WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3869 E.  ,  2024/646 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3869
Karar No : 2024/646

DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- …-ANKARA
2- … Bakanlığı … Başkanlığı/ANKARA
VEKİLLERİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin olarak daha önce açılan dava sonucunda verilen iptal kararının gereklerinin yerine getirilmediği, aynı doğrultuda imar planı hazırlandığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 7., 11. ve 26. maddelerine uyulmadan dava konusu imar planlarının hazırlandığı , dava konusu imar planlarının şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davanın süresi içinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, önceki imar planlarının iptali istemiyle açılan davada verilen iptal kararının gereklerinin yerine getirildiği, sosyal donatı alanlarının artırılmasına yönelik dava konusu imar planı değişikliklerinin onaylandığı, dava konusu planların planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre ve imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, yürütmenin durdurulması isteminin ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …IN DÜŞÜNCESİ :
davaya konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/1000 uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise üst ölçekli imar planı kararlarına uygun olduğu, 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca yalnızca dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin olarak imar planı değişikliği yapıldığı, dava konusu imar planları ile yukarıda anılan iptal kararının gereği yerine getirilerek sosyal donatı alanlarının arttırıldığı, ayrıca plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan sosyal danatı alanı ihtiyacının nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin gerekli araştırma ve analizlerin yapıldığı, çevresi ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, Mehmetçik Mahallesi, 811 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu taşınmazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 15/10/2015 tarihinde onaylanan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planında kentsel yerleşik alanda kaldığı, dava konusu imar planı değişikliğinden önceki Şanlıurfa Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Şanlıurfa Maşuk Bölgesi Nazım İmar Planında, "eğitim tesisi, dini tesis alanı, sağlık tesisi, ticaret alanı, pazar alanı ve sosyo-kültürel tesis alanı" olarak belirlendiği, Sağlık Bakanlığından (Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü) alınan 30/04/2015 tarih ve 4439 sayılı görüş yazısında belirtilen gerekçeyle özelleştirme kapsam ve programına alınması üzerine davalı Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile konut alanı, lise alanı ve yol olarak belirlendiği, anılan kararın iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2017/4550, K:2019/13700 sayılı kararıyla, taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresine ait olduğu, özelleştirme programına alınan kuruluşa ait olması nedeniyle 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresince yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alanda yapılan imar planı değişikliğinde bu alanda sosyal teknik altyapı alanı ayrılmasının mutlaka gerekli ve zorunlu olmadığı, öte yandan, meri imar planlarının onaylanmasının üzerinden uzun bir süre geçtiği halde taşınmazın yatırım programına alınmadığı ve Sağlık Bakanlığınca verilen görüş yazılarında ileriki dönemlerde kullanılması düşünülmeyen atıl durumdaki sağlık tesisi alanlarının satılarak sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynak yaratılmasının istendiği, taşınmazın atıl durumdan çıkartılması amacıyla yapılan söz konusu imar planı değişikliklerinde eşdeğer yer ayrılmamışsa da; taşınmazın yakın çevresinde sağlık tesislerinin bulunduğu ve taşınmazın bir kısmı konut alanı olarak ayrılırken bir kısmının yol ve lise alanı olarak ayrılarak donatı dengesinin sağlandığı, imar planı değişikliklerinin kendi aralarında uyumlu ve üst ölçekli planlara uygun oldukları, ayrıca taşınmaza getirilen kullanım kararlarının çevre imar bütünlüğünü bozucu nitelikte olmadığı hususları gözetilerek dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/09/2020 tarihli, E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı kararıyla, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı, gerekçesiyle
bozulduğu; anılan iptal kararı sonucunda alanın plansız kalması nedeniyle ve yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak dava konusu 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında düşük yoğunluklu gelişme konut alanı, (E:1.20, Yençok:30,50 m) lise alanı (E:1, Yençok:15,50 m), park ve yol kullanımına ayrıldığı, anılan bu imar planlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İlgili mevzuat uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Başbakanlık Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Kanun ile öngörülen yetki doğrultusunda belli bir parsele ya da bir alana yönelik yapılan imar planlarının, çevre imar bütünlüğüne uygun olarak hazırlanabilmesi için, söz konusu imar planları ile alana getirilen nüfus yoğunluğunun hesap edilmesi, ilgili idarelerle gerekli koordinasyon sağlanarak, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanı miktarının yine mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise donatıların ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması ve yeni kullanım kararının ulaşım altyapısına etkisinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, uyuşmazlıkta, dava konusu alanda önceki planda eğitim tesisi, dini tesis alanı, sağlık tesisi, ticaret alanı, pazar alanı ve sosyo-kültürel tesis alanı olarak ayrılmış iken, yeni planda konut kullanımı getirildiği ve kalıcı bir nüfus artışına sebebiyet verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planları hazırlanırken, alanda yaşaması öngörülen ek nüfus için gereken sosyal ve teknik altyapı miktarı değerlendirilmeli ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkileri dava konusu planın açıklama raporunda detaylı bir şekilde ortaya konulmalıdır.
Aksi yaklaşımın, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından Kanun ile öngörülen yetki doğrultusunda belli bir parsele ya da bir alana yönelik yapılan imar planlarının, çevre imar bütünlüğüne uygun olup olmadığının değerlendirilememesi sonucuna yol açabileceği açıktır.
Dosyada bulunan plan açıklama ve araştırma raporunun incelenmesinden ve davalı idarelerin savunmalarından, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin dava konusu imar planlarından önceki Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli Nazım İmar planı ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile ilgili olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/09/2020 tarihli, E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı iptal kararının gereğini yerine getirmek için tesis edilen dava konusu işlem ile; genel olarak konut alanları ile çevrelenmiş parsellere yönelik fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar göz önünde bulundurularak planların hazırlandığı; plan değişikliğine göre alana getirilen ek nüfusun yaklaşık 450 kişi olduğu ve belirtilen ek nüfus için yeterli olacak park, lise ve sosyo-kültürel tesis alanlarına planda yer verildiğinin belirtilerek, plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan eğitim, sağlık ve ibadet alanlarına doğacak ihtiyacın, önerilen yapı adalarının merkezinden Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen yürüme mesaflerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılmış alanlar içerisinden karşılanabileceğinin düşünüldüğünün ifade edildiği görülmektedir.

Bu durumda, yürürlükteki mevzuata göre, plan değişikliklerinde yeni planın eki olarak hazırlanacak ayrıntılı değişiklik raporunda, plan değişikliğini zorunlu kılan sebepler ve değişiklikle ulaşılmak istenilen amacın kapsamlı olarak belirtilmesi gerekirken dava konusu alanda yapılan plan değişikliklerinin Plan Açıklama Raporunda; alandaki değişikliğin gerekçesine ilişkin olarak kapsamlı bir açıklamaya yer verilmediği, planlar ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan eğitim, sağlık ve ibadet alanlarına doğacak ihtiyacın, yürüme mesaflerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılmış alanlar içerisinden karşılanabileceğinin düşünüldüğünün ifade edildiği görüldüğünden;dava konusu değişiklikle( yeni planlarla) kaldırılan alanların yerine yeni sosyal donatı alanı ayrılmadığı gibi değişiklik öncesi plana göre belirlenmiş olan sosyal donatı alanlarının bir kısmının kaldırılması ve ek nüfus artışı getirilmesi halinde ek nüfus için ayrılması gereken alanın başka parsellerden nasıl karşılanacağına ilişkin yeterli ve somut araştırma yapılmadan hazırlandığı anlaşılan dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Uyuşmazlığa konu taşınmazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 15/10/2015 tarihinde onaylanan Adıyaman-Şanlıurfa-Diyarbakır Planlama Bölgesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planında kentsel yerleşik alanda kaldığı, dava konusu imar planı değişikliğinden önceki Şanlıurfa Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Şanlıurfa Maşuk Bölgesi Nazım İmar Planında, "eğitim tesisi, dini tesis alanı, sağlık tesisi, ticaret alanı, pazar alanı ve sosyo-kültürel tesis alanı" olarak belirlendiği, Sağlık Bakanlığından (Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü) alınan 30/04/2015 tarih ve 4439 sayılı görüş yazısında belirtilen gerekçeyle özelleştirme kapsam ve programına alınması üzerine davalı Özelleştirme Yüksek Kurulunun 24/05/2017 tarih ve 2017/33 sayılı kararı ile konut alanı, lise alanı ve yol olarak belirlendiği, anılan kararın iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2017/4550, K:2019/13700 sayılı kararıyla, taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresine ait olduğu, özelleştirme programına alınan kuruluşa ait olması nedeniyle 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresince yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alanda yapılan imar planı değişikliğinde bu alanda sosyal teknik altyapı alanı ayrılmasının mutlaka gerekli ve zorunlu olmadığı, öte yandan, meri imar planlarının onaylanmasının üzerinden uzun bir süre geçtiği halde taşınmazın yatırım programına alınmadığı ve Sağlık Bakanlığınca verilen görüş yazılarında ileriki dönemlerde kullanılması düşünülmeyen atıl durumdaki sağlık tesisi alanlarının satılarak sağlık hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynak yaratılmasının istendiği, taşınmazın atıl durumdan çıkartılması amacıyla yapılan söz konusu imar planı değişikliklerinde eşdeğer yer ayrılmamışsa da; taşınmazın yakın çevresinde sağlık tesislerinin bulunduğu ve taşınmazın bir kısmı konut alanı olarak ayrılırken bir kısmının yol ve lise alanı olarak ayrılarak donatı dengesinin sağlandığı, imar planı değişikliklerinin kendi aralarında uyumlu ve üst ölçekli planlara uygun oldukları, ayrıca taşınmaza getirilen kullanım kararlarının çevre imar bütünlüğünü bozucu nitelikte olmadığı hususları gözetilerek dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/09/2020 tarihli, E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı kararıyla, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmadığı, gerekçesiyle bozulduğu; anılan iptal kararı sonucunda alanın plansız kalması nedeniyle ve yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak dava konusu 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında düşük yoğunluklu gelişme konut alanı, (E:1.20, Yençok:30,50 m) lise alanı (E:1, Yençok:15,50 m), park ve yol kullanımına ayrıldığı, anılan bu imar planlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan dava devam ederken dava konusu imar planına yapılan itirazlar üzerine, anılan taşınmaza ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03/08/2022 tarih ve 5925 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, park kullanımı azaltılarak cami alanı kullanımı da eklendiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Uyuşmazlık konusu imar planı değişiklikleri 22.03.2022 - 22.04.2022 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 30 günlük süre içinde 20.05.2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır.
İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir.
Bu bakımdan, TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır.
Açıklanan nedenle davalı tarafça, sadece Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliğinin tüzel kişiliği olduğundan birlik üyesi odaların tüzel kişilikleri bulunmadığı gerekçesiyle davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir.

Esas yönünden;
Dosyada bulunan plan açıklama ve araştırma raporunun incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin dava konusu imar planlarından önceki Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/5.000 ölçekli Nazım İmar planı ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı ile ilgili olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/09/2020 tarihli, E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı iptal kararının gereğini yerine getirmek için tesis edilen dava konusu işlem ile; alanda sosyal donatı alanlarının arttırıldığı, plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan eğitim, sağlık ve ibadet alanlarına doğacak ihtiyacın, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen yürüme mesaflerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılmış alanlar içerisinden karşılanabileceğine dair yapılan araştırma ve analizler dikkate alındığında, anılan yönetmelikte öngörülen asgari birim alanın üzerinde donatı alanları öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Bu durumda, davaya konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/1000 uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise üst ölçekli imar planı kararlarına uygun olduğu, 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca yalnızca dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin olarak imar planı değişikliği yapıldığı, dava konusu imar planları ile yukarıda anılan iptal kararının gereği yerine getirilerek sosyal donatı alanlarının arttırıldığı, ayrıca plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan sosyal danatı alanı ihtiyacının nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin gerekli araştırma ve analizlerin yapıldığı, çevresi ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY : Uyuşmazlığa konu taşınmaz mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, dava konusu imar planı değişikliğinin mevzuata, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygunluğunun denetlenerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dosyada yer alan bilgi ve belgeler kapsamında yukarıda belirtilen gerekçeyle davanın reddi yönünde verilen Dairemiz kararına karşıyım.