WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/11628 E.  ,  2024/152 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/11628
Karar No : 2024/152

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …

Karşı Taraf (Davalı) : …Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen …İdare Mahkemesinin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin …Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlamanın ve cezanın bulunduğu, 24/06/2008 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararı ile suç oluşturmadığı saptanan faaliyet, eylem ve işlemlerin yeniden yargılama konusu yapılamayacağı, bu durumun aksine bir uygulamanın hukuk devleti ilkesinin bir unsuru olan hukukî güvenlik ilkesini ve çifte cezalandırma yasağını ihlâl ettiği, 26/05/2016 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararı ile FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak ilân edildiği, Millî Güvenlik Kurulu kararının hukuken geçerli olarak sayılması durumunda bu tarihten önceki yasal faaliyetlerin terör suçlaması bakımından suç delili olarak kabul edilemeyeceği, hakkında herhangi bir yargılama yapılmadan kanun hükmünde kararname ile terör örgütü üyesi olarak ilân edilip kamu görevinden çıkarılmasının masumiyet karinesine ve özel hayata saygı hakkına aykırı olduğu, davasının ceza mahkemesi önündeki yargılamadan bağımsız olarak ele alınıp incelenmesi gerektiği, irtibat ve iltisak kavramlarının muğlak bir kanun yazma tekniği ile oluşturulması nedeniyle öngörülebilir olmadığı, 23/07/2016 tarihinden önce hiçbir kanun maddesinde irtibat veya iltisak gerekçesiyle kamu görevlilerinin cezai yaptırımlara tabi tutulacağının öngörülmediği ve bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlâl edildiği, somut olayda yürütme organı tarafından konulmuş olan bir suç ve cezanın bulunduğu, ancak yürütme organı tarafından suç ve ceza ihdas edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kişilerin temel hak ve hürriyetlerine müdahale oluşturan yaptırımları öngören normların erişilebilir ve uygulaması öngörülebilir olması gerektiği, Millî Güvenlik Kurulu kararlarına mahkemelerce bağlayıcı bir değer atfedilemeyeceği, bir oluşumun suç örgütü olup olmadığının ancak mahkemeler tarafından tespit edilebileceği, tamamen barışçıl nitelikte olan dinî sohbetlere katılmanın toplanma ile din ve vicdan özgürlüğünün kapsamında olduğu, dinî sohbetlere katılmanın davanın reddine gerekçe yapılmasının belirtilen haklara aykırılık teşkil ettiği, hakkındaki mahkûmiyet kararının kamu görevinden çıkarılmasından sonra ortaya çıkmış olan bir durum olduğu, bu hususun kamu görevinden çıkarılmasını hukuka uygun hâle getirmeyeceği, ByLock uygulamasına ilişkin verilerin yasa dışı delil niteliğinde olduğu ve hiçbir yargılamada bu delillerin kullanılamayacağı, ByLock uygulamasına ilişkin verileri içeren dijital materyallerin hiçbir şekilde tarafına verilmediği ve bu durumun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ByLock uygulamasına ilişkin Yargıtay kararlarının mahkeme kararlarına dayanak oluşturamayacağı, 19/07/2018 tarihi itibariyle olağanüstü hâl uygulamasına son verildiği ve bu nedenle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin yasal dayanağının kalmadığı, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tedbirin olağanüstü hâl süresiyle sınırlı olduğu, 15 Temmuz darbe girişimine doğrudan ya da dolaylı müdahil olduğunu gösteren herhangi bir delilin mevcut olmadığı, kamu görevlisi olduğu tarihten itibaren sadakat yükümlülüğünün bilincinde olarak hareket ettiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak hareket ettiğine dair herhangi bir somut delilin bulunmadığı, sonradan çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile geçmişteki eylemleri sebebiyle cezalandırılması nedeniyle suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, hiçbir mahkeme kararı olmadan özel hayatı ve aile hayatına ilişkin bilgilerin toplanması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, hiçbir yargılama yapılmadan kanun hükmünde kararname ile suçlu ilân edilmesi nedeniyle şeref ve itibara saygı hakkının, masumiyet karinesinden yararlanmada diğer bireyler ile arasında ayrımcılık yapılması nedeniyle ayrımcılık yasağının, eğitim, öğretim, staj ve benzeri faaliyetler sonucunda elde etmiş olduğu belgelerin geçersiz sayılması nedeniyle eğitim hakkının, maaş ve diğer ekonomik haklarından mahrum bırakılması nedeniyle mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının, ileri sürmüş olduğu iddia ve itirazların ilk derece mahkemesi ve istinaf merci tarafından kararlarında karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlâl edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacının …Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarih ve E: …, K: …kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilmiş ise de, dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan ceza mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde …Bölge Adliye Mahkemesi …Ceza Dairesi'nin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararı ile anılan ceza mahkemesi kararının bozulduğu, bozma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, …Ceza Mahkemesi'nin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinin sabit görüldüğü, yapılan yargılamada davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı ve bu neticede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bir mahkumiyet kararı olmamakla birlikte anılan ceza yargılaması sırasında elde edilen delil ve tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesi bakımından dikkate alınabileceği açıktır.
Bu açıdan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen … Ağır Ceza Mahkemesi'nin …tarih ve E: …, K: …sayılı kararında, tanık İ.A.'nın; "...2005 yılında Aksaray PMYO'dan mezun olduktan sonra Ankara'ya atandım. Temmuz ayında göreve başladım. 2006 Yılından Nisan ayına kadar Başbakanlık koruma görevinde bulundum. Bu tarihten sonra Ankara Polis kolejine tekrar atamam yapıldı. 2008 yılında Iğdır iline atanana kadar Ankara Polis kolejinde Lojistik Şube Müdürlüğünde görev yaptım. Sanık ...'yı burada tanıdım. Kendisi de Polis Koleji Ulaştırma Şubede Polis memuru olarak görev yapıyordu. Ben bir süre kimse ile tanışmadım. Daha sonra Polis memuru İ.A. sohbetlere davet etti. Ben polis kolejine yakın bir yerde oturuyordum. Oraya yakın oturanlar için bir sohbet grubu oluşturulmuştu. Sohbet grubunda sanık ...'da bu sohbetlere katılırdı. Bu sohbetler sıra ile herkesin kendi evinde yapılırdı. Sohbetlerde Tefsir, Kuran-ı Kerim, Hadis vb. Dini konular okutulup konuşulurdu. Bu toplantılara herhangi bir sivil şahsın katıldığını hatırlamıyorum. Himmet verildiğini hatırlıyorum ancak ne kadar verildiğini hatırlamıyorum. Ben sanık ...'yı 2008 Iğdır iline atandıktan sonra görmedim ve herhangi bir iletişimim olmamıştır. Emniyette yapmış olduğum teşhis doğrudur ve bana aittir. Benim konuya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir..." şeklinde beyanlarına yer verildiği, öte yandan anılan ceza yargılamasında; "...Sanığın ByLock isimli şifreli haberleşme programını …gsm numarası, …imei numarası ile ilk tespit tarihi 04/09/2014 olmak üzere ve user ıd'si …olan ...adsl abone numarası üzerinden kullandığı..." şeklinde tespitlerde bulunulduğu, bu durumda, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan bilgi, belge ve tespitler ile ceza yargılamasındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 31/01/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.