Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/2416 E. , 2024/19564 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/2416
Karar No : 2024/19564
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin 05/01/2022 tarih ve E:2021/4000, K:2022/15 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, hakkında verilen mahkumiyet hükmünün lehine bozulma ihtimalinin bulunduğu, dava konusu işlemin gerekçesi olarak sadece ağır ceza mahkemesindeki dosyasının gösterildiği, başkaca hiçbir tespit, delil, değerlendirme ve gerekçenin bulunmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi :...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 Sayılı Kanun ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin (B) fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hapis cezasıyla cezalandırıldığı ve davalı idarece, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan yargılandığı ve Yargıtayca onanarak kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...- Sanık ...'nin olay tarihinde ve halen İstanbul Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünün Üsküdar Yerleşkesinde ... Birlik Amirliğinde ... sicili sayılı polis memuru olarak 511 grubunda grup memuru olduğu,
15.07.2016 günü saat:18.00 ila 16.07.2016 günü saat:08.00 arası Vahdettin Köşkü ve Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliğinde 15. Birlik Amirliğinden toplam (17) personel ile birlikte görevlendirildiği,
Saat:18.00 itibari ile görev yerine grup olarak intikal ettiği, bilahare ilerleyen saatlerde Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliğinde konuşlu halde bulundukları, yine Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliğinde olay günü görevli polis memuru T.A.’ ın darbe girişimini öğrenmesi ile birlikte polis merkezine takviye çağırdıkları ancak 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde yolların kapatılması ve Beylerbeyi Sarayı önünde gerçekleşen olaylara binaen konuşlu halde bulunan Çevik Kuvvet personellerinden polis merkezinde kalmaları yönünde talepte bulunmasına karşın sanıkların kendilerini Çevik Kuvvet Yerleşkesinden çağırdıklarını beyanla Polis memuru T.A.’ ın talebini olumlu karşılamadıkları,
Saat:22.32 sıralarında Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliğinden çıkış yapan sanıkların Üsküdar istikametine gitmesi gerekirken Kuleli Askeri Lisesi- Beykoz istikametine gittikleri,
Saat: 22.37 sıralarında Kuleli Askeri Lisesinin önünden geçerek Beykoz istikametine seyir halinde bulundukları,
Öncesinde darbe teşebbüsü kapsamında Beykoz bölgesinde görevlendirilen ve bu amaç doğrultusunda Kuleli Askeri Lisesinden çıkış yaparak Beykoz istikametine ilerleyen Albay M.K. ve Binbaşı K.G.’ in sanığın bulunduğu minibüsü durduğu ve araçtan indirdikleri sanıklara ''Tüm polislerin kendileri ile birlikte hareket ettiklerini, bizimle beraber hareket etmeleri gerektiğini” söyleyerek sanıkları Çengelköy – Kuleli Askeri Lisesi istikametine geri gönderdikleri,
Saat: 22.59 sıralarında Beykoz’ dan Çengelköy istikametine doğru Çevik Kuvvet minibüsünün seyir halinde bulunduğu,
Saat:23.02 sıralarında Kuleli Askeri Lisesi önüne intikal ettikleri ve burada askeri personellerin sanıklari araçtan indirdikleri, yine burada bulunan Albay M.Ç.’ nın sanıklara “sıkıyönetim ilan edildiğini, ellerinde belgeler olduğunu, emniyetin yüzde 95’ nin kendileri ile hareket ettiklerini, birlikte hareket etmeleri gerektiğini” söyleyerek ikna etmeye çalıştığı aksi halinde ise tehdit vari içerikli konuşmalar yaptığı, akabinde T.Y. isimli emniyet mensubunun darp ettiği ve kelepçelettiği, bu durum üzerine askeri personellere itaat eden sanıkların Albay M.Ç.’ nın emirleri ile gelen-geçen araçları çevirmek üzere okul önünde bıraktığı, sanığın ise Askeri Lisesi Ana Nizamiye önünde kalarak askeri personellerin emirleri doğrultusunda hareket ettikleri,
İlk etapta sanıklar B.D., Y.S. ile İ.Ö.’ ın (İ.Ö. bilahare Kuleli Askeri Lisesi önün gelerek araç ile Çengelköy personel ve mühimmat sevkiyatı yapmaktadır.) Vaniköy Bölgesine gönderilerek burada Yüzbaşı G.E. ile birlikte gelen geçen araçları geri istikametlerine yönlendirdikleri, sıkıyönetim tebliğinde bulundukları,
İlerleyen saatlerde 16.07.2016 günü saat:02.27.36 da Vaniköy de bulunan sanıkların yanına kendisi ile birlikte sanıklar İ.S., M.H., M.K., M.A.U., Ö. F.T., S.K. ve V.K.’ ın Vaniköy Bölgesine giderek Yarbay E.K.’ ın emir komutası altına girdikleri,
Saat:03.00 itibari ile bölgeye (ilk etapta sanıklari durduran askeri personeller) Beykoz istikametinden M.K. emir komutasındaki askerlerin intikal ettiği, bu saat itibari ile bölgeye darbeye tepki göstermek üzere halkın geldiği, askeri personellerin halka yönelik ateşli silah kullandığı, sanık B.D.’ un ise halka yönelik gaz bombası atarak dağıtmaya çalıştığı,
Söz konusu olayların saat:04.52 sıralarına kadar devam ettiği ve netice de halkın dağıtıldığı anlaşılmakla askeri personel ve sanıkların sabah saatlerine kadar beklemeye başladıkları, sanığın bu süreç içerisinde diğer sanıklar ile birlikte askeri personellerin yanında bulundukları,
Saat:05.53 sıralarında askeri personel ve sanıkların toplanarak geri çekilmeye başladıkları,
Saat:05.56 sıralarında ise bu bölgede bulunan sanıkların Yarbay E.K. ve bazı askeri personeller ile konuştukları ve akabinde el sıkıştıkları ve akabinde ayrılarak Kuleli Askeri Lisesi önüne gittikleri anlaşılmıştır....
Sanıkların darbeye teşebbüs kapsamında aktif olarak içerisinde bulundukları eylemleri tek tek incelendiğinde, sanıklar M.A., B.K. ve Ö.F.T., Yübaşı M. D. ile birlikte Çengelköy'de konuşlu Polis Karakolu'na giderek sıkı yönetim tebliğinde bulunan Yüzbaşı M. D.'nün yanında bulundukları, sanık M.K., İ.Ö., B.K. ve M.A.'ın Çengelköy bölgesinde M.Ç.'nın emir komutası altında askeri personelin alıkoyduğu vatandaşlara bu askeri personelin emirleri doğrultusunda kelepçe taktıkları ve başlarında bekledikleri, Sanıklar ..., İ.S., M.H. M.A.U., M. K., S. K. ve V.K.'ın Vaniköy bölgesinde bulunan Yarbay E.K.'ın emir komutası altında oldukları, gecenin ilerleyen saatlerinde vatandaşın barikat noktasına gelmesi üzerine sanık B.D.'un askeri personelin kendisine vermiş olduğu emir üzerine halka yönelik gaz bombası atarak halkı dağıtmaya çalıştığı, sanık Y.S.'ın saat 01:00 civarlarında, Vaniköy caddesinden Kuleli istikametine doğru gelen ve yolun kapatıldığı yerde askeri personel tarafından durdurulan, içinde sivillerin olduğu siyah renkli bir aracı tekmelediği ve geldiği istikamete geri gönderdiği ve diğer çevik kuvvet polislerin bulundukları bölgelerde askeri personelin emirlerine uyarak verilen emirleri yerine getirdikleri anlaşılmıştır.
Sanıklar her ne kadar arkadaşları olan T.Y.'ın askerlerin elinde bulunması nedeniyle onu yalnız bırakmamak adına bölgeden ayrılmadıklarını beyan etmiş iseler de; Müşteki T. A.'ın "...Olay günü Çengelköy polis merkezine grup amir vekili olarak görev yapıyordum. Olayı polis merkezimizin sabit hattına gelen ihbarlarla öğrendikten sonra çevre emniyetimizi aldık. Bununla ilgili olarak da daha önce vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ediyorum efendim. Köprü üzerinde askerlerin yolu kapattığını Beylerbeyi civarında polisleri yere yatırıp silahlarını aldıklarını, uygulama yaptıklarını geçen vatandaşlara da sıkıyönetim ilan edildiğini buna benzer söylemler. TEM bürodan aradılar ilk önce daha sonra vatandaşları köprü polisini kendim arayarak güvenliğini oradan olayı netleştirmesini sağladım. Daha sonra ilk önce çevre emniyeti aldıktan sonra polis merkezimizde bulunan Vahdettin köşküne görevli gelen çevik kuvvet polisleri vardı. Onlara gittim onlar polis merkezinin arka tarafında oturuyordu bir kısmı, bir kısmı araç içerisinde bekliyorlardı. Gittim onlara bilgi verdim, sayımızın az olduğunu söyledim ve polis merkezimizden ayrılmamalarını bize yardımcı olmalarını söyledim. Asker dedim darbe girişiminde bulunuyormuş dedim, arkadaşlar bir yere gitmeyin bizim sayımız az burada dedim tedbir alalım dedim. Arkadaşların bir tanesi grup amiri olanı ismini bilmiyorum merkezi aradı, yani çevik kuvvet merkezi aradı çevik kuvvet merkezdeki de bunları merkeze çektiler. Burada bize yardımcı olmalarına müsaade etmediler. Ben tekrar bunlara yalvarma derecesine kadar ısrarcı oldum. Bu tekrar denedi şansını bir daha aradı yanımda yine izin vermediler. Daha sonra bu arkadaşlar yollarda Beylerbeyi tarafında işte askerlerin polisleri yatırıp silahlarını ellerinden alıyorlar ihbarları da yoğunlaşınca Beylerbeyi yönünden değil o zaman Vahdettin Köşkünün olduğu taraf mahalle arasından gitmelerini kararlaştırdılar, öyle konuştuk öyle çıktılar ... , ... Sonra bekledik sabaha karşı polis merkezinin nöbet kulesinden bir ara şeye geçtim, bakayım dedim vatandaşlara baktım vatandaşları yere yatırmışlardı, elleri kelepçeli bir vaziyette oturuyorlardı yerde. Başlarında birkaç tane asker vardı, asker kıyafetli şahıslar. Sonra efendim o sırada ben dışarıdayım tabi bahçede bir baktım bir polis üniformalı bir şahıs geçti. Allah Allah dedim bu ne iş dedim. Bu polis üniforması nereden çıktı dedim. Kimsin sen dedim böyle, dedim herhalde askere polis üniforması giydirdiler dedim. Ne yapmaya çalışıyorlar bu dümen falan. Polisi görünce hayırdır dedim, dedi sen tanımadın mı beni abi dedi, yok dedim. Dedi akşam dedi çevik kuvvette görevliydik dedi hani sen bize dur dedin bize yardımcı ol falan dedin ya dedi, biz merkez çağırdı gittik. Bunlar ileride bizi durdurdu bizi rehin aldılar. Dedim şimdi bizim polis merkezinin kapısı elektrikli düğmeli, açıldığı zaman elektrik gitmiş olsa açılacak yani. Tüm milletinde hayatını tehlikeye atarak orada içeride bulunanların dedim ben kapıyı açıcam sen anında içeri kaç yanıma gel dedim, burada ölürsek hep birlikte burada ölürüm dedi. Yok abi dedi ben arkadaşlarımı satamam dedi. Arkadaşlarım orada dedi...'' şeklindeki beyanı göz önüne alındığında, sanıkların olay günü ülkemizin yaşamış olduğu hukuk dışı kötü durum gözetildiğinde daha fazla vatandaş kanı dökülmemesi ve ülkemizin birlik ve beraberliğinin bozulmaması amacıyla polis olmaları sebebiyle görevleri Polis vazife ve selahiyet kanununun kendilerine vermiş olduğu yetki itibariyle kendilerinin ve arkadaşlarının canlarını düşünmeden görevlerinin gereği olarak korumakla görevli oldukları demokratik düzene ve kendi vatandaşlarına karşı öldürme, yaralama, alıkoyma gibi eylemlerde bulunan darbe teşebbüsü içindeki askeri unsurlara tıpkı Çengelköy Polis Merkezi Amirliği'ndeki kolluk görevlileri gibi karşı koymaları gerektiği,... sanıkların ihmal niteliğindeki eylemlerinin olmaması halinde sanıkların bulundukları bölgede darbeye teşebbüs eyleminin cereyan ettiği şekilde gerçekleşmeyeceğinin kabulü ile sanıkların ihmal niteliğindeki eylemleri ile Cebir ve Şiddet Kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Öngördüğü Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etmek Suçunun işlenmesi sırasında darbe teşebbüsünde bulunan asker şahıslara yardımda bulunarak bu suçun icrasını kolaylaştırdıkları..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda hapis cezasıyla cezalandırıldığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 27/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!