .. ada, … parsel sayılı taşınmazın hissedarı olup, taşınmazda 117 m² hissesi bulunmaktadır.
Anılan ıslah imar planı uyarınca yapılan parselasyon işlemi, İzmir Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünce … tarih ve … yevmiye sayısı ile tapu siciline tescil edilmiş, ancak ...'e sehven herhangi bir taşınmaz tahsis edilmemiştir.
...'e uyuşmazlığa konu taşınmazdaki hissesine karşılık yer tahsisi yapılmadığının kamulaştırmasız el atma nedeniyle taşınmazın bedelinin ödenmesi istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava sürecinde anlaşılması üzerine, Karabağlar Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı ve Karabağlar Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararları ile, 117 m² büyüklüğündeki … ada, … parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ... adına bedelsiz tahsisine, kalan 60 m²'nin 0,34 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi olarak kabul edilmesine karar verilmiş ve anılan taşınmaz Karabağlar Tapu Müdürlüğünce … tarih ve … sayılı yevmiye sayısı ile davacıların murisi ... adına tescil edilmiştir.
Davacılar tarafından, davalı idareye verilen 02/10/2015 tarihli dilekçe ile; tahsis edilen … ada, … parsel sayılı taşınmazın değerinin çok düşük olduğundan kabul edilmesinin mümkün olmadığı, … ada, … parsel sayılı taşınmazın değerine denk taraflarınca kabul edilebilir başka bir taşınmazın tahsis edilmesi, şayet bunun mümkün olmaması halinde … ada, … parsel sayılı taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek ödenmesi talep edilmiştir.
Davacıların anılan talebi, davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısı ile, Karabağlar ilçesi, Şehitler Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiğinden bahisle reddedilmiştir.
Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Islah imar planının uygulama araçlarından birini oluşturan parselasyon işlemi açısından, 2981 sayılı Yasanın "Tapu verme" başlıklı 3290 sayılı Yasanın 4. maddesi ile değişik 10. maddesinin c) fıkrasında "İmar mevzuatına aykırı bina yapılmış, hisseli arsa ve araziler veya özel parselasyona dayalı arazilerde, imar adası veya parseli olabilecek büyüklükteki alanlarda, binalı veya binasız arsa ve arazileri birbirleriyle, yol fazlalarıyla veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerle birleştirmeye bunları yeniden ada ve parsellere ayırmaya, yapılara yeniden doğan imar ada veya parseli içinde kalanları yapı sahiplerine, yapı olmayanları diğer hisse sahiplerine müstakil veya hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre vermeye, bunlar adına tescil ettirmeye ve tescil işlemi dışında kalanların hisselerini 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre tespit edilecek bedeli peşin ödenmek veya parsel sahipleri aleyhine kanuni ipotek tesis edilerek, tapu sicilinden terkin ettirmeye belediye veya valilikler resen yetkilidir. Belediye veya valiliklerin talebi halinde bu yetkiler kadastro müdürlüklerince de kullanılır." hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesinde; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, dosyanın taraflar ve ilgililerce incelenmesi, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak, davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır. Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.'' hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı hâller" başlıklı 31. maddesiyle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; "Bilirkişinin görev alanının belirlenmesi" başlıklı 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; "Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde, bilgisine başvurulan bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini mahkemeye bildirme yükümlülüğünün bulunduğu; "Bilirkişinin yetkileri" başlıklı 278. maddesinde, bilirkişinin görevini mahkemenin sevk ve idaresi altında yürüteceği, bilirkişinin görev alanı veya sınırları hakkında tereddüde düşerse, bu tereddüdünün giderilmesini her zaman mahkemeden isteyebileceği; "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinde, bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacılar tarafından, uyuşmazlığa konu … ada, … parsel sayılı taşınmazın çok değerli bir taşınmaz olduğundan tahsis edilen … ada, … parsel sayılı taşınmazın değerinin çok düşük olması nedeniyle kabul edilmesinin mümkün olmadığı, … ada, … parsel sayılı taşınmazın değerine denk taraflarınca kabul edilebilir başka bir taşınmazın tahsis edilmesi, şayet bunun mümkün olmaması halinde … ada, … parsel sayılı taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek ödenmesi istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine, tahsis edilen … ada, … parsel sayılı taşınmazın değerinin çok düşük olduğu ileri sürülerek iki taşınmazın değerleri arasındaki farkın tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya koşulları varsa kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazmin edilmektedir.
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde aksaklık, bozukluk, hukuka aykırılık veya ihmal bulunması şeklinde tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkmaktadır.
İdare Hukukunun genel kabul gören temel ilkeleri uyarınca idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için; öncelikle bir zararın varlığı, bu zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması, ayrıca idarenin kusurlu eylem ve/veya işlemi ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Sayılan bu üç koşuldan birinin dahi eksik olması halinde idarenin mali sorumluluğundan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Sorumluluk hukukunda amaç, idareyi kusurlu işlemi nedeniyle cezalandırmak değil, kamu hizmetinin işleyindeki aksaklık ve hukuka aykırılıklar nedeniyle kişilerin uğramış olduğu zararları gidermektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi, hizmet kusurunun varlığının tespit edilmesi halinde ise, bu durumun davacının malvarlığında meydana getirdiği eksilmenin kesin şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
1986 yılında yapılan anılan ıslah imar uygulamasında ...'e herhangi bir taşınmaz tahsis edilmeyerek, daha sonra 28/03/2014 tarihinde tahsis yapılması sebebiyle, somut olayda hizmet kusuru bulunduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak, gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmekte olup, bu çerçevede 1986 yılında yapılan ıslah imar uygulamasında hiçbir taşınmaz tahsisi yapılmaması sebebiyle, 28/03/2014 tarihinde ... adına tapuda tescil edilen … ada, … parsel sayılı taşınmaz nedeniyle anılan iki taşınmaz arasında değer farkı bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, gerçek zararın bulunup bulunmadığı hususunun, anılan iki taşınmazın değerinin tespit edilmesi suretiyle ortaya konulması gerekmektedir.
Görülmekte olan uyuşmazlıkta, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:..., K:… sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 03/11/2021 tarih ve E:2017/6755, K:2021/12077 sayılı kararıyla "Davacının, uyuşmazlığa konu taşınmazın çok değerli bir taşınmaz olduğu, kendilerine tahsis edilen taşınmazın ise daha önceki taşınmazla kıyaslanmayacak derecede değersiz olduğu iddiaları bulunmasına karşın, Bölge İdare Mahkemesince bu hususların ve tahsis yapılırken 0,34 oranında belirlenen düzenleme ortaklık payının neye göre belirlendiğinin araştırılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, İzmir Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünce … tarihli, … yevmiye sayısı ile tapu siciline tescil edilen parselasyon işleminde, düzenlemeye giren taşınmazlardan düzenleme ortaklık payının ne oranda kesildiği, davacıdan kesilmesine karar verilen 0,34 oranındaki düzenleme ortaklık payının anılan parselasyon işleminde düzenlemeye giren taşınmazlardan kesilen düzenleme ortaklık payıyla aynı oranda olup olmadığı, davacıya tahsis edilen taşınmazın davacının parselasyona dahil edilen taşınmazı ile eş değer nitelik taşıyıp taşımadığı hususları gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle araştırıldıktan sonra uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle bozulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, aynı zamanda gayrimenkul değerleme uzmanı olan harita mühendisi marifetiyle tek bilirkişi ile keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve anılan bilirkişi tarafından düzenlenen tek kişilik bilirkişi raporunun hükme esas alındığı görülmektedir.
… Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:… sayılı ara kararı ile "dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan ve İzmir Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün … günlü, … yevmiye sayılı yazısı ile tapu siciline tescil edilen, ıslah imar planı uyarınca yapılan parselasyon işleminde hangi oranda DOP, KOP kesintisi yapıldığının sorulmasına, bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin" istenilmesi üzerine, davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısı ile "...'ün eski … ada, … sayılı parseldeki hissesine karşilık yeni oluşturulan parsellerde sehven yer tahsisi yapılmadığının anlaşıldığı, ayrıca uyuşmazlık konusu … ada, … sayılı parsel yaklaşık 335 hissedarlı olduğundan 2981 sayılı Kanunu kapsamında ıslah imar planı uygulaması yapıldığı ve hissedarların hisselerinden 0,02 ile 0,35 oranı arasında ortalama 0,20 oranında düzenleme ortaklık payı alındığı" yönünde cevap verilmiştir. Ancak davalı idarece ara kararında, … ada, … parsel sayılı taşınmaz tahsis edilirken 0,34 oranında belirlenen düzenleme ortaklık payının neye göre belirlendiği hususunun belirtilmediği anlaşılmaktadır.
Özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, maddi gerçekliğin ortaya çıkarılmasına yardımcı olacak teknik verilerin elde edilmesini sağlamak olduğu göz önünde tutulduğunda, tek başına hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olmayan görülmekte olan uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve yargısal denetiminin yapılması için, işin niteliği gereği heyet halinde çalışması uygun görülen bilirkişilerin, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar da gözetilerek uygun uzmanlık alanı dikkate alınmak suretiyle seçilmesi gerekmektedir. Zira, uyuşmazlığın yeterli uzmanlığa sahip bilirkişiler tarafından değerlendirilmesi tarafları tatmin edici ve adil bir yargılama yapılması açısından önemli bir gerekliliktir.
Bu durumda; anılan iki taşınmazın değerlerinin özellikle aralarında, harita mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı ile şehir plancısının da bulunduğu en az üç kişilik bilirkişi heyeti marifeti ile yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak, taşınmazların özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazların çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, mümkün olduğunca dava tarihine en yakın tarihli, satışı gerçekleşmiş ve satış bedeli belirli olan taşınmazların seçilmesi) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazların özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle hazırlanacak rapor değerlendirilerek karar verilmesi gerekmekte iken, tek bilirkişinin hazırladığı rapor esas alınarak karar verilmesine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan; temyize konu İdari Dava Dairesi kararının davacılardan ...’ün vekili Av. …’a tebliğ edilmesi üzerine, Av. ... tarafından temyiz süresi içerisinde anılan davacının vefat ettiğinden bahisle vekalet ilişkisinin sona erdiği belirtilerek tebligatın mirasçılarına çıkarılması yönünde dilekçe verildiği, daha sonra temyize konu İdari Dava Dairesi kararının davacılardan ...’ün mirasçılarına tebliğ edildiği görülmekle birlikte; davacı ...’ün mirasçılarına davaya devam etmek isteyip istemedikleri hususu sorulmak suretiyle, 2577 sayılı Kanunun 26/1 maddesi uyarınca işlem tesis edilmesi gerekmektedir
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/12/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!