Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6359 E. , 2023/7336 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/6359
Karar No : 2023/7336
DAVACILAR : 1- … 2- …
…
7- … 8- …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …- …
2- …Genel Müdürlüğü - …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile bu karar uyarınca "Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan proje revizyonu nedeniyle yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan taşınmazların, 2942 sayılı Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğünün …tarihli, …sayılı kararlarının, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …sayılı parsel yönünden iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Dava konusu otoyol projesindeki değişiklik nedeniyle, üzerinde davacılara ait yapının bulunduğu 456 m2'lik taşınmazın 113,82 m2'lik kısmının kamulaştırılmasına karar verildiği, bu nedenle taşınmaz üzerinde bulunan yapının yıkılacağı, bunun ölçülülük ilkesine aykırı olduğu; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ekindeki proje güzergahı incelendiğinde acele kamulaştırmanın hangi ada, parsel numaralı taşınmazları kapsadığının belirtilmediği, bu durumda dava konusu taşınmaz açısından usulüne uygun olarak alınmış bir Bakanlar Kurulu Kararı olduğunun kabul edilemeyeceği ve bu kararda planlanan yol güzergahında dava konusu taşınmazın bulunmadığı; 2013 yılında alınan Bakanlar Kurulu Kararının üzerinden 8 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra, 2021 yılında yapılan güzergah değişikliğine istinaden dava konusu taşınmazın kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü kararının alındığı göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda acelelik halinin bulunmadığının açık olduğu; yıkılacak olan binanın bedelinin, kamulaştırma işlemi kapsamında ödenmesinin maliyeye getirdiği yük değerlendirildiğinde, işlemde kamu yararının bulunmadığının anlaşıldığı; dava konusu taşınmazı da kapsayan, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarihli, …sayılı kararıyla uygun bulunan, dayanak 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının …İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği; Ortahisar Belediye Meclisinin …tarihli, …sayılı, Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisinin …tarihli, …sayılı kararlarıyla uygun bulunan 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planının iptali istemiyle de kendilerince dava açılacağı; hukuka aykırı olan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından; usule ilişkin olarak, davanın süresi içinde açılıp açılmadığı hususunun re'sen değerlendirilmesi, süresi içinde açılmadığının tespiti halinde davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, proje revizyonu kapsamında kalan kesime ilişkin onaylı imar planı bulunduğundan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kamu yararı kararı ve Bakan onayı alınmasına gerek duyulmadan kamulaştırma işlemlerinin başlanmasına ilişkin dava konusu Karayolları Genel Müdürlüğü kararının alındığı; dava konusu Bakanlar Kurulu Kararına istinaden, … Asliye Hukuk Mahkemesinin E: … sayılı dosyası üzerinden acele el koyma davası açıldığı; davacılara ait 456 m2'lik taşınmazın 113,82 m2'lik kamulaştırılan kısmının yol ve yol emniyet alanında, geri kalan kısmının ise imar planında kısmen park, kısmen konut alanında kaldığı; Trabzon Şehir Geçişi Kanunu Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Yenicuma 2 Kavşağı ... Bağlantı Yolu Kavşak Kolu kesimine ilişkin olarak açılmış bir davanın bulunmadığı; dava konusu taşınmazın, projede, ... Caddesi Bağlantı Kavşağı üzerinde kaldığı, ... Caddesi bağlantısı gerekli olduğundan bu kısmın projeye daha sonra eklendiği ve dava konusu parselin, yol inşaat ve emniyet sahası tesis edilmesi amacıyla kamulaştırıldığı; özellikle yol güzergahı üzerinde bulunan taşınmazların çok hissedarlı olduğu ve bu taşınmazların tapu kayıtlarında takyidatların bulunduğu hallerde, olağan kamulaştırma prosedürünün tamamlanmasının çok uzun zaman aldığı, bu nedenle yol yapım bütünlüğünün sağlanamadığı, dolayısıyla işin önem ve özelliğini kaybetmemesi ve kamunun, gecikme nedeniyle uğraması muhtemel kayıplarının engellenmesi için acele kamulaştırma usulünün tercih edildiği; Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 22. maddesi uyarınca, Genel Müdürlüğün, görev alanına giren her türlü karayolu yapımı, geliştirilmesi, çevresinin korunması ve düzenlenmesi ve/veya tesislerin yapımı için gerekli taşınmazları kamulaştırma yetkisine sahip olduğu, dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasının da Karayolları Genel Müdürlüğünün yapmakla yükümlü olduğu kamu hizmetinin bir gereği olduğu; proje güzergahının titizlikle yapılan etüt çalışamaları sonucunda, tamamen kamu yararı gözetilerek belirlendiği; dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemlerden 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarına ilişkin olarak alındığı; 06/07/2021 tarihli, 79523 sayılı, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, Boztepe, Esentepe ve davacının taşınmazının da bulunduğu Gazipaşa Mahallelerindeki bazı taşınmazların ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü kararında ise, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında proje revizyonu yapıldığının belirtildiği ve ek kamulaştırma işlemlerinin anılan proje revizyonuna dayandırıldığı; bununla birlikte, davacılar tarafından, dava dilekçesinde, taşınmazlarının, 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan güzergah haritası kapsamında bulunmadığının; davalı idareler tarafından ise, cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın ... Caddesi bağlantı kavşak kolunda kaldığının ve anılan bağlantı gerekli olduğundan, bu kısmın projeye sonradan eklendiğinin ifade edildiği göz önünde bulundurulduğunda; dava konusu taşınmazın, 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer verilen güzergah kapsamında kalıp kalmadığı hususu ara karar ile davalı idarelerden sorularak, ara karar cevapları değerlendirildikten sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava "Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla ekli haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların" Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile bu karar uyarınca "Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan proje revizyonu nedeniyle yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan, Trabzon ili, Ortahisar İlçesi, Boztepe, Gazipaşa ve Esentepe mahalleleri sınırları içerisinde bulunan taşınmazların" ek kamulaştırılmasını konu alan Karayolları Genel Müdürlüğü'nün ... tarihli ... sayılı kararlarının, "Trabzon ili, Ortahisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel" sayılı taşınmazlar yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Anayasa’nın 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Numaralı Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde, "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Bu husus Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıyla da ortaya konulmuştur.
Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde bu olağan kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
Öte yandan Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Taşınmazın mülkiyetinin kamu hizmetini yürütecek olan idareye geçmesine ilişkin Kamulaştırma Kanununun 3. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca yapılan (olağan) kamulaştırma ile mülkiyetin malikin üzerinde kalmasına rağmen taşınmaza el konularak kullanımının idareye geçmesine ilişkin Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma işlemi aynı taşınmaza ilişkin olsa da farklı işlemlerdir. İdare doğrudan olağan kamulaştırma yapabileceği gibi olağanüstü bazı durumlarda önce acele kamulaştırma işlemi tesis edip sonra kamulaştırma işlemini tamamlayabilir. Acele kamulaştırma ile taşınmaza el" konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukuk mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Taşınmazın maliki, taşınmazına el konulması üzerine acele kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açabileceği gibi asliye hukuk mahkemesinde açılan dava üzerine olağan kamulaştırmaya dönüşen işlemin iptali istemiyle de ayrıca dava açabilir.
Dolayısıyla acele kamulaştırma bir kamulaştırma usulü olmayıp kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması ve mülkiyetin idareye geçmesine kadar taşınmaza el konularak kullanım hakkının idareye geçmesini sağlayan bir işlemdir. Nitekim Cumhurbaşkanınca kamulaştırma kararı değil kamulaştırmayı yapacak olan idarenin istemi üzerine "acelelik" kararı alınmaktadır. Bu nedenle acele kamulaştırma ve kamulaştırma işlemlerinin yargı denetimi de farklı olacaktır. Kamulaştırma işleminin kamu yararına ve kanunlarda belirtilen hükümlere ve kamulaştırma usulüne uygun olup olmadığı yönünden değerlendirilmesi gerekirken acele kamulaştırma işleminde acelelik durumunun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu itibarla kamu yararının bulunmadığı kamulaştırma işlemlerinde acelelik durumunun olmadığı açık olmakla birlikte kamu yararı bulunan işlemlerde her zaman acelelik halinin bulunmadığı, olağan kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesiyle kamu yararının gerçekleşebileceği tabidir.
Hukuk devletinde idarenin, acele kamulaştırma işlemi tesis edebilmesi için, olağanüstü durumlar karşısında, kamulaştırmaya konu taşınmaza daha acil olarak ihtiyaç duyması, idarenin anılan taşınmazı bir an önce kullanmaya başlamaya muhtaç olması, bir başka ifadeyle, üstün kamu yararının gerçekleşebilmesi için olağan usulden ayrılmasının zorunlu olması gerekir.
Bu doğrultuda, Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde, olağan dışı hallerde, belli şartların varlığına bağlı olarak, kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden, idarenin, kamulaştırılan taşınmaza el koymasına izin verilmiş ve acele kamulaştırma olağanüstü ve istisnai bir yöntem olarak düzenlenmiştir. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Burada malik lehine olağan kamulaştırmada getirilen usule ilişkin güvenceler bertaraf edilmekte ve taşınmazın mülkiyeti geçmeden, idareye, taşınmazı el koyarak kullanma, ondan yararlanma ve üzerinde birtakım tasarrufta bulunma yetkisi verilmektedir. Bu işlem, malikin mülkiyet hakkını kısıtlayan bir sonuç doğuracağından, taşınmaza el konulmasında amaçlanan kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasındaki dengenin korunması ve bu kapsamda acelelik halinin değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
Yukarıda içeriği yazılı Kanun'un 27. maddesinde üç durumda acele kamulaştırma ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmış olup üç durumdan biri olan "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak haller" kapsamında tesis edilen dava konusu işlemin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle acele kamulaştırma, istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartların idarece ortaya konulup konulmadığı değerlendirilmelidir.
Uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazın kamulaştırılan kısmının imar planında yol ve yol emniyet alanında kaldığı , kamulaştırmaların tamamlanmasının uzun zaman alması nedeniyle yol yapım bütünlüğünün sağlanması amacıyla yol inşaat ve emniyet sahası yapımı için acele kamulaştırma kararının alındığı taşınmazın bir an önce kullanılması zorunluluğunun doğduğu, dolayısıyla acelelik halinin bulunduğu açıktır.
Açıklanan nedenlerle, acele kamulaştırmayı gerektiren koşulların bulunduğu sonucuna ulaşıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Anılan karar uyarınca, Karayolları Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı kararıyla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan proje revizyonu nedeniyle yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, ... , ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan bazı taşınmazların, bu kesime ait onaylı imar planı bulunduğundan, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla, bu karar uyarınca alınan Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarihli, 79523 sayılı kararının, Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. Maddesinin dava konusu Bakanlar Kurulu kararının tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan şeklinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu bağlamda idarelerin, mevzuat gereği yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir.
Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır.
Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin başvurusu üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Bakanlar Kurulunca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı, el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı sağlamakta, tescile ilişkin karar verilmediğinden tapuda mülkiyetin el değiştirmesi sonucunu doğurmamaktadır.
Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır.
Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.
Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM; Ali Ekber Akyol ve diğerleri, 16/2/2017 tarihli, başvuru no: 2015/17451 kararı)
Acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır.
Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir.
Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; 28/01/2013 tarihli, 2013/4267 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı Km: 0+000.00-19+294,73 arasında yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla karar eki haritada gösterilen güzergahta bulunan taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verildiği; daha sonra, belirtilen güzergahta Km:7+716.00-8+179.00 ve 8+808.00-9+433.00 arasında yapılan Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Proje Revizyonu nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün 06/07/2021 tarihli, 79523 sayılı kararıyla, yol yapım ve emniyet sahası olarak ihtiyaç duyulan Trabzon İli, Ortahisar İlçesi, ... , ... ve ... Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bazı taşınmazların, bu kesime ait onaylı imar planı bulunduğundan, kamu yararı kararı ve Bakan onayı alınmaksızın, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 6. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ek kamulaştırılması işlemlerine başlanılmasına karar verildiği; davalı idareler tarafından, dava konusu taşınmazın, projede, ... Caddesi Bağlantı Kavşağı kolunda kaldığının ve Trabzon Şehir Geçişi Kanunu Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları Yenicuma 2 Kavşağı ... Bağlantı Yolu Kavşak Kolu Kesimine ilişkin olarak açılmış bir davanın bulunmadığının bildirildiği; dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında kısmen yol, kısmen park, kısmen konut alanında kaldığı; taşınmazla ilgili olarak, bakılan davaya konu Bakanlar Kurulu kararı ile kamulaştırma işlemlerine başlanmasına ilişkin Karayolları Genel Müdürlüğü Kararı doğrultusunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan acele el koyma davasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenen acele kamulaştırma bedelinin yeterli ödenek bulunmaması sebebiyle bloke edilememesi üzerine acele el koyma isteminin reddine karar verildiği; ancak sonrasında taşınmaz hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin E:... sayılı dosyası üzerinden açılan acele el koyma davasında bilirkişilerce belirlenen acele kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği ve Mahkemenin ... tarihli, E:... , K:... sayılı kararıyla dava konusu taşınmaza acele el konulmasına karar verildiği; dava konusu taşınmazın, yol inşaat ve emniyet sahası tesis edilmesi amacıyla kamulaştırıldığı ve davalı idarelerce, özellikle yol güzergahı üzerinde bulunan taşınmazların çok hissedarlı olduğu ve bu taşınmazlara ait tapu kayıtlarında çok sayıda takyidatların bulunduğu hallerde, olağan kamulaştırma prosedürünün tamamlanmasının çok uzun zaman alması nedeniyle yol yapım bütünlüğünün sağlanamadığı göz önünde bulundurularak, kamunun gecikme nedeniyle uğraması muhtemel kayıplarının engellenmesi amacıyla acele kamulaştırma usulünün tercih edildiğinin belirtildiği; UYAP kayıtlarının incelenmesinden ise, Trabzon Şehir Geçişi Kanuni Bulvarı ile Akyazı ve Sahil Bağlantı Yolları güzergahının dava konusu taşınmazı kapsayan kesimine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kısmi revizyon ve değişikliklerine dair işlemlerle ilgili olarak açılmış bir davanın bulunmadığı anlaşılmıştır.
Proje kapsamındaki yol yapım çalışmalarının hızlı bir şekilde tamamlanarak otoyolun bütünüyle hizmete açılmasının projenin fonksiyonelliğini artırarak kamu yararına hizmet edeceği; bu çalışmaların kesintiye uğramadan, ivedilikle tamamlanması amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda kamu yararının ve acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacılara ait taşınmazın, dava konusu işlemlerde belirtilen otoyol güzergahında olduğu ve projenin bir an önce tamamlanmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı ile Karayolları Genel Müdürlüğü kararının davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/10/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: ... b) Acele kamulaştırma işlemleri. ..." hükmüne; 5. maddesinde ise, " 1. Her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılır. Ancak, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir..." hükmüne yer verilmiştir.
2575 sayılı Danıştay Kanununun "İlk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülecek davalar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının dava konusu Bakanlar Kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte bulunan halinde, Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı davalar arasında sayılmıştır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanunun 5. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki iptal ve tam yargı davaları ile idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakacağı hükme bağlanmıştır.
Dava konusu kamulaştırma işlemine başlama kararı ile acele kamulaştırma kararı arasında 2577 sayılı Kanunun 5. maddesinde aranılan biçimde maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından, birlikte dava konusu edilebilecek işlem niteliğinde olmayan dava konusu işlemlerin iptali istemine ilişkin davanın aynı dilekçeyle açılmasına olanak bulunmadığı; bunların, ayrı yargı yerlerince sonuçlandırılması gereken davalar olduğu; dava konusu acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali isteminin Danıştay'da görülmesi, dava konusu kamulaştırma işlemine başlama kararının iptali isteminin ise ilk derece olarak idare mahkemesince incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı, ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, ivedi yargılama kapsamında bulunmayan kamulaştırma kararının ise, ayrı yargı yerlerince ve farklı yargılama usullerine tabi şekilde değerlendirilerek sonuçlandırılması gereken bir idari işlem olduğu dikkate alındığında; anılan işlemlerin iptali istemiyle birlikte dava konu edilmesi, kamulaştırma kararının yargılama usulünün ve yargı yerinin değişmesine yol açacaktır.
Bu itibarla; acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile kamulaştırma kararı arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığından birlikte dava konusu edilemeyeceği, 2575 sayılı Kanunun 24. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevinde bulunan acele kamulaştırmaya ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle Danıştay'da, 2576 sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca İdare Mahkemelerinin görevinde bulunan kamulaştırma kararının iptali istemiyle ayrı dilekçeyle taşınmazın bulunduğu yer idare mahkemesinde dava açılması gerektiğinden, 2577 sayılı Kanunu 5. maddesine uygun olarak düzenlenmeyen dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, Dairemiz çoğunluk kararına, usul yönünden katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!