WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/6349 E.  ,  2023/9993 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/6349
Karar No : 2023/9993

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Çorum ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanın imar planında değişiklik yapılarak yeşil alana dönüştürülmesi nedeniyle arsa değerinde meydana gelen 20.000,00-TL değer düşüklüğü ile söz konusu taşınmazlar üzerinde bulunan inşaatlara belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra yapı kullanım izni verilmemesi sonucunda binanın atıl duruma gelmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00-TL maddi zararın ve anılan olaylar nedeniyle çekilen sıkıntı ve ızdırabın karşılığı 5.000,00-TL manevi zararın yasal faizi ile tazmini istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 10/02/2016 tarih ve E:2012/373, K:2016/483 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak dava hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığı, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 03/12/2019 tarih ve E:2018/4530, K:2019/12633 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın, plan değişikliği yapılarak hukuken kısıtlı hale gelen taşınmaz üzerinde geçerli ruhsata dayanılarak inşa edilen yapının bedeline karşılık olarak talep edilen 100.000,00-TL maddi tazminat isteminin 51.766,91-TLlik kısmı ile 5.000-TL'lik manevi tazminat isteminin kabulü, maddi tazminat talebinin kalan kısmı yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 29/12/2021 tarih ve E:2021/8856, K:2021/14693 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozmaya uyularak verilen temyize konu Çorum İdare Mahkemesi kararında; Mahkemelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 05/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; uyuşmazlığa konu parsellere ruhsat düzenlendiği tarih itibarıyla 13/05/1987 onay tarihli jeolojik etüt raporunun kapsadığı alanda kaldıkları; buna göre jeolojik sakıncalı saha olarak ya da afete maruz bölge olarak belirlenen yerlere isabet etmedikleri, bu nedenle uyuşmazlığa konu taşınmazların yapı ruhsatlarının verildiği tarihte yürürlükte bulunan 30/06/1997 tarih ve 6 sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanmış planlarda K1 (küçük sanayi alanı) olarak düzenlenmiş olmasında, o dönemin teknik imkanları ile şehircilik, planlama ilke ve esaslarına aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanın, yapı ruhsatının verildiği 12/01/1998 tarihi itibarıyla, o dönem geçerli olan jeolojik etüt raporu, yerleşime uygunluk haritası ve ilgili mevzuat açısından yerleşime uygun olduğu, hem 31/10/1995 tarihli imar planı değişikliğinde, hem de 30/06/1997 tarihli revizyon ve ilave imar planında uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu yer için, küçük sanayi sitesinde bulunan diğer taşınmazlarda da olduğu gibi Kl kullanım kararının tanımlandığı; farklı bir yapılaşma koşulunun önerilmediği, söz konusu planların onaylandıkları tarihler itibarıyla, uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerinde küçük sanayi sitesinin diğer kısımlarından farklı bir jeolojik durum tespiti bulunmadığından, belirlenen kullanım kararları ve yapılaşma koşullarının planlama tekniklerine aykırı olmadığı, uyuşmazlığa konu taşınmazlara yapı ruhsatı verilmesi sürecinde söz konusu parsellerde yapılaşmaya gidilmesini engelleyecek herhangi bir durum tespitinin bulunmadığı, bu nedenle taşınmazların 30/06/1997 tarihli imar planı doğrultusunda ruhsatlandırılmış olmasının dönemin mevzuatına aykırı olmadığı, uyuşmazlığa konu parsellere ruhsat düzenlendikten sonra meydana gelen heyelanın ardından Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü'nce 10/02/1999 tarihinde onaylanan jeolojik etüt raporuyla alanın, afete maruz bölge olarak belirlendiği, yapı ruhsatlarına uygun şekilde inşa edilen yapılara davalı idare tarafından yapı kullanma izin belgesi verilmemesinin, 10/02/1999 tarihli yenilenen jeolojik etüt raporunun gereği olduğu, 13/02/2001 tarih ve 17 sayılı belediye meclisi kararıyla onaylanan plan tadilatında da afete maruz bölge sınırlarının jeolojik etüt raporu doğrultusunda plana işlendiği ve bu alanda kalan uyuşmazlığa konu parsellerin de içinde bulunduğu 105 sayılı yapı adasının, yapılaşmaya müsaade edilmeyecek şekilde “oyun alanı” olarak düzenlendiği, dolayısıyla, gerek uyuşmazlığa konu parsellerin küçük sanayi alanı olarak düzenlendiği 31/10/1995 tarihli imar planı değişikliği ve 30/06/1997 tarihli revizyon ve ilave imar planının, gerekse parsellerin kullanım kararının oyun alanı olarak değiştirildiği 13/02/2001 tarihli imar planı değişikliğinin uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısımlarının, onaylandıkları dönemlerde geçerli olan jeolojik etüt raporlarına ve bu kapsamdaki yerleşime uygunluk haritalarına ve dolayısıyla şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun oldukları yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, imar planının ve ruhsatlandırmanın mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından, davalı idarenin gerçekleştirdiği imar planı yapılması sürecindeki işlemleri ve yapı ruhsatı verilmesi işlemlerinde hukuka aykırılık görülmediğinden idarenin söz konusu işlemlerden kaynaklı olarak hizmet kusurunun bulunduğundan bahsedilemeyeceği, bu nedenle heyelan olayı sonrasında yapı kullanım izni verilmemesi sonucunda binanın atıl duruma gelmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Jeolojik etüt raporunun 13/05/1987 tarihli olduğu, davalı idare tarafından 10 yılı aşkın bir süre önce ve dönemin teknik imkanlarına göre yapılan rapor esas alınarak yapı izninin verildiği, 10 yılı aşkın süreyle yeni bir etüt yaptırmamasının hizmet kusuru olduğu, yapılan yapıya kullanım izni verilmediği gibi, yapının inşası için kullanılan bedelin vatandaş üzerinde bırakılmasının hukuk devleti ile bağdaşmayacağı, davalı idare tarafından taşınmaza ait bölgede heyelan riski olup olmadığının tespit edilememiş olmasının zararının vatandaş tarafından üstlenilmesinin hakkaniyetli de olmayacağı, uğranılan maddi ve manevi zararının tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Uyuşmazlığa konu parselleri kapsayan alana ilişkin 13/05/1987 tarihli, 24/11/1995 tarihli ve 31/12/1996 tarihli jeolojik etüt raporları bulunmak iken, mülkiyeti davacıya ait olan "Çorum ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... , ... ve ... parsel" sayılı taşınmazlar üzerinde işyeri inşa etmek amaçlı her biri tek katlı, 285 metrekare yüzölçümlü, 3/B yapı sınıfı ve grubunda olmak üzere ... tarihli ... , ... , ... numaralı 3 adet yapı ruhsatı alınmıştır.
1998 yılı sonlarında gerçekleşen yoğun yağışlar sonrasında 12/01/1999 tarihinde Çorum Merkez Küçük Sanayi Sitesi yerleşim yerinde meydana gelen heyelan olayı nedeniyle, yerinde yapılan incelemeler neticesinde Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 01/02/1999 tarihli "jeolojik etüt raporu" hazırlanmış ve bu raporda, bölgenin 1/1000 ölçekli imar planında "afete maruz bölge" alanı olarak ayrılmasına ilişkin karar alınması gerektiği bildirilmiş, bu alanda mağduriyetlerin önlenmesi ve istimlak işlemlerine olanak sağlanabilmesi için de Çorum Belediye Meclisince ... tarih ve ... sayılı kararla uyuşmazlığa konu parsellerin de içinde bulunduğu alan imar planında "yeşil alan" olarak belirlenmiştir.
01/02/1999 tarihli Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Afet Etüt Daire Başkanlığınca hazırlanan jeolojik etüt raporu ile, uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alan için, afete maruz bölge (yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesi) kararı alınması gerektiği belirtilmiş ve bu rapor Afet İşleri Genel Müdürlüğünce 10/02/1999 tarihinde onaylanmıştır.
Davacı tarafından yapılar tamamlandıktan sonra yapı kullanma izni verilmesi için davalı idareye yapılan 27/10/1999 tarihli başvuru, Çorum Belediye Başkanlığının 04/11/1999 tarihli yazısı ile; "sonradan imar planlarında yapılan tadilatta bahsi geçen parsellerin yeri heyelan tehlikesi alanına alındığından tamamen biten dükkanlara yapı kullanma izni verilemediği" gerekçesiyle reddedilmiştir.
Davacı tarafından 17/09/2002 tarihinde yapılan başvuru ile; uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerinde belediyenin verdiği yapı ruhsatına uygun olarak inşaatların tamamlandığı halde, toprak kayması gerekçe gösterilerek taraflarına yapı kullanma izni verilmediği, belediye ile yapılan görüşmeler neticesinde başka yerlerden arsa gösterileceği yönünde vaatlerde bulunulduğu ancak vaatlerin gerçekleştirilmediği, verilen ruhsatlara dayanılarak harcamalarda bulunulduğu, yapıların inşa edildiği, tüm bu hususlarda ne yapılacağı konusunda taraflarına bilgi verilmesi gerektiği aksi halde hukuki yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. Çorum Belediye Başkanlığının 25/09/2002 tarihli yazısı ile, ilgili parsellerin afete maruz bölge olarak belirlenen bölge sınırı içerisinde yer aldığı ve parsellerin bulunduğu alanın yeşil alan olarak belirlendiği gerekçesiyle anılan başvuru reddedilmiştir.
Davacı tarafından davalı idareye verilen 15/12/2010 tarihli dilekçe ile; taşınmazlar üzerinde yapılmış olan ve belediye tarafından yıkılan binanın inşaat maliyet değeri olan 400.000,00 TL zararın ödenmesi istenilmiştir.
... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D. İş sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 09/02/2007 tarihli bilirkişi raporunda; uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerinde bulunan yapının, 855 m² ve 3/A yapı sınıfı ve grubunda olduğu tespit edilmiştir.
Bunun üzerine, uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alanın imar planında değişiklik yapılarak ticaret alanından yeşil alana dönüştürülmesi nedeniyle arsa değerinde meydana gelen 20.000,00-TL değer düşüklüğü ile söz konusu taşınmazlar üzerinde bulunan inşaatlara davalı belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra yapı kullanım izni verilmemesi sonucunda binanın atıl duruma gelmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 100.000,00-TL maddi zarar ve anılan olaylar nedeniyle çekilen sıkıntı ve ızdırabın karşılığı 5.000,00-TL manevi zararın yasal faizi ile tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türlerinin tanımlandığı 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmıştır.
Yapı kullanma izni verilmesi için davalı idareye yapılan 27/10/1999 tarihli başvurunun reddine dair Çorum Belediye Başkanlığının 04/11/1999 tarihli işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 3/4/1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanununun "Belediyenin Vazifeleri" başlıklı 15. maddesinde "...
24- Umumi ve hususi yerlerin süprüntülerini muntazam ve fenni vasıtalarla toplatmak, kaldırtmak ve ifna etmek;
25- 28 Nisan 1926 tarih ve 831 numaralı sular kanunu mucibince su getirtmek, suları sıhhi ve temiz tutmak;
...
35- Alelûmum belediyelere ait suları, çeşmeleri, harkları, havuzları, taksim yerlerini, hazinelerini, kaynaklarını tanzim ve idame etmek;
..." hükmüne, "belediyelerin hakları, salâhiyet ve imtiyazları" başlıklı 19. maddesinde "...
B- Teşdithane tesisatı ve çöpleri, paçavra toplamak teşkilatını idare etmek ve ettirmek;
..." hükmüne yer verilmiştir.
13/7/2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve halihazırda yürürlükte olan 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "e) Müktesep haklar saklı kalmak üzere; içme, kullanma ve endüstri suyu sağlamak; atık su ve yağmur suyunun uzaklaştırılmasını sağlamak; bunlar için gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek; kaynak sularını işletmek veya işlettirmek.
" hükmü bulunmaktadır.
18/3/2004 tarih ve 25406
sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve halihazırda yürürlükte olan "Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği"nin "Belediyelerin Görev ve Yetkileri" başlıklı 8. maddesinde; "İl belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyeleri, büyük şehirlerde büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri dışında ise ilçe belediyeleri,
a) Hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla,
b) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları geri kazanım tesisleri sahaları ile depolama sahalarını belirlemek, kurmak/kurdurtmak ve işletmek/işlettirmekle,
c) Depolama sahası yerinin seçimi, inşaatı veya işletilmesi sırasında çevre ve insan sağlığını olumsuz etkilemeyecek şekilde gerekli tedbirleri almak veya aldırtmakla,
d) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntıatıklarının toplanması, taşınması ve bertaraf bedelini belirlemekle,
e) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıkları için toplama, taşıma hizmeti verecek firmaların adresleri ve telefon numaraları ile nakliye bedellerini halkın bilgileneceği şekilde ilan etmekle,
f) Hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntıatıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle,
g) Belediye sınırları içindeki hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntıatıkları geri kazanım tesisleri ile depolama sahalarına izin vermek ve gerektiğinde bu izni iptaletmekle,
h) Toplanan inşaat/yıkıntıatıklarını öncelikle altyapıçalışmalarında kullanmak/kullandırmakla,
ı) Belediye sınırları içinde oluşan, toplanan, geri kazanılan ve bertaraf edilen hafriyat toprağı ile inşaat/yıkıntı atıklarına ilişkin istatistiki bilgileri valilikler aracılığı ile yılsonunda Bakanlığa bildirmekle,
j) Doğal afet atıklarının yönetimi konusunda valilik koordinasyonunda oluşturulan Kriz Merkezi kararlarını uygulamakla,
Yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın, maddi tazminat istemine ilişkin kısmı ile ilgili olarak;
İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya koşulları varsa kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazmin edilmektedir.
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde aksaklık, bozukluk, hukuka aykırılık veya ihmal bulunması şeklinde tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkmaktadır.
İdare Hukukunun genel kabul gören temel ilkeleri uyarınca idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için; öncelikle bir zararın varlığı, bu zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması, ayrıca idarenin kusurlu eylem ve/veya işlemi ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. Sayılan bu üç koşuldan birinin dahi eksik olması halinde idarenin mali sorumluluğundan söz edilmesi mümkün olmayacaktır.
Hizmet kusuru, kusur esasına dayanan idari sorumluluk olup, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından da kaynaklanabilir. Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinde bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmin sorumluluğunun idareye yüklenebileceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkelerindendir.
Sorumluluk hukukunda amaç, idareyi kusurlu işlemi nedeniyle cezalandırmak değil, kamu hizmetinin işleyindeki aksaklık ve hukuka aykırılıklar nedeniyle kişilerin uğramış olduğu zararları gidermektir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının değerlendirilmesi, hizmet kusurunun varlığının tespit edilmesi halinde ise, bu durumun davacının malvarlığında meydana getirdiği eksilmenin kesin şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
Gerek, yapı kullanma izni verilmesi için davalı idareye yapılan 27/10/1999 tarihli başvurunun reddine dair Çorum Belediye Başkanlığının 04/11/1999 tarihli işleminin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 3/4/1930 tarihli ve 1580 sayılı Belediye Kanununun 15. ve 19. maddeleri uyarınca, gerekse 13/7/2005 tarihinde yürürlüğe giren ve halihazırda yürürlükte olan
5393 sayılı Kanunun 15. maddesi uyarınca il belediyeleri içme ve kullanma suyu tesislerini işletmek ve işlettirmekle; ayrıca Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği'nin 8. maddesi hükmü uyarınca; il belediye mücavir alanı içerisinde il ve ilçe belediyeleri, hafriyat toprağı, inşaat/yıkıntı atıkları ile doğal afet atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması, geri kazanılması ve bertarafı ile ilgili yönetim planı hazırlamakla; hafriyat toprağı ve inşaat/yıkıntı atıklarının toplanması, geçici biriktirilmesi, taşınması ve bertarafı faaliyetlerini denetlemekle görevlidir.
Uyuşmazlıkta; öncelikle somut olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu bölgede gerçekleşen heyelan olayından sonra, 01/02/1999 tarihli Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Afet Etüt Daire Başkanlığınca hazırlanan jeolojik etüt raporunda “Heyelanın meydana geldiği küçük sanayi sitesi yerleşim alanının güney kesimi genellikle laminalı jips ve marn adalarından oluşmaktadır. Yamaç eğiminin fazla olması, yağışlar ve şehir su şebekesinin patlamış olması ve yamacın tepe kısmının hafriyat dökme yeri olarak kullanılması nedeniyle aşırı yüklenilmesi sonucu heyelan olayı meydana gelmiştir” tespitine yer verildiği görülmektedir.
01/02/1999 tarihli Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü Afet Etüt Daire Başkanlığınca hazırlanan jeolojik etüt raporunda, şehir su şebekesinin patladığı, yamacın tepe kısmının hafriyat dökme yeri olarak kullanılması nedeniyle aşırı yüklenilmesi sonucu heyelan olayının meydana geldiği tespitine yer verildiği dikkate alındığında, şehir şebekesinin işletilmesinde ve yamacın tepe kısmına hafriyat dökülmesi hususlarında Çorum Belediye Başkanlığının görevli olması nedeniyle, heyelan olayının Çorum Belediye Başkanlığının görev alanında olan anılan işler sebebiyle meydana geldiği, dolayısıyla heyelan olayının meydana gelmesinde ve davalı belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra taşınmazların heyelan nedeniyle afete maruz bölge olarak belirlenen bölge sınırı içerisinde yer aldığı gerekçesiyle yapı kullanım izni verilmeyerek atıl duruma gelmesinde, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; heyelan olayının davalı belediyenin görev ve sorumluluğunda olan anılan işler sebebiyle meydana gelmesi nedeniyle, davalı belediye tarafından yapı ruhsatı verildikten sonra afete maruz bölge olarak belirlenen bölge sınırı içerisinde yer alan ve imar planında yeşil alan olarak belirlenen taşınmazlar üzerinde yer alan yapılara yapı kullanım izni verilmeyerek atıl duruma gelmesinde davalı belediyenin hizmet kusuru bulunduğundan, davacının yapı ruhsatı verildikten sonra yapı kullanım izni verilmemesinden kaynaklanan maddi zararının Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yayımlanan 1999 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri hakkındaki tebliğ doğrultusunda özellikle inşaat mühendisi, şehir plancısı ve jeoloji uzmanından da bulunduğu en az üç kişilik bilirkişi heyeti marifeti ile yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yapıların bedelinin tespit edilmesi suretiyle belirlenmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Öte yandan; davacının imar planında değişiklik yapılarak taşınmazların yeşil alana dönüştürülmesi nedeniyle arsa değerinde meydana gelen 20.000,00-TL değer düşüklüğünün tazmini talebi yönünden, davacı tarafından uyuşmazlığa konu ... ada, ... , ... ve ... parsel sayılı taşınmazların imar planında yeşil alan olarak belirlenmesi nedeniyle, anılan taşınmazların kamulaştırılması talebiyle yapılan 05/03/2021 tarihli başvurunun sonuçsuz kalması ve kamulaştırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlandığından bahisle taşınmazların değerine karşılık olmak üzere, 631.415,30-TL'nin (ıslah öncesi 10.000,00-TL) dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın, uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı taraflarca temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleşmiş olduğu hususunun değerlendirileceği tabiidir.

Kararın, manevi tazminat istemine ilişkin kısmına gelince;
Doktrinde de kabul edildiği üzere manevi tazminatın malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmadığı, manevi tatmin aracı olduğu, başka türlü giderim yolunun bulunmayışı veya yetersiz kalışının manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, olayın gelişimi ve sonucu, ilgilinin durumu itibarıyla uğradığı manevi zarara karşılık takdir edilecek manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliği ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanmasının zorunlu bulunduğu açıktır.
Bu durumda; davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu dikkate alınmak suretiyle Mahkemece takdiren belirlenecek manevi tazminat tutarının hüküm altına alınması gerektiğinden, manevi tazminat isteminin reddi yolundaki Mahkeme kararının bu kısmında da isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.