WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Temmuz 2026

DANIŞTAY 6. DAIRE

A- A A+

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/15147 E.  ,  2023/8023 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/15147
Karar No : 2023/8023

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI)- …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) … Belediye Başkanlığı

KARŞI TARAF :1-(DAVALI) … Belediye Başkanlığı
2-(DAVACI)- …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Davacının bağımsız bölümünün maliki olduğu, İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın hemen önünde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için verilen yapı ruhsatının hukuka aykırı bulunarak yargı kararı ile iptal edilmesine rağmen anılan taşınmazın, davalı idare tarafından yargı kararlarına uyulmayarak evlendirme dairesi olarak kullanılmaya devam edildiğinden bahisle oluştuğu ileri sürülen 141.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi (28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan) zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda: maddi tazminat yönünden; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelmesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davalı idare tarafından yargı kararı ile iptal edilen yapı ruhsatının iptal edilerek ortadan kaldırılmasına rağmen, ruhsatsız hale gelen ve davacının dairesinin önünü kapatan binanın yıkılmadığı yaşanılan olayda hizmet kusurunun bulunduğu ve yargı kararı gereklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmediği, yargı kararı ile ruhsatsız hale gelen ve davalı idare tarafından gerekli işlemler yapılmayarak yıkılmayan bina nedeniyle davacıya ait taşınmazın değer kaybına uğradığı, değer kaybı zararının bilirkişilerce 141.000,00 TL olarak belirlendiği, davacının oluşan maddi zararının karşılığı olan 141.000,00 TL'nin, davalı idare tarafından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden; manevi tazminatın kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracı olduğu, manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, aynı zamanda tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiği, davacının bağımsız bölümünün maliki olduğu taşınmazın hemen önünde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için verilen yapı ruhsatının hukuka aykırı bulunarak yargı kararı ile iptal edilmesine rağmen kararının gereğinin yerine getirilmediği, bu durumun Anayasanın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesi hükümlerine aykırı olduğu göz önüne alındığında takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın yargı kararı gereğince işlem tesis etmeyen davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının 141.000,000.-TL maddi tazminat talebinin kabulüne, 141.000,00-TL'nin dava tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000,00-TL nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:İstinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların dayandığı hukuki ve kanuni gerekçelerin mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istinaf taleplerinin reddi gerektiği, öte yandan, davacı vekili tarafından verilen ve 28.05.2018 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava dilekçesinde 20.000,00-TL olarak belirtilen maddi tazminat miktarının 121.000,00-TL daha artırarak 141.000,00-TL olarak ıslah edildiği ve bu miktar üzerinden yeniden karar verilmesinin istenildiği, İdare Mahkemesince miktar artırım talebini içeren dilekçe tarihinin, artırılan tazminat miktarı bakımından faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmesi gerektiği, bu durumda, davacı lehine tazminine karar verilen 141.000,00-TL tutar hakkında faize hükmedilirken, 20.000,00-TL tazminat miktarına yönelik olarak dava tarihinin esas alınması, ıslah dilekçesi sonucu artırılan 121.000,00-TL tutara yönelik ise ıslah dilekçesi tarihi esas alınarak faize hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak kararın, faize ilişkin kısmının 20.000,00-TL'nin dava tarihi olan 09/06/2017 tarihinden itibaren işletilecek, ıslah edilen miktar olan 121.000,00-TL'nin ise ıslah tarihi olan 28/05/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tazmini gerektiği, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurularının belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı vekili tarafından, bilirkişi raporu ile belirlenen tazminat miktarının eksik ve hatalı belirlendiği, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare vekili tarafından, tazminat istemninin kabulüne yönelik mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının manevi tazminat ilişkin kısmının onanması maddi tazminata ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :İstanbul ili, Maltepe ilçesi, 1. Bölge … sayılı pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki apartmanda kat maliki olan davacı tarafından taşınmazının hemen önünde yer alan ... pafta ... ada … sayılı parselde bulunan kamu arazisi üzerine davalı idare tarafından … Kültür Merkezi ve Evlendirme Dairesi için verilen yapı ruhsatının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin E:… ,K:… sayılı kararı ile yapı ruhsatının iptaline karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, davacı tarafından söz konusu taşınmazın davalı idare tarafından yargı kararlarına uyulmayarak evlendirme dairesi olarak kullanılmaya devam edildiğinden bahisle 20.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi zararın işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesinden;
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11. maddesinde, 15'inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulunca, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yerel mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerininin tespit edileceği belirtilmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Yukarıdaki yasal düzenleme karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır.
Anayasamızda yer alan hükümlere göre yargı kararlarının yerine getirilmesi zorunlu olup, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceğine ilişkin kural da bu zorunluluğa dayanmaktadır.

Olayda, yargı kararıyla hukuka aykırı olduğu tespit edilen ve iptal edilen yapı ruhsatı na rağmen, davacının dairesinin önünü kapatan ve ruhsatsız hale gelen binanın yıkılmadığı yaşanılan olayda hizmet kusurunun bulunduğu ve yargı kararı gereklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmediği, yargı kararı ile ruhsatsız hale gelen ve davalı idare tarafından gerekli işlemler yapılmayarak yıkılmayan bina nedeniyle davacıya ait taşınmazda değer kaybı meydana gelmiş ve bunun tazmini gerekmekte ise de, taşınmazın objektif ve denetime elverişli şekilde değer kaybının belirlenebilmesi için aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetince kamulaştırılan taşınmazlar için Kamulaştırma Kanunu 11. maddede yer alan kriterler de dikkate alınarak dava tarihi itıbarıyla taşınmazın cins ve nevi, yüzölçümü, kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurları, her unsurun ayrı ayrı değeri, varsa vergi beyanı, varsa resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirleri, taşınmazın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri, özel amacı olmayan emsal (uyuşmazlığa konu taşınmazın çevresinin imar planındaki kullanım biçimi, yapılaşma koşulları ve konumları açısından benzer özellikleri olan taşınmazlar arasından seçilmeli, davaya konu taşınmaz kadastro parseli ise; emsal alınacak taşınmaz da kadastro parseli olmalı ya da emsal parsel imar parseli ise, emsal taşınmazda kesilen düzenleme ortaklık payı oranı ölçüsünde davaya konu taşınmaz bedeli düşülerek taşınmazın gerçek bedeli belirlenmeli) satışlara göre satış değeri, bedele etki eden tüm kanuni veriler, imar verileri, taşınmazın özgün nitelik ve kullanım şekli, değeri etkileyen hak ve yükümlülükleri, gayrimenkul üzerinde ayni ve şahsi irtifak hakları ve gayrimenkul mükellefiyetleri vb. bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmazın değer kaybına neden olan olaydan önceki ve sonraki bedeli tespit edilerek oluşan değer kaybı bulunarak karar verilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar aralarında gayrimenkul değerleme uzmanı olan bilirkişi kurulu tarafından değer tespiti yapılmış ise de; bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazın çevresinin imar durum özellikleri dikkate alınarak, uyuşmazlığa konu taşınmaza yakın mesafede, eş değer özellikleri olan ve satışı gerçekleşmiş somut bir emsale göre değer tespitinin yapılmadığı, satışı henüz gerçekleşmemiş satış ilanları esas alınarak hesaplama yapıldığı,meydana gelen değer kaybının dava tarihi itıbarıyla belirlenmesi gerekirken keşif tarihi itıbarıyla belirlendiği ancak faizin dava tarihinden itibaren işletildiği, davacının taşınmazının deniz manzaralı iken değeri ile deniz manzarası kapandıktan sonra değeri dava tarihi itıbarıyla ayrı ayrı değerlendirilmeden değer farkının belirlendiği görülmüştür.
Bu durumda aralarında gayrimenkul değerleme uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak yukarıda açıklanan taşınmazın dava tarihindeki kıymetini etkileyecek bütün nitelik ve unsurlarının dikkate alınarak bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçülerin belirlenmesi suretiyle taşınmazın deniz manzaralı olarak ve deniz manzarası kapandıktan sonra değeri ayrı ayrı belirlendikten sonra oluşan değer kaybı tespit edilerek hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu tazminatın kısmen kabulü kısmen davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kararın faize ilişkin kısmı yönünden değişik gerekçe ile reddi, diğer kısımlar yönünden reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalının temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kararın faize ilişkin kısmı yönünden değişik gerekçe ile reddi, diğer kısımlar yönünden reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminat ilişkin kısmının oy çokluğu ile ONANMASINA maddi tazminata ilişkin kısmının gerekçe yönünden oy çokluğu ile esas yönünden oy birliği ile BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2023 tarihinde, kesin olarak, karar verildi.

KARŞI OY : Davacının bağımsız bölümünün maliki olduğu, İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın hemen önünde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için verilen yapı ruhsatının hukuka aykırı bulunarak yargı kararı ile iptal edilmesine rağmen anılan taşınmazın, davalı idare tarafından yargı kararlarına uyulmayarak evlendirme dairesi olarak kullanılmaya devam edildiğinden bahisle (28.05.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile) 141.000,00-TL maddi ve 20.000,00-TL manevi zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davaya konu belediyeye ait ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın (yeni:15886 ada, 20 parsel sayılı taşınmaz) 16.06.1978 ve 26.05.1992 onaylı Maltepe Uygulama İmar Planında "belediye plaj tesisleri alanında" 26.02.2007-21.05.2008 - 08.10.2010- 16.02.2016 tarihli Maltepe E-5 Güneyi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sosyal ve kültürel tesis alanında kalmakta olduğu, uygulamanın ilçe belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanacak avan projeye göre yapılacağına dair plan notunun yer aldığı görülmüştür.
Davacı tarafından Maltepe ilçesi, Küçükyalı Mah. ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için verilen yapı ruhsatın iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin … tarihli E: … K: … K. sayılı kararı ile yapı ruhsatının iptaline karar verilmiş anılan karar kesinleşmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz üzerinde bulunan evlendirme dairesi 1/1000 ölçekli uygulama imar planıda yer alan sosyal ve kültürel tesis alanı kullanımına uygun bir yapı olup davacı tarafından anılan uygulama imar planına dava açılmadığından bakılan davada idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı ve tazminat verilmesi şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken tazminat isteminin kısmen kabulü kısmen davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kısmen reddi kısmen gerekçeli reddine dair idari dava dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla dairemiz kararının onamaya ilişkin kısmına esas yönünden bozmaya ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum