Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/11056 E. , 2024/1571 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/11056
Karar No : 2024/1571
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR)
1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALI)
… Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-… Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı/…
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 19/12/2019 tarih ve E:2016/8688, K:2019/13717 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın 1/25.000, 1/5.000 ölçekli nazım imar planları ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yönetim merkezi alanından çıkarılması, bunun mümkün olmaması halinde kamulaştırılması, kamulaştırılamayacak ise bedelinin belirlenerek ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; taşınmazın 1/25000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında yönetim merkezi alanı fonksiyonunda kalmaktayken Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile dava devam ederken 1/5000 ölçekli ilave-revizyon nazım imar planı onaylanarak özel eğitim alanı olarak ayrıldığı, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında da özel eğitim alanı ve kısmen imar yolu olarak belirlendiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonun plan notlarında; ... "bu alanlarda özel sektöre ait kreş anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, mesleki ve teknik öğretim liseleri engelliler okulu gibi eğitim tesisleri olarak düzenlenebileceğinin" belirtildiği, imar planıyla belirlenen koşullar dahilinde malikin taşınmaz üzerindeki kısıtlılık halinin giderildiği, toplam 308,00 m2 alana sahip taşınmazın 17,83 m2'lik küçük bölümünün yol alanında kaldığı, aynı taşınmaza ilişkin olarak tazminat istemiyle açılan ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre, taşınmazın kadastral parsel niteliğinde olduğu, dolayısıyla yolda kalan bu küçük bölümün de düzenleme ortaklık payı olarak kesileceği göz önüne alındığında, kısıtlılık halinden kaynaklanan mağduriyetin kalktığı, yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından ise; davanın açıldığı tarihteki hukuki koşullar itibariyle değerlendirme yapılması gerektiğinden davanın açılmasına sebebiyet verdiği anlaşılan davalı idareler aleyhine yargılama giderlerinin hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVALI … BELEDİYE BAŞKANLIĞI İDDİALARI : İdare Mahkemesince verilen konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar gereği aleyhine yargılama gideri ile yargılama giderlerinden olan vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davalı idarelerin yükümlülüklerini yerine getirmediği, davacıların mülkiyet hakkının kısıtlandığı, dava devam ederken taşınmazın imar planında özel eğitim alanı olarak düzenlenmesinin kısıtlılığı kaldırıcı bir işlem olmadığı, sadece kısıtlılığın niteliğinin değiştiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Davacılar tarafından, Mersin İli, Tarsus İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın imar planında uzun süredir kısıtlı kalması nedeniyle yönetim merkezi alanından çıkarılması istemiyle başvuru yapılmıştır. Başvurunun zımnen reddi üzerine, 1996 yılından bu yana resmi kurum alanı, yönetim merkezi alanı gibi fonksiyonlar verilerek inşaat yapmayı engelleyen kısıtlılık getirildiğinden işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, davacının mülkiyet hakkının haksız yere ihlal edildiğinden bahisle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13.maddesinde, "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne, "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125.maddesinin 4.fıkrasında, "Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından çeşitli kararlarda Sözleşme Eki 1 Nolu Protokolün 1. maddesi değerlendirilmiştir. N.A. ve Diğerleri Türkiye Davasında (Başvuru No:374451/97): "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, içtihadına göre özü itibariyle mülkiyet hakkını güvence altına alan Ek 1 Nolu Protokolün 1. maddesinin üç farklı kural içerdiğini hatırlatmaktadır. (Bkz. Özellikle 21 Şubat 1986 tarihli James ve diğerleri- Birleşik Krallıklar Kararı, A serisi no:98-B, s.29-30, 37). Birinci paragrafın birinci bendinde açıklanan ve genel bir niteliği olan birinci kural, mülkiyet hakkına riayet edilmesi ilkesini belirtmektedir. Aynı bendin ikinci cümlesinde yer alan ikinci kural mülkiyet hakkının kısıtlanmasını düzenlemeyi amaçlamakta ve bu kısıtlamayı da bazı koşullara bağlamaktadır. İkinci bentte yer alan üçüncüsü ise, Sözleşmeci Devletlere diğerlerinin yanısıra genel menfaate uygun olarak malların kullanımını düzenleme yetkisini tanımaktadır. Mülkiyet hakkına ihlallerin özel örneklerini oluşturan ikinci ve üçüncü kurallar, birincisi tarafından yer verilen ilke ışığında değerlendirilmelidir (Bkz. Bruncrona- Finlandiya, No:41673/98, 65-69, 16 Kasım 2004 ve Broniowski- Polonya, No:31443/96, 134, 22 Haziran 2004).
Anılan Mahkeme bu kapsamda, kamu yararının gerektirdikleri ile kişisel hakların korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulmaması gerektiğini belirtmekte (Karaman Türkiye Davası Başvuru No:6489/03), mülkiyetten mahrum edilme durumunda, ihtilaflı müdahalenin istenilen doğru dengeyi sağlayıp sağlamadığı ve özellikle başvuran üzerinde orantısız bir yük oluşturup oluşturmadığı yönlerinden yaklaşım göstermektedir (Temel Conta San. ve Tic. A. Ş.Türkiye Davası Başvuru No:46651/04).
3194 sayılı İmar Kanununun "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali" başlıklı 10. maddesinde, "Belediyeler imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrımenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun idari yargı yetkisinin sınırını belirleyen 2 .maddesinin 2. fıkrasında; "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının temyiz istemi yönünden;
İdare Mahkemesince, işbu dava devam ederken, dava konusu taşınmazı kapsayan alanda, 1/5000 ölçekli ilave-revizyon nazım imar planı Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı onaylandığı, yönetim merkezi alanından çıkarılarak özel eğitim alanı olarak ayrıldığı, … tarih ve … sayılı belediye meclisi kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında da özel eğitim alanı ve kısmen imar yolu olarak belirlendiği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonun plan notlarında; ... "bu alanlarda özel sektöre ait kreş anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, mesleki ve teknik öğretim liseleri engelliler okulu gibi eğitim tesisleri olarak düzenlenebileceğinin" belirtildiği, imar planıyla belirlenen koşullar dahilinde malikin taşınmaz üzerindeki kısıtlılık halinin giderildiği, aynı taşınmaza ilişkin olarak tazminat istemiyle açılan ... İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasında taşınmazın kadastral parsel niteliğinde olduğu, küçük bir bölümünün de düzenleme ortaklık payı olarak kesileceğinden kısıtlılık halinden kaynaklanan mağduriyetin kalktığı sonucuna ulaşılarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
Görülmekte olan bir dava hakkında karar verilmemesi için belli koşullar gerekmektedir. İdari davaya konu olan idari işlemin idarece yeni bir işlemle geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi ve bu yolla davacının elde etmek istediği hukuki yararın bir şekilde elde edilmesi halinde, davanın konusunun kalmaması nedeniyle mahkemece dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine bir engel bulunmamaktadır. Belirtilen durumların olmaması durumunda ise, idari işlem hukuk aleminde varlığını devam ettirmek suretiyle geçerliliğini koruyorsa, mahkemece tüm deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi dava hakkı bakımından yerine getirilmesi gereken yargısal bir görevdir.
Bir davada verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki kararların kesin hüküm teşkil etmediği ve davayı açanların dava açma sebepleri ve belirli bir süreç içerisinde ortaya çıkan hukuki durumların değerlendirilmesi gerektiği gibi, bu dosyanın özelinde de yukarıda sözü edilen davanın ve bu dosyanın konusu, sebebi aynı olmadığından diğer kararın bu davaya dayanak alınarak hüküm tesis edilmesine olanak bulunmadığının vurgulanması gerekir.
Belirtilen yargılama sürecine göre, önüne gelen bir davada, işin esasının incelenmesine geçilmeden, İdare Mahkemesince, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, 1996 yılından bu yana resmi kurum alanı, yönetim merkezi alanı gibi fonksiyonlar verilerek inşaat yapmayı engelleyen kısıtlılık getirildiğinden işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, davacının mülkiyet hakkının haksız yere ihlal edildiğinden bahisle dava açılmış, ancak mülkiyet üzerinde kısıtlılığın kalkmadığı, verilen idare mahkemesi hükmüne rağmen de devam edeceği, bu durumda ise davacının dava açarken ileri sürdüğü iddialar değerlendirilmeksizin dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, her davanın davacısının iddialarının adil yargılama hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden ve bu davanın davacısının öne sürdüğü hukuki sebepler ve sorunlar farklı olduğundan davacı açısından diğer davadan bağımsız şekilde İdare Mahkemesince işin esasına girilerek ve davacının talepleri de göz önüne alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan, umumi hizmetlerin görülmesi için gerekli taşınmazların tedarik edilebilmesi için ilgili idarelere kanunlarla tanınan yetkiler bireylerin mülkiyet hakkını kısıtlamaktadır. Kamu yararı ile bireysel fayda arasında çatışma bulunduğundan demokratik toplumların hukuk sistemlerinin tümünde iki unsur arasında denge sağlanması amacı güdülmüştür. İmar işlemleri yönünden de ilgililerin mülkiyet haklarının kısıtlanması söz konusu olabilmektedir. Bu bağlamda ülkemizde anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkının sınırlanması yine aynı maddede öngörülen ilkelere bağlı kılınmıştır. İmar işleriyle ilgili olarak da, bu ilkelere uygun düzenlemeler içeren 3194 sayılı Kanunla, taşınmaz mülkiyetinin kısıtlanma şekilleri ve sınırları belirlenmiştir.
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında bulunduğu, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Takdir yetkisi çerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönünden belirtilen fiili ve hukuki engeller sebebiyle davacıların makul ve belirli bir süre boyunca bu kısıtlamalara katlanabileceği, ancak bu sürenin uzaması hâlinde söz konusu kısıtlamaların taşınmaz malikine yüklenen külfeti ağırlaştıracağı, bu durumda da kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak davacıların kısıtlanmadan doğan zararının tazmini istemiyle dava açabileceği, kısıtlılık iddiasının bu davanın konusunu oluşturacağı, idarenin tasarrufları nedeniyle oluşan bu zararları ödemesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu hususu izahtan varestedir.
Somut olayda, taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında özel eğitim alanı olarak belirlendiği, daha önceki uygulama imar planlarında resmi kurum alanı, yönetim merkezi alanı gibi fonksiyonlar verilerek mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın 1996 yılından bu yana devam ettiği görülse de, idarenin bu kısıtlılığı gidermesi için plan değişikliği tek çözüm yolu değildir. 3194 sayılı Kanun, umumi hizmetlerin görülmesi için ihtiyaç duyulan taşınmazları elde edebilmesi için idareye çeşitli alternatifler sunmuştur. İdareler şartların gereklerine göre bu alternatifler arasından seçim yapabilir. Plan değişikliği dışındaki bu alternatifler taşınmazın bulunduğu alanda 3194 sayılı Kanunun 18.maddesi uyarınca parselasyon yapılması, kamulaştırma, trampa şeklinde sıralanmaktadır.
Bu durumda, kamulaştırma, parselasyon işlemleri, trampa gibi birden çok uygulama aracının kullanımı değerlendirilmeden ve dahi davacının kısıtlılığın kaldırılmasına yönelik talebi göz önünde bulundurulmaksızın plan değişikliği talebinin zımnen reddine ilişkin açılan davanın konusu kalmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen idare mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
İdare Mahkemesince, yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden bir karar verileceğinden, bu aşamada davalı idarenin temyiz isteminin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacı ve davalının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!