WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/8332 E.  ,  2024/4 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/8332
Karar No : 2024/4

DAVACI : … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1- … - …
2- … İdaresi Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29 uncu maddesi uyarınca 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Parçacıl şekilde hazırlanan dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli plan kararlarının bütünlüğünü bozucu, yoğunluk arttırıcı nitelikte ve ayrıcalıklı imar hakkı oluşturması nedeniyle kamu yararına aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın denizle bağlantısı olan tek gölün hemen kenarında ve çevresi konut yapılaşmasıyla kuşatılmış yeşil alan (park) özelliğine sahip olduğu, bu alanın yapılaşmaya açılması halinde göle, gölde barınan kanatlı hayvanlara ve bölgede bulunan kendisine özel bitki örtüsüne büyük zarar verileceği, dava konusu plan değişiklikleri ile park alanlarının azaltıldığı ve getirilen ‘’ticaret+turizm+konut’’ kullanım kararı nedeniyle oluşacak ek nüfusa karşılık Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca ayrılması gereken sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, plan değişiklikleri ile azaltılan kamusal alana ve kaldırılan sosyal alanlarına eş değer alan ayrılmadığı, sosyal ve teknik altyapı alanlarının arttırılması gerekirken azaltıldığı, mülkiyeti kamuya ait olan alanı satmak amacıyla kamusal kullanım kararının değiştirildiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin plan açıklama raporunun bulunmadığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporlarının ise Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 9. maddesinde yer alan hususların hiçbirini taşımadığı, yetersiz ve özensiz olduğu, yoğun konut dokusu içerisinde ’'ticaret+turizm+konut’’ ihtiyacının neden ve nasıl doğduğu konusunda hiçbir açıklama içermediği, imar planı değişikliğini zorunlu kılacak teknik ve nesnel gerekçelerin bulunmadığı, plan değişikliklerine esas olacak herhangi bir kurum görüşünün alınmadığı ileri sürülerek, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, davacıların davanın açılmasında hukuki menfaatlerinin olmadığı, dava dilekçesinin açık olmadığı, artan nüfusun ihtiyacına yönelik planlama alanında yaklaşık %40 düzeyinde sosyal ve teknik altyapı alanları ayrıldığı, yine planlama alanında maksimum yaşaması öngörülen 90 kişinin yeşil alan ihtiyacının 3 katından fazla (3.400,00m2) yeşil alan ayrıldığı, bu alanın dışında ayrıca trafo, genel otopark ve yol alanlarının ayrıldığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla plan değişikliklerinin yapıldığı, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından çok fazla kullanım öngördüğü gerekçesiyle ''tercihli kullanım alanı’’ kullanım kararının kaldırıldığı, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına en uygun olan ''ticaret+turizm+konut alanı’’ karma kullanım kararının önerildiği, taşınmazın kamu alanı olarak işlevselliğini yitirmesi, getirilen kullanım kararının çevre imar bütünlüğüne uyumlu olması, atıl durumdaki bu tür alanların ihtiyaç fazlası alanlara dönüşmüş olması, ilgili mevzuat uyarınca yapılan imar planlarının Cumhurbaşkanlığınca onay yetkisinin sadece bu alanları kapsaması, bölgede eşdeğer yeni bir alan ayrılmasının imar planı onay yetkisi nedeniyle hukuken mümkün olmaması ve çevresinde işlevsiz/boş kamu alanının bulunmaması nedeniyle parsel bazında imar planı değişikliği yapıldığı, parsel bazında yapılan plan değişikliğinin süreç içerisinde ihtiyaçların değişmesi göz önünde bulundurularak plan bütünlüğü bozulmadan imar planı yapma yetkisi bulunan kurumlarca da yapıldığı, dolayısıyla parsel bazında yapılan imar planı değişikliğinin temel ilke ve esaslara aykırı olmadığı, plan değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporlarının bulunduğu, ilgili kurumlardan görüş alındığı ileri sürülerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çevre düzeni planı ve nazim ve uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarece, taşınmazın yaklaşık %40'ının sosyal donatı alanı olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece yeşil alan/park alanı, otopark, trafo ve yol alanı kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ''park alanı, otopark ve taşıt yolu'' olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının turizm+ticaret+konut alanı olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı, öte yandan imar planları hazırlanırken bu eksiklikler yerine getirilmiş olsaydı dahi uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişiğinde Kocagöl isimli lagünün bulunduğu, bir kısmı sazlık olan bu alanın aynı zamanda balık üretim çiftliği olarak kullanıldığı ve çeşitli canlı türlerinin yaşam alanı olduğu, önceki 09.03.2011 tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında parsel ile lagünün bulunduğu alanın bütünleşik şekilde ''bölge parkı/kentsel yerleşik alan'' olarak planlandığı görüldüğünden, ekolojik olarak hassas bir bölgede yer alan parselin dava konusu çevre düzeni planı ve nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; ekosistemi olumsuz etkileyeceği, ekolojik çeşitliliği tehdit edeceği, alanın doğal bütünlüğünü bozacağı, etrafındaki yapıların ve çevrede yaşayanların iklim etkilerine maruziyetini de arttıracağı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29 uncu maddesi uyarınca 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü yer almış; Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" kuralı yer almıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." şeklinde tanımlanmış, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." hükmüne yer verilmiş; "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." hükmüne, 2. fıkrasında; "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine, ''İmar planı ilkeleri'' başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında; ''(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
'' hükmü yer almış; yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Mülkiyeti maliye hazinesine ait uyuşmazlık konusu taşınmazın 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, 12.02.1993 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, yol, otopark, 26.02.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, taşıt yolu, otopark, 21.04.2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında park alanı, otopark ve taşıt yolu olarak planlandığı, daha sonra söz konusu taşınmazın, 15.08.2019 tarih ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararı ''kentsel gelişme alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''ticaret + turizm + konut alanı, genel otopark alanı, park, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu'' olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; aşırı yoğun bir yapılaşmanın yer aldığı Kuşadası ilçesinde, yapılaşmamış alanların yerleşime açılmaması ve ekolojik değerlerin korunması vurgusu içeren üst ölçekli 1/100.000 Çevre Düzeni Planı kararlarının varlığı da dikkate alındığında, davaya konu işlem ile planda Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak planlanmış olan taşınmazın Kentsel Gelişme Alanı olarak plan değişikliğine konu edilmesi üst ölçekli planın genel hedeflerine, ana plan stratejisine ve plan bütünlüğüne aykırılık taşıdığı, bu bölgedeki tek yeşil ve açık alanın kaldırılması plan ana kararlarını, ayrıca bir Çevre Düzeni Planının özünü oluşturan koruma-kullanma dengesini bozduğu, planda, kentsel yerleşik alan olan kıyıdaki büyük bir bölgenin sadece çeperinde yer yer Kentsel Gelişme Alanı önerilmişken, plan değişikliği ile kentsel yerleşik alanın içinde noktasal özellikte tek bir yerin Kentsel Gelişme Alanı olarak gösterilmesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planının ana kurgusunu bozan nitelikte olduğu, gerek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, gerekse 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının genel hedeflerini, bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisini ve korumakullanma dengesini zedelemekte olup, davaya konu işlem üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, Çevre Düzeni Planları hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular ve Çevre Düzeni Planı değişikliklerine ilişkin 19. ve 20. maddelerine aykırı olduğu, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan biri olan bu yeşil alanın önemli bir bölümünün konut-ticaret-turizm gelişimi için ortadan kaldırılması plandaki dolu-boş ilişkisini, yapılı çevre – doğal çevre dengesini, rüzgâr koridoru işlevi ile şiddetli yağışlarda yağmur suyunun emilimi işlevini, ağaçlandırılıp peyzaj düzenlemesi yapıldığı durumda elde edilebilecek serinlik gölge ve olumlu mikro klima etkilerini yok edecek, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek ve çevre bütünlüğünü bozacağı, dava konusu taşınmazın bitişiğinde yer alan Kocagöl Lagününün önemli bir sulak alan ve ekosistem bileşeni olduğu, burada yeşil alanın yapılaşmaya açılmasının Lagünün ekolojisini kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyeceği, dava konusu plan değişiklikleri ile sadece Güzelçamlı’da değil Kuşadası ilçesi bütününde kıyıdaki neredeyse tek yeşil alan küçülterek kıyı gerisindeki doğal alanlar ile kıyının ve doğal öğe olarak denizin bütünleşmesini sağlayan yeşil alan sürekliliği kurgusu yok edildiği ve zaten çok yoğun biçimde gerçekleşmiş olan kıyıdaki yapılaşma daha da arttırıldığı, bunun sonucu olarak da planın ana kurgusu ve çevre bütünlüğü de zedelendiğinden bu imar planı değişikliği işlemleri Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de bu yönüyle aykırı olduğu, imar planı kararları ve imar bütünlüğü açısından ele alındığında, davaya konu plan değişikliği işlemleriyle öngörülen yapı yoğunluğu kararlarından bazıları bu bölgeye ilişkin imar planlarında öngörülen yoğunlukları aştığı ve Güzelçamlı yerleşiminin kıyı bölgesinde 1993 yılından bu yana planlanarak oluşmuş olan imar bütünlüğünü bozduğu, davaya konu plan değişikliği ile ilave nüfus getirildiği, ancak ilave nüfusun ihtiyacı olan, yeşil alan dışındaki diğer sosyal donatı alanlarına ilişkin mahalle ölçeğinde hiçbir irdeleme yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddesinin de dikkate alınmadığı, davaya konu plan değişikliği işlemi ile yürürlükteki imar planında öngörülen sosyal altyapı standartlarının düşürülmüş, mevcut planlardaki yeşil alanın büyük bölümünü kaldırıp yerine Turizm-Ticaret-Konut Alanı getirerek sosyal donatı dengelerini ciddi biçimde değiştirerek bozması nedeniyle Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen imar planı değişikliğine ilişkin koşulların büyük bölümü sağlanmadığı, park alanının büyük bölümünün ortadan kaldırılıp yerine Konut ya da Ticaret ya da Turizm alanı yapılması ilave bir trafik yükü yaratacağı, ancak buna ilişkin olarak plan değişikliği işleminde herhangi bir yeni ulaşım altyapısı önerisi bulunmadığı , davaya konu işlem ile getirilen ilave nüfus ve yoğunluğun hem ulaşım sistemine hem de teknik altyapı olarak içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ile enerji altyapısına ilave yük getirmesine rağmen herhangi bir kentsel teknik altyapı değerlendirme analizi ve raporu bulunmadığı,1993 onaylı planlardan bu yana yeşil alan (park) olarak ayrılmış dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Turizm-Ticaret-Konut gelişimine açılması ve böylece sosyal donatı alanının kaldırılması ve küçültülmesi yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, Özelleştirme kapsamında dahi olsa buranın sosyal donatı olarak muhafaza edilerek kullanılması olanağı da bulunmaması nedeniyle ilgili mevzuatta tanımlanan zorunluluk koşullarının hiçbiri oluşmadığı belirtilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan biri olan dava konusu taşınmazın yeşil alan sisteminden çıkartılarak bir Kentsel Gelişme Alanı ve bu kapsamda da Turizm-Ticaret-Konut Alanı olarak planlanmasının doğru bir yer seçimi kararı olmadığı, bu taşınmazın yapılı çevreye dönüştürülmesinin üst ölçekli plan stratejilerine aykırılık yarattığı, çevre ve imar bütünlüğünü bozduğu, sosyal donatı alanları ile teknik altyapı alanlarını ve bu kapsamda trafik yoğunluklarını olumsuz etkilediği, taşınmazın bitişiğinde bulunan Lagünün ekolojik dengesine ve doğal hayatına olumsuz etki edeceği ve sulak alana bitişik konumu nedeniyle afet risklerini de beraberinde getireceği anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliklerinde planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına uygunluk bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Mülkiyeti maliye hazinesine ait uyuşmazlık konusu taşınmaz; 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, 12.02.1993 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, yol, otopark, 26.02.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, taşıt yolu, otopark, 21.04.2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında park alanı, otopark ve taşıt yolu olarak planlanmıştır.
Uyuşmazlık konusu Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz, 15.08.2019 tarih ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.

Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararı ''kentsel gelişme alanı'', 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ''ticaret + turizm + konut alanı, genel otopark alanı, park, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu'', 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ''ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu'' olarak değiştirilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 22.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 19.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından 25.02.2021-29.03.2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süresi içinde 24.03.2021 tarihinde yapılan itirazların 22.06.2021 tarih ve 31519 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.06.2021 tarih ve 4100 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile reddedilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu'nun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." hükmüne yer verilmiştir.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." hükmüne, 2. fıkrasında; "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine, ''İmar planı ilkeleri'' başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında; ''(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
'' hükmüne yer verilmiştir.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin ''Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları'' başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (g) alt bendinde; ''g) Ticaret alanı: Bu alanlarda;
1) İş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri,
2) Sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler,
3) (Değişik:RG-25/7/2019-30842) Sağlık kabini ve muayenehane,
4) (Mülga:RG-25/7/2019-30842) gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir.'' hükmü ile ğ) atl bendinde; ğ) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;
1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…)
2) Bu alanlarda ayrıca (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.
3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır.
4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu belirtilmekte olup; hukuk devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Anayasanın Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler arasında yer verdiği "Çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu bağlamda esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin görev ve yetki alanına girmektedir.
Bu saptamalar çerçevesinde uyuşmazlığa bakıldığında, şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla anılan taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki Kuşadası Belediye Başkanlığınca açılan davada, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamakla görevli ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlayacak olan davacı idarenin bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşru ve güncel bir menfaati bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarelerin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Dava dilekçesinin açık olmadığına yönündeki itirazına gelince, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmüne uygun, açık ve anlaşılır olduğu görüldüğünden davalı idarelerin bu iddiası da yerinde görülmemiştir.
Esas yönünden;
Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, çevre düzeni planı ile imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye … tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Dr. Öğr. Üyesi …'in katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 04.11.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacıların beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir.
Dava konusu çevre düzeni planı, nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin;
- Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde,
Bilirkişi raporunda; ''• Aşırı yoğun bir yapılaşmanın yer aldığı Kuşadası ilçesinde, yapılaşmamış alanların yerleşime açılmaması ve ekolojik değerlerin korunması vurgusu içeren üst ölçekli 1/100.000 Çevre Düzeni Planı kararlarının varlığı da dikkate alındığında, davaya konu işlem ile planda Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak planlanmış olan taşınmazın Kentsel Gelişme Alanı olarak plan değişikliğine konu edilmesi üst ölçekli planın genel hedeflerine, ana plan stratejisine ve plan bütünlüğüne aykırılık taşımaktadır. Bu bölgedeki tek yeşil ve açık alanın kaldırılması plan ana kararlarını, ayrıca bir Çevre Düzeni Planının özünü oluşturan koruma-kullanma dengesini bozmaktadır.
• Planda, kentsel yerleşik alan olan kıyıdaki büyük bir bölgenin sadece çeperinde yer yer Kentsel Gelişme Alanı önerilmişken, plan değişikliği ile kentsel yerleşik alanın içinde noktasal özellikte tek bir yerin Kentsel Gelişme Alanı olarak gösterilmesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planının ana kurgusunu bozan niteliktedir. Gerek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, gerekse 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının genel hedeflerini, bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisini ve korumakullanma dengesini zedelemekte olup, davaya konu işlem üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır.
• Davaya konu işlemlerden 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, Çevre Düzeni Planları hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular ve Çevre Düzeni Planı değişikliklerine ilişkin 19. ve 20. maddelerine aykırıdır.'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi gereği ve kamu yararının artırılması amacıyla pasif yeşil alan niteliğinde olan taşınmazda planlama ve plan değişikliği yetkilerini kullandıkları, dava konusu planlamanın; açık alan, yapılı çevre, nüfus ve donatı alanı dengesi gibi kriterler dikkate alınarak yapıldığı, taşınmazın bulunduğu kıyı bölgesinde genelde kentsel yerleşik alan fonksiyonu olduğu, taşınmaza çevre imar bütünlüğünü bozmayacak fonksiyonlar yüklendiği, taşınmaz için önerilen fonksiyonların tüm ölçekteki imar planları, yakın çevre imar bütünlüğü, üst ölçekli plan kararları, ulaşım bağlantıları, çevresinde yer alan yapılaşma koşulları ve yapı yoğunluğu gibi unsurlar gözetilerek getirildiği, dava konusu planların üst ölçekli planlara ve planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
1/100.00 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden;
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kanunda verilen her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında dava konusu çevre düzeni planı değişikliği yapılmıştır.
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” olarak gösterilen ve özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile kullanımı “kentsel gelişme alanı” olarak değiştirilmiştir.
Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır. Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz.
Bu itibarla, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen yetki doğrultusunda, daha önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” olarak gösterilen, ölçeği gereği çevre düzeni planı değişikliğine konu olabilecek yaklaşık 23 hektarlık uyuşmazlık konusu taşınmazda yapılan çevre düzeni planı değişikliğinin; fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve çevredeki kullanımlar ile bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak yapılmış oluğu, alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şeklini ortaya koyan arazi kullanım kararı getirildiği görüldüğünden, uyuşmazlık konusu taşınmazın ''kentsel gelişme alanı'' olarak belirlenmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden:
Özelleştirme kapsam ve programında alınan uyuşmazlık konusu taşınmazda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, dava konusu imar planları yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu işlemler ile aynı zamanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında da değişiklik yapılarak taşınmazın "kentsel gelişme alanı" olarak planlandığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde de; kentsel gelişme alanlarında; konut alanları ile eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları gibi çalışma alanlarının yer alabileceği hükmüne yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının plan notları ile planlama ilke ve esasları çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ölçeği göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla yukarıda da hukuka uygun olduğu değerlendirilen dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile ''kentsel gelişme alanı'' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının, taşınmaza ''kentsel gelişme alanı'' kullanımı içerisinde yer alabilecek; ''ticaret-turizm-konut alanı-genel otopark alanı, park, yol, trafo alanı'' fonksiyonlarının getirilmesinin üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı küçük bir alanda yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde taşınmazlar için getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planla belirlenen fonksiyona uygun olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğinin sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. - Çevre ve imar bütünlüğü etkileri bakımından incelenmesinde,
Bilirkişi raporunda; '' • Davaya konu parsel peyzaj düzenlemeleri yapılmadığı için henüz aktif bir yeşil alan olarak kullanılmasa da ve gölge/serinlik gibi etkileri olmasa da, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan (ve yeşil alan olarak planlanmış bölgelerden) biridir. Bu yeşil alanın önemli bir bölümünün konut-ticaret-turizm gelişimi için ortadan kaldırılması plandaki dolu-boş ilişkisini, yapılı çevre – doğal çevre dengesini, rüzgâr koridoru işlevi ile şiddetli yağışlarda yağmur suyunun emilimi işlevini, ağaçlandırılıp peyzaj düzenlemesi yapıldığı durumda elde edilebilecek serinlik gölge ve olumlu mikro klima etkilerini yok edecek, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek ve çevre bütünlüğünü bozacak bir karardır.
• Dava konusu plan değişiklikleri ile sadece Güzelçamlı’da değil Kuşadası ilçesi bütününde kıyıdaki neredeyse tek yeşil alan küçültülmekte; kıyı gerisindeki doğal alanlar ile kıyının ve doğal öğe olarak denizin bütünleşmesini sağlayan yeşil alan sürekliliği kurgusu yok edilmekte, zaten çok yoğun biçimde gerçekleşmiş olan kıyıdaki yapılaşma daha da arttırılmaktadır. Bunun sonucu olarak da planın ana kurgusu ve çevre bütünlüğü de zedelenmektedir ve bu imar planı değişikliği işlemleri Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de bu yönüyle aykırıdır.
• İmar planı kararları ve imar bütünlüğü açısından ele alındığında, davaya konu plan değişikliği işlemleriyle öngörülen yapı yoğunluğu kararlarından bazıları bu bölgeye ilişkin imar planlarında öngörülen yoğunlukları aşmaktadır ve Güzelçamlı yerleşiminin kıyı bölgesinde 1993 yılından bu yana planlanarak oluşmuş olan imar bütünlüğünü bozan bir işlemdir.
• Davaya konu taşınmazda olabilecek kullanım türleri konut, turizm tesisi ve ticaret ile sınırlı değildir; ancak yapılaşma koşulları sadece bu 3 kullanım için tarif edilmiştir. Davaya konu taşınmazda sosyal ve kültürel tesislerin yapılmasına olanak veren bir plan notu varken, bu tür tesislerdeki yapılaşma koşulları tanımlanmamıştır. Bu durum planda belirsizlik yaratmakta olup, planlama esaslarına aykırıdır.'' tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu taşınmazın pasif yeşil alan olduğu, üzerinde ağaç vb. olmadığı, yıllarca çöp atık yeri olarak kullanıldığı, atıl kaldığı, yerel gazetelere dahi haber olarak çıkan bu durumun deniz turizmine açıkça zarar verdiği, atıl durumda kalan bu parsele, kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi, kamu yararının artırılması amacıyla dava konusu plan değişiklikleri ile kentsel kullanım kararı verilerek bu alanın bölgeye kazandırılmasının hedeflendiği, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 19. maddesi hükmü gereğince sosyal ve kültürel tesis olduğu iddia edilen kullanımların ''ticaret alanları'' başlığı altında sıralandığı, dolayısıyla bu alanlarda ticaret alanları için belirlenen yapılaşma koşullarının geçerli olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan hükümlerinin 5 sayılı maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 3 sayılı maddesinde; ticaret-turizm-konut alanlarında bulunabilecek kullanımlar sayıldıktan sonra konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %90'ını geçemeyeceği, konut alanlarında TAKS:0,15 KAKS:0,30, minimum parsel büyüklüğü 300 m2; ticaret alanlarında emsal:0,30 Yençok:6.50 m (2 kat), turizm alanında otel yapılması durumunda E=1.20 Yençok=15,80 m (5 kat), motel ve pansiyon yapılması durumunda E=0.40 Yençok=6,80 m (2 kat) ve tatil köyü yapılması durumunda E=0.30 Yençok=6,80 m (2 kat) yapılaşma koşullarının tanımlandığı görülmüştür.
Uyuşmazlık konusu taşınmazların yakın çevresinde genellikle turizm ve ikinci konut kullanımlarının yer aldığı, bu alanların önceki imar planlarında ''tercihli kullanım alanı'' olarak planlandığı, tercihli kullanım alanında konut yapılması durumunda; TAKS:0,15, KAKS:0,30 h:2 kat, otel yapılması durumunda E:0,90 h:5 kat, motel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,30 h:2 kat, tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 h:2 kat yapılaşma koşullarının belirlendiği, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da uyuşmazlık konusu parsellere çevresi ile benzer veya aynı fonksiyon ve yapılaşma koşullarının getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre imar bütünlüğünü bozmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu 1/5000 ölçekli plan hükümlerinin 5.1 ve 5.2. sayılı maddeleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı plan hükümlerinin 3.1 ve 3.2 sayılı maddelerinde; ticaret-turizm-konut alanlarının: tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis, büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar ile konut yapılabilen alanlar olduğu, bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut ve turizm için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranacağı, konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemeyeceği hükümlerine yer verildiği görülmüştür.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin ''Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları'' başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının g) alt bendinde ise ticaret alanlarında; iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapıların yapılabileceğinin düzenlendiği görülmüştür.
Yukarıda yer alan yönetmelik maddesi ve dava konusu imar planlarına ait plan hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, anılan yönetmelikte sayılan ticaret alanlarında yer alabilecek yapıların aynı şekilde dava konusu imar planlarına ait plan hükümlerine işlenerek bu yapıların ticaret-turizm-konut alanlarında da yer alabileceğinin belirtildiği, dolayısıyla sosyal ve kültürel tesis alanı gibi ticaret alanında yer alabilecek ticaret ve hizmetlere ilişkin yapıların dava konusu uygulama imar planında ''ticaret alanı'' için belirlenen yapılaşma koşullarına tabi olduğu, ticaret, turizm, konut ve park alanlarında yer alabilecek yapılara ilişkin yapılaşma koşullarının da ayrı ayrı tanımlandığı görüldüğünden, planlamada bu hususta bir belirsizlik olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. - Sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri bakımından incelenmesinde,
Bilirkişi raporunda; ''• Davaya konu plan değişikliği ile ilave nüfus getirilmektedir ancak ilave nüfusun ihtiyacı olan, yeşil alan dışındaki diğer sosyal donatı alanlarına ilişkin mahalle ölçeğinde hiçbir irdeleme yapılmamış olması önemli bir eksikliktir ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddesinin de dikkate alınmadığını göstermektedir.
• Davaya konu plan değişikliği işlemi ile yürürlükteki imar planında öngörülen sosyal altyapı standartları düşürülmüştür, bu işlem mevcut planlardaki yeşil alanın büyük bölümünü kaldırıp yerine Turizm-Ticaret-Konut Alanı getirerek sosyal donatı dengelerini ciddi biçimde değiştiren ve bozan bir işlemdir. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen imar planı değişikliğine ilişkin koşulların büyük bölümü sağlanmamakta olup yönetmeliğin ilgili maddelerine aykırılık bulunmaktadır.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu parsellerin çevresinde ağırlıklı olarak konut ve tercihli kullanım alanlarının yer aldığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile getirilen yapılaşma koşullarının mevcut 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan notlarından alınarak oluşturulduğu, parsele çevresindeki emsallerin üzerinde herhangi bir yapılaşma koşulu getirilmediği, taşınmaza çevresinde yer alan kullanımlar dikkate alınarak çevresi ile aynı fonksiyonlar önerilerek çevre-imar bütünlüğünün korunduğu, imar planlarında ''ticaret-turizm-konut alanı'' fonksiyonu için tanımlanan plan notunun Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinde yer alan tanımlardan oluşturulduğu, anılan fonksiyonlar içinde yer alabilecek kullanımlar ayrı ayrı belirtilerek her bir kullanıma ait yapılaşma koşullarının ayrı ayrı tanımlandığı, eğer parselde sosyal ve kültürel tesis yapılmak istenirse bu kullanım ''ticaret alanı'' tanımı içinde yer aldığından imar planlarında bu kullanıma yönelik belirlenen yapılaşma koşullarının geçerli olacağı, kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması için dava konusu imar planı değişiklerinin yapıldığı, planlama alanının yaklaşık %45,81'inin sosyal donatı alanı olarak planlandığı, alana getirilen ek nüfus için yeterli olacak sosyal donatı alanlarına imar planlarında fazlasıyla yer verildiği, imar planı değişikliklerinin sosyal donatı dengesini bozmadığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 21. maddesinin 10. fıkrasında, imar planlarında ticaret+turizm+konut karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde konut kullanım oranları belirlenerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, anılan hüküm uyarınca dava konusu imar planlarında da ticaret-turizm-konut alanlarında konut kullanımlarının bu alanlardaki parselin toplam emsalinin %90'ını aşamayacağının düzenlendiği, ayrıca planlama alanının (Toplam: 22.957,20 m2) bir kısmının sosyal altyapı alanı olarak ayrıldığı görüldüğünden, (3.399,35 m2 park alanı, 116,65 m2 trafo alanı, 907,06 m2 genel otopark alanı ve 4.386,72 m2 yol), dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. - Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinde;
Bilirkişi raporunda; ''• Davaya konu plan değişikliği ile park alanının büyük bölümünün ortadan kaldırılıp yerine Konut ya da Ticaret ya da Turizm alanı yapılması ilave bir trafik yükü yaratacak olup, buna ilişkin olarak plan değişikliği işleminde herhangi bir yeni ulaşım altyapısı önerisi bulunmamaktadır. Davaya konu işlem ile ilave nüfus getirilmekte; yoğunluk arttırılmakta; bu durum hem ulaşım sistemine hem de teknik altyapı olarak içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ile enerji altyapısına ilave yük getirmektedir. Ancak herhangi bir kentsel teknik altyapı değerlendirme analizi ve raporu bulunmamaktadır. Bu da davaya konu işlem açısından bir eksikliktir ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine bu açıdan da aykırılık taşıdığına işaret etmektedir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; parsele getirilen ticaret-turizm-konut karma kullanım kararında toplam emsalin maksimum %90'ının konut olarak kullanılabileceği, parselin maksimumu konut olarak kullanılsa dahi burada en fazla 73 kişinin yaşayabileceği, 73 kişi için ayrılan park ve genel otopark alanının toplam ayrılması gereken alanın yaklaşık dört katından fazla olduğu, parsel ticaret veya turizm alanı olarak kullanılsa da park ve otopark alanları olması gerekenden fazla ayrıldığından bu kullanımların da planlama alanına fazla bir trafik yükü getirmeyeceğinin açık olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Dava konusu imar planı değişiklikleri ile önceki imar planları ile getirilen yolların aynen korunduğu, bu yollara ilave olarak ''turizm-ticaret-konut alanı'' ile ''park alanı'' kullanımlarını birbirinden ayıracak şekilde yeni 7 metre enkesitli yaya yolunun planlandığı, yine planlama alanının %3,95'i genel otopark alanı ayrılarak ayrıca dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 6 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliğine uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, yapılan düzenlemelerin imar planı değişikliği ile getirilen ilave nüfusun getireceği ilave trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
- Taşınmazın yanında yer alan Kocagöl sulak alanı bakımından incelenmesinde; Bilirkişi raporunda; ''• Bitişiğinde Kocagöl sulak alanı ve lagünü bulunan davaya konu taşınmazda yapılan plan değişikliği işlemi ile yeşil alanın azaltılması ciddi çevresel ekolojik etkiler ve afet riskleri barındırmaktadır. Bu etkiler ve riskler nedeniyle söz konusu plan kararı şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, sürdürülebilir kentsel gelişme ilkelerine, iklim değişikliği uyum stratejilerine aykırıdır. Bu konuların plan değişikliği işleminde irdelenmemiş olması da önemli eksikliklerdir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; uyuşmazlık konusu taşınmazın fiziken yeşil alan olarak kullanılmadığı, pasif yeşil alan olduğu, uzun yıllardır çöp atık yeri olarak kullanıldığı, atıl kalan taşınmazın plan değişikliği ile bölgeye tekrar kazandırılması amacıyla dava konusu plan değişikliklerinin yapıldığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Uyuşmazlığa konu taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı bulunmadığı, fiilen bölge parkı veya yeşil alan olarak kullanılmadığı, etrafının yazlık konut siteleri ile çevrili olduğu, batısında yer alan balık çiftiliği - Kocagöl sulak alanından yol ile ayrıldığı, bu alan ile bütünlük arz eden bir durumunun olmadığı, bu sulak alandan yol ile ayrılan ve taşınmaz ile benzer konumda olan diğer parsellerinde önceki imar planlarında konut alanı olarak planlandığı ve ikinci konut olarak kullanıldığı, ayrıca Aydın Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün 30.12.2009 tarih ve 27030 sayılı yazısında; alanın herhangi bir tabiat varlığı, doğal sit statüsü veya özel çevre koruma bölgesi kapsamında da kalmadığının belirtildiği görüldüğünden, bu alanın dava konusu planlar ile planlamaya konu edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. - Fonksiyonlarının yer seçiminin uygunluğu bakımından incelenmesinde;
Bilirkişi raporunda; ''• Dava konusu taşınmazın yeşil alan sisteminden çıkartılarak bir Kentsel Gelişme Alanı ve bu kapsamda da Turizm-Ticaret-Konut Alanı olarak planlanması doğru bir yer seçimi kararı değildir. Bu taşınmazın yapılı çevreye dönüştürülmesi üst ölçekli plan stratejilerine aykırılık yaratmakta; çevre ve imar bütünlüğünü bozmakta; sosyal donatı alanları ile teknik altyapı alanlarını ve bu kapsamda trafik yoğunluklarını olumsuz etkilemekte; lagünün ekolojik dengesine ve doğal hayatına olumsuz etki etmekte; sulak alana bitişik konumu nedeniyle afet risklerini de beraberinde getirmektedir.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; dava konusu imar planı değişiklikleri hazırlanırken ayrıcalıklı bir yaklaşımla hareket edilmediği, çevre-imar bütünlüğü göz önünde bulundurularak planlama yapıldığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Mahallinde yapılan keşif sırasında yapılan gözlemde; taşınmazın üzerinde herhangi bir yapı buulnmadığı, küçük bir tepe şeklinde olduğu, halihazırda aktif şekilde yeşil alan veya park alanı olarak kullanılmadığı, üzerinde yabani otların ve çevresel atıkların bulunduğu, yakın çevresinde turistik tesis alanı ve ikinci konut alanı kullanımlarının yer aldığı görüldüğünden, parseller için belirlenen kullanım kararlarının hem çevredeki yapılaşma, hem taşınmaz üzerindeki fiili kullanım durumu, hem de üst ölçekli çevre düzeni planı ile uyumlu ve yer seçiminin uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu çevre düzeni planı, nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemede;
Bilirkişi raporunda; ''•1993 onaylı planlardan bu yana yeşil alan (park) olarak ayrılmış dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Turizm-Ticaret-Konut gelişimine açılması ve böylece sosyal donatı alanının kaldırılması ve küçültülmesi yönünde bir zorunluluk bulunmamaktadır. Özelleştirme kapsamında dahi olsa buranın sosyal donatı olarak muhafaza edilerek kullanılması olanağı da bulunmaktadır. Dolayısıyla ilgili mevzuatta tanımlanan zorunluluk koşullarının hiçbiri oluşmamıştır.'' tespitlerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından; bilirkişi raporuna itiraz edilerek; özelleştirme kapsam ve programına alınan uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin plan değişikliklerinin süreç içinde ihtiyaçların değişmesi göz önünde bulundurularak yapıldığı ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacılar tarafından bu kararlara karşı dava açılmadığı, dava konusu planlara ait açıklama raporlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu çevre düzeni planı ile imar planı değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu, plan değişikliği için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu çevre düzeni planı, nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin, planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına, hukuka ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) :
Dava konusu alanın ilk kez 12.02.1993 tarihinde Kuşadası Güzelçamlı Belediye Meclisi tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli Güzelçamlı (Aydın) Nazım İmar Planında, "Yeşil Alanlar ve Yeşil Akslar" olarak tarif edilen yeşil ve açık alan sistemi içinde Park Alanında yer aldığı, alanın yapılaşmaya açık taraflarının yani çevresinin tercihli kullanım alanı olduğu, Nazım imar planının uygulanması için 12.02.1993 tarihinde 1/1000 ölçekli Güzelçamlı Uygulama İmar Planının hazırlandığı, sonrasında 10.11.2019 tarihli Uyulama İmar Planı Değişikliği yapılarak taşınmazın park kullanımının devam ettiği ve sınırlı bir kısmının yol ve otopark alanında kaldığı, taşınmaz çevresinde ise tercihli kullanımın devam ettiği, 2011 yılında onaylanan üst ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında "Bölge Parkı / Büyük Kentsel Yeşil alan" biçiminde planlandığı, plan hükümlerine göre bu kullanımın, "Kentte yaşayanların spor, dinlenme, gezinti ve eğlenme ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik kentsel aktif ve pasif yeşil alanlar" olarak tanımlandığı uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişiğinde Kocagöl isimli lagünün bulunduğu, bir kısmı sazlık olan bu alanın aynı zamanda balık üretim çiftliği olarak kullanıldığı ve çeşitli canlı türlerinin yaşam alanı olduğu, anlaşılmaktadır.
Özelleştirme İdaresi Başkanılığınca hazırlanıp 3.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ve 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği yapılmıştır. Öncelikle 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan değişikliği ile alanın "KENTSEL GELİŞME ALANI" olarak planlandığı, yine dava konusu 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı değişikliği ile alan, ''ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu'' olarak planlanmıştır.
Dava konusu alanda ilk planlama çalışmalarından günümüze kadar yeşil ve açık alan sistemi içinde Park Alanında ve Bölge Parkı / Büyük Kentsel Yeşil alan olarak ayrılan ayrıca büyük bir yeşil alan bölümünün bir kısmının yapılaşmaya açılması nedeniyle çevresel bütünlüğün bozularak Kentsel Gelişme Alanı kullanımı getirilmesine ilişkin 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan değişikliği işleminde şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmamaktadır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında, "İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.
" hükmüne, "Uygulama İmar Planı" "başlıklı 24. maddesinin 9. fıkrasında, "Nazım imar planlarında karma kullanım olarak belirlenen fonksiyonların, uygulama imar planlarında ayrıştırılması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu uygulama imar planı değişikliğinde, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanları belirsiz olduğundan yani netleştirmenin proje aşamasına bırakıldığından bu durumun da uygulamada belirsizlik oluşturacağı açıktır. Plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek karma kullanımlarda en fazla %30 oranında olabilecek konut kullanımının %90'a kadar yükseltildiği anlaşılmaktadır.
Halbuki diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesi uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının konusuna girmektedir.
Bu durumda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmaza ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilmesinin, İmar Kanununda yer alan uygulama imar planı tanımına, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrası ile 24. maddesinin 9. fıkrasına uygun şekilde karma kullanım oranları ayrıştırılarak, açık ve net biçimde tanımlanmamış olması nedeniyle hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyada bulunan plan açıklama raporu değerlendirildiğinde, söz konusu imar planları ile getirilen kullanım kararı sonucu, gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu planlar ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parsel içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı hususlarında herhangi bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan plan açıklama raporu incelendiğinde, TİCARET+TURİZM+KONUT ALANI yüzölçümünün 14.147,42 m2 olduğu ve toplam alanın %61,63 'üne tekabül ettiği, buna karşın plan notlarına göre, "konut kullanımı toplam emsalin %90'ını geçemez." kuralı getirilerek emsal kullanımının % 0'dan %90'a kadar belirsiz bir oran getirildiği, böylece alanda yaşayacak nüfusun ne kadar olacağı ve bu nüfus için ne kadar sosyal donatı gerektireceğine ilişkin hesabın yapılmamasına sebebiyet verildiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planları hazırlanırken, alanda yaşaması öngörülen ek nüfus için gereken sosyal ve teknik alt yapı miktarı değerlendirilmesi ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkileri dava konusu planın açıklama raporunda detaylı bir şekilde ortaya konulması gerekirdi.
Davalı idarece planlama alanının yaklaşık %45,81'inin sosyal donatı alanı olarak planlandığı belirtilmekte ise de, kalıcı nüfusun miktarı belli olmadığı için tam bir hesabın yapılamadığı gibi donatı ihtiyacının sadece yeni planlanan alanın ihtiyacı olan ek nüfus için gerekli olan alan ile sınırlı olmadığı, plan değişikliği ile bölge için ayrılan sosyal donatı alanının kaldırılmış olduğu, böylelikle sosyal donatı açısından çevre bütünlüğünde dengenin de aleyhe olarak bozulmuş olduğu görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu taşınmaza Kentsel gelişme alanı kullanımı getirilmesinde, alt planlarda ticaret-turizm-konut olmak üzere karma kullanım kararları getirilirken, %30 oranından daha fazla konut kullanımı getirilmesinde ve uygulama planında bu durumun somutlaştırılması gerekirken yapılmayıp ve hatta sosyal donatı hesabı yapılmasını engelleyecek nitelikte ucu açık emsal kullanımı düzenlemesinde ve plan açıklama raporunda imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işlemin dava konusu edilmemiş olmasının, planlama çalışmaları sırasında şehircilik ilkelerinin ve planlama esaslarının bertaraf edilmesine sebep oluşturmayacağı açıktır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği işlemlerinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY (XX) :
3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29 uncu maddesi uyarınca 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.
Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişiğinde Kocagöl isimli lagünün bulunduğu, bir kısmı sazlık olan bu alanın aynı zamanda balık üretim çiftliği olarak kullanıldığı ve çeşitli canlı türlerinin yaşam alanı olduğu, önceki 09.03.2011 tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında parsel ile lagünün bulunduğu alanın bütünleşik şekilde ''bölge parkı/kentsel yerleşik alan'' olarak planlandığı görüldüğünden, ekolojik olarak hassas bir bölgede yer alan parselin dava konusu çevre düzeni planı ve nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; ekosistemi olumsuz etkileyeceği, ekolojik çeşitliliği tehdit edeceği, alanın doğal bütünlüğünü bozacağı, etrafındaki yapıların ve çevrede yaşayanların iklim etkilerine maruziyetini arttıracağı anlaşıldığından, dava konusu çevre düzeni planı ve nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin bu yönleriyle şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde; dava konusu çevre düzeni planı, nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

MÜDAHALE İSTEMİ RET KARARI
Kuşadası Belediye Başkanlığı vekili Av. … tarafından, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29 uncu maddesi uyarınca 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Cumhurbaşkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na karşı açılan davada, … ve diğerleri vekili Av. … tarafından verilen ve davacı idare yanında davaya katılma istemini içeren başvurular incelenerek gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesinde, "Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer’î müdahil olarak davada yer alabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının ve müdahale dilekçesinin incelenmesinden, müdahale isteminde bulunanların; uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yaşadıklarını, yaz tatillerini bu bölgede geçirdiklerini, bu nedenle dava konusu plan değişikliklerinin yaratacağı çevresel risklerden doğrudan etkileneceklerini ileri sürerek davacı idare yanında davaya katılma isteminde bulundukları görülmüştür.
Bu itibarla, dava dosyasının ve müdahale dilekçesinin incelenmesinden, 2577 sayılı Kanunun 31. maddesi ile atıf yapılan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 66. maddesinde davacı yanında müdahale istemi için öngörülen koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, … ve diğerlerinin davacı yanında davaya katılma istemlerinin reddine, 08/01/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.