Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2025/1609 E. , 2025/3353 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1609
Karar No : 2025/3353
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF VE BİREYSEL
BAŞVURULARI KABUL EDİLENLER
(DAVACILAR) :
1- ...
2- ...
...
31- ...
32- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DİĞER DAVACILAR :
1- ... Derneği
2- ...
...
75- ...
76- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
77- ... Odası
VEKİLİ : Av. ...
78- ... Barosu
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa ve Foça İlçeleri, Horozgediği Mevkiinde, yapılması planlanan "İzdemir Enerji Santrali-II (Endüstriyel ve Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Alanı Dahil)" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen ... günlü, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; bir kısım davacılar yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, diğer davacılar yönünden ise dava konusu işlemin iptaline ilişkin kararın, taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 03/04/2019 tarih ve E:2019/2365, K:2019/2065 sayılı kararı ile, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmın ise bozularak, kesin olarak, davanın reddine karar verilmesi sonrasında, bir kısım davacılar tarafından yapılan bireysel başvuru neticesinde, Anayasa Mahkemesinin 13/12/2023 tarih ve Başvuru No:2019/29604 sayılı kararıyla bir kısım davacıların özel hayata saygı hakkının ihlaline karar verilerek ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması üzerine; bireysel başvuruda bulunmayan davacılar ve Anayasa Mahkemesince kişi bakımından yetkisizlik verilen davacılar yönünden önceki hüküm kesinleşmiş olduğundan, bahse konu davacılara ilişkin işbu davada herhangi bir inceleme yapılmadığı ve işbu yargılamada verilen hükmün bahse konu davacılar yönünden herhangi bir hüküm ifade etmediği hususu açıklandıktan sonra, '' ...dava konusu ÇED olumlu kararında kül ve cürufun geri dönüşümünün öncelikle uygulanacak yöntem olarak taahhüt edildiği, kül ve cürufun geri dönüşümü yapılamadığı durumlar için 11,5 yıl boyunca oluşacak kül ve cürufu depolayabilecek kapasitede bir özel atık depolama sahası oluşturulmuş olduğu, kül ve cürufun piyasaya satış yoluyla geri dönüşümünün sağlanamadığı durumlarda atık bertarafı için kullanılacak atık depolama alanı için ÇED Raporunda çevresel etkiler ve alınacak önlemler için değerlendirmelerin yer aldığı görülmekle birlikte, kül ve cüruf geri dönüşümünün çevresel etkileri ve bunlar için alınacak önlemler hakkında ÇED raporunda herhangi bir değerlendirme yer almadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda kül ve cüruf geri dönüşümünün, kül ve cüruf malzemenin santralden alınıp hammadde olarak kullanılacağı çimento üretim tesisleri gibi tesislere taşınmasını içermekte olduğundan taşımadan kaynaklanan hava kirletici emisyonların kül ve cürufu hammadde olarak kullanacak tesisin sorumluluğunda olduğundan bahisle değerlendirmeye gerek olmadığı belirtilmiş ise de, kül ve cüruf geri dönüşümünün de sürecin bir parçası olduğu, ÇED raporunda bu hususunda değerlendirilmesi gerektiği aksi durumda sürecin bir parçası olan geri dönüşüm sebebiyle atık depolama alanına yaklaşık 1,5- 2 km yakınlıkta yer alan 2.240 dekar zeytinlik alanın zarar görebileceği, dolayısıyla tesise 3 kilometreden daha yakın mesafede yer alan zeytinlik alanına ilişkin gerekli önlemlerin alınmadığı, bu hususta ÇED raporunda eksiklik bulunduğu bu haliyle dava konusu kararın 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı, Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun'un 20. maddesine aykırılık gösterdiği sonucuna varıldığından İzdemir Enerji Santrali-II (Endüstriyel ve Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Alanı dahil) projesi için verilen dava konusu 22.03.2017 tarihli ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu'' kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.'' gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, projeye ait Nihai ÇED Raporunun çevre mevzuatı gerekliliklerini karşılayacak şekilde hazırlandığı, incelendiği ve sonuçlandırıldığı belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacılar tarafından, proje için verilen ÇED izninin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Aynı projeye ilişkin, Dairemizin E:2025/2184 sayılı dosyası ile e-ÇED sisteminin incelenmesinden, dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının ilişkin olduğu "İzdemir Enerji Santrali-II'' projesiyle ilgili olarak davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında önce 28.12.2018 tarih ve 5295 sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmiş olduğu, söz konusu kararın da Mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, yine 2009/7 sayılı Genelge kapsamında 06.03.2025 tarihinde ilana çıkarılan yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmiş olduğu, bu sebeple bakılmakta olan davanın konusunun kalmadığı, temyize konu kararın bozulması ve dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler, aynı projeye ilişkin olarak açılan Dairemizin E:2025/2184 sayılı dosyası birlikte değerlendirilerek, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İzmir İli, Aliağa ve Foça İlçeleri, Horozgediği Mevkiinde, yapılması planlanan "İzdemir Enerji Santrali-II (Endüstriyel ve Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Alanı Dahil)" projesi ile ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından verilen 22.03.2017 günlü, 4568 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Kapsam Belirleme ve İnceleme Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine gerçekleşmesinde sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 7. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin; a) EK-I listesinde yer alan projelere b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi Ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Genelgesinde; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Yönetmeliğin 7. maddesi kapsamındaki bir projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve dolayısıyla projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten ÇED Olumlu kararı alınmadıkça, projenin uygulanamayacağı açıktır.
Diğer taraftan, anılan Genelgeye göre yapılması planlanan projeyle ilgili verilen ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararları, ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun bir veya birkaç bölümüne ilişkinse ve ÇED raporunun tamamını kusurlandırmıyorsa, ÇED raporunun yetersiz görülen bu kısımları yeniden düzenlenmek suretiyle davalı idareye sunulması üzerine, Yönetmelikte öngörülen ÇED sürecinin en başından işletilmeyerek değerlendirme yapıldığı anlaşılmakta olup, davalı idare tarafından söz konusu projeyle ilgili revize ÇED raporu hakkında ikinci bir ÇED Olumlu kararının verilmesi ile ilk ÇED Olumlu kararının, zımni olarak geri alındığının ve dolayısıyla hukuken uygulanamayacağının kabulü gerekmektedir. Nitekim, söz konusu projeyle ilgili ilk "ÇED Olumlu" kararının hukuken geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, revize edilen ÇED raporuna istinaden verilen ikinci "ÇED Olumlu" kararının da hukuken geçerli olduğu dikkate alındığında, aynı projeyle ilgili iki farklı "ÇED Olumlu" kararının birlikte uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Olayda; aynı projeye ilişkin, Dairemizin E:2025/2184 sayılı dosyası ile e-ÇED sisteminin incelenmesinden, dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının ilişkin olduğu "İzdemir Enerji Santrali-II (Endüstriyel ve Tehlikeli Atık Düzenli Depolama Alanı Dahil)" projesiyle ilgili olarak davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında 28.12.2018 tarih ve 5295 sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmiş olduğu, söz konusu kararın da ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla iptal edilmesi sonrasında, bu kez 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında 06.03.2025 tarihinde ilana çıkarılan yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu projeyle ilgili 06.03.2025 tarihinde ilana çıkarılan yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmesiyle, aynı projeyle ilgili iki farklı "ÇED Olumlu" kararının birlikte uygulanma olanağının bulunmadığı dikkate alındığında, davalı idarece, dava konusu "ÇED Olumlu" kararının zımni olarak geri alındığının kabulü gerekmekte olup, bakılmakta olan davanın konusunun kalmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2(i) maddesi uyarınca KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından karşılanan toplam ...-TL yargılama giderlerinin davalı idare tarafından (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak üzere) davacılara ödenmesine,
4.Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davalı idare tarafından karşılanan yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan yargılama giderlerinin ise müdahil üzerinde bırakılmasına,
5.Varsa artan posta avansının aidiyetine göre taraflara iadesine,
6.Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin (yargılamanın önceki aşamaları da dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak üzere) davalı idareden alınarak davacılardan ...'ye ödenmesine,
7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, oybirliğiyle kesin olarak, 26/05/2025 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!