Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/839 E. , 2024/1817 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/839
Karar No : 2024/1817
DAVACI: …
VEKİLİ: Av. …
DAVALILAR :
1- …
2- … Bakanlığı
DAVANIN KONUSU: Samsun İli, Alaçam İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde kalan alanın Kesin Korunacak Hassas Alan ve Ramsar Alanı özelliklerine uymaması sebebiyle niteliğinin tekrar incelenmesi istemi ile yapılan başvurunun zımnen reddi işleminin iptali istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 43/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde; idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin vergi, resim, harç benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın, vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılının, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası varsa hesap numarasının gösterileceği; ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı düzenlenmiştir.
Anılan Kanunun 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet ve 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde de, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olmadıklarının tespiti halinde, yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddedileceği hükme bağlanmıştır.
Aktarılan mevzuattan, dava dilekçelerinde, davanın konusunun açık ve kesin olarak belirtilmesi, iptali istenen işlem veya işlemlerin tarihi, sayısı ile varsa yazılı bildirim veya öğrenme tarihinin gösterilerek tereddüde yer vermeyecek şekilde dilekçenin sonuç ve talep kısmına yazılması gerektiği, bu şekilde düzenlenmeyen dilekçelerin yenilenmek üzere reddedileceği anlaşılmaktadır.
Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca taleple sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde Samsun İli, Alaçam İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde kalan alanın Kesin Korunacak Hassas Alan ve Ramsar Alanı özelliklerine uymaması sebebiyle niteliğinin tekrar incelenmesi istemi ile davacı tarafından 13.06.2023 tarihinde Samsun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun zımnen reddi işleminin iptalinin istenildiği görülmekle birlikte, davaya konu alanın Kesin Korunacak Hassas Alan olarak belirlenmesine ilişkin 21.04.2020 tarihli ve 31106 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 20.04.2020 tarihli ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptalinin istenilip istenilmediği anlaşılamamaktadır.
Bu durumda; dilekçenin, "Davanın Konusu", "Açıklamalar" ve "Sonuç ve Talep" bölümleri bir bütünlük arz edecek şekilde düzenlenerek, dava konusu işlemlerin, açıkça belirtilmesi, iptali istenen işlem veya işlemlerin tarihi, sayısı ile varsa yazılı bildirim veya öğrenme tarihinin gösterilerek tereddüde yer vermeyecek şekilde dilekçede yazılması, iptali istenilen idari işlemin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu ve davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiği ayrı ayrı, açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya konulması suretiyle karşı taraf sayısından bir fazla düzenlenerek imzalanmış dilekçelerle yeniden dava açılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu Kararın tebliğ tarihinden itibaren otuz (30) gün içerisinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenmek ve yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmak suretiyle, harç yatırılmaksızın yeniden dava açmakta serbest olmak üzere DİLEKÇENİN REDDİNE,
2. Dava dilekçesinin bir örneğinin davacıya iadesine,
3. Aynı Kanunun 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre, yeniden verilen dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde, davanın reddedileceğinin davacıya bildirilmesine,
4. Dava yenilenmediği takdirde artan yargılama giderinin davacıya iadesine, 14/03/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesinde, "1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak; a) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere, e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. 2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, dava dilekçeleri üzerine yapılan ilk inceleme sonunda, idari yargının görevli olduğu konularda, görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek, dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği düzenlenmiş; "İdari davalarda genel yetki" başlıklı 32. maddesinde, "(1) Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. (2) Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir." hükmüne; Aynı Kanunun 43/1-a maddesinde ise, görevsizlik sebebiyle gönderilen dosyalarda Danıştayın, davayı görevi içinde görmezse dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesine karar vereceği, aynı maddenin 3. fıkrasında ise bu kararların kesin olduğu hüküm altına alınmıştır.
1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü" başlıklı 109. maddesinde "Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, 2. fıkrasında; "Orman ve orman rejimine tabi olmayan yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığınca tespit edilen veya ettirilen tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri diğer koruma alanları ile Bakanlıkça tespit edilen doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarının tescil ve ilanı Bakanın onayı ile yapılır. Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Cumhurbaşkanınca tescil ve ilan edilir. " hükmüne yer verilmiştir.
Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin ''Korunan alanlara ilişkin genel ilkeler'' başlıklı 5. maddesinde, ''(1) Korunan alanların belirlenmesi, değerlendirilmesi ve korunmasında aşağıdaki ilkelere uyulur. a) Korunan alanların statüsünün belirlenmesi ve değerlendirilebilmesi için zamana bağlı değişimleri ortaya koyan ekolojik süreçler tanımlanır. b) Herhangi bir korunan alanın güncel durumu tespit edilmeden, o alanın korunan alan statüsü yeniden değerlendirilemez. c) (Değişik:RG-19/2/2013-28564) Korunan alanların güncel durumu; alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojisi ve hidrojeolojisi başta olmak üzere her açıdan durumu hazırlanacak ön değerlendirme raporu sonucuna göre veya gerekli görülmesi durumunda ise en az ardışık dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak belirlenir. ç) (Ek:RG-19/2/2013-28564) (1) Doğal sit ilanı ile ilgili talepler veya Genel Müdürlükçe incelenmesi uygun görülen alanlar hakkında hazırlanacak ön değerlendirme raporu sonucuna göre doğal sit özelliği taşımayan talepler değerlendirmeye alınmaz, alanın doğal sit özelliği taşıdığının belirlenmesi durumunda ise ardışık en az dört mevsimi kapsayan ekolojik temelli bilimsel araştırma yapılarak koruma statüsü belirlenir. d) Herhangi bir korunan alanın statüsünün değerlendirilmesi için belirlenecek araştırma alanı sınırları; korunan alanın konumu, büyüklüğü ve doğal eşiklerle ilişkisi göz önüne alınarak tespit edilir. e) Doğrudan ve dolaylı çevresel etkilere karşı hassas tür ve habitatları içeren duyarlı alanlara öncelikli olarak koruma statüsü verilir. f) Korunan alanlarda tespit, tescil, planlama, koruma, kullanma, yönetim ve izlemeye esas teşkil edecek envanter ve veri tabanı çalışması yapılır veya yaptırılır. g) Korunan alanlarda ekosistem işlevlerinin sürekliliğini amaçlayan yönetim planı çalışmaları yapılır. ğ) Korunan alanların içinde ve birbiriyle ilişkili korunan alanlar arasında, ekolojik koridorlar tesis edilir. h) Korunan alanındaki koruma değerlerine yönelik tehdit analizleri yapılır. ı) Korunan alanlarda bozulmuş ya da bozulmaya yüz tutmuş ekosistem ve habitatların onarılması, ekolojik rehabilitasyonu, ekolojik restorasyonu yapılır. i) Korunan alanlar ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçların yanı sıra bölgesel ve yerel karakteristikleri de göz önünde bulundurularak korunur. j) Tabiat ve biyolojik çeşitlilik değerlerini koruma konusunda toplumun bilinç ve bilgi düzeyinin artırılması ve koruma amaçlarına uygun katkıların sağlanması amacı ile her türlü eğitim faaliyeti ve etkinlik desteklenir, yapılır. k) Çevre üzerinde ciddi veya tamiri mümkün olmayan tehditlerin varlığında, bilimsel kanıtların ortaya çıkmasını beklemeden gerekli önlemler alınır. l) Ekolojik dengeyi bozacak herhangi bir faaliyete izin verilmez. m) Korunan alanların doğallığını muhafaza etmek ve mevcut koruma değerlerinin devamlılığının sağlanması esastır. n) Korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve özel çevre koruma bölgelerinin tespiti ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça belirlenir. o) (Ek:RG-16/3/2020-31070) Korunması gerekli tabiat varlıkları ve bunlara ait koruma alanları ile doğal sit alanlarında gerçekleştirilecek iş ve işlemler Merkez Komisyonu tarafından belirlenecek ilke kararları çerçevesinde Bölge Komisyonlarınca alınacak kararlar doğrultusunda yürütülür. ö) (Ek:RG-16/3/2020-31070) Bir doğal sit statüsünde, ilke kararları kapsamında yapılabileceği öngörülen faaliyetler, bu doğal sit statüsünden daha alt koruma statüsüne sahip doğal sit alanında/alanlarında da Bölge Komisyonu kararı ile gerçekleştirilebilir.'' hükmüne, ''Kesin korunacak hassas alanların ayırt edici özellikleri'' başlıklı 7. maddesinde, ''(1) (Değişik ibare:RG-5/3/2022-31769) Kesin korunacak hassas alanlar; kaynak değerlerinin korunması için; alan kullanımı ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bölgeye girişlerinin engellendiği, (Değişik ibare:RG-5/3/2022-31769) bilimsel araştırma, eğitim ya da çevresel izleme amacıyla özel önlemler alınarak korunacak kara, su, deniz alanları olup, (Değişik ibare:RG-16/3/2020-31070) Cumhurbaşkanı kararı ile ilan (Değişik ibare:RG-5/3/2022-31769) edilen mutlak korunması gereken alanlardır.'' hükmüne, aynı Yönetmeliğin ''Mevcut doğal sit alanlarının değerlendirilmesi'' başlıklı Geçici 3. maddesinde ise ''(1) 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 6 ncı maddesi gereğince Kültür ve Turizm Bakanlığından Bakanlığa devredilen mevcut doğal sit alanlarının güncel durumu ön değerlendirme raporuna göre belirlenir. Doğal sit özelliği taşımayan alanların statüsünün iptali; doğal sit özelliği taşıdığı belirlenen alanların ise ardışık en az dört mevsimi kapsayacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre koruma statüsünün devamı, yeni statü tesisi veya iptali önerilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın ve dava dilekçesinin incelenmesinden; Samsun İli, Alaçam İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde kalan alanın Kesin Korunacak Hassas Alan ve Ramsar Alanı özelliklerine uymaması sebebiyle niteliğinin tekrar incelenmesi istemi ile davacı tarafından 13.06.2023 tarihinde Samsun Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun zımnen reddi işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava dilekçesinde iptali istenilen işlemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün zımni ret işlemi olduğu, dava konusu alanın Kesin Korunacak Hassas Alan olarak belirlenmesine ilişkin 20.04.2020 tarihli ve 2461 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptalinin istenilmediği, davacı tarafından yapılan 13.06.2023 tarihli başvurunun Cumhurbaşkanlığı tarafından değil, Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin Geçici 3. maddesi uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından değerlendirileceği, ekolojik temelli bilimsel araştırma neticesinde yapılacak değerlendirme sonucunda alanın statüsünün Kesin Korunacak Hassas Alandan çıkarılması gerektiği sonucuna varılması halinde, yetkide paralellik ilkesi çerçevesinde, alanın Kesin Korunacak Hassas Alandan çıkarılması istemi ile dosyanın Bakanlık tarafından Cumhurbaşkanlığı'na sunulacağı açıktır. Ancak ekolojik temelli bilimsel araştırma neticesinde yapılacak değerlendirme sonucunda alanın statüsünün Kesin Korunacak Hassas Alandan çıkarılması gerekmediği sonucuna varılması halinde ise, bu kez Bakanlık tarafından konunun Cumhurbaşkanlığı'na sunulmasını gerektirir bir durum olmayacaktır.
Bu durumda; davacının başvurusu üzerine yapılacak ekolojik temelli bilimsel araştırma sonucuna göre, Bakanlık tarafından konu Cumhurbaşkanlığına sunulmadıkça Cumhurbaşkanlığı tarafından herhangi bir karar alınması gerekliliği bulunmadığından, davacının başvurusundaki talepleri karşılama yükümlülüğü sadece davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda bulunduğundan ve yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca davanın görüm ve çözümü Samsun İdare Mahkemesinin görevinde olduğundan, davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!