WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 27 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/7865 E.  ,  2024/198 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/7865
Karar No : 2024/198

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 05/04/2021 tarih ve E:2016/9143, K:2021/4975 sayılı bozma kararına uyularak; davacının tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İzmir ili, Buca ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen yapının, yapı ruhsatının iptal edilmesi üzerine ruhsatsız duruma düştüğünden bahisle, yıktırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 300.000,00-TL maddi ve 25.000,00-TL manevi zararın tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince, davalı idare tarafından hizmet kusuru ilkesi kapsamında tazmini gereken gerçekleşmiş bir zarar bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla verilen 07/10/2021 tarihli ve 12/11/2021 tarihli, E:2021/1107 sayılı ara kararlar üzerine gönderilen bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın 06/12/2012 tarihinde sökülen su sayaçlarının 28/02/2014 tarihinde tekrar takıldığı, bu tarihler arasında kullanılamayan taşınmazın davacı tarafından tahliye edilmesi nedeniyle davacının gerçekleşen zararının tazmini gerektiğinin anlaşıldığı, davacının bu tarihler arasında taşınmazını kiraya verilmiş olması halinde alacağı kira bedelinin hesaplanması amacıyla İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun ve dosyanın birlikte değerlendirilmesinden, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda, rapor tarihi itibariyle 3.000,00-3.500,00-TL olan kira bedellerinin (sayaçların söküldüğü tarih olan) 06/12/2012 tarihi itibariyle 1.000,00-TL olabileceği, buna göre 06/12/2012-28/02/2014 tarihleri arasındaki toplam kira getirisinin 14.855,00-TL olabileceğinin değerlendirildiği, ayrıca davacının taşınmazdan taşınması aşamasında yaptığı nakliye giderlerinin hesaplanması amacıyla İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... sayılı ara kararı ... Odasınca ... tarih ve ... sayılı yazıların değerlendirilmesinden davacının 700,00-TL nakliye masrafı yapılmış olabileceğinin anlaşıldığı, bilirkişi raporu ile tespit edilen 14.855,00-TL ile ... Odasınca verilen cevap üzerine nakliye bedeli olarak İdare Mahkemesince takdir edilen 700,00-TL'den oluşan toplam 15.555,00-TL maddi zararın dava açma tarihi olan 20/11/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, bununla birlikte, sonradan iptal edilen yapı ruhsatına güvenerek söz konusu daireyi satın alan davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından evinden taşınmasına neden olunan davacının manevi varlığında bir zararın meydana geldiği, bu itibarla, 25.000,00-TL manevi tazminatın dava açma tarihi olan 20/11/2012 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle davacının 25.000,00-TL tutarındaki manevi tazminat isteminin ve maddi tazminat isteminin 15.555,00-TL tutarındaki kısmının kabulüne, tazminat isteminin 284.445,00-TL tutarındaki kısmı yönünden davanın reddine kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bilirkişi incelemesinde, internet ilanlarında yer verilen bilgilerin esas alınmasının uygun olmadığı, ... Odası ve ... Odasından bu konuda bilgi talep edilip edilmediğinin anlaşılamadığı, değerlemeye esas alınan ilanlardaki evlerin hangi yönlerden uyuşmazlık konusu taşınmaza benzediğinin ortaya koyulamadığı, emsal alınan evlere ilişkin olarak akdedilen kira sözleşmelerinin rapora eklenmediği, yıkım kararının iptali istemiyle dava açılmadığı ve yıkım gerçekleşmediğinden davacının kesin bir zararının bulunmadığı, ayrıca davalı idareye başvuru yapılmadan açılan davada faize hükmedilmesinin mümkün olmadığı, tazminat talebinin tümüyle reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava konusu parselin bulunduğu alanda, Buca Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı onaylanmıştır.
Uygulama imar planı kapsamında, dava konusu parsel üzerinde inşa edilen yapıya ilişkin olarak ... tarih ve ...sayılı yapı ruhsatı düzenlenmiştir.
Bahsi geçen yapı ruhsatının ve anılan işlemin dayanağı olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle komşu parsel malikince açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davanın 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin kısmın reddine, ... tarih ve ... sayılı inşaat ruhsatına ilişkin kısmının ise dava konusu taşınmaz ile komşu olan ve ayrık nizam yapılaşma düzeni içerisinde ikiz nizam imar durumu verilen iki parselden komşu parselde ön bahçe mesafesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun biçimde 5 metre olarak belirlendiği, davacı parseline ilişkin olarak düzenlenen yapı ruhsatında ise ön bahçe mesafesinin 3 metre olduğu, bu nedenle, uygulama imar planına aykırı olarak ruhsatlandırılan davacı yapısına ilişkin yapı ruhsatının hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle iptali yolunda verilen karar, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/05/2007 tarih ve E:2005/1434, K:2007/3222 sayılı kararı ile onanmıştır.
Anılan mahkeme kararının uygulanması amacıyla davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatı iptal edilmiştir.
Yapı ruhsatının iptaline ilişkin bu işlemin iptali istemiyle parsel malikince açılan davanın ise ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, idarenin yargı kararını uygulamada takdir yetkisi bulunmadığı, dava konusu edilen işlemin kesinleşen yargı kararına dayandığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve anılan karar Danıştay Altıncı Dairesinin 05/06/2014 tarih ve E:2012/4879, K:2014/4422 sayılı kararıyla onanmıştır.
Buca Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile dava konusu yapının yıkımına karar verilmesi üzerine, yapı ruhsatının iptal edilmesine ilişkin işlemden ve yıkım kararından dolayı uğranıldığı ileri sürülen 300.000,00-TL maddi, 25.000,00-TL manevi zararın tazmini istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Bu aşamada, yapı ruhsatının ve yıkım kararının uygulanması kapsamında Buca Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünce, İZSU Buca Şube Müdürlüğüne gönderilen .. tarih ve ... sayılı yazı ile ruhsatı iptal edilen yapının yıkılacağı belirtilerek su aboneliğinin iptal edilmesi gerektiği bildirilmiştir.
Anılan yazı üzerine, 06/12/2012 tarihinde sökülen su sayaçları, Buca Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünce, İZSU Buca Şube Müdürlüğüne gönderilen ... tarih ve ... sayılı, yıkımın 04/02/2015 tarihine alınması nedeniyle su abonelik işleminin yeniden yapılandırılmasının uygun olduğunu bildirilen yazısı üzerine 28/02/2014 tarihinde yeniden takılarak abonelikler tekrar açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun "Yapı ruhsatiyesi" başlıklı 21. maddesinde: "Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir. Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz. Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir. Belediyeler veya valilikler mahallin ve çevrenin özelliklerine göre yapılar arasında uyum sağlamak, güzel bir görünüm elde etmek amacıyla dış cephe boya ve kaplamaları ile çatının malzemesini ve rengini tayin etmeye yetkilidir. Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olan yapılar da bu hükme tabidir." düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığın kabulüne karar verilen maddi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; idarenin sorumluluğu Anayasal bir prensibe dayandığı görülmektedir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmış olup olayın özelliğine göre idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre değerlendirilmektedir. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Belirtilen bu sorumluluk türlerinden idare hukuku öğretisinde hizmet kusuru olarak adlandırılan ve kusur esasına dayanan idari sorumluluk, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Hizmet kusuru, idari bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından da kaynaklanabilir. Kamu idareleri, yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetlerini yürütürken hizmetin işleyişini sürekli olarak denetlemek ve hizmetin ifası esnasında gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. İdarenin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle hizmetin kötü veya geç işlemesi veyahut gereği gibi işlememesi ve bu yüzden zarara neden olunması halinde bu zararın hizmet kusuru kriterlerine göre tazmin sorumluluğunun idareye yüklenebileceği, bireylerin uğradıkları özel nitelikteki zararların, idari faaliyet ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması koşuluyla tazmin edilebileceği idare hukukunun genel ilkelerindendir.
Manevi tazminat ise maddi tazminat gibi bir tazmin aracı olmayıp ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan bir tatmin aracıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunan binadaki bağımsız bölümün, anılan belgeleri düzenleyen idareye güvenilerek satın alındığı, ancak daha sonra yukarıda yer verilen mahkeme kararı ile taşınmaz üzerinde yapılan bina için düzenlenen yapı ruhsatının iptaline karar verilmesi üzerine davalı idare tarafından, davacı taşınmazı hakkında yıkım kararı verildiği, bu kararın uygulanması kapsamında, 06/12/2012-28/02/2014 tarihleri arasında, ruhsatı iptal edilen yapının su aboneliğinin kesilmesi nedeniyle davacının maliki olduğu yapıdan taşındığı, bu durumda davacıya yüklenebilecek bir kusur bulunmaması nedeniyle davacının gerçekleşmiş zararlarının davalı idare tarafından hizmet kusuru ilkesi kapsamında tazmini gerektiği anlaşılmış ise de İdare Mahkemesince davacıdan gerçekleşmiş herhangi bir zararının olup olmadığının sorulduğu ... tarih ve E:... sayılı ara kararına davacı tarafından 08/11/2021 tarihli dilekçe ile verilen cevapta, yıkım kararı verilen evden Muğla ili, Fethiye ilçesine taşınmasına ilişkin nakliye bedeli ve Fethiye'de kiraladığı taşınmaz için kira bedellerine ilişkin fatura, makbuz, kira sözleşmesi, banka hesap özeti gibi ödendiği ileri sürülen bedelleri tevsik edici herhangi bir belge ibraz edilmediğinin ve mahrum kalınan bir kira bedeli bulunmadığının görülmesi karşısında davacının gerçekleşmiş bir zararı olduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmaktadır
Bu durumda davacının uğradığını iddia ettiği zararların miktarını ispatlıyamadığından istemiş olduğu maddi tazminat isteminin tümüyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlığın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden yapılan değerlendirmede;
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlayan manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.
Buna göre manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.
Ancak uyuşmazlıkta, dava konusu parseldeki yapının yıkımına ilişkin olarak düzenlenen yıkım kararı uygulanmadığı gibi yapının tekrar yapı ruhsatına bağlanarak 22/04/2014 tarihli yapı kullanma izninin düzenlendiği, ayrıca, davacının uyuşmazlık konusu taşınmazı ... tarih ve ... yevmiye sayılı işlem ile satarak taşınmaz ile arasındaki hukuki bağı sona erdirdiği gözetildiğinde davacı tarafından manevi zarara uğranıldığına ilişkin yeterli kanaat oluşmadığı değerlendirildiğinden davanın bu kısmının da reddine karar verilmesi gerektiği neticesine ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının tazmini gereken gerçekleşmiş ve belgelendirilmiş maddi ve manevi bir zararı bulunmadığı görüldüğünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının temyiz edilen kabule ilişkin kısmında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 11/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.