WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/6515 E.  ,  2023/9995 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/6515
Karar No : 2023/9995

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF : 1- … Belediye Başkanlığı
2- …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Narlıdere ilçesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde dava dışı kişilerce ruhsatsız olarak yapılan yapıların "davalı idarece fiilen yıkılması" sonucunu doğuran müteaddit idari yargı kararları bulunmasına ve daha önce birçok kez idareye başvurulmasına rağmen davalı idarece hâlâ yıkılmadığı belirtilerek "kesinleşmiş idari yargı kararlarının gereği olan yıkımın icrasının yerine getirilmesi ve mühürlü yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılmasına dair işlem tesis edilmesi ve 10/11/2020 tarihinden fiili yıkımın yapılacağı tarihe kadarki maddi ve manevi zararının makul bir bedelle tazmini" talebiyle davalı idareye 14/02/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlara karşılık olarak 10.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davalı idarenin … İdare Mahkemesinin E:… , K:… sayılı kararı üzerine tesis edilen … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararına uygun olarak yıkımı işleminin gerçekleştirmeyen davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, ancak hizmet kusuru bulunmasının tek başına tazminat ödeme yükümlülüğü doğurmayacağı, bunun yanında bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerektiği, davacı tarafından talep edilen 10.000,00-TL maddi tazminata gerekçe olarak, yıkım yapılması halinde imarlı arsasında yapacakları konut kompleksinde 142 adet daire yapılabileceği, rayiç değerinin 50.000.000,00 TL'ye isabet ettiği, aynı döneme ilişkin arsa vergisi ve fer'ileri yönünden zararının olduğu, belirtilen binaların yaptırılmasının ve kiraya verilerek gelir getirmesinin varsayımsal olduğu ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirlenmesinin imkan dahilinde olmadığı, maddi tazminatın somut olarak açıkça ortaya konulamadığı, ayrıca davacının arsa sahibi olmasından dolayı vergilerini ödemesinin yükümlülüğü dahilinde olduğu da dikkate alındığında maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının 500.000,00-TL manevi tazminat ödenmesi istemi yönünden incelenmesinde; davacı ile dava dışı S.S. … Konut Yapı Kooperatifi arasında İzmir ili, Narlıdere ilçesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz da yapılacak yapı ile ilgili olarak 25/05/1987 tarihli protokol ve 12/6/1987 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığı, taşınmaz sahibi tarafından 28/08/1989 tarihli noter ihtarnamesiyle, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedilmesi ile başlayan ve hakkında tesis edilen işlemlere karşı idari yargı yoluna başvuran davacının, yargı kararı ile işlemlerin hukuka uygunluğuna veya aykırılığına hükmedilmesi sonrasında davalı idarece yargı kararının uygulanması kapsamında idari işlemler yapıldığı, dava konusu yakınmanın içeriğinin yıkım işleminin gerçekleştirilmemesi nedenine dayanmakla birlikte dava dışı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi ile davacı arasındaki husumette gerek adli yargı yerlerinde, gerekse idari yargıda açılan ve halen devam eden davalar olduğu, davalı idarece yargı kararlarının uygulanması kapsamında idari işlemler tesis edilmekle birlikte her iki tarafça açılmış davalar da gözetilerek iki tarafında hukuki menfaatinin korunmaya çalışıldığı, davacının iddiası ile yönetsel işlemlerin hukuka aykırı olarak tesis edilmesinin her zaman manevi zararlardan hukuksal sorumluluğu doğuran bir "ağır hizmet kusuru" oluşturmayacağı, davacının dava dışı kooperatif ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında aralarında doğan hukuki ihtilaflardan biri haline gelen yıkım işleminin tesis edilebilmesinin koşullarının, yasal yetkiler kullanılarak ve yöntemine uygun olarak tesis edilen işlemlerin idarece ortaya konulan neden ve amaçları, davacının zarara ilişkin açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda; davacının öznel etkilenmeleri dışında süreç içinde kendisine yönelik işlemlerin davacının fizik yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran, ağır bir elem ve üzüntünün duyulmasına veya davacının şeref ve haysiyetinin rencide olmasına neden olan uygulamalar olarak kabul edilemeyeceğinin görüldüğü, davacı yönünden ağır manevi zararlar bulunmadığı, davalı idarenin bu zararlardan hukuksal olarak sorumlu tutulmasını gerektirir "ağır hizmet kusurundan" söz etmeye olanak bulunmadığı, Mahkeme kararı uyarınca davacıya daha önce 50.000,00-TL manevi tazminat ödendiği, bu kapsamda manevi zararlarının karşılandığı, diğer yandan davacının tazminat talep ettiği dönemin 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasındaki 17 aylık süreyi kapsadığı göz önüne alındığında manevi tazminat koşullarının tahakkuk etmediği, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği, davaya konu yapılara dair yıkımın icrasının yerine getirilmesi ve mühürlü yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılması talebiyle davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali yönünden incelenmesinde, davalı idarenin ... İdare Mahkemesinin E:... , K:... sayılı kararı sonrasında ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıkım kararı aldığı, bu bağlamda Mahkeme kararı uyarınca işlem tesis edildiği, yıkım kararının halihazırda yürürlükte olduğu, bu karar uyarınca işlemlerin yürütülmesi gerektiğinin açık olduğu, dolayısıyla yıkım kararı bulunan bir yapı hakkında tekrar yıkımın gerçekleştirilmesine ve bunun tabi sonucu olan yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılmasına dair karar alınmasının hukuki bir gereklilik arz etmediği, bu kapsamda davacı tarafından yıkım kararlarının fiilen yerine getirilmesi yönünde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İdari Dava Dairesince verilen temyize konu kararda; davacının başvurusunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlem yönünden uyuşmazlık incelendiğinde, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneğinin bulunmadığı, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak davalı idare tarafından kesinleşmiş yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmesi gerekirken, davacı tarafından bu yönde yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının manevi zararının tazmini istemi yönünden uyuşmazlık incelendiğinde, uyuşmazlık konusu "yıkım kararının fiili olarak gerçekleştirilmemesi" sebebiyle uğranılan maddi-manevi zararın tazmini istemiyle davacı tarafından 10/06/2015 tarihinde açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile davacıya 50.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği, akabinde davacı tarafından, yıkım kararı icra edilmeyerek eylemin devam ettiğinden bahisle Dairelerinin E:... sayılı dosyasında görülen davada 27/04/2015-25/04/2019 tarihleri arası dönem için; Dairelerinin E:... sayılı dosyasında görülen davada, 25/04/2019-19/08/2019 tarihleri arası dönem için; Dairelerinin E:... sayılı dosyasında görülen davada, 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arası dönem için maddi ve manevi zararın tazmininin istenildiği; ilk derece mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiği, iş bu dava dosyasında ise, aynı iddialarla 10/11/2020-04/04/022 tarihleri arası dönem için maddi ve manevi zararın tazmininin istenildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazda bulunan yapılar için 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesi kapsamında, dava dışı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi adına düzenlenen yapı kayıt belgelerinin; ... tarih ve ... sayılı İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemi ile iptal edildiği; anılan işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairelerinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği, diğer taraftan davacı tarafından da anılan yapı kayıt belgelerinin iptali istemiyle yapılan başvurunun İzmir Valiliğince zımnen reddine ilişkin işlem nedeniyle de uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle İzmir Valiliğine karşı açılan davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairelerinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde bulunan toplam 5 bloktan oluşan 142 adet daireden ibaret tasfiye halinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi üyesi ve bu yerde bağımsız bölüm malikleri olduklarını belirten kişiler tarafından, anılan yapıların yıktırılmasına ilişkin ... tarih ve ... karar sayılı Narlıdere Belediye Encümeni kararının yeniden inceleme yapılarak kaldırılması, yapılarda imara aykırılık bulunmadığından inşaat ruhsatlarının yenilenmesi yönündeki 21/04/2021 tarihli başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin Narlıdere Belediye Başkanlığı işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Daireleri ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince yapılan müşterek heyetçe verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar ile reddi şeklinde karar verildiği, somut olayda, davacının mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde bulunan yapılara ilişkin olarak lehine sonuçlanan, kesinleşmiş pek çok yargı kararı üzerine, davalı idare tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca karar alındığı, ancak yıllarca yıkımın icrasının gerçekleştirilmediği, yıkımın icrasına yönelik başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davaların da davacının lehine sonuçlandığı, yıkım kararının bir türlü hayata geçirilmediği, somut olayda böyle bir fiili imkansızlık halinin söz konusu olmadığı, nitekim, "yıkım kararının fiili olarak gerçekleştirilmemesi" sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle davacı tarafından açılan davada, Danıştay'ın bozma kararına uyularak ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar ile davacıya 50.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verildiği, tüm bu koşullar gözetildiğinde mahkeme kararının icra edilmediği, dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiği, olayın yukarıda özetlenen gelişimi dikkate alınarak, davacının mülkiyetindeki taşınmaz üzerinde bulunan yapılara ilişkin davalı idare tarafından, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca karar alınmasına rağmen, aradan geçen uzun yıllara rağmen yıkım işleminin uygulanmaması suretiyle davacının mülkiyet hakkından fiilen yararlanmasının engellendiği ve söz konusu haktan mahrumiyetin halen devam etmekte olduğu dikkate alındığında, davacının manevi zararının tazmininin gerektiği, netice itibarıyla, hakkını hukuk sınırları içinde arayan, yargı kararları ile haklı olduğu ortaya konulan, geçen bunca zamana rağmen hakkını bir türlü elde edemeyen, mülkiyet hakkı ihlali devam eden ve hayatı boyunca bu hakkına kavuşamayacağı zannına kapılması muhtemel hale gelen davacının, verilen yargı kararı sonrası idare tarafından tesis edilen yıkım işleminin icra edilmemesi nedeniyle bu süreç içindeki çektiği sıkıntılar ve sürecin uzunluğu dikkate alınarak takdiren 200.000,00-TL manevi zararın, dava tarihi olan 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi; fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat istemi ile dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, dava konusu zımni ret işleminin iptaline, 200.000,00-TL manevi zararın davanın açıldığı 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi zarar isteminin reddine, maddi zararın tazmini istemi bakımından davanın reddine ilişkin kısma karşı yapılan istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan Anayasa Mahkemesinin Başvuru No:2013/1122, 26/06/2014, Sultan Tokay ve diğerleri kararının değerlendirilmediği, Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına karşın maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğu, Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2021/3145, K:2021/9191 sayılı kararının azlık oyunda davacının zararının tazmin edilmesi gerektiğinin belirtildiği, davalının her yargı kararından sonra yeni bir yıkım kararı tesis edip yıllarca yargı kararlarını uygulamadığı, yargı kararlarını 21 yıldır sürüncemede bırakarak etkisiz hale getirdiği, hükmedilen 200.000 TL manevi tazminat tutarının caydırıcı olmadığı belirtilerek temyize konu kararın redde ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

2- Davalı idare tarafından; davacı tarafından ... İdare Mahkemesinin E: ... sayılı dosyasında, fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle 200.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2021/3145, K:2021/9191 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, davacıya ait parsele yapılan inşaatların, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı gereğince, istinat duvarlarının uygun hale getirilmesi halinde, tüm blokların yıkımına gerek kalmayacağı talebiyle S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından; mühürlenen ve yıkımı yapılacak olan parselde bulunan inşaatların güvenli hale getirilmesi için hazırlanan istinat duvarı projesinin onaylanması için pek çok kez müvekkil belediyeye başvuruda bulunulduğu halde istinat duvarı projelerinin onaylanmasının engellediği belirtilerek temyize konu kararın iptale ve kabule dair kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : 1- Davacı tarafından, kararın davalı tarafından temyiz edilen kısmında bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın bu kısmının onanması gerektiği savunulmaktadır.
2- Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ:
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Davacı tarafından, uğranıldığı ileri sürülen manevi tazminatın birbirini takip eden dönemler halinde birden fazla dava ile talep edildiği anlaşılmaktadır.
Nitekim; davacı tarafından açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın tazminin talep edildiği, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği, iş bu davada ise 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın talep edildiği görülmektedir.
Bu durumda; davacı tarafından, uğranıldığı ileri sürülen manevi tazminatın birbirini takip eden dönemler halinde birden fazla dava ile talep edildiği, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı bozma kararı üzerine, İdari Dava Dairesince 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arasındaki dönem için manevi tazminata hükmedileceği, iş bu dosyada davacı tarafından 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında döneme ilişkin manevi tazminat talep edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, daha önce açılan başka bir davada davacı lehine 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, davacı tarafından iş bu davada talep edilen tazminatın yaklaşık 17 aylık süreye ilişkin olduğu ve Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı bozma kararı üzerine, anılan dosyada ayrıca manevi tazminata hükmedileceği görüldüğünden, somut olayda hükmedilen manevi tazminat tutarının zenginleşmeye sebep olacak miktarda fazla olduğu ve manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak olay karşısında duyulan acıyla da orantılı olacak şekilde yeniden manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı tarafından hazırlanacak projenin belediye tarafından uygun bulunarak yapı ruhsatı verilmesi halinde inşaata başlanabileceği, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde yapı yapılması amacıyla yapı ruhsatı alınması için proje hazırlanması halinde projenin hangi sürede hazırlanacağı, hazırlanan projenin belediye tarafından uygun bulunup bulunmayacağı, uygun bulunması halinde bu sürecin ne kadar zaman alacağı, izin verilecek yapı büyüklüğünün ne kadar olacağı, inşaata ne zaman başlanılabileceği, inşaatın ne kadar sürede tamamlanabileceği, inşaatın tamamlanması halinde yapı kullanma izninin ne kadar sürede alınabileceği, yapı kullanma izni alınması halinde yapıların kaçının ne kadar sürede kiraya verilebileceği hususlarındaki belirsizlikler dikkate alındığında, anılan hususların tamamının ihtimale dayalı olduğu, ne şekilde ve ne kadarının hangi sürede gerçekleşeceğinin belirsiz olması, dolayısıyla çok sayıda belirsizliği barındırması sebebiyle gerçekleşmiş ve kesin zarar olarak nitelendirilemeyeceğinden, temyize konu İdari Dava Dairesi kararının maddi tazminat istemine ilişkin kısmında bozulmasını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
Bu itibarla; temyize konu İdari Dava Dairesi kararının dava konusu zımni ret işlemine ilişkin kısmı ile maddi tazminat istemine ilişkin kısmının ve 300.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemi bakımından davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, 200.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemi bakımından davanın kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın malikidir.
Dava dışı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi ile davacı arasında, İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda yapılacak yapı ile ilgili olarak 25/05/1987 tarihli protokol ve 12/06/1987 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmıştır.
Taşınmaz sahibi olan davacı tarafından 28/08/1989 tarihli noter ihtarnamesiyle, kat karşılığı inşaat sözleşmesi tek taraflı olarak feshedilmiştir.
Anılan Kooperatif tarafından kooperatifin yapım sürecinin yürütülmesi için gerekli işlemleri yapabilmek amacıyla yetki istenilmesi amacıyla yapılan başvuru üzerine, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş, K:... sayılı ihtiyati tedbir kararına dayanılarak imar durum belgesinin alınmış ve 26/09/1989 tarihinde yapı ruhsatı alınarak inşaata başlanılmış ve 04/10/1993 tarihinde anılan kooperatife istinat duvarı yapımına ilişkin yapı ruhsatı verilmiştir.
Davacının, anılan taşınmaz üzerinde yapılan yapıların ruhsata uygun olmadığı yolundaki 11/12/1995 tarihli şikayeti üzerine, davalı belediye görevlileri tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile; "hali hazır durumu natamam olan inşaatlarda iki blok olmak üzere şev eteklerinde istinat duvarlarının, iksa ve tahkimatların yapılmadığı, bu nedenle şevlerde akmalar, çatlamalar oluştuğu, devamı halinde binalara zarar vereceği" tespiti üzerine, yapılar mühürlenmiş ve ... tarih ve ... sayılı belediye encümen kararı ile de yapıların durdurulmasına karar verilmiştir.
İfaya izin ve tazminat davasında 19/06/1997 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılması istemiyle yapılan itiraz üzerine, ... Asliye Ticaret Mahkemesince yapılarda gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda, istinat duvarlarının yapıldığı ve inşaatlarda zemin açısından hiçbir sakıncanın bulunmadığının belirtilmesi üzerine, anılan Mahkemece ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır. Anılan Kooperatifin başvurusu üzerine, ... tarih ve ... sayılı belediye encümen kararı ile anılan Mahkeme kararından bahisle yapı tatil tutanağı davalı belediye tarafından kaldırılmıştır.
Davacı tarafından, ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağının kaldırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı belediye encümen kararının iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile, iptaline karar verilmiştir.
Davacı tarafından; anılan Mahkeme kararı üzerine, yapıların ruhsat ve onaylı projesinin hükümsüz hale geldiğinden bahisle, yapıların yıkımının yapılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... sayılı karararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi üzerine, kararın gereğinin yerine getirilmesi amacıyla yapılan inceleme sonucu "14/12/1995 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespit edilen aykırılıkların giderilmediği" belirtilerek yapı bu kez ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağı ile mühürlenmiş ve ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile anılan zımni ret işleminin iptaline karar verilmiştir.
Davacı tarafından, 14/12/1995 tarihli yapı tatil tutanağında belirtilen ruhsata aykırılıklar ile ... İdare Mahkemesi kararından bahisle, istinat duvarı ile iksa ve tahkimatların yapılmaması halinin söz konusu yapıyı ne kadar imar mevzuatına aykırı kılıyorsa o kısımlara yönelik yıkımı yolunda verilen ... tarih ve ... sayılı belediye encümen kararının iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile, anılan kooperatif tarafından açılan davanın ise ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.
14/11/2007 tarihinde yapılan denetimde; 23/10/2003 tarihli tutanakla yapının mühürlenmesine rağmen mührün fekki suretiyle yapıya devam edildiğinin tespit edilmesi üzerine, yukarıda yer verilen belediye encümen kararları ve Danıştay Altıncı Dairesince onanan ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı doğrultusunda yapıların 17/10/2008 tarihinde yıkılacağına ilişkin ... tarih ve ... sayılı davalı idare işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı işlemlerin iptali istemiyle anılan kooperatif tarafından açılan davada; dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 27/03/2013 tarih ve E:2011/9566, K:2013/12218 sayılı kararı ile, "dava konusu edilen işlemlerin ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... günlü, E:... , K:... sayılı kararın uygulanmasına yönelik anılan kararın öncesinde, yapının mühürlenmesi ve yıkıma ilişkin alınan kararların devamı niteliğinde bir işlem olduğu, söz konusu Mahkeme kararı alınmadan önceki dönemde davaya konu taşınmaz üzerindeki İmar Kanunu'na aykırı durumların 14/12/1995 tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edildiği ve tespit edilen bu aykırılıklara ilişkin alınmış olan ... günlü, ... sayılı encümen kararı bulunduğu; dolayısıyla yıkıma konu olan dava konusu işlemin mahkeme kararını uygulanmasına yönelik olduğu, anılan tespitler ve encümen kararlarının yargı kararları ile kesinleşmiş işlemler olduğu ve söz konusu işlemlerde belirlenen imara aykırılıklara yönelik olarak yeniden 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca tespit zaptı ve belediye encümeni kararı alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığı sonucuna varıldığı, buna göre; incelenmekte olan davaya konu işlemlerin dayanağı olan encümen kararı ve yapı tatil zaptı ile yıkıma yönelik kesin tespitlerin yapıldığı, bu nedenle Mahkemece açık ve kesin tespit yapılmaksızın ve bu tespitlere bağlı olarak yıkıma ilişkin yeniden encümen kararı alınmadan yıkımın gerçekleştirilemeyeceğine ilişkin aksi yönde yapılan değerlendirmenin yasal dayanağının bulunmadığı görüldüğünden, yukarıda anılan Mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla tesis edildiği sabit olan dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş, bozma kararına uyularak ... ... İdare Mahkemesince ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
İzmir İnşaat Mühendisleri Odasının 06/08/2009 tarihli yazısı ile “mühürlemeye esas eksikliklerin giderildiğinin” belirtilmesi ve belediye görevlilerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen tutanak üzerine, ... tarih ve ... sayılı belediye encümen kararı ile, daha önceki mühürleme ve yıkım kararları kaldırılmıştır.
Davacı tarafından, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapılar hakkında daha önce tesis edilen işlemlerin kaldırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararıyla, "Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ek bilirkişi raporu ve yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, "... tarih, C. ... , S. ... sayılı yapı tatil zaptının, ... tarih ve ... sayılı encümen kararının, ... tarih ve C. ... , S. ... sayılı yapı tatil zaptı ile ... tarih ve ... sayılı encümen kararının, ... tarih ve C: ... , ... sayılı yapı tatil zaptı ile ... tarih ve ... sayılı encümen kararının kaldırılmasına ilişkin dava konusu ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Encümeni kararında hukuka ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bu kararın uygulanması amacıyla 04/01/2012 tarihli yapı tatil tutanağı ile yapı mühürlenmiş ve ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
04/01/2012 tarihli yapı tatil tutanağına istinaden, ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Encümeni kararı ile, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıların ruhsata uygun hale getirilmediği belirtilerek ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı gereğince belediyelerince yapıların yıkım işleminin yapılmasına karar verilmiştir.
Anılan kooperatif tarafından, yapının mühürlenmesine ilişkin 04/01/2012 tarihli yapı tatil tutanağı ile belirtilen aykırılıkların 30 gün içerisinde giderilmesi gerektiği, aksi takdirde 3194 sayılı Kanunun 32. maddesi uyarınca işlem yapılacağı yönündeki ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.
Anılan kooperatif tarafından, 04/01/2012 tarihli yapı tatil zaptına konu hususların yıktırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Encümeni kararı ile bu encümen kararının bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan davada; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile "yıkım kararlarının kaldırılmasına ilişkin Narlıdere Belediye Encümenin ... tarih ve ... sayılı işleminin, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine, bu karar gereğinin yerine getirilmesi amacıyla tesis edilen dava konusu ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Encümen Kararı ile bu encümen kararının bildirimine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Narlıdere Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Narlıdere Şehircilik Müdürlüğü işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkım işleminin 17/10/2008 tarihinde gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı belediye görevlileri tarafından düzenlenen 17/10/2008 tarihli tutanak ile; site sakinlerinin direnişi ile karşılaşıldığı, gerginliğin giderek arttığı, vatandaşların daha fazla infial oluşturacağı ve önüne geçilemez olaylar meydana gelebileceği nedeniyle gerginliğin ortadan kaldırılması için yıkım işleminin ileri bir tarihte yapılması amacıyla geri çekilindiği hususları imza altına alınmıştır.
Davalı Belediye tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkım işleminin 15/02/2017 tarihinde gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı Belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, 15/02/2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan yıkım işlemi bütçe yetersizliği nedeniyle iptal edilmiştir.
Davacı tarafından, davalı idareye verilen 22/05/2019 tarihli dilekçe ile; söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkımının yapılabilmesi için yıkım izni verilmesi talep edilmiştir.
Davalı Belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yıkım işleminin 25/05/2019 ve 10/06/2019 tarihlerinde gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı Belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; Narlıdere Kaymakamlığından yıkım işlemi süreci için kolluk kuvvetine ihtiyaç olduğu belirtilerek kolluk kuvveti talep edilmiştir.
Narlıdere Kaymakamlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; davalı belediyeye; taraflar arasında birçok konu ve anlaşmazlığın dava konusu edildiği, çeşitli yargı kararlarının bulunduğu, bu sebeple yıkım gerçekleşirse ileride telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği, İllerinde oynanacak futbol müsabakasında çok sayıda emniyet personelinin görev alacağı da göz önüne alınarak yıkım alanında güvenlik zaafiyeti oluşmaması için yıkım işleminin ertelenmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
Anılan kooperatif tarafından davalı belediyeye verilen 29/07/2019 tarihli dilekçe ekinde, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapılara ilişkin yapı kayıt belgeleri sunularak yıkım kararlarının iptal edilmesi talep edilmiştir.
Davalı belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile, anılan yapı kayıt belgelerinin geçerli olup olmadığı hususu sorulmuştur.
İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; anılan yapı kayıt belgelerinin geçerli olduğu belirtilmiştir.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapılara ilişkin olarak kooperatif tarafından alınan 10 adet yapı kayıt belgesinin iptal edilmesi istemiyle davacı tarafından yapılan 25/06/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
Davacı tarafından, davalı idareye verilen 11/06/2020 tarihli dilekçe ile; 10/08/2020 tarihinde yıkım işleminin gerçekleştirileceği, fiili yıkım işleminin yerine getirilmesi amacıyla masrafları davacıya ait olmak üzere fiili yıkım işlemini belediyeden herhangi bir bedel talep etmeden yapacağı, aksi takdirde masrafları tarafına ait yıkım teklifinden vazgeçtiğini belirtilmiş, davalı idareye verilen 25/06/2020 tarihli dilekçe ile de; yıkımın gerçekleştirilme tarihinin 24/08/2020 tarihi olarak değiştirildiği bildirilmiştir.
Davalı belediye tarafından, yıkım işleminin gerçekleştirilmesi amacıyla davacının anlaştığı firma adına ... tarih ve ... sayılı yıkım izin belgesi düzenlenmiştir.
Davalı belediyenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; davacının yıkımı talep ettiği yapıların yıkımının gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması ve fenni mesul şartı ile davacı tarafından yapılmasında sakınca bulunmadığı hususu davacıya bildirilmiştir.
Davacı tarafından, yıkım işleminin gerçekleştirilmesi amacıyla 22/06/2020 tarihli sözleşme ve 24/07/2020 tarihli sözleşmeye ek protokol yapılmış ve bu protokolde yıkımı gerçekleştirecek yüklenici firmaya 500.000,00 TL avans ödeneceği, yıkım tarihinden 15 gün öncesine ilişkin dönem içerisinde yıkım işinin ertelenmesi veya iptal edilmesi halinde ödenen avansın yüklenicide kalacağı şartına yer verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan sözleşme kapsamında 500.000,00 TL avans yüklenici firmaya 11/08/2020 tarihinde banka yoluyla ödenmiştir.
Davalı idareye verilen 11/08/2020 tarihli dilekçe ile; fiili yıkım işleminin yerine getirilmesi amacıyla yüklenici firmaya 500.000,00 TL avansın ödendiğine dair banka dekontunun ekte sunulduğu belirtilerek, yıkım işinin ertelenmesi veya iptal edilmesi halinde yükleniciye ödediği avansın iadesinin olmayacağı, bu nedenle zarara sebebiyet verenlere rücu etmek zorunda kalacağı, yıkım işleminin ertelenmesine mahal verilmemesi için gereğinin yapılması davacı tarafından talep edilmiştir.
Narlıdere Belediye Özel Kalem Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile; Türkiyede ve İzmir'de COVİD-19 salgınının artış eğilimine girmiş olması, COVİD-19 salgınının oluşturduğu riski yönetme, sosyal izolasyonu temin, fiziki mesafeti koruma ve yayılım hızının kontrol altında tutulması amacıyla Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Komisyonunun önerileri dikkate alındığında yüz ailenin ikamet ettiği söz konusu yapıların yıkımına ilişkin tüm iş ve işlemlerin durdurulmasına/iptal edilmesine karar verilmiş ve bu husus ... tarih ve ... sayılı yazı ile davacıya bildirilmiştir.
Davacı tarafından, davalı idareye verilen 14/02/2022 tarihli dilekçe ile; maliki olduğu söz konusu taşınmaz üzerinde dava dışı kişilerce ruhsatsız olarak yapılan yapıların "davalı idarece fiilen yıkılması" sonucunu doğuran müteaddit idari yargı kararları bulunmasına ve daha önce birçok kez idareye başvurulmasına rağmen davalı idarece hâlâ yıkılmadığı belirtilerek kesinleşmiş idari yargı kararlarının gereği olan yıkımın icrasının yerine getirilmesi ve mühürlü yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılmasına dair işlem tesis edilmesi ve 10/11/2020 tarihinden fiili yıkımın yapılacağı tarihe kadarki maddi ve manevi zararının makul bir bedelle tazminine dair başvuru, davalı belediye tarafından zımnen reddedilmiştir.
Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapılara ilişkin Narlıdere Belediye Encümeninin ... gün ve ... sayılı kararının ... İdare Mahkemesinin ... günlü ve E:... sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulması ve ... günlü, K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmesine rağmen davalı idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle 350.000,00-TL maddi tazminatın belediye encümen kararının tesis edildiği 23/03/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı, Danıştay Ondördüncü Dairesi'nin 07/11/2017 tarih ve E:2016/11712, K:2017/5817 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmaz üzerinde yer alan yapılara ilişkin ... İdare Mahkemesi’nin E:... , K: ... sayılı kararı doğrultusunda, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca fiili yıkım işleminin yerine getirilmesi ve uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmin edilmesi amacıyla 26/05/2015 tarihinde yapmış olduğu başvurusunun zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı, Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/03/2019 tarih ve E:2017/73, K:2019/2058 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, söz konusu taşınmaz üzerindeki yapılara ilişkin Narlıdere Belediye Encümeninin ... gün ve ... sayılı kararının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile yürütülmesinin durdurulması ve ... günlü, K:... sayılı kararı ile iptaline karar verilmesine rağmen davalı idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00-TL manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada; manevi tazminat talebinin 100.000,00-TL'lik kısmının kabulü, 100.000,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 07/11/2017 tarih ve E:2016/11713, K:2017/5818 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, manevi tazminat isteminin 50.000,00-TL'lik kısmının kabulü, tazminat isteminin 150.000,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2019/17660, K:2021/7267 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmaz üzerinde yer alan yapılara ilişkin ... İdare Mahkemesi'nin E:... , K:... sayılı kararı doğrultusunda, 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca idare tarafından fiili yıkımın yapılmaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00-TL manevi, 10.000,00-TL maddi tazminatın 27/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2021/3145, K:2021/9191 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımına ilişkin idari yargı kararları bulunması ve nihai olarak yıkım işleminin icra edilmemesi nedeniyle ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... ve K: ... sayılı kararı ile tarafına manevi tazminat ödenmesine karar verilmesine rağmen, yıkım işleminin sürüncemede bırakılarak fiilen yerine getirilmediğinden bahisle maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle yapılan 26/04/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 12/04/2023 tarih ve E:2022/2571, K:2023/3782 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Davacı tarafından, İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ... İdare Mahkemesi'nin E:... , K:... sayılı iptal kararı bulunmasına rağmen idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, "davalı idarece fiilen yıkılması" sonucunu doğuran müteaddit idari yargı kararları bulunmasına ve daha önce birçok kez idareye başvurmasına rağmen davalı idarece hâlâ yıkılmadığını belirterek bahse konu yapılara dair yıkım kararlarının -yargı kararları gereği daha fazla sürüncemede bırakılmadan- fiilen yerine getirilmesi ve 07/09/2020 tarihinden fiili yıkımın yapılacağı tarihe kadarki maddi ve manevi zararının makul bir bedelle tazmini talebiyle davalı idareye 07/09/2020 tarihinde yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve anılan işlem nedeniyle 07/09/2020-10/11/2020 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlara karşılık olarak 10.000,00-TL maddi ve 200.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:... , K:... karara karşı yapılan istinaf başvurusu, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
T.C Anayasasının 2. maddesinde; Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmış ve 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarının olduğu belirtilerek, Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulandıktan sonra; 125. maddesinde, idarelerin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü oldukları, 129. maddenin 1. fıkrasında da; memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları; 138. maddesinin son fıkrasında ise; yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda olduğu bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde de Anayasa hükmüne benzer bir düzenleme öngörülerek birinci fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne; üçüncü fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, dava konusu zımni ret işlemine ilişkin kısmı ile manevi tazminata ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Davacı tarafından, "kesinleşmiş idari yargı kararlarının gereği olan yıkımın icrasının yerine getirilmesi ve mühürlü yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılmasına dair işlem tesis edilmesi ve 10/11/2020 tarihinden fiili yıkımın yapılacağı tarihe kadarki maddi ve manevi zararının makul bir bedelle tazmini" talebiyle davalı idareye 14/02/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile söz konusu taşınmaz üzerinde yapılan yapıların "davalı idarece fiilen yıkılması" sonucunu doğuran yargı kararları bulunmasına rağmen yargı kararlarının gereğinin icra edilmemesi, yani yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının bulunduğu gerekçesiyle iş bu tam yargı davası açılmıştır.
Hukuk devleti ilkesinin gereklerinden biri de idarenin yargısal denetiminin yapılabilmesidir. Anayasa'nın yukarıda belirtilen 125. maddesinde yer alan idarenin her türlü eylem ve işleminin yargısal denetime tabi olacağı yolundaki amir hüküm, belirtilen ilkenin somut halini teşkil etmektedir. Hukuk devletinin gereği olarak idarenin yargısal denetimi ancak idari yargı mercilerince verilen kararların, fiili ve hukuki imkansızlık dışında gecikmeksizin yerine getirilmesi ile mümkün olacaktır.
Yukarıda yer verilen emredici hukuk kurallarına göre, idarelerin yargı kararlarını gecikmeksizin uygulaması yasal bir zorunluluk olup, idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmesi ya da eylemde bulunmak zorunda olması, aynı zamanda hukuk devleti olmanın da bir gereğidir. Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan bu ilke karşısında, idarenin mahkeme kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, yargı kararlarının uygulanması bakımından idare ''bağlı yetki'' içerisinde bulunmaktadır. Aynı şekilde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası da, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak 30 (otuz) günü geçemeyeceği şeklindeki kuralıyla Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesine uygun bir düzenleme getirmektedir. Söz konusu ilke karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır.
2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde öngörülen süre içerisinde Mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi durumunda, idarenin sorumluluğunun ortaya çıkacağı kuşkusuzdur.
Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurunu oluşturur. Buna göre, idarenin, anayasal bir zorunluluk olan yargı kararını uygulamaktan kaçınması da idarenin hizmet kusuru mahiyetinde olup, Anayasasının 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle davacının uğradığı zararların idarece tazmini gerektiği açıktır.
Kararın; maddi tazminat ödenmesi istemine ilişkin kısmına gelince;
Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylem yapması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurunu oluşturur. Buna göre, idarenin, anayasal bir zorunluluk olan yargı kararını uygulamaktan kaçınması da idarenin hizmet kusuru mahiyetinde olup, Anayasasının 125. maddesinde idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle davacının uğradığı zararların idarece tazmini gerektiği açıktır.
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde aksaklık, bozukluk, hukuka aykırılık veya ihmal bulunması şeklinde tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkmaktadır.
İdare Hukukunun genel kabul gören temel ilkeleri uyarınca idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için; öncelikle bir zararın varlığı, bu zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması, ayrıca idarenin kusurlu eylem ve/veya işlemi ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Sayılan bu üç koşuldan birinin dahi eksik olması halinde idarenin mali sorumluluğundan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Bununla birlikte, hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir.
Yargı mercilerince, maddi tazminat talebine ilişkin iddiaların kalem kalem incelenerek bu taleplerin dayanakları ile şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden inceleme yapılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Tazmin sorumluluğu gereğince ödenecek tazminat, idarenin belli bir eylem veya işleminden dolayı kişilerin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi önlemeye yöneliktir. İdare ancak kendi işlem ve eylemlerinden doğan gerçek zararı tazmin etmekle yükümlü tutulabileceğinden, davacı tarafından maddi zararının hangi sebepten kaynaklandığının ve hangi kalemlerden oluştuğunun belirtilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, kişilerin gerçek zararlarının hangi kalemlerden oluştuğu dikkate alınmak suretiyle tazminat miktarı belirlenmelidir.
Davacı tarafından, yargı kararları uyarınca davalı belediyenin, yapıları fiilen yıkmak zorunda olmasına rağmen yıkım işleminin icrasını uzun yıllardır yerine getirilmediği, İdare Mahkemesi kararlarının etkisiz kılındığı, ... İdare Mahkemesinin E:... , K:... sayılı kararı ile "davalının, yıkım işlemini icra etmemesi" nedeniyle davacıya 50.000,00-TL manevi tazminat ödemesine karar verildiği, davalı belediyenin fiili yıkım yapacağı güne kadar uğradıkları maddi ve manevi zararın birbirini takip eden dönemlerde açtıkları tam yargı davalarıyla talep edildiği, yıkımın, tüm masrafları davacıya ait olacak şekilde davacı tarafından yerine getirilmesine dahi izin verilmediği, yıkım işlemi icra edilmeden arsanın kullanılabilmesinin mümkün olmadığı, mülkiyet hakkının 20 yıldır kısıtlanarak yasal imar hakkının kullanılmasına engel olunduğu, müteahhit ve inşaat yüksek mühendisi olan davacının konut inşa etmesinin varsayım değil, kaçınılmaz bir sonuç olduğu, davacının 142 konut inşa edemediği ve bu konutlardan elde edeceği kira gelirinden mahrum kaldığı, arsa vergisi ve fer'ileri yönünden zararının olduğu, en azından arsanın boş halinin rayiç kira bedelinin davacının somut zararı olduğu, Anayasa Mahkemesinin Başvuru No:2013/1122, 26/06/2014, Sultan Tokay ve diğerleri kararı dikkate alındığında dava konusu talebin "meşru bir beklenti” olduğu, 18 yıldır onlarca dava açmak zorunda kaldığından davacının yaşamının alt-üst edildiği, davacının şeref ve haysiyetinin son derece rencide olduğu, manevi tazminatın benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve cezalandırıcı bir miktar olması gerektiği, ... İdare Mahkemesinin E:... , K:... sayılı kararıyla 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği, ancak bu tutarın yargı kararlarının uygulanması noktasında caydırıcı olmadığı ileri sürülmek suretiyle 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında dönem için uğranıldığı ileri sürülen 10.000 TL maddi zararın tazmini talep edilmiştir.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde genel olarak maddi tazminatın ödenmesi, talebinde bulunulduğu görülmüş olup, davacının talep ettiği 10.000,00 TL maddi zararın hangi maddi zarar kalemlerinden oluştuğu ve hangi zarar kalemi için ne miktarda tazmin talep edildiği net olarak anlaşılamamıştır.
Uyuşmazlıkta; öncelikle, davacıdan, hangi maddi zarar kalemlerinin tazmininin talep edildiği (uğranıldığı iddia edilen maddi zararların kalemler halinde miktarlarının da belirtilmesi suretiyle somut bir şekilde açıklanması) hususunun sorularak, talep edilen maddi tazminat kalemlerinin net bir şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu durumda; somut olayda davacı tarafından maddi zararın hangi kalemlerden oluştuğunun açık bir şekilde ortaya konulması gerektiğinden, hangi zarar kalemlerinin dava konusu edildiğinin somutlaştırılması suretiyle maddi zarar kalemlerinin tazmini hususundaki tereddüt giderildikten sonra, maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi suretiyle işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının davacının manevi tazminat istemi ile dava konusu işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısımlarının kaldırılmasına, dava konusu zımni ret işleminin iptaline, ... -TL manevi zararın davanın açıldığı 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin manevi zarar isteminin reddine, maddi zararın tazmini istemi bakımından davanın reddine ilişkin kısma karşı yapılan istinaf başvurusunun ise reddine dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının, dava konusu zımni ret işlemine ilişkin kısmının oybirliğiyle, manevi tazminata ilişkin kısmının oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, maddi tazminata ilişkin kısmının ise oybirliğiyle BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/12/2023 tarihinde, kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Dava; İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacı tarafından, maliki olduğu söz konusu taşınmaz üzerinde dava dışı kişilerce ruhsatsız olarak yapılan yapıların "davalı idarece fiilen yıkılması" sonucunu doğuran müteaddit idari yargı kararları bulunmasına ve daha önce birçok kez idareye başvurulmasına rağmen davalı idarece hâlâ yıkılmadığı belirtilerek "kesinleşmiş idari yargı kararlarının gereği olan yıkımın icrasının yerine getirilmesi ve mühürlü yapılara sağlanan hizmetlerin sonlandırılmasına dair işlem tesis edilmesi ve 10/11/2020 tarihinden fiili yıkımın yapılacağı tarihe kadarki maddi ve manevi zararının makul bir bedelle tazmini" talebiyle davalı idareye 14/02/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlara karşılık olarak 10.000,00-TL maddi ve 500.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Davacı tarafından, taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımına ilişkin yargı kararları bulunmasına rağmen davalı idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın birbirini takip eden dönemlerde açtığı birden fazla sayıda dava ile talep edildiği anlaşılmaktadır.
İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... sayılı parselde bulunan, davacının maliki olduğu taşınmaz üzerindeki yapılara ilişkin Narlıdere Belediye Encümeninin ... gün ve ... sayılı kararının ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile yürütmesinin durdurulması ve ... günlü, K:... sayılı kararı ile iptal edilmesine rağmen davalı idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00-TL manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada; manevi tazminat talebinin 100.000,00-TL'lik kısmının kabulü, 100.000,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 07/11/2017 tarih ve E:2016/11713, K:2017/5818 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, manevi tazminat isteminin 50.000,00-TL'lik kısmının kabulü, tazminat isteminin 150.000,00-TL'lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/05/2021 tarih ve E:2019/17660, K:2021/7267 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Öte yandan, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı kararıyla; davacı tarafından İzmir ili, Narlıdere ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ... İdare Mahkemesi'nin E:... , K:... sayılı iptal kararı bulunmasına rağmen idare tarafından fiili yıkımın yerine getirilmeyerek uygulanmaması sebebiyle 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arasında uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bakılan dosyada davacı tarafından talep edilen manevi tazminat tutarının, manevi tazminatın amaç ve niteliği, ayrıca 10/11/2020-04/04/2022 tarihleri arasında döneme ilişkin olduğu, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği ve Danıştay Altıncı Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2022/5123, K:2023/9994 sayılı bozma kararı üzerine, İdari Dava Dairesince 19/08/2019-07/09/2020 tarihleri arasındaki dönem için ayrıca manevi tazminata hükmedileceği hususları dikkate alınarak, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin E:... sayılı dosyası ile birlikte değerlendirme yapılmak suretiyle yeniden takdir edilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, temyize Konu İdari Dava Dairesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının manevi tazminata ilişkin kısmına katılmıyoruz.