Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/799 E. , 2024/2258 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/799
Karar No : 2024/2258
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Site Yönetimi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Antalya ili, Alanya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan sitenin taşıyıcı istinat duvarlarında kayma, çökme ve yıkıntıların meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun olduğundan bahisle sitenin güçlendirilmesi için istinat duvarı yapılması halinde oluşacağı belirtilen (ıslah talebi sonrasında) toplam 5.224.018,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacıya ait yapının bulunduğu bölgenin gerek bölgesel yapılan jeolojik etütlerde ve gerekse parsel bazında yapılan zemin etüdünde yerleşime uygun alan olmasına karşın, istinat duvarlarının, yapıların ve havuzların temelinin, dayanımlı zemin veya zemin iyileştirmesi ile güçlendirilmiş zemin üzerine oturtulmadığı, bu nedenle alandaki dolgu ve istinat duvarlarında hasarların meydana geldiği, vaziyet planında, bloklar önünde havuzlar bulunmadığı, bununla ilgili olarak davalı idarenin uyarılmasına karşın ruhsatlı projesinde olmayan bir imalatın yerinde yapıldığı ve yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiği anlaşılmakta olup davacıya ait yapının hasara uğramasında ve bu nedenle yapı kullanma izin belgesinin iptal edilmesinde fenni mesul, müteahhit, yapı denetim şirketi ile davalı idarenin birlikte kusurlu oldukları, bu kusurdan kaynaklı zararın ise davalı idarece kusuru oranında tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılmış ise de; olayda, davacı vekilinin taşıyıcı istinat duvarlarında kayma, çökme, ve yıkıntıların giderilmesinin maliyetinin hesap edilmesinin Mahkememizden istediği anlaşılmakta olup, yukarıda da değinildiği üzere bilirkişi raporunda, şev stabilite analizlerinin yapılarak hazırlanacak proje ile zeminde gerekli önlemlerin alınması, ayrıca yüzeysuyu drenaj projelerinin hazırlanarak uygulanması, yapıların statik projelerinin yapılacak şev stabilite analizleri dikkate alınarak deprem performanslarının analiz edilmesi, sağlamadığı taktirde yapıların güçlendirilmesi gerekip gerekmediği tespit edilip gerekli projeler ortaya çıktıktan sonra bu projeler üzerinden maliyet analizleri yapılabileceği yönündeki görüş dikkate alındığında bu aşamada zarar miktarını belirlemek mümkün olmadığından davalı idarenin kusuru oranında ödemekle yükümlü olacağı tazminat miktarı da saptanamadığı, bu haliyle, davalı idarenin kusur oranına göre karşılayacağı zarar miktarının tespiti mümkün olmadığından dava konusu tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu sitenin istinat duvarlarında kayma ve yıkılmaların can ve mal kaybına neden olmaması amacıyla sitenin C, D, E ve F bloklarının yapı kullanma izin belgelerinin daha önce iptal edildiği, aynı nedenlerden dolayı aynı parselde bulunan diğer blokların da tehlike içinde bulunduğu göz önüne alınarak sitede yer alan tüm bloklarının yapı kullanma izin belgelerinin Alanya Belediye Başkanlığının … tarih ve … oluru ile iptal edildiği, anılan işlemin iptali istemiyle açılan herhangi bir davanın bulunmadığı, davacı site yönetimince, sitenin imar mevzuatına, fen ve sağlık kurallarına uygunluğunun sağlanması amacıyla sitenin güçlendirilmesi için yapılacak istinat duvarlarının ve sair güçlendirme çalışmalarının maliyeti karşılığı oluşacak zararın tazmini istemiyle bu davanın açıldığı, bu kapsamda sitede yer alan bütün yapıların yapı kullanma izin belgeleri iptal edildiğinden ve iptal işlemine karşı herhangi bir dava açılmadığından mevcutta imar mevzuatına uygun kullanılabilecek yapıların bulunmadığı, davacı site yönetimi bakımından istinat duvarı ve güçlendirme yapılmasını zorunlu kılan bir durumun kalmadığı ve bu aşamada davalı idarece karşılanması gereken bir zararının da bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerektiğinden istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Antalya ili, Alanya ilçesi, Tepe Mahallesi, 1589 ada, 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 15 blok villadan oluşan Diamond Garden Sitesinin bulunduğu, site içinde yapılan binalar için Alanya Belediyesi tarafından 28.03.2005 tarihinde yapı ruhsatı verildiği, inşaatların tamamlanması üzerine yapılar için Alanya Belediye tarafından … tarihinde …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … sayılı yapı kullanma izin belgelerinin düzenlendiği, ilerleyen süreçte yapılan denetimde, Kuzey Alanya İstinat Duvarları Komisyonu Heyetinin 23.07.2012 tarihli raporuyla, binanın çevre istinat duvarlarının standartlara uygun olarak yapılmadığı, istinat duvarlarının temelinin ana kaya üzerine oturtulmadığı, temelde dolgu çalışması yapıldığı, yapılan bu dolgunun standartlara uygun olmadığından dolayı inceleme alanında kitle hareketiyle beraber istinat duvarlarında kayma ve yıkılmalar meydana geldiğinin tespit edildiği, can ve mal kaybına sebep olunmaması açısından sitenin C, D, E ve F Bloklarında bulunan yapılara verilen yapı kullanma izin belgelerinin Alanya Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile iptal edildiği, daha sonra ... Sulh Hukuk Mahkemesinin … D.İş dosyasında tespit edilen 1.310.000,00-TL yapı hasarı bedelinin ödenmesi istemiyle davacı sitenin 04/03/2015 tarihli noter ihtarnamesi ile yaptığı başvurusunun Alanya Belediye Başkanlığınca reddedilmesi üzerine … sitesinin taşıyıcı istinat duvarlarında kayma, çökme ve yıkıntıların meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun olduğundan bahisle uğranıldığı belirtilen 10.000 TL (ıslah sonucu 5.224.018,00 TL) maddi zararın tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari dava türlerinin tanımlandığı 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar şeklinde tanımlanmış olup; genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır.
Ayrıca, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1.maddesinde, bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 3.maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı, "Yapı" başlıklı 20.maddesinde; yapının; a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde, b) Kuruluş veya kişilerce, kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile, imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılabileceği, 30.maddesinde; "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır. (...) Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.", 32.maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, İdare Hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya koşulları varsa kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince tazmin edilmektedir.
Hukuk devleti ilkesi uyarınca, faaliyetlerini hukuka uygun biçimde yürütmek zorunda olan idarenin hukuka aykırı eylemde bulunması veya işlem tesis etmesi, kural olarak hizmet kusurunu oluşturur.
Hizmet kusuru, idarenin yürütmekle görevli olduğu hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde aksaklık, bozukluk, hukuka aykırılık veya ihmal bulunması şeklinde tanımlanmakta olup, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde ortaya çıkmaktadır. İdarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için, öncelikle bir zararın varlığı, bu zararın idarenin hizmet kusurundan kaynaklanması, zararlı sonuçla idarenin işlem ve/veya eylemi arasında uygun illiyet bağı bulunması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dava Dairesince, sitede yer alan bütün yapıların yapı kullanma izin belgeleri iptal edildiğinden ve iptal işlemine karşı herhangi bir dava açılmadığından mevcutta imar mevzuatına uygun kullanılabilecek yapıların bulunmadığı, davacı site yönetimi bakımından istinat duvarı ve güçlendirme yapılmasını zorunlu kılan bir durumun kalmadığı anlaşıldığından, bu aşamada davalı idarece karşılanması gereken bir zararının da bulunmadığı sonucuna varılmışsa da yukarıda değinilen mevzuat hükümleri uyarınca belediyelerin yapı kullanma izin belgesi düzenlemeden önce yapının ruhsat ve eklerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını ve kullanılmasında fen bakımından mahsur olup olmadığını tespit etme yükümlülüğünün bulunduğu öte yandan belediyenin ruhsat ve eklerine aykırı yapı tespit etmesi halinde ruhsat ve eklerine aykırı yapıyı durdurma, gerekirse imar mevzuatına uygun hale getirme yetkileri bulunup, söz konusu yükümlülük ve yetkilerin kullanılmaması, eksik ya ya kötü kullanılması durumunda ise bundan kaynaklı olarak zarara uğrayan ilgililerin zararlarının idarece giderilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, her ne kadar sitede yer alan bütün yapıların yapı kullanma izin belgeleri davalı idare tarafından iptal edilmişse de yapı kullanma iznini veren davalı idarenin kusurundan kaynaklı olarak yapıların kullanılamaz hale gelmiş olması durumunda taşınmaz maliklerinin yapılarını kullanamamalarından veya yapıların kullanılabilir hale getirilmelerinden kaynaklanan zararın mesuliyeti oranında davalı idareden tazmin edilmesi gerekiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, idarenin hukuka aykırı eylemi ve/veya işlemi sonucunda ortaya çıkan her mağduriyet zarar anlamına gelmeyeceğinden, idarenin mali sorumluluğundan söz edilebilmesi için mutlaka bir zararın ortaya çıkmış olması ve bu zararın "meşru, güncel ve kesin" olması gerekmektedir. Sorumluluk hukukunda amaç, idareyi kusurlu işlemi nedeniyle cezalandırmak değil, kamu hizmetinin işleyindeki aksaklık ve hukuka aykırılıklar nedeniyle kişilerin uğramış olduğu zararları kusuru oranında gidermek olduğundan, zararın gerçekleşmediği, sadece "zarar tehlikesinin" ortaya çıktığı durumlarda idarenin mali sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir. Diğer bir ifade ile maddi zarardan idarenin sorumlu tutulabilmesi için, zararın gerçekleşmiş, yani güncel olması veya gerçekleşeceğinin kesin olması gerekmektedir.
Bu durumda, bahse konu yapının yapılacak güçlendirme çalışmaları neticesinde kullanılabilir hale getirilip getirilemeyeceği, kullanılabilir hale getirilmesi mümkün ise yapı kullanma izni alınması da dahil bunun maliyetinin tespit edilerek bu bedelin mesuliyeti oranında davalı idareden tazminine hükmedilmesi gerekirken, tazminat talebinin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/04/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!