WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/11852 E.  ,  2024/3877 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/11852
Karar No : 2024/3877

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Genel Müdürlüğü / …
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde işçi olarak görev yapmakta iken 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı sosyal haklarının iadesine, maaş ve diğer parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; Van Valiliğinin … tarih ve … sayılı Kurul Kararında; davacının PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğunun bildirildiği, Van Valiliğince OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna intikal ettirilen davacıya ait personel bilgi dosyasında; davacı hakkında yapılan araştırmada, geçmiş dönemde teslim olan PKK/KCK bölücü terör örgütü mensubunun ifadesinde davacının adının işbirlikçi olarak geçtiği, PKK/KCK bölücü terör örgütüne müzahir olduğunun değerlendirildiği, belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına karşı tepki gösterdiği, personelin çalışmaması ve yapmış olduğu işleri yavaşlatması için gayret içerisinde olduğu, PKK/KCK bölücü terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunduğunun ve örgüte müzahir olduğunun değerlendirildiğinin bildirildiği, yukarıda aktarılan tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı belirtilmiş ve davacının durumu değerlendirildiğinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının PKK/KCK terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu anlaşıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı, ayrıca davaya konu kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü olduğu, uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlâl etmediği ve çekirdek haklara herhangi bir müdahalenin de olmadığı görüldüğünden, kamu görevinden çıkarılma suretiyle davacının temel haklarına yapılan müdahalenin Anayasa ile uluslararası hukuk sınırları çerçevesinde kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında yapılan tespitlerin, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyar nitelikte olması gerektiği, oysaki yapılan tespitlerin davacının PKK/KCK ile bağlantısının ortaya konulması noktasında gerekli hukuki elverişliliğe ve yeterliliğe sahip olmadığı, Van Valiliğinin … tarih ve … sayılı kararındaki tespite ilişkin somut bilgi ve belgenin ortaya konulamadığı ve davacı hakkındaki iddiaların soyut nitelikte olduğu, ayrıca yapılan ara kararları üzerine dava dosyasına ibraz edilen ilgili idarelerin yazılarında, davacı hakkında PKK/KCK terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönünde açık veya gizli kaynaktan herhangi bir istihbari bilginin, tanık ifadesinin, ihbar veya şikayetin bulunduğuna dair bir bilgiye yer verilmediği, dolayısıyla bakılan davada davacının PKK/KCK terör örgütü ile iltisak veya irtibatlı olduğuna kanaat getirilmesini sağlayacak herhangi bir bilgi ve belgenin ortaya konulamadığı anlaşıldığından, yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisaklı olduğu kanaatine varılmasının hukuken mümkün olmadığı ve davacının PKK/KCK terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulü gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davacının 695 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, bu işlem nedeniyle davacı tarafından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuruda bulunulduğu ve bu başvurunun reddedildiği, davacının gerek KHK ile kamu görevinden çıkarılmasında gerekse OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapmış olduğu başvurunun reddedilmesinde idarelerinin herhangi bir işlemi bulunmadığından, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, davanın süresi içerisinde açılmadığı, dava konusu işlemin idarelerince tesis edilmediği, öte yandan dava konusu işlemin kamu güvenliğinin korunması ve Devlete sadakat yükümlülüğünün sağlanması amacıyla tesis edildiği, bu açıdan dava konusu işlemde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
24/12/2017 tarih ve 30280 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 695 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/86, K:2022/133 sayılı kararıyla, 7092 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde işçi olarak görev yapan davacı, 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvuru Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun 13/12/2018 tarih ve 2018/49163 sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı sosyal haklarının iadesine, maaş ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Uyuşmazlıkta, davacı, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle KHK ile kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler davacının anılan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde; Van Valiliğinin 13/09/2018 tarih ve 2539 sayılı yazısı ekinde Cumhurbaşkanlığı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna iletilen personel bilgi dosyasında yer alan belge ve tutanaklarda; davacı hakkında yapılan araştırmada, geçmiş dönemde teslim olan PKK/KCK bölücü terör örgütü mensubunun ifadesinde davacının adının işbirlikçi olarak geçtiği, belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına karşı tepki gösterdiği ve personelin çalışmaması ve yapmış olduğu işleri yavaşlatması için gayret içerisinde olduğu, PKK/KCK bölücü terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunduğu ve örgüte müzahir olduğunun değerlendirildiği yönünde tespitlere yer verildiği görülmüştür.
FETÖ/PDY tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, davacının adının, geçmiş dönemde teslim olan PKK/KCK bölücü terör örgütü mensubunun ifadesinde işbirlikçi olarak geçtiğine, belediye başkanlıklarına kayyum atanmasına karşı tepki gösterdiğine ve personelin çalışmaması ve yapmış olduğu işleri yavaşlatması için gayret içerisinde olduğuna, PKK/KCK bölücü terör örgütüne yardım ve yataklıkta bulunduğu ve örgüte müzahir olduğunun değerlendirildiğine ilişkin Van Valiliğinin 13/09/2018 tarih ve 2539 sayılı yazısı ekinde Cumhurbaşkanlığı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna iletilen personel bilgi dosyasında yer alan bilgilerin, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu ve bu tespitler nedeniyle davacının kamu görevinden çıkarılmasının söz konusu olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine yönelik temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/03/2024, tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.