6. Daire 2019/11852 E. , 2023/6845 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/11852
Karar No : 2023/6845
DAVACI : … Belediye Başkanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 10/10/2018 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, aşağıda ayrıntısı yazılı itirazlar ile dava dilekçesinde sayılan plan hükümleri yönünden şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğundan iptali gerektiği iddia edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülen davanın aşağıda ayrıntısı yazılı nedenlerle reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin usule ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, esasa ilişkin ise, dosyadaki bilgi ve belgeleri ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, Sarnıç Beldesinin Gaziemir İlçesi sınırları içerisinde gösterilmemesine ilişkin kısım yönünden:10.10.2018 tarihli çevre düzeni planında yer alan 7.9. sayılı plan hükmünde "Bu planda gösterilen sınırlarda farklılıklar olsa dahi, yürürlükteki idari sınırlar geçerlidir. Bu sınırlarda değişiklik olması durumunda, kabul edilen yeni sınırlar plan değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacaktır.” düzenlemesi getirilmiş ise de Sarnıç Beldesi'nin idari sınırlarına ilişkin düzenleme 2009 yılında yapıldığı, buna rağmen gerek dava konusu plan tarihinde gerekse sonraki tarihli plan değişikliklerinde idari sınır düzeltmeleri yapılmadığı, 07.07.2020 tarihli1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği gerekçeleri içinde “değişen kurum verileri”, “plana altlık teşkil eden ve ilgili kurumlardan elde edilen verilerin güncellenmesi” gibi gerekçeler dikkate alındığında, Sarnıç Beldesi'nin 2009 yılında Gaziemir İlçesi idari sınırları içine katılmasıyla oluşan yeni ilçe sınırlarının planda gösterilmesi gerektiği anlaşıldığından dava konusu işlemde bu kısım yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından anılan kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, orman sınırlarının dava konusu plandaki gösterimine ilişkin kısım yönünden; çevre düzeni planlarındaki gösterimler imar planlarındaki gösterimlerden farklıdır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne göre arazi kullanım kararları şematik ve grafik dil kullanılarak ifade edildiğinden çevre düzeni planı üzerinden ölçü almak mümkün olmadığından, orman sınırları gösterimlerinin uygulamaya esas ayrıntıda olmamasında hukuka aykırılık bulunmadığından anılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Gaziemir İlçesi batısındaki kentsel gelişim alanı belirlemesine ilişkin kısım yönünden dava konusu planı izleyen 07.07.2020 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda ise söz konusu kentsel gelişim alanı tamamen kaldırılarak alanın tarım alanı olarak belirlendiği, dolayısıyla itiraz konusu plan kararının ortadan kalktığı görüldüğünden bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … 'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, 10.10.2018 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değikliği Bakanlığınca onaylanan 1/100 000 ölçekli İzmir - Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının, İzmir ili, Gaziemir ilçesi sınırları içinde bulunan devlet ormanı sınırına, Gaziemir ilçesine ilişkin sınıra ve İlçenin batısında belirlenen 32 hektarlık kentsel gelişme alanına ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Usule ilişkin olarak:
3194 sayılı İmar Kanunun 8. maddesinde, planların, onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazların ve planların belediye meclisince onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanacağı, hükme bağlanmıştır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanan planlara yapılan itirazların ise anılan Bakanlık tarafından incelenerek bu itirazlar ve plan hakkında karar verileceği tabidir.
Planlama süreci bir bütün olduğundan, plana askı süresi içinde itiraz edilmesi halinde anılan planın son askı tarihinde kesinleşmesi söz konusu olmayıp planı onaylayan idare tarafından itiraz hakkında karar verilirken planlama konusunda değişikliğe gidilebilir. Nitekim Danıştay Altıncı Dairesinin yerleşik içtihatlarıyla da askı tarihinde yapılan itiraz nedeniyle planda değişiklik yapılması halinde, ilk askı tarihinde itiraz etmeyen ya da itirazı reddedilen ve askı tarihinden itibaren yasal sürede dava açmayan ilgililerin, yeni planın askıya çıkarılması üzerine dava açabileceği kabul edilmiştir. (Danıştay Altıncı Daire, 18.05.2022 tarihli, E:2018/2514, K:2022/5857 sayılı karar.)
Uyuşmazlıkta, dava konusu planın, 23.10.2018-21.11.2018 tarihleri arasında ilan edildiği, davacı idarenin, askı tarihi içinde, planın Gaziemir yerleşiminin batısında belirlenen kentsel gelişme alanına ilişkin kısmına 20.11.2018 tarihli dilekçe ile itiraz ettiği, davacı idarenin itirazı ile diğer itirazlar ve değişen veriler dikkate alınarak planın, 07.07.2020 tarihinde yeniden onaylandığı, 20.08.2020-18.09.2020 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, bu planda itiraza konu kentsel gelişme alanına yer verilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda son askı tarihi olan 18.09.2020 tarihi dikkate alındığında, belediye ve orman sınırına ilişkin 21.03.2019 tarihinde açılan davanın bu kısmında da süre aşımı bulunmamaktadır.
Esasa ilişkin olarak:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değikliği Bakanlığınca çıkarılan, 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına, 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." kuralına, 3.fıkrasında, " Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralına, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralına, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralına yer verilmiştir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar gibi korunması gereken alanrın tespitinin doğru yapılarak plana işlenmesi önemlidir.
Gaziemir ilçesinin sınırına ve anılan ilçe sınırları içindeki devlet ormanı sınırlarına ilişkin olarak:
Dosyada bulunan bilirkişi raporunda, ilçe sınırının gösterimine ilişkin olarak; "Gaziemir Belediyesi internet sayfasından Sarnıç Belediyesi'nin kapatılarak 2009 yılında Gaziemir Belediyesi'ne bağlandığı anlaşılmaktadır. İzmir-Manisa Planlama Bölgesine ilişkin olarak, 2009 yılından sonra, 30.12.2014, 16.11.2015, 10.10.2018 ve 07.07.2020 tarihinde çevre düzeni planları üretilmiştir. Dava konusu 10.10.2018 tarihli planın yapılma gerekçeleri içinde, değişen kurum verileri de dahil birçok konuda yapılan düzenlemelerden söz edilmektedir. Plan lejantında ve plan paftalarında “idari sınırlar” başlığı ve “ilçe sınırı” gösterimi bulunduğu için, planda söz konusu sınırların güncel durumla uyumlu olması beklenmektedir. Yani, plan hükümlerinde yeni sınırların plan değişikliğine gerek olmaksızın geçerli olacağı belirtildiyse de, hem plan değişikliğinin yapılma gerekçeleri göz önüne alındığında, hem de planın lejantında idari sınırlar gösteriminin bulunması nedeniyle, güncel durumun plana işlenmesi uygun bir yaklaşım olacaktır." değerlendirmesine, orman sınırlarına ilişkin olarak ise "İlgili itiraza konu olan 10.10.2018 tarihli ve güncel 07.07.2020 tarihli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planı'nda Gaziemir ilçesi sınırları dahilinde bulunan devlet ormanı sınırları, 1/25.000 ölçekli plandan farklı işlenmiştir. Ancak itiraz konusu çevre düzeni planı hükümlerinde, imar planlarının yapımı sırasında orman sınırlarının belirlenmesine ilişkin yer alan "8.77.2. Planlama Bölgesi içindeki orman alanları, orman amenajman planları esas alınarak bu plana işlenmiştir. 8.11.3. Orman sınırları konusunda tereddüt oluşması durumunda veya imar planlarının yapımı sırasında, orman kadastro sınırları esas alınacak olup ilgili kurum görüşünün alınması şarttır." olarak belirtilmektedir. Buna ek olarak, Çevre Düzeni Planlarındaki gösterimler imar planlarındaki gösterimlerden farklıdır ve arazi kullanım kararlarının şematik ve grafik dil kullanılarak ifade edileceği de Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilmektedir. Bunun anlamı, şematik bir gösterim dili kullanılarak hazırlanan çevre düzeni planı üzerinden ölçü almanın kesinlikle mümkün olmadığıdır. Bu plan türündeki gösterimlerde soyutlama ve genelleme düzeyi yüksektir; yani arazi kullanımları uygulamaya esas olacak ayrıntıda değildir. Bu sebeplerle, 1/100.000 ölçekli dava konusu planda, Gaziemir ilçe sınırları içinde bulunan devlet ormanı sınırlarının gösteriminde sakınca görülmemiştir." değerlendirmesine yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm verilerin 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanması kuralına ve uyuşmazlığa konu olan ilçe sınırı ve orman alanları ile ilgili olarak ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilmesi suretiyle, bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırma yapılması ve çevre düzeni planına aktarılması kuralına uyulmadığı, plan notlarıyla alt ölçekli planlar hazırlanırken doğru verilerin esas alınacağının belirtildiği, bu haliyle uyuşmazlığa konu planda, orman alanı ve ilçe sınırına ilişkin temel coğrafi verilerin doğru işlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.
İlçenin batısında belirlenen 32 hektarlık kentsel gelişme alanına ilişkin olarak:
Bilirkişi raporunda, "Planın genel amaç ve hükümleri bağlamında, keşif sırasında dava konusu alan gözlemlenmiş ve bölgedeki yoğun zeytin ağaçları ve diğer ağaçların varlığı dikkat çekmiştir. Söz konusu alan, Gaziemir yerleşimi yoğun konut ve çalışma alanı dokusunun sınırlarına doğru düşmekte ve kentsel alandan kırsal alana geçiş açısından bir sınır teşkil etmektedir. Dava konusu alanın da içinde bulunduğu orman dokusunun yoğun olduğu bu bölgede çeşitli kapalı konut sitelerinin inşa edildiği görülmektedir. Bu durum kentin üst formunun (biçiminin) tanımı, kent çeperinin denetlenmesi, kır-kent sürekliliğinin sağlanması ve en önemlisi Çevre Düzeni Planı'nın ana hedeflerinden olan tarım ve orman alanlarını koruma amacını tehdit etmektedir. 10.10.2018 İzmir -Manisa Planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporu'nda 2025 yılında İzmir il nüfusunun 2025 yılında 5.545.000 kişiye ulaşacağı belirtilmekte, Gaziemir İlçesi'ne yönelik detaylı bir nüfus analizi sunulmamaktadır. Yerleşime özgü net bir nüfus projeksiyonu tahmini yapılmadan ve bu nüfusa neden olan somut teknolojik ve sınai gelişmeler ortaya konmadan, bu büyüklükte bir kentsel gelişme alanı öngörüsü, alanda yapılaşma baskısı yaratma ve buna bağlı olarak da bölgedeki tarım alanlarının, yeşil sürekliliğinin bozulmasına ve trafik yükünü arttırmasına yönelik riskler taşımaktadır. 10.10.2018 tarihli dava konusu çevre düzeni planında itiraz konusu bölgeye dair alınan bu kararlar, belirlenen işlevler açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden, planda koparılan mekânsal bütünlük ve yerleşim alanında korunması gereken bölgeler planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun değildir. Dava konusu planı izleyerek 07.07.2020 tarihinde onaylan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda ise söz konusu kentsel gelişim alanı tamamen kaldırılmıştır." değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Bilirkişi raporunun incelenmesinden, uyuşmazlığa konu planın kentsel gelişme alanına ilişkin kısmında planlama ve şehircilik ilkelerine uyarlık olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarece de bu husus kabul edilerek 07.07.2020 tarihinde onaylanan çevre düzeni planında anılan kentsel gelişme alanına yer verilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 1/100 000 ölçekli İzmir - Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planının, hukuka aykırı olan uyuşmazlığa konu kısımlarının iptalinin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
14.08.2009 tarihinde onaylanan Manisa-Kütahya-İzmir Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 26.12.2012 tarihli, E:2010/786, K:2012/8225 sayılı kararıyla planın tümünün iptaline karar verilmiştir. Söz konusu karar üzerine İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı 23/06/2014 tarihli, 9948 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı oluru ile onaylanmıştır. Söz konusu plana yapılan askı sürecindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında 30.12.2014 tarihli, 21137 sayılı Bakanlık oluru ile yeniden onaylanmıştır. Anılan plana yönelik askı süreci içerisindeki itirazların değerlendirilmesi sonrasında da yeniden düzenleme yapılan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı (J-17, … , … , … , … , … , … , … , … , … sayılı paftaları ve plan hükümleri) 16.11.2015 tarihinde onaylanmış, bu planda 27.01.2017 tarihinde … sayılı plan paftasında, … tarihinde … sayılı plan paftasında, … sayılı plan paftası ve bazı plan hükümlerinde değişiklik yapılmış, 25.07.2018 tarihinde … plan paftasına yönelik bir değişiklik yapılmış ve 10.10.2018 tarihinde İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği (… , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … , … sayılı plan paftaları) 1. No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 102. maddesi uyarınca onaylanmıştır.
Bakılan davada, 10/10/2018 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının aşağıda ileri sürülen sebeplerle iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde 60 gün olduğu belirtilmiş; aynı maddenin 4. fıkrasında, "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne; dava konusu plan değişikliğinin onaylandığı tarihte yürürlükte olan haliyle "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde ise; "1. İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. 2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. 3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." kurallarına yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Sözü edilen kanun maddesine dayanılarak çıkarılan Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelikte "Havza" ; bir akarsu kaynağını besleyen yüzey ve yer altı su kaynaklarının tabii su toplama alanını kapsayacak biçimde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce belirlenmiş alanlar, "Bölge" coğrafi, sosyal, ekonomik, fiziksel nitelikleri açısından benzerlik gösteren alan ve/veya Devlet Planlama Teşkilatınca belirlenmiş olan istatistiki bölge (düzey 2) birimleri olarak tanımlanmıştır.
Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinin (ç) bendinde, Çevre düzeni planı açıklama raporu: Çevre düzeni planının vizyonunun, amacının, hedeflerinin, stratejilerinin, ilkelerinin ve politikalarının açıklandığı ve bunlar doğrultusunda belirlenen projeksiyon nüfusuna, sektörel yapıya, alan büyüklüklerine, plan kararlarına, plan uygulama araçlarına, kurumsal yapıya ve denetime ilişkin gerekçeli açıklamaların yapıldığı ve çevre düzeni planı ile bütün olan rapor; (d) bendinde; çevre düzeni planı araştırma raporu; Planlama alanına ilişkin geleceğe yönelik projeksiyonların yapılabilmesi, plan kararlarının, koruma ve gelişme politika ve stratejilerinin ve plan hükümlerinin belirlenebilmesi için 7. madde kapsamında toplanan verilerin planlama çalışmasında kullanılacak biçimde analiz ve sentezinin yapıldığı, alana yönelik fırsatların, tehditlerin, güçlü yönler ve zayıflıkların belirlenerek ilgilisine göre farklı disiplinlerden uzmanlarca hazırlanan rapor, olarak tanımlanmış; çevre düzeni planının niteliklerinin belirlendiği 5. maddesi (e) bendinde, "planlamaya temel oluşturan verilerin farklılığından dolayı farklı mesleklerden uzmanların fiili katılımı ile hazırlanan üst ölçekli bir plan olduğu" plan nitelikleri arasında yer almıştır.
Yönetmeliğin Planlama Alanının Tespiti Başlıklı 6. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, Planlama alanı; "Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve Çevre Kanunu kapsamında; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen büyük akarsu havzaları veya Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından belirlemiş istatistiki bölge birimleri (düzey 2) ile birlikte idari sınırları da dikkate alınarak, en az iki il sınırını içerecek şekilde, b) İl özel idareleri ve belediye sınırı il sınırı olan büyükşehir belediyeleri, 22/2/2005 tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu kapsamında yetki alanlarını aşmayacak şekilde belirlenir." kuralı yer almıştır.
7.maddesinde, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alan sınırları kapsamında veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde asgari; a) Türkiye ve bölgesindeki yeri, b) Ülke ulaşım ağındaki yeri, c) İdari bölünüş ve sınırlar, ç) Doğal yapı; 1) Jeolojik yapı (depremsellik ve fay hatları vb), 2) Jeomorfolojik yapı (topografya, eğim durumu vb), 3) Hidrolojik- hidrojeolojik yapı (Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları, havza sınırları), 4) İklimsel özellikler, 5) Toprak niteliği ve tarımsal arazi kullanımı, 6) Ekolojik yapı (ekosistem tipleri, flora ve fauna varlığı), d) Koruma statüsü verilmiş alanlar (sit alanları, uluslararası sözleşmelerle korunan alanlar, sulak alanlar, RAMSAR alanları, özel çevre koruma alanları, milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, mesire yerleri, yaban hayatı geliştirme alanı, yaban hayatı koruma alanı, tür koruma alanı, yüzeysel içme suyu kaynakları koruma alan ve diğerleri) e) Orman alanları, mera, yaylak, kışlak alanları, f) Kültür ve turizm gelişim ve koruma bölgeleri, turizm merkezleri, g) Genel peyzaj öğeleri, ğ) Demografik yapı, h) Sosyal yapı, ı) Ekonomik yapı, i) Teknik altyapı; 1) Ulaşım, 2) Enerji, 3) Atık geri kazanım ve bertaraf tesisleri, 4) İçme suyu ve atık su arıtma tesisleri, 5) Atık su deşarj yerleri, 6) Tarımsal sulama alanları, j) Kamu mülkiyetindeki alanlar, k) Ruhsatlı maden sahaları, l) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri,m) Mania planları, n) Mevcut arazi kullanımı,o) Yerleşme alanlarının karakteristik özellikleri ve mekânsal gelişme eğilimleri ve potansiyelleri, ö) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları, p) Onanlı imar planları, r) Çevre sorunları konularına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşlardan, uydu görüntülerinden ve/veya hava fotoğraflarından ve arazi çalışmalarından veriler elde edilerek sayısal veri tabanı oluşturulur. Kurum ve kuruluşlar planlama çalışmasında kullanılacak bilgi ve belgeleri sağlamakla sorumludur. Milli güvenlik ve savunma faaliyetlerine konu alanlar için Milli Savunma Bakanlığı ile koordinasyon sağlanır." kuralına yer verilmekteydi.
Diğer taraftan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 38. maddesinin 2. fıkrası ile Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmelik yürürlükten kaldırılmış, Geçici 1. maddesinde, bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce onay makamına sunulan veya idare meclisinde gündeme alınan plan tekliflerinin bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, " Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan 4/7/2011 tarihli 27984 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştı
Ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararname 9/7/2018 tarihli 30473 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmış ve yerine 10/7/2018 tarihli 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usül Yönünden;
Sarnıç Beldesinin Gaziemir İlçesi sınırları içerisinde gösterilmemesine ilişkin ve orman sınırlarının dava konusu plandaki gösterimine ilişkin dava konuları yönünden;
Çevre düzeni planları, ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşim ve arazi kullanım kararlarını belirleyen planlar olup; yargısal içtihatlarda, ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmektedirler.
İmar planları, 2577 sayılı Yasanın 7. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen “ilanı gereken düzenleyici işlemlerden” olup, aynı madde kuralı gereğince “dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesi ile Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 33. maddesi gereği, imar planları otuz gün süreyle askıda tutularak duyurulmakta ve bu süre içerisinde imar planlarına yapılan itiraz başvuruları hakkında bir karar verilmek üzere, askı süresinin bitiminden sonra ilgili karar merciine gönderilmektedir.
Dolayısıyla, 3194 sayılı Yasanın 8. maddesi ve 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11. maddesi hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içerisinde 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün (2577 sayılı Yasanın 11/2. maddesinin yeni haline göre 30 gün) içerisinde bu başvuruya cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, zımni reddin oluştuğu bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içerisinde veya ilan-askı süresinin son gününü izleyen 60 gün (2577 sayılı Yasanın 11/2. maddesinin yeni haline göre 30 gün) içerisinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevabın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük dava açma süresi içerisinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği konusunda tartışma bulunmamaktadır.
Bu süreler geçirildikten sonra çevre düzeni planları ve/veya imar planlarının yeni öğrenildiğinden bahisle dava açılamayacağı açıktır.
Öte yandan, pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütünlük arz eden ve içeriğinde kullanım ve yapılaşma kararlarından, plan uygulama hükümlerine kadar birçok hususu barındıran çevre düzeni planı veya imar planlarına karşı, ilan-askı süresi içerisinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi çerçevesinde itiraz edilmesi durumunda, bu plana karşı dava açma süresi, yalnızca itiraza konu olan hususlar yönünden duracağından, bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan ilan-askı süresinin son gününü izleyen altmış gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden altmış günlük dava açma süresi içinde veya ilan-askı süresinin son gününü izleyen altmış gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren altmış günlük dava açma süresi içinde idari dava açılması gerekmektedir.
İtiraza konu edilmeyen hususlar yönünden ise ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden itibaren yasal dava açma süresi olan altmış gün içinde dava açılması gerekmekte olup; bu süre geçirildikten sonra açılan davaların esasının hukuken incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyanın incelenmesinden; 10/10/2018 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ilan panosunda, 23/10/2018-21/11/2018 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı Gaziemir Belediye Başkanlığı tarafından, askı süresi içerisinde sunulan 20/11/2018 tarihli dilekçe ile, Gaziemir İlçesinin batısında önerilen kentsel gelişme alanı kullanım kararı yönünden anılan plan değişikliğine itirazda bulunulduğu, yapılan itirazın zımnen reddi üzerine de, 19/03/2019 tarihinde, 10/10/2018 tarihinde onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin Sarnıç Beldesinin Gaziemir İlçesi sınırları içerisinde gösterilmemesi ve orman sınırlarının dava konusu plandaki gösterimi hususları ile Gaziemir İlçesinin batısında önerilen kentsel gelişme alanı kullanım kararı yönlerinden iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, ilan-askı süresi içerisinde Gaziemir Belediye Başkanlığı tarafından sunulan 20/11/2018 tarihli itiraz dilekçesi içeriğinden, Sarnıç Beldesinin Gaziemir İlçesi sınırları içerisinde gösterilmemesi hususu ile orman sınırlarının dava konusu plandaki gösterimine ilişkin dava konusu çevre düzeni planı değişikliğine karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı görülmektedir.
Bu durumda, anılan hususlar yönünden, ilan-askı süresinin son gününü izleyen günden (22/11/2018) itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra 19/03/2019 tarihinde açılan davanın anılan hususlara yönelik kısmında süre aşımı bulunduğundan, esasının incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Esas Yönünden:
Çevre düzeni planına (ÇDP) karşı açılan bu davada davacının iddiaları buna karşılık davalının savunması kapsamında dava konusu planın ilgili mevzuatta belirlenen kurallara, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olup olmadığının belirlenmesi amacıya Naip üye … tarafından resen seçilen Prof. Dr. … ve Dr. … ve Dr. … 'nun katılımıyla mahalinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve tebliğ üzerine itirazlar sunulmuştur.
Bilirkişi raporunda, davacının ileri sürdüğü tüm iddialara yönelik görüş belirtilmiştir. Bilirkişi Kurulu, davaya konu planları incelerken, davaya konu planın onanmasından ve hatta keşif tarihinden sonra onanarak yürürlüğe giren planlara ilişkin olarak da görüşlerini sunmuştur. Bilirkişi Raporunda öncelikle plan geneline ilişkin itirazlar değerlendirilmiş, bunun ardından dava dosyasında yer alan ve İzmir ili içinde iki alana ilişkin maddeler halinde verilmiş olan itirazların her biri tek tek incelenerek itirazlar değerlendirilmiştir.
İtiraz-1
Dava dilekçesinde;
Gaziemir İlçesi batısında, 32 hektarlık alanın kentsel gelişme alanın olarak belirlendiği, bu alanın doğal nitelikli yeşil kuşak niteliğinde olduğu, topografik olarak kentsel gelişme alanı olmaya müsait olmadığı, alanın Adnan Menderes Havalimanı Mania sınırları içerisinde olduğu ve çevre düzeni planı amaçları ile çeliştiği iddia edilmiştir.
Savunmada;
Dava konusu alanın 19 hektar olduğu kentsel gelişme alanı olarak planlanması kararının iptali talebiyle Gaziemir Belediye Başkanlığınca, Danıştay Altıncı Dairesinin E.2016/4761 sayılı dosyasında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca E.2015/5095 ve E.2016/1577 sayılı dosyalarında iptal davası açıldığı ve dava süreçlerinin devam etttiği, bu davalara ilişkin hazırlanan bilirkişi raporlarında dava konusu bölgedeki kentsel gelişme alanları ile ilgili değerlendirmelerde bulunulduğu, E.2016/1577 esasına kayden açılan davaya ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunun 51 ve 52. Sayfalarında II J 7. Gaziemir ilçe merkezinin batısında kısmen doğal mania sınırında kalan bölge" başlığı altında “Üst ölçekli ve daha güncel olan bir planlama çalışmasında burada daha fazla bir alan ayrılması söz konusu olabilir; Bilirkişi Kurulumuz iki plan arasında birebir uyum olması gerekmediği ve üst ölçekli planın alt ölçekli daha önce onaylanmış bir planın tüm öngörülerini birebir kabul etmek zorunda olmadığı görüşündedir. Ancak söz konusu kentsel gelişme alanının Gaziemir yerleşiminin mevcut yerleşik alanı ile kıyaslandığında bile aşırı bir büyüklük olduğunu belirtmek gerekir. Buraya keşif esnasında da gidildiğinde doğal yapının niteliği gözlenmiş ve korunması gereken bir alan olduğu belirlenmiş olup, koruma-kullanma dengesi iyi kurularak sınırlı bir gelişme alanı öngörülüp doğal ve yeşil alanın sürdürülmesi burada doğru bir planlama yaklaşımı olacaktır. Dolayısıyla, davaya konu Planda öngörülen kentsel gelişme alanı mevcut yerleşik alanın büyüklüğüyle kıyaslandığında ve buradaki doğal yapı dikkate alındığında aşırı bir büyüklük olarak değerlendirilmektedir; davacı iddiası doğrultusunda burada kentsel gelişme alanının küçültülmesi doğru bir planlama yaklaşımı olacaktır.10. 10 2018 tarihinde yapılan plan değişikliğinde davacı idarenin talebi doğrultusunda kentsel gelişme alanı küçültülmüştür, böylece uyuşmazlık konusu ortadan kalkmıştır” tespit ve değerlendirmesinin yapıldığı, bunun yanı sıra 07.07.2020 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda ise söz konusu kentsel gelişim alanı tamamen kaldırılarak alanın tarım alanı olarak belirlendiği ve uyuşmazlığın ortadan kalktığı savunulmuştur.
Bilirkişi raporunda;
Raporda "Planın genel amaç ve hükümleri bağlamında, keşif sırasında dava konusu alan gözlemlenmiş ve bölgedeki yoğun zeytin ağaçları ve diğer ağaçların varlığı dikkat çekmiştir. Söz konusu alan, Gaziemir yerleşimi yoğun konut ve çalışma alanı dokusunun sınırlarına doğru düşmekte ve kentsel alandan kırsal alana geçiş açısından bir sınır teşkil etmektedir. Dava konusu alanın da içinde bulunduğu orman dokusunun yoğun olduğu bu bölgede çeşitli kapalı konut sitelerinin inşa edildiği görülmektedir. Bu durum kentin üst formunun (biçiminin) tanımı, kent çeperinin denetlenmesi, kır-kent sürekliliğinin sağlanması ve en önemlisi Çevre Düzeni Planı'nın ana hedeflerinden olan tarım ve orman alanlarını koruma amacını tehdit etmektedir. 10.10.2018 İzmir -Manisa Planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Açıklama Raporu'nda 2025 yılında İzmir il nüfusunun 2025 yılında 5.545.000 kişiye ulaşacağı belirtilmekte, Gaziemir İlçesi'ne yönelik detaylı bir nüfus analizi sunulmamaktadır. Yerleşime özgü net bir nüfus projeksiyonu tahmini yapılmadan ve bu nüfusa neden olan somut teknolojik ve sınai gelişmeler ortaya konmadan, bu büyüklükte bir kentsel gelişme alanı öngörüsü, alanda yapılaşma baskısı yaratma ve buna bağlı olarak da bölgedeki tarım alanlarının, yeşil sürekliliğinin bozulmasına ve trafik yükünü arttırmasına yönelik riskler taşımaktadır. 10.10.2018 tarihli dava konusu çevre düzeni planında itiraz konusu bölgeye dair alınan bu kararlar, belirlenen işlevler açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden, planda koparılan mekânsal bütünlük ve yerleşim alanında korunması gereken bölgeler planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun değildir. Dava konusu planı izleyerek 07.07.2020 tarihinde onaylanatı 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda ise söz konusu kentsel gelişim alanı tamamen kaldırılmıştır." tespit ve değerlendirmelerinde bulunmuştur.
Dairemizce yapılan değerlendirmede;
Dava konusu 10.10.2018 tarihli 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı'nda öngörülen ve itiraza konu olan kentsel gelişim alanı, bu büyüklükte bir kentsel gelişme alanı öngörülmesinin gereklerinin anlaşılamadığı, alanın doğal yapısı dikkate alındığında kentsel gelişme alanının büyütülmesine yönelik dava konusu plan kararının kamu yararına planlama esaslarına ve şehircilik ilkelerine uygun almadığı ancak, söz konusu kentsel gelişimin alanının 07.07.2020 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planında tamamen kaldırılarak alanın tarım alanı olarak belirlendiği, dolayısıyla itiraz konusu plan kararının ortadan kalktığı görüldüğünden bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı anlaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Sarnıç Beldesinin Gaziemir ilçesi sınırları içerisinde gösterilmemesine ilişkin kısım ile orman sınırlarının dava konusu plandaki gösterimine ilişkin kısım yönünden DAVANIN SÜRE AŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
2.Gaziemir ilçesi batısında kentsel gelişim alanı belirlenmesine ilişkin kısım yönünden DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3.Dava kısmen süre aşımı nedeniyle ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandığından, aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin hakılılık oranına göre takdir edilen … -TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, … -TL yargılama giderinin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, keşif avansından artan … -TL'nin davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen … -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye, …-TL vekalet ücretinin de davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
5. Davalı idarece yapılan … -TL posta masrafının davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 26/09/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!