Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/20399 E. , 2024/1103 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/20399
Karar No : 2024/1103
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Burdur İl Jandarma Komutanlığı Çeltikçi İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde Uzm. J.H.Kad.Çvş. olarak görev yapan davacının, 375 sayılı KHK nın 35/B-6 maddesi uyarınca ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğu değerlendirildiğinden'' bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin davanın reddine ilişkin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; ceza yargılamasında mahkumiyet kararı verilebilmesi için müsnet suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kati ve inandırıcı delil ve emare elde edilebilmesi gerektiğinin açık olduğu, dava konusu işlemin dayanağı 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesinde bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için ise, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve yapılan görevin gerektirdiği önem ve nitelikler göz önünde bulundurulduğunda ve emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan, silahlı genel kolluk kuvveti olan Jandarma bünyesinde güvenlik personeli olarak görev yapacak kişiler için devletin böylesi kritik bir görevde idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu dikkate alındığında; her ne kadar ceza yargılaması neticesinde davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan "Beraat" kararı verilmiş ise de; dosyadaki bilgi ve belgeler ile dayanak adli ve idari soruşturma raporları, tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının gerek adli gerekse idari soruşturma kapsamında verdiği ifadelerinde, hakkındaki beyanların doğru olduğunu, 2009 yılında İstanbul'a üniversite sınavlarına hazırlanmak için geldiğini ve o dönem cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kaldığını, polis olmayı istediğini ancak örgüt abisinin askeri okul sınavlarına yönlendirdiğini, kendisine kod ismi verildiğini ve bu kod isimleri kullandıklarını beyan ettiği, savcılık iddianamesinde de, adli soruşturma kapsamında kollukta alınan savunmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ettiği, samimi bir şekilde beyanlarda ve örgüt yapılanmasının deşifre edilmesi amacına yönelik teşhislerde bulunduğu, ankesör kayıtlarına göre (1) kez ardışık aranmasının tespit edildiği, örgüt evinde astsubaylık sınavlarına hazırlandığı, her ne kadar 2010 yılından sonra örgütle bağlantısının bulunmadığını bildirmiş ise de "müdür" seviyesinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü tespit edilen E.C. ile Ankara ilinde 14/04/20212 tarihinde ardışık olarak arandığı, şüphelinin FETÖ/PDY örgüt içerisinde çeşitli ve yoğun şekilde tespit edilen eylemleriyle örgüt ile organik bağ içerisine girip örgüt talimatları doğrultusunda faaliyetlerinin bulunduğuna dair delillerin elde edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgüt üyeliği suçunu işlediği yönünde değerlendirme ile cezalandırılmasının istenildiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında da sanığın kullandığı cep telefonu hattından 14/04/2012 tarihinde E.C. ile Ankara ilinde bulunan ... numaralı ankesörlü hattan 1 kez ardışık olarak aranmasının olduğunun belirtildiği görüldüğünden, yargılandığı suçun vasfı ve idari tahkikatta elde edilen deliller bir arada değerlendirildiğinde ve olaya özgü kamu görevinden çıkarma kapsamında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35'inci maddesinin (b) fıkrasında, milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen personelin denilmek suretiyle ceza hukukuna özgü suç tespitinden farklı olarak idari disiplin hukuku yönünden yapılacak "değerlendirme" ifadesinin fiilin kesin olarak sübuta erip ermediği ve cezaî sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde idareye verilen bir kanaatten ibaret olduğu dikkate alındığında, salt ceza anlamındaki suça ilişkin fiil yönünden ayrı tutulmak suretiyle personel hukuku anlamında davacının FETÖ örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğunun kanaatine varılması nedeniyle bahse konu mevzuat hükmü uyarınca davacının kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; Uyuşmazlıkta, davacının "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile beraatine karar verildiğinin görüldüğü, anılan kararda, davacı hakkında, Bylock kaydı bulunmadığı, FETÖ/PDY ile iltisaklı dernek, sendika SGK kaydına rastlanılmadığı, 31/12/2013 tarihi ve sonrasında Bank Asya'da hesap açan/para artışı yapan şahıslar listesinde bulunmadığı, sosyal medya üzerinden yapılan araştırmada örgütü övücü, destekleyici herhangi bir paylaşımının görülmediği, KHK ile kapatılan okul veya yurtlarda kaydına rastlanılmadığı, 2010 yılı KPSS'ye girmediğinin belirlendiği, yurt dışı giriş çıkış kaydı bulunmadığı ve geçmiş tarihlerde FETÖ/PDY'ye yönelik yapılan soruşturmalara karşı düzenlenen protesto gösterilerine katılmadığı tespitlerine yer verildiği anlaşılmakla, 2009 yılında henüz lise öğrencisi iken örgüte müzahir dersanede öğrenim görürken bu yapının evlerinde kısa süre kalmasının irtibat ya da iltisak kapsamında tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceği görülmekle, davacının, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesine yol açacak bir tespitin bulunmadığı belirtilerek davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-6. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının parasal haklarının ödenmesi talebinin kabulüne, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının dava tarihinden (01/07/2022) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ... tarih ve ... sayılı iddianamede; davacı hakkında tanık beyanlarının olduğu, ankesör incelemeleri kapsamında yapılan tespite göre davacının 14/04/2012 tarihinde E.C. ile Ankara ilinde bulunan ankesörlü hattan (1) kez ardışık olarak arandığı, ardışıktaki diğer muhatap E.C. hakkında uyap sistemi de yapılan araştırmalarda ... Ağır Ceza Mahkemesine yazılan iddianameye göre E.C.'nin "MÜDÜR" seviyesinde örgütsel faaliyetler yürüttüğünün anlaşıldığı, davacının kollukta ve savcılık makamında verdiği ifadelerde hakkındaki beyanları kabul ederek 2009 yılında üniversite sınavlarına hazırlanmak için İstanbul'da cemaat olarak bilinen yapının evinde kaldığı, kendilerine kod adı verildiği, girdiği astsubaylık sınavında başarısız olduğu, 2010 yılından sonra bu yapıyla tüm irtibatını kopardığı, 2011 yılında uzman jandarma sınavını kendi imkanları ile kazandığı, 14/04/2012 tarihinde Ankara'da uzman jandarma okulunda eğitim almakta olduğu, arayan kişinin kim olduğunu bilmediği, ancak İ.B.'nin aramış olabileceği beyanlarında bulunduğu, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği ve örgüt yapılanmasının deşifre edilmesi amacına yönelik teşhisler yaptığı bilgilerine yer verildiği, davacı hakkında ardışık aranma dahil örgütle irtibat ve iltisakını gösterir şekilde çok sayıda tespit olduğu, davacının görev alacağı kamu hizmetinin niteliği yani kolluk görevinin Jandarma eliyle ifa edilen kısmının arz ettiği önem ve özellik ile FETÖ/PDY’nin güvenlik güçleri içindeki yapılanması dikkate alındığında, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan, silahlı genel kolluk kuvveti olan Jandarma bünyesinden davacının çıkarılması işlemi kamu yararı için zorunlu olduğu, davacının “üyelik” suçundan beraat etmiş olmasının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olmadığı sonucunu doğurmayacağı, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin gerekçelerinin doğru olduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, askerlik mesleğini onuruyla yürüttüğü, ceza yargılamasında suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmaması nedeniyle beraat ettiği, örgütle hiçbir bağının olmadığının ortada olduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğu yönünde değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, hakkındaki iddianamede kod isim kullandığı iddia edilmiş ise de bunun kod isim olmadığı, dershanede, askerlik ve polislik sınavlarında fişleme olmaması amacıyla, kayıt yapan şahıslar tarafından "... " kod ismi ile kayıt yapılmasından kaynaklandığı, o dönemde asker ya da polis olmak isteyen kişilerin mülakatlarda elenmemesi için, gittikleri dershaneleri gizlemek amacıyla, bu şekilde farklı isim ile örgüte müzahir dershanelere kayıt yapıldığının bilindiği, farklı isim ile dershaneye kayıt yaptırma eyleminin örgüte üye olmak ve örgütte gizliliği sağlamak için kullanılan kod adı kullanma eyleminden farklı olduğu, ardışık aramaya ait hattın kim tarafından kullanıldığının tespit edilmediği, E.C. isimli şahsı tanımadığı, dosya kapsamında E.C. isimli şahsı tanıdığına ilişkin bir delil de bulunmadığı, idarece hakkında yapılan irtibat ve iltisak tespitinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(g) maddesinde; Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...10) Bir bakanlığa bağlı, ilgili veya ilişkili olmayan diğer kurumlarda her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, birim amirinin teklifi üzerine atamaya yetkili amirin onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(g) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
İçişleri Bakanlığı bünyesinde Uzm. J.H.Kad.Çvş. olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35/B-6 maddesi uyarınca 19/05/2022 tarih ve 10509504 sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile ile yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı;
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza davası sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile hakkında beraat kararı verildiği ve UYAP üzerinden yapılan incelemede Dairemizin karar verdiği tarih itibariyle anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında istinaf incelemesinde olduğu anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulu'nca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesine yol açacak bir tespitin bulunmadığı belirtilmiş ise de; UYAP kayıtları ve dosyadaki bilgi ve belgeler ile dayanak adli ve idari soruşturma raporları, tanık ifadeleri incelendiğinde; davacının gerek adli gerekse idari soruşturma kapsamında verdiği ifadelerinde, hakkındaki beyanların doğru olduğunu, 2009 yılında İstanbul'a üniversite sınavlarına hazırlanmak için geldiğini ve o dönem cemaat olarak bilinen yapının evlerinde kaldığını, polis olmayı istediğini ancak örgüt abisinin askeri okul sınavlarına yönlendirdiğini, kendisine kod ismi verildiğini ve bu kod isimleri kullandıklarını beyan ettiği, savcılık iddianamesinde de, adli soruşturma kapsamında kollukta alınan savunmasında, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ettiği, samimi bir şekilde beyanlarda ve örgüt yapılanmasının deşifre edilmesi amacına yönelik teşhislerde bulunduğu, ankesör kayıtlarına göre (1) kez ardışık aranmasının tespit edildiği, örgüt evinde astsubaylık sınavlarına hazırlandığı, her ne kadar 2010 yılından sonra örgütle bağlantısının bulunmadığını bildirmiş ise de "müdür" seviyesinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü tespit edilen E.C. ile Ankara ilinde 14/04/20212 tarihinde ardışık olarak arandığı ve hakkında terör örgütü üyesi olma suçundan yakalamalı olarak iddianame ihdas edildiği, ancak bu kişi hakkında yine UYAP sisteminde yapılan kontrole göre halen yakalamalı olarak yargılamasının devam ettiği ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında da davacının kullandığı cep telefonu hattının 14/04/2012 tarihinde E.C. ile Ankara ilinde bulunan ... numaralı ankesörlü hattan 1 kez ardışık olarak aranmasının olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda; davacı hakkındaki tanık beyanları, davacının adli ve idari soruşturma kapsamında verdiği kendi beyanları ile adli soruşturma kapsamında ve kollukta alınan savunmasında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek örgüt yapılanmasının deşifre edilmesi amacına yönelik teşhislerde bulunması ile 2010 yılından sonra örgütle bağlantısının bulunmadığı yönündeki beyanına rağmen "müdür" seviyesinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü tespit edilen E.C. ile Ankara ilinde 14/04/20212 tarihinde ardışık olarak aranması hususu davalı idarece dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen hususlarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile irtibatının/iltisakının varlığına dair yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulüyle mahkeme kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine 14/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!