Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1741 E. , 2023/7304 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/1741
Karar No : 2023/7304
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1-…
2- … Bakanlığı … Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Mamak ilçesi, … Mahallesi, … parsel, …Mahallesi, … parsel, …Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanarak, 22/06/2021 tarihli, 31519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerine askı süresi içinde yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Planlama alanının bitişiğinde yer alan davacının maliki olduğu …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazların dava konusu plan değişikliklerine dahil edilerek bütüncül şekilde planlama yapılması gerekirken, plan onama sınırı dışında bırakılmalarının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, ayrıca dava konusu plan değişikliklerine konu edilen …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde uzun yıllardır davacı tarafından kullanılan konut, ahır ve müştemilatların bulunduğu, bu yapılar için hazineye ecrimisil ödendiği ve yapı kayıt belgesi alındığı, davacının satın alma hakkının bulunduğu yapı kayıt belgeli bu alana dava konusu plan değişiklikleriyle yeşil alan kullanımı getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davacının hazineye ait taşınmazda uzun yıllardır işgalci durumunda olduğu, özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmazların ihale yoluyla satışa konu edileceği ve davacının ön alım hakkının bulunmadığı, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlarla sınırlı olduğundan, davacının maliki olduğu taşınmazların dava konusu plan değişikliklerine dahil edilmesinin yasal açıdan mümkün olmadığı, 06.07.2018 tarih ve 30443 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar hakkında Tebliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında, yapı kayıt belgesi alınan yapıların hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanların satışa konu edileceğinin düzenlendiği, dava konusu taşınmazlar özel kanun hükümlerine tabi olduğundan, … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapılar için davacıya yapı kayıt belgesi verilmesinin, kendisine herhangi bir yasal hak tanımadığı, planlama alanının sadece %18,14'lük kısmına konut ve ticaret kullanımları getirildiği, kalan kısımlarının muhtelif donatılara ve üniversite alanına ayrıldığı, alanın jeolojik yapısı dikkate alınarak yapı ve nüfus yoğunluklarının belirlendiği, önceki imar planlarının yargı kararı ile iptaline karar verilmesi üzerine plansız hale gelen alanın etkin ve verimli kullanılması amacıyla fiziksel ve teknik analizler, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar ve üst ölçekli plan kararları göz önünde bulundurularak planlama yapıldığı, gerekli kurum görüşlerinin alındığı belirtilerek davanın ve yürütmenin durdurulması isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ :
Uyuşmazlığın ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmı yönünden,
Dosyanın incelenmesinden, 03/01/2019 düzenleme tarihli yapı kayıt belgelerinin dava konusu planların kapsadığı Ankara İli, Mamak ilçesi, … Mahallesinde bulunan …parsel sayılı taşınmaza ait olmadıkları; Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin oldukları bu nedenle davacının dava konusu … parsel sayılı taşınmaz ile menfaat ilgisinin bulunmadığı, bu bölge yakınında kayıtlı başkaca taşınmazlarının bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu plan değişikliklerinden etkilendiğinden söz edilemeyeceği, başka bir anlatımla, dava konusu plan değişiklikleri ile davacılar arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın bu kısmına ilişkin dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılarak bu bölüm hakkında, ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Uyuşmazlığın … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmı esas bakımından değerlendirildiğinde,
3194 sayılı İmar Kanununun Ek:3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Belirtilen bu hükümlerden , özelleştirme program ve kapsamına alınan kuruluşlara ait veya arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki plan, imar planı ve değişikliklerini yapmak Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisinde olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları göz önünden bulundurularak kabul edildiği, 1/25.000 nazım imar planı değişikliğinin ise 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı dikkate alınarak hazırlandığı, anlaşılmıştır.
Özel kanunuyla düzenlenmiş yasal mevzuat gereği, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisi, salt özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlarla sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda da, sınırlı bir alana yönelik yapılan uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerine davacıya ait parseller dahil edilmemiştir. Davalı idarenin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin sınırlı ve istisnai bir yetkisi bulunması karşısında imar planı değişikliğine yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın bu kısmının reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, Ankara ili, Mamak ilçesi, … Mahallesi, … parsel, …Mahallesi, … parsel, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanarak, 22/06/2021 tarihli, 31519 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerine askı süresi içinde yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin süre aşımı yönündeki itirazları; konusu imar planlarına karşı, en son askı tarihinin son gününü izleyen 09.08.2021 tarihini izleyen günden itibaren 30 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine, zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde 08.11.2021 tarihinde dava açıldığından yerinde görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması aranmaktadır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru ve güncel olmalıdır. Başka bir anlatımla, iptal davasında dava ehliyetinin varlığından söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
Davacı, planlama alanının bitişiğinde yer alan maliki olduğu … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazların dava konusu plan değişikliklerine dahil edilerek bütüncül şekilde planlama yapılması gerekirken, plan onama sınırı dışında bırakılmalarının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, ayrıca dava konusu plan değişikliklerine konu edilen ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde uzun yıllardır kendisi tarafından kullanılan konut, ahır ve müştemilatların bulunduğu, bu yapılar için hazineye ecrimisil ödendiği ve yapı kayıt belgesi alındığından satın alma hakkının bulunduğu yapı kayıt belgeli bu alana dava konusu plan değişiklikleriyle yeşil alan kullanımı getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
Uyuşmazlığın ... Mahallesi, ...parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının incelenmesinden;
18/05/2018 günlü, 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddenin 1. fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan madde uyarınca 06/06/2018 günlü, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin 1. fıkrası, yapı kayıt belgesi alınan yapıların hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanların satışa konu edileceği hükmüne haizdir.
Uyuşmazlıkta; 1087 sayılı parselin Hazineye ait bir parsel olduğu, planlara yönelik itirazını mülkiyet hakkına dayandıran davacının taşınmazda uzun yıllardır işgalci durumunda bulunduğu, yapı kayıt belgesi nedeniyle mülkiyet hakkı iddiasını ileri sürmekte ise de; yukarıda anılan usul ve esaslar gereği özel kanun hükümlerine tabi taşınmaz üzerindeki yapılar için yapı kayıt belgesi verilmiş olması herhangi bir yasal hak tanımayacağından, davacının 1087 sayılı parsel açısından planlarda belirlenmiş bulunan fonksiyonun iptal edilmesindeki menfaat ilişkisini ortaya koyamadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın maliki olduğu … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmına gelince;
3194 sayılı İmar Kanununun "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Kanunun Ek:3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki plan, imar planı ve değişikliklerini yapmak Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisindedir.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlarla sınırlı olduğundan, davacının maliki olduğu taşınmazların dava konusu plan değişikliklerine bu aşamada dahil edilmesi yetki yönünden mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, davanın 1087 sayılı parsele yönelik kısmının ehliyet yönünden, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmının esas yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Ankara İli, Mamak İlçesi, … ve … Mahallelerini kapsayan 1.443 ha büyüklüğündeki alana ilişkin olarak, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca … tarih ve … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri onaylanmıştır. Anılan nazım imar planlarının iptali istemiyle … odası tarafından açılan davada, … İdare Mahkemesince verilen … ve E:…, K: … sayılı dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise açılan diğer davalarda verilen iptal kararlarına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine karar verildiği gerekçesi de eklenerek … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K: … sayılı kararıyla reddedilmişse de, istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair bu kararı Danıştay Altıncı Dairesinin 23/03/2022 tarih ve E:2020/1189, K:2022/3512 sayılı kararıyla tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasına yönelik Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşünün bulunup bulunmadığı, orman alanlarının planlamaya dahil edilip edilmediği, üniversite ve eğitim tesis alanı için ilgili kurumlardan uygun görüş alınıp alınmadığı gibi temel hususların araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine dosya … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi, E:… esasına incelenmek üzere kaydedilmiştir.
Bahsi geçen yargılamanın devamı esnasında, daha dar bir alanı kapsayan mülkiyeti hazineye ait Ankara ili, Mamak ilçesi, …Mahallesi, … parsel, … Mahallesi, …parsel, … Mahallesi, .. ada, …parsel sayılı taşınmazlara yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla onaylanmıştır.
Davacı tarafından, maliki olduğu planlama alanının bitişiğindeki … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazların dava konusu plan değişikliklerine dahil edilmesi gerektiği, ayrıca, dava konusu plan değişikliklerine konu edilen … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde uzun yıllardır hazineye ecrimisil ödediği ve yapı kayıt belgesi bulunan alana dava konusu plan değişiklikleriyle yeşil alan kullanımı getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle dava konusu imar planı değişikliklerine yapılan itirazın zımnen reddi üzerine, bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanunun 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Kanunun 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan ve 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. maddenin 1. fıkrasında; "Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir." hükmü yer almaktadır.
Anılan madde uyarınca 06/06/2018 günlü, 30443 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esasların 7. maddesinin 1. fıkrasında, yapı kayıt belgesi alınan yapıların hazineye ait taşınmazlar üzerine inşa edilmiş olması halinde, bu taşınmazlardan özel kanunları kapsamında kalan ve bu kanunlara göre değerlendirilmesi gerekenler dışında kalanların satışa konu edileceği hükmü bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Süreaşımı itirazına ilişkin olarak, dava konusu işlemin Cumhurbaşkanlığının 11/06/2021 tarihli, 4101 sayılı kararı ile onaylanarak 22/06/2021 tarihli, 31519 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı, dava konusu imar planlarının askı tarihinin son günü olan 09.08.2021 tarihinden itibaren askıda yapılan itirazın zımnen reddi söz konusu olduğundan zımni ret süresini izleyen tarihten itibaren yasal süresi içinde 08.11.2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı görüldüğünden süreaşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu belirtilmekte olup; hukuk devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
İptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları, iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken haklarına göre idari yargı yerince belirlenmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlığın …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmı dava açma ehliyeti bakımından değerlendirildiğinde,
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2022 tarih ve E:2022/1741 sayılı ara kararı ile davacı tarafça dosyaya sunulan yapı kayıt belgelerinde yer verilen Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazların dava konusu plan onama sınırlarında kalıp kalmadığı, davalı idareler ile dava dışı Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Mamak Belediye Başkanlığından sorulması üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığının …tarih ve … sayılı cevap yazısında yapı kayıt belgesini haiz … parsel sayılı taşınmazların dava konusu edilen imar planları kapsamında kalmadığı, … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda Mamak … Mahallesi Yerleşim ve Gelişim Alanına ait 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planları ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylandığı, bu imar planlarında da taşınmazların "yol" ve "konut" alanlarına isabet ettiği bildirilmiştir.
Bu durumda, 03/01/2019 düzenleme tarihli yapı kayıt belgelerinin dava konusu planların kapsadığı Ankara İli, Mamak ilçesi, … Mahallesinde bulunan … parsel sayılı taşınmaza ait olmadıkları; Ankara İli, Mamak İlçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin oldukları bu nedenle davacının dava konusu … parsel sayılı taşınmaz ile menfaat ilgisinin bulunmadığı, bu bölge yakınında kayıtlı başkaca taşınmazlarının bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu plan değişikliklerinden etkilendiğinden söz edilemeyeceği, başka bir anlatımla, dava konusu plan değişiklikleri ile davacılar arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın bu kısmına karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Diğer yandan, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, yapı kayıt belgesi edinme şartları ile hangi neviden yapı kayıt belgeli taşınmazların satışa konu edilerek tasarruf hakkı sağlayacağına dair düzenlemelerin değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu edilen 1087 parsel sayılı taşınmazın 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinin (f) bendi uyarınca hazineye ait özelleştirme kapsam ve programına alınmış, özel kanun hükümlerine tabi taşınmazlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde ise, yasal düzenlemeler uyarınca dava konusu edilen taşınmazın her durumda (yapı kayıt belgesini haiz olduğu hal dahil) satışa konu edilemeyeceği ve dahi davacı tarafından taşınmaz üzerinde bir tasarruf hakkı kazandırmayacağı aşikar olduğundan yine davacının anılan taşınmaz ile davacılar arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisi bulunmadığından davanın bu kısmına karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmı dava açma ehliyeti bakımından değerlendirildiğinde,
Dosyanın incelenmesinden; davacının dava konusu edilen … parsel sayılı taşınmazların maliki olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerle davacı arasında kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi bulunduğu sonucuna varılarak davalının davanın bu kısmına yönelik ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Uyuşmazlığın … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmı esas bakımından değerlendirildiğinde,
Yer verilen mevzuat hükümlerinden, özelleştirme program ve kapsamına alınan kuruluşlara ait veya arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki plan, imar planı ve değişikliklerini yapmak Özelleştirme Yüksek Kurulunun yetkisinde olduğu anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, dava konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planları göz önünden bulundurularak kabul edildiği, 1/25.000 nazım imar planı değişikliğinin ise 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı dikkate alınarak hazırlandığı,anlaşılmıştır.
Özel kanunuyla düzenlenmiş yasal mevzuat gereği, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisi, salt özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlarla sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda, sınırlı bir alana yönelik yapılan uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerine davacıya ait parseller dahil edilmemiştir. Davalı idarenin uyuşmazlık konusu hususa ilişkin sınırlı ve istisnai bir yetkisi bulunması karşısında imar planı değişikliğine yapılan itirazın zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Uyuşmazlığın …Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmı bakımından DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Uyuşmazlığın … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik kısmı bakımından DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 10/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!