Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/7774 E. , 2023/7218 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/7774
Karar No : 2023/7218
DAVACI : ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (ü) bendindeki "eğitim tesis alanı" tanımındaki "özel" ibaresinin, (aa) bendindeki "fenni mesul" tanımının, (uu) bendindeki "kazı izni" tanımının, (yy) bendindeki "konut alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki "konut alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin (hhhh) bendindeki "ticaret alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendindeki "ticaret alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin (ıııı) bendindeki "ticaret+konut, turizm+ticaret, turizm+ticaret+konut" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki düzenlemelerin, 4. maddesinin (ddd) bendindeki "meydan" tanımının, (fff) bendindeki tanım ile 66. maddedeki "mimari estetik komisyon" düzenlemelerinin, 4. maddesinin (rrr) bendindeki "sağlık tesis alanı" tanımının, (şşş) bendindeki "sicil durum taahhütnamesi" tanımının, 4.maddesinin 1.fıkrasının (vvv) bendinin 1. alt bendinin ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "stadyum" tanımının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "spor ve oyun alanları" tanımının, 4. maddesinin (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "parklar" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "merkezi iş alanı" tanımının, 5. maddesinin 1. fıkrası ile 55. maddesinin 16. fıkrasının birinci cümlesindeki "mülkiyeti sorunlu" ibarelerinin, 5. maddesinin 8. ve 16. fıkrasının, 7. maddesinin 3. fıkrasının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin, 20 ve 22. maddelerinin, 28. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7. fıkrasının, 54. maddesinin 8. fıkrasının, 56. maddesinin 8. fıkrasının, 57. maddesinin 18, 19, 20, 21 ve 23. fıkralarının, 63. maddesinin, 64. maddesinin 12. fıkrasının, 68. maddesinin, 69. maddesinin 2. fıkrasının ve 69. maddesinin 5. fıkrasının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 3, 4, 6, 7, 9, 11 ve 12. fıkraları yönünden davanın reddine, 10. fıkrasının ise iptaline; 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin 2. cümlesi ile 3 ve 4. alt bentleri yönünden davanın reddine, 2. alt bendinin 1. cümlesinin ise iptaline; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden davanın reddine; 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları" ibaresinin iptaline; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları yönünden davanın reddine; 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden davanın reddine; 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinin iptaline, kapalı alan kullanımı getirmediği anlaşılan bu kullanımların taban alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığından Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) ve (c) bendi haricindeki kısımları yönünden davanın reddine, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan bu kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına; 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen esaslar dahilinde, taban alanına dahil edilmeyen kullanımlardan açık yüzme havuzu ve zemin terasların katlar alanına dahil edilmeyeceğine dair kısmının, (b) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, (ç) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, (l) bendin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün "Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, ..., tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları" ibarelerinin iptaline; (e) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü, (ğ) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü, (h) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü, (ı) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü, (k) bendi ve (l) bendindeki "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" ibaresi yönünden davanın reddine ve 54. maddesinin 8. fıkrasının 3, 4, 5 ve 6. cümlelerinin iptaline, 1, 2, 7 ve 8. cümleleri yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ :
Dava ,03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (ü) bendindeki "eğitim tesis alanı" tanımındaki "özel" ibaresinin, (aa) bendindeki "fenni mesul" tanımının, (uu) bendindeki "kazı izni" tanımının, (yy) bendindeki "konut alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki "konut alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin (hhhh) bendindeki "ticaret alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendindeki "ticaret alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin (ıııı) bendindeki "ticaret+konut, turizm+ticaret, turizm+ticaret+konut" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki düzenlemelerin, 4. maddesinin (ddd) bendindeki "meydan" tanımının, (fff) bendindeki tanım ile 66. maddedeki "mimari estetik komisyon" düzenlemelerinin, 4. maddesinin (rrr) bendindeki "sağlık tesis alanı" tanımının, (şşş) bendindeki "sicil durum taahhütnamesi" tanımının, 4.maddesinin 1.fıkrasının (vvv) bendinin 1. alt bendinin ve 19. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "stadyum" tanımının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "spor ve oyun alanları" tanımının, 4. maddesinin (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "parklar" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 4. maddesinin (zzzz) bendindeki "yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "merkezi iş alanı" tanımının, 5. maddesinin 1. fıkrası ile 55. maddesinin 16. fıkrasının birinci cümlesindeki "mülkiyeti sorunlu" ibarelerinin, 5. maddesinin 8. ve 16. fıkrasının, 7. maddesinin 3. fıkrasının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin, 20 ve 22. maddelerinin, 28. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7. fıkrasının, 54. maddesinin 8. fıkrasının, 56. maddesinin 8. fıkrasının, 57. maddesinin 18, 19, 20, 21 ve 23. fıkralarının, 63. maddesinin, 64. maddesinin 12. fıkrasının, 68. maddesinin, 69. maddesinin 2. fıkrasının ve 69. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemiyle açılan açılan davada Danıştay 6.Dairesince verilen 03/02/2021 günlü,E:2017/4840 ,K:2021/1114 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 13/06/2022 günlü ,E:2021/2531, K:2022/2138 sayılı kararıyla Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibareleri, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendi haricindeki kısımları, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları, 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları, 22. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri, 54. maddesinin 8. fıkrası, 66. maddesinin 1, 2, 5 ve 8. fıkraları haricindeki kısımları yönünden bozulmuştur.
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden;
Bodrum katlarında yapılan zorunlu otopark alanlarının 2 katı ile depo amaçlı eklentilerin nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu kullanımların emsal hesabı dışında tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, zorunlu otopark alanlarının sadece 2 katı ve depo amaçlı eklentilerin konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının %10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının ise %50’sini aşmayan kısmı öngörülmek suretiyle, söz konusu alanların emsal haricinde değerlendirilecek kısımlarına sınırlama getirilmiş olup, bu haliyle imar mevzuatına aykırı bir yönünün de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibareleri yönünden;
İmar planları , yalnızca şekli olarak yapılaşma koşullarını belirleyen ve düzenleyen bir işlem türü olmadığı, aynı zamanda planlama alanlarından istifade edecek bireylerin yaşam tercihlerinin, hayat tarzlarının, en az çatışmayla sürdürülebilmesine olanak sağlayan düzenlemeler olduğundan, merkezi iş alanlarında parsel kullanım fonksiyonuna göre yapılaşma koşulları olarak belirlenen yönetimle ilgili idari tesis alanları, iş hanı, çarşı, çok katlı mağaza, banka gibi ticaret ve finans tesis alanları, turizm tesis alanları, sosyal kültürel tesis alanları, ibadet yerleri, park ve benzeri yeşil alanlar, spor alanları, kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları ile bu alanlara hizmet verecek benzeri alanlar ve plan kararı ile ayrılan rezidans alanları fonksiyonları göz önünde bulundurulduğunda buraya atanan nüfus ve yapılaşma kararlarının öngördüğü kullanım kararları gereği kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanlarının yer almasında imar mevzuatına aykırılık görülmemiştir. Kaldi ki merkezi iş alanlarında kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları ayrılırken bölgedeki sosyal ve teknik altyapı ve donatı alanlarında imar mevzuatında öngörülen standartların da uygulanacağı tabiidir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan, park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye gibi yapıların, tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola ve kameriye yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup; mevzuat gereği park alanlarını oluşturmakla yükümlü olan idarelerin, park içinde bu kullanımlardan hangilerine, ne ölçülerde yer verileceğini, parkın büyüklüğü ve kullanıcıların ihtiyaçlarını gözeterek belirleyeceği de açıktır.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmında da imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1.alt bendi harici kısımları yönünden;
2) (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…) Konut alanlarında (1) numaralı alt bentte belirtilenler haricinde özel sağlık tesisi yapılabilmesi için uygulama imar planında bu amaçla değişiklik yapılarak konut kullanımından çıkarılması gerekir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19.maddesinin 1.fıkrasının 2. alt bendinde mülga olan cümle yönünden uyuşmazlığın konusu kalmamıştır. Herhangi bir saha ,her ölçekteki plan esaslarına ,bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağından özel sağlık tesisi yapılabilmesi için konut kullanımından çıkartmaya yönelik plan değişikliği öngören düzenlemede imar mevzuatına aykırılık görülmemiştir.
3.alt bendde konut parselleri yapılaşıncaya kadar imar mevzuatı kapsamında kalan kullanım türlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 4.alt benddeki düzenleme de geçit hakkı almak koşuluyla trafik yükünü azaltmak amacıyla yapıldığından imar mevzuatına uygundur.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. Fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20 sini aşamaz "plan kararı gerekmeden " ve plan değişikliği gerekmeksizin ibareleri haricindeki kısımları yönünden;
İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunlu olduğundan karma kullanım içerisinde yer alan değişik fonksiyonların farklı sosyal donatı ve teknik altyapı ihtiyacı barındırması nedeniyle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 24.maddesinin 9.fıkrası uyarınca her bir fonksiyonun uygulama imar planında belirtilerek konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılması ,imar planında yer almak suretiyle yurt, kurs, ticari katlı otopark ,sosyal ve kültürel tesisler yapılması imar mevzuatına aykırılık taşımamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 8.fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları yönünden;
c) (Mülga:RG-25/7/2019-30842) i) (Mülga:RG-30/9/2017- 30196) (c) ve (i) bentleri mülga olduğundan bu bentlere yönelik davanın konusu kalmamıştır.
Diğer bentlerde öngörülen kullanımların kapalı alan kullanımı getirmediği anlaşıldığından bu kullanımların taban alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri yönünden;
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde taban alanına dahil edilmeyen kullanımlar katlar alanı hesabına dahil edilmeyen kullanımlar arasında sayılmış, 20. Maddedenin 8.fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde taban alanına dahil edilmeyecek kullanımlar arasında sayılan açık yüzme havuzu ve zemin terasları ibarelerinde hukuka uyarlık bulunmadığından 22. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde taban alanına dahil edilmeyen kullanımların açık yüzme havuzu ve zemin terasları ibareleri yönünden iptali diğer ibareler yönünden reddi gerekmektedir.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi mülga olmuştur.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi (Değişik:RG-25/7/2019-30842) " Bu Yönetmelik uyarınca yapılması zorunlu olan kapıcı dairelerinin toplam 70 m2’si,"olarak değiştiğinden davanın bu bende yönelik konusu kalmamıştır.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinden 30/09/2017 tarihli değişiklikle çıkartılan " konutların zemin veya bodrum katlarında ...100m²si" ibareleri yönünden dava konusuz kalmış ,"ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat" ibareleri yönünden imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinden çıkarılan " bodrum veya zemin kattaki ...75 m² si " ibareleri yönünden dava konusuz kalmış, " ticari amaç içermeyen ,ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım üniteleri" ibarelerine ilişkin kısım yönünden imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinden çıkarılan "ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan otopark alanları " yönünden dava konusuz kalmış, " otopark alanları " ibaresi yönünden imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi yönünden ; kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından, düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.,
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1. fıkrasının, (k) bendi; (Değişik:RG-25/7/2019-30842)" Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katlarda yer alan, tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan, bağımsız bölüm net alanının %50’sini geçmeyen depo amaçlı eklentiler" olarak değiştirildiğinden bu bent yönünden davanın konusu kalmamıştır.
Yönetmeliğin 22.maddesinin 1.fıkrasının, (l) bendi;Değişik:RG-25/7/2019-30842)" Bağımsız bölüm net alanının (Değişik ibare:RG-11/7/2021-31538) %20’sini geçmemek kaydıyla açık çıkma şartlarını taşıyan balkonlar, kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi (Ek ibare:RG-11/7/2021-31538) ile açık havuzlar" olarak değiştirildiğinden bu bent yönünden davanın konusu kalmamıştır.
Yönetmeliğin 54.maddesinin 8.fıkrası; "Uygulama imar planı değişikliği ile yolda veya teknik altyapı alanlarında kalan ve kamulaştırma kararı alınan ruhsatlı yapılarda seviye tespiti yapılarak inşaat derhal durdurulur. Bu yapılarla ilgili yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni işlemleri, kamulaştırmayı gerçekleştirecek kamu kuruluşunun en geç otuz gün içinde, yürürlükteki plana ve kamulaştırma gerekçesine göre vereceği görüş doğrultusunda sonuçlandırılır. (Mülga cümleler:RG-25/7/2019-30842) (...) Bu yapılardan ruhsatı süre nedeniyle hükümsüz hale gelenlerde de bu fıkra hükmü uygulanır." olarak düzenlenmiştir.
Mülga olan cümleler yönünden davanın konusu kalmamıştır.
Yürürlükte olan cümleler yönünden ;2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları kural olarak bedelini nakden ve peşin ödemek suretiyle kamulaştırmalarının mümkün olduğu, arsa ve arazi mülkiyeti kamulaştırmalarında, arza bağlı olan yapı ve diğer muhdesatın da doğal olarak kamulaştırılması söz konusu olduğundan, idareler yönünden çoğu zaman kamusal kullanıma özgülenemeyecek muhdesat için gereksiz kamulaştırma maliyeti doğduğu, bu nedenle, plan değişikliği suretiyle kamusal alan kullanımı getirilen ve kamulaştırma kararı alınan mekansal alanlarda, yapılaşması tamamlanmayan, inşa faaliyetleri henüz devam eden yapılar için öncelikle seviye tespitinin yapılarak, inşaatın durdurulmasının, kamusal maliyetin yersiz olarak artışının ve kaynak israfının önlenmesi açısından olumlu olduğu, öte yandan, önceki plan hükümleri esas alınarak düzenlenen ruhsat çerçevesinde inşasına başlanılan yapıların, süresi belirsiz bir biçimde faaliyetinin durdurulmasının, idari istikrar ve belirlilik ilkesine aykırı düşeceği gibi yapının tamamlanamaması nedeni ile edimlerini karşılıklı olarak yerine getirme borcu altında bulunan ilgililer açısından mağduriyete sebep olacağı açık ise de; inşası durdurulan yapıların akıbetinin, getirilen düzenleme ile kamulaştırmayı icra edecek kamu kuruluşunun 30 gün içerisinde vereceği görüşe kadar sınırlandırılması suretiyle, sözü edilen belirsizliğin bertaraf edildiği, bu nedenle, uyuşmazlık konusu fıkranın ilk iki cümlesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır .Dava konusu fıkranın son cümlesinde de imar mevzuatına aykırılık görülmemiştir.
Yönetmeliğin 66. maddesinin 1, 2, 5 ve 8. fıkraları haricindeki kısımları yönünden
Yönetmeliğin 66.maddesinin 10.fıkrasında (Değişik:RG-25/7/2019-30842)" Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. "düzenlemesiyle dava konusu Yönetmeliğin 2. Cümlesi yürürlükten kaldırıldığından 2. cümle yönünden dava konusuz kalmıştır.
5846 sayılı Yasanın 16.maddesinin değişik 3.fıkrası uyarınca proje müellifi mimarın özgün fikir ifade eden projeler yönünden eser sahibi olması nedeniyle manevi haklarının saklı bulunduğunun kabulü gerekmekte ise de maddi hakların devredilebileceği ,Yönetmelikte öngörülen mimari estetik komisyonunun imar mevzuatı yanında 5486 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerini de göz önünde bulundurarak çalışmalarını yürüteceği tabii olduğundan dava konusu düzenlemelerde imar mevzuatına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 13/06/2022 günlü, E:2021/2531, K:2022/2138 sayılı bozma kararı uyarınca davanın dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden reddi ,dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibareleri yönünden reddi ,dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı yönünden reddi , dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı yönünden reddi, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1.alt bendi harici kısımları yönünden; 19.maddenin 2. alt bendinde mülga olan cümle hakkında karar verilmesine yer olmadığına ,diğer kısımlar yönünden reddi ,dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20 sini aşamaz "plan kararı gerekmeden " ve plan değişikliği gerekmeksizin ibareleri haricindeki kısımları yönünden reddi ,dava konusu Yönetmeliğin 8.fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları yönünden;(c)ve (i) bentleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına ,diğer bentler yönünden reddi ,dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri yönünden; 22. Maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde taban alanına dahil edilmeyen kullanımların açık yüzme havuzu ve zemin terasları ibareleri yönünden iptali diğer ibareler yönünden reddi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) (c) bendi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, (e) bendinde "konutların zemin veya bodrum katlarında ..100m²si" ibareleri hakkında karar verilmesine yer olmadığı,"ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat "ibareleri yönünden reddi, 22. maddesinin (ğ) bendinden çıkarılan "bodrum veya zemin kattaki ...75 m²si " ibareleri hakkında karar verilmesine yer olmadığı ,"ticari amaç içermeyen ,ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım üniteleri "ibareleri yönünden reddi, 22. maddesinin 1.fıkrasının (h) bendinden çıkarılan "ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan otopark alanları" yönünden karar verilmesine yer olmadığı, " otopark alanları " ibaresi yönünden reddi, 22 .maddesinin 1.fıkrasının (ı) bendi yönünden reddi , (k) ve (I) bendi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 54. maddenin 8. fıkrasında mülga olan cümleler hakkında karar verilmesine yer olmadığı, ilk iki ve son cümle yönünden reddi, Yönetmeliğin 66. maddesinin 1, 2, 5 ve 8. fıkraları haricindeki kısımları yönünden; 66.maddesinin 10. fıkrasının ikinci cümlesi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, diğer fıkralar yönünden reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin öncelikle tümüyle, bu talebin kabul görmemesi halinde ise; 4. maddesinin 1. fıkrasının (ü) bendindeki "Eğitim tesisleri alanı" tanımındaki "özel" ibaresinin, (aa) bendindeki "Fenni mesul" tanımının, (uu) bendindeki "Kazı izni" tanımının, (yy) bendindeki "Konut alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendindeki "Konut alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (hhhh) bendindeki "Ticaret alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendindeki "Ticaret alanı" başlığı altındaki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ıııı) bendindeki "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendindeki düzenlemelerin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (ddd) bendindeki "Meydan" tanımının, (fff) bendindeki tanım ile 66. maddesindeki "Mimari estetik komisyonu" düzenlemelerinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (rrr) bendindeki "Sağlık tesisleri alanı" tanımının, (şşş) bendindeki "Sicil durum taahhütnamesi" tanımının, (vvv) bendinin 1. alt bendi ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendindeki "Stadyum" tanımlarının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendindeki "Spor ve oyun alanları" tanımının, 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "Parklar" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 4. maddesinin 1. fıkrasının (zzzz) bendindeki "Yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "Merkezi iş alanı" tanımının, 5. maddesinin 1. fıkrası ile 55. maddesinin 16. fıkrasının birinci cümlesindeki "mülkiyeti sorunlu" ibarelerinin, 5. maddesinin 8. ve 16. fıkrasının, 7. maddesinin 3. fıkrasının, 9. maddesinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin, 20. maddesinin 8. fıkrasının, 22. maddesinin, 28. maddesinin 1. fıkrasının, 54. maddesinin 7 ve 8. fıkralarının, 56. maddesinin 8. fıkrasının, 57. maddesinin 18, 19, 20, 21 ve 23. fıkralarının, 63. maddesinin, 64. maddesinin 12. fıkrasının, 68. maddesinin, 69. maddesinin 2 ve 5. fıkralarının iptali ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (j) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu, 4. maddesinin 1. fıkrasının (uu) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrası ile 55. maddesinin 16. fıkrasında yer alan "mülkiyeti sorunlu olan alanlarda" ibarelerinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2. alt bendinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinin "anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi gibi konut dışı hizmetler verilebilir." kısımlarının, 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde yer alan "...konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibarelerinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin 3 ve 4. alt bentlerinin, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinin, 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" kısmının ve 3. alt bendinin, 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı", (b) bendindeki "kapıcı dairelerinin" ibareleri ile (c) bendinin, 20. maddesinin 8. fıkrasında yer alan "açık yüzme havuzu" ibaresinin, 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "açık yüzme havuzu" ve "zemin terasları" ibarelerinin, (b) ve (ç) bendinin, (i) bendinde yer alan "silolar" ibaresinin, (j) ve (k) bendi ile (l) bendindeki "kat ve ara sahanlıkları dahil açık veya kapalı merdiven evi" ibaresi dışında kalan kısmının, 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, 54. maddesinin 8. fıkrasının "Yol ve teknik altyapı alanı"na ilişkin kısmının iptaline; 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "teras çatılar" ibaresi, (ç) bendindeki "her bir... 75 m²'si" ibareleri, (e) bendindeki "Konutların zemin veya bodrum katlarında.....100 m²'si" ibareleri, (f) bendi, (ğ) bendindeki "bodrum veya zemin kattaki....75 m²'si" ibareleri, (h) bendindeki "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan" ibareleri, (l) bendinde yer alan "2 metre genişliği geçmeyen kısımları....20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki...asgari ölçülerdeki...%50’si kadar yapılacak ilave" ibareleri yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; 4. maddesinin (ıııı) bendinde yer alan "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut karma kullanım alanları", (yy) bendindeki "Konut alanı", (ddd) bendindeki "meydan", (hhhh) bendindeki "Ticaret alanı", (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "Parklar" tanımları ile (ü) bendindeki "Eğitim tesisleri alanı" ve (rrr) bendindeki "Sağlık tesisleri alanı" tanımlarındaki "özel" ibareleri, (aa) bendindeki "Fenni mesul", (şşş) bendindeki "Sicil durum taahhütnamesi", (fff) bendindeki "Mimari estetik komisyonu" tanımları ile Yönetmeliğin 66. maddesinin 1, 2, 5 ve 8. fıkraları, 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvv) bendinin 1. alt bendindeki "Stadyum" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi, 4. maddesinin 1. fıkrasının (zzzz) bendindeki "Yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 4. alt bendi, 22. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendindeki "silolar" ibaresi dışındaki kısım, 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendinin yukarıda iptaline karar verilen düzenlemeleri dışındaki kısmı, 5. maddesinin 8. fıkrasının yukarıda iptaline karar verilen düzenlemeleri dışında kalan kısmı, 20. maddesinin 8. fıkrasının yukarıda iptaline karar verilen düzenlemeleri dışında kalan kısmı, 22. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d), (e), (ğ), (g), (h) bentleri ile (l) bendindeki "kat ve ara sahanlıkları dahil açık veya kapalı merdiven evi" ibaresi, 5. maddesinin 16. fıkrası, 7. maddesinin 3. fıkrası, 19. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi, 28. maddesinin 1. fıkrası, 54. maddesinin 7. fıkrası, 54. maddesinin 8. fıkrasının "Diğer kamusal alanlar"a ilişkin kısmı, 56. maddesinin 8. fıkrası, 57. maddesinin 18, 19, 20, 21 ve 23. fıkraları, 63. maddesi, 64. maddesinin 12. fıkrası, 68. maddesi, 69. maddesinin 2. fıkrası, 69. maddesinin 5. fıkrası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 13/06/2022 tarih ve E:2021/2813, K:2022/2138 sayılı kararıyla; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin dava konusu; 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi; 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibareleri; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısımları; 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 1. alt bendi haricindeki kısımları; 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları;- 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları; 22. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (ç), (e), (ğ), (h), (ı), (k) ve (l) bentleri; 54. maddesinin 8. fıkrası; 66. maddesinin 1, 2, 5 ve 8. fıkraları haricindeki kısımları yönünden bozulmasına; 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri yönünden değişik gerekçe ile onanmasına, temyize konu diğer düzenlemeleri yönünden onanmasına, bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin 3. fıkrasında, bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı kuralı yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı kurala bağlanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanmış ve (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün belirtileceği vurgulanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1. maddesinde, anılan Kanun'un, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıların anılan Kanun hükümlerine tabi olduğu; 3. maddesinde, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmasının mümkün olmadığı; 5. maddesinin son fıkrasında ise, Kanun'da adı geçen diğer tanımların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edileceği öngörülmüştür.
Anılan Kanun'un "Yönetmelik" başlıklı 44. maddesinin (I) fıkrasının (f) bendinde, imar planı yapımı ve değişiklikleriyle ilgili kriterlerin tespiti ve imarla ilgili diğer hususların; (b) bendinde, imar planlarında okul, ibadet yeri, sağlık, spor, sosyal ve kültürel tesisler ile kamu kuruluşlarının yapıları için ayrılacak yerler ve bu konu ile ilgili diğer hususların ve (i) bendinde, yerleşme alanlarıyla ilgili genel esasların Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca çıkarılacak Yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Dava konusu 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 4. maddesinin 1. fıkrasının (fff) bendindeki "Mimari estetik komisyonu" tanımı ile 66. maddesi yönünden;
1.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (fff) bendinde, "Mimari estetik komisyonu: Şehrin yöresel mimarisine ilişkin tespitleri yapan, meydan, yol, kaldırım, tabela, kent mobilyaları ve benzeri düzenlemelerdeki usullere ilişkin öneriler getiren, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine, umumi binaların fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz edip etmediğine karar veren komisyonu ... ifade eder." tanımına;
66. maddesinde ise, "(1) Bu Yönetmelik esaslarına göre kurulan komisyonun çalışma usul ve esasları idarece belirlenir.
(2) Komisyon beş uzmandan teşkil eder, salt çoğunlukla toplanır, kararlar oyçokluğu ile alınır.
(3) İlgili idareler, gerekmesi halinde ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurar. Komisyon idare bünyesindeki en az biri mimar olmak üzere inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı ve harita mühendisinden oluşur.
(4) Komisyonun gündemi ilgili idarece belirlenir ve Komisyon başkanı idare tarafından görevlendirilir.
(5) Komisyonca özgün fikir ifade etmediği karara bağlanan projelerde farklı bir müellif tarafından yapılacak değişikliklerde bütün sorumluluk değişiklik projesini yaptıranlar ve projeyi hazırlayan müelliflerde olmak üzere idarelerce ayrıca önceki müelliflerin görüşü aranmaz.
(6) Komisyon; organize sanayi bölge müdürlükleri hariç, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir belediyesinin 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunundan gelen yetkileri saklı kalmak kaydıyla ilçe belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde il, ilçe belediyeleri ve ilgili diğer idareler bünyesinde kurulur.
(7) Müdürlükler bünyesinde Valilik onayı ile oluşturulan komisyonlar görev yapar.
(8) Komisyonca özgün fikir ifade ettiği, ancak eserin bütünlüğünü bozmadığı ve estetik görünümünü değiştirmediği teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna mimari estetik komisyonu tarafından karar verilen değişiklikler müellifinin izni alınmaksızın yapılabilir. Bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücreti; proje sözleşmesinde belirlenen veya fatura edilen bedelin, sözleşmede belirlenmemesi veya fatura edilmemesi halinde ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda % 20’sini, inşaatı süren yapılarda ise % 15’ini geçemez.
(9) Kamu kurum ve kuruluşlarınca birbirinden farklı konut, eğitim, sağlık, güvenlik ve sanayi tesisi gibi yatırımlara ilişkin hazırlanan tip projelerin fikir ve sanat eseri telif hakkı, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna aittir.
(10) Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. Sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı takdirde, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca feragat ettiği varsayılır.
(11) Umumî binaların mimari estetik komisyonunca fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz ettiğine dair karar altına alınanları ile sanayi bölgelerindeki yapı ve tesislerde planda belirlenmemişse bu Yönetmelikte benzer binalar için yer verilenler dışında kalan iç ölçülere tabi olunması zorunlu değildir.
(12) Komisyon tarafından getirilecek kurallar engelliler ile ilgili erişilebilirlik standartlarına aykırı olamaz." düzenlemelerine yer verilmiştir.
1.2- Davacının İddiaları
Dava konusu Yönetmelik maddesinin ve dayanağı 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine eklenen (j) bendinin Anayasa'ya aykırılı olduğu, mimari projeler ve mimarlık eserlerinin fikri mülkiyet haklarının konusunu oluşturduğu ve bu kapsamda bulunduğu, bu düzenlemelerin 20/03/1883 tarihli Sınai Mülkiyet Haklarının Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi ile 09/09/1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi'ne aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
1.3- Davalı İdarenin Savunması
Yönetmelik düzenlemelerinin dayanak Kanun'a uygun olduğu, bu hükümler ile yapı ruhsatı düzenlenmesi (tadilat, ilave, yeniden gibi) aşamasında müellifler tarafından haklı bir gerekçe gösterilmeksizin yapı ruhsatında imzadan imtina etme gibi sık karşılaşılan sorunlara çözüm getirilerek inşaat sektöründeki kişi bazlı bürokratik tıkanıklıkların oluşmasının engellenmesi, müellifle mal sahibi arasında husumet bulunması gibi vatandaş açısından mağduriyete neden olabilecek durumların engellenmesi, özgün fikir ifade ederek sahibinin hususiyetini taşıyan eserlerde de tadilat ve güçlendirme gibi kamu yararına yapılacak değişiklikler için ise makul bir telif ücreti ödenerek ilk müellifin görüşü ve muvafakati alınmayarak can ve mal güvenliğine ilişkin tedbirlerin ivedi olarak alınmasının amaçlandığı, hükümlerin kamu yararı amacı taşıdığı, mimari estetik komisyonunda görevli uzmanlar tarafından zorunlu/gerekli proje değişikliklerinde, sahibinin hususiyetini taşıdığı ve dolayısıyla özgün fikir ifade ettiğine karar verilen mimari eserler için 5486 sayılı Kanun'daki hakların geçerli olduğu, fikri mülkiyet hakkının bütünüyle ortadan kaldırılarak kullanılmaz hale getirildiği iddiasının kabul edilebilir olmadığı, Anayasa'nın 13. maddesine uygun olduğu, Kanun'daki düzenleme ile fikri mülkiyet haklarının kullanılmaz hale getirilmesinin söz konusu olmadığı, sadece özgün fikir ifade edip etmediği şeklinde ölçülebilir bir kıstas getirildiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
1.5- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 3, 4, 6, 7, 9, 10, 11 ve 12. fıkraları yönünden;
3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesi uyarınca, ilgili idarelerin, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kuracağı hüküm altına alınmış olup ilgili idarelerin, gerekmesi halinde ilgili kamu kuruluşlarının da katılımıyla, uzmanlardan oluşan mimari estetik komisyonları kurabileceği, komisyonun idare bünyesindeki en az biri mimar olmak üzere inşaat mühendisi, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, şehir plancısı ve harita mühendisinden oluşacağına dair düzenlemede mimari estetik komisyonu görev tanımına uygun belirlenen düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmamıştır. Yine, ilgili idarelerce kurulan mimari estetik komisyonun gündeminin ilgili idarece belirlenmesinde ve Komisyon başkanının idare tarafından görevlendirilmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Komisyonun organize sanayi bölge müdürlükleri hariç, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri ve büyükşehir belediyesinin 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunundan gelen yetkileri saklı kalmak kaydıyla ilçe belediyeleri, büyükşehir olmayan illerde il, ilçe belediyeleri ve ilgili diğer idareler bünyesinde kurulmasında ve müdürlükler bünyesinde Valilik onayı ile oluşturulan komisyonların görev yapmasında da mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Kamu kurum ve kuruluşlarınca birbirinden farklı konut, eğitim, sağlık, güvenlik ve sanayi tesisi gibi yatırımlara ilişkin hazırlanan tip projelerin fikir ve sanat eseri telif hakkının, ilgili kamu kurum ve kuruluşuna ait olmasında da mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Umumî binaların mimari estetik komisyonunca fonksiyonu ve özelliği gereği farklılık arz ettiğine dair karar altına alınanları ile sanayi bölgelerindeki yapı ve tesislerde planda belirlenmemişse bu Yönetmelikte benzer binalar için yer verilenler dışında kalan iç ölçülere tabi olunmasının zorunlu olmamasında da mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Komisyon tarafından getirilecek kuralların engelliler ile ilgili erişilebilirlik standartlarına aykırı olamayacağına dair düzenleme 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun hükümlerine uygun olduğundan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 66. maddesinin 10. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında müellif ile akdedilen proje sözleşmesinde fikir ve sanat eseri telif hakkının devrine ilişkin hükmün yer alması zorunludur. Sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı takdirde, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından 5/12/1951 tarihli ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca feragat ettiği varsayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 18 maddesinde, mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu, 48. maddesinde, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebileceği, 52. maddesinde ise, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesinin gerektiği kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanunun "Vazgeçme" başlıklı 60. maddesinde ise, "Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden vakı tasarruflarını ihlal etmemek şartiyle, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı suretiyle vazgeçebilirler. Vazgeçme, ilan tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur." hükmü yer almıştır.
Yukarıda yer verilen Yasa hükümleri uyarınca, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine Yasa'yla tanınan mali bir hakkı belli bir amaçla ya da sınırlı veya sınırsız bir süre, içerik ve yerle bağlı bir sözleşme ile devredebileceği açık olup, söz konusu mali haklardan vazgeçmeleri önceki tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete'de ilanı şartlarına bağlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesi incelendiğinde, sözleşme olmadığı veya sözleşmede herhangi bir hükmün yer almadığı durumlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağı öngörülmüştür.
Davalı idarece söz konusu düzenlemenin amacının uygulamada yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi olduğu belirtilmekte ise de, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunan mali bir hakkın kullanımının, Yönetmelik ile engellenmesi ya da sınırlanmasının hukuken mümkün olmadığı açık olup, belli şartlarda, müellifin fikir ve sanat eseri telif hakkından feragat ettiğinin varsayılacağına ilişkin dava konusu düzenlemede üst hukuk normuna uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 3, 4, 6, 7, 9, 11 ve 12. fıkraları yönünde mevzuata aykırılık, 10. fıkrasında ise mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
2- Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (yy) bendindeki "Konut alanı" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi yönünden;
2.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (yy) bendinde, "Konut alanı: İmar planlarında konut kullanımına yönelik olarak planlanan ve ayrıca 19 uncu maddede belirtilen fonksiyonların da yer alabildiği alanları ... ifade eder." tanımına;
19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde ise, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
f) Konut alanı: Bu alanda;
1) İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut alanlarında bulunan parsellerin; zemin kat ve yol seviyesinde veya açığa çıkan bodrum katlarının yoldan cephe alan mekânlarında ya da binanın birinci katında veya bodrum katlarında zemin katta yer alan mekanla içten bağlantılı olan ve binanın ortak merdivenleri ile ilişkilendirilmeyen, getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacını karşılamak kaydıyla, gürültü ve kirlilik oluşturmayan ve imalâthane niteliğinde olmayan, gayrisıhhi özellik taşımayan, halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik dükkân, kuaför, terzi, eczane, anaokulu ve kreş ile gelişme alanları hariç; Sağlık Bakanlığınca aranan şartlar sağlanmak kaydıyla günübirlik sağlık hizmeti sunulan sağlık kabini, muayenehane, aile sağlığı merkezi, ağız ve diş sağlığı merkezi, diyaliz merkezi, acil servis içermeyen tıp merkezi, psikoteknik değerlendirme merkezi, üremeye yardımcı tedavi merkezi, fizik tedavi müessesesi, genetik hastalıklar tanı merkezi, evde bakım merkezi, işitme cihazı merkezi, ısmarlama protez ve ortez merkezi ve lokanta, pastane gibi konut dışı hizmetler verilebilir.
2) İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak; yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir. Konut alanlarında (1) numaralı alt bentte belirtilenler haricinde özel sağlık tesisi yapılabilmesi için uygulama imar planında bu amaçla değişiklik yapılarak konut kullanımından çıkarılması gerekir.
3) Konut alanlarında kalsa dahi parsellerin konut binası yapılıncaya kadar açık otopark, bahçe düzenlemesi ve peyzajı yapılarak kullandırılmasına ilgili idaresi yetkilidir.
4) Yol boyu ticaret olarak belirlenenler de dâhil konut alanlarında kalan parsellerin araç giriş çıkışından kaynaklanan trafik yükünü azaltmak amacıyla ve ilgili idareden geçit hakkı almak koşuluyla otopark olarak kullanılan bodrum katlarından plan kararı ile kamuya ait yer altı otoparkına araç giriş çıkışı verilebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
2.2- Davacının İddiaları
Konut alanında yapılabilecek tesisler arası farklılıklar uyum ve uyumsuzluk göz ardı edilerek planlamanın analiz çalışması ve kullanım kısıtları gibi bir takım bilimsel gerçeklik dışında farklı kullanım kararlarının planlama sürecinden geçirmeden doğrudan ruhsata esas uygulamaya bağlanmasının kentsel alan içerisinde güvenlik, ulaşım, çevre sorunlarına neden olacağı, imar planında konut kullanımına ayrılan mekânsal alanlarda, yol boyu ticaret bölgesi olarak teşekkül etme koşuluna bağlı olarak, müstakil olarak "yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi ve özel eğitim tesisi" gibi yapıların yapımına imkan tanınmasının ve her biri Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarına yer verilmesinin konut kullanımı ile bağdaşmasının mümkün olmadığı, bu düzenlemelerin bütün olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'na aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
2.3- Davalı İdarenin Savunması
Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısıyla bu yönde düzenleme yapılmasının istendiği, mevzuatın paydaşı olan ilgili sektör ve meslek mensuplarından müteşekkil komisyon tarafından ele alınarak sonucunda Bakanlıkça da uygun bulunduğu, bu kullanımların halkın günlük ihtiyacının karşılanması, otopark ihtiyacının çözümlenmesi, trafik yükünün azaltılması, peyzaj, bahçe düzenlemesi, günübirlik sağlık hizmetinin sunulması, yurt, anaokulu hizmetlerinin karşılanması gibi hizmetlerin yerine getirilmesi için ilgili idare meclisi kararı, ilgili kamu kurumunun belirlediği standartların sağlanması gerektiği, geçit hakkı alınması gerektiği gibi bir takım şartlara bağlandığı, söz konusu konut alanlarında belirtilen kullanımlara ilişkin koşulların yerine getirilmesi aşamasında ilgili idare tarafından göz önünde bulundurulması gereken tedbirlerin alınması ve bu koşulların sağlanması gerektiğinden iptal talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
2.5 - Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendi yönünden;
3194 sayılı İmar Kanununun 3. maddesinde; "Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun 5. maddesinde de, nazım imar planı, "halihazır haritalar üzerine çizilen ve ticaret, sanayi, konut gibi bölgelerle iskan bakımından yoğun veya seyrek bölgeleri ve iskana elverişli, iskana elverişli olmayan veya iskana izin verilmeyen bölgeleri, topoğrafik özelliklerden faydalanma konularını, ulaşım sistemlerini ve bu gibi ana hatları göstermek suretiyle arazi parçalarının kullanma şekillerini belirleyen planlar," uygulama imar planları ise, "varsa kadastral durumu da işlenmiş halihazır haritaların üzerine nazım plan esaslarına göre çizilen ve yol, yapı adası ve muhtelif bölgelerin detayları ile inşaat nizamlarını ve uygulama için gerekli bilgileri içeren planlar." olarak tanımlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu düzenlemeler ile " İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüşü alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak" koşullarına bağlı olarak bu alanda " yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi" yapımına imkan tanınmaktadır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara karşılık gelen, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden farklı olan kullanımların, yer seçimi kararlarının imar planı kapsamında ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Bu doğrultuda, bu nitelikteki kullanımlara imar planı kararı bulunmaksızın konut fonksiyonu içerisinde yer verilmesi imar mevzuatı uyarınca mümkün görülmemektedir.
Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan kullanım kararlarına yer verilmesi ve konut kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan söz konusu kullanımlara imar planı kararı bulunmaksızın yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanununa uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinde yer alan " İlgili idare meclisince yol boyu ticaret olarak teşekkül ettiği karar altına alınan konut kullanımına ayrılan parsellerde ilgili kamu kurumunun belirlediği standartları sağlamak ve uygun görüş alınmak ve ayrıca getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacı karşılanmak kaydıyla müstakil olarak; yurt, anaokulu, aile sağlığı merkezi, kreş, ticari katlı otopark binaları ile gelişme alanları haricinde özel sağlık tesisi, özel eğitim tesisi ve yapılabilir. hükmünün iptaline, kalan kısımları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 3 ve 4. alt bentleri yönünden;
3194 sayılı İmar Kanununda "Konut alanlarında kalsa dahi parsellerin konut binası yapılıncaya kadar açık otopark, bahçe düzenlemesi ve peyzajı yapılarak kullandırılmasına" engel bir hüküm bulunmadığından, ilgili idaresince bu amaçla kullanılmasına izin verebilmesine dair düzenlemede mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yol boyu ticaret olarak belirlenenler de dâhil konut alanlarında kalan parsellerin araç giriş çıkışından kaynaklanan trafik yükünü azaltmak amacıyla ve ilgili idareden geçit hakkı almak koşuluyla otopark olarak kullanılan bodrum katlarından plan kararı ile kamuya ait yer altı otoparkına araç giriş çıkışı verilebilmesine dair düzenlemede de mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin 2. cümlesi ile 3 ve 4. alt bentleri yönünden davanın reddine, 2. alt bendinin 1. cümlesinin ise iptaline karar verilmiştir.
3- Yönetmeliğin 4. maddesinin (ıııı) bendinde yer alan "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut" karma kullanım alanları tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi yönünden;
3.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin (ıııı) bendinde, "Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanları... ifade eder." tanımına;
19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde ise, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
ğ) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;
1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. İmar planında bu oran belirlenmemiş ise, konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz.
2) Bu alanlarda ayrıca plan kararı gerekmeden gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.
3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır.
4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen plan değişikliği gerektirmeksizin yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir. Ancak bu durumda, karma kullanımın bir alanı dikkate alınarak yapılacak uygulama karma kullanımın diğer alanına göre gerekli koşullara aykırılık teşkil etmemesi gerekir.", düzenlemelerine yer verilmiştir.
3.2- Davacının İddiaları
Konut alanlarında, ticaret alanlarında ve karma kullanım alanlarında her şey yapılabilir duruma getirildiği, imar planı kararlarıyla arazi kullanım kararlarının getirilmesine gerek kalmadığı, bu durumun alt merkez oluşumunu önleyici bir durum yarattığı, planlarda yer alacak nüfus hesaplarını etkileyeceği, alan kullanımlarında çok çeşitliliğin kentin taşıma kapasitesi ile plan nüfusunun karşılaştırılması ve yaşayacak nüfusa yeterli ve gerekli donatı alanlarının hesabının yapılmasında sorun oluşturacağı, karma kullanımlar içerisinde yer verilen "konut" kullanımının, hitap ettiği kent nüfusunun niteliği gereği, sosyal ve teknik altyapı alanlarına olan ihtiyacının, ticaret ve turizm kullanım türlerine göre nitelik ve nicelik olarak farklılaştığı hususunda duraksama bulunmadığı, planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden bu kullanım kararının, karma kullanım kararları içerisinde kapsayacağı emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesinin zorunlu olduğu, konut alanlarının ihtiyaç duyduğu sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesinin ancak bu takdirde mümkün olabileceği,
Her iki Yönetmelik de İmar Kanunu dayanak alınarak çıkarılmasına karşın, bu düzenlemede konut kullanımları için öngörülen %20'lik emsal oranının, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde %30 olarak gösterildiği, her iki Yönetmelik hükmünün birbiri ile çeliştiği, konut kullanımının, karma kullanım içerisinde yer alan diğer fonksiyonlardan farklı olarak sosyal donatı ve teknik altyapı ihtiyacı bulunmasına rağmen, konut kullanımının, karma kullanım içerisinde en fazla emsal değerinin belirlenmesine yönelik getirilen %20 oranının, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin ilgili maddesi ile çelişkili olması nedeni ile hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
3.3- Davalı İdarenin Savunması
Sözü edilen her iki Yönetmeliğin konuya ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'ndeki %30 hükmünün; "imar planlarında karma kullanımlarda önerilebilecek maksimum konut yapılaşma alanının veya emsalin" ne olacağına yönelik bir hüküm olmadığı; imar planı hazırlanırken plan bölgesinde, nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının büyüklüklerinin hesaplanmasında esas alınan bir kabule karşılık geldiği ve bu çerçevede planlama alanındaki nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının belirtilen bu oran dâhilinde mevcut plan kararları ile karşılanıp karşılanmadığının ortaya konulabilmesi için bir değerlendirme ölçütü olduğu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'ndeki %20 hükmünün ise karma kullanımlı parsellerde "planların uygulanmasında" konut alanı için esas alınacak "emsal değerinin" belirlenmesine yönelik bir hüküm olduğu, bahsi geçen hükümlerin birbiriyle ilintili olduğu, ancak farklı durumlara karşılık geldikleri, karma kullanımlar için oran belirtilmemiş imar planlarında konut kullanım oranının en fazla %30 olacağı varsayımı ile uygulama yapılması durumunda; parseldeki nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının, planda "konut kullanım oranının, parselin yüz ölçümü olarak en fazla %30'unun varsayıldığı durum için karşılanmış olduğunun ortaya konulması kaydıyla, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde belirtilen "emsal oranının" esas alınabileceği; karma kullanım içeren ancak bu koşulları sağlamayan imar planları için ise, imar planı değişikliği yapılarak bu tür parsellerdeki kullanım oranlarının net olarak belirlenmesi ve konut kullanımının öngördüğü nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının planda gösterilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
3.5- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden;
Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarının, "Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlar" olarak tanımlanmasında mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarında plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesinin, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesinde de imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanlarında, "ayrıca plan kararı gerekmeden gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir." hükmünün "plan kararı gerekmeden" ibaresi Dairemiz kararı ile iptaline karar verilmiş ve bu karar İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onanmıştır. Bahse konu alanda yukarıda belirtilen kullanımların yer alabilmesi için imar planı kararı gerekeceği açık olup düzenlemede bu haliyle mevzuata aykırılık bulunmadığından düzenlemenin kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olmasında da imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
"Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen plan değişikliği gerektirmeksizin yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir. Ancak bu durumda, karma kullanımın bir alanı dikkate alınarak yapılacak uygulama karma kullanımın diğer alanına göre gerekli koşullara aykırılık teşkil etmemesi gerekir." düzenlemesinin "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibaresi Dairemiz kararı ile iptaline karar verilmiş ve bu karar İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile onanmıştır. Bahse konu alanda yukarıda belirtilen kullanımların yer alabilmesi için imar planı kararı gerekeceği açık olup düzenlemede bu haliyle mevzuata aykırılık bulunmadığından düzenlemenin kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
4- Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (zzzz) bendindeki "Yüksek nitelikli konut (rezidans)" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;
4.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (zzzz) bendinde, "Yüksek nitelikli konut (rezidans): En az konut şartlarını sağlayan; resepsiyon, güvenlik ve günlük temizlik servisi mekânlarının bulunduğu, sağlık hizmetleri, kuru temizleme, çamaşırhane, taşıma, yemek ve alışveriş servisi hizmetleri ile spor salonu ve yüzme havuzu gibi hizmetlerinin verilebildiği birden fazla bağımsız bölümü ihtiva eden 19 uncu maddede belirtilen yerlerde yapılabilen konut binalarını... ifade eder." tanımına;
19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ise, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
a) Merkezi iş alanı: Yönetimle ilgili idari tesis alanları, iş hanı, çarşı, çok katlı mağaza, banka gibi ticaret ve finans tesis alanları, turizm tesis alanları, sosyal kültürel tesis alanları, ibadet yerleri, park ve benzeri yeşil alanlar, spor alanları kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları, kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları ile bu alanlara hizmet verecek benzeri alanlar ve plan kararı ile rezidans alanı ayrılır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
4.2- Davacının İddiaları
Söz konusu konut kullanımı plan kararları ile oluşturulabilen bir kullanım olduğundan imar planı kararını ortadan kaldırmak amacı ile Yönetmeliğe dâhil edilmesinin resmi bir belgede kullanım kararı ile sosyo-ekonomik bir sınıfın tariflenmesine neden olduğu, bunun Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu, karma kullanım niteliği yönetim şekli vb. gibi farklılıklar içerse de aynı nitelikteki yerleşmeler arasında değer tespitinde haksız rekabet oluşturma riski içerdiği, 19. maddede yer alan merkezi iş alanı kullanımlarının içerisinde konut faaliyeti sayılmamış olmakla beraber rezidans alanı ayrılabilmesinin donatı alanları açısından yetersizlik oluşturabileceği, rezidans tanımı ile sosyal ayrıştırmanın mevzuata girdiği, anayasal güvencede olmasına rağmen fiilen sağlanamayan fırsat eşitliğinin yerine fırsat eşitsizliğinin imar mevzuatı aracılığıyla resmen tanındığı ve meşrulaştırıldığı, yüksek nitelikli konut alanları tanımının ilgili Kanun'da yer almayan bir ifade olduğu, kent bütününde nasıl bir ayrışmaya neden olacağı ve ayrılıkçı bir ifade olması ve en az konut şartlarını sağlayan ifade ile neyi tarif ettiğinin belli olmaması (fiziki vs.) nedeniyle ilgili mevzuatlara ve eşitlikçi hükümlere aykırı bir hüküm olduğu, hâlbuki plan ve plan lejantlarının ilgili mevzuatlara göre tüm analizler sonucunda önerilen arazi kullanım kararları belirtmesi gerektiği, merkezi iş alanı tanımında plan değişikliğine gerek kalmadan özel eğitim ve özel sağlık tesisi yapılabilmesinin önünün açıldığı, bu durumun, bu alanların planlanmasında gereken asgari standartların sağlanmasına engel olacağı, özel sektör tarafından yapılan eğitim ve sağlık tesislerinin kamusal bir nitelik taşımaması nedeniyle kamusal hizmet alanlarından ayrı değerlendirilmesi gerektiği, bir yerleşmenin ihtiyacı olan eğitim ve sağlık hizmetlerinin büyük bir kısmının özel kuruluşlarca sağlanmasına ilgili Bakanlık veya kamu kuruluşunca izin verilmesi halinde, ücretsiz devlet eliyle eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşım hakkının ne şekilde karşılanacağına yönelik bir düzenlemenin bulunmadığı, Anayasa'da belirlenen eğitim ve sağlık haklarına erişim engellediğinden, düzenlemenin, Anayasa'nın 42 ve 56. maddelerine aykırılık oluşturduğu ileri sürülmüştür.
4.3- Davalı İdarenin Savunması
Yüksek nitelikli konutların, günümüz dünyasında çağımızın gerektirdiği yüksek çalışma temposunda ve kısıtlı zaman imkânında insanların yaşadığı konut alanında günlük temizlik, kuru temizleme, çamaşırhane, spor salonu gibi hizmetlere kolay erişimini sağladığı, şehirlerdeki hızlı nüfus artışı ve teknolojiye bağlı olarak değişen ve gelişen yaşam koşulları ile ortaya çıkan gereklilik için yüksek konforlu, erişilebilir, teknolojik kapsamlı yaşam alanlarının hepsini birden aynı kullanım alanında sunarak insan hayatına pratiklik, hız, dinamiklik, kolaylık getiren ve toplumun gelir düzeyi skalası birbirinden farklı sosyal kesimlerinde ilgi ve rağbet bularak arz/talep gören kaçınılmaz bir gerçek olduğu, eşitlik ilkesine aykırı ve toplumda sosyal ayrışmalara neden olmadığı, İmar Kanunu'nda yer almayan ancak pratik hayatta mekânsal planlama esaslarına uygun olarak belirlenmiş alanlarda inşa edilen birçok mekân kullanımına ilişkin tanım ve açıklamaların, anılan Kanun'un yerleşme ve yapılaşmaya ilişkin ikincil mevzuatında mevcut olduğu, "merkezi iş alanlarında" özel ya da kamu sektörü tarafından yapılacak eğitim ve sağlık tesislerine ilişkin saptanacak asgari standartların, doğrudan plan kararı ile belirleneceğinden davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
4.4- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait eğitim ve sağlık tesisleri alanları" ibareleri yönünden;
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde merkezi iş alanları, çalışma alanları kapsamında değerlendirilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde ise özel ya da kamu sektörü tarafından yapılan eğitim tesis alanları sosyal alt yapı alanları arasında sayılmıştır.
Her biri Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği eki plan gösterimlerinde ayrı lejantlarla gösterilen, farklı fonksiyonlara tekabül eden, ulaşım başta olmak üzere sosyal ve teknik altyapıya getireceği yük birbirinden çok farklı olan ve çalışma alanı kullanımı ile bağdaşması mümkün olmayan eğitim tesis alanı kullanımının merkezi iş alanlarında yer verilmesinde 3194 sayılı İmar Kanunu'na uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları" ibaresinde mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
5- Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendinin 2. alt bendindeki "Parklar" tanımı ile 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden;
5.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (vvvv) bendinin 2. alt bendinde, "Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve rekreaktif alanları toplamını (Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.), 19 uncu maddede yer alan işlevleri ve yapılaşma koşullarını içeren yeşil alanlar;
...
2) Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19 uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları... ifade eder." tanımına;
19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde ise, "(1) Bu Yönetmelikte tanımlanan kullanım alanlarına ilişkin yapılaşma koşulları aşağıdaki gibidir:
...
c) Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;
1) Açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye,
2) 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo,
3) Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark,
4) 10.000 m2 üzerindeki parklarda, açık alanları dâhil taban alanları, (2) numaralı alt bentte belirtilenler de dâhil toplamda %3’ü geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini aşmayan mescit ile trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu,
yapılabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
5.2- Davacının İddiaları
Park tanımının doğal alan olması gereken parkları, inşa edilmiş bir yapının terası konumuna dönüştürdüğü, deprem anı ve sonrası toplanma alanı olacak parkların güvenli sığınaklar olması durumunun ortadan kaldırıldığı, park alanlarında izin verilen birçok yapının, parkların doğal alan olmaktan uzaklaşmasına yol açacağı, neredeyse ağaç dikecek alanın kalmayacağı, bu tanımla getirilen yapı yoğunluğunun ve kullanım çeşitliliği ile parkların amacına yönelik kullanım niteliğinin tamamen ortadan kaldırıldığı, park alanları içinde toprak zemin altında kalmak üzere kapalı otopark yapılmasına izin verilmesi halinde parkların üzerinde mevcut ağaç dokusunun korunmasının mümkün olmayacağı, büyük kentlerde kısa süreli yağışlarda yaşanan sel felaketlerinin toprağın üstünün ve altının betonlaştırılması nedeniyle yaşandığı, park, meydan gibi kamusal alanların betonlaştırılmasından kaçınılması gerektiği,
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin üçüncü fıkrasında, sosyal altyapı niteliğinde olan bu kullanımların öngörülen hizmetler dışında başka maksatlar için kullanımının amir hükümle yasaklandığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği eliyle sosyal ve teknik alt yapı alanları için sayısal standartların planlama alanı içerisinde yer alan bu kullanımların zeminde fiilen varlığını koruması gerektiği, "otopark" kullanımının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde teknik alt yapı alanları içerisinde sayıldığı, park kullanımından ayrı bir lejant gösterimine sahip olduğu, herhangi bir ayırıma yer verilmeyerek hem park hem otopark kullanımına aynı alanda yer verilmesinin bu anlamda karmaşaya sebebiyet vereceği,
Park alanlarında yapılmasına izin verilen trafoların da otopark alanları gibi Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde teknik alt yapı alanları içerisinde yer aldığı, ayrı bir lejant gösterimine sahip olduğu, büyük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının nazım ve uygulama imar planı ölçeğinde, küçük alan kullanımı gerektiren trafo kullanımlarının ise uygulama imar planında mekansal kullanımının gösterilmesinin mevzuat gereği zorunlu olduğu, İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi İle İlgili Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Kamu Tesisleri Arsalarına Tahsis" başlıklı 12. maddesi uyarınca, trafo alanlarının kamu ortaklık payından karşılanması gerektiği, "trafo" alanlarının, kural olarak düzenleme ortaklık payından karşılanan "park" alanları içerisinde yapılabilmesi hususunun edinim yöntemleri ve mülkiyet hukuku yönünden de hukuka aykırı olduğu,
1000 m2 üzeri park alanlarında "...1 katı, h=4,50 m.'yi ve taban alanı kat sayısı toplamda 0,03'ü geçmemek, hafif yapı malzemelerinden yapılmak kaydıyla; çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi..." yapılmasına izin verildiği, bu kullanımların park alanlarının asli fonksiyonundan uzaklaşması sonucunu doğurabileceği ileri sürülmüştür.
5.3- Davalı İdarenin Savunması
Yönetmelik hükümleri ile park alanlarında eğlenme, dinlenme, ibadet, oyun, piknik, güvenlik, olası sağlık sorunlarına karşı ambulans istasyonu gibi toplumun yeşil alanlarda vakit geçirirken gereksinim duyacağı fonksiyonların ve asgari konfor şartlarının sağlanması ve bunlardan yararlanması için yapılmasına izin verilen yapıların tamamının, belediye encümeni kararına ve asgari yapılaşma koşullarında (taban alanı, yükseklik, metrekare gibi değerlerin sınırlı tutulması, yeterli derinlik gibi koşullara bağlı tutulması) birtakım sınırlamalara uyulmak koşuluyla yapılabileceği, yeşil alanların ve parkların, mekânsal planlamaya karşılık gelen kullanım aralığında da yukarıda belirtilen asgari ve temel gereksinim ve konfor koşullarının bu mekânlarda da sağlanmasının gereği ve esası ele alındığından, belli koşullara dayandırılarak madde kapsamında yapılmasına müsaade edilen asgari ve temel kullanımlarla, bahse konu sosyal ve teknik altyapı fonksiyonlarının ilgili mekânsal planlama mevzuatı kapsamında taşıması gereken temel kullanımlarını ve gösterim tekniklerini ortadan kaldırmasının söz konusu olamayacağı,
İmar planında yeşil alan olarak ayrılan parsellerde halkın günlük ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik ve civarın karakterine göre bulunması gereken kullanımların yeşil alanın fonksiyonu ve ölçeği ile kullanıcı niteliğine göre farklılık arz edeceğinden izin verilen yapıların madde hükmünde belirtilen yapılaşma şartlarını sağlamak kaydıyla sayısının ve büyüklüğünün belirlenmesi hususunun idarenin takdirine bırakıldığı ve bu sayılan hususların belediye encümeni kararı alınması aşamasında halihazırda göz önüne alınması gerektiği, Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrasında Yönetmeliğin alan kullanım tanımlarında belirtilen işlevlerin imar planlarında daraltılabileceği ancak genişletilemeyeceği ifade edildiğinden, yeşil alanlarda yer alacak kullanımlara ilişkin plan kararı alınmasının önünde bir engelin bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
5.4- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1 ve 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmına yönelik olarak;
1. alt bent yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde yer alan, park alanları içerisinde yapımı mümkün olan; açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye gibi yapıların, tanımı gereği kentte yaşayanların dinlenme ihtiyaçları için ayrılan park alanlarının ayrılmaz bir parçası olduğundan, bunların, park tanımı içerisinde, park ile bütün olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, kullanıcıların ihtiyaçlarının karşılanması açısından kamu yararına yönelik olarak tesis edildiği anlaşılan park alanları içerisinde açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola ve kameriye yapılmasına yönelik düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış olup; mevzuat gereği park alanlarını oluşturmakla yükümlü olan idarelerin, park içinde bu kullanımlardan hangilerine, ne ölçülerde yer verileceğini, parkın büyüklüğü ve kullanıcıların ihtiyaçlarını gözeterek belirleyeceği de açıktır.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmı yönünden;
Park alanları içerisinde, bu kullanım ile bütünleşik biçimde, parkı kullananların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla çeşitli tesislerin yapımının mümkün olduğu açık olmakla birlikte, parkların orantısız bir şekilde daraltılmasının önlenmesi amacıyla, bu yapıların yer alabileceği park alanları ile söz konusu yapıların, park içerisinde kaplayacakları alana yönelik somut kriterlerin ortaya konulması gerekmektedir.
Uyuşmazlık bu açıdan incelendiğinde, dava konusu düzenleme ile parklarda çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi gibi tesislerin yer alabilmesi öngörülmüş olmakla birlikte, bu tesislerin yapımı ancak belli yapılaşma koşulları ile 1000 m² ve üzeri park alanlarında mümkün kılınmıştır.
Bu doğrultuda, Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendi uyarınca, park alanlarında yapılması mümkün olan çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesine yönelik somut kriterlerin oluşturulduğundan dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibareleri haricindeki kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
6- Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrası yönünden;
6.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında, "(8) 22 nci maddeyle veya ilgili idarelerin imar yönetmelikleri ile getirilebilecek emsal harici tüm alanların toplamı; parselin toplam emsale esas alanının % 30’unu aşamaz. Ancak; 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik gereğince yapılması zorunlu olan, korunumlu ya da korunumsuz normal merdiven dışındaki yangın merdiveninin asgari ölçülerdeki alanı, konferans, spor, sinema ve tiyatro salonları gibi özellik arz eden umumi yapılarda düzenlenmesi zorunlu olan boşluklar ile binaların bodrum katlarında yapılan;
a) Zorunlu otopark alanlarının 2 katı,
b) Sığınak, asansör boşlukları, bacalar, şaftlar, ışıklıklar, ısı ve tesisat merkezi, su deposu, enerji odası, kömürlükler ve kapıcı dairelerinin ilgili mevzuat, standart ya da bu Yönetmeliğe göre hesap edilen asgari alanları,
c) Konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının % 10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının % 50’sini aşmayan depo amaçlı eklentiler,
ç) Ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilatın konutlarda 100 m2’si, konut dışı yapılarda 200 m2’si,
d) Bütün cepheleri tamamen gömülü olmak ve ortak alan niteliğinde olmak kaydıyla; otopark alanları ve 22 nci maddede belirtilen tamamen gömülü ortak alanlar,
bu hesaba dâhil edilmeksizin emsal haricidir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
6.2- Davacının İddiaları
İmar planlarının hazırlığı ve onanması sürecinde, emsal değerlerinin brüt yapı yoğunluğu üzerinden esas alındığı, bu fıkrada yer verilen emsal dışı alanların toplamda yaklaşık olarak emsal alanının %50 artışına sebep olabileceği düşünülürse, bu düzenlemenin kentlerimizin genel sorunlarından biri olan açık alan yoksunluğunun ve yapılar arasındaki yetersiz boşluğun arkasındaki en önemli nedenlerden birinin artarak devamı anlamına geldiği,
İmar planları ile emsal hesaplarının uyarlılığının sağlanması ve emsal dışı alanların ciddi anlamda düşürülmesi gerektiği, emsal harici alanların, emsale dâhil alanların %30'u ile sınırlandırılmış gibi görünmekle birlikte, hemen ardından bodrum katlarda yapılacak otopark, mescit vb. alanlardan emsale dâhil edilmeyecek bölümlerin yeniden tariflenerek emsal dışı alanlarda artış sağlandığı, katlar alanı hesabına dâhil edilemeyen kullanımların oldukça geniş tutulduğu, yapı inşaat alanlarının giderek artan bölümlerinin Yönetmelik hükmü veya plan notları/hükümleriyle emsal harici bırakılmasının planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, planlarla oluşacak yapı stokunun kentsel altyapı ile ilişkisinin belirsiz hale geleceği, su, kanalizasyon, doğalgaz, yeşil alan, sosyal servisler gibi kentsel altyapıların sunum düzeyleri, bu altyapıları kullanacak nüfusla ilişkili olarak planlandığı için imar planlarını hazırlayan plancıların ve onaylayan kurumların plana göre dört kat hacmi olacak yapılaşmayı ve bu yapıları kullanacak nüfusu, planların hazırlanma ve onay aşamalarında öngörmelerinin mümkün olmayacağı,
Böyle bir yaklaşımda planlamanın, kamu kaynaklarının hesaba dayalı olarak optimal (ekonomik) kullanılması olarak tanımlanabilecek en temel işlevinin ortadan kalkmış olacağı, İmar Kanunu'nun 5. maddesine göre yapı yoğunluğunun nazım imar planı ve uygulama imar planı ile belirlenmesine karşın, dava konusu edilen Yönetmelik maddesiyle, imar planında belirlenen emsalin çok üzerinde inşaat yapılmasına olanak tanınmasının nazım ve uygulama imar planlarının yapı yoğunluğunu belirleme işlevlerinin ortadan kaldırılması anlamına geleceği ileri sürülmüştür.
6.3- Davalı İdarenin Savunması
Uyuşmazlık konusu hüküm ile ülke genelinde uygulanmak ve idarelerce değiştirilmemek üzere ortak bir oran getirilerek, yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkan imar planıyla ya da idare yönetmelikleriyle inşaat emsallerinin örtülü bir şekilde artırılmasına son verilerek, uygulama birlikteliği sağlandığı, idarelere %30 sınırı içinde kalmak kaydıyla balkon, kat bahçesi, çatı terası vb. ihtiyaç farklılıklarına göre o yörenin mimari proje ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kentsel standartlara uygun emsal harici alanları belirleme imkânı tanınarak yöreye özgü yapılaşma koşullarının oluşturulmasının amaçlandığı, bodrum katlarda yapılan ortak alan niteliğindeki sığınak, mescit ve diğer zorunlu müştemilatların yalnızca asgari alanlarının %30 hesabına dâhil olmaksızın emsal harici tutulması öngörülerek uygulamada sıklıkla karşılaşılan, bu alanların suiistimale konu edilmesi ve öngörülmeyen emsal artışlarına sebebiyet verilmesinin engellendiği, bütün cepheleri tamamen gömülü olan bina cephelerinde ilave kat görünümüne neden olmayan bodrum katlarda yapılan ortak alan otoparkların emsal harici tutularak otopark yapımının teşvikinin amaçlandığı, bu nedenlerle iptal talebinin reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
6.4 - Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden;
Yukarıda belirtilen düzenlemelerde yer verilen, bodrum katlarında yapılan zorunlu otopark alanlarının 2 katı ile depo amaçlı eklentilerin nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, bu kullanımların emsal hesabı dışında tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Kaldı ki, zorunlu otopark alanlarının sadece 2 katı ve depo amaçlı eklentilerin konut kullanımlı bağımsız bölüm net alanının %10’unu, ticari kullanımlı bağımsız bölüm net alanının ise %50’sini aşmayan kısmı öngörülmek suretiyle, söz konusu alanların emsal haricinde değerlendirilecek kısımlarına sınırlama getirilmiş olup, bu haliyle imar mevzuatına aykırı bir yönünün de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
7- Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrası yönünden;
7.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasında, "(8) Taban alanına dâhil edilmeyecek kullanımlar;
a) Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler,
b) Bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %10’unu geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu,
c) Bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %10’unu aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları,
ç) Çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri,
d) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan, asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi,
e) Asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar,
f) Ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi,
g) Akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar,
ğ) Güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları,
h) Açık otoparklar,
ı) Giriş saçakları (markizler),
i) Tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları." düzenlemelerine yer verilmiştir.
7.2- Davacının İddiaları
Taban alanı hesabına kanopi, kameriye, pergola gibi kullanımlar dâhil edilmeyerek kullanımlar ve/veya limitlerinin artırıldığı, dolayısıyla TAKS-KAKS miktarlarının görünmez biçimde yükseltildiği ileri sürülmüştür.
7.3- Davalı İdarenin Savunması
Yapılan düzenleme ile kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu kullanımlarının taban alanına dâhil edilmeyecek kısmının, bahçe alanının %20'si ile sınırlandırıldığı, bahçe alanının sosyal ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılabilmesine imkân tanındığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
7.5 - Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendi haricindeki kısımları yönünden;
Taban alanına dahil edilmeyecek kullanımlar Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasında sayılmıştır. Bunlar, "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler, bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu, c) Bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %10’unu aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları, ç) Çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri, d) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi, e) Asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; f) Ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; g) Akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; ğ) Güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; h) Açık otoparklar, ı) Giriş saçakları (markizler), i) Tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları"dır.
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata olmasa da, yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirdiği gibi yapı yoğunluğuna sebebiyet veren zemin teraslarının emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği gibi taban alanı hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu bend hükmünde mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinde imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır.
Taban alanı hesabından ayrık tutulan "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan, asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi; asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; açık otoparklar; giriş saçakları (markizler) ve tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları"nın kapalı alan kullanımı getirmediği, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından bu alanların taban alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığından dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentlerinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
8- Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesi yönünden;
8.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinde, "(1) 5 inci maddenin sekizinci fıkrasında belirtilen esaslar dâhilinde;
a) Taban alanına dâhil edilmeyen kullanımlar,
b) Son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar ve çatı bahçeleri,
c) Üstü sökülür-takılır hafif malzeme ile kenarları rüzgâr kesici cam panellerle kapatılmış olsa dahi açık oturma yerleri,
ç) Bu Yönetmelikte öngörülen asgari sayıda her bir kapıcı dairesinin 75 m2’si,
d) Atrium ve galeri boşlukları,
e) Konutların zemin veya bodrum katlarında, ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilatın 100 m2’si,
f) Konut dışı kullanımlarda, ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilatın 200 m2’si,
g) Bina için gerekli minimum sığınak alanı,
ğ) Ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin toplam 75 m²’si,
h) Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan otopark alanları,
ı) Yapı yüksekliği 60.50 metreden fazla olan binalar ile özelliği gereği tesisat katı oluşturulması zorunlu binalarda sadece tesisat için oluşturulan tesisat katları,
i) Bina veya tesise ait olan ısıtma, soğutma, havalandırma sistemleri ve enerji verimliliği sistemlerinin bulunduğu alanlar, arıtma tesisi, yakıt ve su depoları, silolar, trafolar, jeneratör, ısı merkezi, enerji odası, kömürlük, eşanjör ve hidrofor bölümleri,
j) Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, yola cephesi bulunmayan bodrum katlarında yer alan; tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan, bir bağımsız bölümün eklentisi veya parçası olmayan, ticari amaç içermeyen, yapı yaklaşma sınırı içinde kalan ve 500 m2’yi aşmayacak şekilde düzenlenen ortak alan niteliğindeki; jimnastik salonu, oyun ve hobi odaları, yüzme havuzu, sauna gibi sosyal tesis, spor birimleri ve depolar,
k) Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, yola cephesi bulunmayan bodrum katlarında yer alan, bina cephelerinde ilave kat görünümüne neden olmayan ve tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan; konut kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının % 10’unu aşmayan depo amaçlı eklentiler, ticari kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının % 50’sini aşmayan depo amaçlı eklentiler,
l) Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmaların 2 metre genişliğini geçmeyen kısımları, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, 20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilave, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkların asgari ölçülerdeki kısımları,
katlar alanına dâhil edilmez." düzenlemelerine yer verilmiştir.
8.2- Davacının İddiaları
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrası ile ilgili ileri sürülen iddialarla aynıdır.
8.3- Davalı İdarenin Savunması
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrası ile ilgili yapılan savunma ile aynıdır.
8.4- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d), (g), (i) ve (j) bentleri haricindeki bentleri yönünden;
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasında belirtilen esaslar dahilinde, taban alanına dahil edilmeyen kullanımların katlar alanına da dahil edilmeyeceği düzenlenmiştir.
Taban alanına dahil edilmeyen kullanımlar Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasında sayılmıştır: "a) Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; b) bağımsız bölüm olarak düzenlenmeyen veya bağımsız bölümün eklentisi niteliği taşımayan, yapının ana taşıyıcı sistemleri ile bütünleşik olmayan, bahçe alanının %20’sini geçmeyen; kameriye, pergola, sundurma, açık yüzme ve süs havuzu, c) Bağlantılı olduğu bağımsız bölümün veya bulunduğu katın brüt alanının %10’unu aşmayan üstü açık veya sökülür-takılır hafif malzeme ile örtülü zemin terasları, ç) Çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri, d) Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi, e) Asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; f) Ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; g) Akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; ğ) Güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; h) Açık otoparklar, ı) Giriş saçakları (markizler), i) Tamamen toprağın altında kalan; su sarnıcı, gri su toplama havuzu, otopark, sığınak ve tesisat hacimleri, yakıt ve su depoları".
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) ve (c) bentleri yönünden;
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata olmasa da, yapı bütünlüğü içinde ortak alan kullanımı olarak yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet veren açık yüzme havuzu ve zemin teraslarının emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, emsal alanı hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendi yönünden imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden;
Taban alanı ve dolayısıyla emsal hesabından ayrık tutulan "Tabii zemin veya tesviye edilmiş zemin seviyesindeki veya bu seviyenin altındaki avlular, iç bahçeler; çevre düzenlemesi ve güvenliği için yapılan bahçe duvarı, istinat duvarları, 6 m²’yi geçmeyen kontrol veya bekçi kulübeleri; Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin gerekli gördüğü, normal merdiven haricinde kaçış yolu içerisinde yer alan, asgari ölçülerde ve adetlerde yapılan merdiven evi; asgari ölçülerdeki; temele kadar inen asansör boşlukları, ışıklıklar, çöp ve atık ayrıştırma bacaları, hava bacaları, şaftlar; ana yapının dışında kalan; binaya ait arıtma tesisi ve trafolar, jeneratör, yağmur suyu toplama havuzu, evsel atık ve geri dönüşüm hazneleri, ısı merkezi; akaryakıt pompaları ve taşıyıcıları hariç olmak üzere kanopiler ve arkatlar; güneş panellerinin temel ve kaidesi haricindeki kısımları; açık otoparklar ve giriş saçakları (markizler)"nın kapalı alan kullanımı getirmediği, kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından bu alanların katlar alanı hesabına dahil edilmemesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığından dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden imar mevzuatına aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan bu bent yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi "Son katın üzerindeki ortak alan teras çatılar ve çatı bahçeleri" yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle bentteki düzenlemelerden çıkarılan "teras çatılar" ibaresi yönünden davanın konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin "Son katın üzerindeki ortak alan çatı bahçeleri" yönünden;
Yönetmeliğin 4.maddesinin (p) bendinde, çatı bahçesi, "Teras çatılarda, çakıl, toprak, çim ve benzeri doğal örtüler ile kaplanarak iklime uygun bitkilendirilebilen, yapının görünüşlerini ve bulunduğu çevrenin siluetini bozmayacak ve çatı sınırlarını aşmayacak şekilde oluşturulan bahçeler," olarak tanımlanmıştır.
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, bend hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi "Bu Yönetmelikte öngörülen asgari sayıda her bir kapıcı dairesinin 75 m²'si" yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle (ç) bendinden çıkarılan "her bir.....75 m²'si" ibareleri yönünden davanın konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi "Bu Yönetmelikte öngörülen asgari sayıda kapıcı dairesi" yönünden;
Kapıcı dairelerinin tıpkı yapının diğer bağımsız bölümleri gibi en az konut şartlarını taşıması gereken, teknik ve altyapı alanı gereksiniminin duyulduğu yaşam alanları olduğu, nitelik olarak yapının diğer kapalı kullanım alanlarından farkının bulunmadığı,
İmar parseli içinde kapalı alan kullanımı sağlandığı, ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımın, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, tamamının ya da bir kısmının alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşıldığından bent hükmünde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi "Konutların zemin veya bodrum katlarında ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilatın 100 m²'si" yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle (e) bendinden çıkarılan "Konutların zemin veya bodrum katlarında.....100 m²'si" ibareleri yönünden davanın konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi "ortak alan niteliğindeki mescit ve müştemilat" yönünden;
Bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi "Ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım ünitelerinin 75 m²'si" yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle, (ğ) bendinden çıkarılan "bodrum veya zemin kattaki....75 m²'si" ibareleri yönünden davanın konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi "Ticari amaç içermeyen ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanları ve çocuk bakım üniteleri" yönünden;
Bir yapıda "ticari amaç içermeyen, bodrum veya zemin kattaki ortak alan niteliğindeki çocuk oyun alanlarının ve çocuk bakım ünitelerinin" bulunmasının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, söz konusu kullanımların nüfus yoğunluğunu arttırdığından bahsedilemeyeceği, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararı ile kıyaslandığında kabul edilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan otopark alanları" yönünden;
30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle, (h) bendinden çıkarılan "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan" ibareleri yönünden davanın konusuz kalmıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi "otopark alanları" yönünden;
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirmekten ziyade faydasının bulunduğu, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi "Yapı yüksekliği 60.50 metreden fazla olan binalar ile özelliği gereği tesisat katı oluşturulması zorunlu binalarda sadece tesisat için oluşturulan tesisat katları" yönünden;
Kural olarak imal edilecek yapılarda bulunması zorunlu da olan bu bölümlerin varlığının, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi "Bütün cepheleri tamamen toprağın altında kalan bodrum katları ile kısmen açıkta kalan, yola cephesi bulunmayan bodrum katlarında yer alan, bina cephelerinde ilave kat görünümüne neden olmayan ve tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan; konut kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının %10’unu aşmayan depo amaçlı eklentiler, ticari kullanımlı bağımsız bölümün bağımsız bölüm bürüt alanının %50’sini aşmayan depo amaçlı eklentiler" yönünden;
İmar parseli içinde tek başına bağımsız bölüm oluşturmayan bağımsız bölümün eklentisi olarak imal edilen, teknik ve sosyal altyapı alanlarına yük getirici bir yönünün bulunmadığı, nüfus yoğunluğunu artırmadığı, artan yapı yoğunluğunun ise sağladığı kamu yararına nispeten önemsiz kaldığı anlaşıldığından düzenlemenin bu kısmında imar mevzuatına aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi, "Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmaların 2 metre genişliğini geçmeyen kısımları, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, 20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilave, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkların asgari ölçülerdeki kısımları," ibaresinden 30.09.2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle "2 metre genişliği geçmeyen kısımları....20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki...asgari ölçülerdeki...%50’si kadar yapılacak ilave," ibaresi çıkarıldığından bu ibare yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
"Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, ......, tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları," ibareleri yönünden;
İmar parseli içinde bağımsız bölüme veya kata kapalı alan kullanımı sağlandığı ayrıca yapı ve nüfus yoğunluğuna sebebiyet vereceği açık olan söz konusu kullanımların, emsal hesabında değerlendirilmesi gerektiği, alan hesabına dahil edilmemesini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşılmakta olup bend hükmünde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu edilen düzenlemenin "20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilavenin" katlar alanına dâhil edilmeyeceğine yönelik düzenleme de 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle, "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evinin" katlar alanına dâhil edilmeyeceği şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu düzenleme incelendiğinde, "kat ve ara sahanlıkları dâhil asgari ölçülerdeki açık veya kapalı merdiven evine bu alanın %50’si kadar yapılacak ilave" hükmü ile değişik hali olan "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" hükmünün birbirinden farklı olduğu, ilkinde merdiven evine yapılacak ilavenin katlar alanına dahil edilmeyeceği düzenlenmiş iken sonraki halinde merdiven evinin kendisinin katlar alanına dahil edilmeyeceğinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle, "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" yönünden hüküm kurulmamıştır.
9- Dava konusu Yönetmeliğin 54. maddesinin 8. fıkrası yönünden;
9.1- Dava Konusu Düzenlemeler
Dava konusu Yönetmeliğin 54. maddesinin 8. fıkrasında, "(8) 1.Uygulama imar planı değişikliği ile yolda veya teknik altyapı alanlarında kalan ve kamulaştırma kararı alınan ruhsatlı yapılarda seviye tespiti yapılarak inşaat derhal durdurulur. 2.Bu yapılarla ilgili yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni işlemleri, kamulaştırmayı gerçekleştirecek kamu kuruluşunun en geç otuz gün içinde, yürürlükteki plana ve kamulaştırma gerekçesine göre vereceği görüş doğrultusunda sonuçlandırılır. 3.Yapılan uygulama imar planı değişikliği ile kamulaştırmaya konu diğer alanlarda kalan yapılarda ise derhal ilgili idarece seviye tespiti yapılır ve ilgilisine tebliğ edilir. 4.Kamulaştırma kararı alınıncaya kadar ilgilisinin talebi ve seviye tespitinin üzerindeki imalatlar için kamulaştırma bedeli istenmeyeceğine dair taahhütname alınarak, tapuya şerh düşülmesi kaydıyla ruhsat eki projelerine göre tamamlanmasına izin verilir. 5.Bu yapılarda ruhsat yenilemesi veya kısmi kullanma izni veya yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi kamulaştırma işlemlerini durdurmaz. 6.Ancak kamulaştırma yapılırken seviye tespitinin üzerinde yapılan kısımlar için kamulaştırma bedeli ödenmez. 7.Bu yapılara uygulama imar planı değişikliği yapıldığı tarihten sonra hiçbir surette kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilemez. 8.Bu yapılardan ruhsatı süre nedeniyle hükümsüz hale gelenlerde de bu fıkra hükmü uygulanır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
9.2- Davacının İddiaları
Mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmadığı halde sadece "seviye tespiti"ne hukuki bir değer atfedilerek, tespitten sonra yapılacak imalatlara kamulaştırma bedelinin ödenmeyeceğinin belirtildiği, oysa ki, icrai, bireysel ve zorlayıcı bir işlemle desteklenmediği sürece seviye tespitinin, tek başına ilgililer hakkında hak ve mükellefiyet doğurmasının beklenemeyeceği, imar planı değişikliği ile sonradan kamusal kullanıma ayrılmasına karşın, sonuçta taşınmaz üzerinde önceki imar planı kararları doğrultusunda ve usulüne uygun olarak alınan ruhsat ve eki projelere göre bütünüyle yasal olarak inşa edilmiş arza tabi bir yapı bulunduğu, bu yönüyle, yasal olduğu sürece ister seviye tespitinden önce, isterse seviye tespitinden sonra imal edilsin, ortada Anayasa'nın amir hükümleri ile tanımlanan, mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde Kamulaştırma Kanunu gereği bedeli ödenmesi gereken bir hak bulunduğu, mülkiyet hakkının açıkça ihlali niteliğindeki düzenlemenin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı,
Kaldı ki, seviye tespitinin yapıldığı anda mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmaması, dolayısı ile hukuki durum hakkında tapuya şerh verilmesi söz konusu olmadığından, yapıyı sonradan cebri, kazai ya da özel hukuk hükümlerine istinaden edinebilecek (aleniyetin sağlanamadığı) üçüncü kişiler yönünden mülkiyet hakkının ne şekilde korunacağının da fıkra hükmünde cevapsız kaldığı,
Uyuşmazlık konusu düzenlemenin altıncı cümlesinde "Bu yapılara... kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilemez." hükmüne yer verilerek, plan değişikliği ile diğer kamusal alanlara ayrılan yapılar için, ilgililer yönünden Kanun'da tanımlanmayan bir kısıtlamaya yer verildiği, halbuki birden fazla bağımsız bölüm ihtiva eden yapılar için kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulması imkanının 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 1. maddesi ile sağlandığı ileri sürülmüştür.
9.3- Davalı İdarenin Savunması
İmar planları ya da imar planı değişikliklerinin düzenleyici idari işlemler olduğu, kesinleşip yürürlüğe girdikleri anda hukuki sonuç doğurdukları, bir parseldeki ruhsat alınmış inşaatı devam eden bir yapıda plan değişikliği yapılarak parselin kullanım kararının umumi hizmetlere ait bir alana dönüştürülmesi halinde, bu parselin nihai olarak umumi hizmete yönelik bir işleve dönüştürüleceği açık olduğundan, yapının yapıldığı kadarı ile müktesep hakkının olduğu, yapılmayan kısmı için sırf ruhsat alınmış olması nedeniyle müktesep hak oluşturmayacağı,
Yönetmelik maddesi ile bu durumdaki yapıların kamulaştırma yapılıncaya kadar ruhsat eki projelerine göre tamamlanıp kullanılmasına izin verilmiş olmakla birlikte, plan değişikliğinden sonra fiili olarak gerçekleşmemiş olsa bile hukuki olarak maliki olmadığı bir parsel üzerinde tasarrufta bulunmaya yönelik mülkiyet hakkından bahsedilemeyeceği düşünüldüğünde, yapı sahibince yapılmaya devam olunan yapıda plan değişikliğinden sonra yapılan kısım için kamulaştırma bedeli ödenmesinin hukuka uygun olmadığı, bu durumun da ancak seviye tespiti ile belirlenebileceği,
Kamu eline geçecek bir parselin kamulaştırma yapılıncaya kadar kullanılmasına izin verilmesinin, izin verilen kişiyi hukuki olarak parsel maliki yapmayacağından, bu yapılarda mülkiyete konu bir işlem olan kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulamamasının mülkiyet hakkını ortadan kaldırdığı iddiasının da mesnetsiz olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
9.5- Dairemizin Hukuki Değerlendirmesi
"Yol ve teknik altyapı alanı"na ilişkin olarak;
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin verdiği yetkiye istinaden, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları kural olarak bedelini nakden ve peşin ödemek suretiyle kamulaştırmaları mümkündür.
Arsa ve arazi mülkiyeti kamulaştırmalarında, arza bağlı olan yapı ve diğer muhdesatın da doğal olarak kamulaştırılması söz konusu olduğundan, idareler yönünden çoğu zaman kamusal kullanıma özgülenemeyecek muhdesat için gereksiz kamulaştırma maliyeti doğmaktadır.
Bu nedenle, plan değişikliği suretiyle kamusal alan kullanımı getirilen ve kamulaştırma kararı alınan mekansal alanlarda, yapılaşması tamamlanmayan, inşa faaliyetleri henüz devam eden yapılar için öncelikle seviye tespitinin yapılarak, inşaatın durdurulması, kamusal maliyetin yersiz olarak artışının ve kaynak israfının önlenmesi açısından olumludur.
Öte yandan, önceki plan hükümleri esas alınarak düzenlenen ruhsat çerçevesinde inşasına başlanılan yapıların, süresi belirsiz bir biçimde faaliyetinin durdurulmasının, idari istikrar ve belirlilik ilkesine aykırı düşeceği gibi yapının tamamlanamaması nedeni ile edimlerini karşılıklı olarak yerine getirme borcu altında bulunan ilgililer açısından mağduriyete sebep olacağı açık ise de, inşası durdurulan yapıların akıbetinin, getirilen düzenleme ile kamulaştırmayı icra edecek kamu kuruluşunun 30 gün içerisinde vereceği görüşe kadar sınırlandırılması suretiyle, sözü edilen belirsizlik bertaraf edilmiştir.
Bu yapılardan ruhsatı süre nedeniyle hükümsüz hale gelenlerde de bu fıkra hükmünün uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu yapılara uygulama imar planı değişikliği yapıldığı tarihten sonra hiçbir surette kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilememesinde de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu nedenle, uyuşmazlık konusu fıkranın 1, 2 ve 8. cümlesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
"Diğer kamusal alanlar"a ilişkin olarak;
Uyuşmazlık konusu hükümde, mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmadığı halde bizatihi "seviye tespiti"ne hukuki bir değer atfedilerek, tespitten sonra yapılacak imalatlara kamulaştırma bedelinin ödenmeyeceğinin belirtildiği, oysa, icrai, bireysel ve zorlayıcı bir işlemle desteklenmediği sürece seviye tespitinin, tek başına ilgililer hakkında hak ve mükellefiyet doğurması beklenemez.
Plan değişikliği ile sonradan kamusal kullanıma ayrılmasına karşın, sonuçta taşınmaz üzerinde önceki imar planı kararları doğrultusunda ve usulüne uygun olarak alınan ruhsat ve eki projelere göre bütünüyle yasal olarak inşa edilmiş arza tabi bir yapı bulunmaktadır.
Bu yönüyle, yasal olduğu sürece ister seviye tespitinden önce, isterse seviye tespitinden sonra imal edilsin, ortada Anayasa'nın amir hükümleri ile tanımlanan, mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde Kamulaştırma Kanunu gereği bedeli ödenmesi gereken bir hak bulunduğu hususunda duraksama bulunmadığından ve kazanılmış hakkı bulunan bu yapılara uygulama imar planı değişikliği yapıldığı tarihten sonra hiçbir surette kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilememesinin mülkiyet hakkının açıkça ihlali niteliğinde olduğundan düzenlemenin bu kısımlarında imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, seviye tespitinin yapıldığı anda mevcut bir kamulaştırma kararı bulunmaması, dolayısı ile hukuki durumun tapuya şerh verilmesi söz konusu olmadığından, yapıyı sonradan cebri, kazai ya da özel hukuk hükümlerine istinaden edinebilecek (aleniyetin sağlanamadığı) üçüncü kişiler yönünden mülkiyet hakkının ne şekilde korunacağı da fıkra hükmünde cevapsız kalmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu fıkranın 3., 4., 5., 6. ve 7. cümlelerinde imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu Yönetmeliğin 66. maddesinin 3, 4, 6, 7, 9, 11 ve 12. fıkraları yönünden davanın reddine, 10. fıkrasının ise iptaline,
2. Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 2. alt bendinin 2. cümlesi ile 3 ve 4. alt bentleri yönünden davanın reddine, 2. alt bendinin 1. cümlesinin ise iptaline,
3. Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin "konut kullanımı emsale konu alanın % 20’sini aşamaz", "plan kararı gerekmeden" ve "plan değişikliği gerektirmeksizin" ibareleri haricindeki kısımları yönünden davanın reddine,
4. Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki "kamuya ve özel sektöre ait teknik altyapı tesis alanları" ibaresinin iptaline,
5. Dava konusu Yönetmeliğin 19. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendi ile 2. alt bendinin "ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo" ibaresi haricindeki kısımları yönünden davanın reddine,
6. Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasının (a) bendindeki "2 katı" ibaresi ile (c) bendi yönünden davanın reddine,
7. Dava konusu Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (c) bendinin iptaline, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri yönünden davanın reddine, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan bu kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
8. Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin, taban alanına dahil edilmeyen Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendine dair kısmının, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümünün "Sökülür-takılır-katlanır cam panellerle kapatılmış olanlar dâhil olmak üzere balkonlar ve açık çıkmalar, kat bahçe ve terasları, iç bahçeler, ..., tek bağımsız bölümlü konutlar hariç; bina giriş holleri ile kat holleri ve asansör önü sahanlıkları" ibarelerinin iptaline; Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin taban alanına dahil edilmeyen Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (b) bendindeki "açık yüzme havuzu" ibaresi ile (c) bendi dışında kalan kısımları (Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (a), (ç), (d), (e), (f), (g), (ğ), (h) ve (ı) bentleri) yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinin konusuz kalan kısım dışında kalan bölümü yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ı) ve (k) bentleri yönünden davanın reddine, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmeliğin 20. maddesinin 8. fıkrasının (i) bendi yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan bu bent yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendindeki "teras çatılar" ibaresi yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendindeki "her bir ... 75 m²'si" yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi "Konutların zemin veya bodrum katlarında .... 100 m²'si" yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi "bodrum veya zemin kattaki .... 75 m²'si" yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendi "Ticari amacı olmayan ve yapı için hesaplanan en az otopark alanının iki katını geçmeyen bodrum katlarda yapılanlar ile tamamen gömülü olan ve ortak alan niteliğinde olan ...." yönünden, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendindeki "2 metre genişliği geçmeyen kısımları....20 nci maddenin sekizinci fıkrasının (d) bendi haricindeki...asgari ölçülerdeki...%50’si kadar yapılacak ilave," ibaresi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendine eklenen "kat ve ara sahanlıkları dâhil açık veya kapalı merdiven evi" yönünden hüküm kurulmamasına,
9. Dava konusu Yönetmeliğin 54. maddesinin 8. fıkrasının 3, 4, 5, 6. ve 7. cümlelerinin iptaline, 1, 2 ve 8. cümleleri yönünden ise davanın reddine,
10. Uyuşmazlığın sonuç olarak dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı ile sonuçlanması, İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla bozulan Dairemizin 03/02/2021 tarihli, E:2017/4840, K:2021/1114 sayılı dava konusu işlemin kısmen iptali, davanın kısmen reddi yolunda verilen kararda yargılama giderleri hakkında hüküm kurulması ve yeni verilen kararın sonucu değiştirmemesi nedeniyle bu konuda (taraflar lehine hükmedilen vekalet ücreti de dahil olmak üzere) yeniden hüküm kurulmamasına,
11. Temyiz aşamasında yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idareden tahsili ile davacıya verilmesine, kalan ...-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına,
12. Davalı idare tarafından yapılan ...-TL posta giderinin yarısı olan ...-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalı idareye verilmesine, kalan tutarın davalı idare üzerinde bırakılmasına,
13. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
14. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!