Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/6575 E. , 2023/7599 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/6575
Karar No : 2023/7599
TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR) :1- ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
3-(DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... İnş.ltd.şti.
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2-...
VEKİLLERİ : Av....
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Gemlik ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan sitede bağımsız bölüm maliki olan davacılar tarafından Gemlik Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile kabul edilen ve Bursa Büyükeşhir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu alanda 11 Temmuz 1992 tarihinden önceki bir tarih olan 02.01.1985 tarihinde onaylanan bir planın bulunduğu, bu bağlamda kısmi yapılaşma için geçerli ilk koşulun sağlandığı, imar adaları üzerinden yapılan kısmi yapılaşma değerlendirmesi sonucunda ise: davacı parselinin de içinde bulunduğu A imar adasında olan ... ada, ... -...-... -... parsellerde kısmi yapılaşmaya ilişkin yapılan irdeleme çalışması sonucunda ada bütününde % 50'sinden fazla yapılaşma olduğundan kısmi yapılaşmanın oluştuğu, davacı parselinin doğusunda yer alan B imar adasında olan ... ada, ... -... -... parsellerde de kısmi yapılaşmaya ilişkin yapılan irdeleme çalışması sonucunda yapılaşma oranının %50 oranını geçtiğinin tespit edildiği, davava konu edilen taşınmazları kapsayan bölgede 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylı imar planı bulunduğundan, söz konusu 1985 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında onaylı kıyı kenar çizgisinden kara tarafına doğru belirlenmiş 10 metrelik mesafe seklinde oluşturulan inşaat yaklaşma sınırının, sahil şeridi belirlenmek amacıyla oluşturulduğunun tespit edildiği, bu bağlamda dava konusu Gemlik Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ve Bursa Büyüksehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, onaylı kıvı kenar çizgisinden kara tarafına doğru belirlenmiş 10 metrelik mesafe şeklinde inşaat yaklaşma sınırının oluşturulmadığı, bir başka deyişle 10 metrelik sahil şeridinin belirlenmediği anlaşılmış olup, bu nedenle sahil şeridinin ihlal edilerek yapılaşmaya açıldığının tespit edildiği, açıklanan nedenle dava konusu işlemin 3621 sayılı Kıyı Kanununun 16. maddesinin (b) bendine aykırı olarak onaylandığı, imar planı değişikliği ile sahil şeridinin oluşturulmaması sebebiyle davava konu taşınmazın ön kısmındaki (... ,... ve ... parsel sayılı) taşınmazlar üzerine inşaa edilen yapıların, diğer komşu parsellerin üzerinde bulunan yapılardan 10 metre daha önde (kıyıya doğru) yer almasına neden olduğu, 10 metre olarak belirlenmesi gereken sahil şeridinin ihlal edilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazların önünde yapılan binaların sahil şeridi yolu ile oluşturulmuş bulunan kıvıya paralel uzanmış yeşil aksı kesintiye uğrattığı, yine imar planı değişikliği ile kuzey yönünde oluşturulmuş olan 10 metrelik yaya yolunun geri dönüş kurbu ile sonlandırıldığının görüldüğü, belirlenen geri dönüş kurbunun incelendiğinde geri dönüş kurbu için belirlenen mesafelerin planlama tekniklerine uygun olmadığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, 3621 sayılı Kıyı Kanununa ve Yönetmeliklerine, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğine, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Dsavalı Gemlik Belediye Başkanlığı tarafından dava konusu işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğu bu nedenle dava konusu işlemin iptaline karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından usul ve yasaya uygun olmayan idari dava dairesi kararının bozyulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, İdari yargılama usulü hukukunda görev, yetki, süre gibi ilk inceleme konularının kamu düzeninden olduğu, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği, taraflarca ileri sürülmese dahi kamu düzenine ilişkin olmaları sebebiyle yine yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re’sen göz önüne alınması gerekltiği, dava konusu plan değişikliğine ilişkin belediye meclisi kararlarının davacıların ilk açtığı davadaki mahkeme kararını yerine getirmek amacıyla kabul edildiği ve 01/06/2017 tarihinde askıya çıktığı, bir aylık askı süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleştiği, askıdan indikten sonra bu işleme karşı altmış günlük yasal süresi içinde 01/08/2017 tarihinde (dava açma tarihinin son günü adli tatile rastladığından adli tatilin bitiminden itibaren 07/09/2017 tarihinde) dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçirildikten çok sonra 22/01/2018 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu, davacı Gemlik Belediyesine Bilgi Edinme Kanunu uyarınca dava açma süresi içerisinde başvuruda bulunulmadığı, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiği halde, aksi yönde verilen kararlarda kamu düzenine ilişkin olan bu hususun incelenmediği bu nedenlerle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ :Uygulama işlemi üzerine 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile üst ölçekli imar planlarına karşı yeniden dava açılması mümkün ise de, sadece bilgi edinme mahiyetinde olan başvuru üzerine davalı idare tarafından tesis edilen işlemin dava açma süresini ihya eden uygulama işlemi niteliğinde bulunmadığı açıktır.
Davacı tarafından yapılan başvurunun sadece bilgi edinme mahiyetinde olduğu, taşınmazın imar durumunun verilmesi istemiyle yapılan bir başvuru niteliğinde olmadığı, anılan başvuru üzerine davalı idare tarafından tesis edilen işlem uygulama işlemi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, askı süresi içinde plana itiraz etmeyen davacı tarafından imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük süre geçtikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla idari dava dairesi kararının bozuluması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalıların ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2023 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY(X) :İmar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Kanunun 8. maddesi ile özel bir itiraz süresi getirilmiştir. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren işlem tarihi itibariyle 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilerek isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise, davanın 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği, ancak bu süreler içerisinde dava açılmamış olması halinde imar planının uygulamaya konulması ile birlikte uygulama işlemi üzerine işlem ile birlikte imar planına veya doğrudan işlemin dayanağı olan imar planına karşı yeniden dava açma hakkının bulunduğu ve bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olduğunda tartışma bulunmamaktadır.
Uygulama işlemi üzerine 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile üst ölçekli imar planlarına karşı yeniden dava açılması mümkün ise de, sadece bilgi edinme mahiyetinde olan başvuru üzerine davalı idare tarafından tesis edilen işlemin dava açma süresini ihya eden uygulama işlemi niteliğinde bulunmadığı açıktır.
Davacı tarafından yapılan başvurunun sadece bilgi edinme mahiyetinde olduğu, taşınmazın imar durumunun verilmesi istemiyle yapılan bir başvuru niteliğinde olmadığı, anılan başvuru üzerine davalı idare tarafından tesis edilen işlem uygulama işlemi niteliğinde kabul edilemeyeceğinden, askı süresi içinde plana itiraz etmeyen davacı tarafından imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük süre geçtikten sonra açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu imar planı değişikliği yönünden işin esası incelenerek verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY(XX):3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” hükmüne yer verilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanunun "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde İşlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekir.
Diğer taraftan bu süreler içerisinde dava açılmamış olmakla birlikte, imar planlarının uygulanmasına yönelik bir işlem (parselasyon, ifraz, tevhid, imar durumu vb.) tesis edilmesi halinde, uygulama işlemine karşı yasal dava açma süresi içinde dayanağı imar planlarına karşı da yeniden dava açma hakkı bulunduğu kabul edilmektedir.
4982 sayılı Bilgi Edinme Kanununun "Bilgi verme yükümlülüğü" başlıklı 5. Maddesinde "Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmü yer almaktadır.
İlan tarihinden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri, ilgili hakkında uygulama işlemi yapılmış olması; bireysel işlemin ise, birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulaması niteliğinde bulunması gerekmektedir.
Bu durumda, uygulama işleminin niteliğinin ve hangi işlemlerin uygulama işlemi kabul edilip bunlara dayanarak düzenleyici işlemlere dava açılabileceğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde sözü edilen uygulama işleminin; ilgili idari birim tarafından, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak, kişiler hakkında tesis edilen, idarenin hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması olduğu anlaşılmakla birlikte, davacının uyuşmazlık konusu imar planlarından önceki planlar için açtığı davada verilen ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesine dair dilekçenin 11.12.2017 tarihinde tebliği üzerine Bilgi Edinme Kanunu kapsamında davalı idareye 18.12.2017 tarihinde başvuru yapılarak bilgi ve belge isteminde bulunulması üzerine tesis edilen işlemin hukuki sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması olmadığından, uygulama işlemi niteliği taşımadığı açıktır.
Nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin 10.02.2022 tarihli E: 2018/9397 K:2022/1372 sayılı , 20.02.2019 tarihli, E: 2014/10429 K:2019/863 sayılı karar ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27.09.2021 tarihli E: 2021/1180 K:2021/1597sayılı kararı da aynı yöndedir.
Bu itibarla uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına askı tarihleri içersinde itiraz edilmediğinden son askı tarihi olan 01/07/2017 tarihinden itibaren altmış günlük yasal süresi içinde 01/08/2017 tarihinde (dava açma tarihinin son günü adli tatile rastladığından adli tatilin bitiminden itibaren 07/09/2017 tarihinde) dava açılması gerekirken, dava açma süresi geçirildikten çok sonra 22/01/2018 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu bu nedenle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!