WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/4809 E.  ,  2023/8015 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/4809
Karar No : 2023/8015

DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1) … Bakanlığı … İdaresi Başkanlığı
2) …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Özelleştirme kapsam ve programında bulunan TEDAŞ, TEİAŞ ve TEÜAŞ adına kayıtlı Aydın ili, Didim ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel ile Hazine adına kayıtlı … ada, … parsel sayılı taşınmazlara yönelik 06.04.2021 tarihli, 31446 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan … tarihli, … sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu imar planı kararlarının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, dava konusu planlarla getirilen emsal değerlerinin bölge açısından hedeflenen yapılaşma özelliklerine aykırı olduğu, planların, kıyı şeridinde yer alan bölgede yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önünü açtığı, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin kentin diğer plan kararları ile çelişen, koruma-kullanma dengesini sağlamayan bir plan olduğu ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Genel Planlama Esasları" hükümlerine aykırı olduğu, planların yapımı sırasında ilgili kurumlardan görüş alınmadığı, planların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin gösterim teknikleri hükümlerine ve Kıyı Kanunu hükümlerine aykırı olduğu, plan değişiklikleri ile ana yaya aksı niteliğindeki yolun işlevinin yok edildiği, yaya ulaşımı ve kamusal alan sürekliliğinin ve erişebilirliğinin kesintiye uğratıldığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile kamu kullanımına ayrılan alanların azaltıldığı ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, bölgenin turizm potansiyeli dikkate alınarak, kamunun elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi bağlamında alanda imar planı değişikliği yapılmasına karar verildiği, dava konusu planların, planların birlikteliği ilkesine uygun olduğu, çevre düzeni ve imar planı değişikliklerinin çevre ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, planların yapımı sürecinde planlama sürecini etkileyen tüm kurumlardan görüş alındığı, planların Kıyı Kanunu hükümlerine uygun olduğu, plan değişikliklerinin İmar Kanununda öngörülen esaslara, mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre, imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında çayır, mera, tarım arazisi ve çok küçük bölümü kentsel yerleşik alanda kalan uyuşmazlık konusu parsellerin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ardından onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde turizm tesisi alanına alındığı anlaşılmıştır.
1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının Plan Hükümlerinin 5.1.7. maddesinde; kıyıların 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümleri çerçevesinde korunması bir koruma ilkesi olarak belirtilmiş, 5.3.10. maddesinde ise; Aydın ilinde önemli bir katma değer yaratan deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi amacı ile kıyıların, mevcut yapılaşmalar ve imar planları ile verilmiş haklar dışında yeni yapılaşmaya açılmaması ve kıyıların doğal yapısının korunarak kamu yararına kullanılmasının sağlanması planlama ilkeleri arasında sayılmıştır.
Bu durumda, Didim ilçesinin henüz yapılaşmaya açılmamış önemli bir doğal alanı ve değerli bir kıyı şeridi niteliğinde olan uyuşmazlık konusu alanın, çayır ve mera niteliğinin kaldırılmasına ilişkin olarak ilgili kurum görüşleri alınmadan turizm tesis alanı olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının Didim ilçesinde kıyıların doğal yapısının korunması ve mevcut yapılaşmalar dışında yeni yapılaşmaya açılmaması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe göstermeksizin ayrıldığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, uyuşmazlık konusu alanın büyüklüğü de gözetildiğinde kıyıların doğal yapısını bozacağı ve alanda yapılaşmayı artıracağından koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu doğal niteliğe sahip kıyı alanının yapılaşmaya açılması yolunda tesis edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI … 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Aydın ili, Didim ilçesi, … Mahallesi, TEDAŞ, TEİAŞ ve TEÜAŞ adına kayıtlı … ada, … ve … parsel ile Hazine adına kayıtlı … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 06.04.2021 günlü, 31446 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05.04.2021 günlü, 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin süre ve ehliyet itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alanın 05.05.2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında çayır, mera, tarım arazisi ve küçük bir bölümünün kentsel yerleşik alanda, 28.12.2006 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada, … sayılı parselin büyük bölümünün kültür ve turizm koruma ve gelişim alt bölgesi-2 alanında, doğudaki çok küçük bir bölümünün ise tercihli kullanım alanları başlığı altında meskun alan kullanımında kaldığı, alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı bulunmadığı, 25.10.1988 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile … ada, … ve … sayılı parsellerin E:0,30 TEK Genel Müdürlüğü Eğitim ve Dinlenme Tesisi Alanına, … ada, … sayılı parselin ise günübirlik tesis, park, ticaret, tercihli kullanım, oyun, çay bahçesi ve meydan alanına alındığı, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … günlü, … sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen tarihi şapel kalıntısı bulunduğu, … ada, … parselin 151,825 m2'lik bölümü ile … ada, … parselin 527,096 m2'lik bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun … günlü … sayılı kararı ile … ada, … (eski … ) ve … (eski … ) parsel sayılı taşınmazların, … günlü, … sayılı kararı ile de … ada, … (eski … ) parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasından sonra, … günlü, 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile turizm tesis alanı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile kumsal-plaj, park, E:0,05, Yençok:4,50 metre günübirlik tesis alanı, E:0,50, Yençok:5 kat turizm (otel), E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, genel otopark, E:0,50, Yençok:serbest ibadet (cami) alanı ve 12, 15 ve 22 metre genişliğinde yol alanı kullanımları öngörülmüş, 14.792,08 m2 büyüklüğündeki … ada, … sayılı parselin, üzerinde tarihi şapel kalıntısı bulunan 8.342,50 m2'lik bölümü kültürel tesis alanına ve korunması gerekli kültür varlığı koruma alanına alınmış, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde kıyı kesimindeki park alanı ile günübirlik tesis alanı arasından 7 metre genişliğinde yaya yolu geçirilmiş, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … günlü, … sayılı kararı ile dava konusu planların uygun olduğuna karar verilmiştir.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda sonuç olarak özetle:
" - Dava konusu parsellerin birbirine bitişik konumda olduğu, Manastır Koyu olarak tarif edilen alanda yer aldığı ve Ege Denizi’ne kıyısı olduğu, … ada, … sayılı parselin kuzeyinde bir turizm tesisi, batısında ise Manastır Koyu olduğu, … ada, … sayılı parselde tescilli yapı kalıntılarının bulunduğu, … ada, … sayılı parselin doğusunda ikinci konut yapılaşmalarının bulunduğu ve ilerisinde Didim Marina’nın yer aldığı, dava konusu parsellerin çoğunlukla düzenlenmemiş toprak bir yoldan servis aldığı, düzenlenmiş kısmın, … ada, … sayılı parselin kuzeyinde yer alan turizm tesisine servis veren kısımda bulunduğu, parsellerin Ege Denizi ile temas ettiği alanlarda Manastır Koyu dışında kalan alanların bakir olduğu, kıyı düzenlemesi yapılmadığı, parsellerin ve çevresinin çalılık, fundalık bir niteliğe sahip olduğu, … ada, … sayılı parsel dışında kalan alanlarda herhangi bir yapı bulunmadığı;
-Uyuşmazlığa konu parsellerin bulunduğu bölgede 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda getirilen KTKGAB-2 kararı ile meskun alanlar plan kararının, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde getirilen turizm tesis alanlarına ilişkin plan kararı ile plan hükümleri açısından uyumlu olduğu;
- Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planlama alanına getirdiği plan kararları açısından 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kullanım kararları ile uyumlu olduğu, ancak 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda alana ilişkin “E=0.10 yapılaşma koşulunu geçemez” hükmüne karşın dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde turizm, ticaret ve ibadet alanı kullanım kararlarına getirilen E=0.50 yapılaşma koşulunun üst ölçekli planla uyumlu olmadığı, dolayısıyla dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından uygun olmadığı;
- Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile mevcut Çevre Düzeni Planının alanın turizm potansiyelini değerlendirme amacı açısından benzeştiği, ancak plan kararları açısından önemli farklılıklar içerdiğinin görüldüğü, 05.07.2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında dava konusu planlama alanının tarım arazisi, çayır-mera kullanımlarında olduğu ve kısmen de kentsel yerleşik alan kullanım kararında kaldığı, ayrıca söz konusu parsellerin Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi ile Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde kaldığı, alanda Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde olan tarım ve çayır-mera arazilerinin turizm tesisi alanına dönüştürülmesinde gerekli olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü gibi alanın niteliği bağlamında ilgili olan kurum ve kuruluş görüşlerinin bulunmuyor olması nedeniyle dava konusu planın imar mevzuatı açısından uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin plan açıklama raporu incelendiğinde de planlama çalışmasının amacı, plan belgesi ve plan hükümlerini içerdiği, ancak plan gerekçesinin temellendiği teknik ve nesnel bilimsel verilerin sunulmadığının görüldüğü, bu açılardan dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin gerekçelerinin nesnel ve ölçülebilir nitelikler ve analizler çerçevesinde sunulmadığı, plan değişikliğinin planlama alanının mevcut koşullarını iyileştirici ve ihtiyaç duyulan nitelikleri ortaya koyan bir içerikle sunulmadığından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı;
- 18.09.2020 tarihli Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planında, alanda yapılaşmanın kontrol altında tutulması dışında kıyı alanlarının kamusal kullanımlara ayrılması gerektiğinin de ifade edildiği, kıyı şeridinin barındırdığı doğal peyzaj niteliklerine vurgu yapıldığı ve kıyı turizmi için yat turizminin değerlendirilebileceğinin ifade edildiği;
- Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile paralel olacak biçimde Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümleri’nde de kıyı alanlarında deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi, bunun için ise kıyı alanlarının yeni yapılaşmaya açılmaması da gerekli kılındığı, ancak dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliği’nin, alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezleri plan niteliğini, yalnızca turizm tesis alanı olarak değerlendirerek yeni yapılaşmaya açmaya olanak sağlayacak ve mevcut ÇDP ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ilke kararları ve hükümlerinin aksine bir mekansal düzen ortaya sunacak bir içerikte olduğu görüldüğünden, dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu;
- Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında, mevzuatın, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının gerekliliği olarak yerleşmenin bütüncül olarak ele alınması gerekliliğinin karşılanmadığı;
- Alanda park, günübirlik tesis ve turizm tesisi alanlarının, yalnızca mülkiyet sınırlarına dayandırıldığı, ancak kuzeyinde yer alan bölge ile nasıl bir mekansal ilişki kurduğunun anlaşılamadığı, kaldı ki söz konusu alanda, alana erişim sağlanabilecek bir ulaşım bağlantısının da plan kararı ile oluşturulmadığı izlendiğinden, alanın sorunlu bir erişiminin olacağının görüldüğü;
- Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ve Koruma Alanı sınırı plana da işlenen alanın bir kısmının plan onama sınırı dışında tutulmasının, alanın koruma niteliği bağlamında zarar verici bir içeriğe sahip olabileceği, kaldı ki alan sınırına denk gelen noktada taşıt yolunun kesilmiş olması ve dava konusu plan için önemli bir niteliği bulunan taşıt yolunun, koruma alan sınırı dahilinde nasıl çözülebileceğinin anlaşılamadığı;
- Turizm Tesis Alanı için getirilen E=0.50, Yençok=5 Kat yapılaşma kararının üst kademeli plan olan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kararları (“Emsal=0.10’u aşamaz”) ile aykırılık gösterdiği gibi, yapı yoğunluğunu ve inşaat alanını arttırıcı bir plan kararını da ortaya koyduğu, kaldı ki böyle bir yapılaşma biçiminin silüeti de değiştireceği, dava konusu planlama alanının niteliği bağlamında mevzuat gereği olarak da yatak kapasitesi ve buna bağlı olarak nüfus hesaplamalarının yapılmasının beklenmesi gerektiği, ancak dava konusu plan kapsamında böylesi bir hesaplamanın sunulmadığı görüldüğünden, mevzuat açısından dava konusu planın uygun olmadığı;
- Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin nedenlerinin teknik ve nesnel ölçümler ile bilimsel gerekçelere temellenmesi gerekli iken plan açıklama raporunda böylesi açıklamaların yer almadığı, önceki planın plan onama sınırından farklılaşma ve yalnızca dava konusu parsellerin mülkiyet sınırına dayandırılmasının gerekçesinin nedenlerinin ortaya konulmadığı, bu durumun dava konusu planda yalnızca mülkiyet bazlı bir değişikliğe gidilmiş olduğunu gösterdiğinden, dava konusu planın parsel bazında bir değişikliği içerdiği, bölgenin turizm sektörü açısından bütüncül bir anlayışla kalkınmasını sağlamak yerine kısmi bir alanda hedeflendiğini gösteren nitelikler sergilediği; alanda ulaşım bağlantılarının sürekliliğinin kesintiye uğramış olduğu ve plan tekniği açısından uygun olmayan bir gösterime gidildiğinin görüldüğü; önceki planda yaya yollarının alanın genelinde belirli bir hiyerarşi bağlamında ele alınmışken dava konusu plan kapsamında daha sınırlı bir yaklaşımın uygulandığı;
- Dava konusu … ada … parselin “kıyı kenar çizgisine” denk gelen kısmında farklı bir plaj düzenlemesi bulunmakta iken bu plan ile fiziksel durumu değiştiren bir düzenlemenin yapılıp yapılmadığına ilişkin bir değerlendirme ve düzenlemenin, Plan Açıklama Raporu’nda yer almadığı;
- Günübirlik tesis alanı kararı ile otel alanı kullanım kararı getirilen alanların aynı yapı adaları içerisinde gösterilmesinin ve esasında iki farklı kullanımı içermekte iken bu kullanımların bir ulaşım yolu ile ayrıştırılmamasının uygulama açısından bir kısım sıkıntılar ortaya çıkarabileceği;
- Dava konusu planların önerdiği yapılaşma koşullarının hem yapı yoğunluğunu hem de nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir niteliği olduğu, ancak özellikle turizm sezonunda söz konusu alanlara ne düzeyde bir nüfus gelebileceğini ortaya koyan analiz ve teknik ölçümlerin bulunmadığı, böylesi bir hesaplamanın olmaması nedeniyle gelecek nüfusun ihtiyaç duyabileceği donatı alanlarının nasıl belirlendiğinin açık olmadığı ve bu nedenle donatı alanlarının yeterli düzeyde ayrılıp ayrılmadığının açıkça ortaya konmadığı;
- 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı " ifade edilmiştir.
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında çayır, mera, tarım arazisi ve çok küçük bölümü kentsel yerleşik alanda kalan uyuşmazlığa konu taşınmazların, alanın belirlenen niteliğinin kaldırılarak turizm tesis alanı olarak belirlenmesine ilişkin olarak ilgili kurumların görüşlerinin alınmadığı, plan hükümleri ile deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi amacı ile kıyıların, mevcut yapılaşmalar ve imar planları ile verilmiş haklar dışında yeni yapılaşmaya açılmaması ve kıyıların doğal yapısının korunarak kamu yararına kullanılmasının sağlanması ilkesi dikkate alınmaksızın yapılaşmaya açılmasını gerektirecek bilimsel ve nesnel gerekçelerin ortaya konulmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu plan değişikliklerinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, planın bütünlüğünün, koruma-kullanma dengesinin bozulduğu, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 05.04.2021 günlü, 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :

Üzerinde Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen tarihi şapel kalıntısı bulunan … ada, … parsel ile 151,825 m2'lik bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kalan … ada, … parsel ve 527,096 m2'lik bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kalan … ada, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alan 05.05.2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında çayır, mera, tarım arazisi ve çok küçük bölümü kentsel yerleşik alanda, 28.12.2006 onay tarihli 1/25.000 ölçekli Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada, … sayılı parselin büyük bölümü kültür ve turizm koruma ve gelişim alt bölgesi-2 alanında, doğudaki çok küçük bir bölümü ise tercihli kullanım alanları başlığı altında meskun alan kullanımında kalmakta iken 1/5000 ölçekli nazım imar planı bulunmayan alanda 25.10.1988 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile … ada, … ve … sayılı parseller E:0,30 TEK Genel Müdürlüğü Eğitim ve Dinlenme Tesisi Alanına, … ada, … sayılı parsel ise günübirlik tesis, park, ticaret, tercihli kullanım, oyun, çay bahçesi ve meydan alanına alınmıştır.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile … ada, … (eski … ) ve 4 (eski … ) parsel sayılı taşınmazların, … tarihli, … sayılı kararı ile … ada, … (eski … ) parsel sayılı taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ardından uyuşmazlık konusu alan 05.04.2021 tarihli, 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile turizm tesis alanına, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile kumsal-plaj, park, E:0,05, Yençok:4,50 metre günübirlik tesis alanı, E:0,50, Yençok:5 kat turizm (otel), E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, genel otopark, E:0,50, Yençok:serbest ibadet (cami) alanı ve 12, 15 ve 22 metre genişliğinde yol alanına, 14.792,08 m2 büyüklüğündeki … ada, … sayılı parselin, üzerinde tarihi şapel kalıntısı bulunan 8.342,50 m2'lik bölümü ise kültürel tesis alanına ve korunması gerekli kültür varlığı koruma alanına alınmış, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde kıyı kesimindeki park alanı ile günübirlik tesis alanı arasından 7 metre genişliğinde yaya yolu geçirilmiş, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile dava konusu planların uygun olduğuna karar verilmiştir.
Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında uyuşmazlık konusu alanın kuzeyinden tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alana kadar geçirilen, bu alanın batısında devam ettirilmeyen 22 metre genişliğindeki yol, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alanın batısına doğru devam ettirilmiştir.
Dava konusu 1/100.000 çevre düzeni planı değişikliği plan hükümlerinde turizm tesis alanında ticaret alanlarının da yer alabileceği belirtilmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan hükümlerinin 6. maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan hükümlerinin 4. maddesinde; "Turizm (otel) alanlarında; aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20'sini geçemez." kuralı yer almıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parça-larının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü; Ek 3. maddesinde ise: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (...) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler." hükmü yer almıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:" Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. "kuralına yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak şehircilik, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmış, 18. maddesinin birinci fıkrasında, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.",
19. maddesinin birinci fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.",
Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kurallarına yer verilmiş,
20. maddesinin birinci fıkrasında, çevre düzeni planı revizyonunun, nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumunda yapılacağı düzenlenmiş,
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
3621 sayılı Kıyı Kanununun 4. maddesinde sahil şeridi: kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış, anılan Yasa uyarınca çıkarılan Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde sahil şeridi tanımlanırken sahil şeridinin birinci bölümünün, sadece açık alanlar olarak düzenlenen yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinleme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlardan ve yaya yollarından oluşan, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen alan olduğu, ikinci bölümünün, sahil şeridinin birinci bölümünden sonra kara yönünde yatay olarak en az 50 metre genişliğinde olmak üzere belirlenen ve üzerinde sadece Kanunun 8. maddesinde ve bu Yönetmelikte tanımlanan toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yer aldığı bölüm olduğu belirlenmiş, anılan Yönetmeliğin 18. maddesinin 4. fıkrasında; sahil şeridinin ikinci bölümünde sadece onaylı uygulama imar planında belirlenmiş toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm tesisleri, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde belirtilen yapı ve tesisler ile ilgili kıyı ve deniz güvenliğini sağlamak amacıyla lojman, konaklama ve benzeri tesisler içermemek üzere inşa edilecek karakol ve bu gibi güvenlik yapılarının yer alabileceği, 17. maddesinin 4. fıkrasında ise; sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak günübirlik turizm yapı ve tesisleri için emsal 0.20'yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreyi geçmemek üzere plan kararları getirilebileceği düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

Usul yönünden;
Davalılar tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Süre aşımı itirazına ilişkin olarak; 06.04.2021 tarihli, 31446 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 05.04.2021 tarihli, 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu imar planlarının, Aydın Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünde 26.04.2021-26.05.2021 tarihleri arasında, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığında 22.04.2021 tarihinden itibaren 1 ay süreyle askıya çıkarıldığı, askı işlemleri tamamlanarak kesin ve yürütülebilir bir işlem haline gelen dava konusu işleme karşı askı süresi içinde , 11.05.2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmemiştir.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Davacı Didim Derneğinin Tüzüğünün 3. maddesinde; Derneğin amaçları arasında, kentin sağlıklı gelişmesi amacı ile imar planları ve uygulamaları konusunda her türlü girişimde bulunmak, çevre değerlerine sahip çıkılması yönünde eğitsel, idari ve yasal alanlarda çalışmalar yapmak, bu yönde idari ve yasal müracaat yollarını kullanmak sayılımış, 4. maddesinde; Derneğin, turistik, tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerin korunması ve değerlendirilmesine, çevre koruma konusunda duyarlılık göstererek çevre bilincinin yaygınlaşmasına, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribi, bozulması ve yok olmasının önlenmesine, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasının sağlanmasına ve Çevre Kanununun 3. maddesinde yer alan ilkelerin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, dava konusu planlarla getirilen emsal değerlerinin bölge açısından hedeflenen yapılaşma özelliklerine aykırı olduğu, planların, kıyı şeridinde yer alan bölgede yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önünü açtığı iddialarıyla dava açan davacı Derneğin Tüzüğünde belirtilen amaçlar dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden;

Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğüne, planların kademeli birlikteliği ilkesine, imar mevzuatına, planlama alanındaki fonksiyonlar açısından şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının incelenmesi amacıyla Dairemizin 14/10/2021 tarihli kararı üzerine Naip üye … tarafından re'sen seçilen bilirkişilern re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. … , Doç. Dr. … ve Doç. Dr. … 'nın katılımıyla oluşan bilirkişi kuruluyla 11.10.2022 tarihinde yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle şu tespitler yer almaktadır:
" - Dava konusu parsellerin birbirine bitişik konumda olduğu, Manastır Koyu olarak tarif edilen alanda yer aldığı ve Ege Denizi’ne kıyısı olduğu, … ada, … sayılı parselin kuzeyinde bir turizm tesisi, batısında ise Manastır Koyu olduğu, … ada, … sayılı parselde tescilli yapı kalıntılarının bulunduğu, … ada, … sayılı parselin doğusunda ikinci konut yapılaşmaların bulunduğu ve ilerisinde Didim Marina’nın yer aldığı, dava konusu parsellerin çoğunlukla düzenlenmemiş toprak bir yoldan servis aldığı, düzenlenmiş kısmın, … ada, … sayılı parselin kuzeyinde yer alan turizm tesisine servis veren kısımda bulunduğu, parsellerin Ege Denizi ile temas ettiği alanlarda Manastır Koyu dışında kalan alanların bakir olduğu, kıyı düzenlemesi yapılmadığı, parsellerin ve çevresinin çalılık, fundalık bir niteliğe sahip olduğu, … ada, … sayılı parsel dışında kalan alanlarda herhangi bir yapı bulunmadığı tespit edilmiştir.
- Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde dava konusu parseller için turizm tesis alanı plan kararının geliştirildiği görülmektedir. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği Plan Hükümlerinde 'Turizm tesis alanları; turizm yatırımı kapsamında bulunan veya turizm işletmesi faaliyetlerinin yapılabileceği tesislerin ve bunların ayrıntıları ile tamamlayıcı unsurlarının yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda günübirlik tesis alanları, açık kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları yer alabilir.' hükmünün getirildiği görülmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 28.12.2006 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında … ada … ve … sayılı parsellerin tamamının Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi–2 (KTKGAB-2) Emsal: 0.10 olarak planlandığı, … ada, … sayılı parselin büyük bir kısmının yine Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi – 2 (KTKGAB-2) Emsal:0.10 olarak ve küçük bir kısmının ise tercihli kullanım alanları başlığı altında meskun alanlar olarak planlandığı görülmektedir. Dolayısıyla dava konusu parsellerin bulunduğu bölgede 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda getirilen KTKGAB-2 kararı ile meskun alanlar plan kararının, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde getirilen turizm tesis alanlarına ilişkin plan kararı ile plan hükümleri açısından uyumlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
- Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde dava konusu parsellerin tümünü kapsayan planlama alanında kentsel çalışma alanları başlığı altında ticaret alanı, turizm alanları başlığı altında turizm ve günübirlik tesis alanı, sosyal altyapı alanları başlığı altında kültürel tesis ve ibadet alanı, açık ve yeşil alanlar başlığı altında park, bugünkü arazi kullanımı devam ettirilerek korunacak alanlar başlığı altında kumsal-plaj, yapı yasağı ya da sınırlama getirilen alanlar başlığı altında uygun alanlar-2 kaya ortamlar, korunacak alanlar başlığı altında korunması gerekli kültür varlığı koruma alanı ve kentsel teknik altyapı–ulaşım başlığı altında 22 m, 15 m, 12 m genişliğinde taşıt yolu, 15 m ve 12 m genişliğinde yaya yolu ile genel otopark alanı kararlarının getirildiği görülmektedir.
- Anılan planların plan hükümleri incelendiğinde; günübirlik tesis alanları için “Konaklama üniteleri içermeyen, lokanta, kafeterya, çay bahçesi, otopark, spor tesisleri, sergi ve fuar etkinlikleri, doğa etkinlikleri, sinema platoları, geleneksel etkinlikler ile günübirlik tesisler yapılabilir. Yapılaşma koşulları E=0.05, Yençok=4.50m’dir. Asma kat dahil edilmesi halinde Yençok=5.50m olacaktır” denildiği, Turizm Alanları için “2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile ilgili yönetmelik doğrultusunda uygulama yapılacaktır. Turizm alanlarında yapılaşma koşulları; E=0.50, Yençok=5 kattır. Aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20’sini geçemez. Bu alanlarda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm işletme belgesi alınmadan işletmeye açılamaz.” hükümleri getirilmiştir. Plan Hükümlerinde Ticaret Alanı için “İş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir. Bu alanlarda yapılaşma koşulları E=0.50 ve Yençok=2 Kattır. Plan üzerinde belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır.”; Kültürel Tesis Alanı için “Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı kararına göre korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen yapı kalıntısı ile aynı kararla belirlenen koruma alanı aynen korunacaktır. Bu alandaki yapılaşma avan projeye göre belirlenecek olup, 2863 sayılı yasa gereğince ilgili kurur kararı doğrultusunda uygulama yapılacaktır.”; İbadet Alanı için “İbadet etmek ve dini hizmetlerden faydalanmak amacıyla insanların toplandığı ibadet yerlerinin ve bu yapının mimarisiyle uyumlu olmak koşuluyla dini tesise ait, lojman, kütüphane, aşevi, dinlenme salonu, yurt ve kurs yapısı ile gasilhane, şadırvan ve hela gibi müştemilatların, açık veya zemin altında kapalı otoparkın da yapılabildiği alanlardır. Camı alanında yapılaşma koşulları; E=0.50, Yençok=Serbesttir. Plan üzerinde belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır.” ifadeleri yer almaktadır.
- Yine Plan Hükümlerinde Park için “Parklarda encümen kararıyla,1) Açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye; 2) 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4.50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi; 3) Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için tse standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark; 4) 10.000 m2 üzerindeki parklarda, açık alanları dâhil taban alanları, (2) numaralı alt bentte belirtilenler de dâhil toplamda %3’ü geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini aşmayan mescit ile trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu yapılabilir.” hükümlerinin yer aldığı izlenmektedir.
- Ayrıca plan geneli ve diğer kullanımları bağlayıcı olarak “11. 27.12.2018 tarihinde onaylanan Nazım ve Uygulama İmar Planına Esas Jeolojik ve Jeoteknik Etüt Raporu’nda belirtilen hususlara uyulacaktır. Jeolojik Açıdan Uygun Alanlar- 2 Kaya Ortamlar (UA-2) için belirlenen yapılaşma koşullarına ve önerilere uyulması zorunludur. Yapılara esas projelerin yapılmasında önce parsel bazında zemin etüdü yapılması, yapıların zemin etüt sonuçlarına göre projelendirilmesi esastır. 12. Planlama alanında ‘Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’ hükümlerine ve ‘Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik’ hükümlerine uyulacaktır. 13. “Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği”nde belirtilen mesafelere göre uygulama yapılmasını teminen enerji nakil hattının geçtiği alandaki koruma kuşağı boyunca ilgili kurum görüşü alınmadan uygulama yapılmayacaktır. 14. Bu plan ve plan hükümlerinde yer almayan konularda 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler geçerlidir.” hükümleri de yer almaktadır. Dolayısıyla dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planlama alanına getirdiği plan kararları açısından 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kullanım kararları ile uyumlu olduğu, ancak 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda alana ilişkin “E=0.10 yapılaşma koşulunu geçemez” hükmüne karşın dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde turizm, ticaret ve ibadet alanı kullanım kararlarına getirilen E=0.50 yapılaşma koşulunun üst ölçekli planla uyumlu olmadığı, dolayısıyla dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
- Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı açıklama raporu incelendiğinde dava konusu planlama çalışmasının gerekçesi “Aydın ili Didim ilçesi … mahallesinde yer alan planlama alanı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 05.05.2017 tarihinde onaylanan “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği"nde “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” içerisinde kalmakta olup, bu bölge içinde plan onama yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda olduğundan, çevre düzeni planına yalnızca mevcut arazi kullanım durumu işlenmiştir. Planlama alanı ve çevresi, turistik Didim ilçesinin henüz yapılaşmaya açılmamış değerli bir kıyı şeridini kapsamaktadır. Bölgede yeni turizm yatırımları gerçekleşmekte olup, alanın Didim Marina’ya yakınlığı da gelişme potansiyeli sunmaktadır. Bu nedenle, söz konusu planlama alanının turizm potansiyelinin ön plana çıkarılması ve bölgedeki taleplerin karşılanabilmesi amacıyla çevrede inceleme ve değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda; halihazırda “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” içerisinde yer alan söz konusu parsellerin etkin ve verimli kullanılabilmesi için “1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği” hazırlanmış olup; plan değişikliğinde parseller “Turizm Tesis Alanı” olarak planlanmıştır.” şeklinde açıklanmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi niteliği ile sahip olduğu potansiyeller çerçevesinde değerlendirildiği ve turizm yatırımları için henüz yapılaşmaya açılmamış değerli bir kıyı şeridi olarak tarif edilen dava konusu planlama alanının planlandığı anlaşılmaktadır. Bu açıdan üst kademeli planlarda dava konusu planlama bölgesinin bulunduğu Aydın İli, Didim İlçesi için belirlenen planlama yaklaşımlarının anlaşılması da önemlidir.
- Planlama alanını kapsayan ve 05.05.2017 tarihinde onaylanan ve önceki plan olan 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin Plan Açıklama Raporu’nda 3.3.1.5. Didim ilçesi için “Büyük bir bölümü “kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi” olarak ilan edilmiş olan Didim İlçesi, Aydın İli’ndeki en önemli turistik merkezlerden birisidir. Uluslararası kültür turizmi odak noktalarından Apollon Tapınağı ile Miletos Antik Kenti Didim’de bulunmaktadır. İlçe aynı zamanda hem yerli hem de yabancı turistler tarafından ilgi gören bir deniz turizmi merkezidir. Plan döneminde de bir kültür ve deniz turizmi odağı olarak gelişmeye devam edecektir. Didim İlçesi, … ve … ’ü mahallelerini de içine alan Büyük Menderes Deltası Önemli Kuş Alanları, Bafa Gölü Önemli Kuş Alanları ve Batı Menteşe Dağları Önemli Bitki Alanları ile ekolojik açıdan hassas önemli doğa alanlarının yer aldığı bir bölgede kalmaktadır. Ekolojik açıdan hassas olan bu bölgelerde korunma-kullanma dengesinin, Didim’de gelişmeye devam edecek olan turizm sektörü ile eşgüdüm halinde olacak şekilde sağlanması gerekmektedir.” şeklinde planlama yaklaşımları ele alınmaktadır. Dolayısıyla planlama alanının bulunduğu Didim İlçesinin kültür ve deniz turizmi açısından önemli bir merkez olduğu ayrıca ekolojik açıdan hassas nitelikleri bulunduğundan turizm sektörünün gelişimi ile eşgüdümlü olarak koruma-kullanma dengesinin sağlanması gerektiği belirtilmektedir.
- Bu açıklamalardan, dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile mevcut Çevre Düzeni Planının alanın turizm potansiyelini değerlendirme amacı açısından benzeştiği, ancak plan kararları açısından önemli farklılıklar içerdiği görülmektedir. 05.07.2017 tarihinde onaylı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında dava konusu planlama alanının tarım arazisi, çayır-mera kullanımlarında olduğu ve kısmen de kentsel yerleşik alan kullanım kararında kaldığı görülmektedir. Ayrıca söz konusu parsellerin Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi ile Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.
- Dava konusu alanda Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde olan tarım ve çayır-mera arazilerinin turizm tesisi alanına dönüştürülmesinde gerekli olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü gibi alanın niteliği bağlamında ilgili olan kurum ve kuruluş görüşlerinin bulunmuyor olması nedeniyle dava konusu plan imar mevzuatı açısından uygun olmayan bir içeriğe sahiptir. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin plan açıklama raporu incelendiğinde de planlama çalışmasının amacı, plan belgesi ve plan hükümlerini içerdiği, ancak plan gerekçesinin temellendiği teknik ve nesnel bilimsel verilerin sunulmadığı görülmektedir. Bu açılardan dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin gerekçelerinin nesnel ve ölçülebilir nitelikler ve analizler çerçevesinde sunulmadığı, plan değişikliğinin planlama alanının mevcut koşullarını iyileştirici ve ihtiyaç duyulan nitelikleri ortaya koyan bir içerikle sunulmadığından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
- 18.09.2020 tarihli ve 1 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102. Maddesi uyarınca onaylanmış olan Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı bulunmaktadır. Söz konusu planda dava konusu planlama bölgesi öncelikli alanlar içerisinden 2. Bölge olarak tarif edilen bir niteliğe sahiptir. Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planı Plan Açıklama Raporu’nda dava konusu planlama alanının da bulunduğu Didim İlçesi için “Yapılar arasında kanunda belirtilen mesafe korunmalıdır. Kıyıdaki açık alanlar kamusal kullanımlara ayrılmalıdır. Kıyı alanında bulunan ve duvar etkisi yaratan kitlesel olarak büyük yapılar yapımı durdurulmalı ve insan ölçeğinde yapılaşmalar yapılmalıdır. Yapılaşmanın, doğal silueti bozmasına izin verilmemelidir.” ifadeleri yer almakta, buna göre alanda yapılaşmanın kontrol altında tutulması dışında kıyı alanlarının kamusal kullanımlara ayrılması gerektiği de ifade edilmektedir. Aynı Raporda 1.5.6. Kıyı Alanlarında Turizmin Gelişimi başlıklı bölümde Didim ilçesi için “Yat turizmi Türkiye’de gelişen bir turizm çeşidi olup Akdeniz ülkelerindeki mavi tur güzergâhı ve yat turu güzergâhlarının önemli duraklarından olan Kuşadası, Didim, Bordum, Marmaris ve Fethiye gibi turizmin geliştiği merkezlerin kıyı alanlarındaki koyların oluşturduğu doğal peyzaj nitelikleri, kıyı ormanları, makilik ve zeytinliklerle örtülü bitki dokusu, iklim özellikleri, kıyı boyunca yer alan arkeolojik alanlar, antik kentler gibi kültürel değerlerin yanı sıra kıyıdaki yerleşmelerin yarattığı servis olanakları ve otantik değerler, bu potansiyeli destekleyen unsurlardır.” denilerek, kıyı şeridinin barındırdığı doğal peyzaj niteliklerine vurgu yapılmakta ve kıyı turizmi için yat turizminin değerlendirilebileceği ifade edilmektedir.
- Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile paralel olacak biçimde Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümleri’nde de görüldüğü üzere kıyı alanlarında deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi, bunun için ise kıyı alanlarının yeni yapılaşmaya açılmaması da gerekli kılınmıştır. Ancak dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliği’nin, alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezleri plan niteliğini, yalnızca turizm tesis alanı olarak değerlendirerek yeni yapılaşmaya açmaya olanak sağlayacak ve mevcut ÇDP ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ilke kararları ve hükümlerinin aksine bir mekansal düzen ortaya sunacak bir içerikte olduğu görüldüğünden, dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
- Dava konusu planlama alanını da kapsayan alanda ancak daha geniş bir biçimde ele alınacak şekilde 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı’na göre Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi–2 plan kararı bulunmakta ve bu bölgenin geneli için bir planlama kararı geliştirilebilecek iken dava konusu nazım imar planında belirlenen plan onama sınırının hangi gerekçelerle seçildiği, plan açıklama raporu ve/veya araştırma raporundan anlaşılamamaktadır. Bu durum bölgenin sektörel açıdan gelişimine yön verecek önemli bir kararın, bölge ve kent bütününde geniş kapsamlı olarak ele alındığına ilişkin yeterli veri sunmamaktadır. Dolayısıyla dava konusu nazım imar planında, mevzuatın, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının gerekliliği olarak yerleşmenin bütüncül olarak ele alınması gerekliliğinin karşılanmadığı görüşü oluşmaktadır.
- Alanda park, günübirlik tesis ve turizm tesisi alanlarının, yalnızca mülkiyet sınırlarına dayandırıldığı, ancak kuzeyinde yer alan bölge ile nasıl bir mekansal ilişki kurduğu anlaşılamamaktadır. Kaldı ki söz konusu alanda, alana erişim sağlanabilecek bir ulaşım bağlantısının da plan kararı ile oluşturmadığı izlendiğinden, alanın sorunlu bir erişimi olacağı görülmektedir.
- … tarih … sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ve Koruma Alanı sınırı plana da işlenen alanın bir kısmının plan onama sınırlarını aştığı görülmektedir. Dolayısıyla koruma alanı sınırının plan onama sınırı dışında tutulmasının, alanın koruma niteliği bağlamında zarar verici bir içeriğe sahip olabileceği görülmektedir. Kaldı ki alan sınırına denk gelen noktada taşıt yolunun kesilmiş olması ve dava konusu plan için önemli bir niteliği bulunan taşıt yolunun, koruma alan sınırı dahilinde nasıl çözülebileceği anlaşılamamaktadır. Bu durum, korunması gerekli kültür varlığının taşıt yolundan etkilenebileceğini de göstermektedir. Alanın bütüncül değil parçacıl olarak değerlendirildiği ve aynı zamanda plan tekniği açısından eksiklikler içermesi nedenleriyle, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
- Turizm Tesis Alanı olarak planlanan alanlarda, yapı adası formunun plan kapsamında belirlenen yapılaşma kararları nezdinde nasıl bir silüet oluşturacağı, bu silüetin alanın doğal niteliğine nasıl bir etkisi olacağı açık değildir. Bu noktada turizm tesis alanlarına getirilen yapılaşma koşullarının da tartışılması önemlidir. Dava konusu planda bu alanlar için getirilen yapılaşma kararı E=0.50, Yençok=5 Kat olarak belirlenmiştir. Bu durum, üst kademeli plan olan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kararları (“Emsal=0.10’u aşamaz”) ile aykırılık gösterdiği gibi, yapı yoğunluğunu ve inşaat alanını arttırıcı bir plan kararını da ortaya koymaktadır. Kaldı ki böyle bir yapılaşma biçiminin silüeti değiştireceği de dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında getirilen E=0.50 yapılaşma koşulu, hem silüeti değiştirici hem de yoğunluk arttırıcı bir niteliğe sahiptir. Böylesi bir artışın, nüfus yoğunluğunu da arttıracağı, özellikle turizm mevsiminde alana gelecek olan nüfusun artabileceği göz önünde bulundurulduğunda, planın getirdiği nüfusun hesaplanması ve plan açıklama raporunda yer alması beklenmelidir. Bu durum, turizm tesis alanlarının yatak kapasitesinin de ortaya konulması ve sektörel analizlere konu edilerek bölgesel ve ülkesel düzeyde turizme ilişkin gelişmeleri yönlendirmesi açısından da gereklidir. Dolayısıyla dava konusu planlama alanının niteliği bağlamında mevzuat gereği olarak da yatak kapasitesi ve buna bağlı olarak nüfus hesaplamaları yapılması beklenmelidir. Ancak dava konusu plan kapsamında böylesi bir hesaplamanın sunulmadığı görüldüğünden, mevzuat açısından dava konusu planın uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
- Didim Belediyesi tarafından 25.10.1988 tarihinde onaylanmış olan Didim Uygulama İmar Planı’nın incelenmesi ve dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile farklılıklarının belirlenmesi gereklidir. Bir önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu planlama bölgesi için tercihli kullanım alanları ile yapılaşma kararlarının üretildiği, doğu-batı yönünde taşıt yollarının kurgulandığı, alanın batısındaki yapı adasında TEK Genel Müdürlüğü Eğitim ve Dinlenme Tesisi Alanı kurgulandığı, yine doğu-batı yönünde yeşil alanlarla entegre edilmiş bir yaya sisteminin bulunduğu, bu sistemden kıyı bandına ulaşımı sağlamak üzere yaya yollarının kurgulandığı, kıyı alanına paralel park alanlarının yer aldığı ve park alanlarının ard alanında günübirlik tesis alanlarının kurgulandığı ve dolayısıyla kıyı kısmının kamusal kullanımlara ayrıldığı izlenebilmektedir. Dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin, mevcut uygulama imar planı değişikliğinden ulaşım sistemi, arazi kullanım durumu gibi bir kısım nitelikler bağlamında farklılaştığı görülebilmektedir.
- Dava konusu plan değişikliğinin nedenlerinin teknik ve nesnel ölçümler ile bilimsel gerekçelere temellenmesi gerekli iken plan açıklama raporunda böylesi açıklamaların yer almadığı, önceki planın plan onama sınırından farklılaşma ve yalnızca dava konusu parsellerin mülkiyet sınırına dayandırılmasının gerekçesinin nedenlerinin ortaya konulmadığı görülmektedir. Bu durum dava konusu planda yalnızca mülkiyet bazlı bir değişikliğe gidilmiş olduğunu gösterdiğinden, dava konusu planın parsel bazında bir değişikliği içerdiğini, dava konusu planlama alanının bölgenin turizm sektörü açısından bütüncül bir anlayışla kalkınmasını sağlamak yerine kısmi bir alanda hedeflendiğini gösteren nitelikler sergilemektedir. Dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bu haliyle imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından uygun olmayan bir nitelik gösterdiği anlaşılmaktadır.
- Plan onama sınırının geçirilmesi aşamasında alanın kuzey kısmındaki bölgeden ayrıştırıldığı, bu nedenle ulaşım bağlantılarının sürekliliğinin kesintiye uğramış olduğu ve plan tekniği açısından uygun olmayan bir gösterime gidildiği görülmektedir.
- Planlanan 22 m genişliğindeki taşıt yolunun, alanda bulunan koruma alan sınırı üzerinden geçiyor olmasının, alanın korunması gereken niteliğini zedeleyici bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir. Yine söz konusu koruma alanı sınırı ile taşıt yolunun kesiştiği alanda yapı adası sınırının çizilmemiş olmasının, plan tekniği açısından bir eksiklik olduğu da görülmektedir. … numaralı parselin (yeni 875 ada, 3 sayılı parsel) kuzeydoğusunda yer alan taşıt yolunun, dava konusu planda dikkate alınmadığı tespit edilmiş, ancak bu yolun planda dikkate alınmamış olmasının nedenlerinin açıklanmadığı görülmektedir.
- Dava konusu planda, önemli bir kamusal kullanım olan ve ulaşım sisteminin mevzuat, şehircilik ilke ve esasları açısından önemli bir gerekliliği olan yaya yollarının, yalnızca kuzey-güney yönünde kurgulandığı, ancak önceki planda görüldüğü üzere yaya yollarının alanın genelinde belirli bir hiyerarşi bağlamında ele alınmışken dava konusu plan kapsamında daha sınırlı bir yaklaşımın uygulandığı anlaşılmaktadır.
- Dava konusu … ada … parselin “kıyı kenar çizgisine” denk gelen kısmında önceki planda bir plaj-kumsal düzenlemesi yer almamakta ancak dava konusu planda böylesi bir alanın planlandığı görülmektedir. Ancak bu durum, alanın mevcut kıyı şeridinde bir değişikliğe gidilip gidilmediğini sorgulatmaktadır. Dava konusu planda halihazır altlıktan da görüldüğü üzere söz konusu alanda farklı bir plaj düzenlemesi bulunmakta iken bu plan ile fiziksel durumu değiştiren bir düzenlemenin yapılıp yapılmadığının açıklanması gereklidir ancak bu alana ilişkin bir değerlendirme ve düzenlemenin, Plan Açıklama Raporu’nda yer almadığı da tespit edilmiştir. Gerek dava konusu alan bütününde gerekse de plan detaylarında yapılan incelemelerin, plan çizim teknikleri, plan yaklaşımı, değişiklik gereklilikleri, değişiklik önerilerinin altyapı değerlendirme raporları üzerinden sunulmamış olması gibi nedenler açısından sakıncalı durumlar içeriyor olması, dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğunu göstermektedir.
- Dava konusu plan açısından bir diğer husus günübirlik tesis alanı kararı için önerilen planlama yaklaşımlarıdır. Bu noktada, kıyı alanlarının kullanımını bağlayıcı mevzuat çerçevesinde bu kullanımların getirildiği anlaşılmakta iken, plan yapım tekniği açısından bu alanların otel alanı kullanım kararı getirilen yapı adaları içerisinde gösterilmesinin ve esasında iki farklı kullanımı içermekte iken bu kullanımların bir ulaşım yolu ile ayrıştırılmamasının uygulama açısından bir kısım sıkıntılar ortaya çıkarabileceği düşünülmektedir. Söz konusu planın Plan Hükümleri’nde “Günübirlik tesis alanlarında; konaklama üniteleri içermeyen, lokanta, kafeterya, çay bahçesi, otopark, spor tesisleri, sergi ve fuar etkinlikleri, doğa etkinlikleri, sinema platoları, geleneksel etkinlikler ile günübirlik tesisler yapılabilir. Yapılaşma koşulları E=0.05, Yençok=4.50 m’dir. Asma kat dahil edilmesi halinde Yençok=5.50 m olacaktır” denilmektedir. Ancak, Otel Alanı yapı adası ile aynı yapı adası içerisinde önerilen ve plan notları ile farklı durumların oluşabileceği koşulları engelleyici düzenlemeler içermeyen yaklaşımın, esasında kamusal kullanımlar içermesi gereken günübirlik tesis alanları’nın, otel alanı kullanımı dahilinde çözümlenebileceği gibi bir uygulama sorununu yaratabileceği düşünülmektedir. Kaldı ki böylesi bir sorun, dava konusu planlama alanı kapsamında kamusal kullanım alanlarını kısıtlayabileceği gibi aynı zamanda plan ile otel alanlarına getirilen yapılaşma haklarının üzerinde bir kullanımı getirebileceği de düşünülmelidir. Böylesi bir durumun oluşmaması için her iki farklı plan kararı kapsamında yapı yaklaşma mesafelerinin belirlenmesi bir çözüm olabilecekken, otel alanı ve günübirlik tesis alanı yapı adalarında tek bir yapı yaklaşma mesafesinin çözümlenmiş olmasının, bahsedilen olumsuz durumu oluşturabilecek bir plan tekniği olduğu da değerlendirilmelidir. Dolayısıyla, planın önerdiği yapılaşma koşullarının ihlalini getirebilecek aynı zamanda kamusal kullanımların azalması ile sonuçlanabilecek plan tekniği açısından bu eksik ele alışın, aynı zamanda şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından da sorunlu bir içerik sunduğu değerlendirilmektedir.
- Dava konusu planların önerdiği yapılaşma koşullarının hem yapı yoğunluğunu hem de nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir niteliği olduğu, ancak özellikle turizm sezonunda söz konusu alanlara ne düzeyde bir nüfus gelebileceğini ortaya koyan analiz ve teknik ölçümlerin bulunmadığı, böylesi bir hesaplamanın olmaması nedeniyle gelecek nüfusun ihtiyaç duyabileceği donatı alanlarının nasıl belirlendiğinin açık olmadığı ve bu nedenle donatı alanlarının yeterli düzeyde ayrılıp ayrılmadığının açıkça ortaya konmadığı görülmüştür.
- Sonuç olarak; 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı konusunda ortak bir kanaate varılmış bulunulmaktadır. "
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı idare tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunulmuştur.
Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı birlikte değerlendirildiğinde;
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlık ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
Özelleştirme ile ilgili olarak önce 4046 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, daha sonra da 4446 sayılı Yasayla Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır.

1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden;
1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türüdür.
Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğu kuralı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerekmektedir.
Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gerekir.
Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Dolayısıyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı Hükümleri 5.3.10 sayılı maddesinde; Aydın ilinde önemli bir katma değer yaratan deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi bir planlama ilkesi olarak sayılmıştır.
Davaya konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişikliği yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, uyuşmazlık konusu alanın denizin kenarında yer aldığı, çevresinde turizm tesis alanlarının bulunduğu dikkate alındığında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kararlarının ana stratejileri doğrultusunda kıyı bölgesinde yer alan uyuşmazlık konusu alanın turizm potansiyelinin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak turizm tesis alanına alınmasına ilişkin dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları yönünden;
Uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu alanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 28.12.2006 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi–2 (KTKGAB-2) kullanımında, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde turizm tesis alanında kaldığı, taşınmazlara dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarıyla getirilen kumsal-plaj, park, E:0,05, Yençok:4,50 metre günübirlik tesis alanı, E:0,50, Yençok:5 kat turizm (otel), E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, genel otopark, E:0,50, Yençok:serbest ibadet (cami) alanı ve 12, 15 ve 22 metre genişliğinde yol fonksiyonlarının ve yapılaşma şartlarının üst ölçekli 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı stratejilerine aykırı olmadığı, alanın yakın çevresinde bulunan turizm tesis alanı fonksiyonlarıyla uyumlu olduğu, üzerinde korunması gerekli kültür varlığı bulunan kesimin koruma ilkelerine uygun bir şekilde kültürel tesis alanına alındığı, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile dava konusu planların uygun olduğuna karar verildiği, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen alanın plaj-kumsal, park alanı olarak belirlendiği, sahil şeridinin ikinci bölümünün ise günübirlik tesis alanı olarak ayrıldığı, bu alanlarda öngörülen fonksiyonların ve yapılaşma şartlarının kıyı mevzuatına uygun olduğu, sahil şeridinin gerisinde kalan alanlara ise otel, ticaret, ibadet, otopark fonksiyonlarının önerildiği, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planına, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ise 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında geçirilen 12, 15 ve 22 metre metre genişliğindeki yolların taşınmazların çevresi ile bağlantısını sağlayacağı, oluşturulan imar adaları ve kullanım kararları arasında ulaşımı kolaylaştıracağı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde kıyı kesimindeki park alanı ile günübirlik tesis alanı arasından 7 metre genişliğinde yaya yolunun ise otel ve günübirlik tesis alanındaki yoğunluğun kıyıya taşınmasını engelleyeceği kanaatine varılmıştır.
Uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde uyuşmazlık konusu alanın kuzeyinde devamlılığı olan bir şekilde gösterilen 22 metre genişliğindeki yolun, 1/5000 ölçekli nazım imar planında tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alana kadar geçirildiği, bu alanın batısında devam ettirilmediği görülmüş ise de; önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da var olması nedeniyle bu yolun tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alanın batısında kalan bölümünün dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği paftası üzerinde sadece devamlılığı olacak şekilde gösterim olarak belirtildiği, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının alana ilişkin yapılan ilk nazım imar planı olması, özelleştirme idaresi ve Cumhurbaşkanının plan onaylama yetkisinin sadece özelleştirme kapsamında olan taşınmazlarla sınırlı olması ve yolun tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alanın batısında devam ettiği bölümün özelleştirme kapsamına alınan dava konusu parsellerin sınırları dışında olması nedeniyle dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlığın, 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan hükümlerinin 6 sayılı maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan hükümlerinin 4 sayılı maddesinde yer alan "Turizm (otel) alanlarında; aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20'sini geçemez." kuralı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde günübirlik tesis alanı ile otel alanı arasında yaya yolu geçirilmemesine ilişkin kısmı yönünden;
1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde günübirlik tesis ile otel kullanım kararı getirilen alanların aynı yapı adaları içerisinde gösterilmesinin, iki farklı kullanımı içeren bu alanların bir yaya yolu ile ayrıştırılmamasının ve turizm tesisi alanı ile aynı parsel içinde yer alan günübirlik tesis alanının, turizm tesis alanının tamamlayıcısı olabileceğine dair plan notlarının, esasında toplumun yararlanmasına açık kullanımlar içermesi gereken günübirlik tesis alanlarının, özel kullanıma konu otel alanlarının bahçesi gibi kullanılmasına yol açabileceği, planlama alanı kapsamında kamusal kullanım alanlarını kısıtlayabileceği gibi aynı zamanda plan ile otel alanlarına getirilen yapılaşma haklarının üzerinde bir kullanımı getirebileceği, dolayısıyla, planın önerdiği yapılaşma koşullarının üzerinde bir yapılaşmanın ortaya çıkmasına ve aynı zamanda toplumun yararlanmasına açık kullanımların azalmasına neden olabileceği anlaşıldığından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile getirilen otel ve günübirlik tesis alanlarının arasından yol geçirilmemesi suretiyle otel ve günübirlik tesis alanlarının tek bir yapı adası içinde bırakılmasında ve aynı parsel bütününde kalan günübirlik tesis alanlarının, turizm tesis alanının tamamlayıcısı olabileceğine dair plan notlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan hükümlerinin 6. maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan hükümlerinin 4. maddesinde yer alan "Turizm (otel) alanlarında; aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20'sini geçemez." kuralının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, günübirlik tesis alanı ile otel alanı arasında yaya yolu geçirilmemesine ilişkin kısmının İPTALİNE,
3. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin yarısı olan … TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan … TL yargılama giderinin ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan … TL'nin yarısı olan … TL'nin davacıdan, diğer yarısı olan … TL'nin davalı idarelerden alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, artan … TL'nin Danıştay Başkanlığı İdari İşler Müdürlüğü'ne iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
7. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
8. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.