WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2022/1574 E.  ,  2023/6789 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/1574
Karar No : 2023/6789

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Isparta ili, merkez, … Mahallesi, …ada, …sayılı parsel civarında parselasyon yapılacak şekilde sosyal donatı dengesi korunarak düzenleme yapılması ve … ada, … ve … sayılı parseller ile … ada, … sayılı parseller ve … ada, … sayılı parselin bulunduğu alanın kuzey batısındaki yolun da imar adasına dahil edilmesi ve oluşacak parsellerin E=1,50 ve 5 kat olarak düzenlenmesine yönelik 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yapılmasına ilişkin Isparta Belediye Meclisinin … tarih ve …sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu plan değişikliğine konu alanların öncesinde ayrık nizam 3 kat yapılaşma koşullarına sahip konut alanı, yol, park, otopark ve ibadet yeri alanı olarak planlı iken, dava konusu plan değişikliği ile konut alanlarının yapılaşma koşullarının ayrık nizam E:1.50 ve 5 kat olarak değiştirildiği, ancak dava konusu alanın yakın çevresindeki imar adalarının 2 ve 3 katlı yapılaşma koşullarına sahip olduğu, bu durumda dava konusu imar planı değişikliği ile Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinin 4.fıkrasına aykırılık teşkil edecek şekilde siluet, gölgelenme ve yapı güneşlenmesi kriterlerin bölgesel olarak ele alınmadığı, yalnızca belirli parseller üzerinde kat oranının artırıldığı, bu durumun bölgenin siluetini olumsuz etkileyeceği ve yakın çevresinin yapı güneşlenmesi ve yönlenmesi gibi özelliklerine olumsuz etki yapacağı, yine değişiklik öncesi durumda konut alanı toplamı yaklaşık 2524 m2 iken, değişiklik sonrasında yaklaşık 3024 m2’ye çıkarılarak konut alanlarında toplamda yaklaşık 500 m2 lik bir artış meydana getirildiği, ayrıca emsal ve kat artışının yapıldığı, buna karşılık artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmadığı, hatta mevcut sosyal ve teknik altyapı alanların miktarlarında azalmaya gidildiği, dava konusu alanda değişiklik öncesi durumda park alanı toplamı yaklaşık 770 m2 iken, değişiklik sonrası yaklaşık 644 m2’ye düşürülerek toplamda park alanlarında yaklaşık 126 m2 lik bir azalma meydana getirildiği, bu azalmaya karşılık eş değer alan da ayrılmadığı, imar planı değişikliği öncesi durumda kamusal kullanıma ayrılmış yaklaşık 565 m2’lik otopark alanı bulunmakta iken, imar planı değişikliği sonrası söz konusu otopark alanının kaldırıldığı ve bazı imar yollarının kapatılarak konut alanına dahil edildiği, kaldırılan otopark alanı ve imar yolları neticesinde yeniden oluşturulan ulaşım sisteminde birbirine yaklaşık 20 metre mesafede iki tane kontrolsüz 3 kollu eşdüzey “Y” kavşak noktası oluştuğu, bu durumun ulaşım planlaması ilkeleri, planlama tekniği ve prensipleri ile trafik güvenliği açısından uygun olmadığı, yol ve otopark alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya güzergahının değiştirilmesi kentsel ulaşım sistemini etkileyeceğinden kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanması gerekirken hazırlanmadığı, yine dava konusu plan değişikliğine ait plan açıklama raporunun bulunmadığı, otopark alanının hizmet etki alanı içerisinde başkaca bir alan ayrılmadan tamamen kaldırılmasının ulaşım ve trafiği olumsuz etkileyeceği, düzenleme sonrası durumda konut adasının mevcut imar adasından ayrılarak yapı yaklaşma mesafesi tanımlanmak sureti ile yeni bir bütüncül imar adasına dönüştürüldüğü, ancak mevcut düzenlemede zaten planlamada ada ayrıma çizgisi ile mevcut ada tanımlıyken ve ona göre parselleşme durumu belirlenmişken yeni durumda ada içinde ada oluşturulduğu, plan değişikliğinin imar uygulamasının çözümüne nasıl katkı sağladığının açıklanmadığı, yakın çevre alanların düzenleme ortaklık payı oranları hususunda analizler içermediği, imar planı değişikliğini zorunlu kılan yeterli amaç ve gerekçelere sahip olunmadığı anlaşıldığından, davaya konu plan değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve teknikleri ile kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda belirtilen koşulları taşımadığından davacının adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının uyuşmazlığa ilişkin dava açma ehliyeti bulunmadığından ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; kamu yararı gözetilerek ve mevzuata uygun şekilde işlem tesis edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Dava, Isparta ili, merkez, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel civarında parselasyon yapılacak şekilde sosyal donatı dengesi korunarak düzenleme yapılması ve … ada, … ve … sayılı parseller ile … ada, …, …, … sayılı parseller ve … ada, …sayılı parselin bulunduğu alanın kuzey batısındaki yolun da imar adasına dahil edilmesi ve oluşacak parsellerin E=1,50 ve 5 kat olarak düzenlenmesine yönelik 1/1000 ölçekli uygulama ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği yapılmasına ilişkin Isparta Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davası olarak tanımlanmaktadır.
2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirlenmiş, 14'üncü maddesinin 3'üncü fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5.maddesinde nazım imar planı; "varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan" olarak, uygulama imar planı ise; "tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan" olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlem ile ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri yargı mercilerince yapılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi; kişisel, meşru ve güncel olması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, davacının menfaatlerini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve mâkul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ilişki, uyuşmazlığın niteliğine göre bazen mülkiyet hakkından, bazen de komşuluk hukukundan doğabilmektedir. Sonuç olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken menfaatlerine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatları ile belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de, bu kapsamda bulunmayan bir alanlara ilişkin olarak imar planının iptali istemiyle dava açabilmek için davacının dava açmakta menfaati olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlıkta, yol, park, otopark, ibadet yeri ve konut alanı kullanımlarında kalan özel mülkiyete konu parsellerin kullanım kararlarında değişikliğe gidilmesine dair 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının dava konusu edildiği ve davacının davayı yalnızca belde sakini (Isparta il sınırılarında ikamet eden bir vatandaş) sıfatıyla açtığı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi sorgulandığında ikamet yerinin uyuşmazlık konusu taşınmazlara uzak bir konumda ve farklı mahallede yer aldığı, yine UYAP üzerinden Tapu Kadastro Bilgi Sistemindeki (TAKBİS) mal varlığı sorgulandığında ise uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu ya da yakın alanda üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacının, dava konusu işlemler ile doğrudan bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, Isparta ilinde yaşayan bir kişi olarak açtığı bu davadaki istemlerinin çevre, tarihi, kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar kapsamında da değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla bakılan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/09/2023 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY : 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla iptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel menfaat ilişkisinin varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından; bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda da yorumlanması gerekmektedir.
Öte yandan, çevrenin, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda, belde veya semt sakini sıfatıyla açılan davalarda, dava açma ehliyetinin daha geniş yorumlanmak suretiyle belirlenmesi gerektiğine ilişklin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar dava konusu imar planı değişiklliklerine konu taşınmazın yer aldığı "... Mahallesi" sınırları içerisinde davacının maliki olduğu taşınmaz bulunmamakta, ayrıca davacı aynı mahalle sınırları içerisinde ikamet etmemekte ise de davacı tarafından; kanuna aykırı şekilde dava konusu parsellerin bir kısmının park alanından konut alanına alındığı, kaldırılan park ve otopark alanının eşdeğer miktarda ve konumda başka bir alanda ayrılmadığı ve artan yoğunluğa karşılık gereken sosyal donatı alanlarının da belirlenmediği, mevzuata ve planlama esaslarına aykırı şekilde konut alanlarında kat artışına gidildiği yolunda ileri sürülen iddialar ile açılmış olan bu davada dava konusu imar planlarının kamu yararını yakından ilgilendirdiğinin ve davacının anılan hususlara ilişkin dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalının dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin temyiz istemlerinin esasının incelenmesi gerektiği oyuyla davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği yolundaki Dairemiz kararına katılmıyoruz.