Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/8364 E. , 2023/7688 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/8364
Karar No : 2023/7688
DAVACILAR :
1- … Odası
VEKİLİ: Av. …
2- … Odası
VEKİLİ: Av. …
3- … Odası
VEKİLİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı-ANKARA
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU: 11.07.2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin, 2. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5. bendinin; 4.maddesiyle değiştirilen 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinin, 20. bendindeki "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan" ibaresinin, 30 ve 34. bentleri ile maddeye eklenen 35.bendinin; 15, 18, 19, 21, 22, 24 ve 25. maddelerinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu düzenlemelerin, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen iddialarla iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın, kararın içeriğinde ayrıntısına yer verilen açıklamalarla reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, 11.07.2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin,2. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5. bendinin; 4.maddesiyle değiştirilen 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinin, 20. bendindeki "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan" ibaresinin, 30 ve 34. bentleri ile maddeye eklenen 35. bendinin; 15, 18, 19, 21, 22, 24 ve 25. maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesinde, "Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildirimi ve bu yapıların yöresel doku ve mimari özelliklere, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerin sorumluluğu müellifi olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar valilikçe ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro planlarına işlenir. (Ek 5. cümle: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durum, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirilir. Köy yerleşik alan sınırları dışında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların yapı ruhsatı alınarak inşa edilmesi zorunludur. Tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların denetimine yönelik fenni mesuliyet 28 inci madde hükümlerine göre mimar ve mühendislerce üstlenilir.
(Ek 2. fıkra: 04.07.2019 - 7181 S.K/Madde 10) Belediye ve mücavir alanlar içinde veya dışındaki iskân dışı alanlarda yapılacak tarımsal amaçlı seralar, entegre tesis niteliğinde olmamak ve ilgili il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınmak koşuluyla yapı ruhsatı aranmadan yapılabilir. Ancak etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerinin ve inşasının sorumluluğu, müellifi ve fennî mesulü olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar ilgili idarece ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro paftasına işlenir. Bu alanlarda yapılacak seralar için, yola cephesi olan komşu parsellerden süresiz geçiş hakkı alınmış ve bu konuda tapu kayıtlarına şerh konulmuş olmak kaydıyla 8 inci maddede belirtilen yola cephe sağlama koşulu aranmaz.
(Ek 3. fıkra: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırları; belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir.
(Değişik 1. cümle: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Onaylı üst kademe planlarda aksine hüküm bulunmadığı hâllerde köy yerleşik alan sınırları içinde, taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile köyün ana yolları ve genişlikleri; hâlihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilgili ilçe belediye meclisi kararı ile, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir. Belirlenen yollar, ifraz ve tevhit suretiyle uygulama imar planı kararı aranmaksızın kamu yararı kararı alınarak oluşturulur.
Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.
Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir.
İmar planı olmayan köy yerleşik alanı sınırları içerisinde köyün ihtiyacına yönelik olarak ilk ve orta öğretim tesisi, ibadet yeri, sağlık tesisi, güvenlik tesisi gibi yapılar için imar planı şartı aranmaz. Ancak yer seçimi, valilikçe oluşturulan bir komisyonca halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde kesin sınırları ile belirlenir. Bu yapı ve tesislere uygulama projelerine göre ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu adına yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilir.
(Ek 9. fıkra: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırlarının tespitinde ve bu alanlarda ruhsata tabi olmadan yapılabilecek yapılara ilişkin ilgili kurum veya kuruluşlarca yapılan etüt, proje, proje uygunluk görüşü için resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin davaya konu kurallarının incelenmesinden;
Yönetmeliğin;
2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 2. maddesinin 1.fıkrasına eklenen 5. bentte; "3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında büyükşehir belediyelerince tespiti yapılmış olup uygulama imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarında uygulanır." kuralı getirilmiştir.
Maddede bahsi geçen 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir.
6360 sayılı Yasa ile Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları ise il mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Bu illerin bazı kısımlarında, büyükşehir belediye meclisince kırsal özelliği devam etmediği yönünde aksine bir karar alınmadığından uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamaların 27. madde hükümlerine göre yürütüleceği düzenlenmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin davaya konu kuralının, imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarındaki mevcut uygulamayı yasaya uygun olarak düzenlediği sonucuna ulaşıldığından hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin değişiklik yapılan 4. maddesinin birinci fıkrasının (4) sayılı bendinde, daha önce, "Köy ve mezraların cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar tarafından, yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alan köy yerleşik (meskun) alanını; bu çizgi ile 100 m. dışından geçirilecek olan, valiliklerce tespit edilerek il idare kurulunca karara bağlanan sınırın içinde kalan alan köy yerleşik alanı civarını" şeklinde tanımlanan "belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı" açısından, yerleşik alan civarı, yerleşik alanın tespit edildiği çizgi ile 100 metre dışından geçirilecek alan olarak ifade edilmiş iken, yapılan değişiklik ile, köy yerleşik alanı sınırı ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan alan olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, bu kurala paralel olarak Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (34) sayılı bendinde yapılan değişiklik ile, "kırsal yerleşik alan ve civarı" tanımlanmış olup, büyükşehirlerde, İmar Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliğinin devam ettiği ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince kararlaştırılan yerlerde cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde, mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alanın kırsal yerleşik alan; bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan ve ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince karara bağlanan sınırın içinde kalan alanın ise kırsal yerleşik alan civarını ifade edeceği düzenlenmiştir.
Anılan bent ile uyumlu olacak şekilde, "Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarının tespiti
" başlıklı 43. maddede yapılan değişiklik ile, mevcut binaların tespit edilerek tutanak altına alınacağı ve kadastral paftaya veya hâlihazır haritalara aktarılacağı, tutanakla belirlenen binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından düz çizgi ile birleştirilerek bir alan oluşturulacağı ve köy ve mezraların yerleşik alanı ve kırsal yerleşik alan sınırının tespit edileceği, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınarak bu alanların civarının tespit edileceği, köy ortak yapılarının bulunduğu mezralarda ve köye bağlı mahallelerde ise, yerleşik alan ve civarı tespitinin, köy yerleşik alan ve civarının tespiti ile ilgili usullere uyulmak koşuluyla yapılacağı ve tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda, köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının ayrı ayrı tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemelerde, yerleşik alanların (köy/mezra) civarı, daha önce, yerleşik alan sınırı ile 100 metre dışından geçirilecek sınır kapsamında belirlenmekte iken, 100 metrelik alanın, 300 metreye çıkarıldığı, Yönetmelikte ilk defa tanımlanmış olan kırsal yerleşik alan civarı açısından da 300 metrelik mesafenin belirlendiği görülmüştür.
Anılan değişikliğe ilişkin olarak davalı idarece; taşkın, heyelan, çığ ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, dere yatağı ve sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile tarım, orman, mera ve sit alanları gibi korunan alanların, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınarak hâlihazır harita veya kadastro paftaları üzerine işleneceği, ayrıca yapılacak tespite ilişkin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda belirtilen izinlerin alınacağı, dolayısı ile belirlenen 300 metrelik alanın tamamının yapılaşmaya açılmayacağı belirtilmiş ise de, civar tespitinde daha önce belirlenmiş olan 100 metrenin 300 metreye çıkarılmasına ilişkin zorunluluğun hukuki, teknik ve nesnel gerekçelerinin ortaya konulamadığı, köy/mezra/kırsal yerleşik alanların civarı olarak daha geniş bir alanda yapılaşma imkanı tanınarak, tarım ve orman alanlarının azalmasına sebebiyet verilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenle, Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (4) ve (34) sayılı bentleri ile 43. maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan "en fazla 300 metre" ibaresinde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 20. bendinde imar mevzuatına aykırı yapı, "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan yapılar, ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konularda yapıldığı dönemdeki mevzuat hükümlerine uygun olmayan yapılar ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilen yapılar" olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinde, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmayacağı, ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildiriminin zorunlu olduğu, bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durumun, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirileceği hüküm altına alınmış olup dava konusu düzenlemeler ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği, ayrıca muhtarlığa bildirim yapılmamasının, "ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konularda yapıldığı dönemdeki mevzuat hükümlerine uygun olmaması ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilmesi" gibi imar mevzuatına aykırılıkların sadece bir unsuru olarak belirtildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 30. bendinde muhtarlık izni, bildirim olarak değiştirilmiş, bu bildirim; " Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile kırsal yerleşik alan ve civarı olarak belirlenmiş alanlarda konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapı yapılabilmesi için ilgili idareden onaylanan etüt ve projelere göre inşaat yapılacağına dair ilgili köy veya muhtarlığa yapı sahibince yapılan yazılı bildirim" olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinin önceki halinde, muhtarlık iznine yer verilmişken 02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesindeki muhtarlık izni, muhtarlığa bildirim olarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 35. bendinde dağınık yerleşimler, "Köylerde ve İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliği devam eden mahallelerde arazinin parçalı olduğu, engebeli topografyası nedeniyle yerleşilebilir alanların kısıtlı kaldığı ve köy/mahalle mülki sınırları içinde halkın konutunu ve müştemilatını kendi bağ, bahçe veya tarlasında yaptığı, belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise valiliklerce tespit edilerek il genel meclisi kararıyla belirlenen yerleşimler" olarak tanımlanmıştır.
Bu düzenlemelerin köylerde ve İmar Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliği devam eden mahallelerde arazinin parçalı ve engebeli topografyası nedeniyle yerleşilebilir alanların kısıtlı kaldığı ve köy/mahalle mülki sınırları içinde halkın konutunu ve müştemilatını kendi bağ, bahçe veya tarlasında yaptığından belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise valiliklerce tespit edilerek il genel meclisi kararıyla belirlenen iskan alanlarının "dağınık yerleşim" olarak tanımlanmasına ilişkin olduğu, kanuna aykırı olmadığı sonucuna ulaşılan söz konusu tanımlamayı içeren düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin 18. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 50. maddesi; "İfraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamaz. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilir. 1500 m² den büyük olan hisseli parsellerde ise, maliklerin muvafakati alınmak kaydı ile, binalar arasındaki mesafeler (6.00) m. den az olmamak şartı ile, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek üzere birden fazla bina yapılabilir. Bu durumda diğer yapılaşma koşullarına uyulmak kaydı ile her bir binanın yapı inşaat alanı 250 m² yi toplam yapı inşaat alanı ise 750 m²yi geçemez.” şeklindedir.
3194 sayılı İmar Kanununun 15. maddesinin son fıkrasında, "İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez." hükmü yer almakta olup bu hükümden imar planı bulunmayan alanlarda belli ölçülerde kadastro parsellerinin ifrazının mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, anılan hükümden ifrazı mümkün olan alanlarda ifraz edilmese bile belli bir yüzölçüme sahip parsellerde birden fazla yapı yapılması mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenlemede, 3194 sayılı İmar Kanununun 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" kaldırılarak yeniden düzenlenip Yönetmelik maddesi 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirilmiştir. Ayrıca ifraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamayacağı açıkça belirlenmiştir. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilmesi için belli koşullar getirilmiştir: parselin 1500 m²den büyük ve hisseli olması, maliklerin muvafakatinin bulunması, binalar arasındaki mesafelerin (6.00) metreden az olmaması, diğer yapılaşma koşullarına uyulmak kaydı ile her bir binanın yapı inşaat alanının 250 m²yi toplam yapı inşaat alanının ise 750 m² yi geçmemesi. Bu şartların bulunması halinde sözü edilen parsellerde, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek koşuluyla birden fazla bina yapılabileceği belirtilmiş olup belirli bir büyüklüğe ve koşullara sahip parsellerde belli koşullar altında birden fazla bina yapılabilmesine imkan veren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 19. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51. maddesi "Bir parselde yapılacak tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapıların ve konut yapılarının müştemilat dahil taban alanı kat sayısı % 40'ı geçemez." şeklinde düzenlenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" kaldırılarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51.maddesi 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiğinden ve başka bir düzenleme yapılmadığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 21. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesi "Köy ve mezraların yerleşik alanları ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarında yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair ilgili idare onayı alınmasından sonra, muhtarlığa bildirimde bulunulmak suretiyle yapılması şarttır. Büyükşehirlerde proje onayları ilçe belediyesince yapılır. Bu yapıların ihtiyacı için çatılarında, saçak sınırlarına taşmamak ve mimari görünüşe bağlı kalınmak kaydı ile yapılacak güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemleri de aynı hükümlere tabidir." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu maddede de 3194 sayılı İmar Kanununun 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" ibaresinin kaldırıldığı, "muhtarlıkça izin verilmesi" koşulunun da kaldırılarak "ilgili idare onayı alınması ve muhtarlığa bildirimde bulunma" koşulu getirilerek yeniden düzenlenip Yönetmelik maddesinin, 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 22. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 58. maddesi; "57nci maddede sayılanlar dışında kalan tüm yapılar, yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabidir. Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni ilgili idarelerce düzenlenir. Bu kapsamda kalan yapılarda ruhsat, proje, fenni mesuliyet ve sürveyanlık hizmetleri hakkında 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uyulur." şeklinde düzenlenmiştir.
Dava konusu düzenleme yönetmeliğin 57.maddesi kapsamı dışında kalan ve yönetmeliğin 58.maddesi kapsamında yapılacak yapı ruhsatına ve yapı kullanma iznine tabi olan yapıların ancak 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında plan yapılmak suretiyle inşa edilmesi gerektiği yolunda olup getirilen dava konusu kuralda hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 24. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 63. maddesinde: "Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²yi geçmemek, saçak seviyelerin tabii zeminden yüksekliği (7.50) m'yi ve 2 katı aşmamak, yola (5.00) m'den parsel sınırlarına (3.00) m.den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları yapılabilir.
Bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler, balık üretim tesisleri, un değirmenleri ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ilgili Bakanlıkça belirlenen tarımsal amaçlı yapılar gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı yola (10.00) m.den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40’ı ve yapı yüksekliği (7.50) m.yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat alanı katsayısı (0.40)’ı geçemez. Tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi ve buna ait teknik raporun hazırlanması, ilgi idarece onaylanması ve il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınması kaydı ile yüksekliklerin 2 katına kadar arttırılmasına idaresi yetkilidir.” şeklindedir.
Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden parsel sınırlarına (5.00) metreden fazla yaklaşmamak koşulunun dava konusu düzenleme ile (3.00) metreden fazla yaklaşmamak olarak değiştirilmesi suretiyle inşaatlardaki yapı yaklaşma sınırında yapılan değişiklik ve üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yüksekliğinin (6.50) metreden (7.50) çıkarılmasını tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açması mümkün olmadığından konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yönetmeliğin 25. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 64. maddesinde; "İskan dışı alanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapının niteliğine göre 36 ncı maddeye uygun olarak ilgili idarece verilir.
İskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralar, 63 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılabilecek olan bağ evlerinden taban alanı 75 m²yi, yapı inşaat alanı toplamı 150 m²yi, kat adedi bodrum dahil 2’yi ve parselde 1 adedi geçmemek kaydıyla yapılacak olanlar; ilgili il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüşü ve ilgili idarenin izni alınmak koşuluyla yapı ruhsatı aranmadan yapılabilir. Ancak etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerinin ve inşasının sorumluluğu, müellifi ve fenni mesulü olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar ilgili idarece ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro paftasına işlenir. Bu alanlarda yapılacak seralar için, yola cephesi olan komşu parsellerden süresiz geçiş hakkı alınmış ve bu konuda tapu kayıtlarına şerh konulmuş olmak kaydıyla Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen yola cephe sağlama koşulu aranmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
İskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralar ile 75 m² taban alanı ve 150 m² toplam yapı inşaat alanı ile kat adedi bodrum dahil 2’yi ve parselde 1 adedi geçmemek kaydıyla yapılacak bağ evleri yapı ruhsatına tabi değilse de bu yapıların inşasında ilgili il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüşü ve ilgili idarenin izninin alınması, etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunlu tutulduğundan tarımsal toprak kayıplarının artacağı iddiasına itibar edilmemiş, davaya konu düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; 11.07.2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. ve 34. bendindeki, "bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan" ibaresi ile 15. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 43. maddesinin beşinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan "en fazla 300 metre" ibareleri yönünden iptali, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 2. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5. bendi; 4. maddesinin 1. fıkrasının 20. bendindeki "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan" ibaresi, 30. bendi ile fıkraya eklenen 35. bendi; Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 18, 19, 21, 22, 24 ve 25. maddelerine karşı açılan davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Davacı Odalar tarafından, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 11.07.2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle 2. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5. bendinin; 4.maddesiyle değiştirilen 4. maddesinin 4. bendinin, 20. bendindeki "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan" ibaresinin, 30 ve 34. bentleri ile maddeye eklenen 35.bendinin; 15, 18, 19, 21, 22, 24 ve 25. maddelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesinde, "Belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskan ruhsatı aranmaz. Ancak yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir." hükmüne yer verilmiştir.
02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesi "Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Ancak etüt ve projelerinin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması ve bu yapıların yöresel doku ve mimari özelliklere, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerin sorumluluğu müellifi olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar valilikçe ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro planlarına işlenir. Köy yerleşik alan sınırları dışında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların yapı ruhsatı alınarak inşa edilmesi zorunludur. Tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların denetimine yönelik fenni mesuliyet 28 inci madde hükümlerine göre mimar ve mühendislerce üstlenilir.
Onaylı üst kademe planlarda aksine hüküm bulunmadığı hallerde köy yerleşik alan sınırları içinde, jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında sakınca bulunan alanlar ile köyün ana yolları ve genişlikleri, halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde il özel idarelerince belirlenir. Belirlenen yollar, ifraz ve tevhit suretiyle uygulama imar planı kararı aranmaksızın kamu yararı kararı alınarak oluşturulur.
Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.
İl çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak köy yerleşik alan sınırları ve özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir.
İmar planı olmayan köy yerleşik alanı sınırları içerisinde köyün ihtiyacına yönelik olarak ilk ve orta öğretim tesisi, ibadet yeri, sağlık tesisi, güvenlik tesisi gibi yapılar için imar planı şartı aranmaz. Ancak yer seçimi, valilikçe oluşturulan bir komisyonca halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde kesin sınırları ile belirlenir. Bu yapı ve tesislere uygulama projelerine göre ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu adına yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." şeklinde değiştirilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesinin mevcut halinde ise, "Belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmaz. Ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildirimi ve bu yapıların yöresel doku ve mimari özelliklere, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerin sorumluluğu müellifi olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar valilikçe ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro planlarına işlenir. (Ek 5. cümle: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durum, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirilir. Köy yerleşik alan sınırları dışında kalan ve entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların yapı ruhsatı alınarak inşa edilmesi zorunludur. Tarım ve hayvancılık amaçlı yapıların denetimine yönelik fenni mesuliyet 28 inci madde hükümlerine göre mimar ve mühendislerce üstlenilir.
(Ek 2. fıkra: 04.07.2019 - 7181 S.K/Madde 10) Belediye ve mücavir alanlar içinde veya dışındaki iskân dışı alanlarda yapılacak tarımsal amaçlı seralar, entegre tesis niteliğinde olmamak ve ilgili il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınmak koşuluyla yapı ruhsatı aranmadan yapılabilir. Ancak etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerinin ve inşasının sorumluluğu, müellifi ve fennî mesulü olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar ilgili idarece ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro paftasına işlenir. Bu alanlarda yapılacak seralar için, yola cephesi olan komşu parsellerden süresiz geçiş hakkı alınmış ve bu konuda tapu kayıtlarına şerh konulmuş olmak kaydıyla 8 inci maddede belirtilen yola cephe sağlama koşulu aranmaz.
(Ek 3. fıkra: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırları; belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir.
(Değişik 1. cümle: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Onaylı üst kademe planlarda aksine hüküm bulunmadığı hâllerde köy yerleşik alan sınırları içinde, taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile köyün ana yolları ve genişlikleri; hâlihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilgili ilçe belediye meclisi kararı ile, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir. Belirlenen yollar, ifraz ve tevhit suretiyle uygulama imar planı kararı aranmaksızın kamu yararı kararı alınarak oluşturulur.
Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Köy yerleşik alan sınırlarının parselleri bölmesi durumunda yerleşik alan sınırı 5403 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmaksızın ifraz hattı olarak kabul edilir.
Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir.
İmar planı olmayan köy yerleşik alanı sınırları içerisinde köyün ihtiyacına yönelik olarak ilk ve orta öğretim tesisi, ibadet yeri, sağlık tesisi, güvenlik tesisi gibi yapılar için imar planı şartı aranmaz. Ancak yer seçimi, valilikçe oluşturulan bir komisyonca halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde kesin sınırları ile belirlenir. Bu yapı ve tesislere uygulama projelerine göre ilgili yatırımcı kamu kurum ve kuruluşu adına yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilir.
(Ek 9. fıkra: 14.02.2020 - 7221 S.K/Madde 8) Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırlarının tespitinde ve bu alanlarda ruhsata tabi olmadan yapılabilecek yapılara ilişkin ilgili kurum veya kuruluşlarca yapılan etüt, proje, proje uygunluk görüşü için resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası ve TMMOB Mimarlar Odası tarafından11.07.2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açılan davada uyuşmazlık, iptali istenen maddeler davacı iddiaları ve davalı idarenin savunması doğrultusunda sırasıyla incelenecektir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 2. maddesinin 1.fıkrasına aşağıdaki 5. bent eklenmiştir.
"3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında büyükşehir belediyelerince tespiti yapılmış olup uygulama imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarında uygulanır."
Davacılar tarafından, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümleri yoluyla büyükşehirlerin kırsal nitelikli tüm alanları konut ve tarımsal amaçlı diğer yapılar adı altında bütüncül olmayan, parsel bazında ve hızla ihtiyaç dışı yapılaşmaya açılmaya başlandığı, dava konusu edilen diğer hükümlerle birlikte değerlendirildiğinde Türkiye'nin özellikle turizm baskısı altında olan kıyı bölgelerindeki köyler ve dağ/yayla köylerinin ihtiyaç fazlası konut alanlarına dönüşme tehlikesi bulunduğu, bu sebeplerle dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, uyuşmazlık konusu alanlarda büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar uygulamaların, 3194 sayılı Kanunun 27. maddesi ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülmesi gerektiğinden, söz konusu Yönetmeliğin uygulama kapsamında bu alanların yetki sınırı tanımlanarak uygulamada açıkta kalan ihtiyacın karşılanmasının sağlandığı, 3194 sayılı Yasa uyarınca yörenin ihtiyacı ve mevcut koşulları bazında baskı ve tehdit unsuru olacağı düşünülen hususlara yönelik plan yapma yetkisini haiz idarelerce plan hükmü getirilmesinin, ayrıca anılan Kanunun 27/7 maddesi kapsamında ihtiyaca binaen özel mevzuata dair hususlar saklı kalmak kaydıyla büyükşehir belediyesi ya da il genel meclisi kararı ile bu alanlara yönelik yapılaşmaya ilişkin hüküm getirilmesinin de mümkün olduğu, ihtiyaç fazlası konut alanlarına yönelik hususların da ilgili idarelerce bu bağlamda ele alınması gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır." hükümlerine yer verilmiştir.
6360 sayılı Yasa ile Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulmuş ve bu illerin il belediyeleri büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırları ise il mülki sınırları olarak belirlenmiştir. Bu illerin bazı kısımlarında, büyükşehir belediye meclisince kırsal özelliği devam etmediği yönünde aksine bir karar alınmadığından uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamaların 27. madde hükümlerine göre yürütüleceği düzenlenmiştir. Başka bir ifadeyle henüz uygulama imar planı bulunmadığından bu alanlarda bu düzenleme yapılmasaydı dahi Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği dışında başka bir mevzuatın uygulanması hukuken mümkün değildir. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği, imar planı bulunmayan alanlarda uygulama imkanı bulunduğundan dava konusu düzenleme yeni bir durumu değil, imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarında uygulanır demek suretiyle mevcut uygulamayı ifade etmiş ve yasaya uygun düzenleme yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
2. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 4. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Uyuşmazlığa konu 4.bentteki düzenlemenin önceki halinde, belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı, "Köy ve mezraların cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar tarafından, yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alan köy yerleşik (meskun) alanını; bu çizgi ile 100 m. dışından geçirilecek olan, valiliklerce tespit edilerek il idare kurulunca karara bağlanan sınırın içinde kalan alan köy yerleşik alanı civarını" tanımlarken dava konusu düzenleme ile "Köy ve mezraların cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alan köy yerleşik (meskun) alanını; bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan, valiliklerce tespit edilerek il genel meclisince karara bağlanan sınırın içinde kalan alan köy yerleşik alanı civarı" olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafından, günümüzde kırsal yerleşmelerde köylü nüfusu ve dolayısıyla köy halkının yerleşme alanı ihtiyacı da önemli ölçüde azalmışken bahse konu yönetmelik değişikliği ile getirilen 300 metre civar mesafesi ile köylerin birçoğunda mevcut köy yerleşme alanının kat ve kat fazlası kadar yeni köy yerleşik alan sınırlarının oluşacağı, kırsal alan nüfus artış oranları ve yerleşme ihtiyaçları ile uyuşmayan bu yönetmelik değişikliğinin nesnel ve bilimsel verilere dayanmadan hazırlandığı, yönetmeliğin diğer maddelerindeki değişikliklerle "Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" şartının kaldırılması durumuyla birlikte değerlendirildiğinde kırsal yerleşim alanlarında nüfus artış hızının sürekli biçimde azalma eğilimindeyken dava konusu yönetmelik ile oluşturulacak yeni yerleşim alanlarının kırsal olmayan şehirli nüfusların ihtiyaç fazlası konut talebi neticesinde yerleşime açılacağı ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, "Köy yerleşik alanı ve civarı" sınırının ihtiyaç duyulması halinde, ilgili idare meclisince belirlenmesine yönelik İmar Kanununun 27.maddesinin 7.fıkrasındaki hükmün yürürlükte bulunduğu, köy yerleşik alanı ve civarı sınırının ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince belirleneceği, yine anılan Kanunun 27. maddesi değiştirilerek "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" şartının kaldırıldığı, hiyerarşisine göre alt norm olan yönetmelik hükmünün üst norm olan kanun hükmüne aykırı olmaması ve çelişki yaşanmaması açısından dava konusu Yönetmelik hükmünden de bu ifadenin kaldırıldığı, davacılara ait iddiaların günümüz gereksinimleriyle birlikte ele alınmadığı, düzenlemenin günümüz dünyasında sosyo-demografik değişim ve dönüşüm, sosyo-ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırda yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün günümüz gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinin 7.fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Yasa hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir. Öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
3. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 20. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 20.bendinin önceki hali, imar mevzuatına aykırı yapıyı, "muhtarlıktan izin alınmadan yapılan yapılar, ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konulardaki mevzuat hükümlerine uygun olmayan yapılar ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilen yapılar" olarak tanımlamış iken dava konusu düzenleme ile imar mevzuatına aykırı yapı, "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan yapılar, ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konularda yapıldığı dönemdeki mevzuat hükümlerine uygun olmayan yapılar ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilen yapılar" olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafından, Yönetmeliğin 4. maddesinin 20. bendindeki değişikliğe daha önce muhtarlıktan izin alınmadan yapılan yapılar İmar Kanununa aykırı yapı olarak tariflenmekte iken yeni düzenleme ile muhtarlığa bildirimi yapılmadan başlanan yapılar imar kanununa aykırı yapı olarak değiştirilmiş, zaten köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma şartının ortadan kaldırılmış olması yeteri kadar yapılaşmayı artıran bir durum iken, yapıların muhtarlığa bildirime tabi tutulması da ayrıca yapılaştırmayı artıran bir etken olacağı, dava konusu değişikliklerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, uyuşmazlığa konu düzenlemelerle "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" ifadesi ve "muhtarlığa bildirim" ifadesinde amaçlanan hususlar kanun ile uyum sağlamak olup yeni düzenleme ile yerleşik alan ve kırsal yerleşik alan ile civarlarında yapılacak yapılar için muhtarlığa bildirimin ve bu yapıların idarece onaylanan etüt ve projeye göre yapıldığına dair bildirim yapılmasının yeterli görüldüğü, daha önce muhtarlıktan izin alınmadan yapılan yapıların imar kanununa aykırı yapı olarak tariflenmekte iken yeni düzenleme ile muhtarlığa bildirimi yapılmadan başlanan yapıların İmar Kanununa aykırı yapı olarak değiştirildiği, etüt ve projelerin kontrol mekanizmasının ilgili idarece yerine getirildiği, yürürlükteki üst normla uyum sağlamak açısından köy nüfusuna kayıtlı olma şartının da zorunluluk arz etmediği göz önünde bulundurulduğunda bu bağlamda muhtarlıktan izin yerine muhtarlığa bildirim yapılması arasında herhangi bir işlev, kontrol ya da denetim mekanizması farkı ve ihtiyacının da bulunmadığı savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinde, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmayacağı, ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildiriminin zorunlu olduğu, bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durumun, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirileceği hüküm altına alınmış olup dava konusu düzenlemeler ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği, ayrıca muhtarlığa bildirim yapılmamasının, "ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konularda yapıldığı dönemdeki mevzuat hükümlerine uygun olmaması ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilmesi" gibi imar mevzuatına aykırılıkların sadece bir unsuru olarak belirtildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
4. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 30. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 30.bendinin önceki hali, muhtarlık iznini, "Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarında, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca, konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapı yapılabilmesi için ilgili köy ihtiyar heyetince verilen yazılı izin" olarak tanımlamış iken dava konusu düzenleme ile muhtarlıktan izin muhtarlığa bildirim olarak değiştirilmiş, muhtarlığa bildirim de "Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile kırsal yerleşik alan ve civarı olarak belirlenmiş alanlarda konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapı yapılabilmesi için ilgili idareden onaylanan etüt ve projelere göre inşaat yapılacağına dair ilgili köy yaya muhtarlığa yapı sahibince yapılan yazılı bildirim" olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafından, Yönetmeliğin 4. maddesinin 30. bendinde yapılan düzenleme ile köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarında "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca" yapılacak yapıların izne tabi olduğu belirtilmekte iken, yeni düzenleme ile yerleşik alan ve kırsal yerleşik alan ile civarlarında yapılacak yapılar için muhtarlığa bildirim yeterli görülmüş, köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılmasına dair olan şart ortadan kaldırılmış, ayrıca bu yapıların idarece onaylanan etüt ve projeye göre yapıldığına dair bildirim yapılması yeterli görülmüş olup dava konusu değişikliklerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, uyuşmazlığa konu düzenlemelerle "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" ifadesi ve "muhtarlığa bildirim" ifadesinde amaçlanan hususlar kanun ile uyum sağlamak olup yeni düzenleme ile yerleşik alan ve kırsal yerleşik alan ile civarlarında yapılacak yapılar için muhtarlığa bildirimin ve bu yapıların idarece onaylanan etüt ve projeye göre yapıldığına dair bildirim yapılmasının yeterli görüldüğü, daha önce muhtarlıktan izin alınmadan yapılan yapıların imar kanununa aykırı yapı olarak tariflenmekte iken yeni düzenleme ile muhtarlığa bildirimi yapılmadan başlanan yapıların İmar Kanununa aykırı yapı olarak değiştirildiği, etüt ve projelerin kontrol mekanizmasının ilgili idarece yerine getirildiği, yürürlükteki üst normla uyum sağlamak açısından köy nüfusuna kayıtlı olma şartının da zorunluluk arz etmediği göz önünde bulundurulduğunda bu bağlamda muhtarlıktan izin yerine muhtarlığa bildirim yapılması arasında herhangi bir işlev, kontrol ya da denetim mekanizması farkı ve ihtiyacının da bulunmadığı savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinin önceki halinde, muhtarlık iznine yer verilmişken 02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesindeki muhtarlık izni, muhtarlığa bildirim olarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
5. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasının 34. bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 34.bendinde, kırsal yerleşik alan ve civarını, "Büyükşehirlerde, İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliğinin devam ettiği ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince kararlaştırılan yerlerde cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alan kırsal yerleşik alanı; bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan ve ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince karara bağlanan sınırın içinde kalan alan kırsal yerleşik alan civarı" olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafından, günümüzde kırsal yerleşmelerde nüfusun ve halihazırda kırsal yerleşmelerde, köy halkının yerleşme alanı ihtiyacının önemli ölçüde azaldığı, ancak bahse konu yönetmelik değişikliği ile kırsal alanlarda ve köy yerleşik alanlarının 300 metrelik mesafeye artırılmasının, mevcut yerleşme alanının kat ve kat fazlasını içine alacak biçimde yeni köy yerleşik alan sınırları oluşturmakta ve oluşacak bu yeni yerleşik alanında etrafında zaman içerisinde köylerde oluşacak ikinci konut baskısının da etkisiyle yeni yerleşme alanlarının yaratılmasına sebep olacağı, belirlenen mesafenin bilimsel ve nesnel gerekçelerinin belirsiz olduğu, kırsal alan nüfus artış oranları ile de uyuşmadığı, ayrıca 3194 sayılı İmar Kanununun "Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar" başlıklı 27. maddesine göre bu alanların kırsal vasfının korunması, yapılaşma tehlikesinden korunması gerekmesine karşın yerleşim alanın artırılmasının, yapılaşmayı artırmakla beraber, toprak koruma kanunu kaynaklı koruma müdahalelerini de etkisiz hale getirdiği ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, 3194 sayılı İmar Kanununun 27. maddesi uyarınca kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırlarının; belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlendiği, ayrıca bu sınırın "en fazla 300 metre" olabileceği hususları birlikte ele alındığında ve gereksinimler doğrultusunda bu sınırın 300 metreye kadar çıkarılmasında ilgili idare meclisinin yetkisi devam ettiği, bununla birlikte tarım arazilerinin belirlenmesine yönelik mevzuatın anılan Kanunun 4. maddesi kapsamında bu Kanunun önceliğini oluşturan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu uyarınca Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesinde yürütüldüğü, dolayısıyla yürürlükteki mevzuat ve ilgili idare meclisinin kararına binaen ihtiyaca göre söz konusu sınırın tespiti yapılacağından davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinin 7.fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Yasa hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir. Öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
6. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1.fıkrasına aşağıdaki 35. bent eklenmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 4. maddesinin 35. bendinde, dağınık yerleşimler, "Köylerde ve İmar Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliği devam eden mahallelerde arazinin parçalı olduğu, engebeli topografyası nedeniyle yerleşilebilir alanların kısıtlı kaldığı ve köy/mahalle mülki sınırları içinde halkın konutunu ve müştemilatını kendi bağ, bahçe veya tarlasında yaptığı, belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise valiliklerce tespit edilerek il genel meclisi kararıyla belirlenen yerleşimler" olarak tanımlanmıştır.
Davacılar tarafından, dava konusu düzenleme ile büyük alanların dağınık yerleşim adı altında yapılaşma baskısı altında kalmasına sebep olacağı, tanımlamanın bilimsel dayanağının bulunmadığı, şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 43. maddesinde, arası en çok 200 metre olan iki ve daha fazla binayı içerecek şekilde var olan yerleşimlerin bir bütün halinde "dağınık yerleşik alan" olarak kabul edildiği, bu alanlarda da köy yerleşik alanı kurallarının geçerli hale getirildiği, ülkemizdeki coğrafi koşullar dikkate alındığında iki veya daha fazla binayı içerecek çok fazla yapı ve küçük yapı grubunun bu kapsam altına girebileceği, bu alanlarda yerleşik alan kurallarının geçerli hale getirilmesi ile çoğunlukla tarımsal üretim için kullanılan alanların tahrip olabileceği, düzenleme ile kentlerden kırsal alanlara yönelen ikinci konut baskısının artacağı, tarım arazilerinin tahrip edilmesine sebep olacağı, Karadeniz'de topografik yapı nedeniyle dağınık yerleşimlerin yaygın olduğu, Yönetmelikte yapılan yeni düzenleme ile fındık ve çay bahçelerinin köy yerleşik alanı olarak kabul edilmesine ve bu şekilde yapılaşmaya açık hale gelmesine neden olacağı, Yönetmeliğin 43. maddesinde dağınık yerleşimlerde, köy mülki sınırları içerisinde köy ortak yapılarına bakılmaksızın köy ve mezraların yerleşik alanı veya kırsal yerleşik alan sınırlarının parçalı olarak birden çok alanda belirleneceği belirtilmiş olup normal şartlarda köy ortak yapıları dikkate alınarak belirlenen köy yerleşik alanlarına aykırı biçimde dağınık yerleşmelere bir ayrıcalık tanındığı, bu durumun topluca bir köy özelliği göstermeyen, ortak yapıları olmaması dolayısıyla aralarında mekânsal ve sosyo-kültürel anlamda bağ bulunmayan irili ufaklı hanelerin ve aralarında yer alan kırsal/tarımsal nitelikli alanların bir bütün halinde yerleşim alanına dönüşeceği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Davalı idarenin savunmasında, uyuşmazlığa konu düzenlemede dağınık yerleşimlerin sınırının değil dağınık yerleşimlerdeki köy ve mezraların yerleşik alanı veya kırsal yerleşik alan sınırlarının tespitine dair hususlar yer aldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Dava konusu düzenlemenin dağınık yerleşim tanımına ilişkin olduğu, düzenleme ile köylerde ve İmar Kanununun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliği devam eden mahallelerde arazinin parçalı ve engebeli topografyası nedeniyle yerleşilebilir alanların kısıtlı kaldığı ve köy/mahalle mülki sınırları içinde halkın konutunu ve müştemilatını kendi bağ, bahçe veya tarlasında yaptığından belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise valiliklerce tespit edilerek il genel meclisi kararıyla belirlenen iskan alanlarının dağınık yerleşim olarak tanımlanmasının kanuna aykırı olmadığından söz konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
7. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 15. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 43. maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarının tespiti başlıklı 43. maddesinin önceki hali, "Aynı köyün mülki sınırları içinde kalmakla birlikte köy yerleşik alanı ile civarının dışında kalan mezralarda mevcut köy ortak yapıları yok ise yerleşik alan ve civarı tespiti yapılamaz. Köy ortak yapılarının bulunduğu mezralarda ise, yerleşik alan ve civarı tespiti, köy yerleşik alan ve civarının tespiti ile ilgili usullere uyulmak koşuluyla yapılır. Köy ve mezralar ile civarının yerleşik alan tespiti bir defaya mahsus olmak üzere yapılır, bu sınırlar genişletilemez ve genişletilmesine dönük olarak birleştirilemez." şeklinde iken değişiklik sonrası "Tutanakla belirlenen binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından düz çizgi ile birleştirilerek bir alan oluşturularak köy ve mezraların yerleşik alanı ve kırsal yerleşik alan sınırı tespit edilir. Bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınarak bu alanların civarı tespit edilir.
Tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebilir. Söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı ayrı ayrı tespit edilir." şeklini almıştır.
Davacılar tarafından, günümüzde kırsal yerleşmelerde köylü nüfusu ve dolayısıyla köy halkının yerleşme alanı ihtiyacı da önemli ölçüde azalmışken bahse konu yönetmelik değişikliği ile getirilen 300 metre civar mesafesi ile köylerin birçoğunda mevcut köy yerleşme alanının kat ve kat fazlası kadar yeni köy yerleşik alan sınırlarının oluşacağı, kırsal alan nüfus artış oranları ve yerleşme ihtiyaçları ile uyuşmayan bu yönetmelik değişikliğinin nesnel ve bilimsel verilere dayanmadan hazırlandığı, yönetmeliğin diğer maddelerindeki değişikliklerle "Köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" şartının kaldırılması durumuyla birlikte değerlendirildiğinde kırsal yerleşim alanlarında nüfus artış hızının sürekli biçimde azalma eğilimindeyken dava konusu yönetmelik ile oluşturulacak yeni yerleşim alanlarının kırsal olmayan şehirli nüfusların ihtiyaç fazlası konut talebi neticesinde yerleşime açılacağı ileri sürülmüştür.
Davalı idarenin savunmasında, "Köy yerleşik alanı ve civarı" sınırının ihtiyaç duyulması halinde, ilgili idare meclisince belirlenmesine yönelik İmar Kanununun 27.maddesinin 7.fıkrasındaki hükmün yürürlükte bulunduğu, köy yerleşik alanı ve civarı sınırının ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince belirleneceği, yine anılan Kanunun 27. maddesi değiştirilerek "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" şartının kaldırıldığı, hiyerarşisine göre alt norm olan yönetmelik hükmünün üst norm olan kanun hükmüne aykırı olmaması ve çelişki yaşanmaması açısından dava konusu Yönetmelik hükmünden de bu ifadenin kaldırıldığı, davacılara ait iddiaların günümüz gereksinimleriyle birlikte ele alınmadığı, düzenlemenin günümüz dünyasında sosyo-demografik değişim ve dönüşüm, sosyo-ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırda yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün günümüz gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesinin 7.fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Yasa hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmemiştir. Öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
8. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 50. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 50. maddesinin önceki hali, "İfraz edilmedikçe bir parsel üzerine köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamaz. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilir." şeklinde iken değişiklik sonrasında "İfraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamaz. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilir. 1500 m² den büyük olan hisseli parsellerde ise, maliklerin muvafakati alınmak kaydı ile, binalar arasındaki mesafeler (6.00) m. den az olmamak şartı ile, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek üzere birden fazla bina yapılabilir. Bu durumda diğer yapılaşma koşullarına uyulmak kaydı ile her bir binanın yapı inşaat alanı 250 m² yi toplam yapı inşaat alanı ise 750 m²'yi geçemez.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, bu düzenleme ile maddede yer alan "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca" ifadesi maddeden kaldırılarak bir parselde birden fazla yapı yapılamaması durumuna istasna getirildiği, 1500 m²'den büyük parselllerde her bir binanın yapı inşaat alanı 250 m²'yi toplam yapı inşaat alanı ise 750 m²'yi geçmemek üzere 3 adete kadar yapı yapılabileceği, böylece kırsal alanlardaki yerleşim dokusunu tahrip ederek bu alanlarda yapı yoğunluğunu artıracağı, bu sebeple düzenlemenin iptal edilmesi gerektiği, bazı kırsal yerleşmelerde aynı parsel üzerinde birden fazla bağımsız birim yapılmasının ihtiyaç olarak görüldüğü, ancak bu yönetmelik ile alansal kapsamları çok genişletilen köy yerleşik alanları ve civarı sınırları içinde yer alacak bir parselde üç adet yapı yapılmasının, bir parselde aynı yapıda birden fazla bağımsız birimin tesis edilmesinin, köylerin kırsal yerleşme karakteristiklerini ortadan kaldıracak ve bu kırsal yerleşmeleri büyükşehirlerin ikinci konut alanlarına dönüştüreceği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
Davalı idarenin savunmasında, yapılan düzenleme ile 1500 m²'den büyük olan hisseli parsellerde maliklerin muvafakati alınmak, binalar arasındaki mesafeler (6.00) m. den az olmamak, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek kaydı ile bir parsel üzerinde ifraz edilmeden ve diğer yapılaşma koşullarına uyulmak, her bir binanın yapı inşaat alanı 250 m²'yi toplam yapı inşaat alanı ise 750 m²'yi geçememek şartıyla birden fazla bina yapılabilmesine imkan tanındığı, söz konusu düzenleme ile hissedarlar arasında anlaşma yoluna gidilmesi esası güdülerek kırsal alanlarda büyük önemi haiz komşululuk ilişkilerinin sağlamlaştırılması, davacılar tarafından iptali talep edilen diğer maddeler için de öne sürüldüğü gibi azalma eğilimindeki kırsal nüfusun canlandırılmasının öngörüldüğü, belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 15.maddesinin son fıkrasında, "İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez." hükmü yer almakta olup bu hükümden imar planı bulunmayan alanlarda belli ölçülerde kadastro parsellerinin ifrazının mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, anılan hükümden ifrazı mümkün olan alanlarda ifraz edilmese bile belli bir yüzölçüme sahip parsellerde birden fazla yapı yapılması mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu düzenlemede, ifraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamayacağı açıkça belirlenmiştir. Ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilmesi için belli koşullar getirilmiştir: parselin 1500 m²'den büyük ve hisseli olması, maliklerin muvafakatinin bulunması, binalar arasındaki mesafelerin (6.00) metreden az olmaması, diğer yapılaşma koşullarına uyulmak kaydı ile her bir binanın yapı inşaat alanının 250 m²'yi toplam yapı inşaat alanının ise 750 m² yi geçmemesi. Bu şartların bulunması halinde sözü edilen parsellerde, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek koşuluyla birden fazla bina yapılabileceği belirtilmiş olup belirli bir büyüklüğe ve koşullara sahip parsellerde belli koşullar altında birden fazla bina yapılabilmesine imkan veren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamıştır.
9. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51. maddesinin önceki hali, "Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında bir parselde köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapıların ve konut yapılarının müştemilat dahil taban alanı kat sayısı % 40'ı geçemez." şeklinde iken değişiklik sonrasında, "Bir parselde yapılacak tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapıların ve konut yapılarının müştemilat dahil taban alanı kat sayısı % 40'ı geçemez." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, maddedeki "köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında bir parselde köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca" ibaresi "Bir parselde" olarak değiştirilmiş ve bir parselde yapı yapmak için köy nüfusuna kayıtlı olma ve köyde sürekli oturma şartı kaldırılmış ve böylece herhangi bir koşula bağlı olmaksızın yapılaşma yapmaya imkan sağlayan, köylüye sağlanan ayrıcalıkları ortadan kaldıran, yapı ruhsat ve izinden muaf olan yapı sayısını artıran dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Davalı idarenin savunmasında, madde kapsamındaki yapılaşmaların en fazla yapılabilecek taban alanı kat sayısının madde metninin önceki durumunu aynen koruyarak % 40 şartına bağlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" kaldırılarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51.maddesi 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği ve başka bir düzenleme yapılmadığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
10. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 57. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin "Yapı Ruhsatı İşleri" başlıklı 57. maddesinin önceki hali, "Köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca yapılacak konut, tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alınmasından sonra, muhtarlıkça izin verilmesi ve bu izne uygun olarak yapının yapılması şarttır." şeklinde iken değişiklik sonrasında, "Köy ve mezraların yerleşik alanları ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarında yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabi değildir. Ancak, yapı projelerinin fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair ilgili idare onayı alınmasından sonra, muhtarlığa bildirimde bulunulmak suretiyle yapılması şarttır. Büyükşehirlerde proje onayları ilçe belediyesince yapılır. Bu yapıların ihtiyacı için çatılarında, saçak sınırlarına taşmamak ve mimari görünüşe bağlı kalınmak kaydı ile yapılacak güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemleri de aynı hükümlere tabidir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, mevcut Yönetmeliğin 57. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde köy ve mezraların yerleşik alanlarında ve civarında yapı yapacakların yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninden muaf tutulma durumları "sadece köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca" ibaresi ile kısıtlama mevcut iken yeni düzenleme ile bu ibare kaldırılmış ve herhangi bir koşula bağlı olmaksızın, kimin tarafından yapıldığına bakılmaksızın köy ve mezraların yerleşik alanları ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarında yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ile müştemilat binaları ruhsat ve izne tabi olmadan yapılaşmasına imkan sağlandığı, bu durumda ise köy nüfusuna kayıtlı veya köyde oturup oturmadığına bakılmaksızın, köy ile herhangi bir bağlantısı olmayan kişilere yapı yapma imkanı sağlandığı, yapının ruhsat ve izne tabi tutulmadan yapılmasının sağlandığı, 57. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yapılan düzenleme ile ise; ruhsat ve kullanım iznine tabi olmayan yapılara ait projelerin; fen ve sağlık kurallarına uygun olduğuna dair valilik görüşü alma ve sonrasında muhtarlıktan izin alınma şartının kaldırıldığı: bu şartın ilçe belediyesi onayına ve muhtarlık bildirimine tabi tutulduğu, bu durumun ise yapılaşmayı kolaylaştırdığı, proje onayları, her ne kadar valilik veya belediyeden alınmış olacak olsa da muhtarlık izinlerinin kaldırılmış olmasının, sadece bir bildirime tabi tutulmasının yapının kullanım şeklinin ve denetimde sorun yaratacağı, Yönetmeliğin 4. maddesinin 30. bendinde bildirimin yazılı olarak yapılacağı belirtilmiş olsa da; sadece projeye dair bildirim yapılmış olmasının uygulamada ve kullanımda sorun teşkil edeceği, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Davalı idarenin savunmasında, dava konusu düzenleme ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği ve başka bir düzenleme yapılmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
3194 sayılı İmar Kanununun 6495 sayılı Kanunun 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" ibaresinin kaldırıldığı, "muhtarlıkça izin verilmesi" koşulunun da kaldırılarak "ilgili idare onayı alınması ve muhtarlığa bildirimde bulunma" koşulu getirilerek yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 51.maddesinin de 3194 sayılı İmar Kanununun 27.maddesine uyumlu hale getirildiği ve başka bir düzenleme yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
11. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 22. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 58. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 58. maddesi önceki hali, "57 nci maddede sayılanlar dışında kalan yapılar ile köy nüfusuna kayıtlı olmayan, köyde sürekli oturmayanlar ve köy nüfusuna kayıtlı olmakla birlikte köyde sürekli oturmayanlar tarafından yapılacak tüm yapılar, yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabidir. Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni valiliklerce düzenlenir. Bu kapsamda kalan yapılarda ruhsat, proje, fenni mesuliyet ve sürveyanlık hizmetleri hakkında 3030 sayılı Kanun Kapsamında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uyulur." şeklinde iken değişiklik sonrasında, "57nci maddede sayılanlar dışında kalan tüm yapılar, yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine tabidir. Yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni ilgili idarelerce düzenlenir. Bu kapsamda kalan yapılarda ruhsat, proje, fenni mesuliyet ve sürveyanlık hizmetleri hakkında 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin ilgili hükümlerine uyulur." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, 57. maddeye yeni düzenleme ile geniş kullanıcı ve kullanım alanı getirilmesi üzerine, yapı ruhsat ve izni aranmayan alanlar genişletilerek bu alanlar dışında kalan alanların azaltıldığı, bu nedenle 57. madde dışında kalan alanların azalmasının ise daha az sayıda yapının ruhsat ve izne tabi tutulacağı, denetimin zayıflayacağı ve bilinçsiz bir şekilde yapılaşmanın önünün açılacağı, dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Davalı idarenin savunmasında, dava konusu düzenlemenin yönetmeliğin 57.maddesi kapsamı dışında kalan yapılara ilişkin olduğu, 58.madde kapsamında yapılacak yapıların, başka bir ifadeyle yapı ruhsatına ve yapı kullanma iznine tabi olan yapılaşmaların ancak 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında plan yapılmak suretiyle inşa edilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Dava konusu düzenleme yönetmeliğin 57.maddesi kapsamı dışında kalan yapılara ilişkindir. Dolayısıyla davacıların "57. maddeye yeni düzenleme ile geniş kullanıcı ve kullanım alanı getirilmesi üzerine, yapı ruhsat ve izni aranmayan alanlar genişletilerek bu alanlar dışında kalan alanların azaltıldığı" iddiasına itibar edilmemiştir. Dava konusu düzenleme ile yönetmeliğin 57.maddesi kapsamı dışında kalan ve yönetmeliğin 58.maddesi kapsamında yapılacak yapıların, başka bir ifadeyle yapı ruhsatına ve yapı kullanma iznine tabi olan yapıların ancak 3/7/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında plan yapılmak suretiyle inşa edilmesi gerektiği hüküm altına alınmış olup dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
12. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 24. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 63. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 63. maddesi önceki hali, "Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek, saçak seviyelerin tabii zeminden yüksekliği (6.50) m'yi ve 2 katı aşmamak, yola ve parsel sınırlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kırkahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları yapılabilir. Bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler, balık üretim tesisleri ve un değirmenleri gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı yola (10.00) m'den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı % 40'ı ve yapı yüksekliği (6.50) m'yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat alanı katsayısı (0.40)'ı geçemez." şeklinde iken değişiklik sonrasında, "Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek, saçak seviyelerin tabii zeminden yüksekliği (7.50) m'yi ve 2 katı aşmamak, yola (5.00) m'den parsel sınırlarına (3.00) m.den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasına mahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları yapılabilir.
Bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler, balık üretim tesisleri, un değirmenleri ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ilgili Bakanlıkça belirlenen tarımsal amaçlı yapılar gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığı yola (10.00) m.den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40’ı ve yapı yüksekliği (7.50) m.yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat alanı katsayısı (0.40)’ı geçemez. Tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi ve buna ait teknik raporun hazırlanması, ilgi idarece onaylanması ve il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınması kaydı ile yüksekliklerin 2 katına kadar arttırılmasına idaresi yetkilidir.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, buradaki "iskan dışı alanların" artık tam anlamıyla tarımsal özellikleri olan alanlara tekabül ettiği, 63. madde ile tarımsal özellikleri olan bu alanlarda bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları gibi yapılaşmalarda yüksekliklerin ve alanların arttırıldığı, bu durum tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı, dolayısıyla 63. madde ile getirilen tarım amacı dışında olan bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta gibi kullanımların yerleşik alan sınırları içine çekilmesinin iskan dışı alanlara taşmaması gerektiği, bu nedenle, yapı yüksekliğinin (6.50)'den (7.50) olarak değiştirilmesinin ve parsel sınırlarının yakınlaştırılmasının ve yüksekliklerin 2 katına kadar artırılmasına imkan tanınmasına dair dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Davalı idarenin savunmasında, bu alanlarda tarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleri içeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrı yapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, su ve yem depoları, hububat depoları, gübre ve silaj çukurları, arıhaneler, balık üretim tesisleri, un değirmenleri ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ilgili Bakanlıkça belirlenen tarımsal amaçlı yapılar gibi konut dışı yapıların, mahreç aldığı yola (10.00) m'den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parselde bulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı % 40'ı ve yapı yüksekliği (7.50) m'yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabileceği, bu yapıların birinci fıkra koşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaat alanı katsayısının (0.40)'ı geçemeyeceği, tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi ve buna ait teknik raporun hazırlanması, ilgi idarece onaylanması ve il tarım ve orman müdürlüğünden uygun görüş alınması kaydı ile yüksekliklerin 2 katına kadar arttırılmasına idaresi yetkili olduğuna dair hüküm kapsamındaki bu alanlarda bağ ve sayfiye evleri kır kahvesi lokanta ve bu tesislerin müştemilat binaları gibi yapılaşmalarda yüksekliklerin ve alanların arttırıldığı iddialarına dair yükseklik artırılması konusunda tarım aletlerinin boyutuna göre bir değerlendirme ele alındığı ancak alanların artırılmasının söz konusu olmadığı, zira taban alanı kat sayısının halihazırda da % 40 olarak korunduğundan, ayrıca yapı yüksekliklerin 2 katına kadar artırılmasına yönelik olarak tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi, buna dair teknik raporun hazırlanarak ilgili idare ve il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüş bildirmesi şartına bağlandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda parsel sınırlarına (5.00) metreden fazla yaklaşmamak koşulunun dava konusu düzenleme ile (3.00) metreden fazla yaklaşmamak olarak değiştirilerek yapılaşma alanlarının arttırıldığı, bu durumun tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddia edilmiş ise de, inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yaklaşma sınırında yapılan değişikliğin tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddiasına itibar edilmemiştir.
Yine, üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yüksekliğinin (6.50) metreden (7.50) çıkarılmasının yapılaşma alanlarının arttırılması ve bu şekilde tarımsal alanların kaybına yol açacağı iddiasına ilişkin olarak inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatların ihtiyacı nedeniyle yapı yüksekliğinin 1 metre arttırılmasının tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddiasına da itibar edilmemiştir.
Ayrıca, üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yüksekliklerin 2 katına kadar artırılmasının yapılaşma alanlarının arttırılması ve bu şekilde tarımsal alanların kaybına yol açacağı iddiasına ilişkin olarak inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatların 2 katına kadar artırılmasının tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi, buna dair teknik raporun hazırlanarak ilgili idare ve il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüş bildirmesi şartına bağlandığından dava konusu düzenlemenin bu kısmında da aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
13. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 64. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin 64. maddesi önceki hali, "İskan dışı alanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapının niteliğine göre "3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin" Yapı Ruhsat İşleri başlıklı bölümünde yer alan hükümlere uygun olarak ilgili idarece verilir." şeklinde iken değişiklik sonrasında, "İskan dışı alanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapının niteliğine göre 36 ncı maddeye uygun olarak ilgili idarece verilir. İskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralar, 63 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılabilecek olan bağ evlerinden taban alanı 75 m²’yi, yapı inşaat alanı toplamı 150 m²’yi, kat adedi bodrum dahil 2’yi ve parselde 1 adedi geçmemek kaydıyla yapılacak olanlar; ilgili il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüşü ve ilgili idarenin izni alınmak koşuluyla yapı ruhsatı aranmadan yapılabilir. Ancak etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunludur. Etüt ve projelerinin ve inşasının sorumluluğu, müellifi ve fenni mesulü olan mimar ve mühendislere aittir. Bu yapılar ilgili idarece ulusal adres bilgi sistemine ve kadastro paftasına işlenir. Bu alanlarda yapılacak seralar için, yola cephesi olan komşu parsellerden süresiz geçiş hakkı alınmış ve bu konuda tapu kayıtlarına şerh konulmuş olmak kaydıyla Kanunun 8 inci maddesinde belirtilen yola cephe sağlama koşulu aranmaz." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, iskan dışı alanlarda yapılabilecek bağ evlerine ve entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralara ruhsat muafiyeti getirildiği, bu değişikliğin 63.madde ile birlikte değerlendirildiğinde, iskan dışı alanlarda plansız ve ruhsatsız biçimde genişleyen yapılaşmalar nedeniyle toprak kayıplarının artacağından dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
Davalı idarenin savunmasında, iskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralara yönelik olarak Tarım ve Orman Bakanlığı'nın tebliğ ve uygulamalarında da 75 m² oturum alanını ve 2 katı geçmeyen yapıların tarımsal amaçlı yapılar kapsamında sayılması da dikkate alınarak düzenleme yapıldığı, köy yerleşik alanlarında ruhsatsız olarak zaten yapılabilmekte olan yapılara benzer şekilde fakat çok daha küçük boyuttaki 75 m² oturum alanını geçmeyen ve her parselde en çok 1 adet yapının ruhsat alınmadan ancak fenni mesulü, proje müellifi olmak ve ilgili idaresince projeleri mevzuata uygun görülerek onaylanmak kaydı ile yapılabilmesine imkan sağlanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, bu alanlarda zaten ruhsat alınmak suretiyle çok daha büyük yapıların yapılabildiği, düzenleme ile bürokratik işlemlerin azaltılması neticesinde daha küçük yapıların tercih edilmesine yol açacağından kırsal alanlarda yapılaşma alanlarının daha da azalmasına yol açabileceği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede aşağıdaki sonuca ulaşılmıştır:
İskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralar ile 75 m² taban alanı ve 150 m² toplam yapı inşaat alanı ile kat adedi bodrum dahil 2’yi ve parselde 1 adedi geçmemek kaydıyla yapılacak bağ evlerine dair düzenlemenin iskan dışı alanlardaki plansız ve ruhsatsız biçimde genişleyen yapılaşmaları ve böylece toprak kayıplarını arttıracağı iddiasına ilişkin olarak her ne kadar bu yapılar yapı ruhsatına tabi değilse de bu yapıların inşasında ilgili il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüşü ve ilgili idarenin izninin alınması, etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunlu tutulduğundan davacıların tarımsal toprak kayıplarının artacağı iddiasına itibar edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!