WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/278 E.  ,  2024/16921 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/278
Karar No : 2024/16921

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu / ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu... İl Koordinatörlüğü ...biriminde uzman unvanıyla sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, tarafına yöneltilen suçlamalar olan ... hesabı, örgüte müzahir evlerde kalma ve örgütün sohbet toplantılarına katılma fiilleri nedeniyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan yargılama neticesinde beraat etmiş olması, anılan Ceza Mahkemesi kararı içeriğinde ".. veya 5237 sayılı TCK' nun 220/7. maddesi hükmü anlamında örgüte yardım suçuna uygun düşecek fiil sergilediğini doğrulayan, ispata elverişli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, müsnet suçun sübuta ermediği sonucuna varılmıştır..." denilmek suretiyle, davacının FETÖ terör örgütü ile üyelik ve irtibatının bulunmadığı gibi yardım eden sıfatının da bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan UYAP kayıtlarında davacı hakkında başka bir adli veya idari soruşturma ve kovuşturma kaydının bulunmuyor olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalı kurumca FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu değerlendirilen davacının sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ...Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılandığı... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı davada, ...'da 2013 Aralık ayında 40.996,85 TL katılım hesabının olduğu, 2015 Temmuz ayında ise hesap bakiyesinin 76.376,05 TL olduğu, 2005-2011 yılları arasında örgüte müzahir öğrenci evlerinde kaldığı, bu evlerde düzenlenen sohbet toplantılarına katıldığı, bu dönemde tanıdığı kişiler hakkında ayrıntılı beyanda bulunduğu, ancak 2011 yılından itibaren örgütle herhangi bir irtibatının bulunmadığı yönünde kısmen ikrar yollu anlatımlarının bulunduğu, HTS kayıtları itibarı ile haklarında benzer suç kapsamında adli işlem başlatılan kişi ve kurumlarla irtibatının bulunduğunun belirlendiği, 2013 yılı sonu öncesine ait olmak üzere örgütün dini sohbet toplantılarına katılma ve evlerinde kalmaktan ibaret eylemlerinin sanığın konum ve kişisel özellikleri nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle 27/09/2019 tarihinde beraatine karar verildiği, FETÖ /PDY terör örgütü liderinin talimatı üzerine 31/12/2013-24/12/2014 tarihleri üzerinde başka bankadan ...'daki hesabına para aktaran kişilerden olduğu, hesabında 40.000 TL lik artış olduğu, bağış işlemleri referansıyla Kimse Yokmu Derneğine para transfer ettiği hususlarının sabit olması nedeniyle davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak düzeyinde bağı olduğu kanaatine varıldığından, 375 sayılı KHK'nin Geçici 35. maddesi uyarınca sözleşmesinin feshedilerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Geçerli bir sebebe ve somut delile dayanmadan tesis edilen kamu görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka, Anayasa'ya ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, rutin bankacılık faaliyeti kapsamında ...ara yatırmış olmasının aleyhine delil olamayacağı, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraatine hükmedildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğuna ilişkin somut bir delilin bulunmadığı, isnat olunan suçlamaların gerçeği yansıtmadığı iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatının olduğunun değerlendirilmesinin yeterli olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca yapılacak değerlendirme için herhangi bir delile dayanma zorunluluğunun öngörülmediği, yürüteceği kamu hizmetinin doğrudan ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti de birlikte dikkate alındığında, davacının terör örgütüyle irtibatının bulunduğu sonucuna varılarak tesis edilen dava konusu işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği iddia edilmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Uşak İl Koordinatörlüğü İnsan Kaynakları biriminde uzman unvanıyla sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca 30/01/2019 tarih ve 11862 sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin 06/03/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen;...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır.'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının ... hesap hareketleri, davacının kendi beyanları ile örgüte müzahir evde kaldığını ve toplantılara katıldığını belirtmiş olması, ... Derneği'ne SMS ile para göndermesi ve HTS kayıtlarında yer alan irtibatlar ile ilgili tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.

Davacı tarafından bu tespit ve değerlendirmeler ile ilgili olarak; ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle sadece barınma saikiyle örgüte müzahir evlerde kaldığı, HTS kayıtlarında yer alan görüşmelerin aynı yerde görev yaptığı iş arkadaşlarıyla olduğu ve iş ilişkisine dayandığı, ... hesap hareketliliğinin FETÖ direktifleri ile ilgili olmadığı, borç verdiği yakınının söz konusu borcunu ödemesinden kaynaklı olarak hesabında artış meydana geldiği, birikimlerini bu bankada değerlendirdiği, harcamalarını bu hesaptan yaptığı, bu hesabı rutin ödemeler için kullanıldığı ileri sürülmüştür.
Davacının anılan iddiaları ile UYAP kayıtlarının, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin ve davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, "... sanığın örgütün en önemli finans kaynaklarından biri olan ... isimli bankada sözde örgüt yönetiminin talimat tarihleri ile uyumlu para yatırma kaydı bulunmayan (2013 yılı Aralık ayında 40.996,85 TL, 2014 yılı Ocak ayında 44.401,63 TL, Şubat ayında 46.921,23 TL, Mart ayında 46.522,91 TL, Nisan ayında 48.006,76 TL, Mayıs ayında 48.802,63 TL, Haziran ayında 52.912,09 TL, Temmuz ayında 52.780,7 TL, Ağustos ayında 58.168,63 TL, Eylül ayında 31.614,98 TL, Ekim ayında 32.044,9 TL, Kasım ayında 35.197,99 TL, Aralık ayında 39.516,27 TL, 2015 yılı Ocak ayında 45.613,45 TL, Şubat ayında 77.970,79 TL, Mart ayında 81.707,76 TL, Nisan ayında 60.852,62 TL, Mayıs ayında 64.654,73 TL, Haziran ayında 68.674,08 TL, Temmuz ayında 71.263,9 TL, Ağustos ayında 76.376,05 TL şeklinde kayıtlar bulunan talimat dönemi öncesi ve sonrasında yüksek meblağlar bulunan ve bankanın TMSF' ye devrinden sonra dahi örgütsel talimatın aksine artışlar devam eden) hesabının olduğu ..." yolundaki tespitlerin değerlendirilmesinden; davacının Bank Asya'daki hesap hareketlerinin, rutin bankacılık işlemleri olduğu, terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapılmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bununla birlikte, davacının barınma amacıyla örgüt evinde kaldığı anlaşılmakla, örgüte müzahir evde kaldığına yönelik beyanının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, ayrıca HTS kayıtlarında davacının haklarında silahlı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden soruşturma yapılan kişilerle yaptığı görüşmelerin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğinin somut verilerle ispatlanamadığı ve ... Derneği'ne yapılan ödemelerin örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair herhangi bir somut tespit bulunup bulunmadığı araştırılmadan anılan ödemelerin doğrudan davacının örgütle irtibat ve iltisakına ilişkin bir delil olarak kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle kararın kaldırılarak davanın reddine ilişkin temyize konu ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme Kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 05/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava dosyasındaki tüm bilgi, belge ve davacının beyanının birlikte değerlendirilmesinden, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görüldüğünden Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.