Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/2078 E. , 2023/8014 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/2078
Karar No : 2023/8014
DAVACI : ... Derneği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1) ... Bakanlığı ... Başkanlığı
2) ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Özelleştirme kapsam ve programında bulunan Aydın ili, Didim ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 24.07.2020 tarihli, 31195 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ilave ve değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Plan kararlarının oluşumunda güncel kurum görüşlerinin alınmadığı, planlara altlık teşkil edecek yeterli verilerin ve bilgilerin toplanmadığı, analiz çalışmasının yapılmadığı, planların bölgeye ilave nüfus getirdiğinden sosyal donatı alanlarında ilave yüke sebep olduğu, ilçenin onaylı plan ana kararları, sürekliliği ve bütünlüğü ile uyuşmadığı, parsel bazında nüfus yoğunluğu getirdiği, Tarım Reformu Kanunu kapsamında kalan taşınmaza ilişkin güncel kurum görüşü alınmadığı, rant amaçlı bir noktasal düzenleme ile kentin belirli bir bölümüne nüfus yüklemesi yapıldığı ileri sürülmüştür.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, planların yapımı sürecinde iki kez kurum görüşlerinin alındığı, planlama alanına yönelik arazi incelemesinin yapıldığı, tüm veri ve bilgilerin temin edildiği, plan değişikliklerine altlık teşkil edecek araştırma raporunun hazırlandığı, planların mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre, imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanın güneyinden geçen ikinci derece yolun güneyinde kalan alanların kentsel yerleşik alan, aralarında dava konusu parselin de bulunduğu kuzeyinde kalan alanların ise büyük oranda tarım ve orman alanı olarak planlandığı, bu doğrultuda Didim ilçesinin merkez yerleşmesinin anılan yolun güney bölümünde yapılaştığı, yolun kuzeyinde kalan alanlarda ise yapılaşmanın oldukça sınırlı olduğu ve tarım alanlarının bulunduğu, etrafında geniş zeytinlikler bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazın da küçük bir bölümünün kentsel yerleşik alanda, büyük bölümünün ise tarım ve orman alanında kaldığı, uyuşmazlık konusu parselin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ardından onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ise kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanına alındığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında küçük bir bölümü kentsel yerleşik alan, büyük bölümü tarım ve orman alanı olarak belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının Didim ilçesinde yeni yapılaşma kararlarının sınırlandırılması ve tarım arazilerinin korunması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe göstermeksizin ayrıldığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesi olarak belirtilen, taşınmazın doğrudan bir orman ya da tarım alanı olmayışının yapılaşmaya açılmasına gerekçe olamayacağı, uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanın güneyinden geçen ikinci derece yolun güneyinde bulunan Didim merkez yerleşik alanından sonra anılan yolun kuzeyinde bulunan ve etrafı tarım alanları ve zeytinlikliklerle çevrili, yerleşme dokusunun sonlandığı bir alanda bulunan, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında büyük bir bölümü tarım ve orman alanında kalan parselin de, çevresinden ayrışarak tümüyle kentsel meskun ve kentsel yerleşik alan olarak planlanmasının, taşınmazın büyüklüğü de gözetildiğinde alandaki zeytinlik ve tarım alanlarını yapılaşma baskısı altında bırakacağından koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, tarım alanlarının tahrip edilmesine yol açacağı, tarım alanlarını koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı, bu plan değişikliği uyarınca taşınmazın yapılaşmaya açılması yolunda tesis edilen 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve değişikliğinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Aydın ili, Didim ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ...(eski ...) parsel sayılı, Hazineye ait taşınmaza yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak 24.07.2020 günlü, 31195 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.07.2020 günlü, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin süre ve ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti Hazine'ye ait olan ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmazın 22.01.2016 onay tarihli 1/100.000 çevre düzeni planında kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi (KTKGB) sınırları içerisinde, küçük bir bölümü kentsel yerleşik alan, büyük bir bölümü tarım ve orman alanı, 28.12.2016 onay tarihli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında meskun alan, gelişme alanı, tercihli kullanım ve turizm tesis alanı, 13.01.2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında gelişme konut alanı, yol, makilik, fundalık ve çayırlık alan kullanımlarına ayrıldığı, büyük bölümünün 13.01.2004 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onama sınırı dışında kaldığı, parselin onama sınırı içinde bulunan bölümünün gelişme konut alanı, çocuk bahçesi ve yol alanında kaldığı, taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmasından sonra 16.04.2019 günlü, 927 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan plan değişikliklerine yapılan itirazlar üzerine 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde kentsel gelişme alanı (plan hükümlerinde kentsel gelişme alanında yapılaşma koşullarının E:0,30, Yençok:6.50 metre olacağı belirtilmiştir.), düşük yoğunluklu (ayrık nizam 2 kat, taks:0,15, kaks:0,30) gelişme konut, E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, E:0,50,Yençok:serbest ibadet, spor alanı, park, ağaçlandırılacak alan ve 10 metre genişliğinde yol, 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliğinde ise ayrık nizam 2 kat, taks:0,15, kaks:0,30 gelişme konut, E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, E:0,50,Yençok:serbest cami, açık spor tesisi, park, çocuk bahçesi ve oyun alanı, ağaçlandırılacak alan, trafo, genel otopark alanı ile 10 ve 7 metre genişliğinde yol olarak ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesi'nce yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda sonuç olarak özetle:
"- Dava konusu parselin, ... Mahallesinde kara yönünde yerleşme dokusunun sonlandığı bir alanda yer aldığı, taşınmazın bulunduğu bölgenin Didim merkez yerleşmesinin kuzeyinde kaldığı, batı kesiminde koylar ve plajların, daha kuzeyinde ise Tavşan Burnu Tabiat Parkının bulunduğu , Didim Güllübahçe yolunun doğu kesiminde yol kotundan daha yüksek bir kotta kaldığı ve çevresindeki boş ve doğal alanlarla bütünleştiği, yakın çevresinde yer yer konut sitelerinin izlendiği, güney kesiminde 3 adet 4 katlı yapı bloğundan oluşan bir sitenin bulunduğu, güneyinde sera ve fidanlık olarak kullanılan bir parsel olduğu, batı yönünde ağaçlık alanların, doğu yönünde ise geniş bir alanda zeytinliklerin yer aldığı, taşınmazın mevcut durumda üzerinde herhangi bir yapılaşma bulunmadığı, yer yer çalı bitkilerinin ve tekil ağaçların bulunduğu;
- Alan kullanım kararları yönünden dava konusu plan değişikliklerinin birbirleri ile çelişmediği, ancak ibadet ve ticaret alanının yapılaşma koşulları açısından 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinin üst ölçekli planlarla uyumlu olmadığı;
- Davaya konu olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin noktasal ve sadece dava konusu parseli kapsayacak biçimde hazırlanmış olduğunun görüldüğü, çevresel bağlantıları göstermeyen ve bütüncül olmayan bir içerik taşıdığı;
- 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının Plan Açıklama Raporunda; bölgedeki tarihi ve kültürel birikime işaret edilmekte olup, bölgenin koruma kullanma dengesi gözetilerek ve kalkınma hedeflerinin planlı bir gelişme dahilinde gerçekleştirilmesi gerektiğine vurgu yapıldığı, bu içeriğin imar planlarının içeriğinde de koruma-kullanma dengesinin dikkate alınmasını ve planlı bir gelişmeyi sağlayacak ilkesel yaklaşımların gözetilmesini bir zorunluluk olarak ön plana çıkardığı, böyle bir zorunluluğun da imar planı hazırlama düzeyinde teknik ve nesnel bilimsel araştırma ve çalışmaların gerekliliğini ve önemini artırdığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ... ada, ... sayılı parselin kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi (KTKGB) sınırları içerisinde kalmakta olup kentsel yerleşik alan, tarım arazileri ve orman alanı olarak belirlendiği, plan değişikliği yoluyla yerleşik alan dışındaki alanlarda yani tarım arazileri ve orman alanlarında karar değişikliğine gidildiğinin anlaşıldığı, tarım alanlarının gelişmeye açılmasının 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının ortaya koyduğu bir vizyon olmayıp aksine tarım arazilerinin yapılaşma baskısı altında bulunmasının bir sorun olarak ortaya konulduğu, yine ilgili plan açıklama raporunda planlama yaklaşımının bütünlük, koruma, gelişme, planlama ve katılım olarak beş temel kavram üzerine kurulduğu, tarım alanlarının ve orman alanlarının doğal eşikler olarak ele alındığı, çevre düzeni planının sahip olduğu bu vizyon dikkate alındığında plan değişikliği kapsamında ortaya konan gerekçelere dair hangi teknik bilginin üretilerek, plan açıklama raporlarına aktarılmış olduğu sorusunun önem kazandığı, bu gerekçelerden birisinin orman ve tarım alanına ilişkin sınırların kabaca belirlenmiş olması, yine bu alanların tarım ve orman alanı vasfında olmadıklarının iddia edildiği, ayrıca bu parselin çevresinde yeni gelişme alanları ile çevrelenmiş olduğu ve birbirinden kopuk gelişme alanları bulunduğunun da aktarılması gerektiği, bu noktada alanın nitelikleri temelinde doğanın bütünselliği yönünden de bir değerlendirme yapılması gerektiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın doğrudan bir orman alanı ya da tarım alanı olmayışının, bu bölgenin yapılaşmaya açılması için gerekçe oluşturamayacağı, kaldı ki, yapılaşmaya açılan her alanın yine çevresinde yer alan başka tarım ve orman alanları için tehdit ve baskı yaratma polansiyeli taşıyacağı;
- Didim ilçesinin gelişme dinamiklerinin projeksiyon nüfus eşiklerini aşmasına neden olacak bir içerikte olduğu ve yeni yapılaşma kararları vermek yerine üst ölçekli planın kabulleri çerçevesinde olabildiği ölçüde gelişme kararlarının sınırlandırılması gerektiği, bu kapsamda plan değişikliği açıklama raporunda herhangi bir veriye yer verilmemiş olması, teknik ve nesnel bilimsel bir tarif yapılmamış olması, yine alan niteliklerindeki belirsizliği tartışan bir analiz çalışmasının bulunmamasının da rapor niteliği açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendirildiği;
- Sonuç olarak, dava konusu plan değişiklikleri ile kısmen tarım ve orman kullanımlarını da içeren yerleşme çeperindeki boş bir parselin gelişme konut alanı ve beraberinde ticaret, spor, ibadet yeri, park ve yol gibi kentsel kullanımlar yoluyla bir kentsel alana dönüştürülmesinin detaylı bilimsel ve nesnel gerekçelere dayalı analiz ve sentez çalışmalarına plan açıklama raporu içerisinde yer verilmemesi de dikkate alındığında, imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından sakıncalar içerdiği;
- Planlama alanına ilişkin nüfus ve yoğunluk hesaplama ve değerlerinin bulunmadığı, konut alanları için getirilen yapılaşma kararlarının çevresi ile uyumlu olmamakla birlikte alana getirilen ticaret kararının kent bütününde yapılması beklenen sektörel hesaplamalara dayandırılmadığı, çevredeki alan kullanım kararları ile ilişkilendirilmediği, ulaşımla ilgili çevresel koşulların değerlendirilmediği, imar planı değişikliklerinin yeni imar hakları tarif etmek suretiyle bölgeye yeni bir nüfus getirdiği, bu nüfus için yeni donatı gereksinmelerinin ortaya çıkacağı, söz konusu gereksinmelerin plan bütünlüğü içerisinde tarif edilmesi ve mevzuatla tanımlanan standartlar, büyüklük ve yürüme mesafeleri çerçevesinde irdelemeler yapılması gerekirken, böyle bir analiz ve çalışmaya plan açıklama raporu içerisinde yer verilmemesinin bir eksiklik olduğu;
- Sonuç olarak; dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, planların kademeli birlikteliği ilkesine, koruma ilkelerine, plan bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüşler alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyadaki bilgi ve belgelerle bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanın güneyinden geçen ikinci derece yolun güneyinde, Didim merkez yerleşik alanından sonra anılan yolun kuzeyinde bulunan ve etrafı tarım alanları ve zeytinliklerle çevrili, yerleşme dokusunun sonlandığı bir alanda bulunan ve 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında küçük bir bölümü kentsel yerleşik alan, büyük bölümü tarım ve orman alanı olarak belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmazın dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile tamamının kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesinde 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının Didim ilçesinde yeni yapılaşma kararlarının sınırlandırılması ve tarım arazilerinin korunması stratejisine uyarlık bulunmadığı, taşınmazın bir orman ya da tarım alanı olmayışının yapılaşmaya açılmasına gerekçe olamayacağı, bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmaksızın tesis edilen plan değişikliklerinin koruma-kullanma dengesini, plan ana karar ve sürekliliğini bozduğu, tarım alanlarını koruma hedefini güvence altına alan gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 23.07.2020 günlü, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Mülkiyeti Hazine'ye ait olan 44.757,46 m2 büyüklüğündeki ... ada, ... (eski ... ) parsel sayılı taşınmaz 22.01.2016 onay tarihli 1/100.000 çevre düzeni planında kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi (KTKGB) sınırları içerisinde, küçük bir bölümü kentsel yerleşik alan, büyük bir bölümü tarım ve orman alanı, 28.12.2016 onay tarihli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında meskun alan, gelişme alanı, tercihli kullanım ve turizm tesis alanı, 13.01.2004 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında gelişme konut alanı, yol, makilik, fundalık ve çayırlık alan kullanımlarına ayrılmış, büyük bölümü 13.01.2004 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onama sınırı dışında kalan ... sayılı parselin onama sınırı içinde bulunan batıdaki 3.380 m2 büyüklüğündeki bölümü gelişme konut alanı, çocuk bahçesi ve yol alanında kalmıştır.
... ada, ... parsel sayılı taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ardından ayrık nizam 2 kat, taks:0,30, kaks:0,60 gelişme konut alanı, E:0,50, Yençok:2 kat anaokulu, E:0,50, Yençok:serbest cami, trafo, park, yol alanı ve ağaçlandırılacak alana alınmasına ilişkin 16.04.2019 tarihli, 927 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yapılan itirazlar üzerine 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile gelişme konut alanlarında yoğunluk düşürülmüş, donatı alanları artırılmış ve alana ayrıca ticaret kullanımı önerilmiştir.
... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde kentsel gelişme alanı (plan hükümlerinde kentsel gelişme alanında yapılaşma koşullarının E:0,30, Yençok:6.50 metre olacağı belirtilmiştir.), 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde düşük yoğunluklu (ayrık nizam 2 kat, taks:0,15, kaks:0,30) gelişme konut, E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, E:0,50,Yençok:serbest ibadet, spor alanı, park, ağaçlandırılacak alan ve 10 metre genişliğinde yol, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve değişikliğinde ise ayrık nizam 2 kat, taks:0,15, kaks:0,30 gelişme konut, E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, E:0,50,Yençok:serbest cami, açık spor tesisi, park, çocuk bahçesi ve oyun alanı, ağaçlandırılacak alan, trafo, genel otopark alanı ile 10 ve 7 metre genişliğinde yollarda kalmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parça-larının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmü; Ek 3. maddesinde ise: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (...) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler." hükmü yer almıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde:" Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. "kuralına yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak şehircilik, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmış, 18. maddesinin birinci fıkrasında, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.",
19. maddesinin birinci fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.",
Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kurallarına yer verilmiş,
20. maddesinin birinci fıkrasında, çevre düzeni planı revizyonunun, nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumunda yapılacağı düzenlenmiş,
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Usul yönünden;
Davalılar tarafından, davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüştür.
Süre aşımı itirazına ilişkin olarak; 24.07.2020 tarihli, 31195 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan dava konusu imar planlarının, Didim Belediye Başkanlığında 07.08.2020, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığında 13.08.2020 tarihinden itibaren 1 ay süreyle askıya çıkarıldığı, askı süresi içinde, 14.08.2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmemiştir.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Davacı ... Derneğinin Tüzüğünün 3. maddesinde; Derneğin amaçları arasında, kentin sağlıklı gelişmesi amacı ile imar planları ve uygulamaları konusunda her türlü girişimde bulunmak, çevre değerlerine sahip çıkılması yönünde eğitsel, idari ve yasal alanlarda çalışmalar yapmak, bu yönde idari ve yasal müracaat yollarını kullanmak sayılmış, 4. maddesinde; Derneğin, turistik, tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerin korunması ve değerlendirilmesine, çevre koruma konusunda duyarlılık göstererek çevre bilincinin yaygınlaşmasına, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribi, bozulması ve yok olmasının önlenmesine, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasının sağlanmasına ve Çevre Kanununun 3. maddesinde yer alan ilkelerin gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, dava konusu imar planlarının yapılaşma yoğunluğunu artırdığı, sosyal donatı alanlarına ek yük getirdiği, tarımsal alanlara zarar vereceği iddialarıyla dava açan davacı Derneğin Tüzüğünde belirtilen amaçlar ve faaliyet konuları dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden;
Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğüne, planların kademeli birlikteliği ilkesine, imar mevzuatına, planlama alanındaki fonksiyonlar açısından şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olup olmadığının incelenmesi amacıyla Dairemizin 22/09/2021 tarihli kararı üzerine Naip üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ... , Doç. Dr. ... ve Doç. Dr. ...'nın katılımıyla oluşan bilirkişi kuruluyla 11.10.2022 tarihinde yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle şu tespitler yer almaktadır:
"- Dava konusu parselin, ... Mahallesinde kara yönünde yerleşme dokusunun sonlandığı bir alanda yer aldığı, taşınmazın bulunduğu bölgenin Didim merkez yerleşmesinin kuzeyinde kaldığı, batı kesiminde koylar ve plajların, daha kuzeyinde ise Tavşan Burnu Tabiat Parkının bulunduğu , Didim Güllübahçe yolunun dağu kesiminde yol kotundan daha yüksek bir kotta kaldığı ve çevresindeki boş ve doğal alanlarla bütünleştiği, yakın çevresinde yer yer konut sitelerinin izlendiği, güney kesiminde 3 adet 4 katlı yapı bloğundan oluşan bir sitenin bulunduğu, güneyinde sera ve fidanlık olarak kullanılan bir parsel olduğu, batı yönünde ağaçlık alanların, doğu yönünde ise geniş bir alanda zeytinliklerin yer aldığı, taşınmazın mevcut durumda üzerinde herhangi bir yapılaşma bulunmadığı, yer yer çalı bitkilerinin ve tekil ağaçların bulunduğu tespit edilmiştir.
- Parsel, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni Planı değişikliğinde kentsel yerleşik alan ve kentsel gelişme alanı , 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde kentsel gelişme alanı olarak planlanmıştır. Bu çerçevede 1/100.000 ölçekte bir kısmı kentsel yerleşik alan, bir kısmı gelişme alanı olarak yer alan taşınmazın bir alt ölçekte tamamının kentsel gelişme alanı olarak planlandığı görülmektedir. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı hükümleri madde 4.4.'te; 'Kentsel yerleşme alanları: bu planla göslerilmiş/belirlenmiş kentsel yerleşik alanlar ve kentsel gelişme alanlarını birlikte ifade eder.' denilmektedir. 1/100.000 ölçekli planda yer verilen şekliyle kentsel yerleşme alanlarının gelişme alanları ve yerleşik alanlarla bir bütün olarak ele alındığı görülmektedir. Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hükümlerinin Genel Hükümler bölümünde yer alan '7.18, Kenisel yerleşme alanlarında, konut alanları ile kentin ve kentlinin ihtiyacına yönelik eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. sosyal ve teknik alt yapı alanları ile ticaret alanları, küçük sanayi sitesi alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları vb. çalışma alanları yer alabilir.' hükmü çerçevesinde bu alanlarda konut alanları ile birlikle söz konusu konut alanlarına hizmet edecek nitelikte farklı kentsel kullanım alanlarının yer alabileceği de öngörülmektedir. Buna göre 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ölçekli planın birbirleri ile çelişmediği görülmektedir.
- Dava konusu 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ait plan hükümlerinde; 'Kentsel gelişme alanında yapılaşma koşulları E:0.30, yençok: 6.50 m., bağımsız bölüm başına minimum ifraz 500 m2 olup, nazım ve uygulama imer planlarının hazırlanmasında bu yapılaşma koşullarına uyulacaktır. İfraz işlerinde kolaylık sağlamak amacıyla en fazla 10.00 m2'lik azalmalar yapılabilir.' ifadeleri yer almaktadır.
- Görüleceği gibi bu ölçekte, daha alt ölçekli plan çalışmalarına referans olabilecek nitelikte yapılaşma koşulları tanımlanmış bulunmaktadır. Dosyasındaki belge ve açıklamalardan yapılaşma koşullarının plan askı süresinde yapılan itirazlar çerçevesinde yeniden ele alınan bir içerikle ortaya konulduğu anlaşılmakta olup, tüm plan kademelerinde bu koşullara uyumun sağlanması beklenmelidir. Dolayısıyla söz konusu öngörülerin alt ölçekli plan değişikliklerinde nasıl ele alındığının incelenmesi gereklidir.
- Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz düşük yoğunlukta gelişme konut, park, ibadet, spor, ticaret alanı ve yol olarak planlanmıştır. Dolayısıyla alan kullanım kararları yönünden bu ölçekte bir çeşitlenme yer almakla olup, ölçeğin gerekleri ve alt ölçeklerde giderek ayrıntı düzeyinin artması gerekliliği doğrultusunda bu çeşitlenme beklenen bir durumdur. Bu noktada önemli olan husus, bu ölçekte ayrıntılandırılan alan kullanımlarının üst ölçekteki kentsel gelişme alanı tanımlaması içerisinde yer alıp alamayacağıdır. Bu noktada plan hükümlerinde 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine gönderme yapılmış olması önemlidir ve getirilen tanımlamaların içerik olarak bir gelişme alanında konut ile önerilen konut alanlarına yönelik sosyal ve teknik altyapı kullanımları tanımlaması biçiminde olması, alan kullanım kararları yönünden uyumsuzluk bulunmadığı kanaatini ortaya çıkarmaktadır.1/5000 ölçekli nazım imar planı hükümlerinde; yapılaşma koşulları gelişme konut alanlarında ayrık nizam 2 kat, taks:0. 15, kaks:0.30, ibadet alanında E:0.50, yençok:serbest, ticaret alanında E:0.50, yençok:2 kat olarak belirlenmiştir. Gelişme konut alanlarında yapılaşma koşullarının ayrık nizam 2 kat, taks:0,15, kaks:0,30 olarak tarif edilmesi, bir üst ölçekteki kentsel gelişme alanları için getirilen E:0.30, Yençok: 6.50 m. koşulu ile uyumludur. Ancak ibadet ve ticaret alanının yapılaşma koşulları üst ölçekli planla uyumlu değildir. Bu kapsamda 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı ile uyumlu olmadığı görülmektedir.
- Dava konusu parselin daha önce yalnız 3.380 m2'lik kısmına ait 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmakta iken, özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra kısmen plansız sayılan planlama alanı için de 1/1000 ölçekli plan üretilmiştir. Dava konusu 1/1000 ölçekli ilave uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliğinde dava konusu taşınmazın ticaret, cami, açık spor, park, trafo alanı ve yol kullanımlarında kaldığı, yapılaşma koşullarının gelişme konut alanları için ayrık nizam 2 kat, tak:0.15, kaks:0.30, ticaret alanı için E:0.50 Yençok:2 kat, cami için E:0.50, Yençok:serbest olarak belirlendiği tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, ... ada, ... sayılı parsele ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve uygulama imar planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine uygun olduğu, ancak her iki planın da yapılaşma koşulları itibariyle 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine uygun olmadıkları ve alan kullarım kararları yönünden ise tüm planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine uygun oldukları, sonuç olarak dava konusu plarların yapılaşma koşullarındaki uyumsuzluk nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadıkları kanaatine ulaşılmıştır.
- Davaya konu olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin noktasal ve sadece Aydın ili, Didim ilçesi, ... Mahallesi,... ada, ... sayılı parseli kapsayacak biçimde hazırlanmış olduğu görülmektedir. Çevresel bağlantıları göstermeyen ve bütüncül olmayan bir içerik taşımaktadır. Parsel bazında gerçekleştirilmiş olması sebebiyle bir revizyon çalışma niteliği taşımaktan da uzaktır. Teknik olarak ele alındığında da parsel sınırları ile tarif edilmiş bir alanda renklendirme yoluyla yapılan alan tariflerinin planla nasıl ilişkilendiğinin açık olarak izlenemiyor oluşu önemlidir. Bu yapısıyla 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin mevzuatın tanımladığı içerikle örtüşmediği değerlendirilmektedir.
- Dava konusu 1/1000.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği açıklama raporunda plan gerekçesi; ' Didim ilçesi, Hisar Mahallesi'nde yer alan ... ada, ... sayılı parsel Aydın-Muğla-Danizli Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planında Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) sınırları içerisinde kalmakta olup, kentsel yerleşik alan, tarım arazileri ve orman alanı olarak belirlenmiştir. Ancak, bu sınırlar üst ölçekte Maliye Hazinesi arazileri dikkate alınarak kabaca belirlenmiş olup, söz konusu parsel tarım ya da orman arazisi vasfında değildir. Alt ölçekli imar planlarında parselin bir kısmı gelişme konut alanı olarak planlıdır. Yerleşik alana bitişik konumda olan parsel, çevredeki parsellerden farklı olarak, yeni gelişme alanlarıyla çevrelenmiş olup birbirinden kopuk bu alanlar arasındaki mekansal bağlantı ve devamlılığın sağlanabilmesi için parsele yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği hazırlanmıştır. Parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi için bölgenin ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve çevre imar bütünlüğü gözetlilerek parsel kentsel yerleşik alan ve kentsel gelişme alanı olarak planlanmıştır.' şeklinde belirtilmiştir. 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının Plan Açıklama Raporunda; bölgedeki tarihi ve kültürel birikime işaret edilmekte olup, bölgenin koruma kullanma dengesi gözetilerek ve kalkınma hedeflerinin planlı bir gelişme dahilinde gerçekleştirilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu içerik imar planlarının içeriğinde de koruma-kullarma dengesinin dikkate alınmasını ve planlı bir gelişmeyi sağlayacak ilkesel yaklaşımların gözetilmesini bir zorunluluk olarak ön plana çıkarmaktadır. Böyle bir zorunluluk da imar planı hazırlama düzeyinde teknik ve nesnel bilimsel araştırma ve çalışmaların gerekliliğini ve önemini artırmaktadır. Bu noktada özellikle 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bölge için üretilecek tüm plan çalışmaları için yönlendirici bir nitelik taşımakta olması da dikkate alınması gerekli bir durumdur. Dolayısıyla, bu ölçekte yaratılan içerik tüm plan kademeleri için bağlayıcı olacağından, beklenen amaç ve hedellere ulaşabilme hususunda da etkili olacaktır. Son süreçte sıklıkla en üst kademedeki çevre düzeni planlarında noktasal değişikliklerin yapıldığı ve noktasal müdahaleler aracılığıyla mekansal gelişme kararlarının yönlendirilmeye çalışıldığı izlenmektedir. Bu durum bölgesel ilişkileri dikkate almak suretiyle kapsamlı araştırma ve analiz çalışmaları aracılığıyla ortaya konması beklenen bu ölçekteki planları sorgulanabilir hale getirmektedir.
- 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ... ada, ... sayılı parsel kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi (KTKGB) sınırları içerisinde kalmakla olup kentsel yerleşik alan, tarım arazileri ve orman alanı olarak belirlenmiştir. Bu içerikte plan değişikliği yoluyla yerleşik alan dışındaki alanlarda yani tarım arazileri ve orman alanlarında karar değişikliğine gidildiği anlaşılmaktadır. 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında Plan Hükümlerinin koruma ilkeleri başlığı altında; “5.1.6. Üzerinde yetişen özel ürünler açısından önem taşıyan tarım alanlarının korunması” ilkesi yer almakta olup, plan açıklama raporunda planlama bölgesi ile ilgili olarak ortaya konulan tespitlerde “Büyük Menderes Havzası'nda yer alan Aydın İlinde önemli ölçüde verimli tarım topraklarının bulunması yanı sıra iklimin polikültür tarıma uygun olması, tarım ve bununla eşgüdüm halinde gelişmesi beklenen sanayi sektörünün gelişmesini destekleyecek en güçlü yöndür. Buna ilavaten, tarım ürünlerinin işlenmesine yönelik küçük çaplı tesislerin yer alması ilin kalkınması için önemli bir fırsat durumundadır. Buna karşın, mekansal gelişmenin verimli tarım toprakları ile sınırlanmış olması ve buna bağlı olarak tarım arazilerinin yapılaşma baskısı altında bulunması kalkınma sürecinde önemli bir engel olarak değerlendirilmektedir.” denilmektedir.
- Dolayısıyla tarım alanlarının gelişmeye açılması 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının ortaya koyduğu bir vizyon olmayıp aksine tarım arazilerinin yapılaşma baskısı altında bulunması bir sorun olarak ortaya konulmaktadır. Yine ilgili plan açıklama raporunda planlama yaklaşımı; 'Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının genel yaklaşımı beş temel kavram üzerine kurulmuştur. Bütünlük, koruma, gelişme, planlama ve katılım.” olarak ortaya konulmakta ve ardından plan yaklaşımlarının ayrıntılandırıldığı bölümde; “Kalkınma sürecinde büyük öneme sahip olan tarım arazilerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, ilgili kanun ve yönetmelikler çerçevesinde değerlendirilmesi ve korunması ilkesi benimsenmiştir.' şeklinde açıklamalara yer verilerek tarım alanlarının ve orman alanlarının doğal eşikler olarak ele alındığı ortaya konmuştur. Çevre düzeni planının sahip olduğu bu vizyon dikkate alındığında plan değişikliği kapsamında ortaya konan gerekçelere dair hangi teknik bilginin üretilerek, plan açıklama raporlarına aktarılmış olduğu sorusu önem kazanmakladır. Bu gerekçelerden birisi orman ve tarım alanına ilişkin sınırların kabaca belirlenmiş olmasıdır, yine bu alanların tarım ve orman alanı vasfında olmadıkları iddia edilmektedir. Ayrıca bu parselin çevresinde yeni gelişme alanları ile çevrelenmiş olduğu ve birbirinden kopuk gelişme alanları bulunduğu da aktarılmaktadır. Bu noktada alanın nitelikleri temelinde doğanın bütünselliği yönünden de bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın doğrudan bir orman alanı ya da tarım alanı olmayışı, bu bölgenin yapılaşmaya açılması için gerekçe oluşturamayacaktır. Kaldı ki, yapılaşmaya açılan her alan yine çevresinde yer alan başka tarım ve orman alanları için tehdit ve baskı yaratma polansiyeli taşıyacaktır. Bu noktada 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının plan amaçlarını aktardığı bölümde yer alan; “1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı'nın hazırlanması sırasında yapılan araştırmalar, mevcut imar planlarında, projeksiyonlarla belirlenen nüfus eşiklerinin aşıldığını göstermiştir. Pek çok imar planında ihtiyacın çok üstünde bir nüfusa yetecek alanlar imara açılmıştır. Bu bağlamda, bu planın nüfus kabulleri dağrultusunda imar planlarındaki yoğunluk dağılımlarının yeniden düzenlenmesi yaklaşımı benimsenmiştir.” ifadeleri önemlidir. Zira bu ifadelerden Didim ilçesinin gelişme dinamiklerinin projeksiyon nüfus eşiklerini aşmasına neden olacak bir içerikte olduğu ve yeni yapılaşma kararları vermek yerine üst ölçekli planın kabulleri çerçevesinde olabildiği ölçüde gelişme kararlarının sınırlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda plan değişikliği açıklama raporunda herhangi bir veriye yer verilmemiş olması, teknik ve nesnel bilimsel bir tarif yapılmamış olması, yine alan nitelikterindeki belirsizliği tartışan bir analiz çalışmasının bulunması da rapor niteliği açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir.
- Sonuç olarak plan değişikliğinin parsel bazırıda parçacı bir anlayışla hazırlanmış olması, 1/100,000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesl Çevre Düzeni Planı kapsamında tanımlanan vizyon, amaç ve İlkeler ile uyumlu olmayan yönlerinin bulunması, plan gerekçelerinin plan açıklama raporunda teknik ve nesnel bilimsel veriler ve hesaplamalar dahilinde ortaya konulmaması, değişikliğin plan bütünlüğünü, sürekliliğini bozucu bir içerik taşıması dikkate alındığında, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin gerek mevzuata ve gerekse de planlama ilkelerine uygun olmayan yönlerinin bulunduğu kanaati ortaya çıkmaktadır.
- Bu bağlamda kritik hale gelen bir başka konu ise, plan onama sınırının taşınmaz sınırından geçirilmiş olmasıdır ki, bu anlayış çerçevesinde imar planı açışından teknik bir sorun da ortaya çıkmıştır. Zira planın kuzeybatı kesiminde ince bir hat olarak izlenen yapı adası gelişme konut alanı alarak planlanmış ve ince bir şerit olarak plan değişikliğine dahil edilmiştir. Bu şekliyle dava konusu planda yer alan ve yapılaşmaya izin vermeyecek ölçülere sahip ada parçasının ikiye bölünerek iki ayrı plana konu edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum plan sınırının belirlenmesi esasları ve planlama ilkeleri ile örlüşmeyen açılımlar taşımakla, plan tekniği yönünden dava konusu plana sorunlu bir içerik kazandırmaktadır.
- 1/1000 ölçekli plan açısından ortaya çıkan süreç, dava konusu taşınmazın yerleşmenin bittiği noktada ve dolayısıyla gelişmelerin doğal alanlarla bütünleştiği bir konum içerisinde bulunduğunu, dolayısıyla taşınmaz ile ilgili geliştirilen kararın çevresindeki doğal alanlarla uyumunun mutlaka değerlendirilmesi gerekliğini göstermektedir. Yapılan incelemede taşınmazın bulunduğu alanın doğu ve kuzey doğu yönündeki alanların doğal nitelikler taşıyan alanlar olduğu görülmektedir.
- Yapılan değişikliğin içeriğinin gelişme konut alanı ekseninde şekillenmesinin yeni hesaplamaların ve bütüncül kararlarla entegre edilmeyi sağlayıcı yaklaşım biçimlerinin plan kapsamında geliştirilmiş olmasını zorunlu kılmış ve kurum görüşleri de bu hususa dikkat çekmiş olmakla birlikte plan açıklama raporlarırıda bu yönde bir ele alış olmadığı, bunun da mevzuatta kurum görüşlerine uyulmasını gerekli kılan içerikle çeliştiği kanaatine ulaşılmaktadır.
- Bütün bunlarla birlikte ülkemizde kent çeperlerindeki doğal alanlar üzerinde izlenen gelişme baskılarının bölgelerde yaşayan toplulukların kentsel alanlardan ve dolayısıyla kalabalık ortamlardan uzaklaşarak kurmaya çalıştıkları sakin yaşam praliğini zedeleyeceği de göz önüne alınmalıdır. Bu tür bölgelerde konut gelişmelerinin artmasıyla, trafik ve insan hareketliliği artmakla, doğal alanların kaybıyla sonuçlanan yoğun inşaat faaliyelleri ile birlikte yaşanabilirlik kriterleri çerçavesinde olumsuz gelişmeler açığa çıkmaktadır.
- Sonuç olarak, dava konusu plan değişiklikleri ile kısmen tarım ve orman kullanımlarını da içeren yerleşme çeperindeki boş bir parselin gelişme konut alanı ve beraberinde ticaret, spor, ibadet yeri, park ve yol gibi kentsel kullanımlar yoluyla bir kentsel alana dönüştürülmesinin detaylı bilimsel ve mnesnel gerekçelere dayalı analiz ve sentez çalışmalarına plan açıklama raporu içerisinde yer verilmemesi de dikkate alındığında, imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından sakıncalar içerdiği kanaatine ulaşılmıştır.
- Tarım alanları ve meralar gibi kentsel alanların çeperinde yer alan doğal alanların varlığını sürdürmesinin son süreçte sıklıkla gündeme gelen ve etkileri itibari ile tedirgin edici açılımlar içeren iklim değişikliği temelinde önemli olduğu da dikkate alınmalıdır. Bilindiği gibi aşırı yapılaşma yerleşmelerdeki radyasyon ve ısınma etkisini artırmakta olup, bu husus, tüm dünyada yerleşmelerde ısınmanın önlenmesi ile ilgili alınması gereken önlemleri daha da kritik bir hale getirmiştir. Bu noktada kamu yararı açısından, yerleşme çeperindeki bazı bölgelerin fonksiyonların değiştirilerek konut gelişmelerinin doğal alanlar içerisinde ve o doğal alanlar üzerinde yeni yapılaşma baskıları yaratacak biçimde önerilmesinin dikkatle yaklaşılması gereken açılımları olduğu değerlendirilmektedir.
- Bütün bunlarla birlikle davaya konu taşınmazın hazine mülkiyetinden gelişme konut alanına dönüştürülmesi bağlamında yapılması gereken bir başka değerlendirme ise, bu tür kamu mülkiyetindeki alanların yine ağırlıkla kamunun kullanımına ve yararına yönelik stratejilerle planlanması gerekliliği üzerinedir. Zira özel mülkiyetteki alanların kamulaştırılmasının ağır maliyetleri bulunmakta ve kamu kaynaklarını zarara uğratabilmektedir. Bu bağlamda konut ve ticaret gibi kullanımlardan çok yerleşmede yaşayan halka hizmel nileliği laşıyacak alanların önerilmesi kamu yararının sağlanması açısından daha uygun bir yaklaşım biçimi olacaktır.
- Yapılan incelemede, düzenlemenin amacının açık olmadığı, yerleşme dinamiklerinin dikkate alınmadığı, çevresel alanlar, kırsal yaşam pratikleri, turizm faaliyetleri ile ilgili ilişkilerin kurulmadığı, yeterli bilimsel, nesnel ve teknik araştırma ve incelemenin yapılmadığı ve kamu yararını öncelemediği anlaşılmaktadır. Eksiklikleri olan ve gerekçesini kamu yararı üzerinden kurmayan böyle bir ele alışın şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmayan yönleri bulunmaktadır.
- Planlama alanına ilişkin nüfus ve yoğunluk hesaplama ve değerlerinin bulunmadığı, konut alanları için getirilen yapılaşma kararlarının çevresi ile uyumlu olmamakla birlikte alana getirilen ticaret kararının kent bütününde yapılması beklenen sektörel hesaplamalara dayandırılmadığı, çevredeki alan kullanım kararları ile ilişkilendirilmediği, ulaşımla ilgili çevresel koşulların değerlendirilmediği ve bu sebeplerle imar mevzuatına uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
- Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, çevredeki doğal ve kırsal alanlarla uyumu sağlanabilecek iken alanın büyük bir bölümünün gelişme konut alanı olarak belirlemesi suretiyle imar hakları ve ekonomik değer açısından ayrıcalıklı bir durum yarattığı olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
- Çevre Düzeni Planlarının yerleşmenin gelişimine yön veren bütüncül planlar olduğu, plan kapsamında yapılacak değişikliklerin yine yerleşme bütününde ve bir revizyon içeriği ile ele alınması gerektiği, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesinin gerektiği durumlarda ve/veya bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması halinde yapılabileceği ve bu gerekçelerin yeterli, gerekçeli, altyapı etkilerini ortaya koyan bir nitelikle sunulması gerektiği dikkate alındığında dava konusu ... ada, ... (eski ... ) parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana yönelik hazırlanan plan değişikliklerinin yerleşme bütününde analizler yapmayarak, noktasal kararlar biçiminde ortaya çıkmış olması, çevresi ile ulaşım ilişkilerini kurmayarak ve sosyal donatı alanları açısından gerekliliği ve büyüklüğü tayin edici nitelikle analiz ve hesaplamalar orlaya koymayarak ve bir kısım orman ve tarım alanını da gelişme konut alanına dönüştürerek, plan ana karar ve sürekliliğini bozucu nitelik taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
- Yapılan incelemede 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının plan amaçlarında yer verilen ve plan yapım aşamasında yapılan araştırmalara dayandırılan Didim yerleşmesinin projeksiyonlarla belirlenen nüfus eşiklerinin çok üstünde bir nüfusa yetecek alanların imara açılmış olduğuna yönelik uyarısı temelinde yeni yapılaşma kararları vermek yerine üst ölçekli planın kabulleri çerçevesinde olabildiği ölçüde gelişme kararlarının sınırlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda plan değişikliği açıklama raporunda herhangi bir veriye yer verilmemiş olması da önemli bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Diğer yandan plan kapsamında ilave nüfus getirilmekte olup, plan kapsamında önerilen sosyal ve teknik altyapı alanlarına yönelik, kime ve ne ölçüde hizmet edeceğine dair hesaplamalara yer verilmemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin yeni imar hakları tarif etmek suretiyle bölgeye yeni bir nüfus getirdiği, bu nüfus için yeni donatı gereksinmelerinin ortaya çıkacağı, söz konusu gereksinmelerin plan bütünlüğü içerisinde tarif edilmesi ve mevzuatla tanımlanan standartlar, büyüklük ve yürüme mesaleleri çerçevesinde irdelemeler yapılması gerekirken, böyle bir analiz ve çalışmaya plan açıklama raporu içerisinde yer verilmemesinin bir eksiklik olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
- Sonuç olarak; dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, planların kademeli birlikteliği ilkesine, koruma ilkelerine, plan bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır."
Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, davalı idarenin itirazları raporu kusurlandıracak nitelikte olmayıp, rapor karar vermeye esas alınabilir nitelikte ve yeterlilikte görülmüştür.
Genel olarak planların kademeli birlikteliği ve plan hiyerarşisi ilkeleri yönünden;
1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türüdür.
Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğu kuralı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerekmektedir.
Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gerekir.
Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Dolayısıyla, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Özelleştirme ile ilgili olarak önce 4046 sayılı Yasa yürürlüğe girmiş, daha sonra da 4446 sayılı Yasayla Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak şekilde yapılabilecek olan çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı açıktır.
1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı hükümlerinin koruma ilkeleri başlığı altında yer alan 5.1.6 sayılı maddesinde; "Üzerinde yetişen özel ürünler açısından önem taşıyan tarım alanlarının korunması” ilkesi yer almakta olup, plan açıklama raporunda planlama bölgesi ile ilgili olarak ortaya konulan tespitlerde; "Büyük Menderes Havzası'nda yer alan Aydın ilinde önemli ölçüde verimli tarım topraklarının bulunması yanı sıra iklimin polikültür tarıma uygun olması, tarım ve bununla eşgüdüm halinde gelişmesi beklenen sanayi sektörünün gelişmesini destekleyecek en güçlü yöndür. Buna ilavaten, tarım ürünlerinin işlenmesine yönelik küçük çaplı tesislerin yer alması ilin kalkınması için önemli bir fırsat durumundadır. Buna karşın, mekansal gelişmenin verimli tarım toprakları ile sınırlanmış olması ve buna bağlı olarak tarım arazilerinin yapılaşma baskısı altında bulunması kalkınma sürecinde önemli bir engel olarak değerlendirilmektedir.” ifadesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanın güneyinden geçen ikinci derece yolun güneyinde kalan alanların kentsel yerleşik alan, aralarında dava konusu parselin de bulunduğu kuzeyinde kalan alanların ise büyük oranda tarım ve orman alanı olarak planlandığı, bu doğrultuda Didim ilçesinin merkez yerleşmesinin anılan yolun güney bölümünde yapılaştığı, yolun kuzeyinde kalan alanlarda ise yapılaşmanın oldukça sınırlı olduğu ve tarım alanlarının bulunduğu, etrafında geniş zeytinlikler bulunan uyuşmazlık konusu taşınmazın da küçük bir bölümünün kentsel yerleşik alanda, büyük bölümünün ise tarım ve orman alanında kaldığı, uyuşmazlık konusu parselin özelleştirme kapsam ve programına alınmasının ardından onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ise kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı olarak planlandığı anlaşılmıştır.
Bu açıklamalardan hareketle, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında küçük bir bölümü kentsel yerleşik alan, büyük bölümü tarım ve orman alanı olarak belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının kentsel meskun (yerleşik) ve kentsel gelişme alanı olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının Didim ilçesinde yeni yapılaşma kararlarının sınırlandırılması ve tarım arazilerinin korunması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe göstermeksizin ayrıldığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesi olarak belirtilen, taşınmazın doğrudan bir orman ya da tarım alanı olmayışının yapılaşmaya açılmasına gerekçe olamayacağı, uyuşmazlık konusu parselin bulunduğu alanın güneyinden geçen ikinci derece yolun güneyinde bulunan Didim merkez yerleşik alanından sonra anılan yolun kuzeyinde bulunan ve etrafı tarım alanları ve zeytinlikliklerle çevrili, yerleşme dokusunun sonlandığı bir alanda bulunan, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında büyük bir bölümü tarım ve orman alanında kalan parselin de, çevresinden ayrışarak tümüyle kentsel meskun ve kentsel yerleşik alan olarak planlanmasının, taşınmazın büyüklüğü de gözetildiğinde alandaki zeytinlik ve tarım alanlarını yapılaşma baskısı altında bırakacağından koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, tarım alanlarının tahrip edilmesine yol açacağı, tarım alanlarını koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden;
Dava konusu 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin, 1/100.000 ölçekli planın ana kararlarını zedelediği, bu değişikliğe dayalı olarak uyuşmazlık konusu parselin tümünün kentsel gelişme alanına alınması yolunda tesis edilen 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin de üst ölçekli planın ana plan kararı ve stratejisine, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve değişikliği yönünden,
1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında büyük bir bölümü tarım ve orman alanında kalan taşınmazın kentsel meskun ve kentsel gelişme alanına alınmasına ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ve kentsel gelişme alanına alınmasına ilişkin 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Dairemizce şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, üst ölçekli imar planı değişikliklerinin alt ölçekli planlara yansıtılması sonucu taşınmaza konut, ticaret gibi kullanım kararları getirilerek taşınmazın yapılaşmaya açılmasına yönelik tesis edilen 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında da hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Özelleştirme kapsam ve programında bulunan Aydın ili, Didim ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... (eski ... ) parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 24.07.2020 tarihli, 31195 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 23.07.2020 tarihli, 2797 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ilave ve değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ... TL'nin davalı idarelerden alınarak Danıştay Başkanlığı'nın ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, artan ... TL'nin Danıştay Başkanlığı İdari İşler Müdürlüğü'ne iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!