Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/5253 E. , 2024/23122 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/5253
Karar No : 2024/23122
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, hukuka uygun elde edilen delillerle, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından ortaya konulan tespitlerde; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Aktif Eğitimciler Sendikasına 32 ay süreyle üye olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumunda çocuğunun 2015-2016 döneminde öğrenim kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 2014 yılında ödeme bilgisinin bulunduğunun tespit edildiği, yukarıda açıklanan söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında yürütülen adli soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, sadece sendikaya üyeliğinin terör örgütü ile irtibat ya da iltisakı bulunduğunu göstermeyeceği, müzahir sendikanın hiçbir organizasyonuna katılmadığı, yöneticilik konumunun bulunmadığı, dava konusu işlemle çalışma hakkının engellendiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı, öğretmen olarak görev yapmakta iken, 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" dair karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde: ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli soruşturma neticesinde, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/4659 soruşturma sayılı dosyasında; "Kütahya Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün bila tarihli cevabi yazısında şüphelinin 04/06/2018 tarihi itibariyle bylock kullanıcısı olmadığının belirtildiği,
Şüpheli hakkında yapılan kolluk araştırma tutanağının 30/01/2019 tarihli üst yazı ile dosyamıza gönderildiği, anılan tutanakta; şüphelinin 672 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiğinin bunun dışında herhangi bir kayda rastlanmadığının görüldüğü,
Asya Katılım Bankasının 06/06/2018 tarihli cevabi yazısına göre şüphelinin anılan bankada hesabının olmadığı,Kütahya Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 05/02/2019 tarihli cevabi yazısı ekinde şüpheliye ait çeşitli kayıtların gönderildiği, bu kayıtlardan; şüphelinin 23/10/2012-06/05/2013 ve 25/12/2013-16/02/2016 dönemlerinde aktif eğitim sen isimli sendikaya üye olduğunun görüldüğü, velisi olduğu çocuğunun 2014-2016 yılları arasında Özel Konuralp İlkokulunda eğitim gördüğü,
Şüpheli 11/06/2019 tarihli müdafi eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; herhangi bir örgüte üye olmadığı için etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemediğini, örgüt içinde yer almadığını, örgüt ile bağlantılı ev, yurt, pansiyonda kalmadığını, örgüt ile irtibatlı kurumda çalışmadığını, örgüte maddi destek sağlamadığını, milli eğitime bağlı Akşemsettin İmam Hatip Lisesine Beden Eğitimi Öğretmeni olarak atandığı zaman öğretmenler odasında Aktif Eğitim Sen'in üye formlarını gördüğünü o dönem Türk Eğitim Sen sendikasına üye olduğunu bu sendikaya kızdığı için Aktif Eğitim Sen'e üye olmaya karar verdiğini, bu sendikanın herhangi bir faaliyete katılmadığını, 2016 yılında istifa ederek üyeliğini sonlandırdığını, örgüte maddi destek sağlamadığını, asya katılım bankasında hesabının olmadığını, bylock kullanmadığını, örgüte ait yayınlara abone olmadığını beyan ettiği,
Şüpheliye ait HTS kayıtlarının analizinde şüphelinin FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında hakkında işlem yapılan şahıslarla telefon irtibatının bulunduğunun görüldüğü..
...Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının yargı kararlarından da anlaşılacağı üzere süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk olduğu, şüphelinin bu yapı dahilinde herhangi bir sürekli faaliyetine rastlanılmadığı, yapılan kolluk araştırmasında atılı suç yönünden şüpheli aleyhine bir tespit yapılmadığı, bylock ve asya katılım bankası hesabının olmadığının tespit edildiği, her ne kadar şüphelinin örgüt ile irtibatlı sendikaya üyeliği mevcutsa sendika kapsamında herhangi bir faaliyetinin tespit edilmemesi nedeniyle atılı eylemin örgüt üyeliği suçunu meydana getirmeyeceği, yine şüphelinin çocuğunu örgüt ile irtibatlı sözde eğitim kurumuna göndermesinin mevcut delil durumuna göre de kamu davası açmaya yeter delil niteliğinde olmadığı, şüpheliye ait HTS kayıtlarını atılı suç yönünden destekleyecek delil bulunmadığı böylece şüphelinin atılı suçu işlediğine dair hakkında kamu davası açılmasını haklı gösterecek nitelik ve yeterlilikte delile ulaşılamadığı.." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Dava konusu OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında;
-Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikalar arasında yer alan Aktif Eğitimciler Sendikasına Aralık 2012-Nisan 2013 tarihleri arasında 5 ay, Ocak 2014- Mart 2016 tarihleri arasında 27 ay olmak üzere toplam 32 ay üyeliğinin bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı gerekçesiyle kapatılan Özel Konuralp İlkokulu'nda 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı gerekçesiyle kapatılan Özel Feza Eğitim Öğretim Yurt ve Kantin Tic. A.Ş.'ye 18/12/2015-10/05/2016 tarihleri arasında toplam 1.635,00-TL ödemede bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile para gönderdiği tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, FETÖ/PDY örgütü ile bir irtibatının bulunmadığı, örgüt üyeliği suçundan yapılan soruşturmada hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Aktif Eğitimciler Sendikasına kimi kurum ve kuruluşlarda sunduğu indirim imkanı ve görev yaptığı okuldaki meslektaşlarının da ısrarı sebebiyle üye olduğu, sürekli sendika değiştirmemek adına bir süre üyeliğini sürdüğü, sendikanın herhangi bir faaliyetine katılmadığı, sendika bünyesinde yöneticilik yapmadığı, Mart 2016 tarihi itibarıyla sendika üyeliğini sonlandırdığı, çocuğunun, yaşadığı bakıcı problemi dolayısıyla tam gün eğitim programına sahip okulda eğitim almasını istedikleri, yaşadıkları şehir şartlarında bu imkanı sunan tek okul olması nedeniyle KHK uyarınca kapatılan eğitim kurumunu tercih ettiği, Kimse Yok Mu Derneği'ne kamuya yararlı dernek statüsünde olduğu için para gönderdiği, benzer nitelikli pek çok derneğe de yardımda bulunduğu ileri sürülmüştür.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliğini sonlandıran kişiler yönünden irtibat ve iltisaka ilişkin başkaca bir somut bilgi ve belge yoksa salt sendika üyeliğinin tek başına irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikasına Aralık 2012-Nisan 2013 tarihleri arasında 5 ay, Ocak 2014- Mart 2016 tarihleri arasında 27 ay olmak üzere toplam 32 ay üyeliği bulunmakta ise de, Sendika üyeliğinin istifa sebebiyle kesintili olması ve süreklilik arz etmemesi, sendikanın sunmuş olduğu imkanların, davacı ve benzeri koşullara sahip kamu çalışanlarına cezbedici gelebileceğinin kabulü ile davacının da 2016 yılı Mart ayında mezkur sendikadan istifa ettiğini belirtmesi ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu hususu teyit ettiği görüldüğünden, anılan Sendikaya kesintili ve sürekli olmayan üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve Sendikanın miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında, salt Sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı gerekçesiyle kapatılan Özel Konuralp İlkokulu'nda 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının bulunduğu görülmüş ise de; davacının çocuğunu bu okula gönderirken eğitim saikiyle değil örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında yer almadığı anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı gerekçesiyle kapatılan Özel Feza Eğitim Öğretim Yurt ve Kantin Tic. A.Ş.'ye 18/12/2015-10/05/2016 tarihleri arasında toplam 1.635,00-TL ödemede bulunduğu tespitlerine yer verilmiş ise de, FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan şirkete davacı tarafından yapılan söz konusu ödemelerin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda da dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, anılan ödemelerin örgüte yardım veya örgüte müzahir yayınlara abonelik amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile para gönderdiği hususunun, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS ile gönderilen paraların insani duygularla bağış amacı dışında örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı, davalı idarece de dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!