WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/3748 E.  ,  2023/7682 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/3748
Karar No : 2023/7682

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Kumluca ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parselin bulunduğu alanda parselasyon yapılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kumluca Belediye Encümeni kararının ve kararın dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... tarih ve ... sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 6. maddesiyle İmar Kanununun 8. maddesine eklenen 8. fıkrayla; kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabileceği öngörüldüğü, uyuşmazlıkta 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 07.12.2006 tarihinde askıya çıkartılarak bir ay sonra kesinleştiği, ... tarih ve ...sayılı Kumluca Belediye Encümeni kararı ile parselasyon yapıldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile parselasyon işlemine karşı kesinleştikleri tarihten itibaren en geç beş yıl içinde dava açılması gerekirken 23/11/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu parselasyon işleminin davacıya yazılı olarak bildirildiği tarih belli değil ve parselasyon yapıldığı tarihte parselin mülkiyeti hususunda ihtilaf bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmakta ise de, davacının dava konusu ... ada, ... sayılı parseli 11.05.2015 tarihinde tapuda satış yolu ile edindiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren parselasyon işlemini öğrendiğinin kabulü gerektiğinden anılan tarihten itibaren 60 gün içinde parselasyon işlemine ve dayanağı uygulama imar planına dava açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra 23/11/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğinden temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının anılan gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacıya ait parselin bulunduğu alanda onaylanan ve yürürlükte olan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının 07.12.2006 tarihinde askıya çıkartıldığı ve bir ay sonra itirazsız olarak askıdan indirilerek kesinleştiği, dava konusu parselin bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemi 12.04.2007 tarihinde bir ay süreli askı ilana çıkarıldığı ve 13.09.2007 tarihinde tapuda tescil edildiği, davacının dava konusu ...ada, ... sayılı parseli 11.05.2015 tarihinde tapuda satış yolu ile devraldığı, davacı tarafından dava konusu parselin de bulunduğu alanda imar plan değişikliği yapılması, bu isteğin kabul edilmemesi halinde diğer uzlaşma seçeneklerinin değerlendirilmesi, uzlaşmanın sağlanamaması halinde parselin kamulaştırılması istemiyle 15.09.2020 tarihinde yapılan başvurunun davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmesi üzerine ... tarih ve ... sayılı Kumluca Belediye Encümeni kararının ve kararın dayanağı 1/1000 ölçekli imar planının iptali istemiyle 23/11/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hüküm altına alınmakla, ilanı gereken düzenleyici işlemler yönünden ilgililere uygulama üzerine dava açma olanağı tanındığı tartışmasızdır. Aynı Kanunun 11. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki halindeki ilk üç bendinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi tesis etmiş olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması durumunda ise dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine, "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir" hükmü eklenmiştir. 20/02/2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7221 sayılı Yasanın 38.maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de, "Bu Kanunun; a) 6 ncı maddesiyle 3194 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin sonuna eklenen paragrafın birinci cümlesi hükümleri 01/7/2020 tarihinde" yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 7221 sayılı Kanunla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine eklenerek 20/02/2020 tarih ve 31045 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 38. maddesi gereğince 01/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren "Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir." hükmünün yürürlüğe girdiği 01/07/2020 tarihinden önce kesinleşen imar ve parselasyon planları için uygulanıp uygulanamayacağı uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır.
Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullardandır. Yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenlik sağlanır. Bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanması zorunludur. Devlet açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliği sağlanır.
Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin (AYM) çeşitli kararlarında, kanunların geriye yürümezlik ilkesi tartışılmıştır. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin ön koşulları arasında hukuki güvenlik ilkesi bulunmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir. Kural olarak hukuki güvenlik, kanunların geriye yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturur. “Kanunların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. (AYM, 13/2/2019 tarih ve E:2018/103, K:2019/4 sayılı karar).
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden biri olup hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir (AYM, 28/12/2017 tarih ve E:2016/150, K:2017/179 sayılı karar).
Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi de hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir. Hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanır (AYM, 24/12/2020 tarih ve E:2017/21, K: 2020/77 sayılı karar).
Ancak kanun koyucunun kişilerin lehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkili olarak kanun yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğuna kuşku yoktur (AYM, 28/12/2017, E.2016/150, K.2017/179 sayılı karar).
Düzenlemede beklenen kamu yararının, "imar planlarının ve imar uygulamalarının sürüncemede kalmaması, mülkiyet haklarının kısıtlanmaması ve idari işlemlerin istikrarının sağlanması amacıyla (7221 sayılı Kanunun 6.maddesinin gerekçesi)" tesis edildiği kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin haklarının ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir.
Yasaların kural olarak yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girecekleri ve bu tarihten sonraki olay ve hukuki uyuşmazlıklara uygulanacakları tabiidir.
Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarından, hukuki güvenlik ilkesinden hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınması gerektiği anlaşılmakta olup kural olarak hukuki güvenlik ilkesi, kanunların geriye yürütülmemesini gerekli kılmaktadır. Uyuşmazlığa konu düzenlemenin daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi hukukun genel ilkelerinden biri olan kazanılmış haklara saygı ilkesinin de zedelenmesine neden olacaktır.
Düzenlemede, yürürlük tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon işlemlerine dava açılması durumunda dava açılmasını engellemeye yönelik hak düşürücü nitelikte olan 5 yıllık sürenin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir hüküm yer almamaktadır. Bu açıdan bakıldığında düzenlemenin, 7221 sayılı Yasanın 6. maddesi ile yürürlük tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon işlemlerini de kapsayıp kapsamadığı hususunda tereddüt bulunmaktadır. Bu durumda, yapılan düzenlemenin kanunların geriye yürütülmemesi ilkesinin istisnaları kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
7221 sayılı Kanunun 6. maddesi ile getirilen sınırlama, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı bir durum kapsamında değerlendirilemez.
Bu sebeple, 7221 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce, 2577 sayılı Yasanın 7/4 maddesi uyarınca imar planlarına karşı uygulama işlemi üzerine yasal dava açma süresi içinde dava açabileceklerine dair düzenlemeden faydalanma hakkına sahip kişilere yönelik 7221 sayılı Yasanın dava açma süresini beş yıl olarak sınırlayan hükmünün geriye dönük olarak uygulanması hukuka olan güven duygusunu zedeler ve hukuk güvenliği ilkesi ile de bağdaşmaz.
Yine, Danıştay Altıncı Dairesinin istikrar kazanmış içtihadına göre, 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemi, parsel bazında getirdiği kararlar nedeniyle bireysel işlem mahiyeti taşıdığı, bu özelliği nedeniyle parselasyon planlarının ilan edilmesinin yanı sıra ilgilisine yazılı olarak da tebliğ edilmesi gerektiği, yazılı olarak tebliğ edilmeyen parselasyon planlarının ilgilisince sonradan öğrenilmesi ve/veya kararın tebliğ edilmesi halinde bu tarihten itibaren dava açma sürelerinin hesaplanması gerekmektedir.
7221 sayılı Kanunun 6. maddesi ile getirilen düzenlemenin, yasanın yayım tarihinden önce kesinleşmiş imar planı ve parselasyon planlarına karşı dava açma süresini beş yıl olarak sınırlandırdığı biçiminde yorumlanması yasa hükmünün geriye yürütülmesi anlamına gelmekte ve Anayasa'da yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararında belirtilen, 3194 sayılı Yasanın 8. maddesine eklenen hüküm gereği kesinleşen imar planı veya parselasyon işlemlerine karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılması mümkün olduğu, kesinlişen parselasyon işlemi ve imar planlarına karşı belirtilen beş yıllık süre geçirildikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu yönündeki gerekçede isabet bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu parselasyon işleminin davacıya yazılı olarak bildirildiği tarih belli değil ve parselasyon yapıldığı tarihte parselin mülkiyeti hususunda ihtilaf bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmakta ise de, davacının dava konusu ... ada, ... sayılı parseli 11.05.2015 tarihinde tapuda satış yolu ile edindiği, dolayısıyla bu tarihten itibaren parselasyon işlemini öğrendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, anılan tarihten itibaren 60 gün içinde parselasyon işlemine ve dayanağı uygulama imar planına 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 4. fıkrası kapsamında dava açılması gerekirken bu süre geçtikten sonra 23/11/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu haliyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer alan gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.