WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2023/4604 E.  ,  2023/7122 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/4604
Karar No : 2023/7122

TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR) : 1- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACILAR) :1-... Odası Başkanlığı
2-... Odası Başkanlığı
VEKİLLERİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Karşıyaka ilçesi sınırları dahilinde Karşıyaka Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile uygun görülen “Karşıyaka Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve 2002 yılında iptal edilen plan notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden bir kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, kat yüksekliği (döşeme üstünden döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batar/asma kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için, bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir.” şeklinde plan notu eklenmesi suretiyle yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarihli E:..., K:... sayılı kararında; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar hukuku hiyerarşisinde plan açıklama raporu, lejant ve plan notunun teknik çizim ve hukuki evrak nitelikleri itibariyle plan hükmünde sayıldığı, bu haliyle imar yönetmeliğinin üstünde yer alan plan notları 1/5000 ölçekli nazım imar planında genel ilkeleri ve tanımları ortaya koyarken, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ise fen, sağlık, toplum güvenliği, yapılarda kentsel alanda kullanılacak malzemeden, yapı yüksekliği, kat sayısı, yapı derinliği, çıkmalar gibi konularda ayrıntılı düzenlemeler getirdiği, kentlerdeki yapılaşma koşullarını belirleyen fonksiyonlardan biri olması sebebiyle önemi olan plan notlarının da imar planları titizliğinde ve tekniğinde hazırlanması gerektiği bu sebeple plan notunda yapılacak değişiklik ya da ilave hükümlerin plan yapma /revize etme tekniği çerçevesinde irdelenmesi, bu teknik şartları taşıyıp taşımadığı hususu tespit edilerek hukuki denetim yapılması gerektiği bu bağlamda, plan notlarının, planlama tekniği yönünden şehircilik ilkelerine, plan bütünlüğüne, planlamanın eşitlik ilkesine, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun olarak hazırlanması gerektiğinden bu usul ve esaslara göre hazırlanmayan davaya konu İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, sınırları içerisinde bulunan muhtelif parsellere ilişkin hazırlanan ... işlem numaralı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan notu değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu plan notu ile mülga plan notları ve yönetmelik hükümleri doğrultusunda yapılaşmasını tamamlamış olan ruhsatlı yapıların (müktesep hakları) 6306 sayılı Yasa kapsamında dönüşümünü sağlarken kat maliklerinin hak sahipliği konusunda sorun yaşamaması; böylelikle bölgede kentsel dönüşüm yoluyla modern ve doğal afetlere dayanıklı konut üretiminin amaçlandığı, ileride olabilecek bir deprem karşısında doğacak mal ve can kaybının önüne geçilmesi amacıyla getirilen plan değişikliğinin, inşa edildikleri tarihlerde mevcut plan kararlarına uygun yapılaşmış bulunan ve bu nedenle kazanılmış hakkı bulunan binaların alanlarını korumaya yönelik olduğu, bu alanların üzerine daha fazla bir yapılaşma hakkı getirmediği hususu göz önünde bulundurulduğunda kamu yararına uygun olduğu bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Karşıyaka Belediye Başkanlığı tarafından, üst ölçekli plan kararlarının nüfus hesapları da gözetilerek gerçekleştirilen dava konusu işlemde, nüfus ve yoğunluk artışı olmaması nedeniyle sosyal ve teknik altyapı alanlarının geliştirilmediği, kentsel arazi ve mülkiyet hakkı üzerinde bir denge kurulması, planlama kararlarında sürekliliğin ve tutarlılığın sağlanması kapsamında kamu idarelerince onaylanıp yürürlüğe giren bir idari işlemin iptali sonrasında vatandaş nezdinde yaşanan hak kayıplarını tazmin etmenin ivedilikle hayata geçirilebilecek bir yöntemi olarak değerlendirilen dava konusu plan notunun iptali yolundaki kararın usul ve yasaya uygun olmadığı idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :Dava konusu plan notu ile ilgili tarihsel gelişime bakıldığında;
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; “Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... tarihli, ... sayılı kararıyla uygun görülen; Merkez İlçe, Karşıyaka ve Bornova'da; 18.80 mt 7 kat, 21.80 mt 8 kat, 24.80 mt 9 kat uygulanırken, planlar ve yönetmelikler gereği 18.80 mt 6 kata, 21.80 mt 7 kata, 24.80 mt 8 kata düşürülmüşse yine bu sokaklarda yalnızca bir kat fazlası olmak üzere 18.80 mt 7 kat, 21.80 mt 8 kat, 24.80 mt 9 kat olarak uygulanır.” şeklinde imar planları plan lejantlarına plan notu ilave edilmesi hakkındaki karar onanmıştır.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; “Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... gün, ... sayılı kararıyla uygun görülen ... gün ... sayısı ile onanan; plan notunda “Merkez İlçe Karşıyaka ve Bornova'da;18.80 mt 7 kat, 21.80 mt 8 kat, 24.80 mt 9 kat uygulanırken, planlar ve yönetmelikler gereği 18.80 mt 6 kata, 21.80 mt 7 kata, 24.80 mt 8 kata düşürülmüşse yine bu sokaklarda yalnızca bir kat fazlası olmak üzere 18.80 mt 7 kat, 21.80 mt 8 kat, 24.80 mt 9 kat olarak uygulanır.”denilmiş olup, Karşıyaka Belediye Meclisi ile Bornova Belediye Meclisi'nin kararları incelenerek ve İzmir Büyükşehir Bütünü'nde farklı uygulama yapılmaması için; öneri, Merkez İlçe, Karşıyaka ve Bornova İmar Planı lejantına; “Merkez İlçe, Karşıyaka, Bornova'da TAKS ve KAKS yapılanma kararları getirilmemiş imar adalarına yalnızca 1 kat fazlası olmak şartıyla;18.80 mt 7 kat, 21.80 mt 8 kat, 24.80 mt 9 kat, ayrıca Bornova'da 6 kat olan adalarda 7 kat h:18.80 mt, 7 kat olan adalarda 8 kat h:21.80 mt, 8 kat olan adalarda 9 kat h:24.80 mt, 6 kat (asma katlı) h:20.50 olan adalarda 7 kat 20.50 mt, 7 kat (asma katlı) h:23.50 mt olan adalarda 8 kat 23.50 mt, 8 kat (asma katlı) h:26.50 mt olan adalarda 9 kat 26.50 mt uygulanır” şeklinde gerekli düzeltme yapılarak onanmıştır.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile; “İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nin ... gün ve ... sayılı kararı ile uygun görülerek Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca ... tarih ve ... sayı ile onaylanan plan notu ile
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca ... tarih ve ... sayı ile onaylanan plan
notunun iptalinin” onanmasına karar verilmiştir.
Karşıyaka Belediye Meclisinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile kabul edilen "Karşıyaka Belediyesi sınırları içinde bulunan, 2002 yılında iptal edilen plan notu ve Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden 1 kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde belirlenen minimum kat yüksekliği uygulanacaktır. Batar kat yapılamaz." şeklindeki plan notu değişikliğinin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile "Karşıyaka Belediyesi sınırları içinde bulunan, 2002 yılında iptal edilen plan notu ve Yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden 1 kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, kat yüksekliği (döşeme üstünden, döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batarlama kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir." şeklinde değişiklikle uygun görülerek onandığı ve 05/10/2020 ila 03/11/2020 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, ilan edilen bu plan notu değişikliğinin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde; bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 3. maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, 20.maddesinde; kuruluş ve kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan veya kendilerine tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleriyle verilmiş bulunan arazi, arsa veya parsellerde yapılacak yapının imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 21. maddesinde; ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılmasının da yeniden ruhsat alınmasına bağlı olduğu kurala bağlanmıştır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 1.maddesinde; Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre, bağımsız mülkiyet hakları kurulabileceği, yapılmakta veya ileride yapılacak olan bir yapının, birinci fıkrada yazılı nitelikteki bölümleri üzerinde, yapı tamamlandıktan sonra geçilecek kat mülkiyetine esas olmak üzere, arsa maliki veya arsanın ortak malikleri tarafından, bu Kanun hükümlerine göre irtifak hakları kurulabileceği hükmüne yer verilerek, birden fazla bağımsız bölüm ihtiva eden yapılar yönünden, birbirinden bağımsız mülkiyet kurulabilmesine yasa yoluyla imkan tanınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta,1985 ve 1986 tarihli plan notları ile bir kat fazla yapılaşma hakkı ile yapılaşan “kat sıkıştırma” uygulamasına tabi parsellere ilişkin 2002 yılında anılan plan notlarının (kat sıkıştırma olarak nitelenen) iptali sonrasında binaların ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle yeniden yapı yapacak olmaları halinde kat mülkiyetine geçmiş yapılarda 1 kat azalmanın önüne geçilmesi için "Karşıyaka Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve 2002 yılında iptal edilen plan notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden bir kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, kat yüksekliği (döşeme üstünden döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batar/asma kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için, bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir."şeklinde kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar plan notunun iptali istenilmektedir.
Somut uyuşmazlğın "hukuki güvenlik ilkesi" ve "mülkiyet hakkı" boyutuyla iki başlıkta ele alınması uygun olacaktır.
Hukuki güvenlik ilkesine uygunluk yönünden;
İdarelerin düzenleyici işlemler yapabilme yetkisi Anayasanın 124. maddesine dayanmakta olup idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.
Ancak, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuki güvenlik ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin temel ilkeleri arasında "hukuki güvenlik" ve "belirlilik" ilkeleri yer almaktadır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Yasal düzenlemelerin erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir olması buna dayalı olarak yapılacak düzenleyici işlemlerin de aynı nitelikleri sağlaması gerekmektedir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Yargı kararlarında vurgulandığı üzere, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi için zorunlu koşullardandır. Yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliğini temin eder.
İlgili kanunlarda yetkilendirilen idareler, kanunlarda belirlenen yetki ve görev çerçevesinde düzenleme yapabilmekte ve bu düzenlemeleri uygulamak üzere işlemler tesis edebilmektedir. İdareler, değişen koşulları dikkate alarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş olan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunmaktadır. Ancak idareler, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve meşru beklentilerini korumak zorundadır. Bu durum hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından önem arz etmektedir.
Hukuken kazanılmış haktan söz edilebilmesi için bir hakkın yeni düzenlemeden önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla birlikte elde edilmiş olması gerekmektedir.
Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde düzenleyici tasarrufta bulunulması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturur. Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. Yasalar için söz edilen bu kural, düzenleyici işlemler bakımından idare hukukunun da genel ilkeleri arasında yer almaktadır.
İmar planları objektif nitelikte düzenleyici işlemlerdir ve usule uygun olarak kaldırılmaları veya değiştirilmeleri mümkündür. Planların idarece kaldırılması veya değiştirilmesi durumunda bu planların yürürlükte oldukları süre içerisinde ve bu planlara dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin kişiler bakımından sübjektif nitelikte kazanılmış hak doğuracağı tabiidir. İdari işlemlerin geriye yürümeyeceğine ilişkin idare hukuku ilkesi ile bu gibi durumlarda kazanılmış hakların korunması, idari istikrarın ve hukuki güvenliğin sağlanması amaçlanmıştır.
Bu durumda idare hukukunun yukarıda aktarılan genel ilkeleri çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, uyuşmazlık konusu plan notunda, hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu plan notunun mülkiyet hakkı uyarınca incelenmesine gelince;
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Öneryıldız vs Türkiye davasında sözleşme çerçevesinde mülkiyet kavramı ve pozitif sorumluluk ilkesi hususlarına işaret etmektedir:
Mahkeme, 1 No.'lu Protokol'ün 1. maddesindeki "mülkiyet" kavramının, maddi mülkiyet ile sınırlı olmayan ve iç hukuktaki resmi sınıflandırmadan bağımsız, kendine has bir anlamı olduğunu, maddi mülkiyetin yanı sıra, kıymet teşkil eden bazı hak ve çıkarların da bu hüküm uyarınca "mülkiyet hakkına" girebileceği, "Mülk" kavramının "mevcut mülkler" ile sınırlı olmadığını; bu kavramın başvuranın üzerinde mülkiyet hakkını fiilen kullanabilmeye yönelik makul ve "yasal bir beklentiye" sahip olduğu gayrımenkulleri de kapsadığını kabul etmiştir.
Olayda önceki imar planı kararları doğrultusunda ve usulüne uygun olarak alınan ruhsat ve eki projelere göre bütünüyle yasal olarak inşa edilmiş yapılar bulunmaktadır. Bu kapsamda Anayasanın amir hükümleri ile tanımlanan, korunması gereken mülkiyet hakkının kapsamına giren bir hak bulunduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Burada üzerinde durulması gereken söz konusu mülkiyet hakkının sınırlanmasının yasal koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Bilindiği üzere mülkiyet hakkı kanunla (belirli, öngörülebilir açık ve kesin) meşru bir amacı gerçekleştirmek amacıyla orantılı bir biçimde sınırlandırılabilir. Yasal gereklilikler yerine getirilerek inşa edilen bir yapı nedeniyle sahip olunan mülkiyet hakkının kullanımı yönünden getirilecek her kısıtlamanın da yine belirtilen bu koşullara uygun olması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa bu açıdan bakıldığında, önceki imar planı notu ile yapılaşmasını tamamlayan ve bu kapsamda Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca mülk sahibi olan kişilerin binanın ekonomik ömrünü tamamlaması nedeniyle yeniden yapılaşacak olmaları halinde mevcut plan hükmü gereği bir katın azalması suretiyle mülkiyet hakkının orantısız biçimde sınırlanmasının önüne geçilmek için sadece 1986- 2002 tarihleri arasında uygulanan plan notu ile yapılaşan taşınmazları kapsayacak şekilde ayrıca " kat yüksekliği (döşeme üstünden döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batar/asma kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için, bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir." şeklindeki düzenleme ile de çevre imar bütünlüğü dikkate alınarak getirilen dava konusu plan notunun mülkiyet hakkının korunması, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından da hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2023 tarihinde, kesin olarak, oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :
Dava, İzmir ili, Karşıyaka ilçesi sınırları dahilinde ... Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile uygun görülen “Karşıyaka Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve 2002 yılında iptal edilen plan notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden bir kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, kat yüksekliği (döşeme üstünden döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batar/asma kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için, bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir.” şeklinde plan notu eklenmesi suretiyle yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
14 Haziran 2014 ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Plan Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinde; "Uygulama imar planı: Nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan planı" olarak tarif edilmiş, 6.maddesinde; "Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (...)" hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 7. Maddesinin birinci fıkrasında, bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılacağı, aynı maddenin (b) bendinde de, planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütün olduğu, "Gösterim (lejand) teknikleri" başlığını taşıyan 10. maddesinin 1.fıkrasında, her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanacağı, 11. maddesinin 1. fıkrasında, imar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulacağı, 24. maddesinin 2. fıkrasında da, nazım imar planları üzerinde gösterilen sosyal ve teknik altyapı alanlarının konum ile büyüklüklerinin, toplam standartların altına düşülmemek, nazım imar planının ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü ve genel işleyişini bozmamak ve hizmet etki alanı içinde kalmak şartı ile ilgili kurum ve kuruluşların görüşü dikkate alınarak uygulama imar planlarında değiştirilebileceği, 4.fıkrasında da, uygulama imar planlarında yapılaşma koşullarına ilişkin olarak; ayrık, bitişik, blok yapı nizamı ile Taban Alanı Kat Sayısı (TAKS), Kat Alanları Kat Sayısı (KAKS), emsal, bina yüksekliği, yapı yaklaşma mesafeleri belirleneceği, 25.maddesinin birinci fıkrasında ise, imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılabileceği hükmü yer almaktadır.
Aynı Yönetmeliğin 26. maddesinde ise;
"İmar planı değişiklikleri
MADDE 26 – (1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
(2) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
(3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için:
a) İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşü alınır.
b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Bu alanların yerinin değiştirilmesinde, mevcut plandaki hizmet etki alanına göre aynı uygulama etabı veya bölge içinde kalması, yaya erişim mesafelerinin dikkate alınması ve yeni tespit edilen alanın tesisin yapılmasına müsait olması zorunludur.
c) Düzenleme ortaklık payından elde edilen alanların yüzölçümleri toplamının altına düşülmemek kaydıyla, plan değişikliği ile kaldırılan yol alanlarının miktarları, düzenleme ortaklık payından oluşturulan park, çocuk bahçesi, meydan gibi açık ve yeşil alanlarda kullanılabilir. Ancak yol hariç düzenleme ortaklık payına tabi bir kullanımın kamu ortaklık payına tabi bir kullanıma dönüştürülmek istenilmesi halinde, düzenleme ortaklık payına tabi alanın hizmet edeceği etki alanında eşdeğer bir alan ayrılır.
(4) Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır.
(5) İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde:
a) Artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır.
b) Nüfus yoğunluğuna bağlı olmaksızın, kat adedinin artırılmasının istenmesi durumunda; önerilecek kat adetlerinin tayininde aşağıdaki formüle göre bulunacak bütün yollardaki karşılıklı bina cepheleri arasındaki asgari uzaklık sağlanacaktır.
K = [(Y1 + Y2)/2] + 7,00 m
Yukarıdaki formülde;
K = Karşılıklı bina cepheleri arasındaki mesafe (metre),
Y1 = Yolun bir cephesine önerilecek yapının yüksekliği,
Y2 = Yolun diğer cephesinde önerilecek yapının yüksekliğini,
ifade eder.
c) Parsellerin birleştirilmesi ve yapı düzeni değişikliği içeren, kat adedinin artırılmasına yönelik uygulama imar planı değişikliklerinde de yukarıdaki formüle uyulması esastır.
(6) İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde:
a) Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesimde şerit sayısı azaltılamaz ve daraltılamaz.
b) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu dikkate alınır.
c) İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz.
ç) İmar planı değişikliği ile taşıt geri dönüş kurbu olmayan çıkmaz yol ihdas edilemez.
d) İmar planlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan karayollarında yapılacak her türlü değişiklikte bu Kuruluştan alınacak görüşe uyulur.
e) Plan alanındaki trafik hacimleri ile yeni getirilen kullanımların trafik üretme ve trafik çekme hacimleri dikkate alınarak yol ve kaldırım genişlikleri belirlenir.
(7) Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükmü yer almaktadır.
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği hükümlerinin birlikte değerlendirildiğinde, 7. maddesinin birinci fıkrasında, bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılacağı, aynı maddenin (b) bendinde de, planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütün olduğu, 10. maddesinin 1.fıkrasında, her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanacağı, 24. maddesinin 4.fıkrasında da, uygulama imar planlarında yapılaşma koşullarına ilişkin olarak; ayrık, bitişik, blok yapı nizamı ile Taban Alanı Kat Sayısı (TAKS), Kat Alanları Kat Sayısı (KAKS), emsal, bina yüksekliği, yapı yaklaşma mesafeleri belirleneceği anlaşılmakta olup, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki uygulama imar planı lejantlarına bakıldığında ise, Ek-1d tablosunda, uygulama imar planı gösterimlerinin yer aldığı alan kullanımlar kısmında, yapı düzeni ve yoğunlukları lejandları gösterilirken, kat adedi, bina yüksekliği, kat alanı kat sayısı (KAKS/ EMSAL), taban alanı kat sayısı (TAKS) gösterimlerine (lejandtlarına) yer verildiği görülmektedir.
Özetle, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki Ek-1d tablosunda, uygulama imar planı gösterimlerinin yer aldığı alan kullanımlar kısmında, yapı düzeni ve yoğunlukları lejandları bulunan
kat adedi, bina yüksekliği, kat alanı kat sayısı (KAKS/ EMSAL), taban alanı kat sayısı (TAKS) gibi plan ana unsurlarının plan notu ile düzenlenemeyeceği açık olup, bu plan unsurlarının plan paftaları üzerinde lejandlarla (görsel çizimler / taramalar ile) gösterilmesi gerekmektedir.
25/05/2021 havale tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "Planlama alanının Karşıyaka ilçesi sınırtarı içerisinde muhtelif parselleri kapsadığı, Karşıyaka ilçesinde kırsal mahalleler, Ömekköy Kentsel Dönüşüm Alanı ve Mavişehir Mahallesi haricinde kalan yerleşim alanlarında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca 21.01.2011 tarihinde 1. Etap 1/5000 ölçekli Nazım imar Planı ile 08.07.2019 tarihinde Karşıyaka 2. Etap 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı'nın onaylanmış olduğu, Karşıyaka ilçesi sınırları içerisinde muhtelif parsellerde kat sıkıştırması işleminin uygulanmış olduğu, dava konusu işlemde temel olarak, Karşıyaka Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı karanı ile değişiklikle uygun görülerek onanan İzmir ili, Karşıyaka ilçesi sınırları içerisinde bulunan muhtelif parsellere ilişkin hazırlanan UİP-40872 işlem numaralı “1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Plan Notu Değişikliği olduğu, söz konusu plan notu ilavesinde; “Karşıyaka Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve 2002 yılında iptal edilen planı notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden bir kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunacak olup, kat yüksekliği (döşeme üstünden döşeme üstüne) 2,85 metreyi geçemez. Batar / asma kat yapılamaz. Bu plan notu kapsamında yapılaşacak parseller ile komşu parsellerdeki kitleler arasında yükseklik farkı oluşmaması için, bina gabarilerini belirlemeye ilçe belediyesi yetkilidir” hükmüne yer verildiği, dolayısıyla, dava konusu plan notu ilavesinin plan onama sınırları içerisinde yer alan anılan bütün yapılaşmış parselleri değil sadece plan notuna göre yapılaşan ve yıkılması durumunda aynı kat sayısı ile yapılaşamayacak parselleri kapsadığı, anılan işlemde temel olarak 1980'li yılların başında onaylanan imar planlarında öngörülen yapılaşma koşullarının, sonuçları açısından hiçbir teknik, bilimsel ve nesnel araştırmaya ve öngörüye dayanmadan 1985 ve 1988 yıllarında plan notlarında yapılan değişiklikle yeniden tariflenmesine dayandığı, yukarıda da belirtildiği üzere, söz konusu plan notu değişikliği 1985 - 2002 tarihleri arasında Karşıyaka yerleşim alanı içinde ağırlıkla imar planında konut alanı ve ticarat + konut alanı olarak tanımlanan yapı adaları özelinde inşa edilen yapıların imar planında gösterilen kat sayısından + 1 kat fazla olacak şekilde yapılaşmasına neden olduğu, bu plan notunun yaklaşık 7 yıllık bir süre içerisinde uygulandığından, yapı adası içerisinde ve alan bütününde birbirinden farklı kat adetleri yaratmanın ötesinde, planlamanın eşitlik ilkesine aykırı bir yapılaşma biçimi ortaya çıkardığı, plan notunun uygulandığı bu 7 yıllık sürenin öncesinde ya da sonrasında yapılaşan tüm parseller 6 katlı inşa edilirken, sadece bu 7 yıllık süre içinde inşa edilen yapılar 7 katlı olduğu, dava konusu plan notu değişikliği de bu farklılığın yine sonuçları açısından hiçbir teknik, bilimsel ve nesnel araştırmaya ve öngörüye dayanmadan sadece eskiyen yapı stoğunun yenilenmesini kendine referans alan bir temel yaklaşım üzerine kurgulanmış olduğu, plan açıklama raporunda ilgili plan notu öncesinde yapılaşan parsellerin tespiti ve imar planı kararları itibariyle mevcut durumlarının irdelenmesinin ötesinde 1.Etap Nazım İmar Planı sınırları içerisinde bu parsellerin bulunduğu bölgede nüfusa ve donatı alanlarının yeterliliğine ilişkin herhangi bir sayısal irdelemeye rastlanılmadığı, geçmiş süreçte toplam nüfusun ve donatı alanları ilişkisinin bugünkü nüfus ve donatı alanları büyüklüğü ile ne yönde farklılaştığı ve nüfus ve yoğunluk artışının artma, sabit kalma ya da azalmaların ne şekilde değiştiği sayısal karşılıkları ile belirlenmemiş olduğu, planlama ilke ve esasları öncelikle yaklaşık 25-30 yıl sonra eskiyen yapı stoğunun yenilenme ihtiyacının ortaya çıkmasıyla gündeme gelen bu sorunun ayrıntılı analiz, araştırma, sentez ve sonuçlarının ortaya konmasını zorunlu kıldığı, temel problemin, bu yapıların nasıl yenileneceğinden ziyade, plan bütünlüğünün ve parseller arasında ortaya çıkan eşitsizliğin nasıl giderileceğine yönelik olduğu, bu tür bir bakış açısı yasal mevzuatımızda da öngörüldüğü üzere sadace bir planlama eylemine yani imar planı revizyonuna işaret ettiği, bir başka ifadeyle, 1985-2002 tarihleri arasında inşa edilen yapıların yenilenmesine yönelik bir çözüm, geçmişte izlenen parçacı, bütünlükten uzak ve herhangi bir araştırmaya, analize ve öngörüye dayanmayan yöntemin aynen yeniden kurgulanması değil, problemi yeni ve bütüncül bir bakış açısı ile ele almaktan geçtiği, her ne kadar Plan Açıklama Raporu'nda aktarıldığı üzere alandaki yapılaşmaların yönlendirilmesi hedeflenmiş ise de, tek başına imar planı notu ilavesi ile alandaki yapılaşmaların planlama esasları, şehircilik ikeleri ve kamu yararına uygun şekilde yönlendirilmesinin mümkün olamayacağı, bu haliyle dava konusu işlemin dayanağını oluşturan sorunların daha kapsamlı bir müdahale gerektirmesi nedeniyle anılan bölgedeki uygulama sorunlarının salt plan notu değişikliği işlemi ile çözülemeyeceği, tüm bu açıklamalar ışığında; 1985-2002 tarihleri arasındaki 7 yıllık süreçte kat ilavesi içeren plan notunun uygulanması ile artan nüfus ve gereksinimi olan ilave sosyal ve teknik altyapı ihtiyacının hesaplanmamış olması bir planlama ilkesi ve tekniği sorunu olup plan notu 2002 tarihli Meclis kararıyla bu eksiklikleri ile yürürlükten kaldırılmış iken dava konusu plan notu ile aynı sorunun devam ettirildiği; yoğunluk artışı getirilmemesi hususunun dava konusu plan yapıldığı tarihte öngördüğü nüfusa göre analiz edilmesi gerekirken dava konusu plan notu değişikliğinin konu aldığı alana yönelik ayrıntılı analiz, araştırma, sentez ile sonuçları açısından öngörüleri içerecek kapsamlı bir çalışmaya dayalı olarak hazırlanmamış olduğu, 1985-2002 tarihleri arasındaki 7 yıllık süreçte Karşıyaka yerleşim alanı içinde uygulanan plan notu neticesinde “plan kararları temelinde” nüfus ve yapı yoğunluğunun artırılmış olmasına karşın, artan nüfusun ihtiyacını karşılamaya yönelik bir eylem gerçekleştirilmediği ve dava konusu plan notu değişikliği ile de bu durumun kalıcı hale getirilmiş olması nedeniyle, dava konusu plan değişikliğinin planlama ilke ve esasları ile yasal mevzuata uygun olmadığı, 1980'li yılların başında onaylanan ve kısmi değişikliklerle halen yürürlükte olan imar planlarındaki yapılaşma koşullarını, sonuçları açısından hiçbir teknik, bilimsel ve nesnel araştırmaya ve öngörüye dayalı olmadan bazı parseller özelinde farklılaştıran ve bu kapsamda da plan bütünlüğünü bozan 1985 ve 1986 tarihli (ve daha sonra ... tarih ve ... sayılı Meclis kararı ile iptal edilen) işlemlerin devamı niteliğinde olması nedeniyle Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 28.maddesinin 1.bendinde belirtilen imar planı değişikliklerinin “plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte olması” yönündeki temel ilkeye aykırı olduğu, kentsel alan üzerindeki yapılaşma haklarının plan bütününde kurgulanan prensiplerden farklı olarak parçacı bir biçimde plan notları ile düzenlenmesinin planlama ilke ve esasları ile plan tekniğine aykırı olduğu, imar mevzuatında plan bütününü etkileyecek türden müdahalelerin imar planı revizyonları ile gerçekleştirilmesi yönünde bir planlama aracı tariflenmiş olmasına karşın, 1985-2002 tarihler arasında inşa edilen yapıların yenilenmesine yönelik plan bütünlüğünü etkileyecek türden bir problemin çözümünün plan değişikliği yoluyla çözümlenmeye çalışılmasının planlama ilke ve esasları ile yasal mevzuata aykırı olduğu, dava konusu plan notu değişikliğinin, benzer fiziksel ve konumsal özelliklere sahip yapı adaları ya da aynı yapı adası içerisinde yer alan parseller arasında yapılaşma hakları açısındarı farklılıklar oluşturması nedeniyle planlamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, yürürlükteki imar planında yapı adası üzerinde yazan kat sayıları ile ilave plan notundan faydalanacak yapılar özelinde farklılık oluşturulmasının plan tekniğine aykırı olduğu, gerekçelerine dayalı olarak, İzmir İli, Karşıyaka Belediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Beltediye Meclisi'nin ... tarih ve ... sayılı kararı ile değişiklikle uygun görülerek onanan İzmir ili, Karşıyaka ilçesi sınırları içerisinde bulunan muhtelif parsatlere ilişkin hazırlanan ... işlem numaralı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Pianı Plan Notu Değişikliği'nin planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine, plan bütünlüğüne, planlamanın eşitlik ilkesine, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun olmadığı." yönünde tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği görülmüştür.
Dava konusu plan notu ile uygulama imar planında alana ilişkin öngörülen yapılaşma koşulları ne olursa olsun 2002 yılında iptal edilen plan notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısına istinaden yapılaşabilme imkanı tanınarak, herhangi bir taşınmazdaki yapılaşma koşulları bakımından plan kararlarının yerine yapı ruhsatındaki koşulların belirleyici hale getirildiği, yapılaşma koşulları bakımından plan ana kararlarını değiştirici nitelikteki söz konusu plan notu değişikliği plan bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu gibi, alana ilişkin nüfusa ve donatı ihtiyacına dair imar planı öngörülerinin ve buna dayalı plan ana kararlarının gerçekleşmesini imkansız hale getirebileceği, dolayısıyla her ne kadar sadece 2002 yılında iptal edilen plan notundan faydalanlar için anılan plan notu geçerli olsa da, plan ana kararlarını ve plan bütünlüğünü bozucu nitelikteki plan notu değişikliğinin planlama esasları ve şehircilik ilkeleri ile hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, davalı idare tarafından deprem, afet gibi kentsel risk faktörlerine karşın eskimiş yapıların yenilenemediği, can ve mal emniyetini sağlayabilmek, yapıları depreme uygun hale getirmek ve bunu yaparken de mevcut nüfusu mağdur etmemek adına plan notu değişikliğinin zorunluluk teşkil ettiği, can ve mal emniyeti açısından plan notu değişikliğinin kamu yararına uygun olduğu ileri sürülmüş ise de, deprem gibi afet risklerini bertaraf etmek adına eskimiş yapıların bir an önce yenilenmesi için imar planlarında değişikliğe gitmek bakımından kamu yararına uygun bir amaç teşkil etse de, söz konusu amacın plan notu değişikliği ile plan bütünlüğünün bozulmasına ve plan ana kararlarının göz ardı edilmesine haklı gerekçe olamayacağı, mevcut planın kentin fiziksel ve sosyal çöküntüye uğramasına engel olmaması ve kentin yenilenmesi amacına uygun düşmemesi halinde buna yönelik kurum görüşleri alınmak ve analiz ve sentez çalışması yapılmak suretiyle planın geneli ışığında ve alana yönelik nüfus öngörüsü ve donatı ihtiyacı kapsamında bir değerlendirmeyle imar planında revizyon yapılabilmesinin mümkün olduğu, problemin sadece plan notu değişikliği ile çözülmesi yolunun benimsendiği, ancak bu yöntemin planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarelerce, 2002 yılında iptal edilen plan notu ve yönetmelik hükümlerine göre ruhsatlı olarak teşekkül etmiş ve kat sayısı yürürlükteki imar planlarında belirlenen kat adedinden bir kat fazla olan mevcut yapıların kat sayısı aynen korunmasını muhafaza etmek isteniyorsa Mekansal Plan Yapım Yönetmeliği eki tablolardaki sosyal donatı ve diğer koşullara uyulmak şartıyla 1/5.000 ölçekli nazım imar planı revizyonu ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu yapılarak, imar planlarında bulunması gereken genellik ve nesnellik ilkelerine uygun olarak, plan unsurlarının plan paftaları üzerinde lejandlarla (görsel çizimler / taramalar ile) gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.