WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/6145 E.  ,  2024/7115 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6145
Karar No : 2024/7115

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .. İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Erzincan İl Jandarma Komutanlığı emrinde Astsubay Kıdemli Çavuş olarak görev yapan davacının, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35/B-6 maddesi uyarınca ''terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirildiğinden'' bahisle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; UYAP kayıtları ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin tetkikinden; davacının, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 26/07/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 28/07/2017 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, 07/08/2017 tarihinde tutuklandığı ve sonrasında adli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli olarak hakkında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:... sayılı dosyasında yapılan soruşturma sonucunda, "..... Her ne kadar şüphelinin 2005-2009 yılları arasındaki dönem içerisinde belirli aralıklarla örgüte ait evlerde kaldığı, bu evlerde düzenlenen toplantılara katıldığı tespit edilmiş ise de ... Ceza Dairesinin ... tarih ... E. Ve ... K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere ... adı geçen örgütün silahlı terör örgütü olduğunun tüm toplum tarafından bilinirliğinin ortaya çıkmasından önce bu yapıya bağlı evlerde kalmasının, şüphelinin konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında silahlı terör örgütünün unsurlarında yanılgı (TCK. 30/1) kapsamında değerlendirilebileceği ve şüphelinin bu örgüte ait evlerde kalmasının tek başına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak boyutunu aşacak nitelikte ve örgütün üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, ..." gerekçesi ile ... tarih ve Karar No:... sayılı kararla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği belirtilmiş ve bu durumda, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine başta FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin görevi başında kalmasının kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağı açık olduğundan, davalı idare tarafından mevzuat kapsamında yapılan değerlendirme sonucu davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği ve davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair başkaca bir belge ve bilgiye rastlanmadığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında 26/07/2017 tarihinde gözaltına alındığı, 28/07/2017 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, 07/08/2017 tarihinde tutuklandığı ve sonrasında adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli olarak hakkında Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:... sayılı dosyasında yapılan soruşturma sonucunda, "...Her ne kadar şüphelinin 2005-2009 yılları arasındaki dönem içerisinde belirli aralıklarla örgüte ait evlerde kaldığı, bu evlerde düzenlenen toplantılara katıldığı tespit edilmiş ise de ... Ceza Dairesinin ... tarih ... E. ve ... K. sayılı ilamında belirtildiği üzere ... adı geçen örgütün silahlı terör örgütü olduğunun tüm toplum tarafından bilinirliğinin ortaya çıkmasından önce bu yapıya bağlı evlerde kalmasının, şüphelinin konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında silahlı terör örgütünün unsurlarında yanılgı (TCK. 30/1) kapsamında değerlendirilebileceği ve şüphelinin bu örgüte ait evlerde kalmasının tek başına FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak boyutunu aşacak nitelikte ve örgütün üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceği, ..." gerekçesi ile ... tarih ve ... sayılı kararla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacı hakkında yukarıda açıklanan takipsizlik kararı dışında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna ilişkin başkaca bir delil bulunmadığı, davacı hakkında ByLock, sabit arama, Bank Asya kaydı bulunmadığı, 2005-2009 tarihleri arasında örgüt evlerinde kaldığı belirtilmişse de bu tarihten sonra örgütle irtibatını devam ettirdiğine ilişkin delil bulunmadığı, davalı idarece davacının da katıldığı 2012 yılı jandarma astsubaylık giriş sınavının şüpheli olduğu ileri sürülmüşse de, bu hususta davacı hakkında münferiden yürütülen bir soruşturma ve davacı hakkında somut tespit bulunmadığı, 17/25 Aralık 2013 sürecinden sonra davacının örgütle irtibatını ve iltisakını ortaya koyabilecek herhangi bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğundan bahisle 375 sayılı KHK uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı KHK'nın geçici 35/B maddesinde, kamu görevinden çıkarılma işlemi tesis edilmesine ilişkin olarak, belli bir süreden önce veya sonra değerlendirme yapılmasına ilişkin bir ibare yer almadığı, kamu görevinden çıkarma işlemi için terör örgütü ile olan bağının mutlaka üyelik veya mensubiyet seviyesinde olması gerekmediği, iltisak ve irtibat bulunmasının yeterli olduğu, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, terör örgütü ile irtibat ve iltisak yönünden sorumluluğunun kalkacağı anlamına gelmediği, davacının üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapısıyla tanıştığına, örgüte müzahir dershaneye gittiğine, bu dershanede Fethullah Gülen'e ait videolar izletildiğine, söz konusu örgüte ait evlerde kaldığına, sohbetlere katıldığına, Zaman gazetesine abone olduğuna ilişkin beyanlarının tespit edildiği, dava konusu işlemin Anayasa ve ilgili mevzuata uygun olarak kamu yararı kapsamında tesis edildiği, kamu görevlisinin Devlete karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğu, silahlı terör örgütüne üyelik ya da mensubiyet olmasa da irtibat ve iltisakın bulunması halinde kamu görevine son verme tedbirinin uygulanabileceği, bu kapsamda dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; yanlış anlaşılan olaylar nedeniyle göz altına alınıp tutuklandığı, yanlışlığın düzeltilmesi sonrasında salıverildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile hiçbir irtibat ve iltisakının bulunmadığı, terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğuna ilişkin somut delil ortaya konulmadığı, sadece üniversite yıllarında maddi imkansızlık nedeniyle örgüt evinde kalmak zorunda kaldığı, kısa süre sonra evdeki baskı ve zorlamalara dayanamayıp bu evden ayrıldığı, bu dönemde terör örgütü yapılanmasından haberinin olmadığı, 2009 yılında evden ayrıldıktan sonra hiç kimseyle bağlantısının olmadığı, terör örgütünün asıl amacının 17/25 Aralık 2013 tarihinden sonra ortaya çıktığı, 2009 yılında bu örgütle tüm bağlantısını bitirdiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, Erzincan İl Jandarma Komutanlığı emrinde Astsubay Kıdemli Çavuş olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin, Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007).
Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, idari soruşturma kapsamında düzenlenen 18/04/2019 tarihli bilgi alma tutanağı ve davacının savunma istem yazısı üzerine idareye sunduğu savunması incelendiğinde; davacının Karaman'da bulunan FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Sabah Dershanesine gittiği dönemde etüt adı altında yapılan toplantılara katıldığı, bu toplantılarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in videolarının izletildiği, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kalmaya başladığı, bu süreçte evde düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığı, bu toplantılarda da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'e ait videoların izletildiği, FETÖ/PDY mensubu öğrencilerin kendisini Zaman gazetesine abone yaptığı yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiği dönemde etüt adı altında yapılan toplantılara katılmasının, toplantılarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in videolarını izlemesinin, üniversite döneminde örgüte ait evlerde kalmasının, bu süreçte evde düzenlenen sohbet toplantılarına katılmasının, bu toplantılarda da FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'e ait videoları izlemesinin ve Zaman gazetesine abone olmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/05/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.