WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2024/11937 E.  ,  2024/19770 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/11937
Karar No : 2024/19770

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Genel Müdürlüğü / ...
2- ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; uyuşmazlık konusu olayda, davacı hakkında ifade veren Y.D isimli şahsın, davacıyı FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir evlerde kalması nedeniyle tanıdığı, tek irtibatının örgüt evinde kalması şeklinde beyanda bulunduğu, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No: ... sayılı dosyasında yapılan adli soruşturma sonucunda verilen ... tarih ve K:... sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, İçişleri Bakanlığınca yapılan 17/09/2022 tarihli havuz sorgu raporunda davacı hakkında herhangi bir kodlamanın olmadığı, davacının örgüte müzahir evlerde kaldığı, bu durumun da ekonomik olarak değerlendirildiği, KOM Daire Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturmalarda adı geçenleri gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı, Bank Asya'ya para yatırın talimatı ile ilgili 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında para artışı olan, yeni hesap açan şahıslar listesini gösterir tabloda isminin bulunmadığı, 15 Temmuz 2016 sonrası işlem yapılan personel listesini gösterir tabloda isminin bulunmadığı, KOM Daire Başkanlığı tarafından yürütülen soruşturmaya konu şirketlerdeki ortak ve yöneticilerin kaydını gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında değerlendirilen dernek ve sendikalarda kaydı olanları gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının Sor. No:... sayılı soruşturma dosyası kapsamında KOM Daire Başkanlığı tarafından gönderilen Bylock kullanan cihazlara ait abonelik bilgilerini içeren listede kaydının bulunmadığı, Analiz Şube Müdürlüğüne gönderilen FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında çeşitli birimlerden işlem yapılanlar listesinde ismine rastlanmadığının belirtildiği, bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, UYAP kayıtlarında yapılan araştırmada, açık olan başka bir adli soruşturma ve kovuşturma kaydının bulunmadığı, davacı aleyhine verilen tanık beyanı davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna yönelik şüphe doğurmasına karşın, tek başına dava konusu işleme sebep teşkil edebilecek nitelikte olmadığı, idare tarafından yapılan havuz sorgu raporunda da davacı hakkında herhangi bir bilgi belge kaydına rastlanılmadığı ve dava dosyasına davalı idarelerce davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğuna ilişkin başkaca herhangi bir somut bilgi ve belgenin sunulamadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden önce doğan kısımları için davanın açıldığı 12/08/2022 tarihinden itibaren, dava açıldıktan sonraki kısımlar için ise her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idareler tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :Kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasının zorunlu olduğu, kamu hizmetini yürütecek personelde birtakım özellikler aranması gerektiği, kamu personelinin Devlete sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, hizmet içinde ve dışındaki davranışlarının resmi sıfatlarının gerektirdiği nitelikle olması gerektiği, Emniyet Genel Müdürlüğünün adli, idari, istihbâri kolluk görevi ifa eden ve güç kullanma yetkisine sahip devlet kurumu olduğu, terör örgütünün bu kurumdaki kadrolaşmasını belirli bir seviyeye ulaştırdıktan sonra gücünü asıl amacı için kullanmaya başladığı, Personel Daire Başkanlığından temin edilen ve dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgelerde, davacı hakkındaki rapor ve delillerle davacının terör örgütüne, Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut irtibatının tespitine ilişkin öznel değerlendirmelere yer verildiği, davacının dosyasındaki deliller ve diğer tespitlerin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatını ortaya koyduğu, 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesi uyarınca İçişleri Bakanı onayı ile tesis edilen işlemin Anayasa ve mevzuat hükümlerine uygun olduğu, dava konusu işlemin iptaline yönelik idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dosyaya sunulan belgelerde hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını gösterir hiçbir delinin bulunmadığı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara bağlı olarak masumiyet karinesinden yararlanması gerektiği, Danıştay İdari Dava Dairesi'nin emsal kararı gereği istihbari bilgi ve tek tanık beyanıyla idari işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu, terör örgütü üyelerinin kimlik bilgilerini elde edip kendi aralarında konuşmalarının terör örgütüyle irtibat ve iltisakını göstermeyeceği, idarenin takdir yetkisini hukuka aykırı kullandığı, terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı, Bingöl İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşın şehit, binlercesinin de yaralanarak gazi olmasına neden olan bu hain darbe teşebbüsü Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren mesleği ifa eden ve ülkenin iç güvenliğinden sorumlu olan Emniyet Genel Müdürlüğü personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007).
Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve Müf. No:... sayılı araştırma raporunda, Konya TEM Şube Müdürlüğünce 17/10/2019 tarihinde ifadesi alınan Y.D.'nin " ...... isimli şahsı Denizli İlinde üniversite okurken 2013 ile 2015 yılları arasında o zamanki adıyla cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kalmasından dolayı tanırım. Bu Şahıs sadece evde kalan öğrenciydi. Kendisi Gaziantepliydi. Pamukkale Üniversitesinde sanat tarihi bölümünde okumaktaydı. Bildiğim kadarıyla kendisinin FETÖ ile irtibatı sadece evde kalmasıydı. Başka hiçbir görevinin olmadığını biliyorum. Bu şahıs ile ilgili olarak söyleyeceklerim bunlardan ibarettir..." şeklindeki beyanına yer verildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığının .. sayılı soruşturmasına istinaden ByLock içeriklerinde yapılan çalışmalar kapsamında ... USER ID Bylock kullanıcısı olan H.Y.'nin, kendisine ve ... USER ID Bylock kullanıcısı olan E.A.'ya göndermiş olduğu 29/12/2015 tarihli mail içeriğinde "... ..." şeklinde davacının isminin, kimlik numarasının ve telefon numarasının geçtiğinin görüldüğü, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve davacının savunma istem yazısı üzerine idareye sunduğu savunması incelendiğinde; davacının 2011 yılında Denizli İlinde bulunan Pamukkale Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünü ek yerleştirme ile kazandığı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna yaptığı yurt talebinin reddedildiği, uygun tutarlara evde kalma imkanını öğrendiği, maddi imkansızlar nedeniyle mezun olduğu 2015 yılına kadar terör örgütüne ait öğrenci evlerinde kaldığı, hakkında beyanda bulunan Y.D. isimli kişinin de ev abisi olduğu yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği polis memurluğu görevinin ve ülkenin iç güvenliğinden sorumlu olan Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının üniversite döneminde dört yıl boyunca örgüte ait evlerde kalmasının, ByLock yazışmalarında kişisel bilgilerinin geçmesinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden önce doğan kısımları için davanın açıldığı 12/08/2022 tarihinden itibaren, dava açıldıktan sonraki kısımlar için ise her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden önce doğan kısımları için davanın açıldığı 12/08/2022 tarihinden itibaren, dava açıldıktan sonraki kısımlar için ise her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/11/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.