WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

DANIŞTAY 5. DAIRE

A- A A+

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2020/158 E.  ,  2023/17096 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/158
Karar No : 2023/17096

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Başkanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : ..
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sermaye Piyasası Kurulu Uzmanı olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 28/07/2016 tarihli Olur'lu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesi ve parasal hakların ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesine uygun olarak oluşturulan kurul tarafından, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek yapılan teklif üzerine Bakan onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına yönelik işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine .. Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:.. sayılı kararıyla; bakılan davada, İdare Mahkemesince yapılan ara kararlarına verilen cevaplar incelendiğinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün Mali Suçlar Şubesi, TEM Şubesi ve Kaçakçılık Bürosundan gönderilen ara kararı cevaplarında, davacının sözü edilen terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığının bildirildiği, davalı idarece verilen ara kararı cevabında, dava konusu işlem evrakı yanında somut bir bilgi ve belgenin sunulamadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosundan gönderilen ara kararı cevabında davacı hakkında devam bir soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının bildirildiği, istinaf incelemesi aşamasında yapılan 12/09/2019 tarihli ara kararına verilen cevaplar incelendiğinde, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı'nın ara kararı cevabında, sözü edilen iddialarlar ile ilgili olarak icracı makamların görüşlerinin esas alınması gerektiğinin bildirildiği, Emniyet Genel Müdürlüğü'nce verilen ara kararı cevabında, davacının ve birinci derece yakınlarının sözü edilen terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığının bildirildiği, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından yollanan ara kararı cevabında, sistemden yapılan sorgulamalar kapsamında herhangi bir veriye rastlanamadığı bilgisinin yanında, Bank Asya'da 2005 yılında hesap kaydı olduğuna dair bir tablonun gönderildiği, uyuşmazlıkta; davalı idare dahil çok sayıda kurumdan, ara kararı ile davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınabilecek 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca FETÖ/PDY terör örgütü ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı olduğuna dair bir bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığının bildirilmesinin istenildiği, gelen ara kararı cevaplarında davacı hakkında bu hususta bir kaydın bulunmadığının belirtildiği hususları göz önünde alındığında, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle açıkça ortaya konulamayan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4/1-f maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, ara kararına cevaben gönderilen Bank Asya hesap kaydına dair tablonun incelenmesinden, davacının Bank Asya'da 2004, 2005 ve 2006 yıllarında adına açılan 4 adet TL hesabı, 2 adet USD hesabı ve 1 adet GBP (İngiltere) hesabı bulunduğu görülmüş ise de, anılan hesaplarla ilgili bankacılık işlemlerinin irdelenmesinden, bu dönemde değişik bankacılık işlemlerinin yapıldığı, en son işlemin 31.01.2008 tarihinde yapıldığı, ayrıca bu bankacılık işlemleri arasında 28/10/2005 tarihinde Kimse Yok mu Yardımlaşma Derneğine 60 TL havale yapıldığı görülmüş ise de; açılan hesapların 2004,2005 ve 2006 yıllarına ait olması, en son bankacılık işleminin 2008 yılı Ocak ayında yapılmış olması, Kimse Yok mu Yardımlaşma Derneğine yapılan havalenin ise 2005 yılında yapılmış olduğu hususları göz önüne alındığında, salt bu bilgilerle davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile 667 sayılı KHK'nın 4/1-f maddesi kapsamında üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatının bulunduğunun kabul edilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından; dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, davacı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı esasına kayden kamu davası açıldığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Dava dosyası ile Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı iddianamenin incelenmesinden, davacının mahrem sorumlu olarak hazine uzmanları ile ilgilendiğine, kod adı kullandığına ve örgütsel toplantılar yaptığına yönelik beyanlar bulunduğu görülmekte olup, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Sermaye Piyasası Kurulu uzmanı olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca 28/07/2016 tarihli Olur'lu işlemle kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük hakların iadesi, parasal hakların ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince davalı idare dahil çok sayıda kuruma ara kararı yapılarak, davacının kamu görevinden çıkarılmasına esas alınabilecek FETÖ/PDY terör örgütü ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı olduğuna dair bir bilgi ve belgenin bulunup bulunmadığının istenilmesi üzerine gelen cevaplarda davacı hakkında bu hususta bir kaydın bulunmadığı ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut delillerle açıkça ortaya konulamadığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 12/04/2022 tarih ve 2022/376 sayılı iddianamesi ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kamu davası açıldığı ve Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin E:2022/116 sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının .. tarih ve … sayılı iddianamesinde davacı hakkında; "Şüphelinin Fetö/Pdy Silahlı Terör Örgütünün mahrem memur yapılması içerisinde 2015/2016 yıllarında vazife üstlendiği, mahrem sorumlu olarak görev yapmak suretiyle Hazine Uzmanları E.D., E.B.A., Z.S., M.A. ve F.U. ile ilgilendiği, bu kişilerden F.U. hariç hepsinin etkin pişmanlıkta bulunmak suretiyle şüpheli hakkında beyanda bulunduğu, F.U.'nun ise tutuklu olarak soruşturmasının devam ettiği, şüpheli Turgay'ın örgüt içerisinde ''Fatih Kod'' adını kullanarak mahrem sorumlu olarak 2015/2016 yıllarında görev yaptığı, bu hususların tanık beyanları ile sabit olduğu, ayrıca şüphelinin 2008 ve 2009 yıllarında ankesörlü hatlardan ardışık olarak arandığının tespit edildiği, şüphelinin özellikle 17/25 Aralık süreci sonrasında örgütün mülkiye ve idare yapılanmasında KOD isim kullanarak örgütsel toplantılar yapması, bu toplantılara katılırken özel tedbirler uygulaması, toplantıya katılan diğer örgüt mensuplarının şüpheliyi gerçek ismi ile tanımaması hususunun şüphelinin açık hukuka aykırılık bilinci içerisinde, örgütün amaç ve ideolojisi doğrultusunda, örgüt ile organik bağ kurarak, hiyerarşi dahilinde hareket ettiği, bu şekilde üzerine atılı bulunan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği, ..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bu nedenle, anılan iddianamede belirtilen davacının mahrem sorumlu olarak hazine uzmanları ile ilgilendiğine, kod adı kullandığına ve örgütsel toplantılar yaptığına yönelik beyanlar ile söz konusu iddianamede belirtilen diğer tespitler temin edilerek ve adil yargılanma hakkının temini bakımından davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesine yönelik temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.