Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/8106 E. , 2023/6745 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/8106
Karar No : 2023/6745
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Isparta ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın yapılaşma koşullarının değiştirilmesi talebiyle yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve …sayılı Isparta Belediye Meclisi kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının, söz konusu taşınmaza ilişkin emsal değeri ve kat adedi artışı yapılması talebiyle yaptığı 09/08/2018 tarihli başvurunun, idarece eksik evrakların tamamlanması gerektiğinden bahisle reddi üzerine istenilen evraklar eklenmek suretiyle yapılan dava konusu işleme esas 11/12/2018 tarihli başvurunun, yoğunluk artışına karşılık sosyal donatı alanı belirtilmediği gerekçesiyle reddedildiği, ancak uyuşmazlıkta olduğu gibi taşınmaza özgü plan teklifinin planın diğer kısımlarını da etkilediği durumlarda, planın geri kalanının hangi kısımlarında ve nasıl bir değişiklik yapılması gerektiği hususunun değerlendirilmesinin plan teklifi sunandan beklenmemesi gerektiği, eksik belge bulunmayan plan teklifinin, ihtiyaç durumu ve asgari standartlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yetkisinin belediye meclisinde olduğu, dolayısıyla idarece, plan değişikliği teklifinin çevresine etkisi ve uyumu, ulaşım sistemi ile bütünleşmesi, sosyal ve teknik altyapı alanlarının sağlanması gibi yönlerden incelenip değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken talep edilen yoğunluk artışına karşılık sosyal donatı alanı belirtilmediği gerekçesiyle doğrudan reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21. maddesinin 4. fıkrası, 31. maddesinin 3. fıkrası ve 26. maddesi kapsamında imar planı değişikliği talebinde bulunulması halinde yeterliliği haiz bir plan müellifince talep konusu değişikliğe ilişkin olarak hazırlanan plan paftası, plan notları ve plan raporunun sunulması, talep edilen plan değişikliği inşaat emsalinin ve kat adedinin değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına neden olacak ise artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılması, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu ve analizinin de hazırlatılması gerektiğine ilişkin düzenlemelerin bulunduğu, uyuşmazlıkta ise, yalnızca tapu kayıt örneği ekli bir dilekçe ile yapılan ve kat adedi ve emsal artışına, dolayısıyla yoğunluk artışına yol açacağı anlaşılan imar planı değişikliği talebinin, önerilen yoğunluk artışını karşılayacak park, otopark vb. gibi sosyal donatı alanlarını içermediği, böyle bir değişikliğin sosyal donatı/yoğunluk dengesi gözetilmeksizin tek başına bir taşınmazda yapılmasının anılan Yönetmeliğin plan değişikliği esaslarına uygun düşmeyeceği gibi kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu ve analizi hazırlanmadan da yapılamayacağı, bu nedenle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin yukarıda belirtilen hükümlerine aykırı olan plan değişikliği teklifinin reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı, başvurusunun somut bir gerekçe ortaya koyulmaksızın reddedildiği, oysa ki idarenin takdir yetkisini keyfi kullanmasının hukuka aykırı olduğu, bu bakımdan dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden sakat olduğu, kamu yararı gözetilmeden ve eşitliğe aykırı biçimde karar verilmesi nedeniyle de amaç unsurunun sakatlandığı, öte yandan dava konusu parselin çevresinde yapılaşma koşulları E:2.40, Hmax:36.50 olacak şekilde belirlenmiş iken davacı parselinde aynı imar haklarının tanınmamasının eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık yarattığı, bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Isparta ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın E:1.60, Hmax:7 kat olan yapılaşma koşullarının E:2.40, Hmax:12 kat olarak değiştirilmesi talebiyle yapılan 11/12/2018 tarihli başvuru, Isparta Belediye Meclisinin … tarih ve …sayılı kararı ile talep edilen yoğunluk artışına karşılık sosyal donatı alanı belirtilmediğinden bahisle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, ret cevabının iptali istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir..." hükmü bulunmaktadır.
İşlem tarihi itibariyle yürürlükte olan şekliyle 3194 sayılı İmar Kanununun "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinde; "Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur...b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planı'ndan meydana gelir. Mevcut ise Bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren Belediye Başkanlığı’nca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edebilir. Belediye Başkanlığı'nca Belediye Meclisi'ne gönderilen itirazlar ve planları Belediye Meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar. Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir." hükmüne yer verilmiştir
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde, "İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Planların sunulması" başlıklı 31. maddesinde; "İdare; onaylanmak üzere iletilen plan tekliflerini, öncelikle eksik belgesinin olup olmadığı yönünden inceler, eksik belgesi bulunanların eksikliklerinin ilgilisince 30 gün içinde tamamlanmak üzere iade eder. Plan teklifleri; Kanun ve bu Yönetmelik hükümleri uyarınca, planın kademesi ve türüne göre üst kademe planlar, planlama esasları, yapılan analiz ve kararlar ile birlikte gerekçesi, planın kent bütününe ve çevresine etkisi ve uyumu, ulaşım sistemi ile bütünleşmesi, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarının sağlanması, kentsel doku ve yaşanabilirlik hususları kapsamında değerlendirilir. Plan paftası, plan notları, plan raporu bulunmayan ve plan teklifi niteliğini haiz olmayan, müellif tarafından yapılmayan ve imzalanmayan planlar, idarelerin karar mercilerine sunulamaz. İmar planı teklifleri, planın kapsadığı alanın maliki veya maliklerinin yasal vekilleri tarafından sunulabilir. Planlanan alan içinde maliklerine ulaşılamayan, malikleri belli olmayan veya maliki bulunmayan yerlerin mevcudiyeti halinde, bunların ilgili idarece belgelendirilmesi ve planlanan alanın %20’sini aşmaması şartı aranır. " kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir.
İdari faaliyetlerin gerçekleştirilmesi sırasında güçsüz durumda olan bireylerin hak ve menfaatlerinin korunması demokratik yönetimin gereğidir. Ülkemizde; bireylerin, en yoğun hak ve menfaat ihlalleri yaşadıkları konulardan biri olan idare ile ilişkiler alanında cereyan eden sorunlar karşısında yeni sayılabilecek bazı haklara sahip oldukları kabul edilmektedir. Bu hakların doğumunda meşruiyetin en temel kaynağı, bireyin idare karşısında güçsüz oluşudur. Bu dezavantajlı durumun, bireye ancak bazı hakların verilmesi ile giderilebileceği realitesi göz önünde bulundurulduğunda, idare karşısında, yeni bireysel hakların doğmasının yanı sıra mevcut hakların kapsam bakımından re’sen genişlemeleri de meşru bir zemine dayanmaktadır. İdari faaliyetlerin, iyi idare ilkeleri olarak adlandırılan birtakım ilkeler doğrultusunda gerçekleşmesi, hukuk devleti olgusuna da önemli kazanımlar sağlayabilme potansiyeline sahiptir. (Zeyrek, İlker Birey- İdare İlişkisi Bağlamında İyi İdare Hakkı ve Türk Pozitif Hukukunda Görünümü, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Temmuz-Ağustos 2021, syf.295-297).
Bireylerin idarelere yaptıkları başvuruları hızlandırmak ve başvuru usullerini kolaylaştırmak iyi idare hakkının gereğidir. İyi idare hakkının sağlanması durumunda hak arama özgürlüğüne ilişkin engellerin bir kısmının da ortadan kalkacağı açıktır.
Yukarıda yer verilen Yönetmeliğin 31. maddesinde, plan paftası, plan notları, plan raporu bulunmayan ve plan teklifi niteliğini haiz olmayan, müellif tarafından yapılmayan ve imzalanmayan planların idarelerin karar merciilerine sunulmayacağı düzenlenmiş ise de, bu düzenlemenin İmar Kanununda yer almayan, idarenin iç işleyişine yönelik bir düzenleme olması sebebiyle ilgili idare meclislerinin plan değişikliği talepleri hakkında inceleme ve karar verme yetkisini kaldırmadığı kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, davacının 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvuru, yetkili belediye meclisince görüşülmüş ise de yoğunluk artışı getiren plan değişikliği talebi ile birlikte önerilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanlarının davacı tarafından önerilmediğinden bahisle talebin içerik olarak incelenmeden reddedildiği anlaşılmaktadır. Oysa ki, davacının, taşınmazın bulunduğu alanda hangi taşınmazların, hangi sosyal ve teknik donatı alanlarına ayrılması gerektiği konusunda bütüncül, yeterli ve gerekli teknik bilgiye sahip olması beklenemeyeceği gibi kendi taşınmazları dışında kalan parseller bakımından plan değişikliği istemek hususunda her zaman ehliyetli olmayacağı da gözetilmelidir. Bununla birlikte, planlama alanında plan değişikliği talepleri hakkında esaslı inceleme yaparak dengeyi koruyacak kararlar vermek hususunda yetkili ve görevli idari merciin Isparta Belediye Meclisi olduğu açıktır.
Bu durumda, Bölge İdare Mahkemesince, davacının mülkiyetindeki taşınmaza yönelik imar planı değişikliğiyle ilgili talebinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı yönünden uygun olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılarak gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi de yaptırmak suretiyle karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararının kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 21/09/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!