Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/14808 E. , 2024/2058 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/14808
Karar No : 2024/2058
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:2023/2879 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında düzenlenen personel bilgi dosyasında; 07/04/2014 yılında ... Sendikasına üye olduktan sonra PKK'nın düzenlediği eylemlere katıldığı, kurumda iş bırakma eylemi gerçekleştirdiği, odasının kapısına bu iş yerinde grev vardır yazısı astığı, ... il milletvekilleriyle sık sık görüştüğü, olaylarda yüz kapatma yasağını protesto etmek için yüzüne poşu sararak resim çektirdiği ve bunu gruplarda paylaştığı, personelle yaptığı tartışmalarda PKK'yı ve yine tartışmalarda ateizmi savunduğu, kurumda diğer PKK'lıları savunanlarla birlikte marjinal direniş grubu olarak bilindiğinin beyan edildiği tespitlerine yer verildiği, yine davacı hakkında düzenlenen Özet Bilgi Tablosunda; mahallinde yapılan araştırmada PKK/KCK terör örgütünün eylemlerine ve kurumdaki iş bırakma eylemlerine katıldığı, odasının kapısına bu iş yerinde grev vardır levhasını astığı, yüz kapatma yasağını protesto etmek için yüzüne poşu sararak resim çektirdiği ve bunu gruplarda paylaştığı, personelle yaptığı tartışmalarda PKK mensuplarını savunduğu, örgüt ile iltisakı ve irtibatı olduğuna dair sosyal çevre algısı bulunduğu, PKK/KCK terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunduğuna dair Ceza ve Tevkifevleri kontrolör raporu bulunduğu tespit edildiği bilgilerine yer verildiği görülmüş olup, terör örgütleri ile irtibatlı ve iltisaklı kişilerin tespiti bakımından tutanağa bağlanmış kurum kanaati, tanık beyanları ve sosyal çevre bilgilerinin en önemli delillerden olduğu hususu göz önüne alındığında; davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmış olduğu kurumu tarafından (kontrolörlerce) davacının ve hakkında araştırma yapılan diğer kamu görevlilerinin görev mahallerinde yapılan çalışmalar sonucunda kurum yetkililerinden ve sosyal çevre araştırmaları sonucunda edinildiği anlaşılan bilgilere göre davacının eylemlerinin yoğunluğu dikkate alındığında davacının PKK/KCK terör örgütü ile iltisakının bulunduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava konusu Komisyon kararında yer verilen bilgilerin teyidi amacıyla Dairelerinin 29/03/2023 tarihli ara kararıyla davalı idare ve ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından, davacının PKK/KCK terör örgütleriyle irtibat veya iltisakına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ara kararına kurum ve kuruluşlardan alınan cevaplarda "davacı hakkında DHKP-C ve PKK/KCK terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğuna dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının" belirtildiği, ayrıca dava dosyasında davacının PKK/KCK terör örgütüyle iltisak ve irtibatına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi davalı idarenin kurum değerlendirmesi dışında başka bir delil ve tespitin de dosyaya sunulmadığı, UYAP örgütlü suçlar sorgulama modülünde yapılan sorgulamada da davacının terör örgütleriyle iltisak ve irtibatına dair herhangi bir bilgi ve belgeye de rastlanılmadığı görüldüğü, yukarıda açıklanan delil ve tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının DHKP-C veya PKK/KCK terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirilmesine yeterli düzeyde somut verinin dosyada mevcut olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunmadığından, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulü gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere dönemsel tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek olan yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı hakkında yapılan inceleme ve araştırmalara göre; davacının, mahallinde yapılan idari ve istihbari araştırma ve soruşturma sonucunda örgütle irtibat ve iltisakının olduğuna dair kanaatin bildirildiği, davacının kurumdaki iş bırakma eylemlerine katıldığı, yüz kapatma yasağını protesto etmek için yüzüne poşu sararak resim çektiği ve bunu gruplarda paylaştığı, personelle yaptığı tartışmalarda PKK mensuplarını savunduğu, örgüt ile iltisakı ve irtibatı olduğuna dair sosyal çevre bilgisi bulunduğu hususları bir bütün olarak ele alındığında, davacının, örgütün ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda hareket ettiği ve PKK/KCK terör örgütü ile iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu değerlendirildiği, dava konusu bu işlemde hukuka aykırı herhangi bir durum bulunmadığından parasal - özlük hak, maddi / manevi tazminat ve faize yönelik talebinde reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Darbe girişimiyle bir ilgisinin olmadığı, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, personel bilgi dosyasında yer alan iddiaların, asılsız, ciddiyetsiz ve kamu kurumunu gereksiz ve haksız yere meşgul eden beyanlara dayandığı, bu iddialara dayanılarak yasadışı örgüte irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunduğu sonucuna varılmasının kabul edilebilir olmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 693 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde sosyolog olarak görev yapan davacı, 693 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurusu … tarih ve … sayılı işlemle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Sor. No:…, K:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Kontrolörleri tarafından hazırlanmış personel çalışma raporu eki olarak sunulan kanaat notunda; davacının, 07/04/2014 yılında ... Sendikasına üye olduktan sonra PKK'nın düzenlediği eylemlere katıldığı, kurumda iş bırakma eylemi gerçekleştirdiği, odasının kapısına bu iş yerinde grev vardır yazısı astığı, ... il milletvekilleriyle sık sık görüştüğü, olaylarda yüz kapatma yasağını protesto etmek için yüzüne poşu sararak resim çektirdiği ve bunu gruplarda paylaştığı, personelle yaptığı tartışmalarda PKK'yı ve yine tartışmalarda ateizmi savunduğu, kurumda diğer PKK'lıları savunanlarla birlikte marjinal direniş grubu olarak bilindiğinin beyan edildiği tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, İdare Dava Dairesince yapılan 29/03/2023 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 10/04/2023 tarihli cevapta; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Kontrolörleri tarafından hazırlanmış personel çalışma raporu eki olarak sunulan kanaat notundaki bilgilerin, kontrolörlerinin davacının çalıştığı kurumda yaptıkları araştırma ve incelemeler sonucunda tespit edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda anılan rapordaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitin dosyada mevcut olduğu anlaşıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/02/2024 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X)KARŞI OY :
Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!