WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/2446 E.  ,  2023/8464 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/2446
Karar No : 2023/8464

DAVACI : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR: 1- … / …
2- … Bakanlığı … Başkanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.03.2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10.03.2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planı değişikliklerine yaptıkları itirazların tam olarak karşılanmadığı, imar planı değişiklikleri ile planlanan ''sağlık tesis alanı'' ve ''rekreasyon alanının'' kaldırılan alanlara eşdeğer nitelikte olmadığı, önceki planlarda yer alan park alanlarının küçültüldüğü ve bu alanlarının bir kısmının kültürel tesis alanı, sağlık tesis alanı ve teknik altyapı alanı olarak planlandığı, tüm bu işlemlerin Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 26. maddesine aykırı olduğu, plan değişikliği ile önerilen gelişme alanlarının getireceği nüfus ve taşıt yoğunluğunun göz önünde bulundurularak ulaşım kademelenmesi yapılması ve hazırlanan her ölçekteki imar planı veya değişikliklerinin ulaşım master planının öngördüğü ulaşım sistemine entegre olacak şekilde düzenlenmesi gerektiği, dava konusu imar planı değişiklikleriyle önceki planda planlama alanının güneyinde bulunan belediye hizmet alanı (sosyal tesis alanı) ile lise alanı ve rekreasyon alanı ile lise alanı arasında planlanan 7 metre enkesitli yolların kaldırıldığı, alan içerisinde kuzey - güney istikametindeki 15 metre enkesitli yolun genişliğinin ise 12 metreye düşürüldüğü, bu yolun alanda önerilen gelişme konut alanlarının getireceği nüfus yoğunluğunu karşılayabilecek kapasitede olmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini, altyapı ve ulaşım sistemini bozacak nitelikte, kamu yararı gözetilmeden, teknik ve nesnel gerekçelere dayandırılmadan, sadece mülkiyet durumu gözetilerek, alanda nüfus ve yapı yoğunluğunu artıracak şekilde yapıldığı ve şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve mevzuat hükümlerine uygun olmadığından iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açmada hukuki menfaatinin olmadığı, mülkiyeti maliye hazinesine ait 16 adet taşınmazın Sağlık Bakanlığı'na tahsisli olduğu, yatırımcı kuruluş olan Sağlık Bakanlığı tarafından bu taşınmazlara ihtiyaçlarının olmadığı belirtilerek bunların kamu hastanelerinin yapımının finansmanında kullanılmasının talep edildiği, bu talep doğrultusunda uyuşmazlık konusu taşınmazın da içerisinde yer aldığı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alındığı, bu karara yönelik herhangi bir dava açılmadığı, Sağlık Bakanlığı tarafından ''sağlıkta dönüşüm programı'' uyarınca taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususundaki muvafakatlerinin devam ettiğinin bildirildiği, bu kapsamda hazırlanan dava konusu imar planı değişikliklerinim ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın yakın çevresinde çok sayıda tarım arazisinin yer aldığı, aynı zamanda taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçtiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı görüldüğünden, kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanları içinde yer alan taşınmazın dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; tarım alanlarının bütünlüğünü ve iki gelişme alanı arasında ''tarım alanları'' ile oluşturulan koridor form şeklindeki gelişme desenini bozacağı, kentsel gelişmenin sınırlarının genişlemesine, bu alanlarda yapılaşma baskısının artmasına, tarımsal ürün alanlarının korunması ve sürdürülmesinin zorlaşmasına neden olacağı anlaşıldığından, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 09.03.2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10.03.2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti maliye hazinesine ait Sağlık Bakanlığı'na tahsisli uyuşmazlık konusu taşınmazın, … tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı; 08.05.2006 tarihinde onaylanan Eskişehir 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında; ''tarım alanları, enerji nakil hattı'', 20.09.2016 tarihinde onaylanan Eskişehir Metropoliten Alanı Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında; ''sağlık alanı ve rekreasyon alanı'', 12.04.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; ''entegre sağlık kampüsü, rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı) ve yol, 06.06.2017 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; ''sağlık tesisleri alanı (entegre sağlık kampüsü), rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı), yol olarak planlandığı daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 23.07.2020 tarih ve 2791 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazlardaki sağlık tesis alanının tamamının, rekreasyon alanının ise bir kısmı kaldırılarak bunların yerine ''kentsel gelişme alanı'' kullanımı getirildiği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile üst ölçekli planda kentsel gelişme alanı olarak planlanan alanların ''düşük yoğunlukta gelişme konut alanı ve park alanları'', rekreasyon alanı olarak planlanan alanların ise ''ticaret alanı, eğitim alanı, ibadet alanı, belediye hizmet alanı, park alanı, rekreasyon alanı'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile de ''anaokulu alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, gelişme konut alanı, ticaret alanı, cami, belediye hizmet alanı, rekreasyon alanı, park alanı, trafo alanı, yol'' olarak planlandığı; bu imar planı değişikliklerine davacı Belediyenin askı süresi içinde yaptığı itirazların değerlendirilmesi sonucunda 09.03.2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu imar planı değişiklikleri ile parseldeki ticaret alanı kullanımının ticaret-konut alanı olarak değiştirildiği, ibadet alanının yarısının sağlık tesis alanı, rekreasyon alanının bir kısmının eğitim tesis alanı olarak planlandığı ve uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararlarının 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''düşük yoğunlukta kentsel gelişme alanı ve rekreasyon alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''düşük yoğunlukta gelişme konut alanı, ticaret-konut alanı, belediye hizmet alanı, sağlık alanı, ibadet alanı, rekreasyon alanı, park alanı ve yol'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''gelişme konut alanı (E:0,60 Yençok:3 kat) , ticaret-konut alanı (E:1.00 Yençok:3 kat), anaokulu alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ilkokul alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ortaokul alanı (E:0,50 Yençok:3 kat), lise alanı (E:1.00 Yençok:4 kat), sağlık tesis alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), cami (E:0,50 Yençok: serbest), belediye hizmet alanı (sosyal tesis alanı) (E:0,50 Yençok:3 kat), trafo alanı, rekreasyon alanı, park alanı, yol'' olarak değiştirildiği; anılan plan değişikliklerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, dava konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda sonuç olarak özetle:
- ''Çevre Düzeni Planının tarımsal alan olarak koruduğu bölgede yer alan davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Plan Değişikliği işlemleri üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımakta olup; planların kademeli birlikteliği ilkesi sağlanamamıştır. Çevre Düzeni Planında her ne kadar 75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılmasını olanaklı kılan bir hüküm bulunsa da, her bir alt ölçekli planda Çevre Düzeni Planının ilgili alana ilişkin stratejik plan kararlarının zedelenmemesi ve bu kararlara uyumlu işlem yapılması gerekmektedir. Oysa kentin batı çeperinde yer alan, Çevre Düzeni Planında kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanlarının içinde tek bir taşınmazda kentsel gelişme alanı öngören alt ölçekli (1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli) planlar üst ölçekli (1/100.000 ölçekli) Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımaktadır. Çevre Düzeni Planının ana stratejisini, koruma-kullanma dengesini, tarım alanlarının korunması ve geliştirilmesi ilkesini, doğal yapının korunması için arazi bütünlüğünün sağlanması yönündeki ilkeleri zedelemektedir.
- Yapılan plan değişikliği işlemleriyle Eskişehir Metropoliten Alan Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında da koruma-kullanma dengesi bozulmakta; planın kentsel gelişmenin formuna ilişkin ana kararları ile tarımsal üretimin sürdürülmesinin öngörüldüğü alanın bütünlüğü zedelenmektedir. Dolayısıyla kentin bu alt- bölgesi için çevre ve imar bütünlüğü ortadan kalkmaktadır. Bu durum şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de aykırıdır.
- Çevre ve imar bütünlüğüne ilişkin bir diğer konu tek bir parselde yapılmış olan bu plan değişikliklerinin planın geri kalan kısmıyla bütünleşememesi sorunudur. Her ne kadar Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yetkisi sadece söz konusu taşınmazla sınırlı olsa da, Plan Araştırma Raporunda ve Plan Açıklama Raporunda bu analizlerin ve çevreyle bütünleşmeye yönelik öngörü ve önlemlerin yer almaması önemli eksikliklerdir.
- Davaya konu işlemlerden 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği işleminde İbadet Alanında yapı yüksekliğinin serbest olarak belirlenmesi 20.02.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. Maddesinde yer alan “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” hükmüne aykırıdır.
- Sağlık tesis alanına ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından gereksinim olmadığı ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında kent genelinde sağlık alanlarının yer seçimine ilişkin bir başka planlama süreci devreye girdiği için, bu kullanımın kaldırılması sosyal donatı alanları konusunda ve planlama esasları kapsamında aykırılık olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli İmar Planı Değişikliklerinde Rekreasyon Alanı olarak planlı olan kullanımın büyük ölçüde kaldırılmış olması ve kaldırılan bu sosyal donatı alanına eşdeğer alan ayrılmaması planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırıdır. Bu saptama her üç onay tarihli (23.07.2020 tarihli, 09.03.2021 tarihli, 09.07.2021 tarihli) plan değişikliği işlemi için de geçerlidir.
- Yeni planlanan alan için getirilen nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanları yeterlidir. Bu olumlu bir durum olmakla beraber, yaklaşık 800 kişi için yaratılan ve çevresiyle bütünleşememesi nedeniyle kapalı biçimde sadece bu taşınmaza hizmet verir biçimde yer alan bu kadar fazla donatı alanı ve hizmetin de kent ekonomisi ve yatırım maliyetleri açısından rasyonel olmadığını belirtmek gerekir. Aslında planlarda tarım alanı olan bölgenin ortasında planlanan bu konut alanı için yapılması gereken teknik altyapı (su, kanalizasyon, elektrik, doğal gaz, iletişim) yatırımları da düşünüldüğünde, davaya konu işlem ile aşırı yüksek maliyette bir gelişme alanı yaratıldığı ve bunun kamu yatırım maliyetlerini arttıran bir plan değişikliği işlemi olduğu görülmektedir.
- 09.03.2021 onay tarihli davaya konu Plan Değişikliği işleminde, bir önceki onay tarihli (23.07.2020) plan değişikliğine göre ibadet alanı yarı yarıya küçültülmüş; zaten ilk işlemde azaltılmış olan rekreasyon alanı daha da azaltılmıştır. Bu durum da elbette Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırıdır.
- Daha sonra 09.07.2021 onay tarihli Plan Değişikliğinde ise, 09.03.2021 onay tarihli Plan Değişikliğine göre ibadet alanı tekrar ilk plan değişikliğindeki büyüklüğe getirilmiş; ancak alanın batısında yer alan park alanları önemli ölçüde küçültülmüştür. Bu durum da Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin anılan maddelerine aykırılık taşımaktadır.
- Ulaşım sistemine ilişkin incelemeler doğrultusunda saptanan davaya konu alana nasıl erişilebileceği yönündeki belirsizlik önemli bir sorundur; planda belirsizlik yaratılması planlama esas ve ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Gerek taşıt yolu sistemiyle, gerek toplu taşıma ile, gerekse yaya erişimi ile planlama alanına nasıl erişileceği ve planlama alanının kent ile nasıl bağlanacağı konularında davaya konu plan değişikliği işlemleri yetersizdir.
- Davaya konu bölge tarım alanı olan ve kentin çeperinde yeşil kuşak işlevi gören bir bölgede yer almaktadır. Bu alanın kentsel gelişme için planlanması çevredeki tarım alanları üzerinde de gelişme baskısı yaratacak; tarımsal alan bütünlüğü bozulacaktır.
- Tüm bu değerlendirmeler kapsamında, uyuşmazlık konusu taşınmazın kentsel gelişme alanı yönünde bir kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı görülmektedir.''
-Sağlık tesisine burada gereksinim olmadığından hareket ederek burada kentsel gelişme alanı ve bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Çeşitli nedenlerle bu yer seçiminin bu kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı rapor boyunca vurgulanmış olup; plan değişikliği kapsamında üst ölçekli plana uygun biçimde tarımsal üretimin ve rekreasyon alanının sürekliliğini sağlayacak kullanımlar planlanarak plan değişikliği yapılmasının, böyle bir plan değişikliğinin özelleştirme kapsamında da olsa değerlendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.
-Rekreasyon alanının kaldırılması, yüzölçümünün büyük oranda azaltılarak kentsel gelişme alanı ve bu kapsamda konut alanı olarak planlanması için bir plan değişikliği yapılması yönünde ise hiçbir zorunluluk bulunmamaktadır.'' tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın yakın çevresinde çok sayıda tarım arazisinin yer aldığı, aynı zamanda taşınmazın üzerinden enerji nakil hattı geçtiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı görüldüğünden, kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanları içinde yer alan taşınmazın dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; tarım alanlarının bütünlüğünü ve iki gelişme alanı arasında ''tarım alanları'' ile oluşturulan koridor form şeklindeki gelişme desenini bozacağı, kentsel gelişmenin sınırlarının genişlemesine, bu alanlarda yapılaşma baskısının artmasına, tarımsal ürün alanlarının korunması ve sürdürülmesinin zorlaşmasına neden olacağı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle,09.03.2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan ve 10.03.2021 tarih ve 31419 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Mülkiyeti maliye hazinesine ait Sağlık Bakanlığı'na tahsisli uyuşmazlık konusu taşınmaz, … tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz; 08.05.2006 tarihinde onaylanan Eskişehir 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında; ''tarım alanları, enerji nakil hattı'', 20.09.2016 tarihinde onaylanan Eskişehir Metropoliten Alanı Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında; ''sağlık alanı ve rekreasyon alanı'', 12.04.2017 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; ''entegre sağlık kampüsü, rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı) ve yol, 06.06.2017 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında; ''sağlık tesisleri alanı (entegre sağlık kampüsü), rekreasyon alanı, belediye hizmet alanı (sosyal-kültürel tesis alanı), yol olarak planlanmıştır.
Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 23.07.2020 tarih ve 2791 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazlardaki sağlık tesis alanının tamamı, rekreasyon alanının ise bir kısmı kaldırılarak bunların yerine ''kentsel gelişme alanı'' kullanımı getirilmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile üst ölçekli planda kentsel gelişme alanı olarak planlanan alanlar ''düşük yoğunlukta gelişme konut alanı ve park alanları'', rekreasyon alanı olarak planlanan alanlar ise ''ticaret alanı, eğitim alanı, ibadet alanı, belediye hizmet alanı, park alanı, rekreasyon alanı'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile de ''anaokulu alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, gelişme konut alanı, ticaret alanı, cami, belediye hizmet alanı, rekreasyon alanı, park alanı, trafo alanı, yol'' olarak planlanmış, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı Belediye tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Danıştay Altıncı Dairesinin 19/01/2021 tarih ve E:2020/11381, K:2021/110 sayılı kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 18/05/2021 tarih ve E:2021/780, K:2021/967 sayılı kararı ile onanmıştır.
Yukarıda belirtilen imar planı değişikliklerine davacı Belediyenin askı süresi içinde yaptığı itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09.03.2021 tarih ve 3610 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu imar planı değişiklikleri ile parseldeki ticaret alanı kullanımı ticaret-konut alanı olarak değiştirilmiş, ibadet alanının yarısı sağlık tesis alanı, rekreasyon alanının bir kısmı eğitim tesis alanı olarak planlanmış, neticede uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararları 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''düşük yoğunlukta kentsel gelişme alanı ve rekreasyon alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''düşük yoğunlukta gelişme konut alanı, ticaret-konut alanı, belediye hizmet alanı, sağlık alanı, ibadet alanı, rekreasyon alanı, park alanı ve yol'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''gelişme konut alanı (E:0,60 Yençok:3 kat) , ticaret-konut alanı (E:1.00 Yençok:3 kat), anaokulu alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ilkokul alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), ortaokul alanı (E:0,50 Yençok:3 kat), lise alanı (E:1.00 Yençok:4 kat), sağlık tesis alanı (E:0,50 Yençok:2 kat), cami (E:0,50 Yençok: serbest), belediye hizmet alanı (sosyal tesis alanı) (E:0,50 Yençok:3 kat), trafo alanı, rekreasyon alanı, park alanı, yol'' olarak değiştirilmiştir. 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri; 23.03.2021 - 22.04.2021 tarihleri arasında davacı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise 23.03.2021 - 21.04.2021 tarihleri arasında Tepebaşı Belediyesi tarafından askıya çıkarılmıştır. Davacı Belediye tarafından söz konusu imar planı değişikliklerinin askıya çıkarıldığı 23.03.2021 tarihinde aynı zamanda iptalleri istemiyle bakılan dava açılmış, yine askı ilan süresinde 31.03.2021 tarihinde de bu imar planı değişikliklerine itiraz edilmiştir.
Dava konusu imar planı değişikliklerine davacı Belediye tarafından askı ilan süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09.07.2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararlarında bir değişiklik yapılmamış, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile planlama alanının batısında yer alan park alanlarının bir kısmı teknik altyapı alanı, kültürel tesis alanı ve sağlık alanı olarak planlanmış, ibadet alanının büyüklüğü eski haline getirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile park alanı ile konut alanı arasında kuzey-güney istikametinde yer alan 15 metre enkesitli taşıt yolunun genişliği 12 metreye düşürülmüş, belediye hizmet alanı ile eğitim tesis alanı arasındaki yaya yolu kaldırılmış, ticaret-konut alanının E:1.00 olan yapılaşma koşulları E:0.60 olarak değiştirilmiş, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı Belediye tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Danıştay Altıncı Dairesinin 26/09/2022 tarih ve E:2022/5404, K:2022/8066 sayılı kararının esasa ilişkin kısmı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 13/02/2023 tarih ve E:2022/3867, K:2023/222 sayılı kararı ile onanmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin ''İmar planı ilkeleri'' başlıklı 21. Maddesinin 10. fıkrasında; ''(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Usul Yönünden:
Süre aşımı itirazına ilişkin olarak; dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri; 23.03.2021 - 22.04.2021 tarihleri arasında davacı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise 23.03.2021 - 21.04.2021 tarihleri arasında Tepebaşı Belediyesi tarafından askıya çıkarılmış olup 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacı tarafından imar planları henüz kesinleşmemişken askı ilan süresi içinde 23.03.2021 tarihinde bakılan dava açılmış ise de daha sonra planların askı-ilan süreçlerinin tamamlandığı, işlemin kesin ve yürütülebilir hale geldiği, bu itibarla davanın da süresinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu belirtilmekte olup; hukuk devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Anayasanın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler arasında yer verdiği "Çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu bağlamda esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin görev ve yetki alanına girmektedir.
Bu saptamalar çerçevesinde uyuşmazlığa bakıldığında, şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu imar planı değişiklikleri yapıldığı iddiasıyla anılan taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca açılan davada, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamakla görevli ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlayacak olan davacı idarenin bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarelerin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.

Esas yönünden;
Yerleşik İdare Hukuku ilkelerine göre; iptal davası açılabilmesi ve davanın görülebilmesi için davacının iptali istenilen işlem nedeniyle davanın açıldığı sırada menfaatinin ihlal edilmesi yeterli olup; alınacak yeni bir idari kararla, davacının iptali istenilen işlemle ilişkisini kesmek ya da yeni bir işlemle geriye dönük olarak işlemin hukuka uygunluğunu sağlamaya çalışmakla, hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemin yargısal denetim dışında bırakılması sonucu doğacaktır. Kaldı ki, İdari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibariyle yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.
Bakılan davada, dava konusu imar planı değişikliklerine davacı Belediye tarafından askı ilan süresinde yapılan itirazların değerlendirilmesi neticesinde 09.07.2021 tarih ve 4262 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kullanım kararlarında kısmen değişiklik yapılmış ise de kullanım kararlarının temel olarak değişmediği, bu imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı Belediye tarafından açılan davanın süre aşımı yönünden reddine dair Dairemiz kararının Danıştay İdari Dava Dairesi kararı ile onandığı görülmüş, davacının dava açmaktaki amacı, dava açıldığında var olan hukuki durumu gözetildiğinde uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, dava konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. … ve Doç. Dr. …'nın katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 12.05.2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Bu itibarla, dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar, itirazlar neticesinde imar planlarında yapılan değişiklikler ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu imar planı değişiklikleri aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir.
Dava konusu imar planı değişikliklerinin;
- Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde,
Bilirkişi raporunda; ''Çevre Düzeni Planının tarımsal alan olarak koruduğu bölgede yer alan davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Plan Değişikliği işlemleri üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımakta olup; planların kademeli birlikteliği ilkesi sağlanamamıştır. Çevre Düzeni Planında her ne kadar 75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılmasını olanaklı kılan bir hüküm bulunsa da, her bir alt ölçekli planda Çevre Düzeni Planının ilgili alana ilişkin stratejik plan kararlarının zedelenmemesi ve bu kararlara uyumlu işlem yapılması gerekmektedir. Oysa kentin batı çeperinde yer alan, Çevre Düzeni Planında kentsel gelişmeyi sınırlama özelliği barındırarak yeşil kuşak işlevi de gören tarım alanlarının içinde tek bir taşınmazda kentsel gelişme alanı öngören alt ölçekli (1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli) planlar üst ölçekli (1/100.000 ölçekli) Çevre Düzeni Planına aykırılık taşımaktadır. Çevre Düzeni Planının ana stratejisini, koruma-kullanma dengesini, tarım alanlarının korunması ve geliştirilmesi ilkesini, doğal yapının korunması için arazi bütünlüğünün sağlanması yönündeki ilkeleri zedelemektedir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; üst ölçekli Eskişehir ili 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinde yer alan ''75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılır.'' hüküm nedeniyle üst ölçekli bu planda değişiklik yapılmaksızın alt ölçekli planların hazırlandığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine göre, alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, kararlarına uyumlu olması gerektiğine kuşku bulunmamaktadır.
Planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde her alt ölçekli planlama kademesinin bir üst ölçeğin ana kararlarını korumakla birlikte üst ölçektekinden daha fazla bilgi ve ayrıntı içermesi gerekir. Bu nedenle, nazım imar planları çevre düzeni planlarının, uygulama imar planları da nazım imar planlarının, büyütülmüş kopyaları olmayıp soyuttan somuta inen plan kararlarının alındığı farklı özellikleri ve ayırıntıları içeren belgeler olduğu bilinmektedir.
Alt ölçekli planları denetleyen, yönlendiren ve esneklik çerçevesini çizen üst ölçekli planlar, kentin ana gelişme kararlarını ve arazi parçalarının kullanış biçimlerini ilke düzeyinde veren belgelerdir. Üst ölçekli plan niteliğinde olan çevre düzeni planında da bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirilmekte ve getirilen bu kararlar çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı bir çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak nitelikte olmaktadır. Bu yönüyle söz konusu çevre düzeni planı, bu plana dayanılarak yapılacak ve arazi kullanımlarının fonksiyonel dağılımı ile genel yoğunluğunun belirlendiği nazım imar planı ve nazım imar planları esaslarına göre çizilen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunun belirlendiği uygulama imar planı ile öngörülen arazi kullanım kararlarından farklılık arz etmektedir. Bu itibarla, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği çevre düzeni planının nazım ve uygulama imar planları gibi değerlendirilmesi mümkün değildir.
08.05.2006 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında uyuşmazlık konusu taşınmazın; ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak planlandığı, anılan plana ait plan hükmünde; ''75 hektar büyüklüğe kadar olan taleplerde Çevre Düzeni Planı değişikliğine gerek kalmaksızın alt ölçekli plan yapılır.'' hükmüne yer verildiği ve planlama alanının yaklaşık 19 hektar (194.133,20 m2) büyüklüğe sahip olduğu görülmüştür.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan hükmü ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla 08.05.2006 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ''tarım alanları, enerji nakil hattı'' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı küçük bir alanda yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planla belirlenen fonksiyonlara aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

- Çevre ve imar bütünlüğü bakımından incelenmesinde,
Bilirkişi raporunda; '' - Yapılan plan değişikliği işlemleriyle Eskişehir Metropoliten Alan Merkez Bölgesi 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında da koruma-kullanma dengesi bozulmakta; planın kentsel gelişmenin formuna ilişkin ana kararları ile tarımsal üretimin sürdürülmesinin öngörüldüğü alanın bütünlüğü zedelenmektedir. Dolayısıyla kentin bu alt- bölgesi için çevre ve imar bütünlüğü ortadan kalkmaktadır. Bu durum şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de aykırıdır.
- Çevre ve imar bütünlüğüne ilişkin bir diğer konu tek bir parselde yapılmış olan bu plan değişikliklerinin planın geri kalan kısmıyla bütünleşememesi sorunudur. Her ne kadar Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yetkisi sadece söz konusu taşınmazla sınırlı olsa da, Plan Araştırma Raporunda ve Plan Açıklama Raporunda bu analizlerin ve çevreyle bütünleşmeye yönelik öngörü ve önlemlerin yer almaması önemli eksikliklerdir.
- Davaya konu işlemlerden 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği işleminde İbadet Alanında yapı yüksekliğinin serbest olarak belirlenmesi 20.02.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. Maddesinde yer alan “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” hükmüne aykırıdır.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; Cumhurbaşkanlığının imar planlarını onaylama yetkisinin sadece özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlarla sınırlı olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin kanunda öngörülen esaslara uygun yapıldığı, planlama alanına erişim ve ulaşımın imar yollarından sağlandığı, imar planlarının çevresi ile bütünleşmediği iddiasının gerçeklikten uzak olduğu, alana yönelik hazırlanan meri imar planlarında da imar yollarının devamlılığının gösterilmediği, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8/b maddesi uyarınca ibadet alanlarında yapı yüksekliğinin serbest olarak belirlenebileceği ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Mülkiyeti hazineye ait, imar planlarında ''sağlık tesis alanı ve rekreasyon alanı'' olarak planlanan Sağlık Bakanlığı'na tahsisli uyuşmazlık konusu taşınmazın yatırımcı kuruluş olan Sağlık Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda 06.07.2015 tarihli Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, yine dosyaya sunulan Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü'nün 17.11.2015 tarih ve 769 sayılı yazısında ''Sağlıkta Dönüşüm Programı'' uyarınca taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınması hususundaki muvafakatlerinin devam ettiğinin belirtildiği, anılan Bakanlığın taşınmaza ihtiyacı olmadığını belirterek bu taşınmazın kamu hastanelerinin yapımının finansmanında kullanılmasını talep etmesi üzerine de dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazın ilk defa planlamaya konu edilmediği, önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu, öncesinde de fiilen ''tarım alanı'' olarak kullanılmadığı ve planlanmadığı, dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'nın talebi üzerine imar planlarında kaldırılan ''sağlık tesis alanı'' fonksiyonu yerine getirilen fonksiyonların bölgedeki tarımsal üretiminin sürdürülmesinin öngörüldüğü alanların bütünlüğünü zedelemeyeceği, parsel bazlı yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/25.000 ölçekli nazım imar planında geniş bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, parsele çevresi ile benzer veya aynı fonksiyon ve yapılaşma koşullarının getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre imar bütünlüğünü bozmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yine, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ibadet alanı için bina yüksekliğinin serbest olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı tabidir.
- Sosyal ve teknik donatı alanları ve donatı dengesi bakımından incelenmesinde;
Bilirkişi raporunda; ''- Sağlık tesis alanına ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı tarafından gereksinim olmadığı ve “Sağlıkta Dönüşüm Programı” kapsamında kent genelinde sağlık alanlarının yer seçimine ilişkin bir başka planlama süreci devreye girdiği için, bu kullanımın kaldırılması sosyal donatı alanları konusunda ve planlama esasları kapsamında aykırılık olarak değerlendirilmemektedir. Öte yandan, davaya konu 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli İmar Planı Değişikliklerinde Rekreasyon Alanı olarak planlı olan kullanımın büyük ölçüde kaldırılmış olması ve kaldırılan bu sosyal donatı alanına eşdeğer alan ayrılmaması planlama esaslarıyla bağdaşmamakta olup; Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırıdır. Bu saptama her üç onay tarihli (23.07.2020 tarihli, 09.03.2021 tarihli, 09.07.2021 tarihli) plan değişikliği işlemi için de geçerlidir.
- Yeni planlanan alan için getirilen nüfusun gereksinimi olan sosyal donatı alanları yeterlidir. Bu olumlu bir durum olmakla beraber, yaklaşık 800 kişi için yaratılan ve çevresiyle bütünleşememesi nedeniyle kapalı biçimde sadece bu taşınmaza hizmet verir biçimde yer alan bu kadar fazla donatı alanı ve hizmetin de kent ekonomisi ve yatırım maliyetleri açısından rasyonel olmadığını belirtmek gerekir. Aslında planlarda tarım alanı olan bölgenin ortasında planlanan bu konut alanı için yapılması gereken teknik altyapı (su, kanalizasyon, elektrik, doğal gaz, iletişim) yatırımları da düşünüldüğünde, davaya konu işlem ile aşırı yüksek maliyette bir gelişme alanı yaratıldığı ve bunun kamu yatırım maliyetlerini arttıran bir plan değişikliği işlemi olduğu görülmektedir.
- 09.03.2021 onay tarihli davaya konu Plan Değişikliği işleminde, bir önceki onay tarihli (23.07.2020) plan değişikliğine göre ibadet alanı yarı yarıya küçültülmüş; zaten ilk işlemde azaltılmış olan rekreasyon alanı daha da azaltılmıştır. Bu durum da elbette Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddelerine aykırıdır.
- Daha sonra 09.07.2021 onay tarihli Plan Değişikliğinde ise, 09.03.2021 onay tarihli Plan Değişikliğine göre ibadet alanı tekrar ilk plan değişikliğindeki büyüklüğe getirilmiş; ancak alanın batısında yer alan park alanları önemli ölçüde küçültülmüştür. Bu durum da Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin anılan maddelerine aykırılık taşımaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; alana getirilen ek nüfus için yeterli olacak sosyal donatı alanlarına dava konusu imar planlarında fazlasıyla yer verildiği, planlama alanının çevresindeki nüfusun gereksinimlerine yönelik donatı çeşitliliğinin sağlandığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin bölgedeki sosyal donatı dengesini bozmadığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Özelleştirme programına alınan taşınmazın bulunduğu alanda her tür ve ölçekte imar planı yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresine ait olduğu ve bu yetkinin yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı olduğu dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrasında, imar planlarında ticaret+konut karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde konut kullanım oranları belirlenerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, anılan hüküm uyarınca dava konusu imar planlarında da ticaret-konut alanlarında konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %75'ini aşamayacağının düzenlendiği, ayrıca planlama alanında önerilen konut alanlarında yaşayacak yaklaşık 810 kişilik ilave kalıcı nüfusun ihtiyacı olan (anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, sağlık tesisi, cami, sosyal tesis, trafo, rekreasyon ve park alanı) sosyal donatı alanlarının ayrıldığı görüldüğünden, yapılan değişikliğin sosyal ve teknik altyapı dengesini etkileyecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinde;
Bilirkişi raporunda; ''- Ulaşım sistemine ilişkin incelemeler doğrultusunda saptanan davaya konu alana nasıl erişilebileceği yönündeki belirsizlik önemli bir sorundur; planda belirsizlik yaratılması planlama esas ve ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Gerek taşıt yolu sistemiyle, gerek toplu taşıma ile, gerekse yaya erişimi ile planlama alanına nasıl erişileceği ve planlama alanının kent ile nasıl bağlanacağı konularında davaya konu plan değişikliği işlemleri yetersizdir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; parsele erişimin parselin doğusunda yer alan ve kuzey-güney istikametinde devamlılığı olan imar yolundan sağlandığı, parselin doğusunda 25 metre, batısında 15 metre enkesitli imar yolları bulunduğu, imar planı değişikliği ile 15 metreden 12 metreye düşürülen kuzey-güney istikametindeki imar yolunun bağlandığı 15 metrelik yollar arasında hiyerarşi oluşturmak amacıyla imar planına askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonrasında değiştirildiği, dolayısıyla dava konusu imar planı değişiklikleri ile parselin çevresi ile uyumunun ve ulaşım kademelenmesinin sağlandığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Uyuşmazlık konusu parsel içerisinden geçecek şekilde planlanan 10, 12, 15, 27 metre enkesitli yolların ulaşım sistemi açısından gerekli ve dolaşım sistemi ve ulaşım şeması içerisindeki güzergahlarının uygun olduğu, konut ve sosyal donatı alanlarının tamamının cephe alacağı şekilde, hizmet ettiği alanlar için uygun ve yeterli genişlikte düzenlendiği, çevresinde yer alan yollarla bağlantının sağlanması suretiyle sürekliliklerinin sağlandığı ve dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 15 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliğine uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağı kuralına yer verildiği görüldüğünden, yapılan düzenlemelerin imar planı değişikliği ile getirilen ilave nüfusun getireceği ilave trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu, parselden geçirilen bu yolların plan ana kararlarını, sürekliliğini bozmadığı, dava konusu imar planlarında yol düzenlemesi bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Fonksiyonlarının yer seçiminin uygunluğu bakımından incelenmesinde;
Bilirkişi raporunda; ''- Davaya konu bölge tarım alanı olan ve kentin çeperinde yeşil kuşak işlevi gören bir bölgede yer almaktadır. Bu alanın kentsel gelişme için planlanması çevredeki tarım alanları üzerinde de gelişme baskısı yaratacak; tarımsal alan bütünlüğü bozulacaktır.
- Tüm bu değerlendirmeler kapsamında, uyuşmazlık konusu taşınmazın kentsel gelişme alanı yönünde bir kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı görülmektedir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu taşınmazın atıl durumda olduğu, üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, alanın kuzeydoğu ve güneydoğusunda yoğun konut gelişiminin yaşandığı, Söğüt-Uludere yolu çevresine yönelik yapılan imar planı değişikliklerinin de ilgili belediyesince onaylandığı görüldüğünden, bölgenin gelişim potansiyelide göz önünde bulundurularak atıl olan bu alanın ekonomiye kazandırılması ve taşınmazın kamu hastanelerinin finansmanında kullanılması amacıyla dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı, söz konusu alanın yer seçiminin doğru olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlemde; taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, tarımsal amaçlı kullanılmadığı, yakın çevresinde konut ve sanayi alanı kullanımlarının da yer aldığı görüldüğünden ve alanın ilk defa planlamaya konu edilmediği önceki imar planlarında getirilen kullanım kararları ile zaten yapılaşmaya açılmış olduğu anlaşıldığından, parsel için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmaz üzerindeki fiili kullanım durumu ile uyumlu ve yer seçiminin uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Dava konusu imar planı değişikliklerinin yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemede;
Bilirkişi raporunda; '' - Sağlık tesisine burada gereksinim olmadığından hareket ederek burada kentsel gelişme alanı ve bir konut bölgesi geliştirilmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Çeşitli nedenlerle bu yer seçiminin bu kullanım için doğru bir yer seçimi olmadığı rapor boyunca vurgulanmış olup; plan değişikliği kapsamında üst ölçekli plana uygun biçimde tarımsal üretimin ve rekreasyon alanının sürekliliğini sağlayacak kullanımlar planlanarak plan değişikliği yapılmasının, böyle bir plan değişikliğinin özelleştirme kapsamında da olsa değerlendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır.
- Rekreasyon alanının kaldırılması, yüzölçümünün büyük oranda azaltılarak kentsel gelişme alanı ve bu kapsamda konut alanı olarak planlanması için bir plan değişikliği yapılması yönünde ise hiçbir zorunluluk bulunmamaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; Sağlık Bakanlığı'nın ''Sağlıkta Dönüşüm Programı'' uyarınca taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınması hususundaki muvafakatlerinin devam ettiği, Özelleştirme idaresinin taşınmazların kamunun elinde kalması ve kamu elindeki arsa stokunun artırılması gibi bir görevi bulunmadığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile çevresi ile uyumlu, yaşanabilir, kentsel donatı alanları planlandığı, rekreasyon alanının küçültüldüğü ancak park alanları artırılarak yeşil aks kurgusu oluşturulduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu karara karşı dava açılmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan parselin ekonomiye kazandırılması ve kamu hastanelerinin finansmanında kullanılması amacıyla dava konusu imar planı değişikliklerinin yapıldığı, planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu anlaşıldığından, plan değişikliği için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Keşif ve Bilirkişi avansından artan … TL'nin davacı tarafa iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.