Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/4025 E. , 2023/8667 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/4025
Karar No : 2023/8667
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı -…
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …Valiliği- …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 24/03/2015 tarihli E:2013/336, K:2015/1755 sayılı bozma kararına uyularak verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Adana ili, Çukurova ilçesi, … Köyü, … ada … parsel sayılı hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün 11.077 m² olarak belirlenmesine karşın, anılan alanda Seyhan Belediye Encümeninin … tarihli, …sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 18 ve 19. maddeleri ile 2981 sayılı Kanunun Ek-1'inci maddesi gereğince yapılan parselasyon sonucunda, anılan taşınmazın tescil bildirimindeki hektar hanesinin daksillenerek hazine adına 1.077 m² lik alanın uygulamaya alındığından bahisle oluştuğu ileri sürülen 569.010,00-TL (ıslah suretiyle) zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; idare mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucu, davalı idarenin tesis etmiş olduğu … tarihli, … sayılı belediye encümeni kararı ile hizmetinin kötü işlemesi suretiyle yapılan parselasyon işlemi nedeniyle, davacı idarenin zararının oluştuğu, tescilsiz alandan ihdasen tescil edilmiş olan Adana ili, Çukurova ilçesi, … Köyü, … sayılı hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün 03.11.1998 tarihli tescil bildirim beyannamesinin ön sayfasında 1,077 m2 olarak gösterildiği halde arka sayfasında 11.077 m2 olarak gösterilmek suretiyle parselasyon sırasında imar parseli tahsisine tabi tutulmayan 10.000 m2'lik kısmı nedeniyle oluşan 569.010,00-TL zararın, davalı idare tarafından davacı idareye ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın kabulü ile kabul edilen toplam 569.010,00-TL zararın, 400.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 23.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile, kalan 169.010,00-TL'lik kısmının ise ıslah talebinin davalı idareye ulaştığı 20.06.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacı idareye ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usul ve yasaya uygun olmayan idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince tetkik hakiminin açıklamaları dinlenildikten ve 2577 sayılı Yasanın 52. maddesi uyarınca dosya incelendikten sonra 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 101. maddesi uyarınca, Hazine malları konusunda genel yetkili kuruluş Milli Emlak Genel Müdürlüğü olup anılan Genel Müdürlük aynı Kararnamenin 99. maddesinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hizmet birimleri arasında sayıldığından ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1. maddesinin 19. fıkrası uyarınca, Hazineye ait taşınmazlara ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine, Adana Valiliği Valiliği (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) hasım mevkiine alınarak gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Adana ili, Çukurova ilçesi, … Köyü, … ada …parsel sayılı hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün 11.077 m² olarak belirlenmesine karşın, anılan alanda, Seyhan Belediye Encümeninin … tarihli, … sayılı kararı ile 3194 sayılı İmar Kanununun 18 ve 19. maddeleri ile 2981 sayılı Kanunun Ek-1. maddesi gereğince yapılan parselasyon sonucunda, söz konusu taşınmazın tescil bildirimindeki hektar hanesinin daksillenerek hazine adına 1.077 m² lik alanın uygulamaya alındığı hususunun 21.02.2008 tarihli Müfettiş …'in raporu ile tespit edildiği, bu raporun 03.03.2008 tarihinde davacı kurumun bilgisine girdiği, bu rapor gereğince neler yapılması gerektiğine ilişkin davacı kurum uzmanları ...ve … tarafından düzenlenen 26.03.2008 tarihli raporda; öncelikle Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi gereğince düzeltme talebinde bulunulması, bu olmadığı takdirde dava açılması gerektiğinin belirtildiği, buna göre davacı kurum tarafından önce 03.04.2008 tarihinde Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesine göre düzeltme talep edildiği, bu talebin reddi üzerine itiraz yollarına başvurularak en son 03.06.2008 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığına yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Asliye Hukuk Mahkemesine 01.07.2008 tarihinde dava açıldığı, bu davada tazminat istemi yönünden görevsizlik kararı verilmesi üzerine görevsizlik kararının 26.10.2011 tarihinde kesinleşmesi sonrasında, idarenin işlemi nedeniyle oluştuğu ileri sürülen 569.010,00-TL(ıslah edilmek suretiyle) zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
2709 sayılı T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 125. maddesinde, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakların anacak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği, temel hak ve özgürlüklüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13.maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasanın 90. maddesi uyarınca uygun bulunan ve iç hukukun bir parçası halini alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No.lu Ek Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka harçların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 1 No.lu Ek Protokolünün 1. maddesi, üç ayrı kuralı kapsamaktadır. Genel nitelikte olan birinci kural, mülkiyetten barışçıl bir biçimde yararlanma hakkını beyan etmektedir; İkinci kural, mülkiyetten yoksun bırakmayı içermekte ve bunu belirli koşullara bağlamaktadır. Üçüncü kural devletlerin, başka şeylerle birlikte, genel yarara uygun gördükleri yasaları çıkarmak suretiyle bu amaca uygun olarak mülkiyetin kullanılmasını kontrol etme hakkına sahip olduğunu tanımaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf devletlerce bazı koşullara uyulması şartıyla, sınırlandırma meşru görülmektedir. Mahkemenin kabul ettiği sınırlama şartları genel olarak şunlardır; hukuk tarafından öngörülme (hukukilik), uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olma, kamu yararı, orantılılık (adil denge).
Devlet mülkiyet hakkını sınırlandırırken bu şartlar çerçevesinde hareket ettiğini kanıtlamak mecburiyetindedir. Aksi halde müdahalenin haksız sayıldığı kabul edilmektedir.
Bu itibarla AİHS Ek-1 no'lu protokol 1. maddesinde yer alan ilkeler ve 3 koşul dışında kimsenin mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı, bu kapsamda hak ihlallerinin önlenmesi bakımından parselasyon işlemlerine karşı uzun yıllar geçtikten sonra dava açılması ya da açılan davaların yargılama süreçlerinin uzun sürdüğü durumlarda, uygulamada parselasyon işlemlerinin kesinleşmesi halinde yargı kararlarının uygulanmasının anayasal ve yasal zorunluluk olması nedeniyle belli bir tazminata yargı yerlerince hükmedilebilecektir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Görevli olmayan yerlere başvurma" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında; "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmü yer almaktadır.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi veya hiç işlememesi halinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Uyuşmazlık, tescilsiz alandan ihdasen tescil edilmiş olan Adana ili, Çukurova ilçesi, …Köyü, …sayılı hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün 03.11.1998 tarihli tescil bildirim beyannamesinin ön sayfasında 1,077 m2 olarak gösterildiği halde arka sayfasında 11.077 m2 olarak gösterilmek suretiyle parselasyon sırasında imar parseli tahsisine tabi tutulmayan 10.000 m2'lik kısmın nereye gittiğinin belirlenememesi sebebiyle davacı idarenin mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle oluşan zararın tazmini isteminden kaynaklanmaktadır.
Olayda öncelikle davacı idare adına tescilsiz alandan ihdasen tescil edilmiş olan 1248 sayılı 11.077 m2 taşınmazın parselasyon işlemine 1.077 m2 olarak dahil edilmesi sonucu kaybolan 10.000 m2 lik kısmın nereye gittiğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyada yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde 1998 tarihli parselayon işlemine 1.077 m2 olarak giren … parselden parselasyon sonucu kesilen düzenleme ortaklık payından sonra tahsis yapılan taşınmazların parsel numaraları belirlenmiş, aynı alanda 2007 yılında yapılan parselasyon işleminde 1998 tarihinde … parsel için tahsis yapılan parsellerin hangi parsellere dağıtımının yapıldığı belirlenmiş ise de,
*11.077 m2 olarak ihdasen tescil edilen … parselin ihdas sonucu 11.077 m2 olarak tapu kaydının oluşturulup oluşturulmadığı, oluşturulan tapu kaydının 1993 tarihli parselasyon işleminden önce oluşturulup oluşturulmadığı ya da parselasyon işlemi ile aynı zamanda tapu kaydının oluşturulup oluşturulmadığının araştırılmadığı,
*11.077 m2 olarak tescilsiz alandan ihdasen oluşturulan … parselin ihdas koordinatlarının zeminde uygulanması suretiyle parselasyona dahil edilmeyen 10.000m2 nin nereye gittiğinin tespit edilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda yukarıda anılan hususlar araştırılarak gerekirse yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak elde edilecek sonuca göre şayet 1993 tarihli parselasyon işlemine dahil edilmeyen 10.000 m2' davacı idare mülküne idari işlemle doğrudan el koyulduğu sonucuna ulaşılması halinde, bu durum mülkiyet hakkının kanunla sınırlanabileceğini düzenleyen Anayasanın 35. maddesine aykırılık oluşturacağından mülkiyet hakkı engellenen davacı idareye tazminat ödenecek ise de; aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulunca, taşınmazın dava tarihindeki cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii, özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde aynı ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmaz bedeli tespit edilerek tazminat olarak ödenmesine karar verilecektir.
Bu değerlendirme yapılırken emsal alınacak taşınmaz; uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedelinin ortaya konulması gerekmektedir.
Öte yandan bakılan davanın asliye hukuk mahkemesinde verilen görevsizlik kararı üzerine süresi içinde idari yargıda açıldığı(2008) ve yukarıda metnine yer verilen 2577 sayılı Kanunun 9. maddesine göre Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın devamı niteliğinde olmasına rağmen aralarında gayrimenkul değerleme uzmanı olan bilirkişi kurulu tarafından davanın idari yargıda açıldığı tarih(2011) esas alınarak değer tespiti yapıldığı görülmüştür.
Bu itibarla, tazminat isteminin kabulüne ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 28/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!